En Sıcak Konular

Türk Kültüründe Giyim Kuşamın Önemi

24 Haziran 2020 00:49 tsi
Türk Kültüründe Giyim Kuşamın Önemi "Altın Elbiseli Adam ve Manyak Örneği" 1

Türk Kültüründe Giyim Kuşamın Önemi 

"Altın Elbiseli Adam  ve Manyak Örneği"  1

 

           Tanrı öyle buyurduğu için, bahtım, talihim olduğu için, ölecek halkı diriltip doyurdum. Çıplak halkı giyimli kıldım, fakir halkı zengin kıldım, az halkı çok kıldım, güçlü devleti olandan, güçlü hakanı olandan daha iyi kıldım.

 Bilge Kağan Atamız, töreden ayrılmanın bedelinin neler olacağını, nesiller boyu hatırlatmak için, taşlara kazıtmış.Unutmayalım diye.

          Giyim kuşam bir milletin kültürel, sosyal yaşamını yansıtan görsel bir alandır. İnsan ve toplum hayatında elbise; günlük giyim ve tören giysileri olarak ikiye ayrılır. Türk  kültüründe, günlük giysilerde tören giysileri kadar zengindir. Ancak tören giysilerinin kutsal bir niteliği vardır. Bu nedenle giyimin yanında kuşam kavramı oluşmuştur. Kuşanmak, kuşatılmak, bezeme, donatma gibi kavramlar, Türkler için toplumsal, bireysel gelişmeye, ussal erişmeye ve ruhsal olgunlaşmaya  hak kazanmakla ilgili kavramlardır. Bu kavramlar etrafında oluşan törenler, bireyin yetiştirilmesinde, Milli bilince eriştirilmesinde  inisiyasyon (erginleme, olgunlaştırma) sağlar. Diğer anlamda kişiyi mevcut durumundan bir sonraki durumuna, statüsüne hazırlayan geçiş törenleridir.Bu törenler doğumla başlar ölümden sonrada (Atalar kültü) devam eder.

Bu çalışmada daha çok tören giysileri üzerinde durulmuştur.

 

 

-Doğumda;  şölenler, ad  törenleri, beşik toyları

-Çocukluktan erginliğe, bayanlar için baş bağlama, erkekler için kılıç kuşanma, askere uğurlama törenleri

 -Erginlikten yetişkinliğe, ocak kurma, düğün  törenleri, gelin damat donatmaları, Ant törenleri

-Yetişkinlikten bilgeliğe, kaftan, zırh, cübbe, taç takma törenleri vb.

          Tüm bu törenler içinde kişiye giydirilen giysiler, donatılan unsurlar, geçiş yaptığı sürecin sorumluluğunu ve gerekliliğini üzerine almasını ve taşımasını temsil eder. Yuğ törenlerinde de kişinin ölüm sonrası uçmağına hazırlanmasında aynı anlayış söz konusudur. Uçmağ göğe yükselme, Türkler için bir erişme sürecidir. Atalarımız yuğ törenlerinde değerli eşyaları, atları, elbise ve mücevherleriyle gömülürdü.Yılın belli zamanlarında ulu ataların hatıralarına Ululama (anma) törenleri yapılırdı.Bu törenlere tüm budun, temiz ve güzel giysilerini giyinerek katılırdı.

 

Naaşları konan mezarın

İçini gümüş ile

Dışına altını sürerek

Yüzyıllar boyunca bozulmaz

Sonsuza dek yıpranmaz,

Taş sarayı yaparak,

İçine onları defnedip döndük.

(Maaday-kara destanından)

 

            Fiziki yönden ve ruhen bireyin topluma uyumlanması süreçlerinde, ritler (kişiye özel tören) mutlaka yapılmalıydı.Bir tiginin kendi adını almak için  çaba göstermesi, toplumsal görevlerinde başarı gösteren veya bir kahramanlık yapan kişiye alp, kağan, bahadır gibi unvanlar verilmesi gibi törenler, toplumu ve bireyi diri tutan, dinamik  yapının korunmasını sağlayan törenlerdi.Türk toplumunda bu unvanlar sadece erkeklere değil kadınlara da verilmiştir. Oğuz Kağanın annesinin adı Ay kağandır.

