En Sıcak Konular

Y. Murat YİĞİT

Köşe Yazarı
Y. Murat YİĞİT
1 Mart 2020

Kara Talım - 1





"Altun kanatlıg talım kara kuş men.
Tanım tüsi takı tükemezken,
taluyda yatıpan, topladukımın tutar men.
Sebdükimin yiyür men.
Antag küçlüg men.
Ança bilingler.
Edgü ol.",  -  Irk Bitig

(https://www.onaltiyildiz.com/?artikel,361)


Milletimiz nezdinde, her yönüyle oldukça sıkıntılı bir yıl olan 2016 yılına, Ocak ayından başlayarak Aralık ayına dek süren, İstanbul ve Ankara'nın muhtelif yerlerine düzenlenen bombalı terör eylemleri ve 15 Temmuz kalkışması damga vurmuştur. İçerde bunlar olurken sınır dışında da etkinliğini artıran terör odaklarına karşı mücadele veren Türk Ordusu, 24 Ağustos'ta Fırat Kalkanı Harekatı'nı başlatmıştır.

Bu sıkıntılı atmosferden sosyal medya da etkilenmiş ve uzun süreler gündem maddelerini ve manşetlerini "terör" konusu oluşturmuştur. Milletimizin büyük çoğunluğu sosyal medya üzerinden ordumuza destek olurken diğer bir azınlık, bunları komuta eden kanaat önderleri ve kanaat önderlerinin gerisindeki yabancı ülkeler kaynaklı güç odakları da milletimizin psikolojisini bozmaya yönelik algı operasyonları düzenlemekten geri durmamıştır. Ordumuza sosyal medya üzerinden bireysel saldırı yapan hesap sahipleri, İçişleri Bakanlığı'mızın harekete geçmesiyle güvenlik güçlerimiz tarafından kısa bir süre içinde yakalanarak cezalandırılmış, ama direkt saldırı yapmayan, daha derinden, stratejik ve büyük ölçekte saldırı yapanlar, radarların altından ustalıkla seyrederek ilerlediklerinden net olarak tespit edilememiştir.

8 Haziran 2016: Twitter sosyal medya platformu üzerinden terör propagandası yapanları ve bunların propaganda içeriklerini ortaya çıkarma amacıyla, Harp Akademileri Komutanlığı'na yaptığımız bu çalışmada, terör konusuyla ilişkili olan 107,600+ twit ve bunları yazan 41,500+ sosyal medya hesabı tespit edilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki bu twitler ve kişiler, ordumuza destek olanların ve teröre destek olanların, yani iki cephenin tümünü içermektedir. Bu büyük kütleden teröre destek verenleri ve bunların yazdıkları twitleri, ayıklamak gerekecektir. (Dipnot: Çalışmanın kamuya açık olan bu sürümünde analiz algoritmaları, hesap sahipleri ve orijinal propaganda içerikleri açıklanmamıştır.)

Öncelikle en etkin ve öne çıkan twitler tespit edildiğinde görülmüştür ki, bunların tamamına yakını ordumuza destek olan birtakım siyasetçilere, belediye başkanlarına, köşe yazarlarına, tarikat ve cemaat mensuplarına, siyasal ve askeri uzmanlara aittir. Bu durum da "terör" kavramı ile içerik üretenlerin büyük bir bölümünün, ordumuza destek olan kişilerden olduğunun göstergesidir. En etkin ve öne çıkan twitlerde, sadece iki-üç tane adı sanı belli olmayan, yani gerçek kişilere ait olmayan ve teröre destek olan hesap tespit edilmiştir. Bunların içeriğine bakıldığında ise ordumuzla dalga geçen, milletimizi öfkelendirme amaçlı içerik üretildiği saptanmıştır. Bunun dışında ilk etapta öne çıkan ve göze batan bir durum yoktur. Aslında yok görünmektedir; ancak ilerde ortaya çıkaracağımız üzere, sanki iki üç ergenin bir araya gelerek dalga geçiyormuş gibi bir görüntü çizilmesinin ardında, kökleri derine inen bir yapılanma vardır...

Terör destekçilerini ve yazdıkları içerikleri, büyük kütleden teker teker manuel bir şekilde gözle ayıklamak hem çok zaman ve emek alıcı, hem de hata yapma olasılığı yüksek bir seçenek olduğundan bu işin otomatik olarak yapılmasına yönelik bir algoritma geliştirmeye ihtiyaç duyulmuştur. Oluşturduğumuz algoritma ile 41,500+ kişilik kütle, 650+ adet alt guruba ayrıştırılmıştır.

