En Sıcak Konular

Oktan Keleş



Oktan Keleş
12 Ocak 2016

Batıni İstihbarat İlmi




Bilenlerde var:

Tarih boyunca  Türklerde istihbarat  önemli  bir yer tutmuş olup,  bunun için çeşitli teknikler kullanılmıştır. Bunlardan biri de ‘Batıni İstihbarat Tekniği’ idi. Tarihi seyrinde; tamgalardan, harflere,  sembollere, kamanlık bilgilerinden, uluların, erenlerin bilgileri; Yesevi öğretisinde zuhur etmiş olup,  Yesevi Bektaşi tekkelerinde ve Yesevi Melamiliğinde devam etmiştir.  

Bu sırları öğrenmek için tarih boyunca; gizli servisler,  masonik kabalacılar tekkelere sızma, yeni tekke oluşturma çabaları bu kadim bilgileri ele geçirmek içindi. Ama aksine genelde kendi bilgileri ‘faş’ oluyordu. Konu çok geniş olup sadece bir bölümünü inceleyeceğiz:

Teşkilatı Mahsusa’nın da öğrenmeye çalıştığı; gazete, görsel yazılı basınla kriptolanmış istihbarat tekniği. Şiirlerle, yazıyla, resimle. Osmanlı’da gazete, dergi, neşriyat revaçta olduğu günlerde  bu teknik kullanıldı. (Ehillere Haber İstihbarat Tekniği.) Öyle ki şerlilerin uzun vadede sistemlerinden tutunda, kısa vadedeki sırlarına kadar. Tabi ehillerine. Kısaca ehiller: (Bu bilgi tekniği öğretilenler, iş görenler.) Bu öğretide bir ilahi nizam vardır ki buna ‘Allah’ın muradı’ denir. Mutlak irade, külli iradede zuhur eder. ‘Allah’ın planı’ da diyebiliriz.

Birde kurgu nizam vardır ki, cüzi iradenin kalemi. Kurgu nizam, ilahi nizam içinde beşerin kurguladığı sistem. Bu sistemde; şerlilerin planları, devlet stratejileri, ideolojiler, teolojik kurgular vs. olduğu gibi oyun bozanlarında ‘rahmani’ oyun kurucuların da planları var. Bu  iki grup kadimden mücadele içindedir. Tabi bu mücadele gözler önünde.  Fakat bilmeyen ne bilir olup biteni.

İşte bir örnek:

Osmanlıca 1926 tarihli Büyük Gazete Mecmuası:

 


Manşette Bektaşi Dedesi resmi, Mecmuanın iç sayfalarında da Bektaşi  bilgileri var.


Burada yani Gazete’nin iç sayfalarında  birçok bilgiler verilirken; Bektaşilik sırları, hikayeleri anlatılırken aslında birçok istihbarat da 'ehillere' veriliyordu. Tabii ki Türk Devleti lehine olarak. Şimdi tekrar baş sayfaya döndüğümüz zaman, Büyük Gazete Mecmuası’nın tarihleri ve üslubu aslında ehillerin bildiği birçok kod taşımaktaydı.

Şimdi bir başka Büyük Gazete’yi inceliyoruz:


1927 tarihli bir gazete manşeti. Sadece kripto tekniğinden çok küçük bir örnek. 1927 tarihini 19+27 olarak topladığınız zaman 46 sayısını verir. Diğer sayıların anlamlarını ve içeriği ile alakalı konuları tam açmadan incelemeye devam ediyoruz. Şimdi aynı gazetenin hikâyesel anlatımına bakıyoruz:


Şimdi tekrar bir başa dönelim: Manşetteki (1927 tarihli)  saçları düz,  bıyıkları hafif burma  olan  bir resim var. 46 sayısı 1946’yı örnekliyor. Bu tarih Adolf Hitler’in ölümünden sonra  8 ay sonraki tarih. Özelliği ise Hitler aslında ölmedi söylentilerinin dünyada  yayıldığı bir tarih. Hitler'in doğum ayı 20 Nisan,  ölüm ayı ise 30 Nisan. Doğum yılı 1889, ölüm yılı ise 1945.

Şimdi sayfanın içine giriyoruz:


İçerde anlatılan hikaye, dıştaki kodlama kripto teknikleri ile birleşince - ki bu teknikleri fazla açmıyoruz -  şunun için; hem çok yer tutacak hem de  anlaşılacak şekilde vermemiz adına  yeterli olduğunu sanıyoruz.

Şimdi Meryen Ana ve İsa figürü olan resme dikkat ediniz: ‘Tarih sistematiğini vermiyoruz’ dedik.

Şimdi kaynaklarda Adolf  Hitler maddesine girerseniz şu resimle karşılaşacaksınız.