 

Törenlerin önemiyle  ilgili Metin And'ın yaklaşımı:

          Toplu gösteri ve törenler toplu gerçekleri canlandırır. Ritüellerde topu gösterilerdir.Bir arada yapılır, katılanları canlandırır,kışkırtır, korur,yeniden yaratır. Kişiye kutsal olguları, olayları, nasıl davranacağını öğretir. Bireyler birlik içinde yerlerini ve topluluk bakımından duygularını yenilenmiş olurlar.(Oyun ve Bügü, Yapı kredi yayınları, 2003,istanbul)

 

 

          Türk kağanları, söz sahibi kişiler, budunun önde gelenleri, toplumsal idari veya askeri görevlerine hazırlanırken zorlu süreçlerden, eğitimlerden geçerlerdi. Bu sürecin sonunda veya görevine hazırlanırken törenle giydirilen  elbiseyle görevini devralır, başarıları veya zaferleri onuruna toylar düzenlenirdi.

          Tengri'nin Türk'ünde, Şerliler İstanbul'u işgal etme planlarıyla harekete geçtiklerinde Türk ordusu TMT  karargahında hazırlıklıydı. Adem beye görevi için özel hazırlanmış, Okyay Pusatı kuşandırıldı. (kültür kodu değişmez)

 

          Altay destanlarından, Er Samır destanında, kahramanın üstünlüğü fiziksel özelliklerinin yanında giyim kuşamı ile anlatılmaktadır. Kozın Erkeş destanında, bahadırın, altmış sekiz halkalı altın kuşak, ay nakışlı- bronz nakışlı, zırhlı giyecekler, doksan bronz düğme"gibi elbisesinin özellikleri savaşçı, alp özelliğinin işaretidir.

(Dilek, İbrahim,  Altay Destanları,TDK Yayınları(2002), Ankara )                  

            Dede Korkut anlatmalarında gördüğümüz Türk beyleri arasında (Kazan Han, Bahadır Han) kaftan, cüppe, cuha gibi gibi giyim unsurlarının hediye olarak alınıp verilmesi bir onurlandırma, manevi yönden töreyi paylaşma, denklik, gibi anlamlar içerir. Günümüzde devlet protokollerinde de sık rastlanan ritüellerdendir.

           Kağanlık törenlerinde, tahta çıkan kağan donatılır, halı üzerinde 7 defa göğe kaldırılırdı. Yukarı yükseltme ritüelleri Gökle bağ kurmayı, Tengri'den kut almayı,  Tengrisel güce  erişmeyi  simgeleyen ritüellerdendir. Günümüzde asker uğurlamalarında askerlerin omuzlar üstünde taşınarak, üst üste havaya atılması bu ritüellerden kalan mirasımızdır. Oynadığımız Halk Oyunlarımızın içinde yukarıya yükselerek yapılan hareketlerin kökeni bu  arkaik bilgilere dayanır. Diğer bazı ritüeller içinde, Türk  kağanları  veya  kamlar, sabah gün doğumunda yüzlerini doğuya döner, diz kırarak 3 defa güneşi selamlardı. Bu güneşin tözüne saygının  bir ifadesiydi. Gelin olacak kızların evlenmeden bir gece önce törenle yüzleri Ay'a döndürülürdü. Divanı Lügat-it Türk'te dolunayda elini aya doğru uzatmanın sakıncasına dair bilgi yer almaktadır. güneş altın, ay gümüş elementleriyle birlikte anılmış, asırlarca Türk giyim kuşamını süslemiştir. Bilimsel veriler arttıkça  kozmik unsurlarla  (manyetik ve enerji   boyutu)  bu ritüellerin ilişkisi daha net anlaşılacaktır. Bu törenlerde seçilen kişi, kendisine emanet edilen kutsal görevini, veya yeni konumunu  giyim kuşam yoluyla almış ve duyurmuş olur. Bu yönüyle giyim kuşam bir antlaşma yazılı olmayan yasa, görsel bir metindir.

