En Sıcak Konular

Oktan Keleş



Oktan Keleş
15 Haziran 2020

Kambala-5 Kafesteki Cenin




 https://www.youtube.com/watch?v=IuQVh4fER1E     

 

  

Konuşmanın Deşifresi: (Konuşma birbir deşifre edilmeye çalışılmıştır, ancak referans noktası konuşmanın kendidir.)   

 

Kambala’dan selamlar,

Yüce Türk milletini ve balaları en kalbi duygularımla saygılarımla selamlıyorum. Bir Kambala videosunda daha beraberiz. Gündemle alakalı çok fazla bir şey söylemek istemiyorum. Dediğimiz gibi Korona meselesi şu anda bitti. Plajlar doldu, normalleşme başladı ve bundan sonra artık dünya iktidarları Korona’yı bir korku, algılarınızı yönetme aracı olarak kullanabilirler. 2.dalga, 3.dalga, 2020’yi unutun diyenler ağız değiştirmeyi bırakın şimdi Korona’dan bahsetmiyorlar ve bizim ilk gün yaptığımız Kambala-1 videosunda söylediğimiz dünya isyan provası mı olacak dediğimiz şeylere şimdi yeni yeni yönlendiler ve Amerika’da ki hadiseler, geyik muhabbetlerini yapmaktalar. Dolayısıyla da bunlar küreselcilerin, Siyonizm’in çığırtkanları. Cahilleri bir kenara bırakıyorum ama sıklıkla 2. Dalga gelecek, 3.dalga gelecek, 2020’yi unutun diyenler şimdi gördüğünüz gibi algılarınızı zihin dolandırıcılığı yaparak başka yerlere çekiyorlar. Kaldı ki ilk söylediğimiz gündeki hadiseleri, daha olmadan öncekileri sözde analiz ettiğini ve işte internet aleminde gündemi takip ettiklerini vs. söylüyorlar. Beni bu kısım ilgilendirmiyor. Kim ne söylerse söyleyebilir. Fakat yüce Türk milletini yanlış yönlendirenler ve korku argümanını kullanarak pohpohlayanlara dikkat ediniz. Hangi kanallarda bunlar çığırtkanlık yapmaktalar ve kimin aslında reklamını yapıyorlar. İsrail’i, Siyonizm’i adeta örttüler. Hiç bahsediyorlar mı? Ve diyorlar ki: “Hayır, İsrail bu işin dışında.” Dünya nüfusunu 500 milyona indirecekler. İsrail dünya çapında 12 milyon bile değil. İsrail 7-8 milyon insan var. Ama dünya 8.5 milyar, inecek. E dünya kime kalacak? Ve bu projenin içerisinde sözde İsrail yok. Örtüyorlar ve Türk milletini bir virüsle korkutarak dünya insanlığının planını ve o şeytanilerin yapmış aldığı argümanları kullanarak sözde gündem de bir şeyler oluşturmaya çalışıyorlar. Dikkatinizi çekiyorum. Geçecek bu günler dedim ve geçti Allah’ın izniyle. Şimdi soru şu: hani 2.dalgacılar, 3.dalgacılar? Geçtiğimiz günlerde hafta sonu bir anda bir yasak gündeme gelip ertesi gün -ki daha gün geçmeden- kaldırıldı. O gün tekrar bu çığırtkanlar televizyonlara çıkarak: “gördünüz mü biz size söylemiştik, normalleşme olmayacak, 2.dalga, 3.dalga olacak” dediler. Sabah iş değişince utanmadan yine çark ederek: “işte her şey normale dönüyor ama %1’de olsa %2’de olsa biz 2 ve 3. Dalgayı bekliyoruz, Amerikan seçimlerini bekliyoruz vs." dediler. 1. Kambala videosunda söylediklerimize, dikkat edin tarihine, istirham ediyorum bir göz atınız. Bizim o gün konuştuklarımızı bugün konuyorlar ve dolayısıyla da utanmadan efendim 2016’da ben söyledim, 2015’de ben söyledim diye -ki yıllar önce söylediklerimizi- ve dünya medyasında çıkan şeyleri tekerrür ederek korkularınızı, algı yönetmesi haline getiriyorlar. Ne dedik: “kontrollü kaos.” Kelimelerimiz de değiştirmeden, yönlendirerek, sizlerin korkularını -ki istisnaları tenzih ediyorum- bunu sürdürüyorlar. Neyse konumuz bu değil, evet her şey güzel oluyor. Yüce Türk milleti, yüce Türk budunu şu anda korkacak bir şey yok. 2.dalga vs. de olmayacak. Biraz önce arz ettiğim gibi eğer ki 2.dalga’dan, 3.dalga’dan falan bahsederlerse dünya iktidarlar toplumlarını beceriksizce yönettiklerinden dolayı özellikle 2. ve 3. Dünya ülkelerinin ekonomik krizlerinden faydalanarak Korona’yı hatta yine bunlar: “Evet, Korona bitti ama başka virüsler gelecek” falan. Daha önce bizim söylemiş olduğumuz meselelerdi fakat yakın zamanda, yakın tarihte değil. Onlar olacak, daha kötüsü olacak, şöyle olacak, böyle olacak diyerek bir şeylerin üzerini örtüyorlar. Bunlar aslında sıradan insanlar. Evet, fakat zaten kullanıldıkları için sıradan olmalılar. Efendim dünyaya reset atıyorlarmış da, sıfırlıyorlarmış da vs. de. O bundan sonraki veya bundan önce yayınlanacak olan videomda bazı şeyler anlatacağım. Bu kelimenin altını çiziyorum. Teknoloji, dijital dünya falan sanki -daha önce de belirttiğimiz gibi- dijital aleme geçilmemiş gibi, dünya teknolojiye geçmemiş gibi olan kavramları söyleyerek, birde analizleri, analizcileri beğenmeden böyle kendi kendine yontanlar var. Tabi dediğim gibi herkes her şeyi söylemekte serbest.

Şimdi bahsedeceğim konu kıymetli Türk budunu ve balalar. Özellikle balalara bu videonun içeriğini bir çalışma yöntemiyle araştırmalarını ki araştıracakları bölümlerde aslında ara argümanlar olacaktır onlara paslıyorum. Dünya medyasında, ne internet âleminde, sosyal bilgi ağlarında ne herhangi bir yazılı kitapta olmayan bir konudan bahsedeceğim. Evet, gerimizden gelenler, taklit olarak yapanlar, dezenformasyanlar yapanlar, şunu biz söylüyoruz, bunu söylüyoruz diyenler şimdi de daha önceki söylediklerimizin tahakkuk etmesinden sonra bu söyleyeceklerimizi de komplo olarak görebilirler ama nasıl bu günleri daha önceden söyleyip, tahakkuk edip çıktıysa onlar gibi reklamda yapmadığımız malumdur. Tanıyanlar bilmektedir. Tek derdim dezenformasyon olmasın yüce Türk budununu kesinlikle kesinlikle algı operasyonlarıyla başka mecralara çekmesinler diye bu söylemlerde bulunuyorum. Yoksa hiçbir şekilde yapılanlar, edilenler, şunlar bunlar beni çok fazla açıkçası ilgilendirmiyor. Yok Galaktika’dan sinyal alıyoruz, yok vs. ki bu “New Age” tarikatları Türkiye’de de çoğaldı. Bunlara da cahil cühela isimler, özellikle bayanları kullanarak bir formatla, bir kitle oluşturup: “işte içimizden bazı bilge ruhlar çıkacak, şunlar yapacak, bunlar olacaklar” diyerek yeni İslam tarikatları değil, tasavvufi tarikatları değil yeni moda tarikat oluşumları gündeme getirilebilir. Burada da dikkatlerinizi Türk budununun üzerine çekiyorum. Evet, ilk defa söyleyeceğim. Dolayısıyla da yine peşimizden gelecekler, bu onların kaderi. Acizane ene kabul etmeyin ama benim de kaderim. Orijinal kaynaklar dolayısıyla da bu bir kader. Şimdi, Mu Hanlığı’nın kayıtlarından 2020’ye tekabül eden ki bu tarihi birileri Cüce Denis’in, Gregoryan takviminin vs. İsa’nın doğumunu işte 0 başlatılması, milat diye söylenilmesi bizde bu miladi takvime geçmemizden sonra, bu takvimi kullanmamızdan dolayı 2020 diyoruz. Oysaki Türk takvimi farklı işlemektedir. Bunu yüce Türk devleti kadimden beri kullanır, bilir. Tamgalarda güneş takvimleri, ay takvimleri dolayısıyla hatta ve hatta alakasız göreceksiniz ama yıldız takvimleri -ne alaka denebilir- bunlar işlenmiştir nakış gibi. Şimdi söyleyeceğim konunun da ilk defa söyleyeceğim için üzerine tabiî ki atlayacaklar, şaşıracaklar veya işte bir müddet sonra “Evet bunlar oldu, bizde bunların peşinden gidiyorduk, söyledik falan” diyecekler için şimdi komplo kabul edilebilir.

