En Sıcak Konular

İçimdeki Tanrı Kitabının Terminolojik Sözlüğü

22 Mart 2023 13:25 tsi
İçimdeki Tanrı Kitabının Terminolojik Sözlüğü Turgay Sebzecioğlu Yazdı: İçimdeki Tanrı Kitabının Terminolojik Sözlüğü

İçimdeki Tanrı Kitabının Terminolojik Sözlüğü

 

Keleş, Oktan (2021). İçimdeki Tanrı. İstanbul: İlgi Kültür Sanat Yayıncılık, ISBN:9786257625906

Giriş


“Kendi yaptığın dini Tanrı’ya mal etme, tabii ki şeytana da. Herkes ‘Tanrı bizim yanımızda’ iddiasında ise, diğerlerinin yanındaki kim? “Senin Tanrı’n kötü, benimki iyi” temelli din savaşları... Tanrı bunlardan beridir. Tanrı’nın sizin için seçtiği, istediği BARIŞ’tır. Bu kavram dahi Tanrı kavramıdır. Köydeki kişi yağmur isterken, şehirdeki kişi aynı istekten rahatsız. Kime göre, neye göre muamele edecek bir Tanrı arıyorsun? Yoksa yağmur Tanrısı ayrı olsun, Güneş tanrısı ayrı olsun mu istersin? Kendi yapma gücün olan iyiliği Tanrı’dan beklemek ne kadar doğrudur? Tanrı’nın da iyilik yapan veya kötülük yapan bir insana ihtiyacı yok. Ne yaparsan yap kendine. Din insan içindir. İnsan din için olamaz. Kutsal, insan için kutsaldır. Tanrı için bir kutsal yoktur.” (İçimdeki Tanrı, sayfa 32, 73, 114, 141, 143, 154, 158)

-------------------------------

Türklük Bilgesi kıymetli hocam Oktan Keleş’in İçimdeki Tanrı kitabı, psikolojik ve düşünsel hastalıkların dinlere veya dinlerin psikolojik ve düşünsel hastalıkların bir yansımasına dönüştüğü dünyamızda yolumuzu aydınlatan bir meşale olma misyonunu taşımaktadır. Bu meşale yalnızca inananların veya inandığını iddia edenlerin değil, inanmayanların da Tanrı, melek, şeytan, metafizik, insan, din, hakikat, yaratılış, vicdan, kader, iyi ve kötü gibi kavramlar üzerinde yeniden düşünmesini sağlayacaktır. Yazar okuyanları önyargısız bir biçimde kendi zengin tefekkür dünyası içerisine daldırmakta, özümüze ve inandıklarımıza çok yukarıdan bir projektör tutmaktadır. İnandığımız ya da inanmadığımız Tanrı’yı analitik yöntem ve edebi bir üslupla sorgulatmaktadır.

İçimdeki Tanrı kitabının terminolojik sözlüğü kitabı okumuş olanlara önemli kavramları -ki o kavramlar kitaptaki düşünce sistematiğinin temel taşlarıdır- yeniden ve bütüncül olarak hatırlatacaktır. Söz gelimi, İçimdeki Tanrı kitabında Tanrı kavramı için kaç tane tanım yapılmış ve bu tanımlarda hangi kavramlar kullanılmış sorusunun yanıtı sözlük formatı içerisinde kolayca yanıt bulabilmektedir. Kitabı henüz okumamış olanlara ise daha bilinçli bir okuma serüveni sunacak ve güçlü bir ön farkındalık kazandıracaktır.

