En Sıcak Konular

Hititler, Türk Irkı'nın Emperyalistlere Karşı Zaferi

13 Mart 2021 07:03 tsi
Hititler, Türk Irkı'nın Emperyalistlere Karşı Zaferi Ali Erim yazdı...

Hititler, Türk Irkı'nın Emperyalistlere Karşı Zaferi

 

“Bizim Türk Irkımız eski ve şerefli bir millettir. Zaten Orta Asya’nın Altay yaylasında yetiştiği için kartalın meziyetlerini daha gençliğinde kazanmıştır; ta uzakları görür, hızlı bir uçuşu vardır ve bu ruhu barındıracak kadar kuvvetli bir beden sahibidir. Zaten maddi olsun, dimaği olsun hiçbir sıkıcı hudut içinde durmaz yaratılışta olduğundan; yüksek anayurdunun, dünyadan uzak vaziyetine isyan etmiştir. İşte o zamanlar bu ilk Türkler başlarını alarak dünyanın hem doğusuna hem batısına yayıldılar. Yılmaz atalarımızın bütün bu ilk saldırılarıyla bugünün Türk milleti olan bizler pek ziyade alakadarız. Ancak en büyük alakamız onların Çin büyük duvarını paralayarak o vakte kadar korunabilmiş Çin medeniyetinin ta yüreğine sokulmaları yahut kuzey-batıya doğru dönerek geniş İskandinavya sahasına girmelerine ait olmadığı gibi, tarihin Atilla dediği büyük bir Türk kumandasında Orta Avrupa’ya akın etmesine veya kardeş milletin bu gibi istila hareketlerine de bağlanamaz. Biz tabii olarak ve başlıca o gruplarla alakadarız ki tam batı istikametinde yakın doğuya doğru gelerek bugün Sümer medeniyeti, Hitit medeniyeti denilen medeniyetlerle Anadolu’nun başlıca tarihten önceki medeniyetleri kurmuşlardır…”

Mavi gözlü Türk Bilge Kağanı, Atatürk’ün bu sözlerini okuyan siz Türk balaları, biliyoruz: Siz de okurken ‘TÜRK IRKI’nın eski mazisinde yolculuk ettiniz. Damarlarınızda akan şerefli kanın gururunu, kartal meziyetlerinizin yüceliğini bildiniz. Atılgan ruhunuzla dört yöne giderken Çin duvarını paraladınız ve bir anda kendinizi, en batıda, Atilla’nın büyük komutasında buldunuz. Orhun yazıtlarında Türk Bilge Kağan: “Ötüken’de yaşarsan, kurduğu son ülke sonsuza değin ayakta kalacaktır.” demiştir. Atatürk Han: “…Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet payidar kalacaktır.” sözü ile Atatürk’ün Türk Cumhuriyeti’nin sonsuzluğuna dayandırdığı temeldir: “ÖTÜKEN TÖRESİ”

Ve o felakettir ki Türk Töresi’nden ayrılmamızın sonucudur bugün yaşadıklarımız. Sizin Kağan’ınız size ‘TÜRK IRKI’nın şerefini ve yüceliği hatırlatırken, O’nun izinden gittiklerini iddia edip kendine ‘TÜRK’ dahi diyemeyen; Töre bilmez Kara Kağanlar tarafından yönetilmemizin sebebidir bugünkü acılarımız.

Türkiye Cumhuriyeti’nin son on yılında birbirini izleyen devrimlerinin tek bir hedefi vardı.