Aşağıdaki grafikte yatay eksen 1'den 650+'ye kadar olan gurup numaralarını, dikey eksen ise kişi sayısını göstermektedir. İki eksenin birleştiği bölgelerdeki kırmızı noktalar da hangi gurubun içinde kaç kişi olduğunu belirtmektedir.

 


Yatay eksende 0 bölgesine yakın olan ve tek bir kırmızı çizgiymiş gibi görünen kısım çizgi değildir, birkaç kişilik çok fazla sayıda gurup olduğu için bu bölge tek bir kırmızı çizgi görüntüsünde çıkmıştır. Bu küçük guruplar, kendi aralarında arkadaş gurupları olup belli bir kurmay sınıfın kontrolünde değildir. Grafikte dikey eksende aşağıdan yukarıya doğru çıkıldıkça kurmaylığın gücü, etkisi ve profesyonelliği artar. 500 üzeri üyesi olan sadece 14 adet topluluk vardır. En büyük topluluk ise 5,700+ üyeye sahiptir. İlk akla gelen, twit kütlesinin büyük bölümünü terör karşıtı vatandaşlarımızın oluşturması hasebiyle bu en büyük topluluğun da terör karşıtı kişilerden oluşmuş olacağı tahminidir. Ancak bu topluluk incelendiğinde şaşırtıcı bir sonuçla karşılaşılmıştır: Bu topluluğu oluşturanlar, terör destekçileridir!...

Böyle bir sonuç nasıl çıkmıştır? Genel görüntüde, birkaç kerkenezin şahsi saldırısıymış gibi görünen terör destekçiliği, en büyük gurubu nasıl oluşturabilmiştir? Bu durum, doğal bir durum değildir; yani böyle bir sonuç ancak bu işe hakim uzmanların yönetimi altında gerçekleştirilebilir. Diğer bir sonuç da şudur ki: teröre karşı içerik üreten vatandaşlarımız toplamda her ne kadar en büyük kütleyi oluşturmuş olsa da en büyük gurubu oluşturamadıklarından bu tespit, merkezi bir yönetimin yönlendirmesiyle hareket etmediklerini göstermektedir; yani vatandaşlarımız kendi bireysel çabalarıyla ordumuza destek olmaktadır.

Bir sonraki adımda bu 5,700+ kişilik terör destekçisi gurup da, örgütlenme yapısının analiz edilmesi amacıyla iki kademeli bir analizden sonra kendi içinde alt guruplara ayrılmıştır. Aşağıdaki grafikte görüleceği üzere irili ufaklı toplam 400+ topluluk ortaya çıkarılmıştır. Bu toplulukların büyük kısmı 10 kişinin altında olan arkadaş gurupları, yani belli bir yönetimin güdümünde örgütlü bir şekilde hareket etmeyen guruplardır (Her guruplama analizinde etkinlik bakımından en dışta kalanlar elenir, aralarda oluşan sayı farklılıkları bundan dolayıdır).

 


Bı kısım da elendiğinde 5,700+ kişilik terör destekçilerine yön veren 300+ kişilik yönetici ekip ortaya çıkarılmıştır. Bu ekibin de aralarındaki hiyerarşiyi tespit etmek adına kenarlardan merkeze doğru kademeli bir şekilde biçe biçe genelkurkurmay tabakasına ulaşılmıştır.

Kurmay tabakanın en üstünde yer alanlar, yani hem bu 300+ kişilik yönetici ekibin, hem de bunlar aracılığı ile 5,700+ kişinin üzerinde etki sahibi olan genelkurmay ekibi, Türk Ordusu ile dalga geçmeye yönelik içerek yazan, analizin başında birkaç kişilik pek zararı olmayan ergenler görüntüsü çizenlerin de dahil olduğu, Türk Ordusu'na kara mizah yapanlardır... Bu tespit çok önemlidir; hiç şüphe çekmeden herkesin gözünün önünde sıradan kişiler gibi görünenler, 5,700+ kişilik terör destekçisi kitleye yön verenlerdir. Bu içerikler dikkatli incelendiğinde, normal bir dalga geçme durumunun ötesinde birtakım hususlar ortaya çıkmaktadır. İçeriklerde en ufak bir küfür, kötü söz, vs. yoktur; ancak okuyanlarda en şiddetli kötü sözlerden bile daha derin psikolojik tahribat ve üzüntü oluşturacak şekilde profesyonelce kurgulanmıştır. Birkaç kelimelik kısacık cümlelerde Türk Milleti'ne, Ordusu'na, Devleti'ne, kültürüne ve dini ögelerine karşı sadece anlamsal (semantik) değil, ayrıyeten simgesel (semiyotik) yönden de saldırılar vardır. Düşman Türk kültürünü, dilini, tarihini, simgelerini, değerlerini oldukça iyi çalışmış ve bunu da büyük kitleler üzerinde büyük psikolojik tahribatlar oluşturacak şekilde kısacık cümlelere Türkçe'yi de oldukça iyi bir şekilde kullanarak sığdırabilmiştir. Bu iş, birkaç kerkenezin bir araya gelerek becerebileceği bir iş değildir. Bizim tespitimiz, bu gurubun yabancı istihbarat örgütleri güdümündeki, psikoloji, sosyoloji, dilbilim, vb. gibi çoklu disiplinlerde uzmanlıkları olan kadroların operasyonel hesaplarından oluşmuş olduğudur.

