En Sıcak Konular

Oktan Keleş



Oktan Keleş
19 Ağustos 2020

Kambaba-8




 https://www.youtube.com/watch?v=BbhqNWe2Az4   

 

 Konuşmanın Deşifresi: (Konuşma birbir deşifre edilmeye çalışılmıştır, ancak referans noktası konuşmanın kendidir.)       

KAMBABA 8

Mahlukata Güven Vermek

Mahlukata güven verdin mi? Bak gördüğün gibi elinden yem yiyor. Bu Akbaş, benim ilk kuşum. Bu Akbaş, ak, "ak" olanlar hep yiyici böyle. He he he. Benim ilk kuşum bu bak. Unutmuyor beni böyle senede iki ay falan bir ay geliyorum tanıyor beni. Öbürleri hep bunların yavruları. Yavrusu var şimdi, gidecek şimdi kusacak ağzına, yavrusunu besleyecek. He, bu sonuna kadar bitirecek.

 

Türklerde Unutulan Av Kültürü

-Kambaba, nasıl oluyor bu balık işleri?

-Kemal nasıl oluyor balık işleri?

-Vallahi nasip büyük geldi. Dereden geldi hem de Kam Babam.

-Şimdi Kemal kardeşimle, Özgem gel sende böyle. Harun Balam, Kemal Balam, Özge Balam. "Şaşılacak şekilde bir yol tutup gidecek midemizde." Kehf suresinde ayet var ya.

-Evet Sultanım

Şimdi bu da şaşılacak şekilde midemizde yol tutacak. Tengri'nin bir armağanı. Çevir Kemal'im. Çevir, çevir, çevir, çevir. Şimdi küçük balıklar dediğimiz, porsiyonluk balıktı öyle mi? Harun Balam.

-Evet, Kam Babam.

Biz onları saldık niye? Büyümesi lazım bu kıvama gelecek, havyar dökecek daha çok bereket olacak.

-Eyvallah

-Doğru mu?

-Doğru

-Bunu yaptığımızdan dolayı mıdır? Başka bir sebepten midir? Tengri bize bunu nasip etti biraz sonra da bu ikramı, hem balığımıza, hem Tengri'mize şükrederek tüketeceğiz, kendi vücudumuza katacağız birleşeceğiz. Öyle mi Kemal'im?

-Evet

- Öyle mi Özge'm?

-Evet, Kam Babam

-Öyle mi Harun?

-Evet, Kam Babam

 -Teşekkürler. Evet, şimdi Türkler Kam bilgisine göre, dağa taşa yaylaya dağa çıktığı zaman, nehirlik alana, bir adetini kaybettiler, Türkiye Türkleri. Dikkat edin. Ne yapıyorlar? Aşağıdan kasaptan, değil mi? Tavuktu, etti alıyorlar mangalı da alıyorlar, herhangi bir piknik yeri diye bir gölgeye vesaire, alana gidip yaylalara şuraya buraya orada bunları yapıyorlar. Asıl olan çoluğunu çocuğunu alacak, kendisi derede gece tutacak. Gittiği yerde avlanacak. Av kültürü ama daha önce söyledik gereksiz bir av kültüründen bahsetmiyoruz. Ve avın standartları da ortada onu daha önce de söyledik. Çoluğuna çocuğuna bu kültürü aşılayarak, kendi emeği ile yaptığını mangal yapacak. Anladın değil mi Kemal?

-Evet abi

-Şimdi biz burada iki günden beri derede sabahlıyoruz. Soğuk var. Öyle mi Harun?

-Evet, Kam Babam-O kadar bekledik ve karşılığını gördük bu kadar. Bitti Ama bu bir kültürdür. Demiyorum ki; pikniğe gitmeyin, etmeyin, şunu yapın bunu yapmayın vesaire. Fakat bu kültür çok önemlidir. Asya Türklüğü hala bunu devam ettirmektedir. Çoluğunu çocuğunu alır, obasıyla götürür. Zaten birçok yer bozkır, yayla, orada nehirler daha gür akar. Bizde de var bunlar burada. Ve o kültürü yaşatır. İşte unutulan töre, adetlerinden bir tanesi de budur. Özge anladın değil mi?

