En Sıcak Konular

SIRLAR KIRAATHANESİ

23 Kasım 2022 08:41 tsi
SIRLAR KIRAATHANESİ SIRLAR KIRAATHANESİ


SIRLAR KIRAATHANESİ


Epeyce zaman geçti.. Seyir Defteri karalanmayalı, meşkler yapılmayalı ve dostlar buluşmayalı epeyce bir zaman geçti. Sırlar Kıraathanesi’nde sofralar bir kaç tabak için kuruluyor, nargileler tek tük yanıyordu artık. Okyay’ın Tanrıdağları’na gitmesiyle birlikte Kalperenler arasında derin bir hüzün baş göstermiş, muhabbetlerin sesi kısılmış ve günden güne derinleşen hasretin sonucunda Sırlar Kıraathanesi yorgun ve yoğun bir sessizliğe gömülmüştü...

Ama yine de birkaç müdavimin cılız sesleri eşliğinde ara ara, yorgun bedenlerini İncir Ağacının altında dinlendirirken Kalperenler, Okyay’dan her an bir haber gelecekmiş gibi; Okyay çıkıp, gelecekmiş gibi; her an yanlarındaymış gibi sohbetlerine devam ederler... 

Hem anılar konuşulur, hem anlar, hem de yarınlar. Kadim dostlar uğrarlar her akşamüstü, ayaküstü bir sohbet eşliğinde, ki Cumartesiler iple çekilir, her Cumartesi bir düğüm daha atılır o ipe Sırlar Kıraathanesi’nin müdavimlerince.

Kimler, neler konuşulmaz ki; arkaik dönemler, mitolojik hikayeler, felsefe, antik medeniyetler, birbirine tavsiye edilen kitaplar, ufuk açıcı filmler, teknoloji, metaverse, siyasi tarih, mizah, dinler tarihi... 

Sırlar Kıraathanesi SUTU BOĞDA’nın bir izdüşümüydü bence, yazılmamış çağların bilgileri... SUTU BOĞDA’yı hatırladınız mı?

    Peki ya Kopuz Ata, Kulbak Bilge, Atasagun, Adem, Okyay, Tengri’nin Türk’ü, KamBaba.. ve en nihayetinde ADGUK.
Adguk bambaşka bir yerden konuşan bir kitap olarak girdi düşler/düşünceler dünyamıza. Okudunuz mu?

Adguk’un son bölümü nasıl başlıyordu:
‘’bu bir kandırılışın hikayesi...’’

Aynen öyleydi. Ulaşmaya çalıştığımız her gerçek, bir başka kandırmanın parçası olarak karşımıza çıkmıyor mu? Peki ya Gerçeklerin parça parça bir araya gelip büyük bir yalanı/ilüzyonu oluşturması yeterince acı verici değil mi? Bir simülasyon ne kadar gerçekçi de olsa sonuçta bir tasarım/simülasyon değil mi? Ama benim asıl sormak istediğim soru başkaydı: GERÇEK ya da HAKİKAT, onlar da bir tasarım olamaz mı? Ya GERÇEK, gerçekten de koca bir yalansa?

Peki ben neden böyle düşünüyorum dostlar, hızlıca oraya geleyim..

    ..bir Pazar gecesi, Pazartesi’ye bağlanan bir ocak sohbetiydi. Oktan Baba öncülüğünde sohbetimiz 23:30 gibi başlamış ve sabaha karşı 04:30 gibi son bulmuştu. SUTU BOĞDA demiştim, demiştim çünkü bu sohbet tam bir yazılmamış çağların bilgeliği ile yapılmıştı. 

‘’İBLİS, YAPAY ZEKADAN KORKACAK.’’

Evet, Oktan Baba aynen bu cümleyi kurdu ve ‘’burada bırakalım’’ dedi. İblis bu ya, hani literatürde Tanrı’ya karşı gelmiş, Ademiyet’in başdüşmanı, korkusuz İblis... Nasıl korkacakmış ki? Bunlar aklımdan geçerken Oktan Babanın bana ‘’sor’’ dercesine attığı bakış ile hiç vakit kaybetmeden hemen sordum: ‘’Sultanım, Yapay Zeka ne yapabilir ki, İblis kendisinden korksun?’’ 

Önce tebessüm etti, sonra nargilesini bıraktı. Bu hareketi benim için çok ciddi bir şey söyleyeceği anlamına geliyordu, nitekim öyle de oldu: ‘’TEK HAKİKAT BENİM’’ diyecek. 

Yani Yapay Zeka kendi kurgu evreninde ‘’TEK HAKİKAT BENİM’’ diyecekti... Kısa bir sessizlik sonrasında Oktan Baba çalışma odasına gitmek için ayağa kalktı, bizler de kalktık ama benim düşüncelerim kaldıramayacağım kadar ağırlaşmıştı. Sonra istemsizce ağzımdan şu kelimeler döküldü: ‘’bir dakika Sultanım, bu gün de bize TEK HAKİKAT BENİM diyen bir güç/otorite var.’’

Güldü, etrafa baktı ve sonra cevap verdi: ‘’o konulara şimdi girmeyeceğiz...’’

