En Sıcak Konular

Kuyu, Mağara, Boyutlar ve Yıldız Kapıları Üzerine Kısa Bir Yazı

10 Eylül 2020 09:59 tsi
Kuyu, Mağara, Boyutlar ve Yıldız Kapıları Üzerine Kısa Bir Yazı Bülent Ateş Yazdı....

Kuyu, Mağara, Boyutlar ve Yıldız Kapıları Üzerine Kısa Bir Yazı

 

Selam üzerinize olsun OAY ailesi,

Kambabamız Oktan Keleş, uzun aradan sonra ocağımıza döndü ve bir yandan balalarıyla hasret giderdi, bir yandan da zamanı gelmiş sırları açmaya devam ederek, bizleri hayretten hayrete taşıdı. Son iki videoda açılan sırlar, bizlerin ilkel beyinlerimizi bırakma yönünde adeta mihenk taşı oldu. O ne sırlar öyle, ne muazzam bilgiler, ne düşünülmedik bakış açısı! Vay bizim, Oktan Keleş’ten önceki İLKEL halimize!

Kalperen canların da, konulara düşünceleri ile katkıları, yazıları, bizleri bu yolda daha ötelere taşımaya devam ediyor.

Mayıs ayında gönlüme düşen bir tefekkür olmuştu. Yazıya hazırlamak için ön hazırlık yapmış, sonra üzerinde fazla duramamıştım. Kuyular ve mağaralar konusu açılınca, Hamdi Cenk atabeyimin müthiş KUYULARIN SIRRI ( https://www.onaltiyildiz.com/?haber,8099) yazısını da bugün okuyunca, tefekkür tekrar aklıma geldi.

KURAN’DA MAĞARALAR

2015 yılında Kam Babam bu fakire ‘ayak basılmamış toprakları araştır’ emrini verdiğinde, ortaya alttaki yazı çıkmıştı:
https://www.onaltiyildiz.com/?haber,4485

Bu yazıda kısaca, göğe çıkmadan önce, yerde yapılması gereken işlerin neler olduğunu; ‘yere girmeden göğe çıkılmaz’ sırrına binaen, yere nasıl ve neden girilmesi gerektiğini anlamaya çalışmış, bunun izini sürerken yere girmenin bir yolunun da MAĞARALAR olduğunu fark etmiştik. İlgili bölümden alıntı:

Son olarak,  dünyada iken canlı olarak girebileceğimiz yerin dibi, madenler ve MAĞARALARDIR! Mağaralar bir çok sırra ev sahipliği yapıyor. Musa as.'ın Kutsal sandığından, peygamber mezarlarına kadar; dünyanın içindeki uygarlıklardan, dünya içindeki dünyaya kadar bir çok gizem, mağaralarda saklanıyor ve keşfedilmeyi bekliyor. Acaba, göğe çıkmanın sırrını, yine bu esrarengiz ve henüz keşfedilmemiş mağaraların birinde mi bulacağız? Allahü âlem...

Kur’an’da mağara ayeti dediğimizde hepimizin aklına Kehf suresi geliyor. Kehf, Arapça’da ‘mağara, oyuk, sığınılacak yer’ anlamlarına geliyor. Kehf suresinin önemini, bilhassa ahir zamanda artacak olan önemini Kam Babamız bize her fırsatta hatırlatır ve bunun üzerine tefekkür etmemizi ister. Çeşitli vesilelerle, bu konu hakkında bazı tefekkürler yapıldı, paylaşıldı. Yeri geldikçe de, konu üzerinde yeni tefekkürler ortaya çıkacaktır. Ancak bu yazıya konu olan mağara, Ashab_ı Kehf’in sığındığı mağara değil, Tevbe suresinde geçen Sevr mağarası. Önce ilgili ayete bakalım:

Tevbe, 40. Ayet

İllâ tensurûhu fekad nasarahu(A)llâhu iż aḣracehu-lleżîne keferû śâniye-śneyni iż humâ fî-lġâri iż yekûlu lisâhibihi lâ tahzen inna(A)llâhe me’anâ(s) feenzela(A)llâhu sekînetehu ‘aleyhi veeyyedehu bicunûdin lem teravhâ vece’ale kelimete-lleżîne keferû-ssuflâ(k) vekelimetu(A)llâhi hiye-l’ulyâ(k) va(A)llâhu ‘azîzun hakîm(un)


‘Eğer siz Peygambere yardım etmezseniz, iyi biliniz ki, Allah ona yardım etmişti: Hani iki kişiden biri olduğu halde, inkâr edenler kendisini Mekke'den çıkardıkları sırada ikisi mağarada iken arkadaşına, “Üzülme, Allah bizimle beraberdir!” diyordu. Bunun üzerine Allah, ona güven duygusunu indirmiş ve kendisini sizin görmediğiniz ordularla desteklemişti de inanmayanların sözünü alçaltmıştı. Yüce olan yalnızca Allah'ın sözüdür. Allah daima üstündür, işlerini yerli yerinde yapandır.’