Evet, kıymetli budun, kıymetli balalar. Konu başlığımız Kafesteki Cenin, tekrar ediyorum Kafesteki Cenin Projesi. Tabii ki bunun ismi tam mahiyetle böyle değil ama ben Türkçeye anlaşılsın diyerek bu lügatla çeviriyorum. Ne demektir bu. İşte çip takılacak, bay çipçi ve çipçiler ve avaneleri, çekirgeler gelecek ki doğal bir şey. Eşek arıları gelecek vs. diyenler. İşte Bill Gates de Bill Gates. d

Daha önceki videolarımda da söylediğim gibi onların reklamını yapanlar. Ki Bill Gates bile dedi ki yav ne çipi insanlığı bu şekilde köle yapacağız falan bu manada komik falan filan demek zorunda kaldı. Şeytanın kendisidir fakat ironi yapıyorum tabii o bildiğimiz şeytan değil ama onlardan biridir. Yani kafasını, zihnini, bütün o sermayesini farklı şeylere harcayan bir güruhtur. Onlarla ilgili belki ileride videolar yapabilirim bu tip insanlarla alakalı. Ki neden dünya ile ilgili bu kadar plan projesi var. Konumuza geçelim. Hani bu İndigo çocuklar falan hiçbiri böyle değil. Çip, hiçbiri böyle değil. Zaten telefonlarımız, kimliklerimiz çiplendi vs. vs. Şeytaniler, Deccali denilen, biz Türklere göre Tepegöz’ün adamları, Başkörmez’in destekçileri "ki Tepegöz ayrıdır Başkörmez ayrıdır- Türk lügatindan konuşuyorum. Tabii İslami lügattan da konuşacağız anlaşılsın diye. Deccali zihniyete ordu kurabilmeleri için ne yapmaları gerekiyordu insanlığı kandırmaları, beynini bloke etmeleri, yönlendirmeleri. Tabii ki İslami, bilimsel, teolojik birçok mana da örnekler verilmesi gerekir. Bu kısa video da bunları vermek mümkün değil ama ana hatlarıyla şimdi projeyi anlatacağım. Tekrar altını çiziyorum ilk defa duyacaksınız. Peki, böyle bir ordu nasıl olmalı? İşte bütün insanları kandırmalı, Güneş'i göstermeli, Ay'ı göstermeli. Hani hadislerde olan meseleler Deccal'in ve karşısında biri olmalı. Biz yıllar önce “Kod Mehdi Ana Bilgisayar” diye bir şey yazmıştım onun üzerine de kitaplar vs. yazdılar. Geçtiğimiz gün benim "selam olsun- benim eski bir öğrencim. Baktı 20 küsür kitapta ismimiz geçiyor, çalışmamız. Kimisi böyle Hile-i Şer’iye yapıp küçük bir adımı geçirmiş ama teşekkür ediyorum ciddi anlamda kaynak Oktan Keleş’tir diyenlerde var. 78 tane kitap tespit edildi bizim konularımızı olduğu gibi anlatmış, kaynak vermemiş. Bundan sonra tabii ki hukuki anlamda bazı çalışmalarımız başlamıştır onu da söyleyelim. Kaynak belirtilsin çünkü bir emektir, emekten öte dezenformasyon olmamalı, yanlış algı yapılmamalı. Neden böyle söylüyorum konuya gireceğim özür dilerim. Bu ene mene falan, sen söyledin, ben söyledim değil. Söylemediğimiz şeyler bizim ismimizle söylendiği zaman sıkıntı oluyor kıymetli izleyenler. Nedir bu yıllar önce bir yazı yazmıştım, bir araştırma. Bir gazete, Milliyet gazetesi başka bir siteden alıyor ve alakasız bir şey söylüyor daha sonra tabi biz tekzip yayınlattık falan. E dedik ki bak bu çalışma falan çalışmayı da şimdi söylemeyelim. Ya ben bu tarihi meseleyi böyle yazmadım ki bakın sitemizde, kitabımızda farklı. Sonra ya biz sizden almadıkta falan siteden. eee noluyor şimdi? O gazeteden de o siteden aldığı için "ki ismini de söylemiş olduk gazetenin ama- herkes Oktan Keleş böyle bir şey söylemiş gibi algılıyor. Ondan sonra işin gücün yoksa yaz, ya biz bunu söylemedik Onaltıyıldız’a bakın, kitaplarımıza bakın. Ondan sonra ne söyleniyor sanki reklam yapıyormuşuz gibi algılanıyor. İşte derdimiz bu. Yazarlar, çizerler, emektarlar, bestekârlar bunları çok iyi bilirler. Çünkü insanın gerçekten emeğini ve birçok konuda zamanını boşa harcamak gibi bir şeydir haksızca. O yüzden sahip çıkmaktır ürünümüze, malımıza sözümüzün arkasında olmamız anlamında.

Kıymetli izleyenler; bu İndigo çocukları anlatıldığı gibi değil. Deccaliyet ordusu bize göre Tepegöz’ün ordusu kurulacaksa insanı yönlendirmek, beynini, zihnini bloke etmek değil. Zaten insanlar bloke olmuş, beyinler bloke olmuş. Bunun kültürel, sosyal, ekonomik birçok etkeni var değil mi. Teknoloji bununla endeksli gidiyor, beraber paralelinde gidiyor. Bir bloke var, bir illüzyon var. Yıllarca bunları da yazdık, çizdik. Asa kitabı yazdım kalınlığı şu kadar hemen hemen. Dolayısıyla bu illüzyonları, büyüleri, sihirbazlıkları, sihirleri vs. anlattım. Arada sırada referans vermem gerekiyor yeni değil bunlar. Peki, Hitler’i 2. Dünya Savaşı’nda ari bir ırk oluşturma. İşte o Roma, eski Mısır vs sembollerini ki onlarla ilgili de birçok makale ve çalışma televizyon ekranlarında defalarca anlattığımız meseleler. Bunların hiçbiri böyle değil kıymetli izleyenler. Yani bir insanı Deccal çıktığı zaman Güneş'i gösterip, Ay'ı gösterip, illüzyon yapıp bu kadar basit değil. Hani bir ayette: “Onlar, gökten melekler inse inanmazlar, melekleri görseler inanmazlar” ayeti var ya. Arada sırada teolojiye de atıf yapacağım, bilimsel anlamda da konuşacağım. Anlaşılsın diye ortada bir algılatma yapmak istiyorum.

