En Sıcak Konular

Altına Olan Güven Kayboluyor

11 Kasım 2011 09:35 tsi
Altına Olan Güven Kayboluyor Altın Güvenli Yatırım Aracı Olma Özelliğini Kaybetti

Önce 16'Yıldız'ın analizine göz atalım: http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=1020

İlgili haber:

Kapalıçarşı'da Cumhuriyet Altını fiyatı yüzde 2,25 değer kazanarak 667 liradan 682 liraya yükselirken, ons fiyatı da 1773 dolarla tekrar zirveye doğru yol almaya başladı. 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı da yüzde 2,53 artarak 99 liradan 101,50 liraya yükseldi. Uluslararası piyasalarda altının ons fiyatı 6 Eylül Salı günü 1.921,05 dolar seviyesine çıkarak rekor kırmıştı. İstanbul Kapalıçarşı'da 24 ayar külçe altının gram satış fiyatında da kapanış rekoru 108,10 lira ile 5 Eylül günü kırılmıştı. Külçe altın, bir sonraki gün içinde 109-110 lira seviyelerine kadar çıkmıştı. Yunanistan'ın ardından İtalya'nın da kriz potasında çırpınmaya başladığı haberlerinin ardından gelen bu yükseliş bir süredir unuttuğumuz o soruyu yeniden duymamıza neden oldu: Altın zirveye mi gidiyor? Daha da yükselir mi? Yoksa yaşanan son yükseliş sadece bir aldatmacadan mı ibaret?

Konunun uzmanına danıştık. Altın ve Para Piyasaları Uzmanı Mehmet Ali Yıldırımtürk altının yol haritasını çizdi...

DÜŞÜŞ TRENDİ YENİ BAŞLIYOR
 Altın piyasasında düşüş trendi bitti mi? Ne düşünüyorsunuz?
Mehmet Ali Yıldırımtürk: Altın fiyatlarında düşüş trendi daha yeni başlıyor.  Daha önce yaklaşık 10 yıldan beri yükseliş trendindeydik. Son olarak Amerikan Merkez Bankası (FED)’in 21 Eylül’deki toplantısında yeni bir parasal genişlemeden söz etmemesiyle beraber artık emtialarda, endüstriyel metallerde, kıymetli metallerde bir gerileme sürecine girdik. Elbette halkın bu noktada daha çok dikkatini çeken bir tasarruf ve yatırım aracı aynı zamanda ve bizim Türk halkının da çok fazla ilgilendiği bir konu. Son dönemde dolar/TL’deki yükselişle beraber çıkışa geçince daha çok dikkat çekmeye başladı. Böyle olunca da artık düşüş trendine geçtiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

AÇIK ARTIRMA SERBEST!
Tekrar yükseliş halinde altın fiyatları sizce hangi seviyelere kadar yükselebilir? 2 bin doların üzeri mümkün müdür? Mümkünse hangi şartlar altında mümkün olabilir?
Bundan 1 ay önceki yorumlarda "2 bin 400 dolar da olabilir, bin 600 dolar da olabilir" şeklinde yorumlar vardı. Sebebi ise özellikle dünyadaki büyük yatırım fonlarının finansal krizle beraber, merkez bankalarının özellikle de gelişmiş ülke merkez bankalarının, ki bunların başında Amerikan Merkez Bankası geliyor, yüklü miktarda likidite sürmesiyle beraber bir enflasyon tehlikesi söz konusu olabilir düşüncesiydi. İşte o likiditeyi eline geçiren yatırım bankaları altın fonu oluşturdular ve uzun müddet altın alarak, ki bu 2008’in son çeyreğinde başladı, fon oluşturdular. Bunların amaçları bu yüksek enflasyon sırasında "biz halkı enflasyona karşı korumak için altına yöneliriz, bu fonları satarız ve kazanırız" şeklindeydi ama beklenen gibi olmadı. Dolayısıyla halk altın almak yerine, borçlu yakalandı krize. Bizde de aynı durum vardı.

ALTIN YÜKSELİNCE ULUSLARARASI PİYASAYA 400 TON SATTIK
Halk bu borcunu karşılamak için ya elindeki altını sattı veya sosyal dayanışma çerçevesinde eşinden dostundan aldığı altınları sattı. Biz o dönemde halktan yüklü miktarda altın geri dönüşü aldık ve bunu da uluslararası piyasalara, İstanbul Altın Borsası vasıtasıyla sattık. Bunun rakamı da resmi olarak 400 ton civarında. Bunları sadece bizde değil, Hindistan, Dubai, Mısır gibi altınla çok iştigal eden ülkelerde de görebilirsiniz. Aynı şekilde o halkların da altın sattıklarını gözledik.