Başbuğ Atatürk Han:

“Türkiye’nin her köşesinde ihtilal ve inkılab, HAKİKİ TÜRKLÜĞE kavuşma mücadelesi olmuştur.” (Ayın Tarihi, sayı:49, s:44, 1938)

Başbuğ Atatürk; Hakiki Türklük (Ötüken Töresi) temelleri üzerine kurduğu, özleşen, Töre ile yükselen ve güçlenen Türkiye; eğitim, kültür, güzel sanatlar ve Türk’ü ilgilendiren her ne ise Türk Töresi’ne uygun hamlelerle bu mücadeleyi sürdürdü. Hatırlayınız! Atatürk’ün son on yılında Türk budunu için geceleri uyumaksızın gündüzleri oturmaksızın düzenlediği çalıştayların, alanında uzman ve bu uzmanlığı tüm çevrelerde kabul edilen kişilerle yaptığı “DİL, TARİH, COĞRAFYA” çalışmalarının esas hedefi; yeni Türk Devleti’nin tüm kurumlarını Ötüken Töresi temelinde yeniden tesis etmek mücadelesinden ibarettir.

Atatürk’ün bu çalışmalarından en önemlisi şüphesiz: TÜRK TARİH ÖĞRETİSİ’dir. (Türk Tarih Tezi ifadesini bilinçli bir şekilde kullanmadım. Türk Tarihi’nin Ana Hatları kitabında öne sürülen savlar artık tüm bilim çevrelerince kabul görmektedir.) Türk Tarih Öğretisi’nin iki yönü ve niteliği vardır:

Birincisi, Kadim Hitit, Sümer, Saka medeniyetlerinin Orta Asya’dan gelen Türk kavimlerinden olduğu gerçeği ve bu topraklarda yaşayan, biz, Türk çocuklarının, öz varis olduğumuz hakikatidir. Başbuğ Atatürk: “Büyük devletler kuran ecdadımız büyük ve şümullü medeniyetlere de sahip olmuştur. Bunu aramak, tetkik etmek, Türklüğü cihana bildirmek bizler için borçtur.”

İkincisi, Başbuğ’un tüm cihana bildirdiği bu toprakların öz varisi olduğumuz gerçeğini görmezden gelerek, örterek, çarpıtarak Türk’ün varlığına ve vatanına göz diken düşmanların emperyalist hedeflerine set çekmektir. Atatürk: “Milli şuurun ayakta kalabilmesi ve uyanık bulunması için dil ve tarih uğrunda çalışmaya mecburuz.”

 

Her birinin bir yıldız gibi parladığı Atatürk’ün izinden giden Kalperenler’in görevi hakiki Türklüğe erişmek, Türklüğü cihana bildirmek ve Ötüken Töresini Türk’ün şuurunda uyanık tutmaktır. Bütün davamız bundan ibarettir.

Yazımızın başında Başbuğ Atatürk’ün, eski ve şerefli ‘TÜRK IRKI’nı Çin duvarlarını aşıp Çin’e Türk’ün mızrağını tattırdığı devirlere veya Roma’nın, Atilla’nın savaş baltasının ucunda boyun eğdiği şerefli devrilerinden ziyade ‘TÜRK IRKI’nı daha da eskiye Orta Asya’daki Türk kavimlerinin uzantısı olan Sümer ve Hitit medeniyetlerine dayandırması neden önemlidir? Türk Tarih Öğretisi ile sözgelimi Hitit medeniyetinin öz varisi olduğumuz hakikati ile, Atatürk’ün kendi döneminde ve bugün hangi emperyalist tehditler bertaraf edilmiştir? Bu hakikati örtenlerin, bu gerçeğe düşman devletlerin tehditleri devam etmekte midir? Bu konuya geçmeden önce hepimizin ilk cümlesi bildiği ama ilk cümlenin devamının bilmeyerek veya kasıtlı olarak getirilmediği Başbuğ Atatürk Han’ın şu sözü ile başlayalım:

“Türk çocuğu atalarını tanıdıkça daha büyük işler yapmak hususunda kendinde kudret bulacaktır. TÜRK IRKI, Anadolu’da ilk devlet kuran bir millettir; bu ırkın kültür yurdu, ilk zamanlar iklimi müsait Orta Asya idi; iklimi daha sonra değişti. Yüksek bir ziraat hayatına geçen, madenleri kullanmasını bulan bu topluluk göç etmek zorunda kaldı; Orta Asya’dan doğuya, güneye, batıda Hazar Denizi’nin kuzey ve güneyinde olmak üzere yayıldı; gittikleri yerlere yerleşerek bildiklerini oralara yaydılar ve geliştirdiler; bazı yerlerde yerli halk ile karıştılar. Irak, Anadolu, Mısır ve Ege medeniyetinin ilk kurucuları Orta Asyalı brakisefal ırkın temsilcileridir; “biz bugünkü Türkler de onların çocuklarıyız.”

Türk’ün şerefli mazisinden korkup, kendi politik amaçları için Türkçülüğü ırkçılık olarak görenlerle, Atatürk’ün izinden gittiğini iddia edip kendi kimliksiz ideolojisine karşı Türkçülüğü ırkçılık olarak görenlere Atatürk’ün yukarıdaki sözünü bırakıyorum. Bu sözü “TÜRK IRKI”nın şerefini asil kanında hissedenlere hediye ediyorum. Bizlere Türk atalarımızın tanıtan, her zaman daha büyük işler yapmak hususunda teşvik eden Kambabamız Oktan Keleş’in huzurunda diz kırıyorum. Her meselede bize yol gösterdiği gibi bu yazının konusunda da ufuklar açan yazısının linkini buraya bırakıyorum: Hititler, Siyonizm’in Korkulu Rüyası https://www.onaltiyildiz.com/?haber,8353

Günümüzde de emperyalist tarih tezleri yazma gayreti ile Türk’e karşı saldırgan politikalar üretme çabaları görüyoruz. Emperyalizmin karanlık planlarının son örneklerinden biri ile başlayalım üstelik yayımlanma tarihi de manidar. 16 Nisan tarihi, karanlık arka planlarının esas hedefini de göstermektedir:

16 Nisan 2019. BBC News Türkçe haber sitesinde 2 yıl önce yayımlanan ve aynı gün bizim medyamızda da yer alan şu haber dikkat kesilelim: İngiltere’nin en önemli anıtlarından Stonehenge’i inşa edenler Anadolu’dan göç etti. Neye dayandırılıyor? DNA araştırmasının sonucuna göre tespit edildi. Sonuç? M.Ö 6000 yıl önce Avrupa’ya tarımı getiren bu halk ile bu Stonehenge’i inşa edenlerin DNA’larının sözde aynı olduğu anlaşılmıştır. Emperyalist tarih tezlerini üretenler her zaman Aryan ırkın uygar, tarımı bulan ve diğer medeniyetlere de götüren bir ırk olduğunu; Türk ırkının yıkıcı, barbar, göçebe bir ırk olduğu gibi önyargılı bir bakış açısı ile saldırgan tezlerine dayanak aradıklarını hatırlatalım. Bugün DNA şapkasını sahte tezlerine kanıt diye göstererek, şapkalarından yeni tavşanlar (tezler) oluşturmaya çalışmaktadırlar.

Yine BBC News Türkçe deki haberin çıktığı gün, 16 Nisanda, Antik Mimarlar adlı youtube kanalı bu haber ile ilgili içerik üretti. Bu haberde İngiltere’ye gelerek Stonehenge’i inşa eden Britonların Türkiye’den geldikleri ile ilgili video yayımlandı.

BBC News de çıkan haberle aynı gün yayımlanan videoya göre İngilizlerin ataları olan Britonlar, Anadolu’dan Tuz Gölü civarından yola çıkarak İber Yarımadasına ulaşmışlardır oradan da Britanya adasına geçerek yerleştikleri iddası ortaya konulmuştur.

