En Sıcak Konular

Yeşil Çocuk

5 Mayıs 2021 14:37 tsi
Yeşil Çocuk Büyücü kurutuyor, Yeşil Çocuk yeşillendiriyordu.

Sevgili Çocuklar;

Yaradan, dünyayı yarattığında, eski bir Kızılderili sözü der ki; sınırlar yoktu. Sınırları daha sonra insanlar araya koydu yeryüzünde, insanlar çizdi. İlk başta işin aslı böyle değildi. Tek millet vardı, tek aile. Turk Ata. Bütün dünya bu Turk Ata ailesinindi. Yaradan buyruğu ile mutlu yaşardı. Yeryüzünü eker, biçer, türlü türlü meyveler, sebzeler yetiştirir, avcılık yapardı. Turk Ata, yaratılan her şeye sevgili ve saygılıydı. Ta ki, kötüler kötüsü Şeytan yeryüzüne gözünü dikene kadar. Bulunduğu Yıldız’dan Dünya’ya indi ve Turk Ata ailesine musallat oldu.

Yeryüzü ömrünce Şeytan, Turk Ata ile mücadeleye girişti. Turk Ata’nın kavmi büyüdü. Şeytan da kendi kabilesini büyüttü. Buna cinleri de ortak etti. Turk Ata’nın bulunduğu yere, başka bir yıldızdan, başka kavimin insanları da dünyaya indi. Şeytan ile işbirliği yaptı. Yeryüzünde bozgunculuk çıkardı: Ağaçları kesti, kuşları, balıkları, kedileri öldürdü. Bunu eliyle yapmadı, okuyla yapmadı, baltası ile yapmadı. Şeytan’ın yıldızından getirdiği kara tohumlarla yaptı. Canlılar hastalandı. Bitkiler hastalandı.

Bunları yiyenlerde hastalandı. Ayrı bir ırk meydana geldi dünyada. İşte artık Turk Ata anladı ki, dünyanın sınırlarını çizmek gerekirdi. Bu fitneye fesada dur demek gerekti. İşte sınırlar böylelikle çizilmiş oldu. Türk Ata ve ailesi, bilge kişilerdi. Tabiatla hep dost idiler. Hayvanlarla bitkilerle, derelerle hep dost. Derken bir başka sınırdan bir büyücü çıka geldi. Türk Ata kavminden imiş gibi kendini gösterdi. Torbasında kimsenin görmediği o kara tohumlardan, gezdiği tarlalara saçıyordu. Ayağını nereye bassa, bastığı yeri kurutuyordu.

Turk Ata kavminin sınırlarında kara günler başlamıştı. Doğan çocuklar ölüyor, ölmeyenler sakat doğuyor ve akılları olmuyordu. Bu büyücü, kara tohumları sadece tarlaya ekmekle kalmıyor; Turk Ata kavminin çocuklarını kandırmak için çocukların yiyeceği her şeyin içine katıyordu. Meyvelerine, çileklerine, elmalarına…

Bunları yiyen sağlam çocuklar da hastalanıyorlardı. Turk Ata kavminin ileri gelenleri, bilgeleri toplandılar bu işe bir dur demek için. Hastalığın kaynağını araştırmak için heyetler kurdular. Ama bir türlü sonuç elde edemiyorlardı. Derken bir gün, Turk Ata kavminden uzun yıllardır kendinden haber alınamayan bir genç, ihtiyarlamış bir şekilde çıka geldi. Elinde küçük bir çocuk ile. Ama bu çocuk diğer çocuklara pek benzemiyordu.

Çok akıllı idi, yaşından çok ileri marifetleri vardı. Yaradan’ın yarattığı büyük yeşil ağacın yapraklarının damarlarından geçen sudan içmiş. Bu yüzden de, suratı elleri ve vücudu yemyeşildi. Bu çocuğa, “Yeşil Çocuk” ismini verdiler. Bu çocuk da nereye bassa orayı yeşillendiriyordu. Turk Ata kavminin ileri gelenleri bu çocuğu kuruyan tarlalarda gezdirince her yer tekrar yeşil oluyordu.