          Dini törenler içinde Anadolu Bektaşi geleneğinde, tac giyme önemli bir semboldür.

           İki dilimli Elif Tacı, olgunlaşma sürecinin tamamlanmasından sonra  törenle giydirilirdi. Tacı giyebilmek  için nefsin  kötü huylarından arınmış olmak, belli bir olgunluğa (7 nefs mertebesi) ulaşmış olmak gerekiyordu. Bütün tören giysileri için bu geçerli bir kuraldır.

Müddesir Suresi 3.Ayet:Sadece Rabbini yücelt  4. Elbiseni temizle 5. Pislikten sakın

          Töremiz içinde, bedensel ve ruhsal bir arınma (yunmağ) sürecini kapsayan erginleme törenlerini; (Kambala 4' te  1:22 dk) altın kalpli, çelik iradeli, demir kanlı olmanın erdemini, Türk kağanlık sistemi ve bu sistemin önemiyle anlamalıyız. Altının arındırma, şifa verme, bozulmama, çeşitli ışınlardan koruma gibi özelliklerinin kişiye kazandırılması, manevi yönden, altın elbiseyi giyme, kalbin simyalanması (kötülüklerden temizlenmesi, parlaması) manasındadır.Bu da töre içinde mayalanmakla, birlik beraberlik içinde töreyi yaşatmak ve sürdürmekle ilgildir.

          Sultanımız, katıldığı bir programda https://www.youtube.com/watch?v=1nBql4fiIUYBu Osmanlı'da Tılsımlı Gömlekler ile ilgili yaptığı açıklamalarda bu gömleklerin bir doktrin  olduğunu vurgulamış, şehzadelerin kendilerine özel olarak hazırlanan tılsımlı  gömlekleri olduğunu, örneklerle göstermiştir. Osmanlı'da   şehzadelerin ve Ulu Önderimiz Atatürk'ünde Bektaşi dualarıyla Ak sakallılar tarafından kılıç kuşandırıldığını anlatmıştır.Türk töresi özü itibariyle her zaman korunmuştur.

           Kılıç kuşanmayla ilgili Nuray Bilgili hocamızda, Türk töresinde "Kur" denilen tokalı kemerlerin  takılmasından söz etmektedir. Türk Ant törenleri içinde takılan "Kur" takma anlayışı ve törenleri zamanla yerini, "kuşak kuşanma" törenlerine bırakmıştır. Kur törenleri daha çok askeri nitelikte  törenlerdir.

          Bu kemeri takan Türk alpleri, kazandıkları  her bir zafer için kemerin üzerine altın bir sarkıt takarlardı.Anadolu'da kadın başlıklarında kadınların her çocuk için başlarına bir altın takmasının kökeninde bu anlayış bulunmaktadır. Kemer tokalarına, başlıkların ortasına değerli taşlar ve semboller konulması eski geleneklerimizdendir. Osmanlı padişahlarında da bu gelenek devam etmiştir. Başlıklarına taktıkları elmas veya zümrüt gibi taşların, bazı manyetik etkileri (nazar vb.) bozduğu ve olumlu etkileri için takıldığını biliyoruz.

 Nahl Suresi 81. Ayet: Allah, sizin için yarattığı şeylerden gölgeler kıldı. Dağlarda da sizin için barınaklar-siperler kıldı, sizi sıcaktan koruyacak elbiseler, sizi savaşınızda (zorluklara karşı) koruyacak zırhlar yarattı. İşte O, üzerinizdeki nimetini böyle tamamlamaktadır, umulur ki teslim olursunuz.

          Kutsal kitabımız Kuran'da, sıcaktan ve zorluklardan koruyucu  zırhların, giysilerin nimetler olarak anlatılması, maddi-manevi ya da fizik-metafizik boyutta değerlendirilebilir. Türklerin törelerinde saklanmış kutsal bilgiler, Altın elbiseli adam örneğinde de görüleceği üzere koruyucu bir zırh veya düşmanını (rakipler, şerliler) fizik, metafizik ve psikolojik olarak güçsüz bırakacak bir ilimle yapılmış olmalıdır.  Bu giysilerin  gösterişle ilgisi yoktur. Özel bir amaç ve kutsal bir görev için giyildikleri için üzerlerinde ki her parça, sembol, renk vb. unsurların ayrı ayrı anlamları ve etkileri bulunmaktadır.Giyen içinde (görev) psikolojik bir motivasyondur.

