En Sıcak Konular

Oktan Keleş



Oktan Keleş
30 Ocak 2020

Korkmayın, TÜRK Var!




İsrail’de yayın yapan Siyonist Makor Rishon Gazetesi’nde  Pazit Rabin iti imzasıyla yayımlanan, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanımız Sayın Hakan Fidan ile sözde ABD operasyonu ile öldürülen İranlı General Kasım Süleymani’nin bağdaştırıldığı tahrikkar ve operasyonel makale yayımlandı. Yazının başlığı “Sultan ve Süleymani” idi. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/netanyahu-ya-yakin-gazete-hakan-fidan-i-hedef-gosterdi-/1716285

Yazı baştan sona operasyonel mesajlar taşıyordu. Ancak her zamanki gibi ülkemizde  işin bu kısmına hiç değinilmedi. Mesela yazıda; “Şimdi Kasım Süleymani, yerin ÜÇ ARŞIN altında yattığına göre onun İKİZİ olan Türk istihbarat servisi MİT Başkanı Hakan Fidan’ın komplolarına odaklanma zamanı geldi” şeklinde ifadelere yer verildi.  

Şimdi dikkat!

Başlık; ‘Sultan ve Süleymani’, ‘ikize benzetme, ikiz tabiri’ ve ‘ÜÇ ARŞIN’. Siyonist İsrail’in nasıl bir kabalist yapıda olduğunu ve tarihin kutsal saydığı donelerle şeytani devletini yıllardan beri yazdım. İlk yazım 1988’de Milli Gazete’de yine İsrail’in aleyhine olan bir yazıydı. Kitaplarımda bu konunun ayrıntılarını yazdım. Bu küçük notu şundan dolayı not ediyorum. Yıllardan beri araştırmasını yaptığım konularda mütevazı olmayacağım, artık  uzmanlaştık. Yazdıklarım, çizdiklerim bir müddet sonra tahakkuk etti. Önce komplo denildi, sonra  ‘olur mu ya?’ denildi ve dediklerimizin çok kuvvetli arka planı olduğu ve aynen çıktığı görülüp  bunların da  prim yaptığı görülünce; benim yazdıklarımın üzerine birçok eklemeler yapılarak  kitaplar, diziler falan çevirdiler.    

Şimdi de bu yazı üzerinden okuma ve analiz yapalım.

Yine hiç yazılmayanı -yazabileceğimiz kadarını- yazalım.  Yazının başlığı “Sultan ve Süleymani”. Bunun  birçok anlam taşıdığı çok  açıktır. İroni ama çok yönlü yorumlamaya sebep olacak bir başlık. Tek başına “Sultan” ve “Süleymani” ilk hedef belli. İkinci hedefse; Süleyman Peygamber algılatması. Kasım Süleymani ile Hakan Fidan’ı ikiz gibi algılatmaksa yine birçok yorumlamaya bilinçli bir şekilde açık bir konu. Birinci hedef; Kasım Süleymani ile Hakan Fidan’ı bölgede aynı projede hedef göstermek dolayısı ile İran ve Türkiye’yi aynı misyon üzerinde göstermek algılatması. Üçüncü kelime ise ÜÇ ARŞIN. ‘Yerin üç arşın altında yattığına göre’ diyerek de birinci anlam Kasım Süleymani operasyonunda kendi parmakları olduğunu iddia etmek ve tabii ki MİT Başkanımıza bir tehdit, bir akıbet göstergesidir.    

Şimdi Kasım Süleymani kimdi? İran Devrim Muhafızları ordusuna bağlı -Dikkat!-KUDÜS GÜCÜ KOMUTANI idi. Buraya bir virgül koyarak tekrar ana konumuza dönmek üzere şöyle büyük resme bir göz atalım:

Türkiye nelerle uğraşıyor;  depremler, İdlib meselesi, binlerce kişi Türkiye sınırında, Libya ve Suriye meseleleri diğerlerini saymaya gerek yok. Dolayısıyla Rusya’yla karşı karşıya gelme konusu vs.  Daha önce haberini verdiğimiz; ‘Çin’de yakında duyacaksınız büyük bir salgın başlayacak’ diyerek, Çin’de milyonlarca insanın karantina altına alındığı ve virüsün hızla yayıldığı vs. Yani dünya kamuoyu bu konu ile meşgul. İran karışık, Ukrayna uçağını düşürmüş, Amerika’yla karşılıklı hat safhada sürtüşme… Suriye sorunu iyice düğüm olmuş pozisyonda… Dünya da ekonomik kriz buhranı ile boğuşuyor… Bütün bu karmaşa ve kaosun içerisinde birdenbire şok diye Trump ve Netanyahu sözde “Yüzyılın Antlaşması” adı altında Kudüs’ü babasının malıymış gibi İsrail’e verdiğini söylüyor ve bir harita yayımlıyor. Üç ay içerisinde dünyada ve bölgede olup biten birçok olayı daha sıralayabilirim. İşte Siyonizm budur. İsrail hedefine bağıra bağıra adım atmaktadır. Tabi birileri yine diyecek ki ‘Bu oldubitti, tesadüftür canım.’.     

2007 yılında da Perez ile ilgili bir yazı yazmıştım. O konuda da Yeniçağ gazetesinde Sayın Arslan Bulut Bey beni konu ederek yazımı  köşesine taşımıştı.

 

https://www.yenicaggazetesi.com.tr/peresten-turkiyeye-tek-kanatli-kartal-benzetmesi-1681yy.htm

 Sonraki günlerde birçok konu açığa çıkmıştı. Şimdi bu notu buraya yazmamın sebebi bu yazacaklarımla alakalı. Yazdıklarımı kısa süre sonra  dizi, film olarak seyredeceğimden emin olduğumdan ötürü  bu notu düştüm.

Şimdi gelelim bu alçak İsrail gazetesinin neden böyle bir haber yaptığına.

Derin Analiz Başlıyor!

Sultan ve Süleymani, Üç Arşın ve İkizi


Maverdi'nin el-Ahkâmü's-Sultaniye isimli eserinde ‘arşın’ ölçü birimi uzun uzadıya anlatılır. Burada uzun uzadıya yazmayacağım, ilgili eseri  açıp inceleyebilirsiniz. Mesela Mısır Arşını, Kudüs kumaş arşını, Şam-Halep arşını ve ölçü birimleri. Yine Halife Hz. Ömer’in arşını vs. Birçok arşın ölçülerini bu eserde ayrıntıları ile göreceksiniz. Mesela Kudüs kumaş arşını 64,77 bir arşın üç arşın olunca 192,231. Nil arşını, Nil nehrinin hem uzunluğu hem derinliği için ölçülen arşın idi. Uzun yıllar bunu Müslümanlar ve Türkler ölçtü. Nil ve Fırat arası bütün arşınlamaları Türkler yaptı ve arşın ölçü birimini kurdu. Kadem, adım atmak demektir. İsrail Tanrısı adına Kadem ölçüleri kutsal ölçü birimi olarak İsrail oğullarınca kullanıldı. Ta ki Müslümanlar ve Türkler arşın ölçüsünü getirene kadar.  Şimdi bu arşın ölçülerine baktığımız zaman ilginç bir şekilde hangi enlem ve boylam, kilometre, sınır uzunluklarına karşılık geldiğini genç araştırmacılara bırakıyorum. Belki ilerleyen zamanda yazarız. Buradaki analiz daha da derinleşerek şimdi devam edelim. Siyonistler ve kabalistler birçok sayıyı, harfi, şifrelemede mahirdirler. Tabiiki MOSSAD da. Bu Şeytani devlet ve örgütü planlarını kendi kutsalları üzerine kurgularlar. Bunlarla ilgili birçok kitap yazdım burada ayrıntılarına değinmeyeceğim. “Sultan ve Süleymani” başlığı asıl sultanın Süleyman Peygamber olduğuna atıf ve bölgedeki vadedilmiş toprakların da Süleyman Tapınağı kurularak sahibinin yeniden kendilerinin olacağının imasıdır. 

Nereden mi çıkartıyorum?

