En Sıcak Konular

Gök Ataların İzinde-3

25 Haziran 2019 07:49 tsi
Gök Ataların İzinde-3 GÖK ATALARIN İZİNDE- 3 GALLEHUS BOYNUZU-2, ALTIN BOYNUZ

GÖK ATALARIN İZİNDE- 3
GALLEHUS BOYNUZU-2,  ALTIN BOYNUZ

Selamın en güzeli üzerinize olsun OAY ailesi…

Ankebût, 64 te yüce Allah’ın buyurduğu:

‘Bu dünya hayatı sadece bir oyun ve oyalanmadan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte asıl hayat odur. Keşke bilmiş olsalardı.’

Uyarısı gereğince dalmış olduğumuz oyundan, oyalanmadan bizi tutup çıkaran; ASIL HAYAT YURDU  hakkında bize kadim bilgileri açan, HAKİKAT arayışında  YOLUMUZA IŞIK tutan, gönüller Sultanı, kıymetli büyüğümüz, Derûnî Babamız, OKTAN KELEŞ’imize şükranlarımı sunmayı borç bilirim.

Bize bunları yapmamızı sağlayan nefesi veren yüce Allah’a, sonsuz hamdü senalar olsun.

Sizlerle paylaşmak istediğim bu yazımızın birinci bölümünde, OKTAN KELEŞ’in, ‘GİZLENEN HAKASYA RAPORU’ yazısında varlığını öğrendiğimiz ALTIN BOYNUZ ların izini sürmeye çalışmış, ‘HİKMETE BİNAEN’, Danimarka’nın Gallehus kasabasında bulunan ve üzerinde tuhaf figürler ile Runik Yazı olan iki altın boynuza rastlamıştık.


 
http://www.onaltiyildiz.com/?haber,4324

 Hatırlamak için linke bakabilirsiniz.

O yazımızın sonunda, lütfedip yorum yazan bir kardeşimiz, yazıda verdiğimiz sembollerin ve Runik Yazının, deşifre edilmesi için, değerli Türk Büyüğümüz Kazım Mirşan hocamıza gönderilmesinin faydalı olacağını belirtmişti. Altta, o yorum var:
Metnin okunması.

Metni, çizimleri ve bulduğunuz başka bilgileri Kazım Mirşan'a göndererek şimdiye kadar okumadıysa okunmasını sağlayabilirsiniz.19 Ağustos 2015 15:23

 O zaman hayatta olan Kazım Mirşan hocamız, bugün artık ne yazık ki aramızda değil. Bu vesile ile kendisine Allah’tan rahmet diliyor, geride bıraktığı eşsiz çalışmalarından; Türk evlatlarının, ATALARINI tanıma yolunda, kıyamete kadar faydalanacağını bildirmek istiyorum. Ruhu şad olsun.


 
Yorumu yazan kardeşime de diyorum ki; belki biz, yazımızda izini sürdüğümüz runik yazı ve sembolleri Kazım Mirşan hocamıza gönderemedik ama; yaptığı çalışmalar ve deşifreler ile hepimizi kendine hayran bırakan, böyle giderse Kazım Mirşan’ın bıraktığı bayrağı devralacak olan kardeşimiz, Kalperen doktorumuz Hamdi Cenk Düzgit ile paylaşma şansını bulduk. Bulduk ve, aşağıda okuyacağınız yazı ortaya çıktı. Cenk kardeşimin de, Türk sembollerini ve yazılarını deşifre ederken, Kazım Mirşan hocamızın kitaplarından faydalandığını biliyorum. Kendisine huzurunuzda, emeği ve yardımları için teşekkür ediyor; başarılı çalışmalarının, ileride tüm Türk Dünyası tarafından istifade edileceği günlere erişmesini diliyorum. Sağol Cenk hocam!

 

 
Yazının birinci bölümünde, boynuzun üzerinde yer alan bu Runik yazının, zamanın araştırmacıları tarafından yapılan çevirisi şöyle idi:

‘ Ben, Hlewagastiz Holtijaz, bu boynuzu yaptım!’

