En Sıcak Konular

Oktan Keleş



Oktan Keleş
16 Mart 2012

CERNDEKİ Sır



CERN’DEKİ Sır, Singularity’cilerin Yapay Melekleri, Şeytan Parçacığı ve Yecüc Mecüc’e Bir Adım: 

Bilim adamlarına göre CERN’de yüzyılın deneyleri yapılmaktadır. Bu deneyi yapanlar; Büyük Hadron çarpıştırıcısı vasıtasıyla evrenin varoluşunun sırrı çözmek ve Tanrı Parçacığı olarak adlandırdıkları büyük enerji kaynağını elde etmeyi amaçlamaktadırlar. Bu deney ile ilgili olarak birçok haber yapıldı. Hatta bu konuda birçok spekülasyon da yapılmaktadır. Şu oldu, bu oldu vs. diyerek birçok ilgili ilgisiz şeyler anlatılmaktadır. Konuyla ilgili olarak, haberlerde birçok hikâye anlatılmıştır, birçoğunuz da benim gibi bu anlatılanları dinlemiştir. Benim bu deneyle ilgili burada anlatacağım kısım yine konunun gizlenen bölümleri ile ilgili. 

Büyük Hadron çarpıştırıcısıyla alâkalı bir çok simülasyon, görsel resim ve  video tanıtımı gösterildi. Ancak medyaya verilen resim ve tanıtım videolarında sansürlenmiş bir kısım var. Google Earth'te flu hale getirilmiş, kamufle olmuş öyle bir sansür  var ki çok düşündürücü. Sansürlenmiş bu görüntüleri, sansürsüz bir şekilde iki ayrı  video halinde sizlere sunuyoruz. Flu hale getirilmiş  görüntüleri Allah’ın izni ile çok uzun uğraşlar neticesinde sansürsüz hale getirmeyi başardık. Bu elde ettiğimiz görüntüleri şimdi sizlerin ilgisine sunuyoruz. Takdir edersiniz ki program kırmak kolay değil ama çok şükür meramımızı anlatacak kadar görüntüleri elde etmeyi başardık. Yani netice çok şükür  hâsıl oldu.

 https://vimeo.com/38622613

 https://vimeo.com/38622522

 

Cern'deki Sır from On Altı Yıldız on Vimeo.

Cern'deki Sır from On Altı Yıldız on Vimeo.

       

Konuyla ilgili olarak 3 sayfa raporu mealen anlatalım: Öncelikle bu görüntüleri neden sansürleme gereği duydular? Sansürlenen kısımda ne var? Videoya bakanlar 35 milyon defa yavaşlatılmış simülasyonda, Hadronun içinden geçen ışık simülasyonunu göreceklerdir. Bu çekim, bilgisayar ekranı üzerinden yapıldığından  dolayı çok net olmasa da dediğim gibi sansürlenen  o kısmı net olarak  göreceksiniz.

Kilometrelerce alanda çember gibi görünen Hadron tüneli, ALLAH LAFZI şeklinde bir boru tünelle başlıyor. Gizli raporda yer alan  plan çizimlerinde, 300 metreden büyük bu kıvrık tünel, enerjinin ilk çıkış kaynağının başlangıcı. Yani enerji bu kaynaktan çıkarak çemberi dolanıyor yine aynı yerde bitiyor. Enerji kaynağının çıkış hızıyla alakalı kıvrımlı bu tünel, resmen ALLAH LAFZINI ANDIRIYOR. Raporlarda kıvrımın enerji çıkışı ile ilgili gerekliliği çizimlerle anlatılıyor. Yani çizimlerin bilimsel bir izahı var. 




 


 

Tabii ki, ALLAH LAFZI, bilerek yapılmış denemez. Ama neden sansürlenmişler, işte o nokta düşündürücü. Yoksa, “Müslümanlar bu kıvrık tüneli Allah lafzına benzetir, anlam çıkarırlar” diye mi, bilinmez. Aslında internette dikkatlice bakıldığında proje çizimlerinde bu açıkça görülüyor ama bu elimizdeki video görüntüleri olmasa çok zor fark edilir. Neden sansürlemişler? Bununla ilgili  birçok cevap verilebilinir. Ama biz net bir istihbarat verelim: Bu Allah (cc) lafzını, bire biri olan tünel, başka şekilde yapılırsa, Hadronda ilk hareket sağlanamıyor. İnançsız proje sahipleri, bu tünelin ALLAH lafzı şeklinde olduğunu bal gibi biliyorlar. ALLAH ismi olmadan bir şey olmadığını da yüzyılın deneyi adını taktıkları enerji çarpıştırması ve alternatif madde arayışlarında anlamışlardır muhtemelen. Ama biz Müslümanlara bir ibret vesilesi olduğu açık.