Bu yazıda hazırlanan sözlük, İçimdeki Tanrı kitabında yer alan bütün terimsel kavramların birbiriyle çelişmeden, birbirlerini açıklayarak uyum içinde adeta dans ettiklerini göstermektedir. Oktan Keleş imzalı eserlerin ve yazıya geçirilmemiş sözlü sunumların küçük de olsa daha iyi anlaşılmasını sağlayacak bir kaynak niteliği de taşımaktadır. Bütün bunların yanı sıra bu sözlük, kitabın dimağımızda yeni ufuklar açan ve üzerinde yeninden ve yeniden düşünmemizi sağlayan kavramlarını işaretleyerek birçok çalışmaya yol gösterici olacaktır. Tanrı, ruh, vicdan, hakikat, irade, iyi, kötü, teoloji, bilim, metafizik, putperest çağ, din gibi kavramlar üzerine yazan yazarlara ilham ve kaynak olacaktır. Bu yazının temenni ve öneri niteliğindeki bir amacı da Oktan Keleş’in her kitabı için yapılacak terminolojik sözlüklerin birleşerek büyük bir Oktan Keleş Eserleri Sözlüğü’ne evrilmesidir. Böylece yazarın derin ve girift düşünce sistematiğini metinlere dayalı olarak doğru bir biçimde anlayabilme ve bütüncül olarak görebilme yolu açılmış olacaktır. Çünkü düşünceler kavramlar ve o kavramlara gönderimde bulunan terimler üzerinden inşa edilir.

İçimdeki Tanrı kitabının terminolojik sözlüğü alfabetik olarak sıralanmış olup kitapta kavramların geçtiği sayfa numaraları tanımların sonuna eklenmiştir. Bu yöntemle kavramları ayrıntılı olarak incelemek isteyenlerin kavramların geçtiği sayfalara kolaylıkla ulaşabilmesi amaçlanmıştır. Sözlüğe geçmeden önemli bir uyarı yapalım. Sözlükte yer alan kavramlar bir bütün hâlinde düşünülmelidir. Her bir kavram diğerini daha iyi anlayabilmenin kapısını aralar. Bundan dolayı, tanımlardaki kavramlar için o kavramların geçtiği madde başlarına bakmak bütüncül anlamayı kolaylaştıracaktır. Ve bütün bunlardan da önemlisi kitabın baştan sona okunarak metin bağlamından kavramların özümsenmeye çalışılmasıdır.

İçimdeki Tanrı Kitabının Terminolojik Sözlüğü

-A-

adalet: Yalnızca dünya yaşamı ve sınırlı akıl yoluyla anlaşılması ve sağlanması güç Tanrısal denge. (s. 74)

Allah: İman edilen yaratıcının sana yansıyan bir ismi. Bütün varlık âlemini kapsayan Tanrı olgusunun imanın sınırlarına dönük yüzü. (s. 82-83) Ayrıca bk. Tanrı maddesi ve iman maddesi

Ant:

(i) “Mutlak var”dan ayrılarak kendini “yok”ta bulma sürecine giren (Ant dairesinde yaşayan) özgür irade sahibinin Tanrı’yla yaptığı antlaşma. Özgür irade Tanrı’nın onayıyla başlayan bu serüvenin sonunda O’ndan ayrı olmadığını anlayacaktır. (s. 23)

(ii) Ant dairesinde uyulması istenen Tanrı’nın mükemmel sistemi. Din. “Can”da yaşamayı tercih eden kişinin bilme talebi üzerine Tanrı tarafından bir uyarı ve hatırlatma aracı olarak sunulmuştur. Ant’a uymak kaygı ve korkuyu giderir, huzuru getirir. (s. 24)

aşk: Tanrı’da birlenip hakikate eren can sahibi kişinin bilincinin kaybolması hâline denir. (s. 39)

-B-

basar: Gözün gördüğü. (s. 65)

basiret: Kalbin gördüğü. (s. 65)

bilim:

(i) Beş duyunun ve herkesçe kabul görmüş yetkin bir tanımı olmayan aklın ürünü. (s. 66)

(ii) Bilimde kesinlik yoktur. Bu bilimin kendi ilkesidir. (s. 72) Ayrıca bk. metafizik maddesi.

(iii) Bilime din katılmaz çünkü bilim değişkendir. Bilimi inançlarla açıklamaya çalışmak da zandan öteye geçmez. Bilim ile din arasındaki çelişki bilim ile hikmetin bileşmesiyle ortadan kalkabilir. (s. 156-157)

(iv) Bilim insan zararına olmadığı sürece kötü bir şey değildir; olması gereken ve olması gerektiği kadardır. (s. 73)

-C-

can: Hayatın içinde senin istediğin ve “ölüm”le sonlanan bir haz. “Can” ölürse “yaşam” biter ama hayat “can”dan bağımsız olarak devam eder. (s. 19)

cehennem: Cehennem ceza yeri değil, insanın tedavi görüp rehabilite işlemine tabi tutulduğu yerdir. Çünkü Tanrı tedavi ederek cezalandırır. (s. 53)