ÜÇ ARŞIN mesajı: Eski Ahit’te ve Yeni Ahit’te mesela en basit ulaşabilecekleri bir kaynak veriyorum. Türkçe Tagalog İncil’i tercümesi ikinci tarihler, bölüm 6’da şöyle yazar: Süleyman Rabbin sunağı önünde İsrail toplumunun karşısında durup ellerini  göğe açtı. Beş arşın uzunluğu, beş arşın eninde -şimdi dikkat- ÜÇ ARŞIN yüksekliğinde tunç bir kürsü yaptırıp avlunun ortasına koyup üstünde durup konuştu. Yani Süleyman, İsrail toplumunun karşısında durup ÜÇ ARŞIN yüksekliğinde bir kürsü yaptırıp Süleyman Tapınağı’nı ve Büyük İsrail’i kurmanın adımlarını İsrail Tanrısı önünde dua ederek anlattı. Yahudiler, Süleyman Peygamber’e büyücü diyorlardı ve aynı zamanda Süleyman, Kral Süleyman’dı. Şimdi Dikkat! ÜÇ ARŞIN 2 metreye tekâbül ediyor ve bir kürsü toplam yükseklik tıpkı Trump’ın ve Netanyahu şeytanının dünyaya ve İsrail toplumunun önünde konuştuğu gibi. Şimdi sormayın hangisi Süleyman diye; öyle bir şey yok tabii. Bu bir sembolizma, Kudüs İsrail müzesinde bulunan Eski Ahit kabalitik kısa süreliğine sergilenen biraz önceki Tagalog Türkçe tercümesi İncil, Eski Ahit, Yeni Ahit 2. tarihler bölüm 6 (altı), kitap sayfasında bu konu hem yazılıyor hem resmediliyordu

ÜÇ ARŞIN boyunda kürsünün üzerinde Süleyman (Kral Süleyman), İsrail toplumuna Süleyman tapınağını vadediyor. İlginç olansa kürsünün altında kesik bir iskelet el veya bir kol, parmağında da bir yüzük var. Elinde meşale, özgürlük heykeli gibi. Şimdi Dikkat! Kasım Süleymani’nin parçalanmış cesedi, kopmuş eli ve parmağındaki yüzükten teşhis edildi. İlginçtir bu betimlemede de ÜÇ ARŞIN kürsünün altında yüzüklü bir el bulunmakta. Yine Kasım Süleymani’nin çıkmış olduğu bütün fotoğraflara bakın dünya medyasında parlayan yıldız Kasım Süleymani, yüzüğü ve eliyle ve bu pozlarıyla gündeme gelmişti. Bir yüzük gösterisi:   

 

 

 

 

Şimdi tekrar hatırlayalım. Süleymani Kudüs Gücü komutanı, General. Hattı etki alanı Şia misyonunda Nil’e kadar. Haham yetiştirmesi Pazit Rabin takma adıyla yazıyı yazan kişi, ikiz benzetmesiyle şu mesajı veriyordu. İsrail bayrağındaki iki çizgi Nil ve Fırat. Nil’in ölçüsünü biz ölçeriz. Nil’i ölçenin kolunu kestik, şimdi ikizi demekle Fırat’ı yani topraklarımızı Hakan Fidan Bey üzerinden kastediyor. Evet ilk bakıldığında yazı basit; ÜÇ ARŞIN iki metre derinliğinde toprağa gömülmüş Süleymani üzerinden mesaj verilmiş gibi gözükse de daha derinliği olan bir yazı ehillerinin okuyacağı, anlayacağı bir gönderme. Bu yazı ile Yüce Türkiye Cumhuriyeti kurumu olan Milli İstihbarat Teşkilatı ve bu teşkilatın Başkanı üzerinden kutsal vatanımıza, Yüce Türk Milletine mesaj verildiği çok  açıktır. 

 

Daha bitmedi, şimdi gelelim başka bir oyuna; Kasım Süleymani’nin dünya medyasına sadece eli ve yüzüğü gösterilmiştir, cesedi gösterilmemiştir. Bu bilinçli bir fotoğraf servisidir. Kendi efsanelerinde bulunan kutsal metinlerinde bulunan sembollere operasyonları uygulamak için yapılan ‘algı operasyonu’dur. Kendi din adamları bu meseleleri iyi bildikleri için ‘bakın her şey tıkırında gidiyor’ aldatmacasından başka bir şey değildir. Yani Siyonist İsrail Devleti kendi din adamlarıyla kendi iç kamuoyuna ayar vermektedir. Bu ayarı yemeyen Türk istihbaratını ve Başkanı’nı hedef göstermesi de kendileri açısından doğaldır.

