En Sıcak Konular

Oktan Keleş



Oktan Keleş
13 Şubat 2020

Şeytanın Ölçüsü: Işık Hızı Muamması



Şeytanın Ölçüsü

Işık Hızı Muamması

Örtülen ve örttürülen gerçekler. Dünya bilim tarihinin yüz karası diye adlandırılan, aslında tamamen bilinçli ve bir plan doğrultusunda uygulanmış olan ve hala uygulanan ve daha büyük çapta uygulanacak olan, amiyane tabirle hayat kaydırma operasyonları... Şimdi onlardan birine değineceğim. Tehlikenin boyutunu düşünen beyinlerin takdirine bırakıyorum.

Kısa bir bilgi:

Dünyada uluslararası hukuku bağlayıcı ve anlaşmalarla taahhüt altına alınan, mikro ve makro ölçü birimlerini belirleme yetkisi kimlerin elinde? Akademik ve bilimsel anlamda, belirlenen ölçü birimlerinin dışına çıkmak mümkün değil. Neden mi?Çünkü seçilmiş heyet, bu ölçü birimlerini her alanda belirleyip, deklare eder. Bu deklarasyon dünyaca kabul görür ve  egemen güçlerin desteği ile de adeta dayatılır. Bu ölçülerin dışında bilim yapmak mümkün değildir. Yapılan bütün deneyler, laboratuvar dizaynları, teknolojik tüm gelişmeler, tıp alanı, gelişmiş bütün silah sektörü, uzay çalışmaları ve özellikle çağımızın yapay zekâ teknolojisinin, bilimsel dijital entegrasyonları vs. aklınıza gelecek tüm sahalardaki çalışmalar belirlenen bu ölçü birimleri ile yapılır. (Dayatmaları ile "Ben yaptım oldu." mantığıyla, uyacaksınız, uyulacak adeta bir dini gereklilik gibi.)

Hiçbir akademisyen, hiçbir bilim adamı dizayn edilmiş bu ölçü birim sistemi dışına çıkamaz. Çıkarsa en basit akademisyenlikten dahi atılıp, bırakın doçent, profesör olmayı, asistan dahi olamaz. Meczup, deli ve bilim karşıtı olarak suçlanır. Bu dayatma, bilim mantığına ters olmasına rağmen bu dayatmanın dışına çıkıp, bilinçli faaliyetlerde bulunanlar canından olabilir. Bu düzlemde bilim suikastı mevcuttur. Çünkü egemen güçlerin hegemonik, insanlığı ve onun zihniyetini sömürüsü söz konusudur. Şu ayet bu vereceğimiz bilgilere uyarlanabilecek deşifredir. “Kahrolası insan, nasıl da ölçtü biçti”. Şimdi gelelim vereceğimiz deşifre örneğe;

1940 ve 1950 arası yakın dünya bilim tarihinin büyük bir utancı insanlığa bilerek yaşatılmıştır. Hemen belirtelim, bilimin kesinlik kazanmış yasalarına ve bilimin kendisine, asla karşı değiliz. Anlatılacak olay, bilim mantığı kullanılarak, bilim referans gösterilerek insanlığın aldatılma ve hayatının kaydırılma vakasıdır. Hani bir ayet var; “Şeytan sizi Allah ile aldatmasın.” Allah'la kandıran Şeytan, neden bilimle aldatmasın?

Evet 1940 ve 1950 arası ışık hızı ölçü birimi ile oynanmıştır. 1960'larda bir Türk bilim adamının keşfettiğini, bir başka bilim adamı da keşfetmişti. (Küçük bir not; asker kökenli bu bilim adamının makalesini sonra gerekirse yazarız.)

Biz gelelim 2012 yılında deşifre edilen bu vakaya. Küçük bir hatırlatma; 2000'li yıllar, milenyum kıyameti, 11 Eylül ikiz kuleler ve arkasından söylenen, “Dijital Kıyamet” söylentileri ve algılatması ile 2012 Maya takvimine mistik bağlantı kurularak, döngü kıyamet algılatmaları aklımızın bir köşesinde kalsın.