Bu işin şakası yoktur; kim ki Türk Ordusu ile dalga geçer, kara mizah yapar, adı sanı makamı mevkisi, vs. ne olursa olsun kendini yabancı istihbarat örgütlerinin hizmetkarı olarak bulur.

Eldeki tespite bir kanıt da hesapların davranışlarındaki düzenli dengesizlik durumudur. Guruptaki istisnasız her hesap, 24 saati geçirmeden sosyal medyadaki kimliğini sıfırlamakta ve ardından vakit kaybetmeden yeni bir kimlikle tekrar ortaya çıkmaktadır. Sıfırlanan kullanıcı ismi değildir, hesap adıdır (@ işareti ile tanımlanan hesap adı, @hesap_adı gibi). Hesap adı sıfırlandığında da artık o hesabın izi kaybolur. Akla şöyle bir soru gelebilir: "Madem adamlar kimliklerini sıfırlayarak kayboluyor, sen nerden biliyorsun kaybolan adamın sonradan başka bir kimlikle ortaya çıktığını? Ne malum farklı kimlikle ortaya çıkan adamın aynı adam olduğu?" Bu soru, sorulması gereken yerinde bir sorudur. Cevabı ise şu şekildedir: Suyun üzerindeki karabataklar dalıp su yüzeyine başka bir ördek türü kamuflajında tekrar çıktıklarında tespit edilemezler, tek bir istisna hariç: Eğer karabatakların su üzerindeki koordinatları tespit edildiyse ve dalıp çıkma eylemi tam olarak bu koordinatlarda veya koordinatlara çok yakın bölgelerde meydana geliyorsa, o zaman her daldığında onlarca kez farklı ördek türü kılığına girse de bunların hepsi aynı karabatağa işaret eder... Algoritma adamı kimliğinden değil, tiynetinden yakalar. Düşman genelkurmayını oluşturan bu hesapların hiç birisi şu an aktif değildir, görevlerini başarıyla tamamladıktan sonra sahipleri tarafından imha edilmişlerdir.

İkinci önemli kurmay ekip, terör örgütünün Suriye'deki eylemlerini başarılıymış gibi göstermeye çalışan analitik ekiptir. Bu kişiler, siyasal ve askeri analiz yapmakta; bunu yaparken de bölgenin yüksek çözünürlüklü uydu görüntüleri üzerine coğrafi analiz yazılımlarıyla birtakım sonuçlar ekleyerek konunun uzmanı havası estirmeye çalışmaktadır. Belirtilmesi gereken önemli bir husus da hem uydu görüntlerinin hem de coğrafi analiz yazılımı çıktılarının doğru olduğu, ancak yaptıkları yanlış ve manipulatif yorumların mevcut doğruların arasına sezdirmeden sıkıştırılarak sanki gerçekmiş gibi algılanmasına yönelik bir strateji güdüldüğüdür.

Üçüncü kurmay tabaka, terör örgütüne destek olan yazarlardan ve gazetecilerden oluşmaktadır. Dördüncü kurmay ekip, terör örgütünün tv ve gazete kanallarıdır. Beşinci gurup ise genç aktivistlerden oluşmaktadır.

Şimdiye kadar açıkladığımız bulgular, yapılan siber propaganda harekatının genel çerçevesini ortaya çıkarmaya yeterli olacak niteliktedir. "Hedef, silahı; silah da harekatı dikte eder..." Seçilen hedef, hangi tür silahların kullanılması gerektiğini, kullanılan silahlar da nasıl bir harekat yapılması gerektiğini belirler. En görünmez olan, düşmanın kafasındaki hedef, en görünür olan ise sahadaki harekattır. Bu sıralamanın tersi şekilde, ilk etapta en görünür nokta olan harekatın doğasını çözümlemekle başlandığında mevcut ve potansiyel silahlar, silahlar ortaya çıkarıldığında da en görünmez olan nihai hedef ortaya çıkarılır.

