En Sıcak Konular

Zaman ve Bilinç Atlatmaları Üzerine

5 Nisan 2023 00:55 tsi
Zaman ve Bilinç Atlatmaları Üzerine Onur Öner yazdı...

Zaman ve Bilinç Atlatmaları Üzerine

 

"Gizlenen Hakasya Raporu" [1] başlıklı yazıda, Abakan’da bulunduğu anlatılan 3 adet boynuzun sırrı halen gizemini korumakta. Ne diyor yazıda "en ilginci boynuzların titreşim çizgileriyle sanki birbirleriyle sinyal göndererek irtibat kurar şekilde çizilmiş olmalarıydı". Aynı dönemde çalışmalara katılan ABD’li bilim adamı ise söz konusu buluntuların gezegenler arası iletişim telsizi veya bir haarp silahı olabileceğini söylüyordu. Tıpkı onaltıyıldız logosuna benzer, 3 boynuz ve 3 yıldız. Yıldızlar arası iletişimi sağlayacak kadar güçlü bir frekans belki de Hicr suresi 83.ayette ifade edildiği gibi korkunç bir sayha yaratabilme gücüne sahip bir silah.

Türkler’in 3 hilalini yoketmeye çalışanları, Allah Mürselat 29-30.ayetlerde şöyle uyarmaktadır "Haydi yalanladığınız azaba gidin; yürüyün 3 kola ayrılmış (3 çatallı) gölgeye". Kuran’da birçok yerde geçen gölge kelimesi genelde bulut kavramı ile beraber kullanılmıştır. Yılan Takımyıldızı’nda yeralan ve M16 koduyla tanımlanan Kartal Bulutsusu’ndaki 3 kollu "yaratılış sütunları" sanki bu sürgün yerini tanımlıyor. İlginçtir bir diğer adı da "Fil Hortumu Bulutsusu". 3 çatal bize trident’i hatırlatsa da runik alfabede "Algız" olarak tanımlanan bu harf "ilahi koruma, cesaret ve valkyrie enerjisi" olarak anlamlandırılmıştır. Valkyrie’ler Odin’in yardımcıları olan genç savaşçı kızlardır. Kartal Bulutsusu’nun bir diğer adı da yıldız kraliçesidir. Hilale kılıç çekenleri "gölge gününün azabı yakalayacaktır".

  

Deruni Devlet �" Kutsal Halı kitabında Yecüc ve Mecüc’ün dünyaya saldırısını anlatan bölümde, Türk Milleti’ne üzerinde bakır boynuzları olan bir şapka dağıtılır ve şöyle bir anons duyulur "Bu başlığı takan Türk milleti, taktıktan 45 dakika sonra size bir komut gelecek, o komutla beraber İstiklâl Marşı okunacaktır. 'Korkma!' diye başlayan İstiklal Marşı başladıktan sonra başlığın ortasındaki düğmeye basılacaktır". Gökyüzünden, tepelerden akın akın saldırı başladığı anda şapka üzerindeki düğmeye basıldığında bir mucize gerçekleşir ve herşey eski haline döner. Sanki hiç birşey yaşanmamış gibidir; insanlar günlük hayatlarına devam etmektedir. Oysa özel bir başlığa sahip olanlar her detayı hatırlamaktadır. Turan bey bu durumu şu sözlerle açıklar: "Manyetik alanlar açıldığı an aslında her şey bir anda olup bitmekte, adeta zaman durmakta. Başlık devreye girdikten sonra başlığın sırrı sayesinde açılan manyetik alanlar insan beynini etkilememekte ve hafızamızdaki zamanı durdurmuyor. Sana verilen başlık farklı olduğu için olanı biteni hatırlıyorsun".