"10 BİN DOLAR OLUR DİYEN BİLE OLDU"
Sonuçta bu yatırım fonlarının hedefini yakalayamadığı görüldü. Fonların pozisyonu işte bu nedenle bozuldu. Uzun süre "altın daha da yükselecek" şeklindeki yorumları gördük. Bunlar dünyada söz sahibi olmuş altın uzmanları, iktisatçılar, piyasa oyuncuları..
Bunlardan bazı yorumlar geldi... "Altın 2 bin 400 dolar olacak, 3 bin 500 dolar olacak, yani artırabildiğiniz kadar artırın. Açık artırma serbest" gibi böyle fiyat tahminleri yapıldı. Hatta 10 bin dolar olur diyenler bile oldu. Tabi buralara gelmesi çok zordu. Netekim 1.922 dolarda eylül ayında yeni bir tarihi zirve yaptıktan sonra buradan geriledi ve 1.575 dolarlara kadar altın onsunun gerilediğini gözledik. Şimdilerde tekrardan 1.725 dolarlara kadar çıktı. Ama son yükselişi tabi o düşüşün bir tepki yükselişi olarak değerlendirmek gerekir. Nitekim biraz daha geriliyor muhtemelen önümüzdeki günlerde veya haftalarda 1550 doları tekrar göreceğiz.

ALTIN GÜVENLİ YATIRIM ARACI OLMA ÖZELLİĞİNİ KAYBETTİ
Bu likidite daralmasıyla beraber dünyada bir durgunluğa doğru gidiş var. Örneğin Hindistan, Çin gibi dünya ekonomisini sürükleyen ülkelerde de özellikle hammadde alışları ve büyüme rakamlarında düşüşler var. Bunlar bir noktada parasal gereksinim getiriyor ve özellikle Avrupa bölgesinde ekonomilerin daralıyor olması ve borçluluk yapısının yeniden yapılandırılmasıyla tasarrufa yönelik bir dönemin başlamış olması, likidite ihtiyacı doğuracağından burada da gerek tasarruf amaçlı veya fon oluşturan bu altın fonlarının satış yapmakta zorlandığın görüyoruz. Altının bundan böyle yükselme güvencesi zedelenmiş durumda. Altın güvenli yatırım olma olasılığını da özelliğini de kaybetmiş durumda. Çünkü dünyada altını geçtiğimiz 20 yıla 30 yıl için değerlendirirsek; normalde ortalama 1 kilo altının dolar bazında yıllık ortalama değeri 12 bin 500 dolar.

Bugüne geldiğimizde 2011’in ikinci yarısında 60 bin dolarlara kadar yükseldiğini gözlüyoruz 1 kilo dolar fiyatının. Bu beş kat anlamına geliyor; normal ortalamanın beş kat üzerinde bir fiyat oluşmuş oluyor. Dolayısıyla altın artık güvenli liman olma özelliğini kaybetmiş bir yatırım aracı olarak görülüyor.

Dünyada 165 ton altın var şu anda. Yine dünyadaki altın madenlerinin Türkiye de dâhil olmak üzere üretimi de yıllık 2500 ton. Altın üstelik kullanıldıkça yok olan bir emtia değil veya bir maden değil, sürekli tabiatta olan bir metal. Geri dönüşümü de var.

GENÇLER İÇİN ALTIN SADECE BİR TAKI
Genç jenerasyon altını sadece takı olarak kullanıyor, pek tasarruf yapmıyor.
O daha çok telefonunu değiştiriyor, cd alıyor veya elektronik bir cihaz alıyor bu tür harcamalarına daha çok önem veriyor. Bir de son dönemde bankaların yüksek miktarda kredi kartı dağıtmış olması, borçlanma gereksinimi oluşturuyor. Kazanmadığı parayı dolayısıyla harcamış oluyor, tasarruf etme imkanları oldukça daralmış durumda. Yani altına içeride çok fazla talep yok; biz bunu rakamlarla da görüyoruz. Örneğin 2007 yılına kadar yıllık ortalama Türkiye’nin altın ithalatı 200 ton iken 2008’den sonra bu rakam 166 tona sonra 36 - 37 tona şimdilerde de bu sene ilk 10 ayda 50 tona gelmiş durumda.

İÇERİDE ALTIN TALEBİ YOK
Tükettiğinin ya da ithal ettiğinin ancak dörtte birini şu anda ithal etmiş durumda Türkiye. Bu da içeride talebin olmadığını gösteriyor. Bu arada tabi bankalar yeni yatırım aracı olarak dışarıdaki o büyük yatırım bankalarının kurduğu altın fonları gibi onlarla da dirsek teması yaparak burada da altın fonu oluşturmuştur. Son dönemde yatırımcıyı biraz daha cezbetmek için veya mevduattaki parayı bana göre sıfır faizle kullanmak için, anapara korumalı altın fonu çıkardılar.

