En Sıcak Konular

Tefekkür:Farklı Bir Okuma ile Oğuz Kağan Destanı

16 Aralık 2017 09:06 tsi
Tefekkür:Farklı Bir Okuma ile Oğuz Kağan Destanı Tefekkür:Farklı Bir Okuma ile Oğuz Kağan Destanı

Farklı Bir Okuma ile Oğuz Kağan Destanı

İnsan mantığının hududunu aşan mantıksız bir mantık ile anlaşılan perde arkası... Kimya kanunları gibi değişmez kanunları vardır bu perde arkasının. Bura ile temas edeni (tasarrufa) muvakkat kılar. Dr. Münir DERMAN

 Aynı dili konuşma, hısımlık ve bağlılıktır. MEVLANA

http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=5531 Oğuz Kağan Destanı 1


http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=5533 Oğuz Kağan Destanı 2

Oğuz Kağan Destanında sembol dilinin çok fazla kullanıldığını görürüz. Her şeyi açıkça yazmak varken neden sembol dili fazlaca kullanılmıştır? Aynı şekilde Kuran’da da sembol dili oldukça fazla göze çarpmaktadır. Bu ayetlere Müteşabih denilmiş bir şeyle birçok şeyin anlatımını sağlamak için bu metot kullanılmıştır. Oğuz Kağan Destanına baktığımızda Bahaeddin ÖGEL Hocamız görünen anlamıyla sosyolojik okumayı yapmış ve dönemin insanlarının tarihi, coğrafi yapısı ve inanışları hakkında bilgi sunmaya çalışmıştır. Biz Münir Derman Hazretlerinin bahsettiği “mantıksız bir mantık” ile okumaya çalışacağız. O dünyanın kanunları kendi içinde kimya kanunları gibi mantıklı olduğunu da akıldan çıkarmamak gerekir. Sıradan ilk Üç kıtayı ve arada seçtiğimiz bazı kıtaları anlatmaya çalışacağız. Destan oldukça uzundur.

1. Aydın oldu gözleri, renklendi, ışık oldu,
    Ay Kağan'ın o gündü bir oğlu oldu.
    Gömgök, gök mavisiydi, bu oğlanın yüz rengi,
    Kıpkızıl ağzıyla, ateş gibiydi benzi.


2. Al al idi gözleri, saçları da kapkara.
    Perilerden de güzel, kaşları var ne kara.
    Geldi ana göğsüne, aldı emdi sütünü,
    İstemedi bir daha, içmek kendi sütünü.


3. Pişmemiş etler ister, aş yemek ister oldu.
    Etraftan şarap ister, eğlenmek ister oldu.
    Ansızın dile geldi, söyler, konuşur oldu.
    Kırk gün geçtikten sonra, yürür oynaşır oldu.

1. Kıta’da bir Güneş metaforu anlatılmaya çalışılmıştır. Gökyüzünde sadece Güneş’in olduğunu farz edersek yani ne ay ne dünya ne gezegenler, ne de yıldızlar olmazsa karanlık diye bir şey olmaz. Gökyüzü sadece Mavi Gök şeklinde gözükür. Kıpkızıl sözünü Güneş’in batışıyla düşünmek gerekiyor gibi. Güneşin batımı başka bir şeylerin oluşumunun habercisi olduğunu anlıyoruz. Bunu da:

2. Kıta’da görebiliriz. Bir tarafı gündüz “Al al olmuş gözleri” bir yandan saçları da siyahtır. Buradan Dünya’nın oluşumuna vurgu yapılmış ve Gece Gündüz olayı yaşanmaya başlamıştır. Bu devre de ağaçların oluşumunu gözlemleyebiliriz. Ağaçlar Toprağın özüyle beslenirler yani topraktan süt emerek diye eşleştirilebilir. Fakat sadece bu eksik kalacaktır. 3 Kıta bu eksikliği tamamlayacaktır.