Kıymetli izleyenler, insanı ne kadar bloke edebilirsin insan insandır. Biyolojik, fizik, suret ve metafizikten, ruhi kavramlarla oluşmuş bir bütündür dolayısıyla da bir noktaya kadar heva heveslerini vs. birçok argümanlarını kullanırsın ama bir noktadan sonra %100 köle yapamazsın. Olanlar ayrıdır. Biraz beyin kalitesiyle alakalıdır. Söylemiş olduğum o kültürel, ekonomik bütün o meselelerde bu işin içerisinde ki dozajla alakalı bir konudur. Şimdi İndigo çocuklar, yok gözü böyleymiş, kaşı böyleymiş bunlar ayrı meseleler kardeşler, arkadaşlar, dostlar, balalar özellikle balalar. Çünkü beni özel takip edenler ayrı bir tabiî ki istisna olarak onlara atıf edeceğim, kimse kızmasın. Ciddi çalışmalar yapıyorlar kendilerine teşekkürlerimi sunuyorum bu arada. Tepegöz kendi planını gerçekleştirmek için deccal insanları etkilemek zorunda. Tabii ki bu virüsler, şunlar, bunlar tekrar altını çizelim hepsi birer bir puzzle’ın parçaları gibi yerine konduğu zaman. Ama satranç tahtası gibi düşünün. Piyonlar vardır değil mi? Dikkat ediniz lütfen. Piyonlar, atlar, kale, vezir, şah. Yani her taş hemen feda edilmez. Piyon adı üzerinde lügatte de askerler diyelim, piyonlar. Etkileyeceği Tepegöz’ün insanları, piyonları insanlardan oluşacak. Ama bunların hiçbiri %100 kendine tapınacak, kendi dediklerini yapacak bir ordu değil. O, oyunun içerisindeki bir sadece argüman. Atlar başka, filler başka, kale başka, vezir başka, şah başka. Hepsini ayrı ayrı seçiyor. O zaman insanlık blokesi, zihin blokesi yapanlar, yapmaya çalışanlar piyonları oluşturacak Tepegöz’ün adamları. Yani bu insanlık, normal insan illüzyonlara, teknolojiye şuna buna kanarak o sisteme bir şekilde adapte olacak fakat onun en az 10 katı da olmayanlar olacak. Dinsel anlamda, akli anlamda, ruhi anlamda, vicdani anlamda birçok anlamda da olmayacak. O zaman Tepegöz’ün işine gelir mi? Hayır. Satrançtaki oyunu tamamlayamaz. Neye gerek var? Atlara, fillere diğer taşlara, diğer oyunculara. İşte bunları oluşturabilmek için kıymetli budun, balalar “Kafesteki Cenin Projesini” zihin önde projesi. Nedir bu? Şimdi hemen önümdeki notlara da bakacağım. Çünkü videoyu da hızlı hızlı sunuyorum, özür diliyorum vaktimiz yok. Efendim Platon belirtir: “Topraktan olan insan bir de insandan olan insan” diye taa Platon terminolojisinde vardır. Yani işte Âdem topraktandı meselesi biliyorsunuz birçok teoloji alanında, semavi dinlerde de geçen meseleler. Bir de demek ki insandan olan, hani “beni ademe” dediğimiz Kur’an tabiriyle insan, insanlar. Hani Transhümanizm, birileri dedi ya Türkiye’ye ilk ben getirdim falan. Televizyon programlarını yayınladık, şunları bunları yayınladık ama hala söylemeye devam ediyorlar adamlar, yeni bir yerden çıkmış Küreselcilerin adamları, Siyonizm’in adamları söyleyecekler hiç önemli değil. Atıf etmem hatırlamanız içindir, beni takip edenler. Yıllardan beri takip edenler var. Bu arada onaltiyildiz.com’un 10.yılını da doldurmuş olduk. Bir adım attık sizler büyüttünüz. Hepinizin gönlü önünde eğiliyorum, teşekkürlerimi sunuyorum. Kıymetli izleyenler, Platon terminolojisinde topraktan olan, insandan olan insandan bahsettik. Yine maymunlaşmış insanlar, zekasını yitirmiş, köleleşmiş, mankurtlaşmış insanoğlu şunlar bunlar vs. birçok argüman var. Destanlar, rivayetler değil mi masallar, hikayeler, kutsal metinler birçok bu konuyla ilgili argüman barındırmakta. Fakat konu şu, nedir bu Kafesteki Cenin? Proje şudur: dedim ya satranç tahtasındaki piyon insanlar hayır. Onlar doğmuş insanlar, bugün yaşayan insanlar. Bunların zihnini ne kadar fiziki veya metafiziki yani sihir, illüzyon, teknolojik büyüler "ki bu kavramlar da acizane bana aittir- yapılmıştır. İnsanlığı bir şekilde dinsel birçok şey, birçok şeyle bloke edilmiş insana bir de teknolojiyle bloke edilenler vardır. Yiyeceği, içeceğine müdahaleyle, GDO, ekini ve nesli bozmakla alakalı müdahaleler vardır. Zekâyla, akılla direk ilişkilidir. Buradan Onaltıyıldız’ın, balaların doktorlarına da gönderme yapacağım. Onlarda bu konuyu çalışsınlar. Bilimsel olarak makaleler yazsınlar. Özellikle doktor Ömer, doktor Özlem, doktor Hamdi, Halil, Adil, Adem bunlar doktorlarımız Can, Amerika’dan sevgiler yine Fatih vs. doktorlarımız kendilerini biliyor. İsimlerini saymadığım birçok doktorumuz da var kendilerine selamlarımı gönderiyorum. Bilimsel olarak da makaleler yazmalarını istirham ediyorum bu konuda. Kafesteki Cenin şudur: Doğmamış, ana rahmine düşmüş bir cenin’in müdahale edilme alanı. Yani bir teknolojiyle DNA’larına -anlaşılacak şekilde söylüyorum- sinyal gönderiliyor, frekans gönderiliyor ve ona sorular soruluyor. Şimdi diyeceksiniz ki cenin de akıl mı oluşmuş? Hayır. Ama DNA’nın kendine has bir aklı var. Bakın bunları da bilerek söylüyorum. Bu söylemiş olduğum gibi, Mu kayıtlarından sizlere çevirerek söylüyorum. Bunları dünyanın hiçbir yerinde bulamayacaksınız ama bundan sonra sıklıkla duyacaksınız. Mu kayıtlarını açtık, kamuya açtık. İşte onlardan bir tanesi. Cenine frekansla, anlaşılacağı dilde söylüyorum. Sorular gönderilecek fakat cenin de daha beyin oluşmamış, akıl oluşmamış vs değil mi? Akıl baliğ, doğacak da işte belli bir yaştan sonra kemale erecekte falan filan bunları bilen insanlarız, Takdir edersiniz ki. Bizi tanımayanlar yeni izlerler arada sırada yeni videolarımız görürler ama şu şöyleydi… 20 sene önce söylediğimiz şey. Evet, daha beyin oluşmadan DNA’larının ve DNA’nın da DNA’sı diyebileceğim küçücük bir emir molekülüne göndermede bulunuldu. Bulunacak demiyorum, deneylendi. Ve ona şu söylenecek. Şimdi dinsel olarak kendi Kur’an-ı Kerimimizden de birkaç kaide. Çünkü dindarlarda nasıl olur ya falan demesinler. “elestü bi rabbiküm ve kalu rabbüke” işte, “Ben sizin rabbiniz değil miyim?” Ruhlar âleminden bahsedilir, bazı tefsirciler “Hayır, Âdem vardı Âdem’den bahsediyor o ayet” falan. Hepsini biliyoruz, araştırdık. Biliyorsunuz defaatle de çalıştaylarını yaptık bunların. Âdem’den sonra da olsa ruhlar âlemi de olsa ki bununla ilgili ciddi çalışmalarımız var yayınlayacağız da yakında nasip olursa. Kaynakları da göstererek, tefsir kaynaklarını şunları bunları vs. tabii olmayanları da göstereceğiz ki inkar edilemeyecek bir noktada olacak Ayet-i Kerime’lerin manaları. Ve şöyle bir şey var “Ben sizin rabbiniz değil miyim?” Soru var. Bir başka Ayet-i Kerime’de çalışın lütfen onları zaman almasın diye tek tek söylemeyeceğim. “Zürriyetlerinden söz aldığımız” diyor. Yine Âdem ve onun zürriyetlerinden. Nasıl oluyor bu falan. “İşte burada mecaz var şu var bu var” Hayır. Zaten İslam uleması içerisinde de bir itilaf var bakarsanız göreceksiniz bu konuyla ilişkili insanlar vardır onlar bu konuları çok iyi bilirler. Hala anlaşılamamıştır derler mesela. Ruhlar âleminde mi zürriyetlerden söz alındı vs. Âdem’den sonraki çocuklarından mı? Mecaz mı var? Yoksa peygamberler geldi de söz alındı falan. Ayetin işte Arapçasında mı bir sıkıntı var? Yok, falan filan değil. Ben sizin rabbiniz değil miyim, ve kalu rabbüke, rabbimizsin diyoruz vs. hatırlama, hatırlamama meselesi geçtik. Kafesteki cenin konusu balalar. Konuyu dağıtmayım. Zürriyetlerinden söz alma. Ve ben bir çalıştay da soru sorumuştum: “Peki zürriyetlerinden söz alınmamışlar var mıdır?” diye. Orkun Albayıma da selam olsun. Çünkü çalıştaydaydı, o soruyu dar dairede de sormuştuk. Evet, çalışın demiştim fakat tabii ki belli kaynaklar olmadığı için yav var olanlar varmışta teolojik anlamda bilimsel anlamda zaten farklı argümanlara sapmak gerekir ki o kaynakları da ne kadar veriyorlarsa o kadar elimizde oluyor. Mesele şu söz alınmayanlar, kafesteki cenin projesi. Ana rahminde DNA’sına işte o DNA’nın da daha küçük -ileride bulduklarını söylerler- bir frekans göndererek soru soruyorlar. Hangi dindensin, dinini seç. Hani biliyorsunuz ki Mugayyebat-ı Hamse denir, 5 bilinmez gayb .Aslında Kur’an-ı Kerim’de Lokman suresinin sonlarında olan Ayet-i Kerime. İşte hava gök olayları, kıyamet, yarın kişinin nerde öleceği, para kazanacağı, kıyamet saati, rahimlerde olan. Aslında tabi onların açıklamaları var. Burada ki mesele “Rahimlerde olanı Allah bilir” Ayet-i Kerimesi. E zaten yarattı onu. Fakat müdahale nasıl oluyor. DNA’sına müdahale ediliyor, akıl yok, beyin yok fakat doğduktan sonra bu çocuk belli bir süre sonra işte siz ona akıl baliğ deyin, belirli bir süre zarfı deyin. Bir tuşla hatırlıyor. Dinimi kendim seçtim. Hani şimdi mesela var ya cinsiyet seçme. Hamile kalıyorlar değil mi hanımefendiler ve kız mı, erkek mi bakılıyor “ya ben kız doğurmayacağım” diyenler var, “erkek doğurmayacağım diyenler” var falan dünya çapından bahsediyorum. Burada da hani ateistlerin de argümanları var ya, burada ateizme karşı da büyük bir tokat geliyor bu bilgilerle. Altını dolduracağız tabi. Dinimi ben mi seçtim, annemden… Evet, işte erkekliğimi, dişiliğimi ben mi seçtim, kaderimi ben mi. Burada mesele şu, örtülü bir şey. Bu sinyalle bir müddet sonra, bir şarkı olur, bir tat olur, bir koku olur, bir hadise olur. Bir zaman sonra DNA’ya gönderilen frekans onda akli ve beyni oluştuktan sonra fikriyatı oluştuktan sonra hatırlamaya geliyor ve diyor ki ben seçtim evet dinimi. Evet, soruyor bakın dikkat ediniz burada fiziki bir seçim değil bu DNA’ya gönderilen. Bu müdahaleden bahsetmiyorum.Fikri bir frekans yani hatırlayacağı bir frekans ileride, doğumundan sonra. Yani erkek mi olmak istiyorsun dişi mi Hayır. Henüz hala o safhalarda değiller. Onu doğduktan sonra insanlara fıtratını değiştirmeye çalışıyorlar, felsefeler, bilmem neler işte uyarlamaya çalışıyorlar, hoş gösteriyorlar şu bu falan filan. Bunları geçtik, bir kenara koyduk. Burada dikkatinizi çekiyorum fikri ve o sinyalde düşünün, anlaşılacak şekilde söylüyorum bu kadar basit değil. Herhangi bir hastanenin bir cihazına bu sinyaller, frekanslar algılıyor ve ana rahminden veya bir teknoloji telefon teknolojileri de, uydu teknolojileri de bu sinyaller hamilelerin, seçilmiş hamilelerin. Seçilmiş derken bunun altını çizelim önemli insanlar değil. Siyasetçilerin çocukları olabilir, profesörlerin çocukları olabilir, işçinin çocukları olabilir, işsizin, herkesimden. Önemli kişilerin çocukları da doğduktan bir müddet sonra “Evet, dinim bu, rabbim bu” dediği zaman. Şimdi, “rabbin kimdir” dediği zaman Tepegöz, Deccal neyse “benim” dediği zaman seçiyor musun? Seçtim. Peki, fevri yani cebri bir sinyalle “Senin rabbin benim” derse bu çocukta doğduktan sonra bunu hatırlarsa “evet sendin” derse işte piyonları hatırlayın insanlardı onlar bloke olmuş vs illüzyona tabii tutulmuş beyinlerdi. Bunları attık bir kenara, bir yere kadar bunlar. Piyon, adı üzerinde. Şu anda da dünya yeryüzünde piyon o kadar çok ki o da ayrı bir konu. Bu orduya hazırlayacağı çocuklar, işte bu frekansı alıp DNA’sından daha beyin oluşmamış, öyle bir teknolojiyle o frekans doğduktan sonra “Evet, hatırlıyorum.” Hani Kur’an da ayetti ya “elestü bi rabbiküm.” Ben sizin rabbiniz değil miyim? Böyle bir sinyal çünkü şeytan. Evet, demek ki beyni oluşmamış ama DNA ve DNA’nın da içinde bulunan daha küçük bir sır emir kipi diyelim siz ona ne derseniz diyin, doktorlar ona bir isim bulsunlar. Buraya gönderilecek bir sinyal Tepegöz’ün. Yaratıcı der: “Biz yaratılışa şeytanı şahit tutmadık.” Yani yaratırken o yanımızda şahit değildi vs. fakat şeytan taklit eder. Muhaliflere kızıyorlar ya bugün siyasetçiler. Allah bilir muhalefet yapacak muhalifini yaratmış şeytan. Bunda hikmet var tabii taklit edecek. Dolayısıyla da Kafesteki Cenin meselesi, satranç tahtasındaki kendi ordusunun ana temasını belli bir yaşa geldiği zaman bir hatırlatma frekansı ile tekrar altını çizelim şarkı, müzik, türkü, cart curt, şu bu falan ile hatırlayabileceği bir hadise, koku, tat artık neyse o sinyal. Evet, hatırladım ben seçmiştim bunu. Bu, din derken tabii bunu din olarakta algılamayın yani bu meseleyi Ben seçtim sende benim ilahımsın, falanımsın, efendimsin, Tepegözümsün, liderimsin falan filan yaratıcımsın, evet sırrı anladım. Tekrar altını çiziyorum sureti bir biyolojik seçim değil, fikri bir sinyal yani erkek mi oluyum, kız mı oluyum ya da sorusu değil. Hayvanlar üzerinde de dikkat edin. Bu satranç tahtasındaki oyuna hayvanları da bloke edebilirler. Bu deneylerde yapıldı fakat hayvanlar nedir? besleyeceği hayvan, evet. Belirli bir yaşa geliyor ben şunu besleyeyim. Mesela ne besleyebilir? Geniyle oynanmış vahşi domuzlar olabilir mi? Yırtıcı hayvanlar? Ki bildiğimiz manada yırtıcı hayvanlar değil. Biyolojileriyle oynanmış, fıtratıyla oynanmış hayvanlar. Her şeyi değiştirmek. Kendi ordusunu, kendi oyuncularını kendiler kuruyorlar. Doğmuşlardan değil, var olandan değil. Bunlar piyonlar, bir geçiş süreci. Evet, mesela işte Golem’ler Tevrat da falan geçen meseleler. Sadece Kur’an’a atıf etmeyelim birçok semavi veya semavi olmayan dinsel öğretilerde bulunan çağ öncesi yaratıklar. insanın anılmadığı bir zaman, düşünün. Tabii ki aklınıza birçok soru geliyor onları cevaplamak isterim. Mesela; Ta-ha 115 ve 123. Ayet: “Âdem unuttu” diyor. Hani o ağaç meselesi falan vardı ya unuttu dikkat ediniz. Fakat Ta-Ha 121’de de: “Âdem isyan etti” diyor. Şimdi unuttu başka bir kavram isyan etti bir kavram. Bunların içerisinde çelişki filan aramayın onları izah ederiz onlar şimdi konumuz değil. Unuttu, daha sonra isyan etti. Başka bir ayette de mealen, unuttuklarınızdan sorumlu değilsiniz diyor. Şimdi Âdem’in unutma süreci rahmani bilgiyi, rahmani yaratılışı, fıtratı sonra isyan. Unuttuğu zaman başka bir şey hatırlatılır. Bu nüansları balalara veriyorum yanlış anlaşılmasın.

