En Sıcak Konular

Devletleri Dize Getiren Açlık!

7 Ağustos 2010 17:21 tsi
Devletleri Dize Getiren Açlık! Önce virüs vurdu. Şimdi açlık. Rockefeller'ın karanlık senaryoları devam ediyor...

 

Rockefeller Vakfı'nın bir danışmanlık şirketine hazırlatmış olduğu "gelecek senaryolarını" kapsayan raporla ilgili yazı dizimizin ikinci bölümünde, "Hack Saldırısı" adlı senaryoyu inceledik. (Dizinin ilk bölümü için bkz: Rockefeller'ın karanlık senaryoları) Birinci senaryoda ölümcül bir virüsün vurduğu dünyanın geleceğinin anahatlarını derlemiştik. Aynı raporda yer alan ikinci senaryonun üzerine kurulduğu dünya tahayyülü ise şöyle:

Dünya 2000'li yılların başlangıcında çeşitli felaketlere maruz kalmıştı. Toplumsal hafızalara kazınan olaylar arasında 2001 yılındaki 9/11 saldırıları, 2004'teki Güneydoğu Asya'yı vuran Tsunami, 2010'daki Haiti depremi, vb. bulunmaktadır. Fakat bu olayların hiçbiri sonradan "Felaket Onyılı" olarak adlandırılacak, 2010 ile 2020 yılları arasında yaşanacakların yanına bile yaklaşamayacaktır. Ne olmuştur bu "Felaket Onyılı" süresince?

- 2012 Olimpiyatları sırasında düzenlenen bombalı saldırı 13.000 kişinin canına mal olur.

- Bu olayın hemen ardından Endonezya'yı vuran bir deprem sonucu 40.000 kişi hayatını kaybeder.

- Nikaragua, bir Tsunami yüzünden neredeyse yok olur.

- Binyılda bir gerçekleşebilecek türden bir kuraklık, Çin'in batı yörelerini vurur. Kuraklık, çok büyük bir açlık tehlikesini de beraberinde getirir.

Bütün bu olayların kısa süre içersinde üst üste gelmesi, zaten zar zor ayakta durmakta olan dünya ekonomisinin üzerinde inanılmaz bir yük oluşturur. Ulusal devletlerin ve uluslararası yardım kuruluşlarının azalan maddi kaynakları, bu olaylar sonucunda iyice yetersiz hale gelir. Lima'da gerçekleşen bir toprak kayması altında kalan binlerce insan, yetersiz kurtarma çalışmalarından dolayı çaresizce kurtarılmayı beklerken, ünlü İngiliz Ekonomist dergisi şu başlığı atarak, dünyanın düştüğü çaresizliği özetler: "Dünya sonunda battı mı?"

Dünya ekonomisinin bu hale gelmesi, büyük güçlerin ulusal ve dış politikalarını da derinden etkiler. ABD 2015 yılında askeri harcamalarını kısmak zorunda kalacaktır. Afganistan'ı terk edenden ABD ordusunun yerini, kısa zaman içersinde Taliban güçleri alır. Avrupa, Güney Amerika, Asya ve Afrika'daki bir çok ulus-devlet, kamu maliyesi üzerindeki denetimlerini yitirmeye başlar. Ekonomik sıkıntılar, kitlesel hareketleri tetikler. Azalan hizmet ve mallar yüzünden, kaynak erişimini kısıtlamaya çalışan ülkeler arasında ufak çaplı silahlı çatışmalar görülmeye başlanır. Doğal kaynaklar bakımından zengin ülkelerde çatışmalar daha da yoğunlaşır, keza bu ülkelerin kaynaklarından yararlanmak isteyen dış unsurlar, çatışmaları tetikler. Ekonomide korumacı politikalar tekrar devreye girer. 2016 yılında, Berlin Duvarı'nın yıkılması sonrası hızlanan küreselleşmenin sonuna gelinmiştir.

Hükümetlerin kamu düzenini koruyamaz hale gelişi, kamusal alanda şiddetin her geçen gün daha çok artmasına yol açacar. Etnik, din veya sınıf açısından çok-parçalı ülkelerde çıkan çatışmalar, yoğunluk ve sıklık bakımından tarihi zirve yapar. Örneğin İsrail-Filistin çatışması gibi...

Hükümetin maddi yetersizlik yüzünden, yerine getiremediği kamu düzenini sağlama rolünü, gelişmiş teknolojiye sahip suçlular ve onların çete ağları almaya başlar. "Küresel gerilla" olarak adlandırılan bu oluşum, ekonomik korumacılık yüzünden durağan hale gelmiş uluslararası ticareti, yer altına taşır. Hizmetler ve mallar yer altından taşınmaya başlanır. Eski ve kullanılmayan ticari uçakları çalışır hale getirerek, kıtalararası ticareti kontrol altına alırlar. Uyuşturucudan, ilaca; silahtan teknolojik aletlere kadar her şey korsan yollarlar taşınmaya başlanır. Silah ve ilaçlar (uyuşturucular dahil) fakir insanların bu çeteler tarafından kontrol altına alınmasında başat rolü oynar.