 

BBC News haberine göre M.Ö. 6000 yılında Anadolu’da Britonlar olduğuna göre, Ancient Architects (Antik Mimarlar) videosunda Anadolu, Briton yurdu olduğuna göre Çatalhöyük, Alacahöyük ve Göbeklitepe’yi sözde Britonlar yapmış olmaktadır. Öyle ya! Stonehenge taşlarını dikenler göç eden sözde Britonlar olduğuna göre Göbeklitepe’yi kim yapmış olabilir? İngilizler (!)

Emperyalistler, yüzyıl öncede, sahte tarih tezleri üreterek vekâlet savaşları ile Yunanları ve Ermenileri üzerimize saldırtarak Anadolu’nun gerçek sahiplerini Yunanlar ve Ermeniler görerek Türkleri Anadolu’ya sonradan gelen işgalciler olarak kabul etmediler mi? Türk’ün hafızası gösterdi ki her emperyalist ülke öncelikle bu topraklarda kendisiyle bir soydaşlık bağı yaratmaya çalışmıştır.

Türkiye, Birinci Dünya Savaşı’nda işgaline uğramış olduğu ülkelerin hala hedefindedir.

Öncelikle biz Stonehenge taşlarını kimler dikmiş bir İngilizlere hatırlatalım. Türk’ün hafızası gösterdi ki emperyalistlere onların silahları ile onların anladığı dil ile karşılık vermek gereklidir. Bunların anladığı dil budur.

Royal Bilim Akademisinden ödüllü, Kraliçeden bilim ödülü almış yazar James Fergussone’un 1872 yılında yayımlanan ‘Rude Stone Monuments’ adlı eserinde Fergussone şöyle diyor:

(s.72) …Asya’dan Çin’den başlayarak Tataristan’da, Hindistan’da, İran’da Moğollar, Yunanistan’da Pelasglar, İtalya’da Etrüskler, Avrupa’daki mezarları inşa edenler hep Turan ırkındandı.

(s. 507) …Turanlıların egemen olduğu yerler Aryanların hiçbir zaman yerleşmemiş olduğu yerlerdir. Avrupa’daki Dolmenleri inşa edenler kesinlikle Aryan ırkından değildirler.TURANLI KANI’ ve ‘TURANLI IRKI’ Avrupa’da son dönemlere dek en geniş biçimde yayılmıştır.

(s.508) …Dolmen inşa eden ırk ya da diğer bir deyimle damarlarında Turan Kanı karışan bir ırk dünyanın en uzak köşelerine egemen olmayı sürdürdü. 8. ve 9. yy da İngiltere’de ve Fransa’da 11. ve 12. yy da İskandinavya’ya egemen oldu bu ırk.

 

Eminim ki bu yazıyı okuyan birileri Britanyalı James Fergussone’un ‘Taş Anıtlar’ ile ilgili eserindeki ‘TURAN IRKI’  kelimelerinden; övüne övüne bitiremedikleri Stonehenge taşlarını dikenlerin aslında ‘TURAN KANI’ taşıyan bizim ırkdaşlarımız olduğunu belgeleri ile ortaya koyan Britonlu Fergussone’un sözlerinden rahatsız olmuşlardır.

 

Emperyalist tarih tezlerinin �"Türk’ün şuuru uyanık tutulmazsa- nasıl olumsuz sonuçlar doğurabileceğini, Türk Tarih Öğretisi’nin bu saldırgan tarih tezlerine nasıl set çektiğini, Türk’ün ölüm kalım savaşının yaşandığı yıllardan örnekler vererek inceleyim. 

 

1915 yılında Alman Doğu Masasında görevli (Alman İstihbaratçısı) Hrozny, İstanbul Arkeoloji Müzesinde Hitit dilini okumayı başardığını ve Hitit dilinin Hindo-Cermen olduğunu açıkladı. Yani Hitit dilinin, Hint-Avrupa Dil Ailesinin Cermen kolundan olduğunu açıkladı. Hrozny, 24 Kasım 1915’de, Berlin’de, Ön Asya Kurumu üyeleri önünde yaptığı konferansta “Hititlerin Dili, Yapısı ve İndo-Cermen Dil Ailesinden Oluşu” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. 