Evet, hani bu meleklerin de çok bahsi geçer dini sohbetlerde. Said mi, şaki mi melekler bunlara mühür vurur. Ateistler de der ki madem said, şaki yani isyan edecek, isyan etmeyecek Müslüman, mümin neyse işte kendi terminolojilerine göre konuşalım. Yani yaratıcısını bilen cennetlik, cehennemlik olduğunu melek biliyorsa Allah niye yaratıyor. Konu da bu değil bunu da açalım. Konu şu işte Kafesteki Cenin melekler biliyor. Bugüne kadar bunu da ilk defa duymuş olacaksınız. Yani yaratıcı zulmetsin diye birini yaratıyor ama o biliyor ki şaki, isyankar yani cehennemlik yaratıyor yine. Kaderini de ona göre dizayn ediyor haydi git cehenneme. Sonra ateist de soruyor: “böyle Allah mı olur,  böyle yaratıcı mı olur, zalimliktir.” Ayetleri doğru bilmiyorsunuz ey Âlimim diye geçinenler kusura bakmayın. İstisnaları tenzih ediyorum. Eren babalar zaten olmasaydı her çağda birçok mesela maalesef ki sizin elinizde, dilinizde, zihninizde, yaşantınızda heba olmuştu. Ve olanlar ortada yani said mi şaki mi işte bu mesele Kafesteki Cenin’le alakalı. Yaratıcının yarattığı mı? mühür vurulmuş birinin müdahale ettiği mi?  Peki, Allah niye bunlara yani yaratıcı, Tengri niye müsaade ediyor. Eee yaratıcı birçok Ayet-i Kerime’sinde misaller veriyor. Sivrisineğin kanadını misal vermekten çekinmem diyor vs. vs. biliyorsunuz şimdi din meselesi değil konumuz. Ama dinden, teolojiden de bahsedeceğiz. Bilimsel olarakta akli, sesli düşüncelerimizi de söyleyeceğiz dedik ya. Konu çok detaylı aslında bu anlattıklarım çok çok sığ mesele ama o kutunun içerisindekini söylüyorum, paketi sunuyorum içini açacaksınız. Zaten insanlık tanışacak bununla. Mesele şu “Peki, bu müdahale nasıl oluyor? Onların suçu ne? Günahı ne?” Diyeceksiniz. Hayır, onların suçu, günahı yok. Hemen altını çiziyim. Şimdi soracaklar: “Bu nasıl oluyor?” O zaman hamile kalan hanımlar: “Benim çocuğuma da bir müdahale, sinyal gönderilmiş olabilir mi?” Olabilir. Peki, bunun antisi ne? Onun içinde video çekeceğim ama Türk Tö-re-si! O kadar basit ki yani anti ilacı, bütün bu kilidi çözmek. İşte önceden bilgisini verdik onunda zamanı geldiğinde sizlere anahtarını, bilgilerini sunacağım. Yani bunlar günahsız. Melekler şunu biliyor; Evet, bu yaratıcının fıtratında yaratılmış bu böyle. Fakat kaderinde said mi ,şaki mi, işte cehenneme gidecek mi, cennete gidecekmiyi tespit etmiyor melek. Hep yanılgı buydu. Enfüs ve Afak ayetleri, zamanı geldikçe göstereceğimiz ayetler diyor yaratıcı. Oluşmadan önceki İslam âlimleri tefsirleri bu teknolojileri, bunları bilmedikleri için gönül gözleri açık, Allah’ın bildirdiği kulları, müstesnalardan bahsetmiyoruz, istisnalardan bahsetmiyoruz. Avama sunulan bu bilgilerden bahsediyoruz, bilgi verenlerden bahsediyoruz. Dolayısıyla da bu ayetleri evet Allah biliyor işte cenneti… Allah her şeyi biliyor tabii ki bu bahis başka bir şey. İrade şu bu konularına falan girmiyorum. Bu konuyla bunun alakası yok. Ama o meselelerinde bugüne kadar yanlış anlaşılmış bölümü bu bilgilerle çıkan bu teknolojiyle izah edilebilecek konuma geliyor. İşte ateizme bu konuda da tokat dediğim mesele altını çiziyorum ateistlere de saygılarımı sunuyorum herkesin kendi meselesi.

