En Sıcak Konular

Ey Musa,Asa'nı Yere Bırak

11 Ağustos 2015 12:32 tsi
Ey Musa,Asa'nı Yere Bırak Bülent Ateş Yazdı: Ey Musa,Asa'nı Yere Bırak


EY MÛSA, ÂSÂ’NI YERE BIRAK!     

Selâm olsun tüm aileye,

Oktan Keleş’in ‘Gizlenen Hakasya Raporu: Altın Boynuz’ yazısından sonra, Ogün kardeşimizin düğününde Sultanımızla bir araya gelme fırsatı yakaladık. Burada yaptığımız sohbette yazı ile ilgili düşüncelerimi Sultanımıza aktardıktan sonra kendisi bu aciz fakiri, üçüncü altın boynuzu araştırmakla görevlendirdi. Biz de ‘emriniz başımızın üstüne’ diyerek elimizden gelen gayreti göstermeye çalıştık ve aşağıdaki satırlar ortaya çıktı. 

Emir Sultan’dan; gayret bizden; hidayet Allah’tan(cc)... 

Bismillâhirrahmânirrrahîm

KASAS-31: Ve sonra Allah, Musa'ya: “Asânı yere bırak!” dedi. Fakat Musa, asâsının yılan gibi hızla hareket ettiğini görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı ve Allah O'na: “Ey Musa!” dedi. “Geri dön, yaklaş, korkma! Çünkü sen, bu dünyada da, öte dünyada da güvenlik içinde olan kimselerdensin.” 

 


Sultanımız yazısında ve eklediği çizimlerde, üç tane Altın boynuz olduğunu bildiriyor. Ortak düşünceye göre birinin, ismi de Altın Boynuz olan Haliç’te olduğu konusunda görüş birliği var. Dünya coğrafyasında ismi Altın Boynuz olarak anılan bir yer daha olduğunu biliyor muydunuz? Hem de bu yer, Altın boynuzun çıkarıldığı Abakan’a çok yakın desem? Evet, burası Rusya’nın Vladivostok şehrinin üzerine kurulduğu körfezin adı: Zolotoy Rog! Yani Altın Boynuz. Rusya’nın doğu sahilinde, Çin’e sınır olan bu şehirde, Rusya’nın en büyük ticari limanı var. Doğu Donanma Filosu’na da ev sahipliği yapıyor. Oldukça stratejik bir körfez! Körfezin şekline dikkat edin lütfen...  



 


 

Bir de, mezardan çıkan Altın boynuzun şekline bakalım:

 


Bu benzerlik üzerine, dünya coğrafyasında adı hem Altın Boynuz olan, hem de bu forma sahip üçüncü bir yer var mı diye araştırdığımda (ikincisi Haliç), coğrafya olarak değil ama, dünya bilim literatürüne GOLDEN HORN olarak girmiş tek bulgu olan Gallehus’un Altın Boynuzları’na ulaştım.


 



Danimarka’nın Gallehus kasabasında, ilki 1639; ikincisi de 1734 yıllarında, 95 yıl arayla tesadüfen bulunan bu boynuzların, konuda anlatılan boynuzlarla hiç alakası yok. Ama onları ilgi çekici kılan ve burada paylaşmama neden olan özellikleri; bulunan bu boynuzların üzerinde yer alan tuhaf figürler, yıldız figürleri, ÇİFT BOYNUZLU OLAN, ama insandan daha çok insanımsı başka bir yaratığa benzeyen varlıklar ve en önemlisi ise RUNİK YAZI İLE İLE YAZILMIŞ TEK SATIRLIK BİR NOT! Runik yazının temelinin GökTürk alfabesi olduğunu burada hatırlayalım. Yapılan incelemeler sonucu boynuzlar, 5. Yüzyılın başlarına, erken dönem Germanik Demir Çağı’nın başına tarihlenmiş. Runik yazının, Futhark alfabesine göre yapılan deşifresinde :