 

Yıl 1915 dikkatinizi çekmek isterim. Türk; Çanakkale’de ölüm kalım savaşındayken, Sina ve Yemen çöllerinde erirken, Sarıkamış cephesinde donarken, kendisinin olmayan Galiçya cephesinde sahte tarih tezi ile kuyusunu kazan sözde müttefikinin (!) yardımına koşarken Alman emperyalizmi Hitit dilinin Hint-Avrupa dillerinden üstelik Cermen koluna mensup olduğunu dünyaya duyuruyordu.

 

Almanlara artık yetmeyen topraklarında yeni ‘yaşam alanı’ arayan Alman emperyalizmi savaştan sonra sömürgeleştirmek istediği Anadolu’ya Almanları yerleştirmek için hazırlık yapıyordu. Bunun için ilk olarak 1870’lerden itibaren aralıksız Hitit Medeniyeti ile araştırmalar yapmaya, birbiri ardınca kazı ekipleri göndererek kendi emperyalist hedefleri için kayaların altında soydaşlık bağı aramaya başladı.

 

Bugün tüm askeri uzmanlar ve tarihçiler şunda hemfikirdir: ÇANAKKALE SAVAŞI BİR GÜNDE BİTEBİLİRDİ. Düşmanın karaya ayak basamadan imhası için hazırlanan Türk savaş planları, bizzat Alman Genelkurmayı tarafından değiştirilerek, düşmanın kıyıya çıkıp yerleşmesine izin veren Alman savaş planı yüzünden yüzbinlerce Mehmetçik şehit oldu! Alman emperyalizmi, bilerek ve isteyerek, özellikle uzattıkları bu savaşlarla hem batıda kendisine saldıracak kuvvetleri Türkiye’nin üzerine gönderdi hem de yüzbinlerce Mehmetçik’i şehit edip Anadolu’yu boşaltarak Almanları yerleştirmek için hazırlık yapmaktaydı. Hem zaten Hrozyn ve Alman arkeologları ispatladıkları Hitit dilinin Cermen olması Anadolu’nun Cermen yurdu olduğunun sözde ispatı idi (!). Sahte tezleri ile hazırladıkları kılıf çoktan hazırdı.

 

İşgal ile ihanet (Alman emperyalizmi) arasında yok olma tehlikesi geçiren Anadolu Türk’ü Türk Kurtuluş Savaşı’nda da Yunan ve Ermeni tarih tezleri ile savaştı. Kendilerini asıl sahipleri(!), Türk’ü işgalci gören, Türk’ü dünyaya barbar olarak gösteren bu tezler yüzbinlerce Mehmet’in kadim topraklarını sulayarak Anadolu’nun asıl sahiplerinin TÜRKLER olduğunu dosta düşmana gösterdi. Kurtuluş Savaşı’nın hemen ardından mavi gözlü Türk Bilge Kağan, emperyalist saldırıların gerekçelerini çok iyi analiz ederek , TÜRK TARİH TEZİ çalışmaları ile emperyalistlerin asılsız tezlerine karşı savunma savaşını başlattı.

Başbuğ Atatürk, Türk Tarih Öğretisi ile Türk Tarihini Sümer, Elam, Akad, Hitit, Hatti gibi uygarlıklarda Türk varlığını; arkeolojik, dilbilimli, yazıbilimli kanıtlara dayanarak ortaya koymaktadır. 1923’de Adana’da yaptığı konuşmada:

Bu memleket tarihte Türk’tü, o halde Türk’tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır. Gerçi bu güzel memleket eski asırlardan beri çok kere yabancı istilalarına maruz kalmıştı. Aslında Türk ve Turani olan bu ülkeleri İraniler zapt etmişlerdi. Sonra bu İranileri mağlup eden İskender’in eline düşmüştü. Onun ölümüyle memleketler taksim edildiği vakit Adana kıtası Silifkelilerde kalmıştı. Bir aralık buraya Mısırlılar yerleşmiş, sonra Romalılar istila etmiş, sonra Doğu Roma, yani Bizanslılar eline geçmiş, daha sonra Araplar gelip Bizanslıları kovmuşlar; en nihayet Asya’nın göbeğinden tamamen kaynayan Türkler soyundan ırkdaşlar buraya gelerek memleketi eski ve asli hayatına iade ettiler. Memleket en nihayet, yine asli sahiplerinin elinde karar buldu. (Atatürk’ün Bütün Eserleri Cilt 15)

 

Medeni Bilgiler ve M. Kemal Atatürk’ün El Yazıları kitabında… (s.30)

Bundan en aşağı 7 bin sene evvel Mezopotamya’da ilk insanlığın uygarlıklarından birini kuran Sümer, Elam ve Akad kavimlerinde demokrasi prensibi tatbik olunmuştur. Gerçekten de bu Türk Kavimler müttehit (birleşik) bir Cumhuriyet oluşturmuşlardır. Bundan sonra Atina ve Isparta gibi Yunan şehirleri bir tür demokrasi ile idare olunurlardı. Roma dahi demokrasi hayatı yaşamıştır.

Türk milleti en eski tarihlerinde, meşhur kurultayları ile ve kurultaylarda devlet reislerini intihap etmeleri (seçmeleri) ile demokrasi fikrine ne kadar merbut (bağlı) olduklarını göstermişlerdir.

 

ANALİZ: Başbuğ Atatürk; Sümer, Elam ve Akad kavimlerinin TÜRK KAVİMLER olduğu belirtmektedir. Bu Türk Kavimler en aşağı 7 bin yıldır bu topraklarda olduğu sözü ile daha da öncesinde burada var olan medeniyetlerin bu Türk Kavimlerinin ön Türkleri olduğunu vurgulamaktadır. Daha da ilginci ‘Birleşik Cumhuriyet’ oluşturmuş bu Türk Kavimlerin demokrasi ilkelerine bağlı Türk Töresine uygun kurultayları ile devlet reisi seçimi yapmaları vurgusu dikkat çekicidir. ‘Cumhuriyet Rejimi’nin sanıldığının aksine Fransız devriminden alınma ve dönemin şartlarına uygun olarak getirilmiş yabancı bir rejim olmayıp bizzat kadim Türk medeniyetlerinde var olan bir rejim olduğu belirtilmektedir. ‘Bundan sonra Atina ve Sparta gibi Yunan şehirleri bir tür demokrasi ile idare olunurlardı.’ sözü ile Atatürk bu kavimlerin, övündükleri demokrasi rejimlerinin aslında, Türk Töresine uygun demokrasi ile yönetilen Türk Kavimlerinin Cumhuriyet rejiminden alındığını belirtmiştir.

 

Türk Tarih Öğretisi’nde Atatürk Anadolu’daki Türk varlığını Hititlilere dayandırmaktadır. 1931’de yayınlanan Lise Tarih kitabında… (s.127-128)

1. MEMLEKET İSİMLERİ VE VASIFLARI: Etiler (Hititler) Anadolu’ya Hata adını vermişlerdir. Hata, Çin’in kuzeyindeki ülkelere dahi öteden beri Türkler tarafından verilmiş olan isimdir.

2. HALK VE DİL: Küçük Asya halkı Hitit ve benzeri isimlerle tanıttırılmış Hata Türkleridir. Bunlar tarih öncesinde Orta Asya yaylasından batıya yapılan göçlerde buraya gelmişlerdir. Sümerlerle ve Elamlarla akrabadırlar. Nitekim Ege Denizi’nin ve bunun batısındaki kıtanın ve Trakya’nın dahi ilk sakinleri aynı köken ve ırktandırlar… Genellikle Anadolu halkına Etiler (Hitit) denir.