Akla gelebilecek tüm malların "çakması" bu çeteler tarafından üretilmeye başlanır. Ancak geri-mühendislik ile tekrar üretilen bu çalıntı mallar, kalite ve sağlık açısından çok düşük seviyelerdedir. Korsan yollarla üretilmiş bozuk ilaçlar, ilaç ihtiyacı olan kitleleri daha da sağlıksız hale getirir. Sağlıklı aşıların yerini, sahte, bozuk aşılar alır. Dünya Sağlık Örgütü gibi kurumlar bu yeni bozuk ilaçlar karşısında çaresiz kalırlar. Bu fenomenden sağlık hizmetleri açısından dışa bağımlı olan Afrika kıtası ülkeleri özellikle kötü etkilenir. 2021 yılında Fildişi Sahilleri'nde çakma Hepatit-B aşısı vurulmuş 600 çocuk, zehirlenerek ölür. Fakat bu sadece başlangıçtır. Çakma sıtma ilaçları, bu sayının çok üzerinde insanın ölümüne yol açacaktır. Bu olaylar, gelişmiş ülkelerde de ebeveynleri negatif yönde etkileyecek, insanlar çocuklarını aşılatmaktan kaçınacak hale gelecektir. Bunun sonucunda ise daha önce derman bulunmuş, ölümcül bulaşıcı hastalıklar tekrar sahneye çıkacaktır.

Bu işin sağlık yanı. Bir de teknoloji yanı var. Bu senaryoya ismini veren hackerlar, büyük şirketlere, hükümet kaynaklarına ve bankalara göz diker. Son derece gelişmiş yazılım ve aletlere sahip olan hackerlar, durmaksızın bu büyük kaynakları soymaya çalışacaklar. Bu saldırılar, hala ayakta kalmış büyük şirketler arasında panik yaratacak, en ufak bir inovasyon için dahi yüzlerce patent alınacak ve bunun sonucunda teknolojik gelişme, patent savaşlarına takılıp, yavaşlayacaktır. Hackerların ortaya saldığı dijital virüsler, toplumun dijital ağlar üzerinden sağlıklı iletişim kurmasını engelleyecek, güvenilir bilgiye ulaşılamaz hale gelecektir.

Şimdi raporun gelen kısmına özellikle dikkat etmenizi istiyoruz. Her şeyin kopyasının üretildiği, tüm bilgi teknolojilerin sıklıkla hack edilebildiği bu ortamda, senaristler sadece bir tür hack olayının "kötü" sonuçlar doğurmadığını yazıyor. Senaristlere göre, iyi sonuçlar doğuran bir hackleme alanı var ki, okuyunca gözlerinize inanamaacaksınız: Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar yani GDO! Gıdaların "hacklenmesi" çok daha basit hale gelecek, senaristlere göre. Bu trendi de, çokuluslu, büyük şirketlerde çalışmış Afrikalı bilimadamları başlatacaklar. Şirketlerinden ayrılıp, ülkelerine geri dönen  bu "kaçak" bilimadamlarının geliştirdikleri yeni nesil GDO'lar, verimlilik açısından çok zengin olacak ve böylece dünyada açlık çeken Asya gibi kıtalara, "korsan" yollarla ithal edilecek. Senaristlerin üzerinde dikkatle durdukları nokta ise, GDO üretme tekniklerinin çok daha basitleşeceği ve insanların ufak labaratuvarlar kurarak garajlarında bile organizmaların genetiğini değiştirebileceği varsayımı. Yani bugün sadece bir kaç çokuluslu şirketin kontorlü altında olan zehirli GDO'ların, herkes tarafından üretilebilecek hale gelmesinin "müjdesini" veriyorlar. Açlığa çare olarak, ev işi GDO!

Bundan sonrası ise güvenlik duygusunu yitirmiş kitlelerin, klanlaşmasını, cemaatleşmesini öngörüyor. Zenginler, kendilerini güvende tutacak "organizasyonlar" ile anlaşıp, onların koruma ağına girerken, düşük gelirli kitleler, kendi içlerinde ulusal kimlikten çok, aile ve klan bağlarını öne çıkarmaya başlayacak. 2030 yılında "gelişmiş" veya "gelişen" uluslar kavramı anlamsız hale gelecek. Keza, ortada ulus falan kalmayacak.

Görüldüğü üzere Rockefeller Vakfı için hazırlanmış rapordaki bu ikinci senaryo, ulus-devletlerin çöküşü üzerine kurulu. Doğal felaketler ve terörist saldırılar yüzünden çökmüş bir dünya ekonomisi, beraberinde alttan üste bir devinimi tetikliyor. Fakat bu alttan üste doğru gerçekleşen hareketlenmede, devletlerin bıraktığı boşluğu, suç örgütleri dolduruyor. Hayli karanlık senaryonun en problemli yanı ise, açlıkla baş etmeye çalışan topluluklara, GDO'nun bir kurtuluş olarak sunulması.

İyibilgi uyarıyor: Bunlar şimdilik senaryo olarak gözükse de, belirli kesimlerin kafasında, zehrin nasıl toplumlara şırınga edileceğinin ipuçlarını açıkça veriyor.

www.iyibilgi.com özel




Bu haber 2,933 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler

    1. Derviş Ozan Tüyap'ta

    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,627 µs