Siber propaganda harekatı, ilk etapta her ne kadar bir saldırı harekatı gibi görünse de gerçek bir saldırı harekatı değildir; saldırı harekatı görüntüsü verilen bir savunma harekatıdır... İşin saldırı kısmı, savunmayı güvence altına almak ve korumak amacıyla gerçekleştirilen bir geri püskürtme ateşidir. Terör destekçileri kitlesinin genelkurmayı olan, Türk Ordusu ile kara mizah yapan ve saldırı ekibini oluşturan gurup, milleti taciz etme eylemini bilerek yapmıştır. Çünkü adeta kendi kendilerini bilerek ve isteyerek linç ettirmek istercesine öne çıkmış, teröre karşı mevcut tüm tepkileri kendi üzerinde toplamaya çalışmış, böylece savunma hattını oluşturan diğer gurupları kendi işlerini herhangi bir müdahele ile karşılaşmadan yapabilmelerine olanak sağlamak için gözden uzaklaştırmak istemiştir. Kısa süre içinde milletin öfkesi ile mimlenip linç edileceklerini bildikleri için de 24 saati geçmeyen zaman dilimlerinde hesaplarını sıfırlamış ve tekrardan yeni hesap adlarıyla aynı döngüyü tekrar etmişlerdir. Böylece vatandaşlarımızın teröre olan öfkelerini kendi üzerlerinde odaklayarak diğer gurupları görmemelerini sağlamaya çalışmışlardır. Peki neden böyle bir şey yapsınlar? Çünkü düşman harekat zeminini, taşlara direkt saldırılıp yenilmesiyle oyun kazanılan bir satranç tahtası olarak değil, karşı tarafın mümkün olan en dar alana sıkıştırılıp hareket kabiliyetinin sıfırlanmasıyla oyun kazanılan bir go tahtası olarak kurgulamıştır. Satrançta ögeler, goda ise zemin, coğrafya önemlidir. Goda iki tarafın da tek çeşit taşı vardır, bir taraf beyazları bir taraf da siyahları alır. Ancak dışardan basit gibi görünen bu oyun, satrançtan daha karmaşık olmakla beraber bu özelliğini çok yakın zamana kadar yeni tekniklerin geliştirilmesine kadar orta kademe go oyuncularının hiç bir yapay zeka programına yenilmemesiyle kanıtlamıştır. Satrançta bilgisayarların usta satranç oyuncularını yenmesi durumu yeni değildir, ancak yakın zamana kadar hiç bir bilgisayar orta kademedeki go oyuncularını bile yenememiştir. Yalnız farklı tipte yeni yapay zeka algoritmalarının geiştirilmesiyle bilgisayarlar yeni yeni uzman go oyuncularını yenmeye başlamışlardır. Bu algoritmalar öncekilerden çok farklıdır. Bilgisayara bilgi değil, sadece yöntem öğretilir. Oyuna bir çocuk gibi sıfır denebilecek bir bilgi ile başlayan bilgisayar, oyun sırasında edindiği bilgilerle yöntemini de kendi kendine geliştirerek oyundan alim olarak çıkar. Dolayısıyla goda en büyük zemini elde ederken karşı tarafı da en küçük zemine sıkıştırarak hareketini bitirme hedefi güdülür. Gerçi yapay zeka bu başarılarını uluslararası yabancı go oyuncularına karşı kazanmıştır, bizdeki her türlü liyakatsizliğin dibine vuran, tüm kadrolara eş, dost, hısım, akraba, hemşo, kanki ne varsa doldurarak zemin genişletip rakiplerini sıkıştırma yoluyla hareketsiz bırakmaya çalışan yerli go oyuncularına karşı yapay zekanın başarı elde etme şansı olduğundan şüpheliyiz... Bu Cingöz Recai'ler, yapay zekaya da pabucunu ters giydirir. 