(https://tr.wikipedia.org/wiki/Adolf_Hitler)

 


Hitler’in bizzat yapmış olduğu 1923  tarihli Meryem Ana-İsa tablosu. Osmanlıca Büyük Gazete’de anlatılan hikâyenin kurgusu ehlince anlaşılır teknik okuması şu betimlemeyi veriyor:

Tuhaf  bıyığı olan Yahudi bir beşer (sima ilminden de faydalanılmış) Meryem Ana’yı İsa’yı kutsayacak, daha sonra Meryem Ana’ya iftira atıp, bebek İsa’yı öldürecek. Tıpkı Yahudilerin yapmış oldukları gibi. Hitler kendi elleri ile yapmış olduğu İsa- Meryem tablosunu  daha önce benimsediği kutsallığını tartışmaya açmış, Darwinist toplantılarda bulunmuş, yeni bir ırk kavramı ile kendince tüm kutsal değerleri çiğnemişti.

Batıni İstihbarat Tekniği  çok şaşırtıcı şekilde o günlerde böyle birinin çıkacağını, böyle bir dünya sisteminin kurgulanacağını  ehillerine haber vermiştir.

Tuhaf bıyık olayına gelince:


Hitlerin ilk baştaki bıyığı aynı o gazetedeki gibi burmaydı.



Osmanlıca Büyük Gazete 1927 tarihli. Hitler’in de yasağının bittiği tarihe denk geliyor. Meşhur konuşmasının da tarihi.


Sözün kısası Batını İstihbarat Teknikleri ile kurgulanan birçok sistem ehillerince Türklerde bilinmekteydi. Belki sıkıntı şuydu; Basiretsiz yöneticiler bu bilgilere iltifat etmiyorlardı.

Şimdi Bir anekdot:

Abdülhamid Han’da  Batıni ilmi sima ilmi ile ilgilenirdi. Öyle ki  Bayram vesilesi ile  gelenek üzere hapis cezası almış mahkumların af kararlarını  mahkumların resimlerini inceleyerek;  “bunun yüzünde temiz cemaliyet yansımış, şunun yüzünde meymenet yok, içerde kalsın” diyerek karar verirdi.

Osmanlıca Gazete’den sima örnekleri:


Yesevilik öğretisinin  bilgilerini de taşıyan Bektaşi tekkeleri  tarih içinde Türk Devletinin  hayrına, batıni ilim çalışmaları ile çok faydalı çalışmalar yapmıştır.

Bilindiği üzere Batınilikte birçok hadise  ve hikaye yazılarla, rakamlarla, resimlerle sırlanır. Küçücük bir sembolden ehlince öyle bir hikaye okunur ki sayfalara sığmaz.

Birkaç örnek:            



Şimdi ne demek istediğimiz anlaşılmıştır diye düşünüyoruz.

Karşı tarafın yani yabancı istihbarat servislerinin  kendince  kabalatik, numeroloji ve kriptolamayı eski yıllardan beri kullanmaktadırlar. En büyük deşifre olmuş hali  ise hala araştırmacılara ve tarihçilere konu olan Normandiya çıkarması.

2. Dünya savaşı sonları Normandiya çıkarması hazırlığı çok büyük bir gizlilik içinde yapılmaktadır. Yapılan tüm strateji ve planlara  özel gizli kodlar veriliyordu. Normandiya Operasyonunun kod ismi:Overlord  idi. Deniz Kuvvetlerinde özel bir grup kodu Neptün. Çıkarmasının yapılacağı kıyıların kodları da Utah ve Omaha idi. Destek birliklerinin bekleyeceği bölgenin adı ise mulderi  olarak kodlanmıştı. Çıkarmanın yapılmasından 33 gün önce İngiltere’de yayınlanan Daily Telegraph  Gazetesi’nin çapraz bulmacasındaki sorunun yanıtı bu kodlar olunca planlayıcılar şoke olmuşlardı.  İlerleyen günlerde diğer bütün sözcüklerde aynı çapraz bulmaca köşesinde yer alınca, müttefiklerin bütün planlar altüst oldu. Bununla da kalınmadı çıkarmadan 6 gün önce aynı bulmacada operasyonun kod adı olan overlod sorulunca,  günlerdir  bulmaca yayınlarını takip eden İngiliz gizli servisi gazeteyi bastılar. Olay sümen altı edilse de iş artık ayyuka çıkmıştı bir kere. Bu durum -sözde- hala gizemini korumakta…

Evet,  bilenler de var:

Müştak Baba meşhur şiirinde; ebced ve kelime anlatımları ile   1923 tarihini vererek, Ankara'nın "Başkent" olacağını dönemin ehillerine vermişti:

Bu konuyla ilgili birçok örnek elimizde mevcut; bir kısmı yayınlanmış bir kısmı yayınlanmamış. Kısacası ‘bilenler de var’ derken "gaipten" bahsetmiyoruz. Anlayan çoktan anladı bile.

Peki bu sistem anlatmakla çözümlenebilinir mi? Eğer bir şeyler meydana çıkıyorsa,  yerine yeni bir şeyler çoktan oturtulmuş demektir. İstediği kadar dijital teknoloji ilerlesin, kadim Türk bilgileri asla ölmeyecektir. Zaten bilenler bilir.

