En Sıcak Konular

Zamanda Yürüyen Türkler – Zaman Yörükleri

2 Mayıs 2021 10:58 tsi
Zamanda Yürüyen Türkler – Zaman Yörükleri Bülent Ateş Yazdı....

Zamanda Yürüyen Türkler- Zaman Yörükleri

 

Kıymetli gönül sultanımız, Kambabamız, öğretmenimiz Oktan Keleş, Kambala-Atasagun çizgi romanının üçüncü bölümünde yine bizleri hayret deryasına daldırdı, bilmediğimiz nice sırlardan bir tutam daha önümüze serpiverdi.

Bu sırlardan biri de bu yazıya konu olan;  Tomris bacıbeyimizin anlattığı bir Ötüken anısına cevaben, Bayçu Ata’nın yaptığı yorumda kullandığı, bu çağın dili ile seslendirdiği Zaman Yörüklüğü ifadesi idi. Bu ifade, tıpkı Kambabamızın olduğu gibi, benim de çok hoşuma gitti. Belki derinlerde bir yerlerde, bilinçaltında bir şeyler çağrıştırdığı içindir, Allahüalem.

 

Zaman Yörükleri, Zamanda Yürüyen Türkler…

Kimdir bu Zamanda Yürüyen Türkler diye düşündüm. Tabii, bu sorunun cevabı öyle ‘şunlardır, bunlardır’ diye sırayla bir çırpıda yazılacak kadar kolay değildir. Hepinizin aklına, ilk seferde gelen birkaç isim elbette olacaktır. Oğuz Kağan Ata gibi, İstanbul Ata (Hz. Hızır) gibi, Okyay Kağan gibi… Bu yazının bir amacı da, daha önce tanıdığımız, hayatı hakkında bilgi sahibi olduğumuz tarihi şahsiyetlerin, Zaman Yörükleri ifadesini öğrendikten sonra, Ötüken’e mensup olabileceklerini düşündürmektir.

Her zaman olduğu gibi, yazılarımızdaki savlar kesinlik arz etmeyip, sadece tefekkür edilmesini sağlamak amaçlıdır. Değerli ağabeyim Dr. Hamdi Cenk Düzgit’in çok sevdiğim ifadesindeki gibi yanlışlar bana, doğrular hepinize aittir.   

Yukarıda yazdığım Atalarımızın haricinde, Zamanda Yürüyen Türkler deyince aklıma ilk önce, alemlerin nuru efendimiz Muhammed Mustafa Resullullah geldi. Şöyle ki; alttaki hadisi hemen hepiniz bir kere de olsa duymuş, okumuşsunuzdur:

Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"Bana, (dünyanızdan) koku ve kadın sevdirildi. Gözümün nuru ise namazda kılındı."

Bu hadiste dikkatinizi çekmek istediğim nokta ‘ dünyanızdan’ ifadesi… Bu ifade ile Resulullah, bu dünyadan olmadığını zaten çok net olarak ifade etmiştir. Ok- Oz daki en yüce makamın sahibi O’dur diye tahmin ediyorum. Ötüken ise, Ok- Oz’un bir yansıması idi.

Zaman Yörüğü olduğunu zannettiğim, hatta kesinlik derecesine çok yakın olduğunu düşündüğüm bir tarihi isim daha var ki, onu hepimiz tanıyor ve seviyoruz:

İstiklal Marşımızın şairi, büyük Türk Ozanı Mehmet Akif Ersoy. Yasin dervişimin deyimi ile, Akif dedem…

Yazının bu kısmı, Kambala-Atasagun 3 ün altına yorum yazan, Yahya Kaptan rumuzlu kardeşimin de sorularına cevap niteliğinde olsun.

Bu kardeşimiz, romanda Ögetay Börü Dorukhan’ın 2067 yılında son Göktürk gemisi ile dünyada kalan tüm Türkleri ve Türke ait tüm kalıntıları toplama görevine ithafen, şöyle sormuş:

İstiklal Marşında,

‘Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda’

ifadesi dururken, Türkiye topraklarını bırakıp gidecek miyiz?

Bu soru benim çok hoşuma gitti. Nedeni ise, gidilecek yer Ötüken olmasına rağmen, her karışı şehid kanı ile sulanmış bu toprakları kimselere bırakma niyetimiz olmadığını gösteriyor. Ki, zaten Akif dedem, yukarıdaki soruda son bölümüne atıf yapılan dörtlüğe, şu dizelerle başlıyordu İstiklal Marşı’nda:

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda,
Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda…
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada CÜDA.

