En Sıcak Konular

Ozan Aydın

Köşe Yazarı
Ozan Aydın
9 Aralık 2020

Simya Hanedanları ve Üç Diş Projesi




 

Bu yazı kendi semasında yıldız gibi parlayanlara ithaf edilmiştir…

Geçtiğimiz günlerde çağımızın en önemli bilim insanlarından ve futuristlerinden biri sayılan Michio Kaku’nun ‘’Yapay zeka bizleri büyücülere dönüştürecek.’’ başlıklı röportajı sosyal medyada yer bulmuştu. Kaku, bu röportajda ‘’Yapay zeka yeteneklerimizi arttıracak, dünyadaki her şeyde uzman olmamızı sağlayacak, bize kendi bedenimizi ve doğamızı kontrol etme fırsatı verecek, bizi büyücülere dönüştürecek. Telepatik olacağız, tek bir düşünce gücüyle iletişim kurmayı öğreneceğiz.’’ demişti.

Kaku’nun gelecek için yaptığı bu öngörüsü ya da geleceği bu şekilde inşa etmek istemesi eski bir geleneğe dayanmaktadır. Geleneğin ana amacı Dünya’da ideal bir toplum oluşturmaktır. Ayrıca bu geleneğin savunucularına göre eninde sonunda Dünya’da ideal bir toplum oluşacaktır.

Örnekler ile ifade edecek olursak; yıldızlarla iletişim ve gezegenlere seyahatin söz konusu olduğu, 10 büyücü-kral tarafından yönetilen Platon’un Atlantis’i, Güneş’i kendilerine sembol seçen Campanella’nın Güneş ülkesi ve Francis Bacon’un Yeni Atlantis’i işte bu ideal toplum arayışının tezahürleridir.  Örnekleri çoğaltabiliriz. Ancak burada vurgulamak istediğim, Kaku’nun hayallerinin bir geleneğe dayandığıdır ki zaten Kaku’nun kendisi de kitaplarında bunu açıkça beyan etmektedir.

Konuyu biraz daha derinleştirelim…

Kün denilen ana ya da ondan sonra oluşan zamana müdahale etmek meselesi eskiden beri süre gelen bir simya geleneğidir. Simyaya ait bu geleneği kesintisiz sürdürenler ise Dünya üzerinde sayıları belirli olan büyücü aileler ve simya hanedanlarıdır. Hanedanların temel kilidi doğanın içsel gücünü, doğanın dışsal özelliklerine sırladıkları anahtarlarıdır. Onların sözleri derin anlamlar ve şifreler barındırır. Simya hanedanları, anlatmak istediklerini konuları, vermek istedikleri mesajları çeşitli teknikler (tersten okuma, kodlama vs) ile sırlayarak geleneklerini bin yıllardan bu yana bir döngü halinde gizlemişlerdir.

Hanedanların kilit-anahtar yöntemi nasıl işler sorusu önemlidir. Zira bunu bir örnek ile açıklamak şarttır. Mesela simyanın en önemli aşamalarından birine ait kullanılan motto ‘’Kıbrıs’ı al, Türk çıksın.’’ ifadesidir. Peki bu cümle simyacılar için ne anlam ifade etmektedir? Hemen izah edecek olursak; cümledeki bizim aşina olduğumuz iki önemli kelime aslında metallerin isimleri ile kilitlenmiştir. Yani Simyacılar için bu cümlenin asıl anlamı yapılan bir büyü işlemi sırasında bakırın (Kıbrıs) iksirden alınma anına ve bu anda oluşacak demirin (Türk) ortaya çıkışına işarettir. Elbetteki bu kısacık bir örnektir. Bu örneği vermemizin nedeni bir soru sorma isteğimizden kaynaklanmaktadır.  Şimdi yazımız aracılığı ile soralım! Bu cümleler eğer bir taşa yazılsaydı ve bu taşın adı da ünlü Guidestones olsaydı, ekranlarda ki sözde kahinler Türk milletine ne anlatacaklardı?