 

Şimdi gelelim daha derin oyuna; Evanjelistlerin  Tanrıyı kıyamete zorlamak, Mesih projesi vs. vs. bunlardan söz etmeye gerek yok, çoğunuz zaten  biliyorsunuz. Bunların birçoğu  dezenformasyonla dolu olsa da bilip bilmeyen herkesin TV’lerde, sosyal medyada ahkâm kestiği konular. Bizim 20 yıl önce yazdıklarımızı kopyala yapıştır sistemiyle anlatsalar da bir gerçek vardır ki operasyonlar bu bölge üzerindedir yani Ortadoğu. İngilizlerin vermiş olduğu bir kavramdır bu. Karşı taraf bir Mesih beklemekte, kurtarıcı; İslam dünyası da Mehdi beklemektedir. Yıllarca yapılan yayınlar Mehdi, Mesih kurtarıcı empozeleri kemalat noktasına gelmiş sonunda İran eski Cumhurbaşkanı Ahmedinejat ise Noel mesajında “2020’de Mehdi gelecek ve Hz. İsa’nın öğretilerini öğreneceğiz”diye belirtmiştir.. 

 

Teolojik anlamda Mehdi meselelerine girmeyeceğim. Şia ve Sünni ekolde Mehdi ile ilgili birçok bilgi bulunmaktadır. Bunların büyük bir bölümünü defalarca anlattık. Mehdilik konusu istihbarat örgütleri tarafından ülkemizde ve İslam dünyasında bir operasyon haline gelmiştir. Mehdilik konusunda, sahih rivayetler yanında uydurma rivayetler üzerine birçok uydurmalar yapıp tarikatlarca, mezheplerce, cahil yobazlarca ve seçilmiş şizofrenlerce bu konu hep diri tutulmuştur. Yine bu işin merkezi Ortadoğu, Suriye, Kudüs, İstanbul, Horasan uyarlamalarıdır. Daha önce televizyonda anlattım. KRT’de yapmış olduğum “Sorguluyorum” programına lütfen bakın. Nasıl bir operasyon içerisinde olduğumuzun anlaşılacağını düşünüyorum bu konuda. 

 

Mesela Mehdi rivayetlerinde İstanbul'un fethi yapılacaktır, denilir. Fatih Sultan Mehmet Han İstanbul’u 1453’te fethetmiştir. İslam dünyası Fatih’i ‘Mehdi mi?’ diye konuşmaya başlayınca yine devreye malum çevreler girip ‘Hayır, bu Mehdi değil. İstanbul bir daha işgal olacak onu kurtaran Mehdi’dir’ dediler. Osmanlı’da bu konuda birçok belge mevcuttur, araştırılırsa görülür. Sahte Mehdi kalkışmaları vs. Daha sonra İstanbul işgal altına alınmıştır. 6 Ekim 1923’te Türk Başbuğu Atatürk’ün 3. Kolordu Komutanı Şükrü Nail Paşa İstanbul’a girmiş ve işgali bitirmişti. Tekbirlerle karşılanmış olan Muzaffer Türk Ordusu Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. O zaman da Gazi Paşa’ya Mehdi diyenler çıkmıştı. Seyfülislam, İslam’ın Kılıcı lakabı olan Gazi Paşa, yobazların işine gelmeyince ‘Hayır bu da değil, İstanbul yine işgal olunacak tekbirlerle yine fethedilecek, fetheden Mehdi’dir’ dendi. Türkiye’de birçok tarikat ve cemaat üflemeleri; ‘Mehdi’nin gelmesini istiyor musun ey Müslüman?’ Eee istiyoruz diyenlere şöyle denmekte ‘İstanbul işgal edilecek o zaman Mehdi gelir.’ Yani bu yobaz alçaklar -istisnaları tenzih ederim- işte Suriye karıştı, Kudüs karıştı sıra Türkiye’de işgal falan olursa karışmayın mukavemet etmeyin ki Mehdi çıksın. Bu tuzağa dikkat etmek gerekir, samimi müminleri etkilemelerine izin verilmemesi gerekir. Dış istihbarat üflemeleriyle operasyonlar yapıyorlar. Mesela sözde İslamcı yazar her devrin İslamcı adamı Abdurrahman Dilipak’ın yazılarına bakın. Evanjelistler, Mehdi, Mesih, kurtarıcı hikâyeleri, yazıları bunlarla dolu. Bunun gibi birçok kişi bu işi üflemekte. Eee İran’da çok iddialı konuştu hatta ‘Türkiye ile beraber olalım Mehdi’nin gelişine beraber hazırlık yapalım, beraber olalım’ dedi. Bizde de aklı evvel ne yediği belirli biri çıkıp Türk Ordusunu bu işe alet ederek ‘Biz Suriye’de Mehdi’nin gelişine hazırlık yapıyoruz’ diye saçmaladı. Tabi bu saçmalık değildi büyük bir küresel planın parçasıydı. Şimdi kısa yazacağım dedim ama uzun oldu. İsrail ve şer güçler, emperyalizm ve Amerika kutsal metinler üzerine acaba büyük bir operasyon peşinde mi?  Hadi bir komplo da ben yapayım: Mesela Kasım Süleymani gerçekten öldü mü? Ölümünden hemen sonra İran Mehdi Ordusunu aktif hale getirdi. 

