En Sıcak Konular

Ölümcül Makineler Filmi Üzerinden Semboller Savaşı

23 Ağustos 2019 08:25 tsi
Ölümcül Makineler Filmi Üzerinden Semboller Savaşı Ölümcül Makineler Filmi Üzerinden Semboller Savaşı

Ölümcül Makineler Filmi Üzerinden Semboller Savaşı
 

Semboller ve o sembollerin ilettiği mesajlar söz konusu olduğunda, yalnızca bir sembolü bile onlarca yazı dizisiyle anlatmak mümkündür. Bu yazıda filmin sembollerine veya asıl senaryosu dışında örtük veya açık aktarılmak istenen mesajlara kısa ipuçlarıyla değinilmiştir. Sözgelimi filmde yer alan “Duvar” imgesinin set, Zülkarneyn, Oğuz Kağan, Hunlar, Çin Seddi gibi kavramlarla ilişkili olduğu belirtilerek bunların ayrıntılı açıklamalarına gidilmedi. Bunun yerine okurun daha ayrıntılı incelemeler yapabilmesi için On Altı Yıldız (www.onaltiyildiz.com) sitesinden bağlantılar (linkler) verildi. Yazının birkaç yerinde ise semboller, olaylar ve kavramların mesajı, araştırmaya dönük sorularla vurgulandı. Bu soruların neyle ilgili olduğu sembollere meraklı olanlarca kolayca anlaşılacaktır. Bu yazı, film izlenmeden de anlaşılabilir ama elbette filmi izlemek yazıda söylenenleri daha derinliğiyle anlamayı kolaylaştıracaktır. Bir diğer önemli nokta, burada yapılan çözümlemenin büyük oranda senaryodan bağımsız olmasıdır. Örneğin, filmde deforme edilmiş olsa da içi içe geçmiş üç hilal sembolünü taşıyan ölüm silahı Medusa’yı, katil Thaddeus Valentine kullanmaktadır ve amacı Doğu’daki geçilmez Duvarı yıkmaktır. Dünyayı kurtarma işini gerçekleştirenler (filmin kahramanları) bunu tekgöz sembollü bir kolyenin içinde bulunan çökertme sürücüsüyle yapmaktadır ve filmin sonunda anlaşılmaktadır ki Medusa aslında dünyayı kurtaranların taptığı bir tanrıdır. Bir anlamda Medusa silahı, Medusa’ya tapan sözde “iyi insanları” yok etmek için yapılmıştır. Silahı yapanlar Medusa’yı yok etmek için bu adı vermişler ve silaha arma olarak ucu yılan motifli içi içe geçmiş üç hilali seçmişlerdir. Sonuç olarak buna benzer bütün çıkarımlarımızı ağırlıklı olarak senaryodan bağımsız olarak söylüyoruz; çünkü bizim ilgilendiğimiz, semboller üzerinden yapılan algı savaşıdır. Örtük veya açık bir biçimde yapılan zihinsel propagandadır.

Film Hakkında

Ölümcül Makineler (Mortal Engines) Philip Reeve’nin aynı adlı romanının sinemaya uyarlamasıdır. Filmin yönetmenliğini Christian Rivers yapmıştır. 2018 yılında vizyona girmiştir. Filmin IMDb (Internet Movie Database) puanı 6.1’dir. Fantastik, bilim kurgu veya aksiyon türünde bir film olduğu söylenebilir. Her ne kadar Philip Reeve’nin 2001’de yayımlanan Mortal Engines kitabından uyarlansa da her film uyarlamasının kendine özgü bir sistematiği olur. Film uyarlaması yeniden üretimdir aslında. İşin içine görsel bir sanat girince sembollere bolca yer verilen bir alana dönüşür film. Bunun da ötesinde yapımcı Peter Jackson tarafından yazılan senaryoda, orijinal kitaptan ayrılan birçok yönün olabileceğini kolayca düşünebiliriz. Yazılan senaryoda, semboller savaşını ön plana çıkaracak konular orijinal kitaptan farklı olarak öne çekilmiş olabilir.