 İlk yazımızda da şöyle bir not düşmüşüz:

 ‘’Cümle, bölgenin geçmişi ile de bağlantılı olarak, Viking çağının başlarında konuşulan Proto Nurse, ya da eski İskandinav diline dayandırılarak bu şekilde çözümlenmiş. Kişisel kanaatim, Batı dünyasında bulunan bu ve buna benzer bir çok Runik yazının, GökTürk diline göre tekrar çözümlenmesi gerektiği... Böylece gerçek anlama ulaşılabilinecektir. Cümlenin çevirisinde yer alan isim olan  ve boynuzu yapan kişiyi tanımlayan kelimeler, isimden ziyade bir sıfat. Çeviri tam olarak şöyle:

‘Ben, Holt’un oğlu olan KUTLU MİSAFİR, bu boynuzu yaptım. ‘’

KUTLU MİSAFİR ifadesini aklınızda tutmanızı istiyorum. Zira Cenk’in yaptığı deşifre ile, anlam bütünlüğü ortaya çıkacak. İşte, kendisinden yazıyı deşifre etmesini rica etmemden sonra, Cenk hocamın  ortaya çıkardığı tercüme ve çalışmaları: 


 

  

 

Çalışmanın sonunda ortaya çıkan özeti buraya yazmadan önce, Cenk’le aramızda geçen şu konuşmayı buraya almak istiyorum, kendisinin anlayışına sığınarak… Çünkü bana söyledikleri ile, yazının devamında  bağlayacağım noktaya, o an için Cenk de farkında olmadan yaklaşmış oluyordu. Dolayısı ile bu benim için, düşüncemin doğru yolda olduğuna bir işaret gibi idi. Farklı bakış açısı ile, iki kişinin aynı sonuca yaklaşmış olması tesadüf olamazdı. Ben, Cenk’ten çeviri için yardım istedikten sonra, yukarıdaki ilk sayfayı gönderdiğinde dedim ki:

-Daha önce yapılan tercümeden farklı bir şey çıkacak mı, diye merak ediyorum.

Kendisi cevaben:


-Farklı gibi duruyor. Burada kesinlikle, yapılan bir AKINDAN bahsediliyor. Birkaç yerde AKIN TAMGASI, birkaç yerde ÖG-AT ya da İKİ OK anlamı içeren tamga var. Ben de merak ettim…
 

Ve çalışmanın sonunda, GÖKTÜRK ALFABESİNE GÖRE YAPILMIŞ OLAN ÇÖZÜMLEME TEKNİĞİ İLE, OKTAN KELEŞ’İN BİZE VERDİĞİ KADİM BİLGİLERİN IŞIĞINDA, ÖZ BE ÖZ KADİM TÜRK TARİHİNE AİT OLARAK ortaya çıkan tercüme:


BİRİNCİ SATIR:   BU AKINCI, ÖG AT ERİ’DİR.
İKİNCİ SATIR:   ÇİFT OK SAVAŞÇISIDIR. ( OK RUHUNA          SAHİPTİR.)
ÜÇÜNCÜ SATIR:  TANRIYA RUHU ATILAN İKİ ER KİŞİ, ONALTI İÇİN… 

Biraz önce sizden Batı’nın yaptığı çevirideki KUTLU MİSAFİR ifadesini aklınızda tutmanızı istemiştim. Her ne kadar, onların yaptığı çevirinin, Cenk’in yaptığı çeviri ile uzaktan yakından ilgisi yoksa da, yine de boynuzların yapılmasına sebep olan KUTLU BİR OLAY yaşandığını anlatan bir ifade ortaya çıktığını görebiliyoruz. Cenk’in dediğine göre Danimarkalılar çeviriyi yaparken hem tamga- ses hatası yapmışlar, hem de satırları SOLDAN SAĞA okumaya çalışmışlar. Oysa ki Göktürk yazıtları SAĞDAN SOLA okunur.