-D-

deizmin tanrısı: “Sorumluluktan kaçan vurdumduymaz” bir tanrı. (s. 137)

din:

(i) İçindeki vicdan. (s. 29)

(ii) Din Tanrı’nın dediğini anlamaktır. Tanrıyı anlamamak anladığını din yapmaktır. O da gerçek din değildir. (s. 32)

(iii) Din ezberlenen değil yaşanandır. Ezber sarhoş edip yaşamdan koparır. (s. 38)

(iv) İnsan öznesi, varlığı, kimliği inancından, dininden önce gelir. Din insan varlığının üzerine özgür iradeyle inşa edilir, edilmelidir. “Dinde zorlama yoktur”, dolayısıyla Tanrı’nın dili (bk. Tanrı’nın dili maddesi) ve dileği budur. (s. 112)

din adamları: İnsan ile Tanrı’nın konuşmasında devamlı “Tanrı’nın sözünü kesen” zümre. Bunu kutsal metinleri yeniden yazarak veya kendilerince yorumlayarak yaparlar. Ateistler eleştirilerini ekseriyetle bu din adamları üzerinden gerçekleştirir. Ancak bu Tanrı’yı ve indirdiklerini bağlamaz. (s. 154-155)

dünya:

(i) Dünya yaşadığımız dünya ve öteki dünya olarak ikiye ayrılır. Ateistler öteki dünyayı, birtakım inançlılar da bu dünyayı yok sayar. İkisi de yanlıştır. Çünkü Tanrı iki dünyayı da insan için var ettiğini zikretmiştir. (s. 148)

(ii) Dünya, insanın geçici olmasından kaynaklı olarak keyfi tam olarak sürülemeyen yerdir. (s. 36)

düşmanlık: Düşmanlık kötülükse bir şeylere düşmanlıkla Cennete gidilebilmek bir çelişkidir. O hâlde gerçek düşmanlık “düşmanlığa düşmanlık”tır. (s. 31)

-F-

fıtrat: Ruhta yaratıcıyı bulma kodu. Bozulmamış, gerçek dinin bulunduğu yer. (s. 48)

-H-

hakikat:

(i) Yaratılmışlık geçicidir. Hakikat, yaratılmışlığın ötesinde bulunan gerçektir. “Bir ben var benden içeri”, “Her ne ararsan kendinde ara” sırrı hakikate ulaşmanın yolunu çizer. Cennet de bir yaratılmışlık olduğuna göre istenen Cennet değil hakikat olmalıdır, yani yaratılmadan önceki öz. (s. 30)

(ii) Her şeyi kuşatan bölünemez gerçekliktir. Bölünebiliyorsa hakikat değildir. (s. 41)

(iii) Tanımlanamaz gerçekliktir. Bunun nedeni tek olan hakikatin kıyaslanabilecek bir karşıtı olmamasındandır. Tanımlanamayan hakikatin yalnızca iç derinliklerinden gelen sesi duyulabilir. (s. 41)

hayat:

(i) Hiç bitmeyen varoluşun sonsuzluğu. Geçici özelliğe sahip “yaşam”la karşıtlık oluşturur. (s. 19) Ayrıca bk. yaşam maddesi.

(ii) Hayat boş bir kâğıttır. İnsan ona ne yazarsa onu okur. Ona da onu okuturlar. (s. 123)

hayat sahibi: Hiç bitmeyen varoluşun sonsuzluğunda ölmeme niteliğine sahip olan. “Can” yaşamda ölür ama hayat devam eder, hayat sahibi olan kişi de ölmez çünkü o hep “mutlak var”dadır. “Mutlak var” olan kudret hiç ölmediğinden hayat sahibinin de ölmesi mümkün değildir. (s. 19)

haz: Bitmeyen, sonlanmayan ruhsal istek. Güzelliğe olan haz bilinci örtüp sarhoşluğa neden olabilen bir coşkuya ulaşabilir. (s. 17)

hikmet: His, tefekkür, metafizik, batın. (s. 83)

-İ-

ikilik: Tanrı’yı değil de kendini bilme hazzından ortaya çıkan bir “yok”luk durumu. (s. 17)

iman:

(i) İdraksizliktir. Tam bir idrak olsaydı imana gerek kalmazdı. Bilinen şeye iman olmaz, ondan zuhur edecek şeylere iman olabilir. Bundan dolayı Tanrı’ya iman ne yapacağınadır ve yapma kudretinedir, yani gaybınadır. Dolayısıyla iman, bilmediğin Tanrı’nın kendisine değil büyük planınadır. (s. 36-38)

(ii) İman, beş duyu ve aklın ulaşamayacağı metafizik alana, yani soyuta olan inanma biçimidir. (s. 67)

inanç: İmandan daha düşük bir mertebedir. (s. 36). Ayrıca bk. iman maddesi

irade: “Yok”lukta mutlak “var”da olduğunu bilme, Tanrı’dan olduğunu bilme bilinci. “Yok”taki ben irade ile önce yok olduğunu anlayacak, sonra yok diye bir şey olmadığını anlayacak. Nihayetinde “can”daki “ben” tek bir “var”dan olduğunu bilecek. (s. 18-19)

insan:

(i) Merhamet duygusuna sahip olan varlık. (s. 35)

(ii) Melekten farklı olarak özgür iradeye sahip olan varlık. (s. 49)

(iii) Şeytanla olan mücadelesinde geldiği yeri hatırlamadığı için gerçek gücünü bilmeyen; aceleci ve zayıf olan; kandırılmaya müsait varlık. (s. 50-51)

(iv) Var olandan tasarruf eden, kendini varlıkta tanımlayabilen, yaratılmışı veya var olanı aşamayan varlık. (s. 89)

(v) Menfaatine olan her şeyi kutsallaştırmaya ve kutsallaştırdığı şeyler üzerinden zulümler yapmaya meyilli varlık. (s. 97)

(vi) Bir eşyadan farklı olarak kendini ve başkalarını sevebilen varlık. İnsan eşyayla (eşyanın interneti gibi) bağ kurup robotlaştığında, yani eşyalaştığında en önemli vasıflarından biri olan sevme yetisini kaybetme tehlikesi ortaya çıkacaktır. (s. 104-105)

(vii) İnsan, en güzel (“ahsen”) biçimde yaratılmışlığını, özgür irade içerisinde kötülüğü değil de iyiliği seçerek ortaya çıkarabilecek olan varlıktır. İnsan bu seçimiyle Tanrı’nın ahlakıyla ahlaklanır; çünkü Tanrı da her şeye gücü yetmesine rağmen iyilik yapar. (s. 123)

insan dili (insanca): Hiçbir dile sığmayan Tanrı bilgisi ve hikmetin (bk. hikmet maddesi) aktarıcısı olan ruh dilidir. (s. 85)

itaat: Gerçek itaat kölelik değildir; düşünmeyle, anlamayla gerçekleşen bir eylemdir. Tanrı Ant verdiğin antlaşmaya, antlaşmana itaat etmeni isterken önce “Düşün.” diyor. Düşünmeden Ant’a, nizamına itaat etmene rıza göstermiyor. O hâlde Tanrı mı zorlayıcı yoksa insan mı sorusu üzerinde düşünmek gerekir. (s. 33)

-K-

kader: Doğa kanunları gibi iradesi olmayan, irade verilmeyen varlıklar için oluşturulmuş bir tür Tanrı yazılımı. Kader (“yazgı”) iradesi olan varlıkları kapsasaydı cebir olurdu. (s. 116)

kibir: Kendinden başka hiçbir şeyi kabul etmemek, her şeyden kendini üstün görmek. “Varlıkta her şey benim için ama ben de her şey içinim.” diyememek. (s. 56-57)

kötülük: Acizliğin eylemidir. Acizlik kötülüğe sevk eder. O hâlde kötülüğü Tanrı yapmaz; çünkü o aciz değildir. Sonsuz seçenek ve gücü olan Tanrı’nın kötülüğü seçmesi için bir neden yoktur. (s. 53)

kutsal buyruk:

(i) İlahi buyruk. (s. 66)

(ii) Kutsal buyruk ikiye ayrılır: fizik (taşlar, dağlar, kuşlar vs.) ve metafizik (Allah, melek, cin vs.). Her iki âleme (yani fizik ve metafiziğe) de hitap eder. (s. 66, 71)