3. Kıta’da daha farklı bir oluşum meydana geldiği okunabilir. “Pişmemiş etler ister“ Artık canlı formları görünmüştür diyebiliriz. Tarih öncesi ilk önce ağaçlar vardı sonra hayvanlar oluştu ve nihayet insanlar oluşmuştur diye kestirmeden söyleyebiliriz. 

Yüzeysel okumayla, anlatmaya çalıştığımız muhteşem milyarlarca yıl süren bu uzun dönemleri Atalarımız bir kaç dörtlükle veya basit bir harf ile ya da bir sembolle net olarak anlatmış kainatın hafızasını biz torunlarına aktarmaya çalışmışlardır. Bu dörtlükleri bir Ayetle ve resimle çizmeye çalışırsak, aşağıdaki sembollerle çizerdik.
 
**  Kehf Suresi 22. Abdul Metin Saruhan: "(İnsanların kimi) Onlar üç kişidir, dördüncüsü de köpekleridir diyecekler….”

Alttaki -resim b- sadece anlatabilmek için konulmuştur. Onu katarsak ayetin devamı olan “Yine beş kişidir, altıncıları köpekleridir diyecekler.” Sözünün anlatımı olabilir. 1. Kıtada ki mavi gök yada üzerimizde ki mavi gökyüzü Güneş’in ışığının karanlığı aydınlatmasıyla oluşmaktadır. Dolayısıyla Kutsal ışığın Mavi göğü gösterdiği anlaşılabilir. Bunun bir de karanlığı vardır. I ching alfbesinde ilk uzun çizgi karanlıktır sonraki kesik olan iki çizgi de ying yang oluşmuştur. Yukardan aşağıya 3 satır dikkate alınmamalı ilk önce 1. Sıra oluşmuştur. Normalde hepsi 6 satırdan oluşmaktadır. Bizim zamanımızda bu 6 satırlı bir oluşumdur fakat bizlerden çok sonra bu 7 satırlı olacaktır.

 

 


Bu ayette gösterilmeye çalıştığımız makro anlamda oluşumdur bunun bir de -uzay yanında- mikro oluşumu vardır. Bunu Güneş, Ay, Merkür, Venüs ve Mars olmak üzere 5 oluşumla birleştirebiliriz.


3. Kıta’yı Kopuz Ata 3 te ki 51. resimle daha iyi anlayabiliriz.
http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=5726


 


Romanda balıkları avlayanlardan bahsedilmişti ve hırslarının onları nasıl değiştirdiği detaylıca anlatılmıştı. Bu resimde de elinde balık tutan adamın kaşlarının kuşa benzemesi ve dişlerinin balıklara benzemesinden hırsına köle olan bir portre çizmekte olduğunu anlıyoruz. Bu şekilde düşünürsek ellerimizle meydana getirdiğimiz robotların kimleri yok edeceğini tahmin etmek zor olmayacaktır. 3. Kıtada artık canlı formları oluştuğunu anlıyoruz. Çok fazla zaman zarfı vardır bunları iyi ayırt etmek gerekir.

** Maide Suresi 31. Ayet  Abdul Metin Saruhan: Derken Allah kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. (Katil kardeş) Yazıklar olsun bana, şu karga kadar da olamadım mı ki kardeşimin cesedini gömeyim dedi ve ettiğine yananlardan oldu.

** Araf Suresi 133. Ayet. Elmalılı Hamdi Yazır: Biz de kudretimizin ayrı ayrı âyetleri olmak üzere başlarına tufan gönderdik, çekirge gönderdik, haşerat gönderdik, kurbağalar gönderdik, kan gönderdik yine inad ettiler ve çok mücrim bir kavm oldular

** Bir büyük orman vardı, Oğuz yurdundan içre,
     Ne nehir, ne ırmaklar akardı bu orman içre.
     Ne çok av hayvanları, ormanda yaşar idi.
     Ne çok av kuşları da üstünde uçar idi.