Çevirideki ONALTI İÇİN ifadesi sizin de dikkatinizi çekti mi? Bakalım nereye varacak işin sonu…

Bu ifadeleri destekleyen ve boynuzların üzerine işlenmiş olan, Cenk’in de vurguladığı ‘…kesinlikle yapılan bir AKIN dan bahsediliyor…’ dediği resimleri tekrar hatırlayalım:


 
İlk sıradaki resme bir daha, dikkatlice bakar mısınız? Gerçekten de bir AKIN olmuş da, o akındaki  AKINCILARIN savaşından bir sahneyi resmetmişler gibi duruyor, değil mi? Peki ya gözden kaçan bir diğer ayrıntı:

 AYNI RESİMDE, YILDIZ VEYA GEZEGEN OLARAK NİTELEYEBİLECEĞİMİZ, ON ALTI TANE FİGÜR!!! RESİMDE KAÇ KİŞİ VAR? İKİ…(Boynuzlu olan iki figür, sanki ayrı duruyormuş, arka planda kalmışlar gibi, düşmanı da andırıyorlar…)

Ne demişti Cenk, çeviride?

TANRIYA RUHU ATILAN İKİ ER KİŞİ, ONALTI İÇİN…

SübhanAllah…

Buraya kadar anlıyoruz ki, bu boynuzları yapan kişi muhtemelen bu savaşı yaşamış olan veya yaşandığının bilgisine sahip olan bir ER KİŞİ, ÖG AT ERİ, ÖG AT BİNİCİSİ! Hemen burada hatırlatmak isterim ki, boynuzların bulunduğu tarih 1700 lü yıllar. Ama, o tarihlerde teknolojik olarak eski buluntuların yaşlarını bugünkü gibi belirlemek mümkün olmadığı için, boynuzların ne zaman yapıldığı bilinmiyor. Orijinal boynuzlar da, altından yapılmış olduğu ve hırsızlar tarafından çalınıp, eritildiği için, maalesef bugün de bunu yapma imkânı yok. Boynuzların çok çok eski olma ihtimali var gibi geliyor bana… Allahüalem.

 Ne kadar eski? Veya nerede yapıldı? Bulunduğu yerde mi? Bilinmiyor.

Boynuzu yapan kişiye dönelim. KUTLU BİR MİSAFİR (İlk çeviriye ithafen)!!!
ÖG AT ERİ… Nereden geldi acaba? Hangi yıldız veya gezegenden MİSAFİR OLARAK?

VEYA, DÜNYADA BAŞLAYAN SAVAŞA- AKINA DESTEK OLMASI, YARDIM ETMESİ İÇİN, DÜNYA DIŞINDA BİR YERDEN Mİ ÇAĞRILDI? DÜNYAYA YAPILAN BU AKIN, ACABA BAŞKA BİR GEZEGENDEN Mİ BAŞLATILDI? Gelirken yanında ALTIN BOYNUZ MU getirdi? Ya da dünyadaki ALTIN BOYNUZLAR  kullanılarak irtibat mı kuruldu? Hatırlayın ki OKTAN KELEŞ, HAKASYA RAPORU- ALTIN BOYNUZ yazısında bu boynuzların gezegenler arası iletişim için kullanıldığını yazmıştı.

 

 


Böyle bir gezegenler arası iletişim metodu, ‘..akşama annemler sizi oturmaya çağırıyor.’ Demek için kullanılmayacağına göre, mutlaka çok önemli bir olayın olması gerekir. Ya bir afet gibi, ya bir savaş gibi( DÜNYALAR ARASI BİR SAVAŞ), ya da gezegene çarpacak muhtemel bir gök cismini haber vermek için gibi bir sebeple, böyle muazzam bir iletişim kuruluyor olmalı diye düşünüyorum.


Ayrıca, Oktan hocamın çizimini yayınladığı boynuzlu gezegenle; alttaki ilk sırada bulunan resimde yer alan BOYNUZLU GEZEGEN, neredeyse birebir aynı. Elinde orak gibi bir şey tutan boynuzlu figürün, başının üstündeki boynuzlu gezegene bakın; bir de daha alttaki resimdeki boynuzlu gezegene…
 
 


Peki, Oktan Keleş’in anlattığı boynuzlarla, Danimarka’da bulunan boynuzları karşılaştırmak için, sadece bunlar yeterli mi? Evet, belki de değil. Ama bir nokta daha var ki; belki tesadüf, belki TEVAFUK. Bize İZ SÜRMEK düşüyor. Boynuzların bulunduğu kasabanın adı GALLEHUS. Fonetik olarak GALGANUZu çağrıştırıyor. Neydi GALGANUZ? Oktan Keleş’in, Çin’deki bir piramit mezara girerek, tüm dünya tarihini yerinden oynatan, değiştiren kanıtları bulduğu; Türk’ün kadim atalarından KALKAN USTA’nın, AMANTHUR ATA’NIN, İngiliz tarihine ve edebiyatına KRAL ARTHUR VE GALGANUZ olarak geçmiş halinden başka bir şey değil idi.
http://www.onaltiyildiz.com/?haber,3950


 

Kral Arthur ve Yuvarlak Masa deyince aklıma STONEHENGE geliyor.