Filmin Konusu

Ölümcül Makineler, “60 Dakika Savaşı” denilen büyük bir yıkımın ardından (felaket sonrası) kurulan yeni düzende, hayatta kalmaya çalışan insanların öyküsünü anlatmaktadır. Bu bağlamda bir kıyamet sonrası filmi (post apocalyptic movie) olan Mad Max ile benzerlik içermektedir. Medeniyeti yok eden büyük felaketin ardından yüzyıllar geçmiştir. Filmdeki ipuçlarından anladığımız kadarıyla 1000 yıl civarında... Arkeoloji çalışmalarıyla atalar medeniyetinden toplanan teknolojik bilginin de yardımıyla yeni bir teknoloji oluşturulmuştur. Bu teknoloji tam elektronik olmayan, yani manüel sistemlerinden kullanıldığı yamalı bohça bir teknoloji gibidir. Buna karşın birazdan sözünü edeceğimiz yürüyen şehirler gibi günümüz teknolojisini aşan bir üstünlük ve kendine özgülük de taşımaktadır. Paletler üzerinde yürüyen şehirler medeniyetinde insanlar kendilerine yeni bir yaşam biçimi geliştirmiştir. Güçlünün zayıfı avladığı bir medeniyet... Savaşan hareketli şehirler... Hareket eden büyük şehirler küçük ve zayıf kasaba niteliğindeki şehirleri avlayıp değerli eşyalarını ganimet olarak kullanmaktadır.

Resim (1) Yürüyen Londra şehri ve avlanan küçük yürüyen kasaba


 
Robert Sheehan’ın canlandırdığı Tom Natsworthy, yürüyen büyük şehirlerden olan Londra’nın okumuş kesiminden biridir. Annesi Pandora Shaw’ın katili Thaddeus Valentine’yi öldürmek isteyen Hester Shaw ile karşılaşan Tom Natsworthy, gerçeği öğrenince Thaddeus Valentine tarafından şehirden aşağı atılır. Anti-yürür eylemci Hester Shaw ile Tom Natsworthy hayatta kalma çabasının süreceği bir yolculuğa çıkarlar. Thaddeus Valentine’nin ölümcül kuantum silahı Medusa’yı yeniden oluşturduğunu öğrenince ona karşı birlikte mücadele ederler. Bu mücadele, onları köle pazarından kurtaran Anna Fang’ın devreye girmesiyle bir dünyayı kurtarma mücadelesine döner. Çünkü Thaddeus Valentine 2118’deki atalar medeniyetini 60 dakikada yok eden kuantum silahıyla Doğu’daki Duvarı yıkmak ve o Duvarın arkasında yaşayan halkları (“duvar sakinlerini”) yok etmek istemektedir.