ALTININ DÜŞECEĞİNİ BANKALAR DA BİLİYOR!
Ben şu anda eleştiriyorum bankaları, çünkü altın fiyatlarının düşeceğini onlar da dışarıdan aldıkları raporlarla biliyorlardı. Ama bir kısım banka çalışanları, kendi inisiyatifini kullanarak mevduat sahiplerini altın fonuna yönelttiler. Şu anda 105 liradan gramı 108 liradan 24 ayar has altın gramının alıp tasarruf etme amaçlı alımların olduğunu görüyoruz. Sık sık bu yatırımcılardan telefonlar alıyoruz, "Biz 108'lerden altın aldık, şimdi 98'lerde ne yapalım" diye soranlar var tabi ki.

Ben bu noktada özellikle dolar/TL ile içerde şekillenen 24 ayar altının gram fiyatının da önümüzdeki günlerde gerileyeceğini düşünüyorum. Biliyorsunuz Merkez Bankası dolar TL’de bir hedef belirlemiş durumda, bugün diyor ki "1.80’in üzerinde kalmasını istemiyoruz, bizim enflasyon programımızı zedeler. O bakımdan bunun üzerine geldiği sürece biz müdahale veya değişik diğer enstrümanlarla önlemeye çalışırız" gibi sert açıklamalar da geliyor. Yılbaşına kadar doların, dışarıda dolar paritesi ne olursa olsun, hatta daha da yükselse bile içeride doların 1.70 – 1.68 TL civarında olacağını düşünüyorum.

DOLAR ULUSLARARASI PARA NİTELİĞİNİ KAYBEDEBİLİR, YENİ FENOMEN YUAN OLABİLİR
Altın da ilk etapta 1.575 doları daha önceki gördüğü yeri gördükten sonra 1550 doları belki de önümüzdeki orta vadede 1.450 – 1.300 dolara kadar da gerileyebilir. Dolardaki durağan TL fiyatıyla birlikte içeride de 24 ayar altının gram fiyatının ilk etapta 90 TL’ye daha sonra da 70 TL’ye kadar gerileyebilir.

70 TL çok uzak bir rakam değil daha Nisan ayında ve 2011'in Ocak ayında zaten altının gram fiyatı 70 liraydı. Dolayısıyla tekrar oraya dönmesi söz konusu olabilir. Ondan sonraki süreçte dış piyasalardaki gelişmelere, içerideki ekonomik gelişmelere biraz daha dikkat etmek gerekecek. Onlar şekillendirecek altın fiyatını. Ama gelecek 10 yıl içinde her ne kadar dünyada para sisteminde bir değişikliğe gidiliyor olsa bile örneğin doların uluslararası para niteliğini kaybetme olasılığı var.

Ve onun yerine başka bir para birimi desteklenmesi beklentisi var. Euro biraz zor ama Çin Yuanı olabilir. Bu arada yeni bir gelişme var dünyada. Komşu ülkeler birbirleriyle kendi para birimleri cinsinden alışverişlerini, ihracatlarını, ithalatlarını gerçekleştiriyorlar. Bu da dolara bir alternatif olacaktır. Ama bu yeniden finansal sektörde veya para birimlerinde şekillenme olurken altını merkeze koymak çok da mümkün olmayacaktır. Böyle görüşler var.

ALTIN ONSUNUN 900 DOLARLARA GERİLEMESİNİ BEKLİYORUM
"Her şey altına dayalı olacak. Merkez Bankalarında ne kadar altın varsa o kadar para basılacak" şeklinde beklentiler de var.
Ben bunlara çok katılmıyorum. Çünkü dünyadaki elektronik iletişimdeki telekomünikasyondaki paranın bu kadar rahat dolaşımını sağlayacak kadar altın olması mümkün değil. Bir değişiklik olacak ama bu çok fazla altına dayalı ve altını 10 bin dolarlara götürecek bir süreç olmayacaktır. "Önümüzdeki dönemde veya biraz daha uzun vadede altın daha da yükselecek" diyenlere ben katılmıyorum. Hatta altının ons fiyatının 900 dolarlara kadar gerilemesini bekliyorum.