(iii) Kutsal buyruk Tanrı’ya tapma kılavuzu değildir. (s. 71)

(iv) Kutsal buyruk senin içinden, özünden fizik ve metafizik olan sana seslenir. Bundan dolayı üretim değildir. (s. 71)

(v) Kutsal buyruk metinlerinde anlatılan konu değildir, senin anlaman gereken, yani sana dönük bir şeydir. (s. 72)

(vi) Kutsal buyruk karşısında zekâ zayıflar ve yeni kutsal uydurmalar zuhur eder. (s. 86)

-M-

melek:

(i) Tanrıya ibadet eden, özgür iradesi olmayan varlık. (s. 49)

(ii) İnsanın kendi talebi ile oluşturulan imtihan dünyasının (“varlık âleminin”) gözetmenliğini yapan görevli. İmtihanın atmosferini ve insanı, dolayısıyla imtihanı koruyan varlık. (s. 49)

(iii) İnsana secde eden (üstünlüğünü kabul eden) varlık. (s. 50)

(iv) “Tanrı makamı”nın (bk. Tanrı makamı maddesi) görevlileri, Tanrı yasalarının gözeticileridirler. Arşı onlar tutarlar. (s. 82)

(v) Meleklerin imanı yoktur, çünkü onlar Tanrı’yı bilir ve müşahede ederler. (s. 82)

merhamet: Tanrı’nın sesidir. Tanrı’nın sesi insan merhametinin de kaynağıdır. Tanrı insandaki merhamet duygusuyla insanın içinden seslenir, tıpkı Musa’ya ağaçtan seslendiği gibi. (s. 40)

metafizik:

(i) Oyalayıcı çokluk içeren fiziğin ve bilimin ötesi, soyut alem, gayb. (s. 69, 72)

(ii) Bilimin aksine kesinlik veya “mutmain olma” arayışı vardır. (s. 72)

(iii) Fizik âlemi beden, metafizik ise ruh gibidir. Birbirinden ayrı düşünülemez. (s. 68-69)

(iv) Bilimin açıklama alanı dışında bulunan fizik ötesi bilgi. (s. 97)

mutlak var: bk. var maddesi.

-N-

nefis: Kendi “var”ını yani “hayat”ı bırakarak sürekli yok olma hazzını, yani ölümü tatmak isteyen bir bilinç türü (s. 15-16).

-Ö-

ölüm: “Can”ın “yaşam” süresince tattığı geçici yok oluş süreci; geçici yok oluşla “hayat sahibi” olduğunu fark etme ve anlama hâli. (s. 20)

-P-

put: İnsanın kendi eliyle yaptığı (taş, robot, yapay zeka, para, kibir vs.) ve çoğu zaman uğruna savaşarak kan döktüğü tanrı. Her çağda insan zihninin ürettiği sahte tanrı(lar). (s. 74, 75)

putperest çağ: Bilimin güzel bir hayat olması amacından çıkarılarak ürünlerinin “put” hâline geldiği, putlaştırıldığı çağ. Bilim ve teknoloji ürünlerinin günümüzden geleceğe tanrılaştırılması sonucunda yeni bir “putperest çağı” başlayabilir. Bu olursa insanlar geçmişte olduğu gibi gelecekte de “put”ları için savaşarak kan dökecektir. Bugün de savaşlar sahte Tanrılar için yapılmaktadır. Söz gelimi, “Robotlar insanın yerine geçecek.” dendiğinde insanlığın eline yeni bir “put” verilmiş olacaktır (s. 73) Ayrıca bk. put maddesi.