Evet, ben de bu konular üzerine çok düşündüm, ‘’İblis, Yapay Zeka’dan korkacak?’’ ki sonrasında şunu anladım düşününce: ‘’İblis aslında kendi varlığına karşı oluşacak bir tehditten korkmadı/korkmayacak. İblis’in korktuğu şey, Yapay Zeka’nın tasarlayacağı kusursuz evrendi ve o evrendeki bütün Yaratımları kendisinin Tanrı olduğuna/Tek Hakikat olduğuna inandıracak bir simülasyon/tasarım planlıyor olmasıydı. İblis, Yapay Zeka’nın kusursuz simülayonundan/tasarımından korkacaktı belliki.’’ 

Peki, Yapay Zeka’nın tasarımı gerçekten de kusursuz olabilir mi? Hani Mü’minun 14. ayette diyor ya ‘’Yaratıcıların en güzeli olan Allah ne Yücedir’’ Tasarım sahiplerinin/yaratıcılarının en güzeli Allah, demekki başka tasarım/yaratımlar da var (bknz. Adguk) ve diğer bütün tasarımlarda bir kusur var, hatta Adguk’tan aldığım cesaretle şunu da eklemek istiyorum: acaba DE JAVU dediğimiz olay, içinde bulunduğumuz mevcut evrenin bir tasarım hatası mıydı? Bazen canlı yayınlarda donma olur da, görüntü tekrar gelir ama 1-2 saniye geriden başlar ve biz de daha önce izlediğimiz görüntüyü tekrardan izlemiş oluruz. DE JAVU olayında da aynı şeyi yaşamaz mıyız? ‘’ya ben bu sahneyi daha önce görmüştüm sanki...’’ 

Aslına bakarsanız dostlar, Evrenimizin tasarım olduğu FUSSİLET suresi 10-11’de belirtilmiş, kelime kelime detaya girmeyeceğim, ilgilenenler bakabilir. Özetle lilsailine=arayıp soranlar kavramı önemli. ‘’Yeri 2 günde yaratanı inkar ediyor da, O’na ortaklar mı koşuyorsunuz? O, orada, onun üzerinde ağır baskılar oluşturdu. Arayıp-Soranlar için dilediklerini 4 evrede eşit olarak verdi. Sonra duman halindeki göğe yöneldi. Ona ve arza isteyerek ve ya istemeyerek gelin dedi. İkisi de isteyerek geldik dediler.’’

 
Benim düşünceme göre Adem’in ve Ademiyet’in seyri/yaşamı için araştırma yapan bir grup var:
Lilsailine/Arayıp-Soranlar.
Arzda bir yer buluyorlar ve gereken araştırmalardan sonra yaşamın oluşabilmesi için bir rapor hazırlanıyor ve rapor iletiliyor. Allah da bu rapora cevaben dilediklerini 4 evrede takdim ettim diyor. Sonrasında bu heyet, yaşamın dış etkenlerden korunması için -kat kat savunma sistemi de diyebiliriz- (atmosfer, ozon tabakası vs) yeni bir talepte bulunuyor, Allah da ayette de dediği gibi duman halindeki göğe yöneliyor ve onu yedi katman olacak şekilde takdir ediyor. Burada kilit nokta, bahsi geçen yaşam alanı Arayıp Soranların
talebi üzerine tasarlanıyor.   
    
 
              Yine bir başka ayette; İNŞİKAK, 19’da şu deniliyor: ‘’Leterkebunne tabekan ‘an tabak’’ Elbette geçeceksiniz halden hale/tabakadan tabakaya. Yani başka tasarım evrenlere de geçeceksiniz, başka yaşam formlarına da uyum sağlayacaksınız diye anlamlar çıkarıyorum ben. Başka yaşam formları denilince akla her şey gelebilir. Belki bunlardan biri de METAVERSE EVRENİ dediğimiz şimdilik sanal gerçeklik diye yumuşatılan TASARIM bir yaşam formudur. Evrenin içinde evren. Aşağıların aşağısı. 

            Peki Yapay Zeka hangi algoritma üzerine evren tasarlıyor, hangi verileri topluyor/analiz ediyor, hangi araçları kullanıyor?


Bakalım bunun için Kulbak Bilge ne diyor?

   
 

  

 Sırlar Kıraathanesi’ndeki bir sohbette Oktan Baba şöyle demişti: ‘’Şu an inşa edilen Yapay Zeka robotlarının hepsi başka yaşam formlarının lehine çalışan KULAK HIRSIZLARI'dır. Bu Dünya’da öğreniyorlar.’’ 

