En Sıcak Konular

Baran Aydın

Köşe Yazarı
Baran Aydın
23 Aralık 2020

Hedef'teki Akdeniz




 

‘’Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir! İleri!’’

Askerlik mesleği ile ilgilenenlerin iyi bileceği üzere ordulara bir şehir, bir ırmak veya sınırları belirlenmiş bir mıntıkayı hedef göstermek kurmay aklının adetidir. Oysa Atatürk’ün savaş meydanında verdiği emir bir o kadar bu edinilmiş adete terstir. O kadar terstir ki, en yakınında askerlik mesleğine yıllarca hizmet etmiş isimler bile bu emrin altında ilahi bir mirasın tohumlarının gizlendiğine dair yorumlar yapmak durumunda kalmıştır. Bu isimlerden biri İnönü’dür. İnönü’nün, 1932 yılında Konak’ta yer alan ve Atatürk’ün Akdeniz’i hedef gösterdiği at üstündeki heykeline ait açılış konuşmasında verdiği nutukta ‘Hedef’teki Akdeniz’in’ derinliğine özellikle değinmiştir.

 

Aslına bakılacak olursa İnönü ‘Akdeniz’ söyleminde haklıdır. Yüce Atatürk’ün bu emri, savaş meydanlarından geleceğe bırakılan bir mirastır. Elbette ki bu miras, Devlet Baba’nın geçmişte Atatürk’e el vermesi ile onun nefesiyle gelecekte tecelli etmiştir.

Devlet Baba’nın geçmişte verdiği el dedik ki bu kadim el ilk kez resmini yayınlamış olduğumuz belge üzerinde saklıdır.

 

İlgili belge 1912 yılında, Mustafa Kemal’in de içinde bulunduğu ve ne ittihatçı ne de itilafçı olan sadece devlet ile ilişkili üçüncü grubun çıkardığı İfham isimli gazetenin manşet sayfasına aittir. Manşette Akdeniz’den bir Güneş, Misak-ı Milli sınırlarının üzerine doğarken görülmektedir. Atatürk’ün Misak-ı Milli sınırları hiç yoktan anın icabı gereği icat edilmemiştir. Bu belge bunun kanıtıdır. 1912 yılından itibaren Türklerin bu sınırlarda çekirdek bir yeni yapılanma kurması gerektiği devlet eli ile bir proje dahilinde halka adım adım deklare edilmiştir. Daha sonra ise Mustafa Kemal’in de içinde bulunduğu ekip ilk kez Türk kelimesinin geçtiği bir fırka kurarak; bu fırka yolu ile aynı projeyi bir misyon dahilinde gündemde tutmaya devam etmiştir. Milli Misak’ın tek bilinmeyen yönü ise bu resimde de görüleceği üzere Akdeniz’den doğacak bir güneşin bilgisindedir. Nitekim Atatürk’e henüz Mustafa Kemal iken; Akdeniz ile ilgili bildirilen kadim bilginin ilk ayağı bu belgede nefes bulmuştur.

Nefes bulanın can bulması ise ağır bir savaş sürecin sonunda büyük bir Türk zaferi ile çıkıldıktan sonra olmuştur.

Atatürk’ün nefesinde tecelli eden mirasın can bulması için yani ‘Akdeniz’deki Türk Hakimiyeti’ için çalışmaların temeli bizzat Atatürk’ün dünyasını değiştirmesinden önce atılmıştır. Yani O, hayatta iken…

Devlet mirası ‘’Hedef’teki Akdeniz’’ için ilk çalışma 1932 yılında bizzat Fevzi Çakmak Paşa’nın emri ile Türk Deniz Kuvvetlerine derin katkıları olan Dz. Kaymakamı Ertuğrul Bey’e yaptırılmıştır. Ertuğrul Bey’in yaptığı çalışma 1933 yılında basılarak; hem Atatürk’e hem de Fevzi Paşa’ya bizzat imzalanarak verilmiştir. Ayrıca basıldığı tarihten itibaren Deniz Kuvvetleri’nde 23 sene boyunca kaynak kitap olarak kurmay zihinlere de belletilmiştir.