Kambaba’nın 2011 tarihli yazısı duruma biraz daha açıklık getirmekte [2]. Manyetik alan uygulamaları özellikle 3.dünya ülkelerinde sıklıkla deneniyor ve her yaş grubundan insan üzerinde baş ağrısı ve unutkanlık gibi belirtiler bırakıyor. "Şehirlerde bazı noktalardan geçildiği an, insan beynine hücum eden manyetik dalgalar, insanı olumsuz olarak etkilemektedir. Bu manyetik dalgaya maruz kalan kişi, kafasında planladığı bütün işleri unutmakta adeta hafızası silinmektedir. İnsanın yeniden bilinçlendirilmesini ve bilincinin silinmesine yönelik, beyine gönderilecek manyetik dalgaların nelere yol açacağı ciddi bilim adamlarınca incelenmiş ve bu konuda makaleler yayınlanmıştır ".

Şeytanın asıl amacı insan ruhuna (yazılımına) müdahale etmek ancak bunu yapabilmesi için bilinci ve bilincin programlandığı beyni kontrol etmesi gerekiyor. Bu sebeple manyetik alan uygulamaları, çipleme, zaman atlatmaları (ayın bombalanması), bilinç atlatmaları (zaman eğrisi üzerinde değişiklikler yapma) vb birçok yöntemleri deniyorlar. Kulbak Bilge ne diyordu "Sin insanına giden yol bir hastalık bahanesiyle insanlara bir sivi enjekte edilmesiyle başladı. Insanların tad alma duyusu bozuldu, dolayısıyla zaman kavramı da bozuldu". İşte tam bu dönemde Metaverse yani Atem Kültü devreye giriyor; yani yaratılışın tüm renklerinin kaybolduğu, tek renk haline geldiği zaman dilimi [3]. Atem, Mısır mitolojisindeki 9 tanrıdan oluşan Ennead konseyinin baş tanrısıdır; Yunanlılar’ın Kaos diye isimlendirdiği tanrı (Ordo Ab Chao).

Zaman algılaması ve bilinç farkındalığı bozulan insan simülasyondan uyanamaz ve hapishaneden (labirent) çıkamaz. Ama salt uyanmak da yeterli olmayacak ve bedel ödemek (Tengri ile yapılan ant-laşma) gerekecektir. Öyle ya bir üst bilince geçmek o kadar da kolay olmamalıdır. Nitekim Musa, kavmini labirentten çıkarmak (exit-exodus) için çetin mücadeleler vermiş ancak kavminin değerli olanı daha değersiz olanla değiştirmek istemesi veya Anakoğulları (Anunnaki) ile savaşta Musa’yı yalnız bırakmaları vb sebeplerle 40 yıl boyunca tekrar bir labirent içinde dolanıp durmuşlardı. İnsanlık şu anda 6.zaman diliminde ve 7.zaman diliminin kodlarını Türkler yazmak zorunda (Matrix filminde Mimar’ın her yokoluştan sonra yeni bir matrix yazması) [4] yoksa bekledikleri, taç giydirmeye çalıştıkları varlık insanlığa labirentten çıkışı vaat edecek ama sonsuz bir labirente sokacak; renksiz ve ruhsuz bir labirent. İnsanlığın hiçbir şeyi olmayacak ama mutlu olacaklar.

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2030 mottosu "Hiçbir şeyiniz olmayacak ama mutlu olacaksınız" diyor. Pandemiden sonra herkesin ağzına pelesenk olan bir başka slogan da "Büyük Sıfırlama" yani Great Reset. Küreselciler büyük sıfırlamayı dünya finans sistemini yeniden düzenleme olarak tanımlasalar da bu sıfırlama pekala bilinçlerin sıfırlaması da olabilir. Çünkü Kambaba’nın dediği gibi artık insanları sömüremiyorlar, kontrol edemiyorlar ve ayrıca yakında uzaylıların varlığını da açıklamak durumunda kalacaklar. Ayrıca yapay zekanın her sektörde insanın yerini alması sonucu milyonlarca işsiz insan yığınını nasıl kontrol edecekler? Bu mümkün değil. O yüzden FEMA kamplarını kuruyorlar ve NATO orduları gündüz vakti şehir içlerinde tatbikatlar yapıyor. Bunlar bilinenler peki daha az bilinenler neler?