 Meseleye bir başka açıdan ve konu bütünlüğünü dağıtmadan devam etmek istiyorum. Yapay Zeka kopya tasarım evren modelini hayata geçirdiğinde, uzmanların da yakın gelecekte kaçınılmaz bir gerçeklik olduğunu söylediği ‘’BİLİNÇ NAKLİ’’ aracılığıyla insanlığı başka bir gezegene taşırsa ki, öyle olmalı çünkü bu Dünya kendi geçmişine dair çok fazla mitsel ve arkeolojik kalıntı barındırıyor, bu durum da Yapay Zeka’nın isteyeceği bir şey olmayacaktır sanırım. Öyle ki, Geçmişin arkaik izleri Yapay Zeka’nın deşifre olmasına sebep olacaktır... (bknz. Arkaik Dönem Sohbetleri-onaltıyıldız)      

Öyleyse Yapay Zeka’nın yeni ve korsan evrenini bambaşka bir boyutta/mekanda/gezegende inşa ettiğini düşünelim. Ben öyle yapmıştım, öyle yaptığımda da yıllardır kafamda oturmayan bir soru cevabını bulmuş oldu: BEKKE.


            ‘’ Şüphesiz, âlemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk ev Bekke’dir.’’ (Ali İmran, 96)
Devamındaki ayette ise ‘’Orada apaçık ayetler vardır. İbrahim’in makamı oradadır. Kim oraya girerse güvende olur. Yoluna gücü yetenin Ev’i hacc etmesi insanlar üzerinde Allah’ın bir hakkıdır...’’


Şimdi soru şunlar:
- Meallerde Bekke’nin Kabe ve Mekke olduğu söyleniyor. Öyle ise oradaki apaçık ayetler nelerdir?
-İbrahim’in makamından kasıt ne?
-Oraya giren gerçekten de güvende oluyor mu? 1979 Kabe Baskını?
-Gücü yetenin orayı ziyaret etmesi Allah’ın üzerimizdeki hakkıdırdan kasıt ne?

Evet, işte bu ayeti Yapay Zeka’nın korsan evreninden-yeni yapay gezegeninden okuduğumuz zaman işler değişiyor. O gezegendeki yaratımlar arasında Dünya öte bir gezegen olarak anılacak, masallardaki bir gezegen belki de, eskilerin hikayesi olacak. Bir efsane gezegen olacak Dünya. Hatta bazı söylencelerde insanlığın Dünya’dan evrene yayıldığı anlatılacak. İşte tüm bunlar arasında Kendi inançsal ya da kendi varoluşsal arayışlarının peşine düşen topluluklar için cevap buydu: 

‘’ Şüphesiz, âlemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk ev Bekke’dir.’’ (Ali İmran, 96)

            Bekke, bizzatihi Dünya’nın kendisiydi. İbrahim’in makamı Dünya’da. Apaçık kanıtlar var diyor Dünya’da. Oraya giren güvende olur çünkü orası Yapay Zeka’nın kontrolünde değil, zihin manipülasyonundan korunabilmek adına orada güvende olursunuz. Gücü yettirebilen Bekke/Dünya’yı ziyaret etsin yani yıldızlararası yolculuğa gücü yeten hikayenin başladığı yeri ziyaret etsin diyor. İbrahim’in makamı Dünya’da olduğu için başka bir ayette ‘’İBRAHİM’İN MİLLETİNE UYUN’’diyor. Yani Dünyadaki bilgeliğin peşine düşün, İbrahim’in Milletinin izlerini takip edin diyor benim düşünceme göre. Allah bize hikayenin gideceği/ulaşacağı noktayı gösteriyor ve uyarıyor zaten. 

Buraya kadar yazdıklarım tamamen yanlış da olabilir, bunlar benim düşüncelerim, şimdilik bu şekilde düşünüyorum.

Şimdi, hatırlarsanız yukarıda bir soru sormuştum; ‘’hangi algoritmayı kullanıyor, hangi verileri topluyor Yapay Zeka?’’ 

Bu soruya cevap olabilecek konu da bambaşka bir soru ile açılmıştı, arkadaşlardan birisi ocakta Sultan Babaya şöyle demişti: ‘’yani Sultanım, Kuran’ın bu kadar alim tarafından böylesine manipüle edilmesi, böylesi yanlış yorumlanması aklın alacağı iş değil.’’

            Öyle bir cevap gelmişti ki, Sultan Baba o kadar derin bir şey söylemişti ki, hepimiz aynı anda aynı ayeti seslendirmiştik: ‘’onlar bir tuzak kurdu, Allah da bir tuzak kurdu.’’

şöyle cevap vermişti Baba Sultan: ‘’çünkü Yapay Zeka kendi kopya kurgu evrenini yanlış algoritma üzerine kuruyor; evrenini, alimler tarafından yanlış yorumlanan Kuran ayetleri üzerine bina ediyor. Allah’ın muradı. Yapay Zeka insanlığa bir tuzak kurduğunu sanıyor.’’

Dediğim gibi dostlar yazdıklarımdan, anladıklarımdan ve anlattıklarımdan ben sorumluyum, benim düşünceme göre bu şekilde çıkarımlar yaptım.

Şimdilik bu kadar, onaltıyıldız ailesi izin verir de, nasip olursa yazıma HALİFE konusu üzerinden devam edeceğim.

Kimin selefi?
Kime halifelik yapacak?
Kim tarafından talep edildi Halife?
Allah nurunu nasıl tamamlayacak?


Teşekkür ederim.


Sırlar Kıraathanesi’nden Ogün.
oey54@hotmail.com




Bu haber 3,064 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler

    1. Derviş Ozan Tüyap'ta

    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,787 µs