Bu deneyin asıl amacı aslında ALLAH’ın yani bir yaratıcının olmadığını sözde ispat etmek. Aradıkları da Şeytan parçacığı. Enerji kaynağı kabul ettikleri Şeytanın, bir enerji parçasını arıyorlar. Tabii şimdi birileri “yok artık” diyecek. Böyle diyeceklere küçük bir not: Bu gibi projelere birçok gizli servis, birçok  devlet, Şeytani  birçok yapı vs. çok uçuk rakamlarla destek olurlar. Her birinin amacı, kendi planları doğrultusundadır.

Mesela Vatikan ve İsrail bu projeye maddi açıdan oldukça cömert davranmışlardır. Vatikan, Mesih’in parçasını arar, bilim adamları enerji oluşum kaynağı maddesini, İsrail  ve Siyonistler  ise Yehova’dan bir parça ararlar, Şeytaniler ise Şeytanın gücünü. Aslan payı kimindir, düşünün? Yani herkes farklı yaklaşır bu gibi bilimsel projelere. Yani herkesin kendine göre bir amacı vardır. Burada asıl amacı bilen tepedekiler. Yoksa en altta çalışanların, yukarıdakilerin amaçlarından elbette haberleri yoktur. Onlar olaya “bilimsel” bakarlar. 

Bu deneyin sonucunda; “birçok bilimsel buluşa kapı açılacak” deniliyor. İşi herkes kendi gücü oranında elinde tutuyor. Singularity’cilerin 1.5 milyar dolar katkıda bulunduğu CERN  Projesinden beklentileri de çarpıştırma sonucunda ortaya çıkacak enerji parçacığı ile ilgili. Bu enerji parçası, eğer başarırlarsa, kaybolmuyor. Şimdi sadece kaybolur şekilde var. Yani bu enerji parçası ortaya çıkıyor, fakat muhafaza edilemiyor.

Peki, Singularity’ciler, ne yapacaklar bu parçacıkla? Öncelikle Singularity ile ilgili olarak  daha önce yazmış olduğum yazıyı okumanızı  ve tv’lerde anlattığım konu ile ilgili bölümleri izlemenizi tavsiye ederim.[1] 


 Böyle bir enerji parçacığı, atom ötesi paralel evrenden gelecektir. Yani oluşum itibariyle bu da bir delik açmak gibidir. Hadron çarpıştırıcısının enerji başlangıç tünelinde ALLAH lafzı olması oldukça düşündürücü.  Yecüc- Mecüc mevzuundaki Hadislerde; “Her gün o seddi kazarlar ama sed her defasında eski haline gelir, ta ki Yecüc Mecüc kavminin elebaşlarından biri bir gün, Allah ismini yanlışlıkla bir şekilde anması ile veya muradullah gereği, inşaALLAH der ve delik açılır, denilir. Tıpkı Hadron çarpıştırıcısının başlangıcında Allah Lafzı şeklindeki tünel gibi. YECÜC MECÜC bahsini kitaplarımda çokça işledim. Bu konuda makaleler yazdım. Anlattığım bir şey var; Yecüc, ahlakı bozuk insan Mecüc denen ırkı çıkaracak, bunlar yarı insan yarı robot olabilir veya açılan bu delikten gelecek hastalık etki vs. veya varlıklar olabilirler.[2]

 

Singularity’ciler: İnsanoğluna sözde evrim yaptırıp; çelik kemikler, ölmez hücreler vadediyorlar. “Tanrı; çürük, ölen, ihtiyarlayan insan yaratmış. Biz ise mükemmelini yapacağız,” iddiasındalar. Tabi bunlara bir de yeni sistem lazım. İşte enerji parçacıklarından diot kalemlerle şekillendirilmiş, yani yok olmayan enerji parçacığına “melek sureti” verip, sistemlerindeki insanlara takacaklar. 

Şimdi sizlere bir filmi hatırlatacağım: Altın Pusula. Bu çocuklara yönelik bir yapımdı. Bu filmde herkesin içinde bir hayvan şeklinde cini vardı. Bu cinlerin gücü, taşıyana göre, maharetine göre değişiyordu. 2007 yılı yapımı bu filmde özetle: “Bir akşam Lyra’nın amcası Lord Asriel okulu ziyarete gelir. Lyra ile cini Pantalaimon, onun hocalarla yaptığı gizli toplantıya kulak misafiri olurlar. Lyra gizlendiği dolapta esrarengiz hikâyeler dinler. Çingenelerle birlikte Kuzey’e gider. Zırhlı ayıların hüküm sürdüğü, gökyüzünde cadı - kraliçelerin uçtuğu, çok ürkütücü deneyler yaptığı bir yerdir burası…” 


 


 Singularity’cilerin  Deccali planı da ilk aşamada çocuklara, her çocuğa sözde bir melek takmak. Meleğin güçlenmesi, çocuğun sistemlerine olan hizmetiyle orantılı olacak. Deccali bu sisteme zararlı olan çocukların melekleri güçsüz ve  diğerlerine köle olabilecek şekilde tasarlanacak. Bu melek maddesini şöyle düşünün: Güçlü olanınkinin ışığı çok oluyor, karanlık dünyada önünü aydınlatıyor; kötü olanınınki ise ışığı sönük veya hiç yok. Meleği güçlü olan çocuk,  kemiklere aşılayacakları bir madde ile koruma kalkanına sahip olacak, çelik kemiklere sahip olacak  vs. Bu argümanlar daha da  detaylandırılabilinir.

