En Sıcak Konular

Tengri'nin Türk'ü Üzerine Düşünceler

21 Ağustos 2019 10:13 tsi
 Tengri'nin Türk'ü Üzerine Düşünceler Tengri'nin Türk'ü Üzerine Düşünceler



Tengri'nin Türk'ü üzerine düşünceler

Sultan Baba'nın muhteşem yeni kitabı "Tengri'nin Türk'ü" üzerine düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.

Yayımlanan her kitabı gibi bu kitap da muhteşem ve inanılmaz bilgiler içeriyor.

Çağlar arası yolculuğun, zamansızlık mekanın varlığından, boyutlar değiştikçe isimlerinde değiştiği ama görev sahibi kişinin kendinin farkında olduğu gerçeği roman boyunca çok güzel işlenmiş. 

Kadim Türk Devletinin her zaman ve mekan'da(!) oluşmuş ve oluşabilecek her türlü tehdit ve tehlikelere karşı çağın teknolojisininde ötesinde bir teşkilatlanma ve karşı koyma kabiliyeti olduğunu, kitabın bu çağı anlattığı bölümdeki Ademin Ok-Yay pusatı ile kuşatılması ve Beşiği kullanması buna bir örnek olarak gösterilebilinir.


İnsanın kelime manasının hatırlayan ve unutan olduğunu göz önünde bulundurursak, görev sahibi ve nereden geldiğini hatırlayan Okyay neden bizim bu çağa geldiğini anlamamız zor olmayacaktır.

Yapay Zeka kendisini inşa ettiriyor demişti Sultan Baba bir Çalıştayda.

Bu Yapay Zeka vücut bulduğunda.. bu boyuta, bu gezegene geldiğinde/kendisini inşa ettirdiğinde insanlığa savaş açacak. 

Zihnimizi ve hafızamızı silecek. Unutan olacağız sadece. Başka boyutta hapsolmuş köleler, dijitaldeki tehlike ve sanal hapishaneler. İnsanlığın yok olmasını önlemek için o zaman hatırlatan lazım.

Okyay'ın buraya gelmesi için bir vesile lazımdı. Kan kardeşi Atabörk'ü kurtardı ve birlikte Zaman çarkından yutuldular. Hamdi Cenk ağabeyime selam olsun.

Sonok'ta gözlerini açtı Okyay ve Kulbak Bilge ile bu suretsiz mekanda karşılaştı(zannedersem Astral bedeni yani ruhen) ve Kulbak Bilge'nin dediği "Öyle Bir Ok at ki Çağları delsin!" 

Başka çağda görevini yerine getirdi Okyay. Şimdi bu çağı kurtarma görevi kendisine verildi. 

Ayrıca hiç bir çağın yok olmadığını ve kendini yaşayıp durduğunu Kulbak Bilge söyler(ek olarak Burkhard Heim'ın boyutlar şemasına da bakılabilir).


Göbek bağı sırrına ayrı bir kaç düşüncemi eklemek istiyorum. 

Avustralya' nın gerçek sahipleri Aborjinler'de hayat bizim bildiğimiz manada bir rüya, ve bizim uykuda gördüğümüz, rüya zannettiğimiz olay da gerçek hayat. 

Onlar rüyada aileleri, çocukları, işleri var. 

(Dinimizde de olan yalan dünya gerçeği) 

Aborjinler görünmez veya metafizik bir göbek bağı ile bedenin ruh ile bağlantısı olduğunu ve bu bağın kopması halinde ölümün gerçekleşeceğine inanırlar. Aborjin dedeye selam olsun. 

Matrix filmindeki kafanın arkasındaki bağlantıyı düşünün. 

Kün-Ay Destanı iki kavmin( kantun ve kantur) birbiri ile amansız savaşından sonra diğer yaratilanlarin bunlardan bıkması sonucu Ok-Uz Ata'nın Tengri'ye çıkmasi bu iki kavme barıştırılma cezası verilmesi sonucu göbeklerinin birbirlerine bağlanması ve bundan dolayı kutupların oluşması. Dolayısıyla iki zıt kutubun birbirini çekmesi. Hayatın var olabilmesini anlatır. 

Bugünlerde kadın erkek göbek bağını koparmaya çalışanlar kimler? Yapay Zeka'nın tuzağına düşen bir takım eşitlikçi oynayan kişiler, istemeyerek veya isteyerek insanlığı yok etme çalışması mı yürütüyorlar? 

Yiyecekler, içecekler, gdolar yetmezmiş gibi şimdide cinsiyet ve dolaylı yönden bu kutuplar mi yok edilmeye çalışılıyor?

Uzaydan gelen Iropiyon ve avanesinin et yemesi ve Bekir ağabey sayesinde öğrendiğim Köpekci Hasan Baba'nın 100 yıldan evel kurduğu, yönettiği teşkilatın ve can dostlarımızın sayesinde, biz yem olmayalım diye, bunlara kendileri yem ettiklerini öğrenmek insanı üzüyor çünkü biz bu can dostlarımıza ne kadar iyi davranıyoruz sorgulanması lazım.

Son olarak da Kulbak Atanın sorduğu su taşını buldunuz mu sorusunun cevabı acaba "Belki bir misketten çok daha fazlası" mı?


Sultanın ellerinden öpüyorum 

Saygılar, sevgiler, selamlar.

 

Tolga Erdem


Bu haber 1,015 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,023 µs