Etilerin esas dilleri de Elamlıca, Sümerce gibi Türkçe asıldandır. Etilerin dili Sami veya Hint-Avrupalı değildir.

Etilerin Anadolu’ya yerleştikleri devir Sümerlerin Mezopotamya’da yerleştikleri devirden sonra değildir. Bunlar, Orta Asya yaylasından batıya göç eden kütlelerin önünde gidenlerden biridir.

 

Bakınız. Şimdi dikkat edelim. Türk Tarih Öğretisi 1932 yılında tartışmaya açılmıştır. Bazı kişiler bu teze karşı çıkmışlardır. Kimdir bunlar? İstanbul Üniversitesi (Darülfunun) Profesörlerinden Avram Galanti (Musevi asıllı bir Türk vatandaşı) Türk Tarih Tezinin Hititler ile ilgili bölümüne itiraz etmiştir. İtiraz noktalarına bakalım neler söylüyor Avram Galanti ve itirazlarını hangi kaynaklara dayandırıyor?

Hititlerin Menşei: Hititlerin kökeni hakkında Cambridge böyle söylüyor: Asyalı bir kavim midir? Hazar denizinin ötesinde bulunan Alarotlar mı? İran’ın yahut Hindo-Avrupai’nin öbür tarafında yaşamış bir kavim mi? Şimdiki noktainazara (görüşe) göre bunların menşei (kökeni) Mezopotamya’nın şimaligarbi (kuzey batısı) ve Toros’tur. (The Hitites History of forgotten empire, B. 131. London 1925)

Kaynak olarak neyi gösteriyor Avram Galanti? Cambridge Üniversitesi, London

 

Hititlerin Lisanı: Hititlerin dilinde ‘Sami tesiri’ görünüyor ve Hindo- Avrupai tesiri görülmüştür…. Hrozny, Ot Forrere göre iptidai (ilk) Hindo-Avrupaice ve bilhassa latince ile münasebetleri vardır. (Cambridge, B 252, Cilt 2)

Hititlerin dilinde Sami tesiri var diyen Musevi Avram Galanti’i kaynak olarak kimi göstermiştir? Cambridge. Dikkat edilirse Türk’e düşman Alman emperyalizmine uygun tez üreten, Hitit dilinin Cermen olduğunu iddia eden Hrozny de atıf yapmaktadır.

 

İhtar: Bundan dört yıl evvel Anadolu’da hafriyat (kazı) yapan iki Alman Hititçenin Hindo-Avrupai zümresine mensup olduğuna dair yazdıkları raporu Maarif Vekâletimize (Eğitim Bakanımıza) vermişlerdir. Bir de ihtar veriyor Avram Galanti? Kime ihtar vermektedir? Türk Tarih Tezine karşı uydurulmuş delilleri hatırlatarak aslında Atatürk’e ihtar vermektedir. Kaynakları Cambridge, atıfları Hrozny olan ve Hitit dilinde ‘Sami tesiri’ görülüyor diyen Avram Galanti Türk Tarih Öğretisine ihtar vermiş (!)

 