 
Geçenlerde ONALTIYILDIZ’da bir haber vardı, ‘Stonehenge’i de Anadolu’dan gelenler yaptı.’ Diye…

Stonehenge yapı olarak bana Göbeklitepe’yi hatırlatıyor. Ben bu yazıyı hazırlamak için bu notları aldığım sırada, Kadir Sevencan kardeşimiz de, aynı konu hakkında kapsamlı bir çalışma yapmıştı.

 http://www.onaltiyildiz.com/?haber,7276

 Göbeklitepe Gerçekleri adında 3 bölümlük yazı dizisi…

Göbeklitepe’nin Türk tarihine ait olduğu artık bütün dünya tarafından kabul edilmişken, Stonehenge’i kuranlar da Türkler ise; hem Göbeklitepe, hem de Stonehenge yapı olarak İBADET- SUNAK ALANI deniyor olsa da, ALTIN BOYNUZLARIN İLETİŞİMİNİ SAĞLAYAN BİR ÇANAK ANTEN GİBİ BİR YAPISAL ÖZELLİĞİ OLABİLİR Mİ? Dairesel yapı formu bana bunu düşündürüyor… Eğer böyle bir işlevi var ise, ALTIN BOYNUZLARDAN biri Göbeklitepe veya Stonehenge yakınlarında bir yerde olabilir mi?

Yine, Üç boynuzun iletişim halinde olduğunu gösteren çizimlerde, boynuzun birinin denizde olduğu görünüyordu. Danimarka coğrafyasına yakın sayılabilecek bir bölge olan Norveç denizinde, eski haritalarda yer alan kayıp bir ada olduğu görünür. Greenlaand olarak geçermiş adı. Oyuk dünya teorisi ile ilgili anlatımlarda, bu adanın, dünya içindeki bir başka dünyaya geçiş kapısı olduğu, bu yüzden günümüzdeki haritalarda yer verilmeyerek gizlendiği teorileri anlatılır.


 


Acaba denizden çıkan ALTIN BOYNUZ, bu gizli adada mı? Veya bu adadan geçiş yapılan, DENİZİN İÇİNDEN ÇIKAN BİR BAŞKA DÜNYADA MI? Çok mu uçuk geldi? Oktan hocamın GÖRÜNMEYEN DÜNYA deneyini hatırlayın. ESKİ DÜNYA TASVİRİ…
http://www.onaltiyildiz.com/?haber,7221


 
Allahüalem…


Kafanız mı karıştı? ‘Ne anlatıyorsun?’ dediğinizi duyar gibiyim… Ama inanın bana, böyle büyük bir resmin parçalarını birleştirmek hiç te kolay olmuyor. Şimdi elimizdeki bilgiyi şöyle bir özetleyelim.

Oktan Keleş, Hakasya Raporu yazısında, gizlenen üç ALTIN BOYNUZ dan bahsetti. Bu boynuzlarla gezegenler arası iletişim kurulabildiğini anlattı. Biz de, bu boynuzların izini sürmeye çalışırken, Danimarka’da ortaya çıkan bir çift ALTIN BOYNUZ a rastladık. Bunların üzerine işlenmiş resimlerin ve runik yazının anlamlarını ortaya koymaya çalıştık. Bunun sonucunda, bu boynuzlarda adı geçen kişinin, Oktan Keleş’in Ötüken Tasavvufunda bizlere tanıttığı, ÖG AT ERLERİ olabileceğini düşündük. Bu kişiler, gerçekten ÖG AT BİNİCİSİ iseler, boynuzun üzerine işlenmiş savaş sahneleri ya ÖTÜKENDE Kİ bir savaşı anlatıyor, ya da ÖTÜKEN’DEKİ  ATALARDAN YARDIM İSTENEN, DÜNYA ÜZERİNDEKİ BİR SAVAŞI! Böyle bir yardım çağrısı ise, ancak yıldızlar arası bir iletişim metodu olan ALTIN BOYNUZLAR kullanılmış olarak yapılmış olmalı diye fikir yürüttük. Bunun nedeni ise, her iki anlatımda da, yani boynuzun üzerine çizilen resimde ve Oktan Keleş’in yayınladığı çizimde aynı BOYNUZLU GEZEGEN figürünün resmedilmiş olması. Bir nokta daha var ki, tezimizi destekler nitelikte:

O coğrafyada, yani İskandinav yarımadasında şimdiye kadar bulunmuş ve deşifre edilmeye çalışılmış, kayıtlara geçmiş bir çok yazıt var. Bunların büyük çoğunluğu, hatta hemen hepsi kayalara işlenmiş yazı resimler. Bölge adeta bir açık hava müzesi gibi. Peki bu boynuzu yapan kişi, neden o dönemde herkesin yaptığı gibi, boynuzların üzerine işlediği figürleri ve yazıyı bir kayaya oymadı da, şekil itibari ile işlenmesi de zor olan, silindirik yapıda bir boynuz modeline yaptı? Hem de ALTIN dan yapılmış boynuzlar! Bunun iki nedeni olabilir bana göre:

-Altından yaparak, kayaya göre daha değerli olan bu malzeme ile, olayın da önemine vurgu yapılmak istenmiş olabilir…

 -Boynuz şekli ile, hem bugün bildiğimiz ALTIN BOYNUZLAR ile arasında bağ kurulmasını sağlamak istemiş, hem de dönemin halkının kim olduğuna dair bir ipucu bırakmak istemiş olabilir… 

Buraya kadar anlaşılmıştır diye umuyorum..

Şimdi, yazının buradan sonraki bölümünde boynuzların üzerine işlenmiş  gezegenlerin nereleri olabileceği hakkında tefekkürde bulunacağız, yine birkaç parçayı bir araya getirerek… Çünkü bir amacımız da, yazının başlığında dediğimiz gibi, GÖK ATALARIN İZİNİ SÜRMEK. Cenk hocam işi kolayladı. Çünkü AY’daki izleri buldu, oradan devam ediyor. Ben daha hangi gezegene bakacağımı bile bilmiyorum ki, iz takip edeyim

Haydi hep birlikte bulmaya çalışalım. Burada, Kulbak Bilge romanından faydalanacağız…


Kulbak Bilge- 16…
http://www.onaltiyildiz.com/?haber,3653/kulbak-bilge-16

 

 
Şöyle diyor İlhami abi, kadim sırlardan anlatırken:

‘Çok eskiden yıldızlardaki hayatlar bilinirdi yeryüzünde…’

Daha sonra Hz. İbrahim’le ilgili şu çarpıcı bilgi geliyor:


‘…kamil yaşa erişene kadar, sırını bilmeyeceği bir taş taşıyordu, İbrahim. Üzerinde yıldızların yerini, haritasını gösteren bir taş. Atadan gelen kadim bir emanet. Soyuna ait…’

Ben kısaca yazıyorum sayfada anlatılanları. Lütfen konuyu daha iyi anlamak için, ilgili sayfalardaki yazıları okuyunuz.


 
HZ. İBRAHİM’İN AVUCUNDA TUTTUĞU TAŞTA GÖRÜNEN YILDIZLAR, BÜYÜKAYI VE YENGEÇ TAKIMYILDIZLARI…

Gallehus boynuzundan buraya neden ve nasıl geldik? 

Alttaki resme dikkatle bakmanızı isteyeceğim.


 

Bu resim, Zodyak kuşağı dediğimiz, gökteki takımyıldızların yerini ve mitolojik anlamda verilen isimlerinin şeklini gösteren, klasik bir GÖK ATLASI… Mavi çizgi ile işaretlenmiş figürlerin, atlasta resmedildiği konumların aynısı olmak üzere, Gallehus Boynuzlarına da işlendiğini göreceğiz şimdi:


 
Yazının ilk bölümünde bu figürlerin takımyıldızlara ait semboller olabileceği konusunda fikir yürütmüştüm.