-R-

rab: Terbiye eden, öğreterek disipline eden. Öğretmen. (s. 17, 38)

-S-

suç: Tanrı’ya göre suç, tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Tanrı tedavi ederek cezalandırma yapar. (s. 53) Ayrıca bk. cehennem maddesi

-Ş-

şah damarı: “Yaşam” damarı. (s. 76) Ayrıca bk. yaşam maddesi

şeytan:

(i) Yaptığını güzel göstermekte mahir olan hilebaz varlık. (s. 50)

(ii) Yaratılması ya da varlığı kötü değil, yolundan gidilmesi kötü ve şer olandır. Bundan dolayı şeytanın varlığı ya da yaratılmasından dolayı Tanrı suçlu tutulamaz. (s. 87)

(iii) Tanrı’nın sisteminde olmayandır. Şeytan bizim yarattığımız sistemdedir. (s. 96)

şiddet: İçerisinde merhamet olmayan amaçsız ve orantısız güçtür, eziyettir. Tanrı şiddet kullanmaz, kuvvet kullanır. (s. 34-35)

-T-

Tanrı:

(i) SENin tasavvur, istek ve hayalleriyle örtüşmeyen. Ne senin istediğin ne de istemediğin. Seninle aranda bir fark bulunması beklenen varlık. (s. 27)

(ii) SENin bilmediklerini bilen, senden güçlü, gücü tahayyül edilemeyen, gücüyle sana inanan. (s. 28)

(iii) Tanrı yarattıkları tarafından savunulmaya ihtiyacı olmayandır. Tanrı aciz değildir. Bir tanrının savunulmaya ihtiyacı varsa o zaten Tanrı değildir. (s. 34)

(iv) Tanrı şiddet değil, kuvvet kullanandır. (s. 34)

(v) Tanrı olması gerekeni yaratandır, mümkün olanı değil. İnsan ise gücü olsa işine gelen her şeyi yaratabilecek eğilimi olandır. (s. 36)

(vi) Doğmamış olandır. (s. 61)

(vii) Hayallere sığmayandır. Bilinemezdir. Tarif edilemezdir, sadece tadılır, hissedilir. Bir anlamda bilinemezliğin kendisi Tanrı’dır. (s. 61, 88, 142)

(viii) Kendisine inanılmamasına rıza gösterendir. Aynı güneşten, aynı yağmurdan inanan da yararlanır inanmayan da. (s. 59-60)

(ix) İnsanlara akıl kapasitelerine göre muamele eden. (s. 65)

(x) Hem akla sığan hem de sığmayandır. Bu çelişki gibi görünür oysa akla sığmayan bir şey var olabilir. (s. 73)

(xi) Tanrı inkârla yok olmayandır. Yok olan insan “yaşam”ı, insani değerler ve insanın doğrudan kendisidir. (s. 75)

(xii) Şah damarından, yani “yaşam”dan sonraki hâlinizden de daha yakın olandır. (s. 76) Ayrıca bk. yaşam maddesi

(xiii) Tanrı kavramı Allah’tan daha kapsayıcı bir olgudur. Bütün insanların ve hatta bütün varlık âleminin yaratıcısı olma vasfına gönderimde bulunur ve hepsine Tanrı(lık) makamından seslenir (bk. Tanrı makamı maddesi). Allah ise iman edenlerin Tanrı’sıdır. Yani Tanrı, Allah olgusundan bu olguya iman edenlere ayrı muamele edip seslenirken Tanrılık olgusundan ise tüm varlık âlemine seslenmektedir. (s. 82)

(xiv) Tanrı insan gibi egoist değildir. Yalnızca bugünden değil, varlık âlemimim yaratıldığı günden beri sorumlu olandır. (s. 86)

(xv) Tanrı vicdanın kapasitesi oranında görünür ve hissedilir olandır. Tanrın vicdanın kadardır. Bundan dolayı Tanrı dogmalaştırılarak değil, vicdanın genişliği kadar bilinir olur. Dogmaların sonucunda ister Tanrı’ya inan istersen de inanma, dogmaların yalnızca kendini sınırlar, Tanrı ise özgürleştirir. (s. 92)

(xvi) Tanrı hiç durmadan aranandır. Bunun nedeni her şeyden münezzeh olması, hiçbir şeye benzememesidir. Varlıkta benzerleri olsaydı aranmazdı. (s. 94)

(xvii) Tanrı gayb’dır. Allah’ı ispat etmeye, kanıtlamaya çalışırsan neye iman edeceksin? İnanma duygusu varsa gayb da vardır. (s. 95)

(xviii) İnsanın özgür iradesine müdahale etmemek için kesin olarak bilinir olmayan. (s. 121)

(xix) Tek mükemmel olandır. Herkes mükemmel olsaydı, herkes Tanrı olurdu. (s. 122)