Şimdi küçük bir anekdot daha:

Kurtuluş Savaşında Gazi Paşa, Hacı Bektaşi Veli dergahı postnişi ile görüşür. Sır olarak da Atatürk, Çelebi’ye; “savaşı kazandıktan sonra Cumhuriyet’in ilan edileceğini” söyler. Şahkulu Dergahı’nın Postnişi Topal Tevfik Baba’da teşkilatın bir elamanıydı.


Demek ki sır alanlar sır verenler de var…

Gelelim 2. Dünya savaşına İnönü’nün Türkiye’yi sokmamasına:

Bunun iyi bir strateji olduğu muhakkak.  Her ne kadar İnönü’ye atfedilse de bu  başarı, aslında  bu stratejin babası Gazi Paşa’dır.  Gazi Paşa,  kendi döneminde Devlet adamlığı gereği devletler arenasında Hitler ile mektuplaşmış, telgraflaşmıştır. Tıpkı diğer devlet idarecileri ile olduğu gibi. Fakat Atatürk Hitler’in ne olacağını çok iyi biliyordu. Onunla da, idealleri ile de alay ediyordu. 


Bu öyle sıradan bir bilgi de değildi. Kim bilir kimden almıştı? Ama biliyordu. Adeta İsmet İnönü’ye vasiyet niteliğinde bu beşeri Şeytan’ın  Dünyayı felaket götürecek emellerine; “ben bir gün olmazsam, asla müsaade etmeyiniz. Yeni bir cihan savaşı vuku bulacak, Türkiye’yi asla bu savaşa sokmayınız.” Dediğinde orda bulunanlardan bir tanesi de İnönü idi. İnönü bu tavsiyeye uymuştu.

Çok önemli bir tarih daha: ARİFLERE

Yıl 14 Haziran 1926. İzmir’de Gazi Paşa’ya suikast planları ortaya çıkıyor. Tarihe tekrar dikkat edin. Yıl 1926. Tıpkı  1926 ve 1927 tarihli yukarıda vermiş olduğumuz Osmanlıca Büyük Gazete’nin tarihleri gibi. Gazi Mustafa Kemal Paşa bu planın meydana çıkmasıyla şu meşhur beyanatını verdi:  “Benim naciz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."

Şimdi dikkat buyurunuz: Bu açıklama da ariflere ve ehillere: Batıni ve manevi öğretilerde “Ben” kelimesi, “benim” kelimesi manalı bir sözde kullanılırsa, ene kabul edilir. Mana itibari ile yazılması gerekiyorsa “ben”, “benim” usul üzere yazılır ama yok hükmündedir. Bu yüzdendir ki bir çok âlim eserlerine B harfi ile başlarlar. B’nin altındaki noktada neye işarettir, bilen bilir. Bunu Gazi Paşa aldığı eğitimden çok iyi bilmektedir. Şimdi o meşhur sözü tekrar Batınilik kodlarına göre inceliyoruz.

“Benim” kelimesini bu usule göre yok sayarak;  naciz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır.”  Harf sayısına baktığımız zaman  38 tane harf görüyoruz.

Atatürk, ölümünün 1938’de olacağını biliyor muydu? Çok açmıyorum belki ilerde yazarız. Sözün tam kelime anlamıyla harf sayıları Batıni metoda göre 53’ü vermekte. Çok enteresandır bu da Atatürk’ün Anıtkabirde 1953’te toprağa verildiği tarihi anımsatır. (Bu sayı metodunu Erol Elmas’a öğrettik.)                             
                           

Atatürk’ün naciz vücudu toprakla kavuşmuştur. Ancak fikirleri ve Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır nokta.


Oktan Keleş

oktankeles@gmail.com

onaltiyildiz@gmail.com 

Twitter:@oktankeles 




Bu yazı 57 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Temmuz 2020 Kambaba-3
    • 24 Temmuz 2020 Kambaba-2
    • 21 Temmuz 2020 Kambaba-1
    • 4 Temmuz 2020 Göbeklitepe Kam Mimarisi
    • 29 Haziran 2020 Portrenin Sırrı
    • 25 Haziran 2020 Kambala-6: Dabbe
    • 17 Haziran 2020 Nerden Nereye...
    • 15 Haziran 2020 Kambala-5 Kafesteki Cenin
    • 28 Mayıs 2020 Gök Taşı mı NASA?
    • 21 Mayıs 2020 Kambaladan Selamlar-4
    • 7 Mayıs 2020 Kambaladan Selamlar-3
    • 29 Nisan 2020 Pentagon UFO İstanbul
    • 17 Nisan 2020 Kambaladan Selamlar-2
    • 10 Nisan 2020 Kambaladan Selamlar
    • 31 Mart 2020 Koronorgan Kulağı
    • 27 Mart 2020 Kutsal Korona Aşısı, Aziz Korona mı? İnsanlığın Yeni Tanrısı mı?
    • 22 Mart 2020 Hz. Corana (ra) Açıklaması- Video-
    • 15 Mart 2020 Hz. Corona (r.a)
    • 11 Mart 2020 Virüsten Yağ Çıkarmak
    • 13 Şubat 2020 Şeytanın Ölçüsü: Işık Hızı Muamması

    En Çok Okunan Haberler


    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,817 µs