Devasa paletler üzerinde yürüyen Londra şehri, atalar İngiltere’si gibi sömürü mantığıyla hareket etmektedir. Emperyal bir misyonu bulunmaktadır. Yöneticisi bir İngiliz lordudur. Londra küçük ve zayıf kasabaları yutmaktadır. Burada şu soru akla gelebilir. “Bu film geri planda bir semboller savaşını anlatıyor ise, neden İngiltere emperyalist gösterilerek kötülensin ki?” İlerleyen bölümlerde yürüyen Londra şehrinin her ne kadar bir sömürü düzeniyle yönetilse de şehir sisteminin zenginlik, refah, insan haklarına saygı üzerine kurulduğu görülmektedir. Londra, hukukun hüküm sürdüğü ve ele geçirilen insanlara sunulan fırsatlarla özgür bir yaşam alanı olarak yansıtılmıştır. Filmdeki bir esirin muhafıza söylediği “Çek elini üzerimden, haklarım var benim!” Hatta bir Londra muhafızı esire kötü davrandığı için tutuklanır. Esirlere yapılan anonsta geçen “Size barınacak yer, iş ve gıda verilecek. Yeni bir gelecek ve yeni bir hayat verilecek” ifadeleri, Londra şehrinin hukuk düzenine bağlı demokratik bir sisteme sahip olduğunu vurgulamaktadır. Günümüzde de ABD gibi emperyalist ülkelerin “demokrasi getirme” yalanıyla ülkeleri işgal etmelerini hatırlayalım... Filmde bu demokratik ve insan haklarına saygılı Londra düzenini bozan kötü adam Thaddeus Valentine’dir. Thaddeus Valentine, Londra’nın özgür dünya sistemine girmiş bir casus gibidir. İngiliz Lordu, şehrinin Doğu’ya yönelmesine, birçok yürüyen şehrin yıkamadığı Duvarın yıkılması gerektiği düşüncesine karşıdır. Bu noktada İngiliz lordu, her ne kadar emperyal bir sistemin başındaki kişi olsa da birden iyi bir adama dönüşür. Daha doğrusu iyi bir adam algısı yaratılır: “Tamam emperyalisttir ama tek yaptığı küçük yürüyen kasabaları ele geçirmektir ve buna rağmen esir ettiği insanlara eşit fırsatlar, eğitim ve iş sunmaktadır.” Görüldüğü gibi, filmde İngiltere emperyalizmi itiraf edilse de gerekçelendirilerek aklanmaya çalışılmıştır. Bence burada gizil bir uyarı da vardır. “Emperyalist olsak da biz iyi insanlarız. Aramıza sızacak iç içe geçmiş üç hilal sembolüne meftun insanlar size kötülük getirecek. Bu sembolün savunucularına dikkat edin. Onlar huzurun yer aldığı kutsal Duvarı acımasızca yıkacaklar. Yıkılan Duvar, arkasında ağlayan birçok iyi insana ölüm ve kötülük getirecektir”.

Resim (2) Yürüyen emperyal Londra Şehri


 

Kurtarıcı Tekgöz Sembolü

Bu başlık altında filmin posterinden başlamak yerinde olacaktır. Bu posterde Hester Shaw, kırmızı boyunluk beresi ve mavi gözleriyle bir mavi-kırmızı ağırlıklı poster oluşturmuştur. Filmdeki Asyalı rahibin elbisesi de kırmızı-mavi tonlardadır (bkz. Resim (26)). Birçok Amerika üretimi süper kahramanların bu renkleri taşıdığını hatırlayalım. Bir posterde bu renk seçimleri anlamlı olabilir mi? Neden olmasın... Yukarıda Resim (2)’de yer alan Londra şehrindeki İngiliz bayrağının renklerini düşünüp yeniden yorumlamaya çalışalım. Aslan figürünün anlamını da bir kenara not düşelim. Peki bu renklerin anlamı ne? Burada Serdar Kazanç’ın aşağıda linkini verdiğimiz bir yazısını kaynak vererek bununla ilgili derin düşünümü okurlara bırakıp bu faslı bitirelim.

https://www.onaltiyildiz.com/?haber,6143

Posterden devam edelim. Posterde Hester Shaw’ın yalnızca yüzünün yarısı, dolayısıyla tek gözü görünmektedir. Bu tesadüfi bir seçim değildir; çünkü filmde de tek göz biçiminde bir kutu kolye (bkz. Resim (3)) “kahramanlar”ın hayatını kurtaracak bir nesne içermektedir: çökertme sürücüsü (crash driver). Şimdi de filmdeki bir başka tekgöz sembolüne geçelim. Resim (4)’te yürüyen şehir Londra’nın müzesinde yer alan Minyonlar heykellerini görmekteyiz. Londra müzesi bu heykelleri Amerikan Tanrıları diye tanıtır. Atalar medeniyeti yok olduğu için Londralılar, minyonları, Amerikan tanrılardan biri olabileceğini düşünmüşlerdir. Yine de bu sahnenin ve minyonların “Amerikan tanrıları” diye anılmasının tesadüfi olamayacağı açıktır. Minyonlar usta işçilerdir ve birçoğu tekgözle tasarlanmıştır.