 

Şimdi bir müddet sonra Kasım Süleymani bir yerde peydahlansa, Mehdi ilan edilse bunun üzerine bu bölge karışsa Yahudilere sözde İslami Terör Örgütleri saldırsa ve böylelikle bunun üzerine de Mehdi karşıtı Amerika ve Siyonistlerce bir Mesih çıkartılsa, iki taraf birbirini Deccal göreceğinden iyi bir hercümerç olup bir başka oldubitti düzenlenir mi? Düzenlenmez! Çünkü Yüce Türk Devleti ve Türk İstihbaratı bütün bu dümenleri çok iyi bildiği için devamlı İsrail’in, Amerika’nın, siyonistin, emperyalistin planlarını bozduğundan bu gerçekleşmez. İşte bunun için Hakan Fidan Bey üzerinden mesajı verip kuduruyorlar. Hiç endişe etmeyin Yüce Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Yüce Türk Ordusu dimdik ayaktadır. İsrail’in sözde Tanrısının bir planı varsa gerçek Tek Yaratıcı’nın da bir planı vardır. O planda, Dünyaya tekrar nizam verecek Türkler yazılıdır. Olup bitenden kimse umutsuzluğa kapılmasın. 

İt ürür, Kurt parçalar.

Bir sözüm de çakma ümmetçilere ve Arap hayranlarına; Korkmayın Türk Var!

Tengri Biz Menen

Saygılarımla

Oktan KELEŞ

oktankeles@gmail.com

onaltiyildiz@gmail.com

Twitter:@oktankeles



Bu yazı 2,936 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 25 Haziran 2020 Kambala-6: Dabbe
    • 17 Haziran 2020 Nerden Nereye...
    • 15 Haziran 2020 Kambala-5 Kafesteki Cenin
    • 28 Mayıs 2020 Gök Taşı mı NASA?
    • 21 Mayıs 2020 Kambaladan Selamlar-4
    • 7 Mayıs 2020 Kambaladan Selamlar-3
    • 29 Nisan 2020 Pentagon UFO İstanbul
    • 17 Nisan 2020 Kambaladan Selamlar-2
    • 10 Nisan 2020 Kambaladan Selamlar
    • 31 Mart 2020 Koronorgan Kulağı
    • 27 Mart 2020 Kutsal Korona Aşısı, Aziz Korona mı? İnsanlığın Yeni Tanrısı mı?
    • 22 Mart 2020 Hz. Corana (ra) Açıklaması- Video-
    • 15 Mart 2020 Hz. Corona (r.a)
    • 11 Mart 2020 Virüsten Yağ Çıkarmak
    • 13 Şubat 2020 Şeytanın Ölçüsü: Işık Hızı Muamması
    • 30 Ocak 2020 Korkmayın, TÜRK Var!
    • 12 Kasım 2019 KUR'AN'DA TÜRK İSİMLERİ
    • 7 Kasım 2019 Siyaset Eşeği
    • 4 Kasım 2019 Cumhurbaşkanı Gitmemeli!
    • 8 Ekim 2019 Trump Ürür, Türk Ordusu Vurur

    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,516 µs