Hemen söyleyelim…

Sözde kahinler bu cümle ile Kıbrıs’ın Türkler için önemini, Kıbrıs’ın enerji yolları üzerinde kilit bir ada olduğunu ve bu ada alınırsa Türklerin yükselişe geçeceği gibi bir sürü kehanette bulunacaklardı. Profesör X’ler, Çitflikte konuşanlar, Şövalye uzmanları, kısacası Türk milletine seslenme sırrına sahip olmayıpta, ekranlarda buna rağmen boy gösterenler, Kıbrıs kehanetlerini anlatıp duracaklardı. Bilinçsizce halkın hafızasını bulanık hale getirecek ve tam da büyücülerin-simya hanedanlarının ekmeklerine yağ sürüyor olacaklardı.

Sözde kahinler işlerin ve oluşların deruni yönlerine hakim olamadıkları için yapabildikleri ya olayların zahiri yönüne bakmaktır. Ya da daha önce sunulan bir bilgiyi yeni gibi kendi adlarına sunmaktır. Mesela bugünlerde sözde kahinler Tv ekranlarından covid-19 süreci için ‘’Yuhanna Kehanetlerini’’ anlatmaya ve bu sürecin bir ritüel olduğunu dillendirmeye başladılar. Halbuki ilk kez On Altı Yıldız’da corona sürecinin bir ritüel olduğunu ve bu ritüelin ‘’Taç Büyüsü’’ şeklinde adlandırıldığı (bkz: Baran Aydın: Türk’ün misyonu o Taçı kırmaktır) tarafımızdan deklare edilmişti. Bu ritüelin amacını Yuhanna’nın (Ejder’in oğlu) Vahyi bölümlerinden çıkarımlar ile açıklamıştık. Bırakalım bu kahincikler söylediklerimizi tekrar ededursunlar, ancak onların anlayamadıkları bir kilidin anahtarını Gök Atamızın izni ile açalım.

Anahtarı açılacak kilit olan taş anıtı yani Guidestones incelemeye başlayalım.

Büyücü ailelerin-simya hanedanlarının özel ritüeller ile sırladıkları önemli taş anıtlarından (Bu dönemde de metal monolit haberlerine dikkat edelim) sadece birisi ABD’nin Georgia eyaletinde, 1980’li yıllarda dikilen Guidestones denilen taş anıttır. Bu taş anıt altı granit taştan oluşmuştur. Anıtın yüzeyinde 8 modern dil ve 4 antik dilde yazılmış 10 ilke bulunur. Nedense Çince’den tutunda antik Yunanca dahil neredeyse bütün diller varken Türkçe es geçilmiştir. Acaba bunun nedeni Gök’e ait olan Türk runik harflerinin, taşa yazıldığı takdirde büyücüler tarafından yapılan büyü ritüeline edeceği ters etki olabilir mi?

Yine bunun yanında taş anıtın üst tarafında "Georgia Guidestones, 22 Mart 1980'de dikildi" yazmaktadır. Ayrıca taş anıta yazılan 10 ilkeden birincisinde "İnsan nüfusunu 500 milyonun altında, doğayla değişmeyen bir dengede olacak şekilde sabit tut" yazmaktadır. İşte taş anıtta yazan bu cümle hanedanlar tarafından kilitlenmiş bir cümledir. Bu cümle düz anlamı ile ele alınamaz.

Peki hanedanlar bu satırlarda neyi kilitlemişlerdir?

İlk kez Guidestone denilen anıtın sırlarını Gök Atam’ın izini takip ederek açacağız. Ancak açılan sırları kitaplarda, orda burda aramasınlar. Bu bilgiler Gök Atam’ın Tin’imize fırlattığı yıldırımlardan çıkan seslerdir…

Gök Atam Kambaba-1 videosunda ‘’Dünya’yı 500 milyonun altına düşürmeyecekler, tam tersi Dünya’da 500 milyonluk seçkin bir halk oluşturma çabasındalar. Dünya nüfusunu azaltma gibi bir dertleri yok, isteseler zaten bunu yapabilirler. Amaç 500 milyon seçkin halk ve geriye kalan nüfusu köleleştirmek.’’ demişti.