 

 

Türk’ün Topyekun Harp Sanatı’nın en önemli yanı bir hedefe milleti topyekün sevk edebilme becerisinden ileri gelmektedir. Bunun içindir ki, yukarıda ismini zikrettiğim kitap kurmay zihinlere okutulurken; Atatürk tarafından bir emir doğrultusunda Falih Rıfkı’ya yazdırılan (Yıllar sonra F. R. Atay, Atatürk’ün neden böyle bir çalışma istediğini çok sonra anlayabildiğini itiraf etmiştir) ‘Bizim Akdeniz’ adlı kitapta ‘Türk Akdeniz’i ifadesi ile milletin bilincine yön verilmiş, hedef belirtilmek istenmiştir.

 

 

Elbette ki devletin Atatürk emanet ettiği kadim bilginin peşinde koşan ve Atatürk döneminde Akdeniz’in geleceği imar edecek özü barındırdığını bilen başkaları da vardır. Bu isimlerin çoğuna Akdeniz misyonu atalarından miras kalmıştır. İşte Akdeniz’i hedef tahtasına oturtan isimlerden biri Almanya’nın Vril teşkilatına üye isimlerden biri olan Herman Sörgel’dir. Vril Teşkilatı’nın çarpıtılan kadim bilgilerinden yola çıkan Sörgel, Akdeniz’in büyük bir kısmını kurutarak yeni bir tek kıta oluşturmayı hedeflemiştir. Sörgel, Avrupa ile Afrika’nın tek bir kıta olarak birleştirildiği yeni hali olan kıtanın adına Atlantropa ismini vermiştir. Bu kıtada Akdeniz’in büyük bir kısmı buharlaştırılarak; kalan kısımda ise Hidroelektrik santralleri ile enerji üretilecektir. Sörgel, Akdeniz’in hangi kısımlarının buharlaştırılacağını bile hesaplamıştır.

Sörgel’in nihai hedefi; Vril Teşkilatı’nın hedef tahtasında yer alan Akdeniz’in buharlaştırılan kısımlarında kadim bilginin izini aramak olmuştur. Bu kısımlarda aranacak olan dünyanın içindeki kadim şehri ayakta tutan enerjinin artıkları ve o artıklar ile çalışan mekanizmalardır.

Sörgel’in, Akdeniz projesine ulaşıldıktan sonra geleceği imar edecek cevherin, iki şehre konulması gerektiğinden bahsetmiştir. Ayrıca bu enerjinin yerleştirileceği iki alanı ilgili projesinin mimari çizimlerine sırlamıştır. Bu enerjinin dünyanın manyetik kalkanından farklı yeni bir manyetik enerji tanımlaması ile kalkan oluşturacağı çizimlerde yer almaktadır.

 

 

Vril Teşkilatı’nın Hitler’e söz dinletememesinin sonucunda Sörgel’in planları günü geldiğinde tekrar başlatılmak üzere bir süreliğine rafa kaldırılmıştır.

Akdeniz’in kurutulması projesi o dönemin Atatürk Türkiye’sini de ilgilendirmektedir. Mesela en basiti Sörgel’in planına göre Çanakkale Boğazı’na dev bir baraj kurulması gerekmektedir. Atatürk’ün döneminde açıkça ilan edilen bu planlar neticesinde Karadeniz-Akdeniz üzerinde ki Türk hakimiyetine son verilmesi gerekmektedir. Sörgel’in planları karşısında Türkiye’nin Akdeniz alanında ki milli strateji oluşturma hamleleri derinleştirilmiştir. Bu derinliğe en önemli katkıyı Akdeniz Meselesi kitabı ile Cavit Oral yapmıştır. Türkiye’nin kurmay zihinlerde ve milletin vicdanında saklı tuttuğu Akdeniz siyasetini; 1937’de bir emir ile çalışmaya başlamış ve 1940’lı yıllarda yayınladığı kitap ile tüm dünyaya açıkça ilan etmiştir. 

 

 

 

Sörgel misali önemlidir. Neden önemlidir? Çünkü Sörgel’e fısıldanan kadim bilgiler, yeni kurulan Türk Cumhuriyeti içindeki bazı kimselere de fısıldanmıştır. Bu isimlerden bazıları Atatürk hayatta iken ifade edemediklerini; onun vefatından sonra dillendirmişlerdir. Bu kişiler arasında ki en önemli isim meşhur Halikarnas Balıkçısı olarak ünlenen ve bir dönem aynı aileden istihbarat teşkilatımızda da isimlerin bulunduğu Cevat Şakir Kabaağaçlı’dır.