Resim (3)

 

  Resim (4)


  
Ülkemizde büyük küçük herkes tarafından “sevgi pıtırcıkları” olarak adlandırılan minyonlar, tekgözlü sevimli yaratıklardır. Birçok Genel Ağ sitesinde en iyi çocuk filmleri arasında gösterilir. Hepsi tek gözlü değil ama kör göze parmak da olmaz hani. Sevimli olmak zorundalar. Bunlarla büyüyen çocuklara bu semboller sevimli gelmeli çünkü. Bu minyonlar harıl harıl çalışan işçilerdir (veya ustalardır) ve elbiselerinde sembol olarak G harfi bulunmakta...

Resim (5) “Sevgi pıtırcığı” minyonlar


 

Singularity Projesinin Ruhu

Hester Shaw’ın annesi Thaddeus Valentine tarafından öldürdüğünde 8 yaşındadır. Onu çaresizce kaçarken bulup yetiştiren Shrike adlı bir Geri Dirilendir (Bu rolü Stephen Lang canlandırmaktadır). Sürek avcısı Shrike, insan makine arası zamana takılı kalmış bir ucubedir. Hibrit bir canlıdır. Büyük felaketten kurtulmuştur ve atalar medeniyetinin teknolojide geldiği noktayı gösteren yaratımlardan biridir. Bir anlamda günümüzde var olan Singularity misyonlu teknolojinin bir sonucu gibidir. Ölümsüzlük vaadiyle beyni makinelere aktarılan insanların hibrit modelidir. Düşük oranda da olsa organik kısımları bulunmaktadır. Shrike dirilen adam olmadan önce bir ailesi ve çok sevdiği bir kızı vardır. Aklı bin yıl önce yaşamış olan kızında takılı kalmıştır. Duygusuz ve kalpsiz bir varlık olan Shrike’ın 8 yaşındaki bir çocuğu alıp evlat edinmesi onun zihninde takılı kalan bu anıyla ilgilidir. Bu anı onun yumuşak karnıdır ve hatta ölümüne yol açacaktır. Kısacası Hester Shaw’da yitirdiği kızını ve belki “zavallı” ve “aciz” insanlığını bulmaktadır. Onun dışında hafızası ve bilinci silinmiş ve yeni bir bilinçle yeniden dirilmiştir.

Resim (6) Arafta bir gölge gibi yaşayan Shrike 

 

Resim (7) Shrike


  
Shrike, Hester Shaw’ın kendisi gibi bir makine bedene bürünmesini istemektedir. Onun bir insan gibi üzülmesini, duygusal olarak acı çekmesini istememektedir. Ondaki insanlık bilincinin silinmesini istemektedir. Bu amacını gerçekleştirmek için Hester Shaw için tamamen metalden bir beden inşa eder. Shrike’ın Hester Shaw için inşa ettiği beden kendisinden daha fazla metal içermektedir. İnsanın tamamen organik bedeninden kurtularak mekanik olmasıyla daha iyi bir ölümsüz olunacağı mesajı verilmek istenmiş olmalı. Filmin kahramanı olan Hester Shaw, Singularity projesini hatırlatan mekanik doğumu kabul ediyor aslında. Shrike’a söz veriyor. Kaçma nedeni ise annesinin katili olan Thaddeus Valentine’nin bölgelerine yaklaşması ve ona annesinin intikamını almak için bir fırsat doğmasıdır. Hester Shaw’ın kaçmasını bir ihanet sayan Shrike onu yakalamak için her yerde arar. Shrike’ın Hester Shaw ve onun yoldaşı Tom Natsworthy’i kovaladığı sahneler adeta bir korku filmi gibidir. Shrike sanki yok edici bir canavar veya bir zombidir. Bu noktada aklıma şu soru geldi. Singularity projesinin ruhunu yansıtan bir canlı neden bu kadar korkunç gösterilsin ki? Bu sorular aklımdayken Shrike’ın son sahnesinde izleyicilere Shrike’la ilgili bir duygusal bağ kurdurulmaya çalışılmıştır. Hester Shaw, Shrike ölürken çok üzülür. Feryat eder. İzleyicinin gözyaşlarına boğulabileceği bir sahne yaratılır. Dolayısıyla, bu sahneyle böylesi bir ucubeye hem acıma ile duygusal bağ hem de dolaylı da olsa sözünü tutmaması nedeniyle Hester Shaw üzerinden bir pişmanlık algısı yaratılmaya çalışılmıştır. Şu mesaj verilmiştir: “Dirilen adam Shrike, aslında o kadar da canavar değildir. Hester Shaw’ı kurtarmış ve annesinin ona korumasını söylediği tekgöz sembollü kolyeyi saklamıştır. Onu canavarlaştıran organik bedeninden, insani anısından tam olarak kurtulamamasıdır. Organlardan arınmış yeni bir bedenle neden daha ölümsüz ve güçlü bir Geri Dirilen olunmasın!”