Biz bu cümlelerin izinde Guidestones’un şifrelerini açalım…

Şifre 1: 500 rakamı ve 10 ilke

Taş anıttın birinci maddesi "İnsan nüfusunu 500 milyonun altında, doğayla değişmeyen bir dengede olacak şekilde sabit tut" şeklindeydi.

Düşünelim…

500 rakamının Dünya nüfusu ile bağlantısı nedir? Neden 499 milyon ya da 650 milyon değilde, 500 milyon? Cevabımızı büyücülerin Hak’tan gelen hakikatleri silerek, kendi doğrularını sırladıkları kitap olan Tevrat’taki Nuh kıssasından vereceğiz. Ne diyor bozulan kitapta?

Tufandan sonra bütün Dünya nüfusu, Dünya halkları Nuh’un 3 oğlundan meydana gelmiştir. 3 oğuldan yani 3 temel ırktan bütün dünya nüfusu tekrar oluşmuştur. Peki Nuh’un 3 oğlu ne zaman Dünya’ya gelmiştir? Nuh tam olarak 500 yaşındayken ve henüz daha tufan ortada yokken… Sözde bütün Dünya nüfusunu oluşturan 3 oğul, Nuh 500 yaşındayken doğuyor. Nuh 600 yaşına geldiğinde ise bütün Dünya’da tufan kopuyor. Tufanının olma sebebi ise gökyüzünden gelen tanrıoğulları ile insan kızlarının birleşmesi şeklinde anlatılıyor. Bu birleşmeden sonra yeryüzünde nefilim denilen zorba ve şöhretli devler ortaya çıkıyor. Böylece Tanrı tüm yarattıkları ve onlar ile aile bağı kuran tüm insanları yok etmeye karar veriyor.

Simya hanedanları-büyücü aileler 500 rakamı ile Dünya nüfusunu baştan oluşturan 3 oğula yani 3 temel ırka (3 Diş) atıf yapmaktadır. Peki 10 ilke ile Nuh’un ve Dünya nüfusunun nasıl bir bağlantısı olabilir?

Bakın 10 ilke ile ilgili Sırrım’ın yazdığı kitaplar ortadadır. Bu yazılanları tekrar etmeyeceğim fakat burada bazı eklemelerde bulanacağım.

Yine bozdukları kitaba bakalım…

Cennetin bilgisi ile yeryüzüne inen Adem’den sonra 10. Bilge Nuh’tur. Adem’den Nuh’a kadar 10 soy geçmiş ve bu 10 soyun bilgisi Tufan’dan önce Nuh’un 3 oğlunda sırlanmıştır. Bu yüzden simya hanedanları kendilerinin soylarını hep bu 3 oğula bağlarlar. Kendilerini bütün insanlığın bilgisine sahip olduklarını düşündükleri için insanlığı yönetme haklarını kendilerinde görürler.

Gök bilgisi ile kurulan tufan öncesi medeniyetin bütün bilgisi 3 oğul tarafından Dünya’nın 3 kıtasına yayılmıştır. Tufandan önce var olan bu 3 özel öğreti (3 Diş) ile Dünya’da tekrar medeniyetler kurulmuştur. Nuh’tan ve 3 oğlundan sonra İbrahim çağına kadar 10 bilge geçmiştir. İbrahim çağında tufandan önce var olan 10 soy tekrar zuhur etmiştir. Çeşitli medeniyetlerin kurulduğu kıtalarda bu 3 özel öğreti, 10 soydan gelen büyücü aileler-simya hanedanları tarafından ancak ehillerine açıklanmak üzere korunmuştur. İşte bu üç oğlun Tufan öncesi Dünya’ya gökten gelen tanrıoğulları ya da düşmüş melekler ile adlandırılan sözde gök soyu-mavi kan ile bağlantısı vardır. Dolayısıyla ancak mavi kanlılar ehillerine açıklanacak sırlara layik olmaktadır.