Şimdi kıymetli izleyenler, mesela eski zamanlarda, çağlarda tanrılar, tanrı oluşumu birçok konferans verdim, program yaptım, yazdım, çizdim işte Yunan tanrıları kendilerini insana benzetiyor falan  tanrılarını, neden huylarını, şunları bunları vakit almasın. İşte deprem oluyor, deprem bir dağ, volkan patlıyor diyor ki: “Tanrımız bize kızdı.” Babası, anası işte büyüğü, kabile reisi kızdığı için o dağın gürlemesi, şimşeğin patlaması, yıldırımın düşmesiyle tanrının kızdığını zannediyor. Deprem oldu, sarsıyor bize kızdı bir şey yapalım, kurban verelim, ibadet edelim, tapalım, şunu yapalım, bunu yapalım birçok varyasyonu algı, kendi kafasından türettikleri dinler, hurafeler meselesiyle insanlık bir noktaya geldi. Bunları da tabii suiistimal eden kitleler, kişiler oldu. Fakat depremin sebepleri bulununca “ya bu tanrı işi değilmiş ya doğanın bir yasasıymış” hatta tek tanrı inancına girdikten sonra da ya bunu işte bugün de diyorlar ya birisi söylemişti faiz yuvalarını vurdu kendi yaptırdığı camii yıkılmıştı 99 depreminde. Sonra özür dilediği için fazla konu etmeyelim. Hatalıyım dedi bu sohbeti yapmakla diyen şahıs biliyorsunuz ismine gerek yok. Dolayısıyla da depremin sebepleri bilimsel, teknolojik olarak öğrenilince “aaa bu tanrı kızmamış, tanrının işi değil. Hatta bundan mı yapıyor, şundan mı yapıyor” derken bile artık farklı bir tefsir yazmak gerekiyor, yorum yapmak gerekiyor. İşte bu konularda Afak, Enfüs Yani Enfüs; nefislerinizde olan, Küçük, pek küçük. Afak; dış alemde olan. Zamanı geldikçe açıklanacak dediği işte teknolojiyle insanlık, kültürle vs. endeksli giden meselelerin yanında bu sırlar açılıyor. Daha izah ediliyor ama evet artık televizyon var, ekran canlı yayın, telefon şu bu uydu. Bazı konular eskiye dair o zaman büyü, sihir denilen meseleler şimdi daha kolay anlaşılıyor. Hatta mucize denilen birçok konu, suistimal edilen birçok konu teknoloji geliştikçe misali de ortaya konuyor. İşte bu Kafesteki Cenin meselesi de onunla alakalı. DNA’larına uydu veya başka bir şey ile şimdi bunları çok açmıyoruz. Frekans gönderiliyor. Dünyanın her yerinde bu frekansları alacak hamileler ve o frekans artık kendine göre teknoloji soru soracak: senin rabbin benim. Sen kimsin demeyecek ben Tepegöz. Misal veriyorum falan. Ya da seçtirilebilir mi? Peki, bu sen Müslüman ol, sen Hristiyan ol, sen Yahudi ol, Budist ol, Brahman ol vs işte Şintoist ol şu bu Paganist ol neyse denir mi? Cebri uygulamalarda bir başarı henüz elde edemediler ama elde ederlerse tabii ki oyunun karşılıklarına da bunları frekans olarak gönderebilirler. Ne yapabilirler DNA’sına sen şunu ol, o toplum içerisinde ol. Her topluma çünkü bu yaratıcı tanımıyor bunu yapan teknoloji sahipleri, işbirlikçileri. Yani Allah inancı yok, ateizmin tehlikesi burada başlıyor bakın. İslam toplumundaki hamilelere de, Hristiyan toplumu, Yahudi veya bütün dünyadaki insanlara hatta Amazon ormanlarındaki bir kabilenin hamile hanımının bu çocuğuna da bu sinyal gidebilir çünkü evrensel bir ordu toplaması gerekiyor. Kendi oyununu dedik ya satranç tahtasında kendi kuracak piyonları söylemedik o bloke edilmiş falan o anlaşıldığını düşünüyorum. Bu safhaya geldiği için Türk takviminin, gerçek Türk takviminin bugünkü kullandığımız Türkiye Cumhuriyeti Devleti de Miladi takvimi kullanıyoruz. 2020 sırlarındandı bunu açtık antisini de söyleyeceğiz. Yani bunlar vebal altında değil. Anti uygulamalarının da videosunu çekeceğiz hiç endişelenmeye Türk budununa gerek yok Türk Töresi en büyük ilaç. Bakın anneler için söylüyporum, babalar için söylüyorum. Herhangi bir hastanede bu sinyali alabilirsiniz, sokakta gezerken alabilirsiniz. Tekrar söyleyelim şu mesafeler vardı ya Cuma namazı meselesi öyle namaz olur mu arkadaş? Safları sıklaştırın derdi imam şimdi açın diyor 1 metre böyle 2 metre böyle falan filan. Çünkü insanlar bir araya gelince belirli sinyaller birbirine karışıyor. Sırlar başka sosyal mesafe inanıyor musunuz? Artık kimse inanmıyor ya. Tamam denileni yapalım ayrı konu ben burada şimdi burada anlayın başka bir şey söylemek istemiyorum. İnsanlar alıcı ve vericidir arkadaşlar, dostlar bilimsel olarak da bilinir bu. Birbirine yakın olduğu zaman aura’ları birbirini etkiler vs. vs. girmeyeceğim oralara. Çok yaklaşınca birilerinin sinyali bozuluyor geçici bir oturtturma, ayar için bu gerekiyor. Bunun için de ne gerekir? Virüs. Bir virüs var fakat yani bir grip virüsü. Baktığın zaman evet virüs gözüküyor ama bunun üzerine öyle şeyler öyle şeyler yazılıyor ki planlar falan filan. Fakat söylendiği gibi değil korkacak bir şey var mı? Asla. Şimdi bu komplocular, bu işte uydurukçular, bu şöyle demiştik böyle demiştik diyor ya asıl mesele arkadaşlar, dostlar, balalar Kafesteki Cenine sinyal gitti, ilk sinyali ceninler aldı. Bu mesele çok tabii hayret verici bir mesele gibi geliyor değil mi? Yaşayacağız, göreceğiz bu da çıkacak. Transhümanizm kitaplarını işte yıllar önce yazdığım zaman daha sonra dünya medyasında da oluştuğu zaman falan oradan aşıranlar, biz internet yokken bu işleri anlattığımız zaman falan sonrakiler işte internetten okumuş, oradan almış, buradan almış falanlarla sunum yapanlar bu bilgileri ilk defa şu anda duyuyorsunuz. Yüklenebilecek mi bu da ayrı bir konu.