Kambabam, Okyay Kağanım bir çok yazısında ve kitaplarında İstiklal Marşının sırlarından bahsetmiş, ‘KORKMA’ ile başlayan bu dizelerin daha bir çok kapalı manası olduğunu, zamanı geldikçe sırlarının bir bir açılacağını yazmıştır. Hatta bir seferinde de, ‘sönmeyen ocak’ ifadesinin, Kalperen ocağını işaret ettiğini söylemişti Kağanımız.

Yahya Kaptan kardeşimizin, sorduğu sorusuna dayanak olarak verdiği, İstiklal Marşından iki dizeyi biraz yakından tefekkür edelim beraber…

‘Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda’

Görünür manaya baktığımızda Akif dedem diyor ki,

-Tanrı canımı, sevdiğimi, neyim var neyim yoksa alsın. Yeter ki bu dünyada beni tek vatanımdan ayrı bırakmasın.

Burada sağlam bir vatan sevgisini, tüm açıklığı ve vurgusu ile görüyoruz.

Şimdi aynı dizeleri bir de Ötüken Tasavvufu penceresinden okumaya çalışalım. Bunun için önce, dizenin son kelimesi olan CÜDA nın anlamına bir bakalım:

CÜDA kelimesinin anlamı

Yurt, baba ocağı gibi çok sevilen yerlerden ayrılmış olan, uzak kalmış olan

Şimdi de Divanı Lügatit Türk’ten ILDUZ sözcüğünün anlamını hatırlayalım:

ILDUZ

-Yurt, Gelinen Yer…

Bu bilgiler ışığında dizelere baktığımızda, bir ZAMAN YÖRÜĞÜ olduğunu zannettiğim Akif dedemin bize anlatmak istediği sır şu:

‘’Yurdumdan, geldiğim yerden(ILDUZ), baba-Ata ocağından(ÖTÜKENDEN), bu dünya hapishanesinde bırakılmak suretiyle daha fazla ayrı kalmak istemiyorum. Bunun için Tengri, bu dünyaya ait olan neyim varsa; canım, sevdiklerim, malım-mülküm ( ki, bu dünyaya ait olan, bu dünyada kalır) hepsini alsın, feda olsun.’’

Mehmet Akif Ersoy da bir Ötükenli idi. Bir  Zaman Yörüğü idi. Aksi halde, Türk’ü böylesine güçlü ifade eden bir şiiri yazıp, İstiklal Marşı olarak kabul edilmesini sağlayamazdı diye düşünüyorum. Bütün bu gerçeklerin farkında olmuş, hapishaneden kurtulma bilgilerini, zamanının ve ilerisinin Türklerine ulaştırmak için İstiklal Marşına sırlamıştı.

‘Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar’ ve ‘Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım!’ dizeleri ile, dünya hapishanesinin farkında olduğumuzu ve bu hapishaneden er ya da geç kurtulacağımızı, dünya hapishanesinin gardiyanlarına daha o zaman haykırıyordu tüm Türkler adına…

Ve tıpkı dizelerinde dediği gibi, dünyayı terk etmeden önce sadece bir ceketi vardı bu dünyaya ait olan. Onu da geride bırakıp gitti. Selam olsun Akif dedemin ruhaniyetine…

Yahya Kaptan’ın sorusunun özüne dönecek olursak…

-Topraklarımızı bırakıp gidecek miyiz? demiş.

Okyay Kağanımız ocağımızda Kalperenlerin görevini tanımlarken sıklıkla tekrar eder:

-Önce Türkler arasında birliği sağlayacağız. Sonra tüm dünyaya nizam getireceğiz. Sonra da, diğer gezegenlere, ve sonra diğer galaksilere kadar gideceğiz ve kainatın her yerine nizam vereceğiz. Ta ki, öz yurdumuz Ötüken’e varalım.

Yani anlayacağınız, şühedanın kanları ile sulanmış bu kutsal yurdumuz, vatanımız, TÜRKİYEMİZ, bizim bu dünya gezegeni üzerindeki konağımızdır sadece. Biz nerede isek, bize orası Ötüken’dir. Hatırlayınız ki toprak, eğer uğrunda ölen varsa VATANDIR. Biz de, gittiğimiz her yerde Tengri nizamını kurmak için kanımızla ant verdi isek, orayı da VATAN KILMAK bizim işimizdir.

Sizin de aklınıza, Zaman Yörüğü olabilecek isimler geldi mi? Kimler olabilir? Tefekkürünüz bol olsun.

Selam olsun tüm Atalara, selam olsun öz vatanımız Ötüken’e, selam olsun bize bu dünyada Ötüken’i hatırlatan Okyay Kağanımıza, selam olsun tüm Kalperen koldaşlarıma…

Tengri biz menen!

 

Bülent Ateş

 

 

 

 



Bu haber 3,208 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,986 µs