Resim (8) İnsan beynini makineye aktararak onda ölümsüzleşme ve yeni bilinçte doğma mesajı


 
Singularity projesinin amacını anlamak için kendisinden sayısız şeyler öğrendiğimiz kıymetli öğretmenimiz araştırmacı yazar Oktan Keleş’in yazdığı “Singularity Tehlikesi - Bilinç Kıyameti” ve araştırmacı yazar Erol Elmas’ın yazdığı “Google ve Singularity” adlı yazılarını okumak gerekmektedir. Yazıların bağlantısı aşağıda verilmiştir. Bu yazılar okununca Shrike’ın Hester Shaw’la yaşadıklarının neden Singularity’nin ruhunu yansıttığı daha iyi anlaşılacaktır.

1- Oktan Keleş (2010). Singularity Tehlikesi - Bilinç Kıyameti (bağlantı: https://www.onaltiyildiz.com/?artikel,33)
2- Erol Elmas (2013). Google ve Singularity. (bağlantı:
https://www.onaltiyildiz.com/?haber,2040)

Filmdeki Kurtarıcıların Kırmızı Renkle Vurgulanması

Yukarıda, kırmızı ve mavi ile ilgili birtakım ipuçları sıralayıp ayrıntılı bilgi için bir yazı linki vermiştik. Bunun yanı sıra filmde yalnızca kımızı rengine önemli bir vurgu var gibi görünmektedir. Hester Shaw’ın taktığı ve pek çıkarmadığı kırmızı boyunluk, Anna Fang’ın dikkat çekici kırmızı elbisesi... Bütün bunlar, filmde kırmızı rengiyle ilgili bir vurgulamanın olduğunu düşündürtmektedir.

 
Resim (9)

 

 Resim (10)

 

 Resim (11)


    
Resim (12) Matrix- kırmızılı kadın


 
Bu kırmızı vurgusu Matrix filmindeki kırmızılı kadın imgesiyle bir ortaklık taşıyor olabilir mi? Gerçekte birçok Holywood filminde kırmızı elbiseli kadın bir figür olarak kullanılmıştır. Bunu sadece cinsellikle açıklayıp geçebilir miyiz? Peki bir kurt tarafından yenmek istenen Kırmızı Başlıklı Kız masalı? Bütün bunları sizin yorumlarınıza bırakıyorum.

Medusa Silahı ve Tanrı Medusa

Tekgöz sembollü kolye biçimindeki kutucuğun içinde yıkıcı kuantum silahı olan Medusa’yı durduracak çökertme sürücüsünün (crash driver) olması tesadüfe yer bırakmayacak kadar açık bir mesaj içermektedir. “Tek göz sizi korur ve kurtarır” mesajı. Bu mesaj yalnızca görmek istemeyene veya bilmeyene örtüktür. Onlarca Holywood filminin aynı sembolleri aktardığı ve bu filmleri bilinçli bilinçsiz milyonlarca insanın izlediği düşünülünce yabana atılmayacak bir zihin bombardımanı olduğunu kabul etmek gerekir.