1. Okuma:    

 
Bu kıta, farklı bir kıta olmasına rağmen sanki 3. Kıtaya benzemektedir. Burada zaman değişmiştir 3. Kıtada ne olduğunu farklı bir yaşam boyutunda detaylandırıldığı göze çarpmaktadır. Bu Kuran’da geçen “Hiç yaşanmamış gibi” ayetlerinin de anahtarı gibi ve bizim, kadim zamanlarda neler yaşandığını anlamamız için bir ipucu niteliğindedir. Yine resme bakarak, Kopuz Ata 3’ü referans alarak analiz ettiğimizde, burada ormanların sazlıklar, yosunlar olduğunu ve av kuşlarının olduğunu anlamaktayız.


2. Okuma:


http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=6279 Tengri’nin Türk’ü romanında 16, 18 ve 19. Resimlere baktığımızda yine değişimin hırs yüzünden başladığını görebiliyoruz. Bunu daha genel daha büyük bir bakış açısıyla görmek gerekiyor. Yani bu değişimi kuş, balık gibi değil de belki bir gezegenin değişimi gibi görmek gerekiyor.

Oğuz Kağan, bundan sonra bir gergedanın ormana musallat olup hayvanları ve insanları tehdit ettiği için gergedanı öldürmeye karar verdiğini görüyoruz. Bunun için önce bir Geyik avlıyor ve gergedan onu yiyor. Daha sonra sevdiği Ayı’yı ağaca bağlıyor ve gergedan onu da yiyor en sonunda Kendisi gergedanın karşısına çıkıyor. O en çok sevdiği Ayı’yı alınca gergedan;

** Artık bu durum onu can evinden vurmuştu,
     Ağaca kendi gelip, tam altında durmuştu.
     Gergedan geldiğinde, Oğuzu görüp durdu,
     Oğuzun kalkanına gelip bir baş vurdu.

     Kargıyla gergedanın, başına vurdu Oğuz,
     Öldürüp gergedanı, kurtardı yurdu Oğuz.
     Keserek kılıcıyla, hemen başını aldı,
     Döndü gitti evine, iline haber saldı.

Oğuz Kağan gergedanın başını kestiğinde, DNA’sında, Gergedanın kendisi, Ayı ve Geyik olmak üzere 3 şey taşıyordu. Tasavvufi bir okuma yapmadığımız için Ruh, Can, Nefsten bahsetmiyoruz. Bu üç şeyi Göbeklitepe’de bulunan kafataslarıyla birleştirebiliriz. https://indigodergisi.com/2017/06/gobeklitepe-neolitik-kafatasi-kemik/ Düşündüğümüzde aslında Göbeklitepe’de Boğa kafası en çok kullanılan sembolken neden insan kafatasları bulunduğu gizemli bir durumdur. Çünkü Boğa kafası Güneşle ve Ayla ilgili bir semboldür. Yani bunların ikisini bir
düşünmek gerekir. Deruni Devlet Kutsal Halı kitabında Şeytan’ın insan kafatasını bayrağına işlediğini göz önünde bulundurarak, Bir ihtimal, Göbeklitepe kentinin son zamanlarına doğru dinin bozulmuş olduğunu anlayabiliriz. Bu konuda ayrıca tek başına araştırma yapılmalı. Biz konumuzla ilgili bölüme bakarsak, o kafatasında ki 3 şeyin 3 yılanla sembolize edildiği görülür.


 


Üçüncü resme bakarsak; Üç yılan, Geyik, Ayı ve Gergedanın Boğada birleştiğini anlatır. Yüzü, boynuzlar ve başın üzerinde ki yılana benzer sembolle 3 eder. Kendisiyle 4. olacaktır. Bunu Roma Mitolojisinde Kronos’un kendi çocuklarını yemesiyle hikayeleştirilmiş olan mitte de görebiliyoruz.