Sosyal medya, cep telefonları, akıllı saatler, akıllı sayaçlar (Türkiye’de henüz yaygın değil) vb yöntemlerle insanlarla ilgili toplanan tüm veriler (big data) uluslararası sularda bulunan gemilerdeki devasa sunucularda toplanıyor, ayıklanıyor ve analiz ediliyor. Drone teknolojisinin gelişmesi ve yaygınlaşmasıyla yakın gelecekte şehirler üzerinde gezecek ve gözetleme yapacak binlerce drone labirentin şartlarını daha da zorlaştıracak. Toplanan bu veriler üzerinden hedef kişiler tespit edilecek ve işitme korteksine gönderilecek mesajlarla bilinçler formatlanacak. Bu mesajları sadece ilgili kişi duyabilecek aynı Kambaba’nın bir yazısında belirttiği gibi "Yeni çıkacak müzik aletinin sesi duyulmayacak, kişiye özel olacak, sadece o kişi duyabilecek, ismi ise Amel olacak". MEDUSA (Mob Excess Deterrent Using Silent Audio) denen ve sitedeki tabiriyle "Tanrı’nın Sesi" [5] olarak tanımlanan, hedefin beynine gerekli mesajı manyetik dalgalar halinde gönderebilen bir teknoloji an itibariyle mevcut. Bu teknolojinin bir benzeri ve gelişmişi de Baran Aydın’ın "Hitler’in Büyük Sırrı" yazısında [6] anlattığı, firavun Hatşepsut ve Hitler’in dişlerinde bulunan özel implantlar ile beyne mesaj gönderilmesini sağlıyor (1974 yılından beri V2K teknolojisi ile bu işlem yapılabiliyor).

Vücudumuzun %60’ı, beyin ve kalbimizin %73’ü, ciğerlerimizin %83’ü, cildimizin %64’ü ve kemiklerimizin %31’i sudan oluşuyor. Yiyecekler ve aşılar içinde bulunan metaller vücudumuzu iletken haline getirirken aynı zamanda elektromanyetik dalgaların etkisine karşı da savunmasız bırakıyor. 5G ve Starlink uyduları insanın ve nesnelerin birbirine arıkovanı misali bağlanmasını sağlayacak. Doktorlar, 60 Ghz’de çalışan 5G’nin su moleküllerini tahrip ettiğini ve bunun da kandaki oksijen üzerinde olumsuz tesirler yapabileceğini belirtiyor. Biz 5G’yi konuşurken Norveç, İsveç, İsviçre, Finlandiya, Singapur gibi ülkelerde 7G teknolojisi test edilmekte. Microsoft’un insan vücudunu anten olarak kullandığı bir çalışma için patent başvurusu yaptığını da eklemek lazım [7]. Ayni Microsoft beyin dalgaları ve vücut ısısıyla kripto para üreten başka bir patentin de sahibi. Tabii ki bunun için çiplenmeniz gerekecek (patent no: WO2020060606A1).

               

               Bilinç programlanmasının tabii ki onlarca yolu ve örneği var; hepsini burada anlatmak gereksiz ancak ilginç olan bir başka yöntem daha doğrusu iddia ise "Mandela Etkisi" olarak biliniyor. İlk kez Fiona Broom adlı bir araştırmacı tarafından ortaya atılıyor. Temel olarak, dünyanın büyük çoğunluğu tarafından yanlış hatırlanan anılara verilen isim; hatta "sahte anı sendromu" da deniliyor. Adını Güney Afrika Cumhuriyeti devlet başkanı Nelson Mandela’dan alıyor. İnsanların ekserisi Mandela’nın 80’li yıllarda hapisteyken öldüğünü hatırlıyor ancak gerçekte kendisi 2013 yılında hapisten çıktıktan çok sonra hastanede ölüyor. İnsanlık hafızasına bu şekilde ekilmiş sayısız sahte anı var, merak edenler linkten inceleyebilir [8]. Yazımın başında bahsettiğim Yecüc-Mecüc saldırısının gerçekleşmesi, tüm dünyanın buna şahit olması ancak az bir kesim tarafından hatırlanıyor olması bu iddiayı güçlendiriyor. Günümüzden geçmişe gidip değişiklik yapmak mümkünse gelecekten günümüze gelerek de değişiklik yapılır mı ? Elbette, sonuçta bizim zamanımız başkalarının geçmişi oluyor. Kambaba "Kambaladan Selamlar 4" videosunda ne diyor "...ama ben balalara buradan ipucu veriyorum. Bazı taşlara çalışın, gelecekten dikilmiş bugün elimizde olan...".