Resim (13) Kurtarıcı sürücüyü taşıyan muhafaza 

 

Resim (14) Sürücüde Medusa sembolü


  
Resim (15) Sürücünün diğer yüzü 

 

Resim (16) Çökertme sürücüsü


  
Çökerme sürücüsünün üzerinde U.S.A. harfleri bulunmaktadır. Bu noktada silahın Amerika yapımı olduğu akla gelebilir; ama sürücü panele takıldığında paneldeki M.E.D. harfleriyle birleşerek M.E.D.U.S.A. sözcüğünü oluşturduğunda verilmek istenen mesajın çok daha farklı olabileceği ortaya çıkmaktadır. Silahı yapanın Amerika olduğu savı bu sahneyle ortadan kalkıyor, hatta bu ölümcül silahı yapanların Amerika’yı da hedef aldığı ortaya çıkıyor, denebilir. Öte yandan, MED sözcüğüyle İran’a da bir mesaj verilmiş olabilir. “Yani kötülüğün bir tarafı da İran’dır” denilmiş oluyor. Eğer öyleyse bunu yalnızca gündelik siyasete ilişkin bir mesaj olarak ele alabiliriz.

Resim (17) MED-USA


 
Dünya medeniyetini yok eden kuantum silahı Medusa’nın arması daha önce söylediğimiz gibi iç içe geçmiş hilalin deforme edilmiş biçimidir. Deforme edilmiş biçimde hilallere kavis çizdirilmiş ve yılanlara benzetilmiştir. Bu yılan benzetmesinin yalnızca silahın adı olan Medusa ile açıklamak kanımca safdillik olur. Türk Teşkilatı sembolünü yılanla deforme ederek insanların bilinçlerine örtük bir “kötülük” algısı yerleştirilmek istenmiş olmalıdır.

Resim (18) Teşkilat-ı Türk sembolü 

 

Resim (19) Medusa silahının sembolü


  
Birçok film veya dizide, Türk Teşkilatının sembolüne ve Türklükle ilgili birçok sembole saldırılar bulunmaktadır. Bununla ilgili olarak değerli araştırmacı Erol Elmas’ın aşağıda bağlantısı verilen “Sembol Savaşları” adlı yazısına bakılabilir.
Erol Elmas (2012). Sembol Savaşları (bağlantı:
https://www.onaltiyildiz.com/?haber,1948).

Filmde Medusa adından akıllıca yararlanılmış ve sembolüyle Türklüğün göz bebeği İstanbul’a dolaylı bir gönderimde bulunulmuştur. Medusa heykellerinin yer aldığı Yerebatan Sarnıcı İstanbul’dadır. Bu yazının bir amacı da konuyla ilişkili güzel yazılara yönlendirme yapmak olduğu için yine Oktan Keleş’in aşağıda bağlantısı verilen “12. Bölüm: Belgelerle Medusa ve Şahmeran” yazısı okunduğunda şer güçlerin Medusa ile ilgili karın ağrıları daha iyi anlaşılacaktır.

Oktan Keleş (2010). Sırdaş 12. Bölüm: Belgelerle Medusa ve Şahmeran (bağlantı: https://www.onaltiyildiz.com/?haber,146).

Şer bir tarikatın asırlarca Medusa lahdinde ayin yaptığı düşünülürse Medusa ile kadim Türk Devletinin neden filmde özdeşleştirildiği düşünülebilir. Ama filmin sonunda anlıyoruz ki sözde iyi taraftaki insanlar içerisinde Medusa’ya tapanlar var. Hatta filmden yola çıkarak Doğu Duvarı sakinlerinin toptan Medusa’ya taptığı yorumu da yapılabilir.  O halde Medusa silahı aslında Medusa’ya tapanları yok etmek için “kötüler” tarafından yapılmıştır. Burada da dolaylı bir mesaj vardır. Filme göre Medusa’ya tapanlar iyi insanlardır; çünkü filmdeki Medusa heykelinin alnında tekgöz sembolü bulunmaktadır. Medusa’nın alnındaki tekgöz Hester Shaw’a çocukluğundan beri hiç içini açmadığı tekgöz sembollü kolyesini açmayı aklına getirir ve o kolyenin içinden kuantum silahını durduracak çökertme sürücüsü çıkar. Yani, dolaylı olarak Medusa tanrısı tekgöz sembolü aracılığıyla “iyi insanların” dünyayı kurtarmasına yardımcı olur. Aynı, yürüyen ölü Shrike’ın tekgözlü kolyeyi Hester Shaw için yıllarca saklaması gibi.