‘’ Altıncı bölümde ise ilginç bir benzetme yapılmış. İnsana benzeyen dört figür var ve birinin başı kesilmiş gibi deniyor ama, ben dördüncü figürü başı kesik birinden ziyade büyük bir ayı ya benzettim.

 Bunu belirtmemin nedeni ise, tüm bölümlerdeki figürlere baktığımızda kuş, yılan, BÜYÜK AYI ve diğer hayvan figürleri ile yıldız figürlerini birlikte değerlendirdiğimde, sanki gökteki takımyıldızlara işaret var gibi geliyor bana. Büyük Ayı takım ylıdızı, Yılan takım yıldızı, Kuğu takım yıldızı, Ejderha takım yıldızı gibi... Bu figürleri, ehilleri bir de bu gözle deşifre etmeliler. ‘’

Artık bu konuda eminim. Boynuzlardaki çizimler kesinlikle yıldızsal konum tarif ediyor. Tıpkı Hz. İbrahim’in taşı gibi… Boynuz üzerine işlenmiş olan takımyıldızlar, Boğa Takımyıldızı, Kurt Takımyıldızı, İkizler Takımyıldızı ve Cetvel (NORMA) Takımyıldızı. Diğer figürlerde başka takımyıldızlar da olduğuna eminim. Henüz yeterince inceleyemedim. Bu akın sahnesi boynuzların üzerine işlendiğinde, ya gökteki yıldızların konumundan belli olacak olan bir zamana atıf var, ya da bu akınla bu yıldızlar ilişkilendirilmiş olmalı. Gök atlasında bu takımyıldızların konumuna baktığımızda, Andromeda Gökadası’nın da yakınında olduğunu görüyoruz. Acaba, Gök Atalarımızın izini sürerken, hedefimiz bu takımyıldızlar ve bu galaksi mi olmalı?
Ne demişti İlhami abi?  Eskiden dünya ehlince de, yıldızlardaki yaşamlar bilinirdi.

Peki bilinirdi de, ne olurdu? Ya da şöyle sorayım:

ŞU ANDA YILDIZLARDAKİ YAŞAMLARDAN HABERİMİZ YOK. NASIL BİR DÜNYADA YAŞIYORUZ?

Şimdi anlaşılıyor mu, Gök atalarımızın izini neden takip etmemiz gerektiği? Hz. İbrahim’in elinde olan taşın, ki Oktan hocamız onun Hacerül Esved olduğunu söylüyor, diğer parçasını bulmanın neden bu kadar gerekli olduğunu? Bu taşı anlatırken yıldız haritası diye tarif ediyor İlhami Abi. Harita demek, konum demek. Bu konumları bilmek bize ne fayda sağlar?

Bugün bile bilmediğimiz bir yere gideceğimiz zaman, orada bulunan arkadaşımıza ‘Bana konum at’ diyoruz, değil mi? Ki, gideceğimiz yere yolu şaşırmadan, hızlıca, en kısa yoldan gidebilelim.

Biz de, yıldızların konumunu gösteren haritaya sahip olursak, olur ya belki oralara bizden önce gitmek isteyen kötü niyetliler olabilir; onların önüne geçmiş oluruz. Yıldız konumunu bilmenin bir başka faydasını şöyle anlatmaya çalışayım:

 Bilinmelidir ki, gökteki yıldızların konumları uzun zaman aralıkları ile değişmektedir. Dünya üzerinde gerçekleşen bir çok olayın olduğu esnada, göksel haritanın ne durumda olduğu, ehilleri için önemli bir bilgi kaynağıdır. Ki, Devran dönüp, gökteki harita yine aynı konuma geldiğinde, dünyada yine benzeri olaylar yaşanma ihtimali beklenir. Bu, gezegenlerin, yıldızların dünya üzerindeki etkisinden kaynaklanır.

Örnek olarak, altta Atatürk’ün doğduğu anda, Selanik’te gözlemlenen gök haritası yer almakta. Bu Harita yine aynı konuma geldiğinde, Atatürk özelliklerinde birinin dünyaya doğumu beklenebilir. Belki de olmuştur, bilemiyorum. 