Wikipedia:
** ”Kronos'tan sonra Toprak Ana (Gaia) Kiklopları ve Hekatonkheir'leri doğurduğu halde, Uranüs hepsini çıkar çıkmaz Gaia'nın karnına geri tıkmakta, ve böylece onu inletmektedir. Gaia bir düzen kurar ve o düzeni oğlu kurnaz Kronos'un eliyle gerçekleştirir. Uranüs'ün devrilmesiyle hakimiyet Kronos'a geçer. Tahta geçer geçmez yaptığı ilk iş, Hekatonkheirleri ve Kiklopları hapsedildikleri Tartaros'tan kurtarmak oldu”
** ”Kronos'un, annesi Gaia tarafından eline verildiği çelik tırpanla babası Uranos'un hayalarını kesmesi, tanrı kuşakları arasında yaşanılan çekişmenin ilk aşamasıdır. Uranos'un erkeklik organından akan kanlardan Erinys'ler ve spermasından Aphrodite doğar.”

Uranos, Kiklopları ve Hekatonkheir’i hapsetmiştir. Kronos onları kutardıktan sonra onların isimleri Erinys ve Afrodit olarak gözükmüştür. Burada Kronos, Oğuz Kağan Destenında ki Gergedanla eştir, Kiklopları ve Hekatonkheir de Ayı ile Geyiği sembolize eder.  Afrodit, Venüs’tür.


 


Bu doğumu Hesiodos bu şiirle açıklamıştır.

"Dalgalı denize atar atmaz onları
Gittiler engine doğru uzun zaman.
Ak köpükler çıkıyordu tanrısal uzuvdan:
Bir kız türeyiverdi, bu ak köpükten.
Önce kutsal Kythera'ya uğradı bu kız,
Oradan da denizle çevrili Kıbrıs'a gitti
Orada karaya çıktı güzeller güzeli tanrıça,
Yürüdükçe yeşil çimenler fışkırıyordu
Narin ayaklarının bastığı yerden.
Aphrodite dediler ona tanrılar ve insanlar,
Bir köpükten doğmuş olduğu için"


Afrodit’in doğumu istiridye içinde inci gibi resmedilmiştir. Türk Destanlarında ki Umay Ana figürüyle eşleştirebiliriz. Kayıp Gezegene ne oldu haberi:
http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=5733


Gergedan’ın ölümünü Yunus Baba şu dizelerde dile getirmiştir.


** Bir sinek bir kartalı
     Salladı vurdu yere
     Yalan değil gerçektir
     Ben de gördüm tozunu
                        Yunus EMRE

** Adiyat Suresi 4. Ayet Ümit Şimşek: Tozu dumana katanlara,
Son olarak sineğin Firavun’u öldürmesi bir nevi buna da vurgu yapar.

** Gebe kalmış idi kız, gün geceler dolunca,
     Gözleri aydın oldu, üç oğlancık doğunca.
     Birinci oğlancığa, Gün adını koydular,
     İkinci oğlancığa, Ay adını buldular.
     Yıldız olsun üçüncü, diye memnun oldular.

Oğuz Kağan’ın burada ki anlatımda ki çocukları yukarıda Gergedan hikayesinde bahsettiğimiz o Üç oluşumun ta kendisidir.

** Birinci oğulcuğa, Dağ adını buldular,
     İkinci oğlanaysa, Gök adını buldular.
     Deniz olsun üçüncü, diye memnun oldular.

Burada ki de yukarda oluşanın aşağıda neyi ihtiva ettiği, neyi desteklediği, neyle özdeşleştiği ile alakalıdır. Gerçekte Oğuz Kağan’ın Üç çocuğu olmuştur. http://arkeofili.com/avrupali-erkeklerin-cogunun-atasi-sadece-uc-bronz-cagi-erkegiydi/ Oğuz Kağan’ın çok akıllı bir Veziri var ve rüyasında;

** Uluğ Türk idi adı, Oğuzun seçme eri.
     Altından bir yay gördü, uyur iken uykuda,
     Yayın vardı, üç gümüşten oku da.
     Ta Doğudan Batıya, altın yay uzanmıştı,
     Üç gümüş ok Kuzeye sanki kanatlanmıştı.