 Kıymetli izleyenler bu çocuğa soracaklar hangi din? Beni tanıdın mı? Belirli bir yaşa gelen çocuk o frekansla bir anda hatırlayacak DNA’sı ama diyeceksin ki akıl oluşmamıştı, beyin oluşmamıştı frekans meselesi.  Teknoloji ona göre ayarlandı bakın bunla ilgili doktorlara attım, balalara da attım illa doktor olmasına gerek yok. Çalışın bugünkü teknoloji aslında birçok şeye vakıf. Hani korkutuyorlar ya şu olacak bu olacak vs. ya zaten olmuş yeni de değil dostlar. Virüsten, uyduruk bir virüsten korkuyorlar falan filan. Amerika çöküyor mu anlattık ilk videomuzda söylediğimiz şeyleri şimdi söylüyorlar. utanmadan virüsler geçti falan. İşte virüs gelir mi? Tekrar korkutuyorlar. Tamam, bu virüsün aşısı da gelecek ama gelmeyecek 3 sene şimdi Kasım da gelecek diye açıklıyorlar. Var zaten deniyor. Şimdi ne yapıyor bu uydurukçular “Eee tamam ama daha büyüğü gelecek.” Ne olmasını istiyorsunuz. Çoktan gelen gelmiş. Evet devam edelim. Demek ki önemli ailelerin, siyasetçilerin dünya çapından bahsediyorum çocuklarına da bu sinyal gider. Sizin haberiniz olmadan bu sinyal gidecek.

Arkadaşlar, dostlar size bir kavram daha söyleyeceğim. Âcizane bana ait bir terim bu da ene kabul etmeyin. Taklitçilerde kader kabul etsin, bu benim de kaderim evet söyledim. Tasarlanmış zaman dilimini yaşıyoruz, planlanmış değil. Planlanmış zaman dilimi başka bir kavram, tasarlanmış zaman dilimi başka bir kavram. İşte biz de o planları deşifre etmeye çalışıyoruz bilgimizce. Bu yüzden de bilime ve bilim adamına ihtiyacımız var ama hangi bilim olduğunu daha önce, hangi bilim adamı olduğunu daha önce belirttik. Daha önce ki videolarımızda da anlattık. Atom bombasını icat edip, insanlığı yok eden bir bilim adamından bahsetmiyorum. İnsanlığın, varlığın hayrına iş yapanlardan bahsediyorum. Şimdi dolayısıyla artık boyutlar âlemi ne oldu çözümlenmeye başladı. 11 boyut olduğu bilimsel olarak kuantum mekaniğinde bugün söyleniyor. Aslında baktığımız zaman kitabımızda da var. 11 yıldız ve Ay, Güneş, Yusuf Suresi. 11 yıldız, yıldız zannediyorsun değil mi? Boyutlar, ay, güneş başka bir şeyi temsil ediyor. Anlatıyor ama her şeyi anlamak için o çağın insanı olması, o çağın teknolojisi olması Yaratıcı nasip etmesi lazım. Bin sene önceki adama cep telefonunu nasıl anlatacaksın değil mi? Cep telefonunu misal vererek bazı dini metinleri nasıl izah edeceksin. Ortada zaten onun bilgisi yok olsa da zaten büyü, sihir, kahin, peygamber, yaratıcı bile ilan ederler adamı değil mi? Anlatmak istediğim bunlar. Bilgi önemli, ilim, bilim adamları önemli. Geçtiğimiz video da beyin göçünden bahsetmiştim. Bu insanları yurtdışında topluyorlar. Bu arada yurtdışındaki kişiler, bizim soydaşlarımız; “Hocam Türkiye’ye dönelim mi?” falan bazıları televizyonda dönün falan Arkadaşlar olduğunuz yerinde kalın. Türkler dünyanın her yerinde işi gücü iyi olanlardan bahsediyorum. Dönmek zorunluluğu olanlardan bahsetmiyorum. İşini gücünü kurmuş, orada yıllardan beri durmuş, dil biliyor vs. Türklük misyonunu sürdürmek için oralarda durun, Avrupa’nın, dünyanın her yerinde durun. Bunlara kanıpta zaten Avrupa, Batı bunu istiyor. Göçmenleri bir an önce nasıl göndereceğim virüs korkusu var bilmem ne. Burada ki çığırtkanlarda gelin, kötü olabilir, orada kıtlık olabilir, bilmem ne olabilir. Batının şirketleri milyonlarca, milyarlarca dolar çalışanlarına veriyor Türkiye de daha şurada paket açıklandı maalesef kime verildiği de belli değil 20 Milyon TL’yi 80 milyon veriyor da kime gitti 20 Milyar falan. TL, onlar Dolar. Milyar dolar şirketler biz devlet bazında. Gücümüz bu elhamdülillah. Türk Milleti, Türk Devleti güçlü, dayanışma içerisindedir. Sıkıntı yok. Onların 80 Milyarı, Trilyon Doları bizim 1 Liramızı karşılamaz. İnsanlığımız yeter o ayrı bir konu. Kültürümüz, Töremiz yeter.