ÇOK SERT BİR GERİ ÇEKİLME YAŞANABİLİR
Bunu nerden tespit ettin derseniz, örneğin 1975 sonrasında, özellikle petrol kriziyle beraber, altın karşılığı para basılmasından vazgeçilmesiyle birlikte altının onsunun 32 dolardan 101 dolarlara, sonra da 1980'de İran-Irak savaşı öncesinde 850 dolarlara kadar onsunun yükseldiğini gözledik. O dönemde içeride yüksek enflasyon olduğu için ve başka bir yatırım aracı olmadığı için içeride de altına bir talep vardı. Enflasyona karşı yatırımcı veya kişiler kendini korumak için altın alıyordu. Ama bu dönemde onu yaşamadık. O noktadan itibaren 1980 yılından 1990 yılına kadar hatta 1999 yılına kadar dâhil olmak üzere altının onsunun 276 dolara kadar gerilediğini gözledik. Yani 32 dolardan ilk kez böyle bir şey oluyor tabi 100 ve 150 dolarlara geldikten sonra 850 dolara kadar yükselen altını, 275 – 276 dolara kadar gerilediğini dikkate aldığımızda yine 275 dolardan başlayan yükselişin geçen 10 yıl içinde, 2000 yıllarından itibaren öyleydi, geçen 10 yıl içinde 1922 dolarlara kadar yükselmesi sonrasında en az bunun yarısı kadarını geri verilmesi söz konusu. O da 900 dolara tekabül ediyor muhtemelen 900 dolarlara kadar bir geri çekilme önümüzdeki yıllarda görebiliriz. İçeride de bunun TL olarak yansımaları olacaktır.

PORTFÖYDE YÜZDE 20 ALTIN BULUNDURULMALI
Dolayısıyla ben altının önümüzdeki dönemde biraz daha gerileyeceğini düşünüyorum. Ama bu demek değil ki bundan sonra altın almayalım. "Artık altın bir yatırım amacı olmaktan çıktı" demek yanlış olur. Bizim Türkiye olarak geleneksel bir düşüncemiz var. İnsanlar ilk maaşını aldığında bir altın almayı hedefler.

Küçük tasarrufların şimdi örneğin şimdiki o metal paraların kumbaraya atılmak suretiyle ayda 1 tane çeyrek altın alınabilecek seviyede biriktirildiğini düşünüyorum. Böyle müşterilerimiz var. Uzun vadede altın yine düşse de küçük küçük yatırımlarla daha sonraki yıllarda gerek ev alımında, gerek evlenmelerde, gerek araba alımında bir yan gelir olarak bedava gibi gelebilen daha önceden yapılmış tasarruflar olarak altın tercih edilebilir. Portföylerde bana göre yüzde 20 altın bulundurulmalı. Bunun dışında sonraki dönemlerde hem siyasi hem ekonomik istikrar ve Türkiye’nin 2023'te en büyük 10 ekonomiden biri olma hedefini yakalama sürecinde Türk Lirasının daha güçlü bir para birimi olacağını düşünüyorum.

EMLAK ALIMLARINA YÖNELİN!
Altına alternatif olarak yatırımcılara ne yatırımı öneriyorsunuz?
Altına büyük paralar yatırılmasından ziyade şu anda elinde yüklü miktarda altın bulunduranların ben emlak alımına yönelmelerini öneriyorum. Özellikle konut alımı bence daha uygun olur. Bunu daha önceki deneyimlerimden söyleyebilirim. Örneğin şu anda 2-3 kg altın sattığınızda mükemmel bir daire alabilirsiniz. Ama 3-5 sene sonra aynı daireyi sattığınızda 7-8 kilo altın almanızı sağlayabilir. Büyük paraların şu anda altına değil, özellikle Türk Lirası yatırım araçlarına yönelmesini tavsiye ediyorum.

Bunlardan biri de hazine tahvilleri, gün itibariyle hazine yeni bir borçlanma takvimi yayımladı 2012 için. Borçlanmayı her geçen gün daha da azaltıyor. Devletin borçlanma gereksinimi azalıyor. Dolayısıyla önümüzdeki sene 101,4 milyar TL’lik bir borçlanma gerçekleştirme hedefiyle birlikte 140,50 milyar TL de geri ödemesi olacak.
Yani yüzde 40 daha az borçlanacak. O bakımdan tahvil faizleri enflasyon düşüldükten sonra bugün için yüzde 2 bir getiri sağlıyor. Mesela yüzde 8'lik yüzde 9'luk bir baremde yüzde 2 yaklaşık yüzde 25 getiri anlamına gelir. O bakımdan daha görünen bir tasarruf getirisi orda mevcut. Yabancılar da zaten bunu yapıyor.

Bankalar da özellikle mevduatta topladıkları parayı tahvile yatırıyor. Ama halk ya da tasarruf sahibi tahvil almak isterse ona biraz soğuk bakıyorlar. Çünkü kendi oluşturdukları hazine bonosundan, hisse senetlerinden veya diğer enstrümanlardan oluşturdukları fonları satmak istiyorlar. Ama o fonları kendi belirledikleri kâr oranında mevduat sahibine veya yatırımcıya sunuyorlar. Devlet tahvili olursa hem ikinci eli var hem devlet garantisi var hem de getirisi çok iyi. O bakımdan ben daha görünen kâr olarak düşünüldüğünde Türk Lirası cinsinden önümüzdeki dönemde de tahvil alınmasını öneririm.