Dönelim tekrar analize: Tıpkı go oyunundaki zemin genişletme hedefinde olduğu gibi, saldırı yapan gurubun koruyuculuğu sayesinde savunmayı oluşturan diğer tüm terör destekçisi guruplar arasındaki etkileşim ve veri iletişimi, radarların altından seyrederek gerçekleştirilmiştir. Bu guruplar sözde siyasal ve askeri analizlerle, o kitlenin bildiği ve görüşlerine önem verdiği yazarlar, gazeteciler, televizyon kanalları, gazeteler gibi unsurlarla entellektüel olarak beslenmiş ve bu bilgilerin kendi içlerinde daha geniş kitlelere yayılması hedeflenmiştir. 41,500+ toplam kişi içinde teröre destek veren 5,700+ kişilik bir topluluğun olması, bu hedefin başarıyla gerçekleştirildiğinin kanıtıdır. Bu, toplam kişi sayısının ortalama %14'üne denk gelmektedir. Diğer yandan, %14'lük rakam, en büyük topluluğun oranıdır; başka terör destekçisi topluluklar olduğundan gerçek rakam %14'ün de üzerindedir. Görüleceği üzere harekatın incelenmesiyle silahlar ve hedef de kendiliğinden görünür hale gelmiştir.

Yeri gelmişken farklı bir konuya değinmekte de fayda vardır. Sosyal medyada belli başlı birtakım figürler, On Altı Yıldız'daki yazılarımızı okuyup ara ara canları sıkıldıkça şark kurnazlığıyla bizim üzerimizden On Altı Yıldız'a sarkmaya çalışmaktadır. Kimi sözde analist, stratejist, kimi sözde istihbaratçı; hepsinin de etiketi birbirinden şıralı. Bizim çalışmalarımız üzerimizden "emir komuta adamlarından analitik ekipler çıkmaz" propagandası yapanlar, bizi alışık oldukları nemalanma çarklarındaki emme basma tulumbalarla karıştırmaktadırlar. İnsan neyi tecrübe ettiyse, tecrübe etmediklerini de tecrübe ettikleri gibi zanneder. Madem analistsin boş laf kalabalığıyla değil, bizim analizlerimizden daha iyilerini yaparak ya da analizlerde varsa yanlışları bulup ispatlayarak ortaya çıkarsın. Biz de bu durumda bunların yaptığı gibi bilenmeyiz; tam tersi, gurur duyarız. Çünkü bu durumda ya bizden daha çok çalışılmıştır ya da yazdığımız makale bizden daha dikkatli okunmuştur; bu iki emek yoğun durum da saygı uyandırasıdır. Varsa yanlışımız ya da eksiğimiz biz de öğrenmiş oluruz. Diğer bir profil de, bilgisizliğini ortaya çıkarmamak adına sıkıştığında ortama gizem sisi basarak köşelere kaçıp sözde bilge dede pozları kesen çakma istihbaratçı profilleridir. Bunların tümünün bu tip eylem desenlerinin altında yatan temel dayanak noktası kendi takipçilerini, kitlelerini kaptırmama güdüsüdür. Gerçekten vatansever olan, bu işleri kariyer hedefleri olarak görmez. Böyle gören de kariyerine tehdit olarak hissettiklerine karşı benzer propagandalara girişir; bu da maddi veya manevi parsa peşinde olunduğunun göstergesidir.

Bunların durumu, Kemal Sunal'ın meşhur "Pastacı Osman" repliğinde, telefonda Fatsalı Osman'la Pastacı Osman'ı birbirine karıştırarak işleri iyice arap saçına çevirmesine benzemektedir. Pastacı Osmanlar kalplerini ferah tutsunlar, pastacı dükkanı açıp da rekabete girişmek gibi bir niyetimiz veya hedefimiz yoktur; bizim kulvarımız farklıdır. Tüm yazılarımız ve çalışmalarımız, Türk Ordusu içindir. En alakasız gibi görünen çalışmamızda bile Türk Ordusu'na hitap eden bir bölüm muhakkak vardır; bundan sonra da böyle olacaktır...

Makalemizde ele aldığımız terör örgütü propagandası analizi sonuçlarında bizi üzen ne terör örgütü destekçiliği yapan içerdeki hainler, ne de yabancı istihbarat örgütlerinin düzenlediği siber harekatlardır; düşman zaten düşmanlığını yapmaktadır ve bunu da çalışarak, sistematik bir şekilde ilerleyerek, hiçbirşeyi şansa bırakmayarak gerçekleştirmektedir. Esas bizi üzen durum, yurttaşlarımızın sosyal medya platformlarında kendi bireysel çabalarıyla terör propagandalarına karşı koymaya çalışmalarıdır; yani yalnız kalmışlardır.

Sonuç ve Öneriler

Çalışmadaki bulgulara baktığımızda sosyal medya platformunda zaafa düşmemize neden olan etkenler örgütlenme ve strateji eksikliği olarak saptanmıştır. Bu saptama baz alınarak öncelikle örgüt ve strateji kavramları kısaca açıklanacak ve bu açıklamalar temelinde yapılacak önerilerle sorunun çözümüne katkıda bulunulmaya çalışılacaktır.