Altından Yay, Güneş Metaforudur. Gümüş Ok, Ay metaforudur. Genel kabul, Güneş Doğudan Batıya doğru hareket eder bu Destanda yazılmıştır. Ay ise Kuzeye doğru hareket ediyormuş. Bunu derin bir suyun dibinden yukarıya doğru hareket eden kabarcık misali düşünebiliriz.  Yoyo diye çocuk oyunu vardır. Aynen onun gibi yoyoyu sallarsınız aşağıya iner sonra yukarı doğru çekersiniz elinize gelince yine vurursunuz ona en aşağıya doğru atarsınız.


 


** Yedi gün geçmişti ki, oğlan başladı işe,
     Demir beşiği kırdı, kendini attı dışa.
     Yedi dağı dolaştı, yedi geyik avladı,
     Boynuzlarını yonttu, birbirine bağladı.
     Öyle bir yay yaptı ki, kirişsiz olmaz idi,
     Böyle büyük yaya da, her kiriş uymaz idi.

Göklerin yaratılışını anlatan beyitlerden sonra Oğuz Kağan’ın Yedi Geyiğin boynuzlarından bir yay yaptığı anlatılıyor. Boynuzlar burada Gezegen metaforudur. Geyik te Dünya olabilir. Bu Gezegenleri birbirine bağladığı yani gezegenlerin yörüngelerinde ve birbirleriyle etkileşim içinde olduğunu gösterir. Oğuz boyları neden Yirmi Dört tane dedikleri Yedi dağ ile alakalıdır. Çünkü Oğuz Kağan’ın her bir dağda Üç çocuğu olmuştur.

** Hakka Suresi 17. Abdul Metin Saruhan: Melekler onun (göğün) etrafındadır. O gün Rab’binin arşını, bunların da üstünde sekiz (melek) yüklenir.
** Hud Suresi 44. Abdul Metin Saruhan: (Nihayet) Ey yer suyunu yut! Ve ey gök (suyunu) tut denildi. Su çekildi; iş bitirildi. (Gemi de) Cudi (dağının) üzerine yerleşti….

** Ben ne Allah tanırım, ne de Tanrı bilirim!
     Senin sözün buyruktur, hep peşinden gelirim!
     Sen ne dersen o olur, fermanından çıkamam!
     Sen var iken başımda, başkasına bakamam!

Oğuz Kağan’ın evleneceği kişinin ona karşı sarf ettiği sözlere baktığımızda Dünya’da bir devirde Tanrı’yı bilmediklerini anlıyoruz. Bilmemekten ziyade meleklik boyutundan bir değişim neticesinde Cin boyutuna geçildiğini anlıyoruz. Oğuz Kağan’ın Tanrı bilgisiyle gönderilen biri olduğunu da düşünebiliriz.
“Ben ne Allah tanırım, ne de Tanrı bilirim!” mısrasını Neml 24.Ayetle düşünürsek
** Neml Suresi 24. Abdul Metin Saruhan: Onun ve kavminin, Allah’ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm.  Şeytan, kendilerine yaptıklarını süslü göstermiş de onları doğru yoldan alıkoymuş. Bunun için doğru yolu bulamıyorlar.
** Neml Suresi 44. Süleyman Ateş: Ona: "Köşke gir!" dendi. Köşkü görünce zemini su sandı ve bacaklarını sıvadı. (Süleymân) "O, cilâlı, şeffaf sırçadandır" dedi. (Kraliçe): "Rabbim, ben kendime zulmetmişim. (Artık) Süleymân'la beraber âlemlerin Rabbi Allah'a teslim oldum," dedi.

“Senin sözün buyruktur, hep peşinden gelirim!” sözünü Neml 42 ile düşünmek gerekir.
** Neml 42. Ayet Abdul Metin Saruhan: Melike gelince; Senin tahtın da böyle mi? Dendi. O şöyle cevap verdi; Tıpkı o! (Süleyman’a şöyle dedi); Bize daha önce (Allah’tan) bilgi verilmiş ve biz Müslüman olmuştuk
Bir zaman atlaması olmuş arada geçen zamanı bir yıl gibi olabileceği gibi asırlar da olabilir. Önce ki ayette Güneş’e tapılırken, daha önce Müslüman olmuştuk karşılığı veriliyor.