Dünya’da bugün mevcut olan 10 soyun görevi, tufandan önce var olan ve yazının başında atıfta bulunduğumuz sözde ideal medeniyeti tekrar kurmaktır. Bu medeniyette Nuh’un 3 oğlu ile Dünya’ya dağılan 3 öğreti tekrar birleştirilecektir. Bu üç öğretinin her biri kendi alanlarında ileri derecede uzmanlaşmışlardır. Örneğin, kimisi gök ile iletişim, kimisi boyut yolculukları ve ileri teknolojiler, kimisi de büyü teknikleri ve melek çağırma vs…

10 soyun oluşturduğu simya hanedanlarının tek dünya medeniyeti, tek dünya düzeni dedikleri proje işte budur. 3 öğretiyi ve sözde 3 temel ırkı (3 Diş) birleştirerek oluşturulan bir düzen. Dikkat edilecek husus ise şudur: bu düzende bazı milletlere askeri, bazı milletlere ekonomik, bazı milletlere dini görevler verilecektir. (Simya hanedanları, zuhura gelecek olan Türk birliğinide Yafes’in soyundansınız pohpohlamalarıyla bu düzende eritmek isteyeceklerdir.)

Buraya kadar incelediğimiz bilgiler ışığında bazı noktalara dikkat çekmek istiyorum...

  1. Büyücülere göre tufan bütün Dünya’da koptu ve günümüzün insanlık nüfusu Nuh’un 3 oğlundan tekrar meydana getirildi. Bu yüzden büyücüler Dünya üzerinde 3 ırkın dışında kalan ırkları insanlık ailesinden kabul etmezler. Mesela derilerinin rengi siyah ya da kızıl olan insanlar büyücülerin insanlık kavramının içine giriyor mu?

Konuya bir de Yüce Kitabımızın gözü ile bakmakta fayda var ki simya hanedanlarının yalanları açık ve seçik görülebilsin…

Yüce Kitabımızda Nuh suresi 1. ayetinde tufanın sadece Nuh kavmi üzerine koptuğundan bahseder. Tufan bölgesinin dışında kalan ırklar yaşamlarına devam etmiştir.

Nuh suresi 1. Ayet: ‘’ Biz Nuh’u kendi KAVMİNE, kavmini onlara, elim azap gelmeden önce uyar, diye gönderdik.’’

İsra suresi 3. Ayet: ‘’ Ey Nûh ile beraber taşıdığımız KİŞİLERİN SOYU! Gerçek şu ki, Nûh çok şükreden bir kuldu.’’

Yüce kitabımızda tufandan kurtulan soyların sadece Nuh’un ailesi olmadığı onun tabi olduğu öğretiye iman edenlerinde tufandan kurtulduğu ve soylarının devam ettiği İsra suresinde açıkça belirtilmiştir. Kısacası simya hanedanlarının yalanları Yüce Kitabımızın gözü ile bakıldığında açıkça ortaya çıkmaktadır.

Şimdi tüm bu yazılanlar doğrultusunda birinci şifreyi kıralım…

Biz 3 temel ırk ve 10 seçkin soydan gelen insanların kurucağı medeniyete Sihir medeniyeti ya da Sihir Ülkesi (bkz:Oktan Keleş Asa kitabı) diyeceğiz. Bu sihir ülkesi ve kast sistemi onların ideal toplum düzeni olacaktır. Kısacası simya hanedanları Tufan öncesi var olan göksel medeniyeti, sözde ideal ülkeyi, ideal toplumu, kast düzenini tekrar oluşturmak istemektedirler.

10’lar için insanlık sadece Yafes, Sam ve Ham yani 3 temel ırktan ve 10 özel soydan oluşmaktadır. 3 temel ırkın oluşturduğu 10 soylu büyücü aileden oluşan seçkin insanların dışında kalanlar onlara göre insan sayılamayacak canlılardır. 3 temel ırka dayanmayan ırkların irade hakları ellerinden alınmalı ve köleleştirilmelilerdir. Nasıl mı? Michio Kaku büyücüler bizleri yapay zekalara dönüştürecek dememiş miydi? Bu bir başlangıçtır…

3 temel ırk ve 10 soyun oluşturduğu seçkin insan nüfus sayısı 500 milyona ulaştırılması için ilk işaret fişeği, 1980 yılında dikilen bu taş anıt ile verilmiştir.