Örgüt; bir faaliyetin planlanarak, iş bölümü  ve hiyerarşik disiplin içinde yapıldığı toplumun çeşitli katmanlarından birimlerin bir araraya gelerek oluşturduğu bir sosyal yapı olarak tanımlanabilir. Bu tanımda öncelikle dikkat edilmesi gereken noktalar hiyerarşik disiplin ve toplumun farklı katmanlarından insanların bir araya gelmesi olgularıdır. İlk olarak hiyerarşik disiplin ve buna bağlı eşgüdümlenme gerçekleşmezse örgütlenme  sağlanamaz ve çalışmanın bulgularının gösterdiği gibi yalnızlaşma ile birlikte niceliksel üstünlük gerekli niteliksel etkiyi sağlamadığından düşmana karşı üstünlük elde edilemez. Aynı zamanda eşgüdümün sağlanması tanımda bahsedilen unsurlardan biri olan toplumun çeşitli katmanlarından birimlerinin aynı potada eritilmesine  bağlıdır. Bu aynı potada eritme işlemi ise ustaca kurgulanmış bir sosyal mühendisliğe ve bu doğrultuda yapılacak olan örgüt kültürü oluşturma çalışmalarına bağlıdır.

Örgütler yukarıda bahsedildiği gibi farklı toplumsal katmanlardan birimlerin bir araya gelmesiyle oluşan bir anlamda mürekkep yapılardır. Bu tip yapılanmalarda yapıyı oluşturan birimlerin her kulvarda aynı düşünmesi, eylemlerin tamamının homojenize edilmesi beklenemez ki bu istenen bir eylem biçimi de değildir. Bu anlamda yapılması gereken bütün bu mürekkep yapıyı oluşturan alt kültürleri ötekileştirmeden ve onlardaki kültürel zenginliklerden faydalanarak bir üst kültür oluşturmaktır. Oluşturulan bu üst kültürün işlevi ise alt kültürlerin farklılıklarından kaynaklanabilecek çatışmaları önleyerek örgütün karar alma mekanizmalarındaki genel tutumu düzenlemek, bir nevi örgüte karakter ve duruş kazandırmak olacaktır. Aynı zamanda üst kültür örgütün  hiyerarşik yapısının oluşturulmasına ve düzenlenmesine katkıda bulunacaktır.

Ziya Gökalp’a göre “Bir cemiyetin bütün fertlerini birbirine bağlayan, yani aralarında dayanışma husule getiren müesseseler kültür müesseseleridir. Bu müesseselerin toplamı o cemiyetin kültürünü oluşturur.” Aynı zamanda kültür maddi ve manevi olarak ikiye ayrılmaktadır. İnsanın yarattığı bütün araç ve gereçler maddi kültüre, yine insanın yarattığı bütün anlamlı değer ve kurallar manevi kültüre işaret eder. Bu anlamda manevi kültür insanlara yapmak zorunda oldukları şeylerin neler olduğu konusunda ve nasıl davranmaları gerektiği konusunda sezgi kazandırır.

Çalışmada ortaya çıkan bulgular yapılan saldırının sistematik olduğunu ve Türk toplumunun manevi üst kültürel öğelerini hedef aldığını göstermektedir. Bu saldırıya karşı yapılacak savunma noktasında manevi üst kültür öğelerimizin bir planlama dahilinde topluma sürekli hatırlatılması, toplumsal hafızanın canlı tutulması kritik önem taşımaktadır.

Yukarıda bahsedilen önlem planlaması dahilinde kritik öneme sahip kavramlardan biri stratejidir. Bir yerde stratejinin varlığı, o sahada açık veya örtülü bir savaşa işaretmek etmektedir. Bu çalışmada ele alınan konu kapsamında örtülü bir savaş biçimi olan psikolojik harp olgusu öne çıkmaktadır. Savaş bir güç mücadelesi olduğu kadar aynı zamanda ve daha çok bir akıl ve zeka mücadelesidir. İşte savaşın bu akıl ve zeka yönünü taktik ve strateji temsil etmektedir. Strateji kavramı savaşın amacını ve uzun vadeli hedeflerini ifade ederken, taktik kavramı ise daha çok savaşın yönetilmesi, düzenlenmesi ve kısa vadeli hedeflerini çağrıştırır. Bunların dışında savaşın eylemsel kısmı ise operasyon kavramını ifade eder.