          

               Şeytaniler bu değişiklikleri yapmak için kadim öğretileri kullanıyorlar. Örneğin "Çin kültürü, zamana müdahale edebilmek adına yaptığı çalışmaları I-Ching adlı kadim öğretiye borçludur. Günümüzde zaman şimdi, geçmiş ve gelecek olarak üç kola ayrılırken, I-Ching öğretisine göre zaman en az altı kola ayrılıyordu" [9]. Yukarıdaki resimlerden soldaki prensip I-Ching şeması sağdaki ise meşhur CERN’den. Odin’in 8 ayaklı atı gibi 8 temel kavram üzerinden hareketle çalışıyor. CERN üzerindeki gizemler kaldırılmadığı için halen en popüler komplo teorisi merkezi olarak duruyor. Örneğin linkteki [10] videoda CERN çalışanlarını dans ederken ve çalışırken gayet mutlu olarak görüyorsunuz ancak 2:34 dakikada birisinin tuttuğu kartlar üzerinde Mandela yazısı gayet net olarak okunuyor. Gel de şüphelenme...

 

               17.yüzyılda Kral James tarafından toplanan kurulun tercüme ettiği "Kral James İncili (KJV)" çok rağbet edilen bir versiyondur. Protestanların çok sevdiği bu incil hakkında ciddi iddialar var; Amerika’daki birçok kilise papazı kitabın içeriğinin sonradan değiştiğini, müdahale edildiğini özetle zaman eğrisiyle oynanarak orjinal metine eklemeler veya çıkarmalar yapıldığını iddia ediyor. Kuran’da Hicr Suresi 9.ayette "Şüphe yok ki, Kur'ân'ı biz indirdik ve şüphe yok ki, O'nu her türlü bozulmadan da biz koruyup muhafaza edeceğiz" der. Ayette Kuran’ı muhafaza işleminin sadece vahyin geliş anında değil sonsuza kadar sürekli olacağı ifade edilmiş. Bu muhafazayı basit şekilde Kuran kopyalarının korunması anlamında değil, ne geçmiş ne de gelecekten içeriğe ve metne herhangi bir müdahale yapılamayacağı anlamında düşünmemiz gerekir. Son olarak quantum bilgisayarlar ile zamana müdahale konusunu daha doğrusu iddiasını eklemeyi düşünüyordum ama yazı gereğinden fazla uzadı.

Şimdilik bu kadar, başka bir yazıda görüşmek üzere…

Onur Öner

 

KAYNAKLAR:

[1] https://www.onaltiyildiz.com/?haber,4281

[2] https://www.onaltiyildiz.com/?haber,577

[3] https://www.onaltiyildiz.com/?haber,8908/5-ata-nin-sirri-tengri-tamgasi

[4] Animatrix çizgi filminde Matrix dünyasının geçmiş versiyonları anlatılmaktadır.

[5] https://www.wired.com/2007/08/the-other-medus/

[6] https://www.onaltiyildiz.com/?haber,8364/hitler-in-buyuk-sirri-ssss

[7] https://www.microsoft.com/en-us/research/project/humantenna-sensi ng-gestures-using-body-antenna/

[8]https://onedio.com/haber/mandela-etkisi-ile-cogunlukla-yanlis-hatirlanan-ve-dogrusunu-gorunce-sasiracaginiz-15-sey-751387

[9] https://www.onaltiyildiz.com/?haber,7596

[10] We are "Happy" at CERN - YouTube




Bu haber 5,967 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler


    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,506 µs