       Oğuz Kağan’ın, Çürced Kağan’ı öldürmesi Gergedan’ı öldürmesi olayıyla ilintilidir. Burada bir ad vermeye şahit oluyoruz.
** Dedi: “- Cansızı çeksin, canlılar Kanğa ile!”
    “Adınız Kanğaluğ olsun, belgeniz de araba!”
     Bıraktı onları da, gitti başka tarafa.

Kanğaluğ, Ulu yer anlamına gelmekle beraber Sümerlilerin Babil’e gelmeden önce ki isimleri olan kenger yani Keng, Kanğa anlamındadır. Bu da Ergenekon denilen yerdir.  Kanğa’nın arabayla eşleştiği ve yükü onun kendisine çektiğini anlıyoruz. Yani Kağan’ın Mülkü anlamına gelir. Kağan sadece bir unvan değil mülkünün kendi ismiyle birleşmesini ifade eder. Çürced Kağan’dan ele geçirilen ganimet aslında Belkıs’ın Süleyman AS’a yolladığı hediyelerle aynı şeyler gibidir denebilir. Süleyman AS’ın bunu kabul etmemesi Allah’ın verdiğini istemesinden sonra Çürced Kağan’dan elde ettiği ganimet ile birleştirilebilir. O noktadan sonra Mülk O’nun emrine verilmiştir.

** Uluğ-Ordu-Beğ derler, çok akıllı bir erdi,
     Bu yönde Oğuz Han’a yerince akıl verdi.
     Baktı ki yerde bu beğ, çok ağaç var çok da dal,
     Kesti biçti dalları, kendine yaptı bir Sal.
     Ağaç sala yatarak, geçti İdil nehrini,
     Çok sevindi Oğuz-Han, buyurdu şu emrini:
     “- Kalıver sen burada, halkına oluver bey!
     “Ben dedim öyle olsun, densin sana Kıpçak-Beğ!”

Ağaçlardan sal yapılıp İdil Nehrinin geçilmesi Nuh AS’ın Gemi yapıp mahiyetini kurtarması gibidir. Bir anlamda da sal, beden Uluğ Bey, ruh gibidir. Fakat bu kadar basitte değildir. Bu anlatımı örnekle anlatmak istersek, Bir konuşmasında Marmaray projesi yapılırken Oktan Abi demişti ki: “Neden ismi Marmaray aslında “Hüdayi yolu” olması gerekiyor” diye. Neden “Hüdayi Yolu” olsun ki? diye bizde düşünmeye başlamıştık. HZ. Aziz Mahmut Hüdai’nin “Fırtınalı Denizi” geçmesi yeterli bir nedendir tabi ki ama bu hikayenin dilden dile aktarılıp bizlere intikal ettirilmesinde ki hikmet nedir? Bunun İnsan yaratılışıyla bir alakası olduğu gibi Evrenin yaratılışıyla da bir alakası vardır. Aziz Mahmut Hüdai Hazretleri karşıya geçmek istediği zaman Kendisi ve Kayıkçı olmak üzere 2 kişiydiler. Bu Hızır AS ile Musa As’ın buluştuğu iki denizin birleştiği yerden başka bir yer değildi. 2 deniz arasında kalın bir tabaka olduğunu anlıyoruz. Bu kalın tabaka Aziz Mahmut Hüdai HZ’nin hikayesinden fırtına olarak sembolleşmiştir. O fırtına da iki kişi yolculuk etmiştir dolayısıyla o fırtına 2 kere delinmiştir. Birincisi Marmarayla olmuştur İkincisi de Avrasya Tüneli ile olmuştur. Fakat üstte 3 köprü vardır yani bir kere daha delinecektir. Destanda anlatılan “Kalıver sen burada, halkına oluver bey!” Bu birinci delmedir. Aşağıda değineceğimiz “Türkler “Barak” derlerdi, Kara tüylü köpeğe,” Mısrasıyla başlayacak olan bölünde bir kere daha delmeye şahit olacağız. “Oğuz bu bölgeleri, “Kıpçak-Beğ” e il verdi,” Bu da ikinci olacaktır.