Sun Tzu’ya göre “Komutanlığın en üstün meziyeti düşmanın planını çözüp, kırmaktır. En iyi ikinci meziyeti düşman güçlerinin birleşmesini engellemektir. En iyi üçüncü meziyeti ise düşman ordusuna taarruzda bulunmaktır.” Bu ifadeler ele alındığında Sun Tzu stratejiyi taktiğin üstüne, taktiği ise operasyonun üstüne yerleştirmiştir. Yani; operasyon, taktikten; taktik ise stratejiden beslenir. Peki strateji hangi unsurdan beslenir?.. Strateji basamağının üstü yoktur. Bizim düşüncemiz, strateji seviyesinin de bir üst seviyesinin oluşturulabilir olduğudur: bu basamak, mitoloji basamağıdır... Türk Mitolojisi, bu bağlamda dünyanın en zengin kaynaklarını içermektedir ve Türk çocuklarının ilgisini beklemektedir... Binlerce yıldır kendini ispatlamış ve simgeleşmiş mitolojik olgular çözümlenerek strateji basamağı bu girdiler ile beslenebilir; yani Türk Mitolojisi'nden her alanda uygulanmak üzere stratejiler üretilebilir. Ayrıca Türk mitolojisinden beslenerek üretilecek stratejik altyapılar yukarıda bahsedilen örgütsel üst kültürün oluştulması noktasında oldukça yararlı araçlar sunacaktır. Bu stratejik altyapılara zıt kutupların eşzamanlı ve birbirini tamamlayan şekilde birlikteliğini simgeleyen çift başlı kartal örnek verilebilir. İddiamız odur ki, eğer Türkler son yüzyıllarda hem gerçek Türk kültürüne sahip çıkıp hem de bilim ile uğraşmış olsalardı, zıt kutupların eş zamanlı birlikteliğini anlatan, içinde çift başlı bir kartalı barındıran, "hem ..., hem de ..." mantığı üzerine temellenmiş kuantum fiziğini Batı'dan çok daha önce keşfederdi; o zaman da herkesin elindeki o cep telefonlarının ve tüm bilgisayar sistemlerinin en kritik ve üretilmesi en zor parçası olan, kuantum fiziği prensipleri ile üretilen silikon mikroçipler de Türk malı olurdu. Ama olmadı, çünkü filimadamlarının sayısı, bilimadamlarının sayısından çok daha fazlaydı...

Bizim önerimiz, bu tip siber saldırılara yönelik Genelkurmay bünyesinde özel bir birim oluşturulmasıdır. Belirtmek gerekir ki "siber saldırı" kavramı, geniş bir kavramdır. Bu kavramdan ilk olarak algılanan, hacker saldırıları olsa da bizim bahsettiğimiz bu tip saldırılar değildir. Analizimizde de belirttiğimiz üzere, saldırıyı yapan çekirdek ekip gizli değildir, ancak herkesin gözü önünde, görünürlüğün içine gizlenmiştir. Böyle bir ortamda neyin ne olduğu belli değildir, dolayısıyla hacker saldırısı tipindeki klasik bir siber saldırıdan farklıdır.

Geleneksel hacker saldırılarında maddi bir hedef belirlenir ve bu hedefin işleyişini durduracak ya da sekteye uğratacak biçimde saldırı gerçekleştirilir. Çalışmada yer alan olay örgüsüne bakıldığında burada gerçekleştirilen saldırının maddi bir birime karşı ve doğrudan yapılmadığı, tersine Türk ordusunun moral gücünü oluşturan Türk milletinin manevi değerlerine ve de bunun dolaylı olarak yapıldığı görülmektedir. Burada dolaylı kavramı örtülü kavramını da bünyesinde barındırmakta ve klasik hacker saldırına göre daha karmaşık bir stratejik yapılanmayı işaret etmektedir. Kritik nokta, Türk ordusunun gücünü Türk milletinden almasına bağlı olarak yapılan saldırının Türk ordusunun tam da çekirdeğini hedef alıyor olmasıdır.