Rupert Sheldrake “Science Set Free” (yayın tarihi 2012) kitabında, hocasının Işık hızı ölçüm birimlerinin 1940-1950 arasında devamlı düştüğünü tespit ediyor. Araştırmaya girişiyor sonra tehdit ediliyor. Bu işi kurcalamaması isteniyor. Sonra, daha da şüphelenerek İngiltere'de bulunan, Dünya Ölçü Birim Merkezi'nin Başkanıyla görüşüyor. Bu iz takibi sonucunda, Dünya Ölçü Birim Merkezi Başkanı makale yayımlayacağını söyleyen bu kişiyi susturmak için, ışık hızı istatistik raporlarını veriyor. Bu raporların yayımlamamak kaydıyla şu itirafta bulunuyor. Bu 10 yıllık süreç içerisinde, ışık hızı ölçüm birimlerini Alman Yahudisi bir heyetin bilinçli şekilde düşürdüğünü söylüyor. Daha sonra yapılan röportajda bunun aslında, “bilimsel entelektüel körlük” olarak kabul edilmesi gerektiğini söylüyor. "Madem ışık hızı oynar bir şey. Yarın değişmez mi?" Diye sorulduğunda  şöyle cevap veriyor. "Artık değişmeyecek. Çünkü biz, ışık hızı ölçü birimini, bugünkü kullanılan metreye uyarladık ve dünyaya bunu patentledik." Yani sabitledik diyor. Sabitlenmeyeni sabitlemek. Ve bu ölçü birimini, tüm dünyaya ve bilim dünyasına dayatmak. Bu bilgileri ancak 2012 yılındaki kitabında açıklıyor.

Şimdi gelelim ilk defa açıklanacak bilgiye:

Kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, ilgili data arşivlerinde bu bilginin daha deruni, dehşet verici deşifreleri var. 10 yıl boyunca bilimin utancı olarak gösterilen bu vaka ve örtülen, insanlık hayatını kaydıran bu olayın neden bu kadar önemli olduğunu şimdi kısaca düşünelim. 10 yıl boyunca dünyaya dayatılan yanlış ölçü birimleri, bütün dünya laboratuvarlarındaki bilimsel ve teknolojik bütün gelişmeleri, yanlış ölçü birimleriyle başlatıp; silah, savunma, radar, iletişim vs. alanlarında üretilen tüm sistemlerin bilinçli olarak yanlış üretilmesine sebep oldu. Milyonlarca insan öldü.  Silahlar, savaşlarda farklı ölçümlerle farklı yerlerde patladı. Meseleye binlerce örnek verilebilir. Tıp  alanını düşünelim. Hastanın bütün değerleri kaydırılan yanlış ölçüye paralel datalandı, ilaç ölçü birimleri ile oynandı, bilimsel ve teknolojik sahada da yüzlerce örnek verilebilir.

Gelin biraz daha derin düşünelim, 1940 ile 1950 arasında dünyada neler gerçekleşti? Dünya tarihini derinden etkileyecek sadece iki olayı söylemenin yeterli olacağını düşünüyorum. 1945 Japonya'ya atılan 2 tane atom bombası ve 1948'de İsrail'in  kuruluşu. Orkun'a selam olsun. “Harp akademilerinde okutulan II. Dünya Savaşı Japon-Amerikan Muharebesi'nde, Japonların koca donanmayı nasıl yanlış konumlandırdığını askeri strateji açısından hala anlamıyorum” demişti. Küçük bir tüyo olsun kurmay subaylarımıza, ölçü birimleri ile oynarsın. 1 mikrometrelik hesap hatası, yüzlerce deniz mili menzilini saptırır. Balistik füzeleri ve gelişmiş silah teknolojilerini düşünün, II. Dünya Savaşı'nda 1940 ve 1950 arasındaki etkilerini düşündüğümüzde ve bu birim oynamasının Yahudi Alman bilim heyetini göz önünde bulundurursak, Hitler'in birden nasıl peydahlandığını anlamak güç olmasa gerek ve birden dönemin en son askeri teknolojisine sahip olduğunu, kavramak zor olmasa gerek. Koordinat hesaplamalarındaki 1 milim kayma nelere sebep olur?