Halikarnas Balıkçısı, derin Akdeniz planları ile ilgili kendisine fısıldanan bilgileri bir mitolojik tabiat içerisinde kriptolayarak ilgili kitabının birçok yerinde anlatmıştır. İşte o yerlerden bazılarını okuyalım:

‘’Akdenizlinin karakteri ‘hayır’dan çok ‘evet’ demeye yatkındır. ALTINCI KITA Akdeniz ‘Evet! Evet’ ülkesidir.

Akdenizliler, GÜNEŞİN ÇOCUKLARIDIR.

Üç büyük modern din, Akdeniz’in güneydoğusundan kaynaklanır: Musa’nın, İsa’nın ve Muhammet’in dinleri. Akdeniz ANA TANRIÇALARI değişik dillerde ayrı şekillerde adlandırılırdı.

Akdeniz hep genç hep canlıdır. Ebedidir ve hep öyle kalacaktır. VERİMLİ HİLAL’İN merkezi Akdeniz’dir!

Akdeniz güneşi ufuktan doğmaz adeta PATLAR. Altınızda yıldızlar, üstünüzde yıldızlar. İşte göklerin uçurganı Orion işte Andromeda ve işte Pegasus.

Şafak vakti bu, yürekler sıkıcı bir hüzün değildir. Aksine şafağın İNFİLAKI, gökyüzü kapısının menteşelerini portakal rengi bir gıcırtıyla açar.’’

Halikarnas gibi kelime ustası bir edebiyatçının Akdeniz ile ilgili kullandığı iki kelime, diğerlerinin üstünde bir öneme sahiptir. Güneş ve şafak vakti için patlama ve infilak kelimeleri kullanılmıştır. Bu iki kelime üzerinde çok ama çok durulmalıdır.

Yüce Atam Oktan Keleş, Akdeniz ile ilgili yazısında (https://www.onaltiyildiz.com/?artikel,523/ ) ne sormuştu:

‘’Akdeniz bir nükleer tuzak mı?’’

Akdeniz’i kurutmak için türlü tuzaklar düşünülmüş türlü oyunlar oynanmıştır ancak hiç birisi günümüzde yaşadığımız çağ kadar bu oyunun en önemli anına sahne olmamıştır. Sonuç olarak Akdeniz’in derin bilgisinin çarpıtılmış olsa dahi bazı isimlere fısıldanması; bu havzanın üzerine şeytanın gözlerini dikmeye yetmiştir. Nitekim 2012 yılına gelindiğinde Akdeniz üzerindeki planlar, kaldığı yerden devam etmiştir. Bunun işaret fişeği olarak da kimsenin anlam veremediği şekilde Sörgel’in Akdeniz projesine 2012 Nobel Barış Ödülü verilmiştir. Sonuçta, zamanında tekrar gün yüzüne çıkarılacak bir proje olan Sörgel’in projesi 2012 yılında tekrar oyun sahnesine sürülmüştür.

2019 yılına gelindiğinde ise bir kitabımızda 10’ların haberleşme sistemi olan özel bir sirk sahnesinde ( cabiri.org ) gerçekleştirilen kehanetten alınan işaret ile Akdeniz’in her milimetresine 12 ülkenin savaş gemileri konuşlandırılmıştır.

Cabiri isimli (bu ismin deruni manası Kuran’da Sebe Suresi’nde yer alan KEBİR isminin manasının şeytaniler tarafından sahiplenilmesinden ibarettir) sirkte yer alan motto ‘’Mavi denizin (bugün Mavi vatan tabirinin kullanılması boşuna değildir!) derinliklerindeki şeytan!’’ şeklindedir. Semboller açısından ayakların üçgende, ellerin ise dairede olduğu anlatım tarzı çok ama çok önemlidir ki kendi dillerinde Akdeniz’in altındaki kadim bilgiye atıftır! Buna ulaşmak uğruna Akdeniz’in ister iyi ister kötü bir yöntemle kurutulması hala şeytanilerin gündemindedir.