Resim (20) Medusa heykeli ve tekgöz sembolü

 

 Resim (21) Medusa tapıcısı


  
Aşağıda yer alan Resim (22)’de Hester Shaw, çökertme sürücüsünü Medusa’nın paneline takıp Duvarı ve dolayısıyla dünyayı kurtarmaktadır.


Resim (22) Medusa’nın kontrol paneli (çökertme sürücüsünün yuvası bu paneldedir)
 

 Filmdeki Duvar İmgesi

Dünyayı felakete sürükleyen Medusa silahını Duvarı yıkmak için kullanan kötü karakter bizce şer güçlere saldırmaktadır. Bunu senaryodan bağımsız semboller ve kavramlardan yola çıkarak söylüyoruz. Sembolü iç içe geçmiş hilali hatırlatan Medusa silahı Türklerin bir saldırısı olarak zihinlere kazanılmak istenmiştir. Duvar Zülkarneyn’i, Zülkarneyn Oğuz Kağanı akla getirmektedir. Çin setti ve Hunlar da akla gelen çağrışımlardır. Zaten Duvar koruyucusu Anna Fang Uzak Doğulu yüzüyle Çin’i de temsil etmektedir. Buna Duvar kenarı sakinlerinin Medusa’ya taptığını ve liderlerinin Budist (veya Tibet) rahibi olduğunu eklersek bu algıyı tamamlayan bir resim ortaya çıkmaktadır. Tabii burada Budist veya Tibet rahibi derken bu inançları kötülemek için söylemiyoruz. Herkesin dini kendine. Bizim kastettiğimiz kötülükle derin ittifak içinde olanlar.

Resim (23) Londra şehrinin darbecisi Thaddeus’un Medusa’yla yıkmaya çalıştığı Duvar


 

Filmde Asya Savaşçısı Kıyafetli Gizemli Muhafız

Benim için filmin en ilgi çeken karakterlerinden biri Thaddeus Valentine’yi koruyan Asya savaşçısı kıyafetli muhafız. Thaddeus Valentine bir Londra şehri vatandaşı olduğuna göre korumasının kıyafeti de bir Londralınınki gibi olmalıydı. Koruması olan bu bilge görünümlü gizemli kişinin Thaddeus Valentine’nin yalnızca muhafızı değil, danışmanı da olabileceği akla gelmektedir. Kimi temsil ediyor? Avrupa’nın göbeğindeki Attila mı? (Medusa silahı şehrin en tepesinde, Vatikanı da hatırlatan katedralde yeniden inşa edilmiştir. Attila ile ilgili bkz. https://www.onaltiyildiz.com/?haber,1371). Yoksa bu kişi Attila’nın soyundan bir yiğit mi? Ancak filmde bu yanıtları bulamıyoruz. Gizemli dememizin bir nedeni de bu. Filmde birçok karakterin olması, film tekniği açısından karakterleri tanıtacak gerekli zamanın bulunamamasına yol açmış olabilir. Öyle ya da böyle bu kişi, filmdeki görevini ve Medusa’nın yeniden inşasındaki işlevini tam olarak çözemediğimiz gizil bir karakter olarak kalmıştır. Sözünü ettiğimiz bu muhafız Thaddeus Valentine’yi korumak adına çevikçe önüne geçmiş ve gözünü kırpmadan kurşunların hedefi olarak ölmüştür.


Resim (24) Gizemli muhafız

 

 Resim (25) Kendini feda eden gizemli muhafız


  