Konuyu herkes bilir. Kısaca özetlemek gerekirse,

Müşrikler Hz. Peygamber’i  öldürmek için plan yapmışlardı. Fakat Yüce Allah, müşriklerin bu planını Resul’üne bildirdi ve Medine’ye hicretine izin verdi.

Hz. Peygamber (sav), Hz. Ebu Bekir’in evine gelir ve ona hicret edeceğini söyler. İkiside hazırlıkları yaptıktan sonra Sevr Dağı’na doğru hareket ederler. Mekkeli müşrikler Peygamber Efendimiz’i yakalayıp, öldürmek arzusuyla peşlerine düşerler.

Hz. Peygamber (sav) ve Hz. Ebu Bekir, Sevr Dağı’nın zirvesindeki Sevr mağarasına gizlenirler. Her yerde onları arayan müşrikler mağaranın ağzına kadar gelmişlerse de onları görememişlerdir. Yüce Allah bu iki hicret yolcusunu müşriklerden korumuş, onları gizlemiştir.

 

Dini kaynaklardaki bilgilere göre, Sevr mağarası hakkında mağarada iken bir örümcek mağaranın giriş kısmına ağ örmüş, ayrıca iki güvercin de mağaranın girişine bir yuva yapmışlardı. (İbn Sad, Tabakatül-Kübra, Beyrut t.y.) Diyanetin tefsirine göre, bu rivayetlerin sıhhat derecesi ile ilgili tartışmalar bir yana, Kur’an’da kesin olarak ifade edilen ilahi yardımın zihinlerde canlandırılmasını için yapıldığı yazılmaktadır.

Dikkatinizi çekti ise, ayette Allah’ın, Muhammed’i ‘görünmeyen ordularla’ desteklediği açıkça bildiriliyor. Diyanetin yaptığı açıklamada ise, örümcek ağı, güvercin yuvası gibi anlatıların sağlıklı olmadığı, görünmeyen ordularla destekleme ifadesini tahayyül edebilmek için insanlara anlatıldığı söyleniyor. Yani, o zamanki İLKEL BEYİNLERE HİTAP ETMEK İÇİN, tefsircilerin hikaye uydurduklarının apaçık bir itirafıdır bu açıklama! Oktan Keleş’in dedikleri, her geçen gün daha iyi anlaşılacak.

Dönelim mağaraya…

Ayette açıkça yazıldığı gibi, Görklü Muhammed ve ‘ikinin ikincisi’ ifadesi ile anlatılan, yorumlarda da Ebu Bekir olduğu söylenen (bence bu ‘ikinin ikincisi’ ifadesi de derinlemesine incelemeye muhtaç) arkadaşına Allah, görünmeyen ordularla, kimi meallerde askerlerle, destek vermiş. Şimdi bu askerlerin veya orduların kimler olabileceğine bir bakalım, İLKEL OLMAYAN BEYİNLERİMİZLE…

Mağaranın, Sevr dağının zirvesindeki Sevr mağarası olduğunu biliyoruz. Arapça’da mağara sözcüğü Kehf ile söylenir demiştik. Peki SEVR ne demek?

Arapça’da Sevr kelimesinin Türkçe karşılığı:

ÖKÜZ, BOĞA, BOĞA BURCU…

Daha ilk bakışta bağlantıyı bulduk gibi…

Mağaraların da, zaman ve/veya mekan- boyut geçişleri olduğunu kabul ederek ilerleyelim. Sevr mağarasından, boyutlar arası geçiş yaparak, peygamberi ve arkadaşını korumak için kimler gelmiş olabilir?