Şimdi kıymetli dostlar. Kafesteki Cenin meselesine devam edelim. Hayvanlara da emir gelir. Ne dedik. Tasarlanmış Zaman Dilimi tasarlanmış. Sunuyorlar, olur mu, tutar mı tutmaz mı ayrı bir konu. El Mülkillah diyorsun Müslüman olarak Mülk Allah’ındır, Ev onundur. Ama Allah niye müsaade ediyor? Allah birçok ordular gönderir Kuran-ı Kerimde de var. İşte zebun ettiği milletler, Müslümanlar falan. Ne diyeceğiz buna? Ne kadar kötü olduğunu gösteriyor bir düşman vatanınıza girerse bunları yapar misaller veriyor yaşattırıyor görün, ibret alın diyor. Onun için vatanımıza, bayrağımıza, Türk Devletimize, Türk Milletimize sahip çıkacağız. Vatanımızı kutsal biliyoruz. Yaratıcı gösteriyor, Kelamında da belirtmiş. Neden Allah buna işte söylüyor, ordular gelirse e söylüyor işte bak ne kadar tehlikeli diye yaşatmış, yaşatıyor işte etrafımızdaki ülkelere bakın. Sen ne kadar tasarlıyorsun, ne tasarlıyorsun, Müslüman olarak. Evet, şimdi burada birçok mesele de var. Eskiden İslam âlimleri çok anlaşılamamış. Bazıları çok önde gitmiş onlara da bugün abuk subuk konuşmuş burada, din dışı konuşmuş. İsmail Hakkı Bursevi mesela. O zamanın anlayacağı dilde bir tefsir yapmış insanlara mesela demiş ki; Âdem’in karnı işte bu Platondan bahsettik topraktan olan insan Türk Mitolojisinde de vardır Toprak Ana, Toprak Baba falan. O ayrı bir konu. İşte göbek deliğinden Âdem, Cebrail meseleleri anlatmış çok açmıyorum tefsir beyana baksınlar. 68. Şeydi galiba temsili. Orada köpek bahsi var. Köpek neden yaratılmış falan. Bildiğimiz köpekten bahsetmiyor. Bu gibi şeylerden, kölelerden, tasma takılacak varlıklardan. Aslında bahsettiği şeyler onlarda o günün insanı bildiğimiz köpek falan zannediyor. Bugünün insanı da öyle zannediyor değil? Nasıl anlatsın cep telefonu yok, uydu yok, televizyon yok bir şey yok. O dönemde kalkacaksın sen 16. 17. Yüzyılda arama bir şeyler anlayacağı dilde köpeği var, eşeği var, işte ineği var, öküzü var onlardan örnekler vererek anlamaya, anlatmaya çalışıyor. Cep telefonumu vardı diyecek, Iphone mi var diyecekti falan gibi. Tabi ben onu şey olarak söylemiyorum. Bazı âlimler de bunları yazmışlar İslam dünyasında, İslam dünyası dışında da yazılmış eski metinlerde birçok meseleler var oralara girmiyorum. Dedim ya teolojiye de gireceğiz, ama bazı şeyleri yakaladığımız zaman haksızlıkta yapmayalım diye söylüyorum. Şimdi birçokta soru var, soru videosu değil bu. İşte İstanbul’un Fethi. Söyledik ya Ayasofya açılsın kardeşim zaten Ayasofya kılıç hakkıdır fethin, Camiidir. Hiç zannetmiyorum açacaklarını ama açılsın, açılsın, açın. İddia edenler açsın. Açın!. Bakın Türk tarihindeki sırlardan bazılarından bahsedelim. 453 yılında Attila, Hun Başbuğu Büyük Attila 453 yılında Roma’da, bin sene sonra 1453 yılında Fatih Han, Türk Başbuğu Sultan Mehmet Han Doğu Roma’da yani bugün Kostantiniye denilen Bizans diye bir şey yok aslında biliyorsunuz da Doğu Roma İmparatorluğu’nda. 453-1453 enteresan değil mi? Bir Türk aklı var. Bizde tasarladığımız planları Türk Milleti olarak, Budunu olarak yapmak zorundayız. Tabi kör göze parmak sokacak değiliz. Bunlar değişecek, tasarlanmış zaman dilimini bozarız. Evet, şimdi Uzaya arkadaşlar ne yapıyorlar, Uydular gönderiyorlar. Hiç düşündünüz mü? Artık özel şirketler gönderiyor, eskiden devletler gönderiyordu. Bunu açacağız daha sonra. Tehlikeli değil mi? Uzayın parselizasyonu. O zaman bizde dedik ki; Şu meşhur şirket var ya birkaç tane uydusu düşse iyi olur. Evet, ne yapmamız gerekiyor. Bakın bu İstanbul meselesi var ya ben daha önce o Hun Atilla’nın geldiğini, o atların şu anda işte İtalya da olduğunu Hun atları olduğunu Ayasofya da Göktürkçe onları belgeli şekilde defaatle yazdık. Artık kabullenin. Şimdi bakıyorum televizyonda tarihçiler falan da “Evet daha önce Hunlar gelmiş falan çadır koymuş.” Ki minyatürlerine kadar Batı kaynaklarından bulup ilk defa Türkiye’de yayınlamıştım. Ama Başkam ilan edildik ya ben makam, mevki çok söylemem, birçok daha önce de görevlerde bulundum hiçbir zaman makamımla anılmak istemedim. Sizlerden biriyim. Ama Başkam, Kam herkes olabilir canım. Başkam da lütfettiler beni Türkiye’nin 1. Kamı diye Sayın Namık Kemal ZEYBEK Beyefendi tanıttı. Teşekkür ediyorum kendilerine ilan etti ve çeşitli görevler yüklediler üzerimize tevdi ettiler. Budunuma hizmet yaparım. Tabi Kam’lık başka bir şey Kamlık müessesesi de şimdi nedir falan Şamlık, Şamanlık falan defaatle anlattık. Giydikleri kıyafette ‘Manyak’tır. Türk Milleti de dikkat edin ‘Manyak’ kelimesi argo ve yanlış bir kelime olarak kullanılır. Öz Türkçe de Manyak Kamların giydiği kıyafettir. İstanbul’dan bahsettik ya kısa bir anektot olsun tekrar cenin meselesine döneceğim. Göktürk Heyeti kıymetli izleyenler bakın kaynaklara 568 yılında bir diplomat gönderiyor ismi Manyak. Diplomat Manyak ismi. Kamların giydiği kıyafete Manyak deniyor. O Göktürk heyeti İstanbul’ a bugünkü Konstantiniye’ye yani İstanbul’a Konstantiniye falan yok geçti bitti o işler. İstanbul’a geliyor heyeti o dönemin Roma İmparatoru şaşalı şekilde karşılıyor. Bugünkü Çemberlitaş’ta olduğu Bizans kayıtlarında var, yazmalarında var ve halk toplanıyor, Göktürkleri görüyor, Göktürk Heyeti gelmiş. Başında da diplomat Manyak. Lütfen Balalar bunu da araştırın. Bunlarla ilgili sizler makaleler, bilgiler. Çünkü Türk toplumunu uyaracağız. Bakın Tonyukuk geçtiğimiz videoda bahsettik, içi yanıyor dedik, yazıtlarda da var. Çin’e esir düştük, kurtulduktan sonra esir Türkleri kurtardım. Bizlerinde görevi, Balalar sizlerin de görevi. Birinci vazifeniz Türk Milleti’nin esir ruhlarını, bloke edilmiş akıllarını kurtarmaktır. Neyden Arapçılık ve Arapçılık dininden. İslam dini münezzehtir, İslam dininden bahsetmiyorum. İslam diye Arap müşriklerinin adetleri ve İslam diye sunulan Arap kültüründen. Arap kardeşlerimizin kültüründen falanda bahsetmiyoruz, din açısından bahsediyoruz. Kurtarmaktır, Türk töresine çevirmektir Balalarınızı, çocuklarınızı, çocuklarımızı, neslimizi. Bu yüzden ön açıyorum, salık veriyorum. Bu konuları lütfen bu Diplomat, Manyak vs. birçok konuları zamanla açacağız ve yazın makaleler halinde elinizde telefonlar var, her yere yayın. Kurtuluş budur. Kafesteki ceninden bir çocuğunuz olmasını istemiyorsanız Türk Töresine döneceksiniz. Arapçılıktan, Arap dini algılamasında İslam’ ı kurtaracağız, Türklüğü de onun içinden çekip alacağız. En güzel Hünkar Hacı Bektaşi Veliler, Hoca Ahmet Yeseviler, Geyikli Babalar hep sayıyoruz Sarı Saltuklar değil mi? Birçok Horasan Erenlerine İslam’ın algılamasını sindirmiş bizlere adeta hücrelerimize işlemiş yaşantısına sunmuş, göstermiş, örnek almış Ulu Bilgeleri Müslüman isek bu şekilde algılayarak tekrar çocuklarımıza öğreteceğiz. Esirleri kurtaracağız Tonyukuk ’un dediği gibi bu çağda da esir ruhlar, esir bloke edilmiş zihinler var. Türk töresine Türk Milleti dönecek. Geçtiğimiz videoda da söyledim. Yoksa kafesteki ceninler kucağınız da ninni söyleyeceksiniz, büyüttüğünüz zaman. Belgelerle sunacağım Ölü Diriltme Projeleri. Ama çok eski proje bunlar birilerinin atıp tuttuğu gibi biz söyledik ettik falan değil.

 Evet, kıymetli izleyenler. Bakın bu namussuz Oz Büyücüsünün yazarı var meşhur 1890’lı yıllar olacak Yerli ırkları itlaf edelim öldürelim diyor. Oz Büyücüsü var ya onun yazarı bakın araştırın yerli ırkları. Daha o zamandan bir proje var. Daha önce yakın tarihimizde belgeli bunlar yani 1800^’lü yılların sonu işte. Amerika’daki amcaoğulları Kızıldereliler birçok Kabile bizimdir. Biz onlardan, onlar bizdendir.  Amerika’daki isyan bitecek yakında da fakat asıl büyük isyan başlayacak. O topraklar amcaoğullarınındır, Türklerindir. Tekrar teslim alacaklar. Bizde destek vereceğiz. Dünyadaki bütün topraklarda olduğu gibi. Yerli ırklara, Yerli halklara, ezilmiş yerlilerden bahsediyorum. Milletin içindeki bu ezilmiş, bilmem ne falan geçin bunları be! Asıl ezilmişler Kızılderililer, Aborjinler bakın. Afrika yerlileri, Amazon yerlileri, Mayalar, İnka’ların torunları. Onlara da selam olsun.