Bu bağlamda, Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanlığı bünyesinde, tıpkı Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na bağlı özel SAT (Su Altı Taarruz) ve SAS (Su Altı Savunma) gurup komutanlıklarında olduğu gibi 7/24 aktif olacak Siber İstihbarat Taarruz ve Siber İstihbarat Savunma birlikleri kurulmalıdır. Türk Mitolojisi'nin Çift Başlı Kartalı gibi, kartalın taarruz kanadı her türlü iç ve dış siber tehlikenin ve tehlike tehlikesinin ense köküne yıldırım hızıyla inerken savunma kanadı da yurttaşlarımızın üzerine gerilerek gelebilecek her türlü siber propagandaya karşı kalkan olmalıdır. Taarruz birlikleri mevcudunun yarısından fazlasını erkek subay ve astsubaylar, savunma birlikleri mevcudunun yarısından fazlasını da kadın subay ve astsubaylar oluşturmalıdır. Taarruz birlikleri her türlü saldırıyı cephe ilerisinde karşılayıp etkisiz hale getirmeli, yurttaşlarımızı üzecek, morallerini bozacak mevcut propaganda harekatlarını daha yuvalarında olgunlaşmadan yıldırım hızıyla imha etmelidir. Savunmanın işi taarruzdan daha kritiktir, çünkü yapım, yıkımdan çok daha zordur. Savunma ekibi de yurttaşlarımızı ulusal güvenlik konularında bilgilendirmeli, potansiyel siber propaganda harekatlarına karşı soğukkanlı bir şekilde nasıl davranılması gerektiğine yönelik eğitmelidir. Diğer yandan bu tip eğitimler, askerlik görevini yapan gençlerimize de kendi komutanları tarafından belli başlı parçalar halinde asker ocağında verilmelidir. Böylece bu donanımla askerden terhis olan gençler bu bilgileri, kendi aileleri ve yakınlarıyla da paylaşacağından tüm milletimiz de bu şekilde bilgilendirilmiş olur.

Uygur Karakuşu ile başladığımız Kara Talım yazı dizimizin ilk bölümünü, Maya kültürünü işleyeceğimiz diğer bir yeni yazı dizimizin ilk bölümünün giriş kısmındaki bir başka kardeş karakuşla, Maya Karakuşu ile noktalayalım:


AKAB BALAM - 1 (Gecenin/Karanlığın Jaguarı/Parsı, Kara Pars)

"Pathih hun ten e, bey he u patal u lac e", - Maya Atasözü, Çilam Balam Yazmaları
(Olan olmuşsa, benzeri tekrar olacaktır.)

"Olan olmuştur, olacak olan olmuşun içinde.", - Tengri'nin Türk'ü


(El işi yün örme kese üzerinde Çift Başlı Kartal, Huichol - Meksika, 1928)

Maya çift başlı kartalının aşağı sarkan sağlı sollu 5'erli ve 4'erli kanat tüyleri ile bacaklarının arasına sarkan 9'arlı sırt tüyleri, SoloTürk'te F-16'nın üzerindeki çift başlı kartalın sağlı sollu 5'erli ve 4'erli kanat tüyleri ve 9'arlı sırt tüyleri ile birebir aynıdır.

Türk Ordusu, çift başlı kartal gibi, bir kanadını en doğudaki Uygur (Çin) ucuna diğer kanadını da en batıdaki Maya (Meksika) ucuna doğru açmıştır.


"Akab", Maya dil ailesinde "gece, karanlık" anlamındadır. Ukab/Akab, acaba sanıldığı gibi gerçekten de Arapça bir kelime midir?..



Kölük, Melih
Yiğit, Yasin Murat



Bu yazı 712 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 20 Nisan 2020 Algoritma: Koddaki Kod - 1
    • 3 Nisan 2020 Hangi Yapay Zeka?
    • 15 Mart 2020 Kara Talım - 2
    • 1 Mart 2020 Kara Talım - 1
    • 9 Kasım 2019 Sosyal Medyada Yapay Zeka
    • 12 Temmuz 2019 Kur'an Kurultayı - 1
    • 6 Haziran 2019 Türk Bilim - 2
    • 27 Mart 2019 Türk Bilim - 1
    • 22 Ekim 2018 Atatürk, Karahandır
    • 28 Eylül 2018 TÜRKÇE DÜŞÜNMEK - 3
    • 14 Eylül 2018 TÜRKÇE DÜŞÜNMEK - 2
    • 7 Eylül 2018 TÜRKÇE DÜŞÜNMEK - 1
    • 11 Temmuz 2018 Kutuplaşmanın Anatomisi: 2
    • 6 Temmuz 2018 Kutuplaşmanın Anatomisi
    • 16 Nisan 2018 YİTİK DESENİN PEŞİNDE 4:
    • 14 Ekim 2017 Yitik Desenin Peşinde- 3
    • 29 Ağustos 2017 Yitik Desenin Peşinde - 2
    • 19 Ağustos 2017 Yitik Desenin Peşinde -1
    • 3 Ağustos 2017 Ordular! İlk hedefiniz Akdenizdir! İleri!
    • 26 Temmuz 2017 OkYay, AyYıldız ve Bilimin Türk Kökeni

    En Çok Okunan Haberler


    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,186 µs