LİKİDİTE AZALMASINA DOĞRU GİDİŞ!
Peki, özellikle faizlerde bir artış sürecine girildi Merkez Bankası'nın aldığı kararların yüksek faize işaret ettiği belirtiliyor. Bu altın talebini ve fiyatlarını ne yönde etkiler?
Elbette son dönemde dolar TL’nin cari açıktan dolayı yükselişinin etkisiyle enflasyona bir yansıma var. Enerji fiyatlarının yüksek olmasının da enflasyona bir yansıması var. Bunu frenleyebilmek için Merkez Bankası hem dövizde fiyat istikrarı sağlamaya hem finansal istikrara özen göstermeye, korumaya, bir taraftan da enflasyondaki düşüş trendinin sürdürmeye çalışıyor. Düşen enflasyon hedefinden sapma istemiyor.

Bu çerçevede zaman zaman faizler yükselebilir artık. Daha önce döviz fiyatları dikkate alınıyordu, şimdi onun önüne faiz geçmiş durumda. Önümüzdeki günlerde eğer piyasada likidite artışı olursa faizler yükselebilir. Likidite azalması olursa, ki şu an bir likidite azalmasına doğru gidiş görüyorum, faizler biraz daha düşebilir. Dolayısıyla parayı çok sıkmak da doğru değil çok gevşek bırakmak da. Ortada bir yerde tutmaya odaklı politikayla faizlerle sık sık oynayacaklarını görüyorum.

ALTINDA 70 TL'YI BEKLEYİN
Ben yine de çift haneli faiz oranlarından tekrar yüzde 8’lere, yüzde 9’lara bir geri çekilme olacağını düşünüyorum. Bu noktada altın almak isteyenlerin 70TL’ye kadar beklemelerinde fayda var. Hatta yükselişler satış fırsatı olarak değerlendirilmeli.
Şu anda zaten taleplerin çok düşük olduğunu görüyoruz. Altının gramı Türkiye’de de dışarıda yükselişi sırasında, de 109 TL ile tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Şu anda onun yüzde 10 altında, yani 98 – 99TL’den işlem görüyor. Ama önümüzdeki ay ya da aylar itibariyle ilk etapta 90 TL’ye gerileyebilir. O bakımdan gerileme sürecindeyken hangi yatırım aracı olursa olsun gerileme bitmeden alım yapmak uygun olmaz. Çünkü gerileme sürecinde alırsanız bir sonraki alacağınız daha ucuzdan olacaktır. Bu nedenle beklemekte fayda var.

Yükselişte ise tam tersi her yükselen fiyattan kısım kısım satmakta fayda var bu bakımdan bu süreçte altın almak yerine fiyatların izlenmesini o seviyelere geldiğinde de orta bir uzun vadede olmak üzere bir miktar altın alınabileceğini düşünüyorum.

İŞLEM HACMİNDE YÜZDE 90 KAYIP!
Mesela Kapalıçarşı’da alım satım işlemlerinin bir ara durduğunu öğrenmiştik. Şimdi yeniden hacim başladı mı yoksa hala belirsizlikler var ve alım satım işlemleri sağlıksız mı yürüyor?
Genelde altın fiyatları diğer dövizde de olduğu gibi biraz yükselirken herkes fiyatlar daha da yükselecek diye alıma yöneliyor. Fakat sokaktaki vatandaş hangi yatırım aracı olursa olsun almaya başladığı zaman fiyat o noktada dönmeye başlar. Bu konuda değişik hikayelerde var tabi. O bakımdan son dönemde Eylül ayında altının değeri çok hızlı yükseldiği sırada altına bir talep oluştu ve o noktadan itibaren gerilemeye başladı. Son 3,5 yılı değerlendirecek olursak altın fiyatının örneğin 35 liradan 109 liraya çıkış sürecinde her geçen gün bizde işlem hacminin düştüğünü görüyoruz. Bu süreçte yaklaşık kuyumculuk sektöründen yüzde 20 gerek atölye bazında gerek perakende mağaza bazında bir sistemden kopma yani kapanma söz konusu oldu. Bu süreçte bizim işlem hacimlerimizde yüzde 90 kayıp oldu. Yani mesela bir hafta sonunda yüz birim altın satıyor isek 2011’in ilk yarısında artık 10 birim altın satmaya başladık. Yani 90 birim kayıp oldu; yüzde 90 kayıp oldu.

HEM GÖSTERİŞLİ HEM GRAMAJI HAFİF
Son dönemde düğün mevsimiyle de beraber biraz daha gramajı düşük, daha küçük fiyatlı daha küçük ayarlı altınlara doğru bir yönelme de söz konusu oldu. O bile altın fiyatının yükselişine yetişemedi işlem hacmi olarak. Gerek sektördeki rafinerilerin çıkardığı gram altınlar gerekse atölyelerin ürettiği bilezikler mümkün olduğunca gramajı düşük üretilmeye başlandı. Değişik tekniklerle yapılıyor bu bilezikler.