(xx) Tanrı kendisine bile ihtiyacı olmayandır. (s. 129)

(xxi) Eşi ve benzeri olmadığından kıyas yapılarak tanımlanamayacak olandır. Bundan dolayı Tanrı’nın ne olduğu değil, ne olmadığı üzerinden tanım yapmak belki daha doğru tanımlamalar ortaya çıkaracaktır. (s. 132)

(xxii) Kendini tarif etmeyendir. “İşitir”, “duyar”, “görür”, “her şeyi bilir” gibi vasıflar insan aklına yönelik mecazlardır. Yoksa Tanrı’ya vasıflar yüklemek bir nevi ona acziyet yüklemektir. (s. 132-133)

(xxiii) İnsanoğlu için geçerli olan olgunlaşma sürecini taşımayandır. Herhangi bir oluş süreci içerisinde değildir. (s. 134)

(xxiv) Herkes tarafından aynı duygu ve inanç seviyesiyle anlaşılamayandır. İnsanın olgunlaşma seviyesine, kemalat noktasına göre Tanrı algısı değişmektedir. (s. 134)

(xxv) Hep vardır, kadimdir. (s. 134)

(xxvi) Hesaplamalarında (“matematiğinde”) ihtimal bulunmayandır. (s. 138)

(xxvii) Tanrı kötü bir şey yapmayan, abes iş işlemeyen, kötü bir şey yaratmayandır. (s. 139)

(xxviii) Tanrı mecazen de olsa bir kral, firavun değildir; çünkü onun için risk yoktur. Kendisine inanılmayı bile özgür iradeye bırakmıştır. (s. 141-142)

(xxix) Tanrı elitlerin değildir, kralın değildir, seçkinlerin değildir, senin içindir. Oysaki Tanrı’yı krala bağlayarak insanları sömürmek alışılagelmiş bir yöntemdir. (s. 142)

(xxx) Tanrı bir toplumu, bir kabileyi, bir devleti temsil eden güç olamaz. Tanrı’nın gerçekleri ile devletin gerçekleri, gündemleri değişir. Devletin kudreti üzerine Tanrı eklemlenirse yaptığı her hata Tanrı’ya mal edilir. Devlet insan içindir, din de öyle. İnsan din için olamaz. (s. 143)

(xxxi) Gerçek Tanrı kendisine hizmet ettirmez. Mabetlerde Tanrı’ya hizmet ettiğini savlayanlar yalan söyleyenlerdir. (s. 152)

(xxxii) Tanrı’nın gücü her şeye yeter, ama gücünün yettiği her şeyi yapmaz. (s. 150)

(xxxiii) Tanrı’nın izi varlıktır. (s. 151)

(xxxiv) Sorumsuzluk Tanrı’dan beridir. (s. 155) Ayrıca bk. deizmin tanrısı maddesi

(xxxv) Tanrı’nın evveli olmaz. Zaman içinde bulunanın geçmişi ya da geleceği olur. Tanrı indinde zaman yoktur, çünkü Tanrı hep vardır. (s. 155)

Tanrı evi: Bütün yaratılmışların içi dışı Tanrı evidir. Tanrı’ya ibadet etmek için bir şey inşa etmeye gerek yoktur. Tanrı senin içini inşa etmiş, senin için. (s. 96)

Tanrı hükümdar(lar): Tarih boyunca kendi sistemlerinin bekası, kendi uydurdukları dinleri için savaşıp kan döken sömürücüler. (s. 110)

Tanrı inancı:

(i) Kuru bir “İnandım.” sözü ile gerçekleşmeyen, insani hasletlerin öne çıkıp olgunlaşmasıyla, Tanrı’nın sistemine uyumla ortaya çıkan ruhsal olgu. Söz gelimi, vicdansızca doğayı kirletip yok edenlerin Tanrı inancına sahip olduklarını söylemeleri ya bir yalan ya da kendileri adına ortaya koydukları bir kuruntu (“vehim”) olacaktır. (s. 135)

(ii) Tanrı inancına sahip olmak bir iyilik eylemi değildir. İyilik olduğunu iddia etmek sorgulanması gereken basit bir zandan ibarettir. Tanrı’nın iyilik kavramı kendisine inandırmakla sınırlı olamaz. “İnanıyorum bu bana yeter” kuruntu ve zannında olanlar “Tanrı yok” diyen bir ateist gibi sorumluluktan kaçmış olacaktır. (s. 141)