‘ Ben, Hlewagastiz Holtijaz, bu boynuzu yaptım!’ anlamına gelen bir çözümleme çıkmış. Cümle, bölgenin geçmişi ile de bağlantılı olarak, Viking çağının başlarında konuşulan Proto Nurse, ya da eski İskandinav diline dayandırılarak bu şekilde çözümlenmiş. Kişisel kanaatim, Batı dünyasında bulunan bu ve buna benzer bir çok Runik yazının, GökTürk diline göre tekrar çözümlenmesi gerektiği...Böylece gerçek anlama ulaşılabilinecektir. Cümlenin çevirisinde yer alan isim olan  ve boynuzu yapan kişiyi tanımlayan kelimeler, isimden ziyade bir sıfat. Çeviri tam olarak şöyle:

‘Ben, Holt’un oğlu olan KUTLU MİSAFİR, bu boynuzu yaptım. Holt’u, eski İskandinav efsanelerinde yer alan isimler bazında taradığımda, Odin’in oğulları listesine rastladım. Bunlardan en bilineni Thor ile birlikte daha bir kaç isim de sayılıyor fakat bu isme en yakın olarak geçen isim HÖD. Zamanla HOLT HÖD olarak dönüşmüş olabilir mi, bilemiyorum. Ama KUTLU MİSAFİR sıfatı, bunun daha fazla araştırılması gerekliliğini hak ediyor. İşte boynuza işlenmiş olan Runik yazı:

ᛖᚲᚺᛚᛖᚹᚨᚷᚨᛊᛏᛁᛉ᛬ᚺᛟᛚᛏᛁᛃᚨᛉ᛬ᚺᛟᚱᚾᚨ᛬ᛏᚨᚹᛁᛞᛟ᛬

Gelelim boynuzun üzerinde yer alan, sözünü ettiğim tuhaf figürlere...

En üst bölümde, izahını yaptığımız Runik yazı yer alıyor. Sırasıyla, ikinci bölümde yer alan figürlere baktığımızda;

Dört tane insana benzer figür, hepsi silahlı ve ikisi antenli ya da BOYNUZLU! Bunların altında ise biri antenli, bir kaç hayvan figürü var. İnsana benzer  figürlerden ikisi KILIÇ DANSI yapıyor gibi..

Şimdi, orijinal sayfada yer alan figür tasvirlerinin en ilginç kısmını dikkatinize sunmak istiyorum. Orijinal sayfada diyor ki;

İki KILIÇ DANSÇISI, muhtemelen BOYNUZU TAŞIMAK İÇİN (figürlerdeki boynuzdan bahsediyor) bir zincir olması niyetiyle, bir açılış seremonisi yapıyorlar!

Bu ifade bana, Abakan’daki boynuzu yerinden çıkarmak için ayin yapan Kaman’ı hatırlattı. Siz ne dersiniz?

Tüm bu figürlerin arasında, sağa sola sertpiştirilmiş olan yıldız figürleri var. Yine orijinal sayfada bu yıldızlar için; 

‘ÜÇ KOLLU VE SEKİZ KOLLU(YANİ IŞINLI) YILDIZ FİGÜRLERİ’ ifadesi yer alıyor. Şimdi, bir elinde mızrak, diğer elinde halka benzeri bir nesne tutan insan benzeri figürün boynuzlarının hemen üstüne bakın. Ne görüyorsunuz? BOYNUZLU GEZEGEN!



 

 


Hızlıca devam edersek, üçüncü bölümde iki insan benzeri figür; biri okla bir hayvana nişan almış, diğeri üç başlı, bir elinde balta diğer alinde bir yular tutuyor, yuların ucunda keçiye benzer bir hayvan var. İki küçük yılan, daha büyük ve ağzında bir top tutan yılanın karnını ısırıyor. 

Dördüncü bölümde, at üstünde bir binici; yerde yatan bir kişinin önünde elinde kılıç tutan biri ve insan başlı bir at var. Ata benzeyen ama iki tarafındada başı olan ve kuyruğu olmayan bir figür ile ne olduğu analaşılamayan ama bir bitki ya da ağaca benzeyen bir figür ve yine yıldız ve balık figürleri var.

Beşinci bölümde bir elinde büyük bir orak ya da kılıç, diğer elinde bir atın yularını tutan bir figür ile köpek, kuş ve balık figürleri var.

Altıncı bölümde ise ilginç bir benzetme yapılmış. İnsana benzeyen dört figür var ve birinin başı kesilmiş gibi deniyor ama, ben dördüncü figürü başı kesik birinden ziyade büyük bir ayı ya benzettim.