Hem daha gösterişli hem daha ince hem daha gramajı hafif. O bile altının yükselişine yetişemediği için tüketimi çok fazla tetikleyemedi. Ama bundan sonra fiyatlar gerilerken borcu olanlar, daha önce almak isteyip alamayanlar biraz altına yönelecektir. Biz bunu kendi işimizden de hissediyoruz. Çeyrek altın 160 liraya geriledi biraz biraz zorunlu olanlar alıyor. Mesela bir düğüne gidecekse 160 lirayı tercih ediyor veya 1 gramlık altını (100 lira) tercih ediyor. Ama bu da insan psikolojisi altın fiyatları düşerken çok fazla yönelme olmuyor.

ALTIN TASARRUFU GÜNDEMDEN DÜŞTÜ
Sizce Türkiye’de altın talebi güçlü mü? Artık gençlerin altına yönelik bir yatırım yapmadığından bahsettik, genç kısım için böyle olmasa da artık altını tutma alışkanlıkları değişti mi?
Aslında değişti. Ama Türk toplumunda geçmiş jenerasyon, dünyadaki veya Türkiye’nin çevresindeki stratejik gerginliklerden ve içerdeki siyasi istikrarsızlıklardan korktuğu için altın alır. Yüksek enflasyondan korunmak için altın alır. Mesela sosyal güvenlik yasası değişmeden önce mesela bir hastanede ameliyat olacağı zaman ihtiyaç duyacağı parayı daha önce yaptığı altın tasarrufundan karşılardı ve o amaçla altın biriktirirdi insanlar. Geçmiş jenerasyon halen o süreci sürdürüyor. Halen yeni sisteme alışabilmiş değil. Dolayısıyla altın olarak tutmayı tercih ediyor parasını. Bu daha ziyade kırsal kesim çok gibi. Şehirlerde  ve batı şehirlerinde altın tasarrufu yapmak artık gündemden düştü. Önümüzdeki dönemde artık kırsal kesimde de yavaş yavaş bu alışkanlıklar gidecek, biz Avrupa Birliği sürecinde veya ona uyumlu bir süreçte bundan sonra tasarruflarımızı kollarımızda bilezik olarak taşımayacağız.

Kollardaki bileziğin daha ziyade aksesuar olarak düşünülmesi veya kıymetli taşlarla tasarlanmış takılar şeklinde ve güncel moda olan şeylerin tercih edilmesi söz konusu. 

TAKI ÜZERİNE YENİ BİR MESLEK DOĞUYOR: MÜCEVHER MÜHENDİSLİĞİ
Tasarruf amacından ziyade altın Türkiye’de bundan böyle önümüzdeki dönemde genç jenerasyonda bile artık giysilerine birer aksesuar olarak tercih edilecek. Bu yönde de potansiyel oldukça yüksek. Çünkü Türkiye her geçen gün takı sektörüne daha çok önem veren, ihracatını daha çok geliştiren, tasarıma önem veren, yeni yeni ürünler üreten bir sektör olmaya başladı.  Bununla ilgili İstanbul Ticaret Üniversitesi bünyesinde bu sene bir mücevher mühendisliği de kuruldu. YÖK’ün verdiği karar çerçevesinde 4 yıllık böyle bir eğitim veren bölüm de oluştu.

Bu yıl 25 öğrenci kabul edecek. Bundan 4 sene sonra öğrenciler kuyumculuk sektöründeki büyük fabrikalarda yönetici olacak. Orada üretilen ürünün gerek taş olarak gerekli bilgisine ve donanıma sahip olacaklar; gerekse metalürji olarak o metalin nasıl şekillendirilebileceği veya nasıl ayarının düşürülebileceği daha bilimsel olarak yapılmaya başlanacak.

Bu arada tasarım da işin içinde olacak. Atölye bilgileri de içinde olacak. Mücevher mühendisliği yeni bir birim. Bu sektörün gelişmesi için çok önemli bir adım. Bu bakımdan önümüzdeki dönemde altının tasarruftan ziyade bir aksesuar olarak kullanılacağını ve bu yönde Türkiye’de yeni bir gelişim olacağını düşünüyorum. Dünyadaki ihracat konusunda da bir hayli mesafe alınacağını düşünüyorum. Bunda altın fiyatlarının gerilemesi muhakkak ki destekleyici olacaktır. Eğer altın fiyatları yükselirse bu söylediklerimin gerçekleşmesi zaman alabilir.