Öküz, Ok-uz, OĞUZ kelime bağlantısını biliyoruz. Demek ki, bu boyut kapısından geçenler OK-UZ boyu mensupları olmalı. Gök Atalar burada da karşımıza çıktı. Peki bu kadar mı? Kelimenin BOĞA manasına baktığımda ilk aklıma gelen Boğa Takımyıldızı oldu…

Taurus ya da Boğa takımyıldızı (sembolü: Taurus.svg), zodyak kuşağı takımyıldızlarından biridir. "Taurus" adı Latincede "boğa" anlamına gelir. Boğa, kuzey yarımkürede çıplak gözle dahi seçilebilecek kadar göze çarpan bir takımyıldızdır. Batısında "Koç", doğusunda "İkizler", kuzeyinde "Kahraman" ve "Arabacı", güneydoğusunda "Avcı", güneyinde "Irmak" ve güneybatısında "Balina" takımyıldızlarıyla çevrilidir. /Wikipedia

Ne var bu takımyıldızda? Alttaki resme dikkatle bakmanızı istirham ederim.

Boğa Takımyıldızının en parlak yıldızı, turuncu renkli K5 III sınıfından bir dev yıldız[1] olan Aldebaran'dır. Bu isim, Arapça'da "takip eden, müteâkip" anlamına gelen sözcükten yerleşmiştir.

Baran kardeşime selam olsun…

Aldebaran yıldızına, yine daha önce yazdığımız ‘Dokuz Tuğ’un Sırrı’ yazımızda değinmiş, bu yıldızın, Adem atamızın dünyaya inmeden önce tuğ diktiği dokuz yerden biri olduğunu tespit etmiştik.

https://www.onaltiyildiz.com/?haber,5087

Üstteki resimde Aldebaran yıldızının, etrafındaki Orion ve Pleiades takımyıldızlarıyla ilişkisi de görülüyor. Orion takımyıldızını ise, demirci ocağı icazetnamesini incelediğimiz ‘Gök Ataların İzinde-4’ adlı yazımızda, Demircinin duruş pozisyonuna benzetmiştik.

https://www.onaltiyildiz.com/?haber,7894/gok-atalarin-izinde--4

Demirci ocağında ateşle kodlanan bilgilerin YILDIZLARIN BİLGİSİ/ÖĞRETİSİ olduğunu, bu bilgilerin geldiği yıldızlardan birinin de Orion olabileceğini savlamıştık.

Baran kardeşimin, Aldebaran yıldızı ile ilgili detaylı bir yazı yazacağını umuyorum.

Hamdi ağabeyin de, SEVR VE KEHF kelimelerinin, Türk tamgaları deşifresi metoduyla çözümlemesini yaptığında, daha geniş sırlara ereceğimizi düşünüyorum.

 

Konuyu toparlayacak olursak, Peygamber efendimizin ve arkadaşı Ebu Bekir’in sığındığı mağarada, Allah’ın kendilerini görünmez orduları ile koruduğunu, bu orduların, mağaranın isminden yola çıkarak, Boğa Takımyıldızında bulunan Aldebaran yıldızından, mağarada bulunan yıldızlar arası geçidi kullanarak geldiğini söylemeye çalıştık. Hatalar, bilgisizliğimizden ve kul oluşumuzdandır. Sübhan olan Allah’a sığınırım.

İlkel beyinleri atıp, Türk Çağı beyinleri ile Kuranı okuduğumuzda, karşımıza daha ne sırlar dökülecek, heyecanlanmamak elde değil. Bize bu yolu açan Oktan Keleş’imize gönüller dolusu sevgi ve minnetlerimi sunuyorum.

 

NOT: Yazılarımı yazarken sık sık eski yazılarıma atıfta bulunmam, ‘ene’ duygusuna kapılmışım izlenimi verecek düşüncesi ile, beni rahatsız ediyor. Benim gibi düşünerek, rahatsız olanlar olabilir diye bu açıklamayı yapıyorum. Eski yazılarıma atıf yapmam ene duygusu değil, aksine daha önce ortaya attığımız düşüncelerin, yenileri ile olan bağlantısını ortaya koyarak, bir anlamda ‘fikri takip’ amacı iledir. Ayrıca, konuların birbirini tamamlayıcı olması, önceden yazılan bir bilginin okunmadan, şu andaki bilginin tam anlaşılamaması durumunu bertaraf etmek için bu yolu tercih ediyorum. Bir diğer sebep ise, her kalperen kardeşimiz, konuları kendi ilgi alanı doğrultusunda tefekkür eder. Benim de ilgi alanım yıldızlar ve uzay olduğu için, konuları bu açıdan tefekkür ediyorum. Dolayısı ile bağlantılar hep aynı uzaya, aynı yıldızlara çıkıyor. Bu yüzden de eski yazılar sık sık gündeme geliyor.

Niyetimiz hep birlikte tefekkür edip, resmin tamamını görebilmektir. Ene’den Allah’a sığınırım.

 Bülent ATEŞ

 



Bu haber 2,667 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler


    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,407 µs