(iii) Tanrı inancı, insan psikolojisinde ya da bilinçaltında huzur ve güven duygusu verir. Çocuk doğar doğmaz güveni anne duygusuyla hisseder. Çocuk evinde kendini güvende hisseder. Ya evrende? Evren bir ev olarak kabul edilirse çocuk büyüdüğünde aynı güveni Tanrı’ya yüklemesi, böyle bir ihtiyaç duyması oldukça doğaldır. Güven ve inanma insan psikolojisinin bir bileşeniyse ve psikoloji de bir bilimse Tanrı inancının ateistlerin iddia ettiği gibi bilimin dışında olmaması gerekir. Ve bundan dolayı Tanrı inancı için psikolojik bir yoksunluk veya kontrolsüz bir yüklemedir değerlendirmesi doğru olmayacaktır. İnanmak faydalı ise zararlı olduğu söylenemez. (s. 146-147, 156)

(iv) Korku üzerine (ölüm, cennet, cehennem vb.) kurulu bir Tanrı inancı üzerinden yapılan söylem, sömürü düzenini sürdürmek içindir. (s. 152-153)

(v) Tanrı inancı sınırsız olana inanmaktır. Sınırlı olan her şey yok hükmündedir. Cennet bile geçici, ondan sonraki hayata hazırlık safhası olan bir yerdir. Sınırsız olan, sonsuz olan Tanrı inancı belki de ölümsüzlüğün ta kendisidir. (s. 153)

Tanrı makamı: Tanrı’dan ayrı bir “ben” yaratan kişinin “yok”luk âleminde ortaya çıkan Tanrı’ya muhataplık durumu. Kendini “yok”ta var edende Tanrı’nın bulunma durumu. Oysaki “mutlak var”dayken sen O’ndaydın, nereye dönsen O’nun yüzüne bakardın. Tanrı’nın bir makamda sana seslenmesine gerek yoktu. (s. 21)

Tanrı yazgısı: bk. kader maddesi

Tanrı’nın dili:

(i) Her lisana uyan, her lisanda anlaşılacak lisan ötesi dildir. Bunun nedeni Tanrı’nın kendisinin evrensel üstü olmasıdır. Tanrı’yı Arapça, Farsça gibi lisanlara indirgemek Tanrı’yı ırkçılıkla suçlamaya eşdeğerdir (s. 111, 133)

(ii) Kalbe işleyen, muhabbet duyduran dildir. (s. 111)

(iii) Tanrı’nın dili deli etmez, paranoya etmez. Bu hasletler kişide varsa sorun ondadır. (s. 111)

(iv) Tanrı’nın dili, kendi inandıkları adına başka inançlara saldıran, başka insanlara eziyet edenlerin dili değildir. (s. 112)

Tanrı’nın terazisi: Sen-ben, iyi-kötü vb. ikiliklerin tartılmadığı terazidir. Çünkü her şey O’ndandır. Kişinin kendi terazisinde tartabileceği şey bütünden koparttığını zannettiği “ene”sidir. (s. 26)

Tek Tengri: bk. Tanrı maddesi

-V-

var: Tanrı’da olma, onunla olma, bir olma, olanla olma; “yok”ta yani olmayanda olmama durumu. (s. 18)

vicdan: İçindeki gerçek din.

-Y-

yaşam: “Yaşam”, hiç bitmeyen varoluşun sonsuzluğu olan “hayat”a sonlu olma niteliğiyle karşıtlık gösterir. “Can” “yaşam” içinde varlığını sürdürür ve ölür. “Yaşam” biter ama “hayat” devam eder. “Yaşam” içindeki “can” ölür ama “hayat sahibi” ölmez. (s. 19)

yok: Tanrı’dan ayrı bir “ben” yaratma isteği, olmayanı isteme sonucunda ortaya çıkan yalancı bir bulunuş durumu, “ben”in kendini bulunmayış ile tarif ettiği bir mekan. (s. 18)

 

-------------------------------

Turgay Sebzecioğlu

 



Bu haber 6,574 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,403 µs