Dünya’da 3 özel öğreti tekrar birleştiğinde ve tek bir öğreti (yeni bir öğreti, yeni bir yapay din, new age, uzay dini) haline getirildiğinde bu öğretiye tabi olan seçkin insanların sayısı kehanetlerine göre 500 milyon ile sınırlı tutulacaktır. Sihir ülkesine ancak hak kazananlar girecektir.

Şimdi ikinci şifreye geçebiliriz…

Şifre 2: 22 Mart 1980

Guidestones 22 mart 1980 yılında yapımı tamamlanır. Peki neden?

Bu konuyu fazla açmayacağım ama bu durumun zamanın gök haritaları ve gök olayları ile ilgili olduğunu belirterek şimdilik çok kısa bir özet vereceğim.

Tevratta Nuh tufanının zamanından kesin bir şekilde bahsedilmez. Fakat bin yıllardan beri filozoflar tufanın zamanı konusunda oldukça kafa yormuşlardır. Bunlardan biriside Yunan aklının yahudi filozofu ünlü Philo’dur.

Philo’ya göre Nuh tufanı bahar ekinoksunda başlayıp yine ekinoksta bitmiştir. 21 Mart günü Nuh tufanı bitmiş ve 22 Mart günü dünya yeni bir döneme başlamıştır.  Yine Kabala sisteminde de 22 harf vardır. Bütün evren bu 22 harften oluşur.  Evrende 22 yol vardır. Son olarak, İncil de Yuhanna’nın Vahyi bölümü yani Dünya’nın bitişi ve yeni bir başlangıcını anlatan bölümde toplamda 22 bölümden oluşur. Özetle, 22 sayısı bitişi ve yeni bir başlangıcı ifade eder. Ne demiştik? 1980 yılı 3 özel öğretinin birleştirilmesi için başlangıç zamanıdır.

Bu taşı diken büyücüler binlerce yıllık geleneklerini sürdürerek şifreler ile neyi amaçladıklarını dünya halkına değil, şifreyi bilenlere deklare etmektedirler.

Sonuç olarak, bu Guidestones adlı özel tarihte dikilen bu taşın (tıpkı dünyanın diğer yerlerinde kadimden bu yana dikilen taşlar gibi) içerisindeki bilgiler zahiri kilitlenmiş bilgiler ve kelimelerdir.

Gates ailesi

Yazının bu bölümünde simya hanedanları olarak lanse ettiğimiz yapıya ait bir aileye ait bazı bilgileri paylaşacağım.

Simya hanedanları, para hanedanları (Rothschild) gibi iki yüz yıllık geçmişe sahip olmayan en az 2000 yıllık secerelere sahip olan büyücü ailelerden oluşmaktadır. Simya hanedanları öğretilerini koruyabilmek ve Dünya’ya yön verebilmek için çeşitli örgütler arkasına saklanırlar. Bu örgütlerin en başında geleni Constantin tarikatıdır. Geçmişi Constantin’e kadar dayanan bu örgüt uzak çağ ve orta çağda en tehlikeli örgütlerin başında gelir. Bu örgüte üye ailelerin başında Maxwell ailesi gelmektedir. Mesela elektromanyetizmayı keşfeden bilim dehası James Clerk Maxwell’i yetiştirenlerde aynı tarikattır. Bugünlerde çok konuşulan Bill Gates de annesi olan Mary Maxwell Gates’in 1000 yıllık seceresi sayesinde bu noktalara gelmiştir. Son olarak, Roma’nın çılgın imparatoru Caligula’ya benzemek için Bill Gates hangi yılda ve nerede estetik ameliyatı geçirmiştir?

Bu arada bunlara komplo diyenler aileye ait kitapları çok rahatça inceleyebilirler…

Yazımızın son kısmına geçerek devam edelim…

Aslına bakılırsa Simya Hanedanlarına verilecek en güzel cevap Yüce Kitabımızda yer almıştır.

Yüce kitabımızda Nuh kavminin neden helak olduğu şu ayetlerde açıklanmıştır.