 


Burada anlatmak istediğim, yıldız haritalarının neden önemli olabileceğine dair sadece bir örnekti. İleride teknolojik imkanlarımız geliştikçe, belki de bu taşı bulmak için (Ay’da olabilir mi?) ilk gideceğimiz yeri tespit ederiz, ve sonrasında bütün kainata hüküm sürmek için kanat açarız, haritamıza bakarak…

Bunun müjdesini Latif Baba verdi…


 
KALBİ ERENLER…


 
ALEYKÜM SELÂM…

Burada, bir not ilave etmek istiyorum. Bu yazıyı yayına hazır hale getirmek için son düzenlemeleri yaptığım sırada, Baran Aydın kardeşimin muhteşem yazısı yayınlandı OAY’da…

  http://www.onaltiyildiz.com/?haber,7394/gokkurt-un-sirri-kadim-5-tuzak 

 
Bu vesile ile kendisini naçizane tebrik ederim, yine müthiş kadim sırları bizimle paylaştığı için…

Baran’ın yazısındaki şu bölüm, benim biraz önce yukarıda anlatmaya çalıştığım yıldızların konumlarının önemini, benden daha vurucu anlatması ve konuyu desteklemesi bakımından oldukça dikkat çekici:

‘’ Beş tuzağın ilk kurulduğu andaki beş yıldızın gök sistematiğindeki konumunun çözümü üzerinden mesaj verenlere karşı; AHİR ZAMANDA beş yıldızın hangi konumları ile tekrar bir araya geleceğinin cevabı kadim zamanlardan günümüze kadar gelen bir sır ile birlikte Türk Devletince verilmiştir.

Beş yıldız, ahir zamanda T şeklinde bir araya gelecektir! Bu sebepledir ki, eski çağlarda yönetici sınıfının Türk olduğu kavimlerin bulunduğu dünyanın her bölgesinde -Göbekli Tepe dahil-  büyük taşlar sürekli T şeklinde dizilmiştir. T şeklinde dizilen taşlar ile ahir zamandaki kurulacak tuzaklara karşı alınacak önlemlerin nesilden nesile aktarılması sağlanmıştır. 

Sırrın günümüze yansıması ise; Türk Kara ve Deniz Kuvvetlerinin armalarında belirmektedir. Çünkü beş yıldızın T şeklindeki dizilişinin net ifadesi bu armalara konu bağlamında sırlanarak kazınmıştır!’’

Gallehus boynuzlarından ikincisinin üzerindeki figürleri, Göbeklitepe’deki figürlerle karşılaştırmak gerekir diye düşünüyorum. Burada daha farklı figürler mevcut.


 
Ama bunun çalışmasını yapmak için, çok yoğun okumalar yapmak gerekli.
İnşaallah, bir gün o da kısmet olur.

Bir de, bu ikinci boynuzun üzerindeki figürlerle ilgili Batı kaynaklı şöyle bir yorum var:

Buradaki figürler Akrep- Mars takımyıldızlarını, Delphin, Pegasus ve Yılan takımyıldızlarını, ve bunların arasında bir geçişi ifade ediyor deniyor. Bu takımyıdızlara daha önce de rastlamıştık.

Nerede mi? Linkte görebilirsiniz…

http://www.onaltiyildiz.com/?haber,5087

 Mezopotamya’ya atıfla, Cennet ile cehennem arasında bir geçiş köprüsü gibi olduğunu düşünmüşler bu figürlerin. Bu geçişi de, bu boynuzlar sağlıyormuş. Yıldızlar arası bir iletişim, etkileşim olduğu kesin.


 

Bu taş ise, İsveç’te bulunuyor. Üzerindeki figür Aslan Takımyıldızını simgeliyor. Gök haritadaki yerine baktığımızda, Güneş Tutulması üzerinde konumlanmış görünüyor.


 
Bu konuma göre yorumcular, alt dünya ile üst dünya arasında bir sınır, bir koruyucu olduğuna atıfta bulunmuşlar. Yine devamında, Ragnarok savaşında yardıma gelen devlerin kullandığı geçidin koruyucusu gibi bir ifade var. Görüldüğü üzere, burada da bir AKIN ve DÜNYA DIŞINDAN GELENLER ifadesi karşımıza çıkıyor. Alt dünyadan kasıt, Oyuk Dünya, iç dünya olabilir mi?