Bu keferelerin işi Allah’ı -haşa- taklit etmek, Tanrılığa soyunmak. Bu Deccali bir yapıdır. Sistemlerinde insanların böyle bir melek gücüne ayrı bir sistem kurduğunu düşünün: Ne kadar ışık yani güçlü melek, o kadar kredi. Bu kredi yaşam mükâfatı olabilir veya mükâfatlara ulaşma vesilesi paranın yerini alacak bir sistem vs. de olabilir. Teknoloji artık futbol maçlarını, masa üzerinde seyrettirecek seviyede, böyle şey olmaz demeyin.

Şimdi bu yüce Ayet başka bir anlam kazanıyor EN’AM 111. “Onlara, Melekler İndirsek, İnanacak Değiller.” Bu Ayeti bir de şöyle düşünelim: Nasıl olur da Allah(cc) melek indirecek ve insan inanmayacak, akıl almıyor değil mi? “Ne biçim kâfirmişler,” falan deriz. Oysa insanlığı sahte meleklerin sardığı Deccali bir sistemde, gerçeği de sıradanlaşır, Yaratıcı işi olduğuna inanılmaz! Çünkü yaratıcı bilinci bu sistemde silinecek. Deccal ile ilgili; ”Beraberinde bir cennet ve bir cehennem vardır. Onun cehennemi bir cennet, cenneti de bir cehennemdir.”   Hadisini unutmamak lazım. Deccal'in burada sahteciliğine dikkat çekiliyor. 

CERN Projesinde; Yecüc Mecüc ve Deccal kokusu hissediliyor. Yukarıdaki videoyu bir de şu Ayeti tefekkür ederek izleyin: BAKARA 17. “Onların Durumu Ateş Yakan Kimsenin Durumuna Benzer, Ateş Tam Çevresini Aydınlattığı Sırada Allah Işıklarını Yok Ediverir De Onları Göremez Bir Biçimde Karanlıklar İçinde Bırakıverir.” Bu Ayet'i lütfen uzun uzun tefekkür edin.

Kehf Suresi 51. Ayet: “Ben onları (İblis ve soyunu) ne göklerin ve yerin yaratılışına, ne de bizzat kendilerinin yaratılışına şahit tuttum.” Ayet aynen böyle söylüyor. Bu yüzden yaratılışı bulmak mümkün değil. Allah (cc) açıkça beyan etmiş.

Evet, Şeytan Sizi Allah’la Aldatmasın  Ayeti çok şey anlatıyor. Bilim adamları Allahsız bilim olmayacağını anladılar. Bu büyük bir ibret bizlere. Kadir-i Mutlak  Allahuekberdir.

Türk dünyası çok çalışmalıdır, sancaktarlık kolay değil. Müslümanlar dünyada birbirine düşürülüyor, sığ tartışmalarla bölünüyor, hâlâ sen ben fitneleri devam ediyor. Evrim teorisi çoktan çürüdü. Deccal, yeni sistemde insanoğluna yeni evrimler hazırlıyor. Müslümanlar zihniyet devrimi yapmalı. Soğuk savaş dünyasının sığ tartışmaları çoktan bitti, Müslümanlar yeni sistemi çözmeli.

 


 2-Oktan Keleş, Melekler Ağlarken, İlgi Kültür Sanat Yayınları,  Sayfa 141 vd.

   

Bu yazı 17,903 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 21 Temmuz 2020 Kambaba-1
    • 4 Temmuz 2020 Göbeklitepe Kam Mimarisi
    • 29 Haziran 2020 Portrenin Sırrı
    • 25 Haziran 2020 Kambala-6: Dabbe
    • 17 Haziran 2020 Nerden Nereye...
    • 15 Haziran 2020 Kambala-5 Kafesteki Cenin
    • 28 Mayıs 2020 Gök Taşı mı NASA?
    • 21 Mayıs 2020 Kambaladan Selamlar-4
    • 7 Mayıs 2020 Kambaladan Selamlar-3
    • 29 Nisan 2020 Pentagon UFO İstanbul
    • 17 Nisan 2020 Kambaladan Selamlar-2
    • 10 Nisan 2020 Kambaladan Selamlar
    • 31 Mart 2020 Koronorgan Kulağı
    • 27 Mart 2020 Kutsal Korona Aşısı, Aziz Korona mı? İnsanlığın Yeni Tanrısı mı?
    • 22 Mart 2020 Hz. Corana (ra) Açıklaması- Video-
    • 15 Mart 2020 Hz. Corona (r.a)
    • 11 Mart 2020 Virüsten Yağ Çıkarmak
    • 13 Şubat 2020 Şeytanın Ölçüsü: Işık Hızı Muamması
    • 30 Ocak 2020 Korkmayın, TÜRK Var!
    • 12 Kasım 2019 KUR'AN'DA TÜRK İSİMLERİ

    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,776 µs