Kökü dışarda hedefi Türk’ün kendisi olan bu saçma iddialara dönemin Çanakkale Mebusu Sami Rıfat Bey tarafından bugün dahi çürütülemeyen delillerle yanıt verilmiştir: Şimdi Etiler (Hititler) mevzusuna geçiyoruz der.  Garp lisancılarının (Batı dilcilerinin) Hititçeyi Hindo-Avrupai zümreye katmak için gösterdikleri çabaları dikkat çeker ve örnekler vermeye başlar. Verdiği bu örnekler bu güne kadar yanıtlanabilmiş değildir. Diyor ki: Hitit dilinde varsayalım ki 5-10 tane Hint-Avrupa ile ortak söz buldunuz ve buna dayanarak dediniz ki Hititler Türk değil Hint-Avrupalıdır. O zaman Selçukluları da Osmanlıyı da Türk saymayabiliriz. Mesela Osmanlı dilinde yüzde 90 Arapça ve Farsça sözcük var. Selçuklu devlet yazışmalarında Farsça egemendir. Aynı mantığa göre Selçukluğa Fars, Osmanlı’ya Arap mı diyeceğiz? Sami Rıfat Bey Avram Galanti’nin itirazlarını dil çözümlemeleri ile de tek tek çürütmüştür. Hitit dilinde ‘Elma’ sözcüğünün Hint-Avrupa dil ailesinden olduğunu ileri süren Galanti’ye Sami Rıfat Bey aynı sözcüğün Türkçe karşılığınında bulunduğu göstererek tek tek Avram Galanti’nı iddaalarını çürütmüştür. Tabi ki asıl yenilen Cambridge ve Alman emperyalizmi olmuştur. Biz de buna bir örnek gösterelim. Orta Doğu Teknik Üniversitesi yayınlarından editörlüğünü İlker Koç’un yaptığı “Hititler” kitabından bir örnek:

 

Baba kelimesinin Hititçe yazılışına bakınız. Baba kelimesinin okunuşu: AT-TA-AŞ

Anne kelimesinin Hititçe yazılışına bakınız. Anne kelimesinin okunuşu: AN-NA-AŞ

Uzun bir süre dil bilimciler Hitit yazılarının soldan sağa mı yoksa sağdan sola mı okunacağına kadar veremediler. Bu iki kök kelimenin sağdan sola okunuşlarında ‘Asena’ ve ‘Aşite’ kelimelerine benzerlikleri dikkat çekicidir. Bildiğimiz gibi ‘Asena’ ve ‘Aşite’ soyları Göktürk Kağanlığı’nın ve eski Türk halklarının kurucu ve koruyucu kutlu Türk soylarıdır. Başlı başına Anne kelimesinin okunuşunun soldan sağa “AN-NA-AŞ” olması başka hiçbir dilde 'anne' kelimesine okunuş benzerliğinin olmadığını düşürsek başlı başına 'anne' kelimesi yeterli kanıt olacaktır.

 

 

16 Nisan 2019’da Anadolu’nun yerlileri Britonlulardır diyerek, öz vatanımız üzerinde Türk Irkını işgalci göstererek, yeni paylaşım savaşlarına hazırlanan emperyalistlere karşı Başbuğ Atatürk’ün Türk Tarih Öğretisi tek başına karşı koymaktadır. Geçmişte aynı gerekçelerle aynı tezlerle işgal edilmiş Türk Irkı’nın kadim vatanını ne büyük bedeller uğruna kurtardığımızı unutmamak, unutturmamak zorundayız. Türk Töresine dönmek, Atatürk’e dönmek tek çaremiz! Kambabamız Oktan Keleş’in dediği gibi ‘İstikbal Köklerdedir!’

 

“Bir de şunu iyi bilmek lazımdır ki, kadim etilerimiz, Atalarımız, bugünkü yurdumuzun ilk ve otokton sakini ve sahibi olmuşlardır. Burasını binlerce yıl evvel ana yurdun yerine öz yurt yapmışlardır. Türklüğün merkezini Altaylardan, Anadolu-Trakya’ya getirmişlerdir. Türk Cumhuriyeti’nin sarsılmaz temelleri bu öz yurdun çökmez kayalarındadır.

Bu mukaddes yurdun öz varisi Türkiye Cumhuriyeti’nin yılmaz harisi o büyük, yüksek, ASİL TÜRK KAVMİNİN bugünkü genç ve dinç çocuklarıdır; biziz.”

Başbuğ Gazi Mustafa Kemal Atatürk

Var olsun TÜRK IRKI!

Ali Erim

E-mail: ali_erim@hotmail.com

Twitter: @AliErimGoktug 



Bu haber 5,523 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler


    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,820 µs