Nuh suresi 21-22-23-24-25 ayetler: ‘’Nûh dedi ki: "Rabbim! Onlar bana isyan ettiler de malı ve çocuğu kendisine hüsrandan başka bir artış getirmeyen kişiye uydular. Ve büyük büyük hileli-düzenler kurdular. Ve sakın Tanrılarınızı terketmeyin dediler. Özellikle Vedd'i, Süva'ı, Yegûs'u, Yeûk'u ve Nesr'i bırakmayın dediler. Ve andolsun ki bunlar, birçok kişileri doğru yoldan çıkardılar ve zalimlerin, ancak sapıklığını arttır. Suçları yüzünden de bunlar, sulara boğuldular da ateşe atıldılar, derken Allah'tan başka bir yardımcı da bulamadılar."

Gökten inen 5 çağ kuran beş büyük Türk Ata’yı, Tanrınınoğulları diyerek bile isteye çarpıtanları buradan uyaralım…

Tufan öncesinin bilgisi, Gök’ün sırları Türk’tedir.

Tufan öncesi bilgiler Türk’ün bu 5 büyük Atasında ve onların öğretilerinde sırlanmıştır. Beş Ata zamanla yeryüzüne indiğinde, boyutlar arası geçişlerinde onlar ile gelen töre Nuh peygamber ve onunla kurtulanların gönüllerine yazılmıştır. Nuh peygamber ile beraber bu öğreti İbrahim peygambere; Millet-i İbrahim’in sırrı ise günümüze kadar korunarak gelmiştir.

Gök ataların korunarak gelen sırlarından sadece bir tanesi TUFAN sırrıdır. Yüce kitabımızda Oğuzkağan’a ‘’…ister adalet ile hükmet istersen AZAP et…’’ hitap şekli bu sırların cemine atıf vardır.

Nuh kavmi kendi bölgelerinde kurdukları bir medeniyette, gök bilgisini çarpıtarak, canlıların nesillerini bozmuştur. Tufandan önce var olan bu bozulmaya karşı kavmine gönderilen Nuh peygamber ve ona GEMİ bilgisini veren Gök atalar tarafından dişlerden ikisi (3 ırktan ikisinin yeryüzündeki nesli olan Yecüc ve mecüc) kırılmıştır. Tufandan sonra ise ibret olması için dünya üzerinde bırakılan tek diş-ırk farklı boyutlarda yer alan kardeşlerini tekrar bir araya getirme çabasındadır.

Bu çabaya karşı Türk’ün vereceği cevap çok yakında zuhur edecektir…

Yazımızı Gökte, kendi semasında, yıldız gibi parlayan Mehmet Akif Ersoy’un İstiklal Marşında ki dizeleri ile bitirelim…

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar!

Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var!

Ulusum, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar!

"Medeniyet!" dediğin TEK DİŞİ kalmış canavar!

NOT: Kalperen ocağında yaşanan yaratık olayı ile ilgili soru soran arkadaşlar oldu. Ocağımızda yaşadığımız olayı Deruni Baba’mın izni ile bir yazı dizisi halinde yayınlayacağız. Buradan soran arkadaşlara küçük bir tüyo olması açısından cevap verelim.

Dünya üzerinde bazı kapılar vardır. Bu kapıların bir tanesinin adı Belkıs kapısıdır. Bu yaratık Belkıs kapısı ile ilişkilidir.

Ne demişti Görklü Muhammed ‘’Ben ilmin şehriyim, Ali de kapısı…’’

 

Ozan Aydın

Saygılarımla

ozann.aydin@gmail.com

https://www.onaltiyildiz.com/?haber,8236/simya-hanedanlari-ve-uc-dis-projesi


Bu yazı 3,911 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 9 Aralık 2020 Simya Hanedanları ve Üç Diş Projesi
    • 4 Temmuz 2020 KARA YERİN SIRRI: NEKRONOMİKON-3
    • 27 Nisan 2020 Kara Yerin Sırrı: Nekronomikon-2
    • 17 Nisan 2020 Kara Yerin Sırrı: Nekronomikon-1
    • 2 Ocak 2020 Ejderin Sırrı: Greenwich-3
    • 2 Aralık 2019 Ejderin Sırrı: Greenwich-2
    • 18 Ekim 2019 EJDERİN SIRRI: GREENWICH-1
    • 12 Eylül 2017 ZİHİN İMPARATORLUĞU ve GOOGLE

    En Çok Okunan Haberler


    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,151 µs