Bunu belirtmemin nedeni ise, tüm bölümlerdeki figürlere baktığımızda kuş, yılan, BÜYÜK AYI ve diğer hayvan figürleri ile yıldız figürlerini birlikte değerlendirdiğimde, sanki gökteki takımyıldızlara işaret var gibi geliyor bana. Büyük Ayı takım ylıdızı, Yılan takım yıldızı, Kuğu takım yıldızı, Ejderha takım yıldızı gibi... Bu figürleri, ehilleri bir de bu gözle deşifre etmeliler. İkinci boynuzda ise daha farklı ve ilginç figürler mevcut...

1918 yılında Olrik isimli bir bilim adamı bu figürlerden bir kaçını eski İskandinav tanrıları!olan Tyr, Odin, Thor ve Freyr olarak tanımlamış!

1969 yılında ise Bilim tarihçisi Willy Hartner, bu figürlerin 4 Kasım 412 yılında yaşanan Ay tutulmasını ve 16 Nisan 413 yılında yaşanan güneş tutulması betimlediğini bildirmiş! (1412 ve 1413 değil, yazım hatası yok..)

 

 



 

Gallehus’un Boynuzlarının, günümüz bilgileri ile tekrar incelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Yeri gelmişken, maaslesef orijinal boynuzlar, değişik yıllarda çalınmış ve eritilmiş. Altın olması hırsızların iştahını kabartmış. Fakat bu çizimler, orijinallerinin üzerinden, çalınmadan önce çıkartılmış...


 



Şimdi, dönelim yazının başına ve oradaki ayetin konumuzla ilgisine...


Hakasya raporu yazısında ve çizimlerde Sultanımız elinde bir âsâ tutan boynuzlu bir kişiden bahsediyor. Bu kişi muhtemelen Zülkarneyn a.s.. Kur’an’da ÂSÂ’sı ile meşhur hangi peygamber var diye düşününce hemen Musâ a.s. geldi aklıma... Yukarıdaki âyette de, Musâ a.s.’ın Firavunun büyücüleri ile yaptığı mücadele anlatılırken ÂSÂ’ ya güçlü bir vurgu yapılıyor. Bu mücadelede, Musa as.’ın âsâsı kıvrılıp bir yılana dönüşüyor ve büyücülerin yılanlarını yutuyor. Oktan hocamızın, yazının en başında çizdiği resimdeki kişinin, elinde tuttuğu âsâya yılanın dolanmış halde olması da, bana bu ayeti anımsattı! Resimdeki kişi kim olabilir acaba? 

Hikayelerde Musa as.’ın Kutsal Ahit Sandığı’ndan bahsedilir. Bir çok romana ve filme de konu olmuştur bu sandık. Acaba bu sandıkta ne var? Üçüncü Altın Boynuz olablir mi? Bu sandık, Kudüs’te yer altında gizli olduğu için mi, Siyonistler ve şeytaniler harıl harıl Mescid-i Aksa’nın altını oyuyorlar? Bu boynuzu bulup, şeytanın dünya hakimiyetini mi hazırlamak istiyorlar, boynuzdaki muazzam güç sayesinde? Kudüs’te havada asılı duduğuna inanılan MUALLAK KAYASI’nın sırrı, boynuzun yaydığı bu enerjinin işareti olabilir mi?  Peygamber efendimizin göğe yükselirken yaydığı enerji ile boynuzun enerjisi o anda buluşmuş olabilir mi? Muallak Kayasının altında derin bir boşluk olduğu biliniyor. Acaba buraya inilebilinir mi?

Bu çalışmada bizim hissemize düşen nasip bu kadar. Allah cc., bize yol olan, yol gösteren Sultanımızdan, cümle Erenlerimizden ve siz değerli Kalperen kardeşlerimizden razı olsun. Eksiğimiz, hatamız kul oluşumuzdandır. Sübhan olan Allah’ı tenzih ederiz ve O’na sığınırız. Vesselâm...


Kaynak: https://en.wikipedia.org/wiki/Golden_Horns_of_Gallehus


               https://en.wikipedia.org/wiki/Sons_of_Odin


               https://en.wikipedia.org/wiki/Zolotoy_Rog

 

Bülent ATEŞ 




Bu haber 11,580 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler


    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,986 µs