 

Ancak şeytaniler bile bu süreçte ellerindeki kadim bilginin doğruluğunu Türkler üzerinden anlamaya çalışmaktadırlar. Bu sebeple Akdeniz’de oynanan oyuna çok dikkat edilmelidir. Yeri gelmişken, Akdeniz’deki kadim bilgiye ait küçük bir işaret fişeği yakalım.

 

 

İlgili resimde Akdeniz haritasının ters çevrilmiş haline bakıyorsunuz. Resimde bir balina sembolü görülmektedir. Balina sembolünün çarpıtılmış öğretilerdeki anlamları bir yana; Kuran’daki yeri nerededir? Balık sahibinde ve Nebi Yunus’ta… Yunus’u yutan büyük balık nedir? Yunus’un özü Fülki'l-Meşhun’un sırrını barındırmaktadır. Nitekim Akdeniz’deki enerji arama hikayeleri bir yana asıl amaç, peşinde olunan kadim bir bilginin aslına ulaşmak gayesidir.

Bu bilgi ki, Atatürk ve içinde bulunduğu ekibe Güneş’in sırrı olarak verilmiştir. Bu sebepledir ki, unutulmaması gereken nokta; Türk Ata tarafından miras bırakılan ilk hedef; kodlanmış bir halde Akdeniz’dir.

Bilinmelidir ki, Türk Deniz Kuvvetleri ilk hedefe ulaşmak ve bunu tüm dünyaya ilan edeceği gün üzerinde çalışmalar yapmaktadır!

 

Not: Deniz Kuvvetleri’nden emekli olmuş bir Denizci Kurmay Albay büyüğüm ile Piri Reis Haritası üzerine sohbet ederken, bana şu sözleri söylemişti:

‘’Piri Reis’in haritasının 16 gen olduğu doğrudur. Kendisi zaten bu konuları Kitab-ı Bahriye’de yazmıştır. Ancak yanlış bilinen haritanın merkezinin nere olduğu ile ilgilidir. Kahire, Mısır vs. derler. Yanlıştır. Bir denizcinin haritasının merkezi denizlerdedir. Mesela Akdeniz gibi…’’

Kendisinin de bu yazıyı okuyacağını bildiğimden, ona da ayrıca bu yazı vesilesi ile selam ederim.

 

Baran AYDIN

baranaydin88@gmail.com      

https://www.onaltiyildiz.com/?haber,8258/-hedef-teki-akdeniz


Bu yazı 2,119 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 5 Eylül 2021 İlk Kurşun'un Sırrı Teşkilat
    • 20 Mayıs 2021 Atatürk'ün Haritasının Sırrı Odin
    • 13 Şubat 2021 Hitler'in Büyük Sırrı: SSSS
    • 23 Aralık 2020 Hedef'teki Akdeniz
    • 15 Ekim 2020 TÜRK BURÇLARININ SIRRI
    • 5 Ağustos 2020 TBMMNİN SIRRI: HİLAFET
    • 13 Mayıs 2020 Munun Sırrı: KAMAL
    • 24 Nisan 2020 Türk Atanın Sırrı
    • 30 Mart 2020 Türkün Misyonu O Taçı Kırmaktır!
    • 7 Şubat 2020 Gönül İlinin Sırrı: Güneş-Dil
    • 24 Ekim 2019 Özsoy'un Sırrı: Türk Sir Budun
    • 8 Temmuz 2019 Gökkurtun Sırrı: Kadim 5 Tuzak
    • 6 Şubat 2019 Maya Krallarının Sırrı
    • 29 Ağustos 2018 Derin Abd'ye Deruni Hatırlatma
    • 24 Haziran 2018 Fatih'in Sırrı Hilal'in Şövalyeleri
    • 8 Ocak 2018 Barbarosun Sırrı: İç İçe Geçmiş Üç Hilal
    • 30 Ağustos 2017 Dokuzların Sırrı ve Ahirun
    • 10 Mayıs 2017 16 Krallığın Sırrı ve Kılıca Sarılı Yılan
    • 12 Mart 2017 Cernin Sırrı TURAN ve Neyzen Baba
    • 2 Kasım 2016 II. Abdülhamit Han ile Atatürkün Deruni Sırrı

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,713 µs