          Türk giyim kuşamında tören giysileri içinde çok fazla kullanılan altının bu bağlamda önemli bir element olduğu ve manyetik boyutta koruyucu bir kalkan görevi gördüğü ile ilgili  bazı bilgiler:

          "Altın olmasaydı Ay'a gidilemezdi. Çünkü altın etkili bir yansıtıcıdır. Güneş'in yakıcı ısısını yansıtır. 0.15 mm kalınlığındaki altın tabakalar, radyasyon kalkanı olarak uzay mekiklerinde kullanılmaktadır. Güvenli uzay seyahatleri için esastır.

          Astronotların altın kaplı başlıkları, onları radyasyonun öldürücü etkilerinden koruyarak uzayda güvenli çalışmalarını sağlar. Altın, aynı zamanda termik enerji ve ısı için mükemmel bir iletkendir. Örneğin %35 altın içeren bir alaşım, ısının 3300 dereceye ulaşabildiği uzay mekiklerinin ana motorlarının enjektörlerinde kullanılır. Altın alaşımı yüksek ısılara karşı koruma sağlayan en dayanıklı ve uzun ömürlü materyaldir."

          Altın, gümüş ve doğal taşlardan yapılan unsurları takmak, üzerinde taşımak, rastgele değil bilgiye dayanır. Örneğin; İnanın göbek bağının dünyaya gelişi ile ilgisi bulunduğu ve bazı kadim öğretilerde  ruhun bedenle bağlı olduğu enerji merkezinin göbek bölgesi olduğu anlatılmaktadır. Halk kültürü içinde, bu bölgenin korunması için çeşitli metal ve madeni taşlı kemerlerin bağlanması,  kalın kumaşlarla sarılması, kuşak dolanması geleneği, asırlarca sürdürülmüş ancak günümüzde bu geleneğimiz neredeyse unutulmuştur.Bu konuda söylenceli kültürümüzde birçok nasihat verilmiştir.

          Bazı kaynaklarda, Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed'in açlıktan dolayı karnına taş bağladığı rivayet edilmektedir. Rivayetin doğru olduğunu kabul ederek, başka  nedenleri de olabilir miydi? diye bir soru geliyor akıllara. Hakikati  yüce Allah ve sevgili peygamberimiz bilir.

          Tüm bu uygulamalarda bir denge ve gereklilik söz konusu olmalıdır. Halk bilgisinin yerleşmesi ve gelenekselleşmesi asırlar süren tecrübelerin sonuçarına göre oluşur. Astronotların taktıkları altın kaplamalı başlıkların mantığını atalarımız asırlarca önce anlayarak takmış, günlük hayatlarında da kullanmışlardır. Fakat ekonomik boyutta sosyal kültürel değişimlerle altın saf haliyle kullanılamadığından, başlıklarda demir, bronz, gümüş örnekler yaygınlaşmıştır.

     

                          

Yörük Türkmen Giyimi başlıklar

 https://tr.pinterest.com/haticezeynepkos/y%C3%B6resel-k%C4%B1yafetler/

           Türk giyim kuşamı içinde kullanılan altın, gümüş, bronz kemerler, kemer tokaları, doğal taşlar, başlıklar, zırhlar, boyuna takılan göğüslükler, yuvarlak metal demir unsurlar vb. birçok biçiminin asırlarca kullanıldığı resimlerdeki örneklerde de görülmektedir. Bu unsurlar bir çok kültürde görülebilir. Ancak zamanda derinlik, mekanda (coğrafya) yaygınlık ve çeşitlilik açısından Türk kültürü devasa bir hazineye sahiptir.

 

 

https://fundayanar.blogspot.com/2010/07/geleneksel-kyafetlerimiz.html      

          Bu metallerin, koruma, temizleme, dengeleme  özelliğini göz önüne alarak, "Kafesteki Cenin" konusu ile ilgili giyim kuşam üzerinden bazı sorular sorabiliriz.