** Oğuz-Kağan baktı ki, erkek kurt önler gider,
      Ordunun öncüleri, Gök Kurdu gözler gider,
      Görünce Oğuz bunu, ne çok sevinmiş idi,
      Alaca aygırını, çabucak binmiş idi.
      Apalaca aygırı, Oğuz severdi özden,
      Ama at dağa kaçtı, kaybolup gitti gözden,
      Bu dağ buzlarla kaplı, çok büyük bir dağ idi,
      Soğuğun şiddetinden, başı da ap ağ idi.

Erkek Kurt Ay metaforudur. Her ne kadar Güneş önden gidiyor gibi gözükse de aslında Ay daha hızlıdır. Ay, 1 Ay içinde 12 burç geçer Bu mesafeyi Güneş 12 ayda alır. Bu şekliyle daha hızlıdır. Bu noktada Güneş, Ay’ın yolunu izliyor desek çok yanlış olmayabilir. 2. Mısrada ki “Ordunun öncüleri, Gök Kurdu gözler gider” sözü buna işarettir. Öncü ise Güneştir. Oğuz Kağan’ın Alaca aygırına binmesi ve o aygırın soğuk, buzlarla kaplı bir dağa kaçmasını Adiyat 2. Ayetle okumalı. “Bu dağ buzlarla kaplı, çok büyük bir dağ idi,” mısrasını anlamak için Serdar Kazanç’ın http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=6264  “Yecüc, Mecüc” isimli makalesinde Youtube’den bir link vermişti. O linkle okunursa daha verimli olacaktır. İlgili link: https://www.youtube.com/watch?v=U6lrsxCSK0Q Özellikle 20. Dakikasından sonra daha dikkatli izlenmeli.

** Adiyat Suresi 2. Ümit Şimşek: Kıvılcımlar saçanlara,
**  Zil Zal Suresi 1. Ümit Şimşek: Yer o müthiş sarsıntısıyla sarsıldığında,


 


**Sana Karluk diyeyim, ölümsüz adını al!
    Çok mücevher, çok altın, hediye etti ona,
    Bir bey yaptı Karluk’u, devam etti yoluna.

Oğuz Kağan’ın her olayda birine ya da bir şeylere isim verdiğini görüyoruz. Bir öncesine Kıpçak demişti. Burada da Karluk demiştir. Kelimenin başında ki ��"K, Ok anlamına gelir. Yani ışık demektir. ��"R, er, adam. ��"L, Ulu demektir ve sonda ki ��"K, iki demektir. Toparlarsak İki Ulu Kağan’ın ışığı şeklinde çevrilebilir. Oğuz Kağan ve Karluk Han ya da Oğuz Kağan ve Kıpçak Han ya da Kulbak Bilge, Ülgen Ata (ya da İlhami Abi) şeklinde düşünülebilir. Kıpçak’ta aynı şekilde ��"K ok, -P ya da ��"V, ev, devlet, baba ��"Ç, üç ��"K, iki anlamına gelir. Oğuz Kağan ve Karluk Han’ın hikayesi, Hızır AS ile Musa AS ile özdeşleşebilir. Oğuz Kağan ve Kıpçak Han’ın hikayesi de Musa AS ve Yuşa AS’la yolculuğu ile birleşebilir. Yuşa AS’ın heybesinde bir de 3. Kişi olarak Balık vardır.