Büyücü kurutuyor, Yeşil Çocuk yeşillendiriyordu. Büyücü bakmış bu böyle olmayacak, kötülerin sınırına geri dönüp olayı Şeytan’a anlattı. Bunun üzerine Şeytan, Yeşil Çocuğu öldürme kararı aldı. Kötü savaşçılarından bir grup kurdu. Bu kötü savaşçılar çeşitli kılıklarla Turk Ata kavminin sınırlarından içeri girdiler. Çok denediler ama bir türlü bu Yeşil Çocuğu öldüremediler. Baktılar ki olmayacak, büyücü, “bu iş böyle olmaz” dedi ve yeni bir plan yaptılar: Büyücü bir çok iksiri karıştırarak büyülü bir yiyecek yaptı. Kara tohumları da o yiyeceğin içine attı. Arının balının tadından, bugünkü çocukların şeker diye bildiği bin bir çiçeğin renginden güzel görünüşlü bir yiyecek. Bir de gözü alıp aldansın diye lifler yapıp, sarıp sarmaladı.

Yeşil Çocuğun geçeceği alana bıraktı. Albenili olarak sarılmış bu yiyeceğin kokusu çok ötelerden alınıyor, rengi çok uzaklardan fark ediliyordu. Yeşil Çocuk bu güzel görünümlü, zehirli yiyeceğin yanına vardı, lifleri bir bir açtı. Kokusu çok güzeldi. Sonunda yiyecek ortaya çıkmıştı. Yaradan’ın özel yarattığı yeşil ağacından su içen Yeşil Çocuk, farkında olmadan bu yeşil ağacın da sırrını almışmış. Tam yiyecekken, geçtiği yerleri yeşerttiğinden, çiçekler açtırdığından dolayı bu güzelliklerden yararlanan arıların, kuşların böceklerin bu yiyecekten yemediklerini görünce şüphelenmiş ve o yiyeceği alarak küçük bir su birikintisinin içine atmış. Su birden bire simsiyah olmuş, etrafa pis bir koku yayılmış. Anlamış ki bu bir tuzak. Su da üç harf belirmiş: G. D. O. GDO ne diye araştırmış, kötüler ülkesinin Şeytan tohumuymuş. Devamlı eker, eker ekermiş. Çocuklara da şeker şeker diye yuttururmuş.

Büyücü, bu hilesi ile de bir şey yapamayınca tekrar Şeytan’a gitmiş. Olup biteni anlatmış. Şeytan şöyle demiş: “O Yeşil Çocuk, Turk Ata’sının Yaradan’ın özel yarattığı ağacın suyundan içmiş. Onun Atası ile aynı yıldızdandık. Ne ettiysem o ağacı kestiremedim. O ağaca Yaradan “dokunma” dedi. Onlarda dokunmadılar. Çok uğraştım, sonunda dokundurmaya ikna ettim. Ağaçta bir kuş yuvası vardı. Yılan ağaca sarılmıştı. Kuş yuvasına zarar verecek diye ağaca dokundurttum. Böylelikle yasağı çiğnemiş oldular.

Aslında ağaca ne zaman dokunacak olsalar, ağaç dile gelip, “bana dokunma” der bunları uyarırdı. Baktım olacak gibi değil, ben de yılanı kandırarak; “Sen sürünüyorsun, uçmak istersen onu öyle bir sık ki dile gelmesin.” Dedim. Yılan bu dediklerime kandı ve ağacı öyle bir sıktı ki, Turk Atası’nın atası, ağaca dokunacağı zaman ağaç yılanın sıkmasından dolayı konuşamadı. Dokunduğu ağacın dalı kırıldı. İşte dalı kırılan, yapraklardaki tohumlardan biri dünyaya düştü, o büyüdü fidan oldu, ağaç oldu. İşte o çocuk, o ağacın suyundan içti. O ağacın bütününden dünyada bir ev yaptılar ve Yaradan’a adadılar. Yıldızdaki yasak ağacı kırdık, buradakini muhafaza edeceğiz dediler.

O evin etrafında Yaradan için döndüler durdular. Yaradan’da bana oraya gitmeyi yasak etti. O Yeşil Çocuk ancak o yılanın zehri ile ölür. O gün bugün biz onu arıyoruz.” Evet çocuklar, şeytan ve yardımcıları onu bulana kadar, sınırlara hep sinsice saldıracaklar, sizden biriymiş gibi gözükecekler.”

Yeşil Çocuğun yaşaması için, onu öldürememeleri için bir sır söyleyeyim mi sizlere? Dünyanın sonuna kadar fidan ve ağaç dikip, yeşili korumanız gerekiyor. Çünkü Şeytan bütün dünyayı betondan evler yaparak yeşili yok ediyor.

Bu yüzden çocuklar size tavsiyem; köylerden çocuk arkadaşlar edinmeniz, köy hayatını öğrenmeniz.

Oktan Keleş

Deruni Devlet Kutsal Halı

Sh 396-398



Bu haber 3,982 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler

    1. Selkinçek-Salıncak

    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,160 µs