 

          Bel ve göbek  bölgesini saran altın ve gümüş kemerlerin, hem anneyi hem bebeği radyasyon ve diğer zararlı etkilerden koruyucu bir kalkan görevi gördüğü çok eskisen beri biliniyor muydu? Atmosfer dışında bile çok güçlü koruyucu etkileri varsa inasanda (hücre, kan,sinir sistemi vs.) etkileri neler olur? Aynı durum başa takılan başlıklar içinde geçerlidir. Doktor koldaşlarımız yorumlarında, tıp alanında hastanelerde kullanılan plakalardan bahsetmişlerdi. Zararlı etkileri önlemek amacıyla insan vücudunu koruyucu bu plakaların yaptığı görevi, asırlardır   kullanılan bu metal takılar yapmış olamaz mı?  Sadece birey bazında değil,  budun bazında, binlerce insanımızın bu takıları kullandıklarını düşünelim. Atmosfere bu unsurlar, ne gibi etkilerde bulunuyordu acaba? Aynı  durum başlıklar içinde geçerlidir. Yüzlerece yıl bu geleneği sürdürmüşler kutlu atalarımız.

          Deccali sistemin, doğal kaynaklara ve denge unsurlarına çöreklenerek, bütün doğal maden ve değerli elementleri ellerinde tutmaları insanlığı bunlardan yoksun bırakmaları, negatif elektro manyetik alanlarla dünyamızı ve bedenlerimizi bozgunculuğa uğratmaları birazda İnsanın "unutan" olması ile ilgili değil mi?

Kuran'da demir ve bakırla ilgili ayetlerden neler anlamalıyız? bozgunculuk yapan  kavimlerin amacı, insanlığa bu metallerin hakikatini unutturarak seti yıkmak mı? Demir ve bakır alaşımı ne ifade ediyor? Süleyman peygamberin emrine rüzgar ve sel gibi akan Bakır membaı nelere hükmetmek için neden verilmiş olabilir?

Kehf 96. Ayet: Bana, demir kütleleri getirin." Nihayet dağın iki ucunu denkleştirdiği vakit: "Ateş yakıp körükleyin" dedi. Demiri bir ateş koru haline getirince. "Bana erimiş bakır getirin üzerine dökeyim" dedi. 97. Artık Ye'cuc ve Me'cuc bu seti ne aşabildiler ne de delebildiler.

Sebe 12. Ayet: Süleyman'ın emrine de rüzgarı verdik. Sabah gidişi bir aylık, akşam dönüşü bir aylık yol idi. Erimiş bakır menbaını da ona sel gibi akıttık. Hem Rabbi'nin izniyle elinin altında cinlerden de çalışan vardı. Onlardan da kim emrimizden dışarı çıkarsa ona ateş azabından tattırırdık.

          Altın elbiseli adam konusuna geçmeden önce, Sultanımızın, Gizlenen Hakasya Raporu: Altın Boynuz https://www.onaltiyildiz.com/?haber,4281 yazısını hatırlamak yararlı olacaktır. Zihinleri alt üst eden bu bilgilerle, konulara bakmak daha isabetli olacaktır.

          Kadim Türk tarihine ve kültürüne ömrünü adamış olan Okyay Kağanım başta olmak üzere, emeği geçen herkese, bütün hocalarımıza, kıymetli koldaşlarıma, onaltıyıldız ailesine, kalbi sevgi saygı hürmetlerimle.

 

Fatma KIZIK

 

Not: Sitenin yoğunluğunu göz önünde bulundurarak, yazıyı birkaç bölüm halinde paylaşmanın  daha doğru olacağını düşündüm.Bu nedenle başlıkta yer alan diğer konular; "Altın Elbiseli Adam" ve kamların giydiği  "Manyak" konusu, yazının devamı olarak paylaşılacaktır.Sizlerinde katkılarıyla unutulan, eksik kalan yerler tamamlanacaktır.Sabırla okuyan herkese şimdiden teşekkür ederim. 

 

 



Bu haber 2,588 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,879 µs