** Türkler “Barak” derlerdi, Kara tüylü köpeğe,
     Böyle ad verirlerdi, büyük soylu köpeğe.
     Aslında efsaneler, bir köpek anarlardı.
     Onu da köpeklerin, atası sayarlardı.
     Bu köpek soylu idi, çok büyük boylu idi,
     Av çoban köpekleri, hep onun oğlu idi.

Çok açık bir şekilde Kehf Suresiyle bağlantı kurabiliriz. Ulu Köpek Güneş Metaforudur. Kara olması da Kehf Suresi 86. Ayet ile okursak çok anlamlı olacaktır.
Kehf Suresi 86. Süleyman Ateş: Nihâyet güneşin battığı yere ulaşınca onu, kara balçıklı bir gözede batar buldu. Onun yanında da bir kavim buldu. Dedik ki: "Ey Zu'l-Karneyn, (onlara) ya azâb edersin veya kendilerine güzel davranırsın (onları güzellikle yola getirirsin. Nasıl istersen öyle yaparsın)."

Destana baktığımızda; “Aslında efsaneler, bir köpek anarlardı.” Bir köpek anarlardı derken, yani sadece 1 Köpek vardır. Fakat burada Kara olması durumu söz konusu olduğu vurgulanmıştır. Bütün Av Köpeklerinin atası olması durumu Gezegenlerin başı olması dolayısıyladır. Kehf Suresi 86. Ayetle okursak Güneş’in kara bir balçığa saplanmasını, Batıya akması, Gün içinde batması, Ahir zaman ya da Güneş’in yok olması şeklinde yorumlanabilir. Burada bir kavim meydana geldiğini Ayetten anlıyoruz. Oktan Abi’nin bir kitabında, Adem, Latif Baba’ya bir soru soruyor. Ahir zamanda kıyamet kimin üzerine kopacak? diye. Latif Baba’da nankörlerin üzerine kopacağını söylüyordu. Mesela yapay zekayı ve robotları oluşturan insanlara, robotlar nasıl bir nankörlük yapabilir? Aslında cevabı basit; onları var edeni yok ederek. Bunları yeryüzünde fikri olarak var olduğunu Sibirya’da keşfedilen bir uygarlıktan anlıyoruz. http://www.webtekno.com/sibirya-da-bilinmeyen-bir-kulturden-kalan-mumyalar-kesfedildi-h31489.html

**İlaç sürünürlermiş, ok mızrak batmaz imiş.
     Destanda denilmiş ki, Oğuz-Han yenilmişti,
     Bir adaya sığınıp toplanıp derilmişti.
     On yedi sene sonra, Oğuz onları yendi.
     Kadınlar yardım etti, orada savaş dindi.
     Oğuz bu bölgeleri, “Kıpçak-Beğ” e il verdi,
     Bunun için Türkler de, oraya “Kıpçak” derdi.

Oğuz Kağan’ın yenilmesi İnsanlığın yenilmesiyle aynıdır. Robotların ve Yapay zekanın insanları tabiatlarından değiştireceği ve yeni bir forma evrileceği anlaşılmaktadır. Sonra Oğuz Kağan’ın 17 yıl sonra onları tekrar yendiği yani İnsanlığın ya da oluşacak yeni bir formun galip geleceğini anlıyoruz. Bu formların oluşum sürecini Oktan Abi’nin “Tengri’nin Türk’ünde Evrim Teorisi” http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=6441 isimli makalesinde çok net görebiliriz. 17 yıl bizim bildiğimiz yıl gibi düşünmeyip ilk önce 10 sonra 6 ve sonra 1 şeklinde yorumlanmalıdır. İlaç sürünmeleri Robotların dışının madenden olması, Oğuz Kağan’ın bir adaya sığınıp toplanmasını da bir ada olan Kız Kulesi ile birleştirebiliriz.

Güneş ışıkları olmasaydı yıldızları nasıl seyrederdik?
İçimizde bir akıl taşıdığımızın idrakine varmamıza vesile olan Oktan Abi’ye sonsuz teşekkürler.

Kadir Sevcan 






Bu haber 7,206 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler


    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,932 µs