 Etrafındaki Runik yazıyı ise, yine Cenk hocam deşifre etti, sağ olsun. Bakalım orada ne diyor, Göktürk alfabesine göre…

1. SATIR: ŞEREFLİ DEVLETİN x KOZMİK UÇAN ATINA BİNEREK

2. SATIR: RUHUN UZAYA GEÇMESİNİ DÜŞÜN x (UZAY HALKININ ANILARINDA YER ALAN)

3. SATIR: UZAYIN ERLERİNİN HÜKMÜNÜ YOK EDERİZ x (OK HALKI ŞEREFİNE)

4. SATIR: ŞEREFLİ KOZMİK DEVLETİ x OKLARIN TENGRİYE ANT OLSUN, TENGİYE UÇMAK SURETİYLE
 

 

Şimdi bu çeviriyi, yukarıdaki resimle birlikte okuduğumda; Aslan Takımyıldızının, Güneş Tutulması ekseni üzerinde konumlandığını göz önüne alarak, OK- OZ ERLERİNİN, ŞEREFLİ OK- OZ ÜLKESİNİN KOZMİK UÇAN ATINA BİNEREK, GÜNEŞ TUTULMASI EKSENİNDE, ASLAN TAKIMYILDIZININ KONUMLANDIĞI KOZMİK HATTA, OK-OZ ÜLKESİ İLE UZAYIN ARASINDAKİ KAPILARININ AÇILARAK, ŞERLİ UZAY ERLERİNİN HÜKMÜNÜ YOK ETMEK İÇİN AKINLAR YAPARIZ. OKLARIN ŞEREFLİ KOZMİK DEVLETİ ADINA, TENGRİYE ANT OLSUN, TENGRİYE UÇMAK SURETİYLE!

 ‘Tengriye uçmak suretiyle’ ifadesi bana Kur’an daki ‘ DÖNÜŞÜMÜZ YİNE O’NADIR!’ ayetini hatırlattı.

 Yine bu ifadelere ve resme göre, acaba OK-OZ ÜLKESİNE, ÖTÜKEN’E geçiş için, Aslan Takımyıldızının göksel konum mu takip edilmeli? Geçiş buradan mı oluyor acaba?

Acaba, ÖG AT ERLERİ, ÖTÜKEN; bu takımyıldızlardan birinde olabilir mi? Altın boynuzları kullanarak yıldızlararası iletişim  sağlanıyorsa, bu iletişimin NOKTA ATIŞI olması için, Hz. İbrahim’in kullandığı yıldız haritası taşı mı gerekli? Yıldız taşı ve Altın boynuzlar birlikte kullanılarak, ÖTÜKEN le iletişim mi kuruluyordu?
ACABA, GÖĞE ÇIKMADAN ÖNCE, YERDE BİTİRİLMESİ GEREKEN İŞLERDEN BİRİ DE, BU BOYNUZLARIN ÜÇÜNÜ BİRDEN VE YILDIZ TAŞINI MI BULMAK OLMALI?

 Bu ve buna benzer daha bir çok soru sorulabilir. Önemli olan, bugün sorduğumuz sorulara, yarının Kalperenleri doğru cevapları vererek, menzile ulaşsınlar. Ve kadim TÜRK ULUSUNUN HAKİMİYETİNİ, TEKRAR KAİNATA YAYSINLAR.

Bu yazıyı burada bitirmenin, eksiklik hissi vereceğini biliyorum. Benim çıkarımlarım şimdilik bu kadar. İnşallah, devamını getirmek nasip olur. Sizler de değerli fikirlerinizi bildirerek, Gök Atalarımızın izini sürmeye katkıda bulunabilirsiniz.

Bu yazıyı yazmam gerektiğini bana hatırlatan sevgili ağabeyim, Kıbrıs Fatihi- Murat Ateş’e sevgilerimi ve şükranlarımı sunuyorum. Sağ ol Abim…


Bülent ATEŞ



KAYNAKLAR:

www.onaltiyildiz.com 

www.wikipedia.com 
https://hedningblog.wordpress.com/2017/07/26/bronze-age-iron-age-viking-celtic-and-gallic-stars/

http://www.abovetopsecret.com/forum/thread1108296/pg1

https://www.guidebook-sweden.com/en/guidebook/destination/tullstorpstenen-runestone-tullstorp



Bu haber 3,771 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    10,922 µs