Filmdeki Anglo Sakson, Çinli, Tibet-Budist rahibi ve Hintli Dayanışması


Anglo Sakson ve Çin dayanışmasını Holywood filmlerinde örtük bir biçimde sürekli görüyoruz. Örneğin Gizemli Geçit (The Warriors Gate) adlı film örtük bir Amerika-Çin dayanışmasını anlatmaktadır. Filmin özeti şu, Jack adında bir genç Çin prensesini barbarların elinden kurtarmaya çalışıyor. Jack’in yoldaşı Çin prensesine hayatını adamış bir asker ve Jack’i eğitiyor. Jack’in de ona öğrettiği şeyler var tabi. Bu arada filmdeki barbarlar, açıkça söylenmiyor ama birçok ima ve sembolden biz o barbarların Türk olduğunu anlıyoruz. Yani, yeni yetme Batılı beyaz çocuk Jack’e Çin’e adanmışlığın çok da kötü bir şey olmadığı bilinçaltı olarak yerleştirilirken bir yandan da Çin’in sınırında bulunan Türk Devletlerine de dikkat etmesi gerektiği, bir gün yine güçlenip bir araya gelebilecekleri de hatırlatılıyor. Ve Çinlilerin kadimden beri büyük uygarlık oldukları, çok medeni oldukları barbarlarla kıyaslanarak filmde özellikle vurgulanıyor.

Ölümcül Makineler filminde Tibet ve Hindistan biraz daha gizil kalsa da oradan da bir mesaj verilmektedir. Tibet bir bölge olarak değil de kadim gizil kültürü açısından öne çıkartılıyor gibi. Bu arada dikkat ettiniz mi Amerikan filmlerinde Türklerden hiç bahsedilmez. Bunu ikinci dünya ülkesi olmamızla açıklamak kolaycılık olur. Onlarsız tarihin yazılamadığı bir milleti ve kültürü açıkça anmamak zihinsel bir örtmece veya silikleştirmedir diye düşünüyorum.

Resim (26) Parçalanan Londra şehrinin sakinlerini affedip barışla karşılayan rahip


 
Filmde dünyanın kurtarıcılardan ve Duvar sakinlerinin koruyucusu Anna Fag bana göre Çin’i temsil etmektedir. Bu rolü canlandıran Güney Koreli şarkıcı ve aktris olan Jihae’dir. Çelişki gibi dursa da burada bir taşla iki kuş vurulmuştur. Hem Çin yüceltilmiş hem de Batı’nın müttefiki Güney Kore’ye selam çakılmıştır. Şunu da hatırlatmakta yarar var. Bu yazıda adı geçen ülkelerin devletleri veya halkıyla ilgili olarak konuşmuyoruz. Görünmeyen, devletler üstü gizli ittifaklardır sözünü ettiğimiz. Yoksa görünüşte örneğin ABD ve Çin büyük rekabet ve savaş içindedir. Devletler düzeyinde bu böyle olabilir ama bizce o devletleri yönlendirenlerin savaşmaktan çok belli amaçlar doğrultusunda ittifak içinde olduğu bir gerçektir. Dünyanın gücünü elinde bulundurma noktasındaki gerçekten kimi anlaşmazlıklar oluyorsa, bu da olsa olsa güç paylaşımı ile ilgili sorunların bir yansımasıdır.

Sonuç olarak bu filmle ilgili yaptığım düşünümlerin hepsinin mutlak surette doğru olduğunu iddia edemem. Yanlış yorumladıklarım olabileceği gibi, gözden kaçırdıklarım da olabilir. Kimi çözümlemelerimi de emin olamadığım için bu yazıya katmadım. Buradaki temel amacım filmi semboller ve çeşitli kavramsal gönderimler üzerinden yorumlayarak ortaya yeni bir bakış ortaya çıkarmaktı. Az da olsa bunu başarabildiysem ne mutlu!

Kaynaklar
http://www.beyazperde.com/filmler/film-176755/ (Erişim Tarihi: 10.08.2019).
https://www.animationmagazine.net/vfx/wetas-ken-mcgaugh-shares-the-vfx-secrets-of-mortal-engines/ (Erişim Tarihi: 10.08.2019).
https://www.onaltiyildiz.com/ (Erişim Tarihi: 11.08.2019).
https://knowyourmeme.com/memes/minions/  (Erişim Tarihi: 10.08.2019).
https://eyalling.blogspot.com/2013/11/masonlukta-gonye-ve-pergel-g-harfinin.html (Erişim Tarihi: 10.08.2019).

Turgay SEBZECİOĞLU



Bu haber 4,407 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,990 µs