Evet, Tonyukuktan bahsettik 689’da ne yapıyor? İlk yaptığı şey esir Türkleri kurtarıyor. Kıymetli izleyenler, tabii bu videolar çok hızlı geçtiği için tekrar bakıyorum bir sürü soru gelmiş onların hiçbirisine cevap vermeyeceğim bu videoda. Bu meseleyi ilk defa dünya tarihinde açıkladık; Kafesteki Cenin. DNA’larına veya başka bir DNA’sında ki noktasına frekans, sinyal gönderilecek doğduktan birçok zaman sonra başka bir destekleyici sinyal ile hatırlayacak ve Tepegöz’e diyecek ki: “Tepegöz benim ilahım.” İşte askerini Deccal böyle seçecek. Antisi ne olmalı? Sahte Mehdiler, bilmem neler, şunlar bırakın bu hikayeleri ya. Ne Deccal’i tanıyorsunuz Deccaliyeti. Dar bir teolojik anlamda anlatılan rivayetlerden yola çıkarak, yorum yapıp, çoğunu da uydurarak şöyle olacak böyle olacak hiçbiri bu değil. Tasarlanmış çağın, teknolojiyle ilerlemiş bu hale gelmiş olan çağın avantajlarıyla çıkacak bunlar. Deccal çıktı ben Deccal’im dedi. Şu anda ortaokul düzeyindeki bir çocuğa güneşi şöyle tutsan hadi ya der sihirbaz bir numara var o işin içinde. Hani sihirbazlara ip var orada uçuyor falan derler ya. Melek gelse inanmaz. O zaman ayetli bu hadi. Başka bir şey yapmaları lazım. Mesele büyük mesele büyük. Tepegöz çalışıyor bu çağda da ama bu çağda da vuruşuruz. Bundan sonraki çağlarda da. Tıpkı geçmişteki Basat’ın gözüne saplandığı o mızrak gibi Tengri’nin Türk’ünde küçük bir anekdot resmetmiştim okuyanlar bilir. Yine sokacağız. Türk Devleti, Türk Budunu yine sokacak balalarla. Bütün balalar teknolojiyi Türk devleti, Türk budunu, Türk kültürünü yaymakla mükelleftir, kullanmakla bu teknolojiyi mükelleftir. Yaklaşıyor Yüce Türk’ün Bayrağının Göğe dikilme zamanı. Siz şimdi yerdeki bu şeylerle, virüslerle, uçaklarla… Ülkemizde de her şey güzel gidecek. Nasılsanız öyle yönetilirsiniz diyor. Yani şura nasılsa, bura nasılsa, başınızdakinin de burası burası, sizin buranız buranız gibi olur. Bizim buramız buramız gibi olur. Ha o oramız değil başka bir yanımız diyenlere de şuralarıyla şuralarını yoklamalarını tavsiye ederiz. Türk Milleti, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi zekidir, çalışkandır, çeviktir, atiktir.

 Kıymetli Budun, nasıl bir mensubiyete sahibiz değerini bilelim. Evet, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz Akdeniz’de tarih yazıyor. Her yerde görevini hakkıyla icra ediyor. Onlara da başarılar diliyoruz. Geçmiş olsun virüs olayı bitmiştir. Bu konu, bu video virüsle alakalı değildi ama ve artık önümüze bakalım fakat unutmayın her şeye rağmen Turan birliğine, Asya birliğine, Türk birliğine doğru ilerliyoruz. Yeter ki uyanık olalım. Siyonizm’in adamlarından, Emperyalizm’in adamlarından, Küreselcilerin adamlarının yazdıkları, çizdikleri zihin uydurukçularının korkutmalarına dikkat edelim. Şöyle olacak böyle olacak şöyle saldıracaklar böyle… Geçin onları geçin onları. Yok, dünya sıfırlanacak bilmem ne reset atılacak falan filan. Bunları söyleyenler bilgilerinize reset atın diyorum. Türk Milletini korkutmayın her şey güzel oldu bakın daha da güzel olacak meraklanmayın. Virüs virüs virüs kelimesi de bildiğiniz grip virüsü. Daha büyüklerini 3 sene sonra bekliyorum demiştim. Gerektiği kadar bilgilendirmeye, bilgilerimi paylaşmaya çalışacağım. Tabi bazen de kapalı devre yapacağım çünkü niye bu kadar bilgi sunuyorsun, ediyorsun yıllardan beri 32 sene geçmiş dedim ilk yazılarımı yazdığımdan beri işte kitaplarımın tarihi, yazdığımız televizyon yüzlerce programı falan filan adam bir çıkıyor orda saçma sapan bilgi yok ya 2016’da ben söylemiştim Türkiye falan. Ya ayıptır ya ve birçokta trol yorumlar, hocam seni seviyoruz bilmem ne falan filan biliyoruz biz bu işleri de boşverin. Küreselcilerin adamlarının robot yorumlarıyla pohpohlamalarıyla Türk milletini korkutmaya çalışmayın. Ne oldu 2020’yi kapatın diyenler utanmıyor musunuz? İlk videomuzdaki söylemlere bakın ne demiştim ağız değiştirecekler değiştirdiler şimdi konuyu da bahsetmiyorlar. Şimdi, amerikada şöyle oluyor bilmem ne konu virüstü kardeş diyen siz olun ben değil. Türk budununu, balaları sevgiyle en kalbi duygularımla selamlıyorum. Bu Kafesteki Cenin meselesini antisini de anlatacağım korkacak bir şey yok. Yani anneler, babalar korkmasınlar Türk Töresine dönsünler ilacı çok basit. İşte yaratıcının da bir planı var onlar o planı arıyorlar. Bunu biliyorlar çünkü şeytaniler taklit ederken, antisini biliyorlar aynı aşı gibi virüs varsa aşısı falan. Onu arıyorlar. O plan da Türklerin elinde. Korkmayın, bunlar 20, 21, 27 yani tekabül eden senelere, 2027’lere tekabül edecek senelerde o çocukların daha işte olgunlaşması. 2027’lerde eğer başarılı filan olursa 2028’de olabilir tam söylemeyim şimdi onları yayınlarım belki. Kayıtlar, tekabül ettiği şeyler bir de takip edeceğiz tabi ediyor mu. Bu arada da Eren babalar bu işleri hatır hutur bozuyorlar tabi. Türk milleti hatır hutur olayları bozuyor. Endişelenmeyin, korkmayın işinize, gücünüze bakın. Türk Bayrağını yükseltmeye bakalım. İstikbal göklerdedir bunu da unutmayalım. Bütün balaları kalbi duygularımla tekrar selamlıyorum.

Tengri Biz Menen

 


Bu yazı 517 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 21 Temmuz 2020 Kambaba-1
    • 4 Temmuz 2020 Göbeklitepe Kam Mimarisi
    • 29 Haziran 2020 Portrenin Sırrı
    • 25 Haziran 2020 Kambala-6: Dabbe
    • 17 Haziran 2020 Nerden Nereye...
    • 15 Haziran 2020 Kambala-5 Kafesteki Cenin
    • 28 Mayıs 2020 Gök Taşı mı NASA?
    • 21 Mayıs 2020 Kambaladan Selamlar-4
    • 7 Mayıs 2020 Kambaladan Selamlar-3
    • 29 Nisan 2020 Pentagon UFO İstanbul
    • 17 Nisan 2020 Kambaladan Selamlar-2
    • 10 Nisan 2020 Kambaladan Selamlar
    • 31 Mart 2020 Koronorgan Kulağı
    • 27 Mart 2020 Kutsal Korona Aşısı, Aziz Korona mı? İnsanlığın Yeni Tanrısı mı?
    • 22 Mart 2020 Hz. Corana (ra) Açıklaması- Video-
    • 15 Mart 2020 Hz. Corona (r.a)
    • 11 Mart 2020 Virüsten Yağ Çıkarmak
    • 13 Şubat 2020 Şeytanın Ölçüsü: Işık Hızı Muamması
    • 30 Ocak 2020 Korkmayın, TÜRK Var!
    • 12 Kasım 2019 KUR'AN'DA TÜRK İSİMLERİ

    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    10,550 µs