Acaba Hitler asıl ölçü biriminden haberdar mıydı? Dünyaya yedirilen bu zokaya, yine kahraman Türk ordusu gelmemişti. Belki de Yunanistan'a kadar giren Hitler, Türkiye'ye girme cesaretini bundan elde edememiş, başka bir ölçü birimi ile Rusya'ya yönlendirilmişti. Öyle ya bu gerçek ölçü birimleri, Japonların elinde olsaydı, atom bombası yola çıkmadan, başkalarının elinde patlayacaktı. Uluslararası temel ölçü birimleri ve bu birimlerden türetilen birimlerin, tarifine ilişkin yönetmelik, iyi irdelenmeli. Dünya patent kuruluşları kimlerin elinde, neden birçok bilimsel icat ve keşif, bu patent kurumlarınca kabul görmez, bir düşünülmeli. Dayatılan birimlerin dışına neden çıkılmasına müsaade edilmez?

Bir not; Kristof Kolomb keşif için okyanusa açıldığında, sekstant, usturlap ve pusula kullanmış, pusulaların doğru olmasına rağmen, rotadan saptığını tespit etmiştir. Ve manyetik kaymayı tespit edip, ilk destinasyonu söylemiş, haritalamış, kitabında buna dikkat edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Dönemin İspanya Kralı Ferdinand bu bilginin gizlenmesi gerektiğini söyleyerek, yıllarca başka gemiler, keşif rotalarını şaşırsın diye, bu ölçü kaymasını gizletmiştir. Demek ki ölçü deyip geçmeyin. Bugün de laboratuvarlarda üretilmeye çalışılan birçok tıbbi aşı, diğer sahalardaki teknolojik gelişmelerin birim ölçüleri ne kadar doğrudur?

Yüce Türk Milleti, dünyada ki kaydırmalardan endişe etmesin. Yüce Türk Ordusu, Yüce Türk Devleti, atalarının tecrübe birikimiyle dimdik ayaktadır. Dağda kayak yapmak marifet değildir. İnsanlığın hayatını kaydıranlara dikkat!

Saygılarımla.                                                                                 

Tengri Biz Menen

Oktan KELEŞ

oktankeles@gmail.com

onaltiyildiz@gmail.com

Twitter:@oktankeles




Bu yazı 2,479 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 21 Temmuz 2020 Kambaba-1
    • 4 Temmuz 2020 Göbeklitepe Kam Mimarisi
    • 29 Haziran 2020 Portrenin Sırrı
    • 25 Haziran 2020 Kambala-6: Dabbe
    • 17 Haziran 2020 Nerden Nereye...
    • 15 Haziran 2020 Kambala-5 Kafesteki Cenin
    • 28 Mayıs 2020 Gök Taşı mı NASA?
    • 21 Mayıs 2020 Kambaladan Selamlar-4
    • 7 Mayıs 2020 Kambaladan Selamlar-3
    • 29 Nisan 2020 Pentagon UFO İstanbul
    • 17 Nisan 2020 Kambaladan Selamlar-2
    • 10 Nisan 2020 Kambaladan Selamlar
    • 31 Mart 2020 Koronorgan Kulağı
    • 27 Mart 2020 Kutsal Korona Aşısı, Aziz Korona mı? İnsanlığın Yeni Tanrısı mı?
    • 22 Mart 2020 Hz. Corana (ra) Açıklaması- Video-
    • 15 Mart 2020 Hz. Corona (r.a)
    • 11 Mart 2020 Virüsten Yağ Çıkarmak
    • 13 Şubat 2020 Şeytanın Ölçüsü: Işık Hızı Muamması
    • 30 Ocak 2020 Korkmayın, TÜRK Var!
    • 12 Kasım 2019 KUR'AN'DA TÜRK İSİMLERİ

    En Çok Okunan Haberler


    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,393 µs