TAMAMEN SPEKÜLASYON!
Altında fiziki talep ne durumda, bazı Merkez Bankaları artık altın satışı yapacağını açıklamıştı. Talep fiyatları yukarı çekecek kadar güçlü mü yoksa yükselişlerde spekülasyonların etkisi daha mı fazla?
Son dönemde Merkez Bankalarının altın aldığı yönündeki haberlerin tamamen spekülasyon olduğu düşünüyorum. Bir örnek vermem gerekirse, Güney Kore’nin 25 ton Merkez Bankası’nın 25 ton altın aldığı haberleri sıkça duyuldu. Bu konuda en fazla altın alanın 190 ton altınla Meksika olduğunu biliyoruz. Biz Türkiye olarak 2007 yılında, Türkiye’deki kuyumcular ve sarraflar olarak darphaneye bir buçuk ayda 25 ton altın cumhuriyet altını çeşitleri yapılsın diye veriyorduk. Aslında 25 ton altın çok büyük bir rakam değil Türkiye kapasitesine bakacak olursak. Ayrıca Türkiye yıllık ortalama 200 ton altın ithal eden bir ülke olduğu için Meksika’nın aldığı 190 ton altın da çok fazla bir şey değil.

İçerideki yastık altındaki altınların sanayiye ve ekonomiye kazandırılması açısından son dönemde altın bankacılığı da başlamış durumda ama henüz daha emekleme safhasında, hazine tahvillerine bankaların çok ilgisi olduğu için altın konusuna fazla eğilemiyorlar ama önümüzdeki dönemde eğer yastık altı altınların ekonomiye kazandırılması konusunda bir miktar daha gayretler sarf edilirse hem yatırımcının elindeki altının korunması açısından hem korunan o altının yıllık bir bedel karşılığında bir getiri sağlayacak olması açısından altın bankacılığı önümüzdeki dönemde gelişmesi gerekir diye düşünüyorum.

CARİ AÇIĞIMIZI GERİ ÇEKECEK BİR KALEM!
Bu konuda benim çok desteğim var bankalara. Ama yeni bir altyapı oluşturulması gerekiyor. Aslında bu altyapının oluşturulması çok da zor değil. Yetkili kuyumcular seçilebilir ve halkın elindeki bilezikler, kolyeler, altınlar orada analiz edilip külçe altına çevrilebilir. Belirli bir bankaya yatırılıp oradan yıllık bir getiri sağlanabilir.

Hem altın tasarrufu o şekilde durur hem de buradan getiri elde edilir. Bankalar buradan aldıkları altını da ihracatta yeni bir ivme kazanması beklentisi içinde olan kuyumculuk sektörüne de kaynak eksikliğini gidermek açısından bankalarda toplanan altınlar kredilendirilebilir. Bu şekilde bizim yıllık 200 ton altın ithalatımızla birlikte yurtdışına çıkardığımız ya da ödediğimiz doları da dövizi de cari açığın azaltılması açısından içerdeki mevcut birikimlerimizden kullanma olasılığı ortaya çıkar bu da cari açığımızı uzun vadede geri çekecek bir kalem olarak görülebilir. Dolayısıyla şu an içerde altın tüketiminin çok fazla olduğunu söyleyemeyiz. Bu yılın ilk 10 ayında 50 ton kadar altın ithal edildi, Türkiye kapasitesinin dörtte biri anlamına geliyor o bakımdan dünyadaki altın talebi çok fazla onun için altın fiyatları çok yükselecek gibi ifadeleri spekülatif buluyorum.

FED'LE LİKİDİTE GENİŞLEMESİ UMUDU SÖNDÜ
Dolarda tekrardan bir yükseliş dalgası başladı. Özellikle Avrupa’ya ilişkin endişeler henüz giderilmiş te değil, bu durum altın fiyatlarını ve talebini nasıl etkiliyor?
21 Eylül’de yapılan FED toplantısında yeni bir parasal genişlemeden söz edilememiş olması, daha doğrusu FED Başkanı Ben Bernanke, biz kısa vadeli tahvil satacağız 400 milyar dolarlık ama 6 ve 10 yıl vadeli tahvil geri alacağız demesiyle beraber o umutlar likidite genişlemesine yönelik umutlar kayboldu. Bu çerçevede dünyada bir ekonomik daralmadan da söz ediliyor. Biz bile OVP açıkladığımızda 2012 senesindeki büyüme rakamlarımızın yüzde 4 olarak hedeflendiğini görüyoruz. Aynı şekilde Çin, Hindistan bunlarda da büyüme rakamlarının düştüğünü görüyoruz. Tabi Çin’in ve Avrupa’nın en büyük pazarı Avrupa. Bizim de aynı şekilde.

METALLERİN FİYATLARI DÜŞECEK!
Avrupa’da ülkelerin borçluluk yapılarının oldukça kritik olması ve yeniden yapılandırılıyor olması ve son dönem Yunanistan’da borçlandırmayla ilgili referanduma gidilecek şeklinde bir siyasi sürece girilmiş olması insanların tasarrufa daha çok önem vereceğine ve tüketimin azalacağına, tüketimin azalmasıyla beraber en çok hammadde tüketen Çin’in hammadde alımlarının düşeceğine ve bu nedenle hammadde fiyatlarıyla bağlantılı olarak üretimin düşmesiyle beraber dünyada enerji tüketiminin azalacağına dikkat etmek gerekiyor…

Bunları üst üste koyduğunuz zaman tasarruf amaçlı olan altın, gümüş, platin gibi kıymetli metallerin de fiyatlarının düşeceğini düşünüyorum. Bu çerçevede önümüzdeki dönemde içeride de bunların yansımalarını göreceğiz.

MERKEZ'DEN FREN!
1.90 TL’ye kadar doların yükselmesi sırasında da enflasyon olumsuz etkileyeceği düşüncesiyle ona bir fren koymak istedi ve şu anda da önümüzdeki aylarda geçmiş 2 aya yönelik cari açığın da düşme eğiliminde olduğunu göreceğiz. Bundan böyle de bazı tasarruf tedbirleri de getirildi ithalatla ilgili. Cari açığın önümüzdeki dönemde düşüş trendinin süreceğini bekliyorum ama kısa vadede cari açığı birden bire düşürmek de söz konusu değil ama o yola girilmiş durumda. Bu bakımdan bunun döviz fiyatları üzerinde artık o etkisinin daha da azalacağını düşünüyorum. Euro Bölgesi’nde eğer ekonomiler düzelmeye başlarsa o zaman o sıkıntılı dönemde içerde TL bazında yatırım yapmış yabancıların mecburen burada kârlı oldukları yatırımlardan çıkarak Avrupa’ya döndüklerini biliyoruz ve bundan kaynaklanan döviz talebi de olmuştu. Ama şimdi ibrenin tersine döneceğini düşünüyorum. Avrupa’da biraz daha ekonomiler sakinleşmeye başladığında, Türkiye’den çıkmış yabancı yatırımcının tekrar buradaki kazanımların çok iyi olması nedeniyle yurtiçine döneceğini düşünüyorum. Bunların getireceği döviz de o talebi tersine döndürecek. 

TÜRKİYE YÜKSELEN YILDIZ
Ayrıca Türkiye bölgesinde yükselen bir yıldız. Enerji yatırımları için her geçen gün yabancı yatırımcı burada yeni bir ortakla yatırıma yönelmiş durumda. Son olarak Soma’da Çinlilerle beraber yerli bir şirket 5 milyar dolarlık bir termik santral yatırımı yapacak. Aynı zamanda geçtiğimiz hafta yine temeli atılan “Alara” rafinerisindeki yeni bir rafineri ünitesinin yabancı yatırımcıyla beraber böyle bir yatırıma gidildiğini görüyoruz. Ayrıca turizm yatırımları çok fazla, yabancıların buraya ilgisi olduğunu biliyoruz. Körfez’den gelen yatırımlar var son olarak Bank Audi Lübnan kökenli bir bankanın Türkiye’de kırk dokuzuncu banka olarak uzun süreden beri müsaade edilemiyordu Ekonomi Bakanlığı tarafından aynı zamanda BDDK tarafından böyle bir bankanın kurulması söz konusu.

DÖVİZDEKİ HAREKET GEÇİCİ!
Bunlar tabi yabancı yatırımcının Türkiye’ye olan ilgisini gösteriyor ve bu ilgiyle beraber dövizin de girmesi söz konusu. Bir de nerden geldiği belli olmayan sınır ticaretinden de olabilir, Merkez Bankası’nın hata ve noksan kaleminde yüksek miktarda döviz de gelebiliyor. Dolayısıyla dövizde çok fazla bir sıkıntımız yok ve önümüzdeki dönemde belki döviz rezervlerinin 150 milyar dolara kadar yükselmesinin söz konusu olabilir. Bu da Türkiye’nin ekonomisini daha da güçlendirecektir. Bunlar cari açıkla ilgili sorunları bertaraf edecek noktadadır. Türkiye artık cari açığı sürdürülebilir bir noktaya çekmede kararlıdır. Son 3 yıllık OVP’de bunları görüyoruz. Bu bakımdan ben önümüzdeki dönemde Türkiye bölgesinde yatırım yapılabilir ve ekonomisi gayet güçlü, siyasi ekonomisi istikrarını sürdürebilen bir ülke olarak bunların gerçekleşebileceğini düşünüyorum. Bu bakımdan ben dövizde içerdeki hareketlerin geçici olduğunu hatta gerileme trendine girebileceğini ve stabil bir seviyede kalacağını ve bunun da ekonomik istikrarı destekleyeceğini düşünüyorum.  

Habertürk



Bu haber 2,416 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler


    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    54,613 µs