-Evet, Kam Babam

Çoluğumuza çocuğumuza bunu aşılayacağız. Ama av yaparken, balık avı nelere dikkat edeceğimizi söylemeye gerek yok herhalde. Balığın boyundan, ihtiyaç fazlası kesinlikle olmayacak vesaire. Ve havyar dönemi değil yavrulama dönemleri değil. Av dönemlerinde ve bu adeta da bir şifa ve ilaçtır bu anlatabiliyor muyum? Doğal olduğu için, yoksa maksat burada efendim şunu yiyelim bunu içelim falan meselesi de değildir. Gördüğünüz gibi ölçüyle Tengri her şeyi veriyor. Evet, teşekkür ederim.

 

Çek, çek, al, al, ver ,ver, ver,..dur şöyle al. Getir bakıyım getir. Dur, dur, dur.. Bunun...yavaş yavaş.. Çıkartırsın yavaş yavaş, ağır ağır.

-Operasyon tamam.

Ağda tut, ağda tut kaçmasın. Dikkat et. Kafasını göreyim. Büyüklüğünü göster. Kendine doğru tut, kendine doğru tut. Emsal görüksün. Ah!.. Bu öbüründen de büyük. Bu öbüründen de büyük. Şöyle Özgeciğim. Evet Evet, koy bakalım. Bırak bırak, çırpınsın. Gel şöyle gör.

-Vay maşallah.

-Bügünkü biraz daha büyük oldu. Harun Bala görüyor musun?

-Maşallah Kam Babam

-Bu da Özge'nin nasibine. Kam Babam sizin sayenizde gittik balığımızı tuttuk bayağı bir mücadele verdik. Ama sizin sayenizde nasibimiz buymuş. Ne yaptık küçük balıkları geri bırakıyorsunuz. Geri bırakılıyor, onlar büyüyecekler, büyüyecekler daha sonra bir şekilde gelecekler önümüze, nasip olarak, kısmet olarak. Rızık olarak, şunu unutmasınlar geçende söyledim. Türk kültüründe kendi balığını kendin tutacaksın. Çoluğuna çocuğuna öğreteceksin. Tabii ki, şimdi diyecekler. Nerede bu balıklar tutalım? Çok yer var. Göl, oralarda oraların yanlarında mangal yakanlar, o göle bir baksınlar. Ancak çevreye doğaya tabiata saygılı olmak kaydıyla ve öğrenecekler. Gidipte al eline tüfeği, geyik avla demiyoruz. Git işte kaçak av yap demiyoruz. Her şey bu Her şeyin bir usul erkânı var Türk kültüründe. Şuan da gördün değil mi? Bu balığımız da aynalı sazan denilen bir tür. Ancak bunlar da birçok, İsrail sazanı denen bir türü attılar ülkemize, barajlara, göllere. Bunların havyarlarını yedi Ve o, bu balığın da soyunu kuruttular. Bilinçli şekilde olduğuna, hiç şüphem yok. Birçok konu gibi. Ama biz yaşatacağız. Havyarlı balığı yakalamayacağız. Havyarlarla tekrar atacağız vesaire sağacağız. Her şeye rağmen Türklüğü yaşatacağız. Bir şey diyor musun?

-Kam Babam, bizde Ata kültürümüzü devam ettireceğiz. Çolumuzu çocuğumuzu alacağız gideceğiz, ihtiyacımız olduğu zaman göle gidip nasıl tutulduğunu, sizden öğrendik zaten. Bunu uygulayacağız İnşallah.

-İnşallah evet. Tengri Biz Menen diyelim. Harun yaklaş. Şuradan şöyle biraz daha, iyi alabiliyor musun? Evet. Bak yerinde de durmuyor. (-canlı, maşallah) Kuzu, kuzu gibi bu kuzu gibi, bak bunun kafasına, kırlangıç gibi bak. Çok enteresan değil mi? Öbürü böyle değildi. Bak topak bir kafa var görüyor musun? -Evet, Sultanım, enteresan. Bak, bunun kafası çok enteresan bir şekilde yakın al da görsünler, bak, yakın alıyorum. Görebiliyor musun?

-Görebiliyorum.

-Çok enteresan. Daha önce..

-Yuvarlak bir kafası var.

-Evet yuvarlak. Çok çeşitlisini tuttuk ama işte Tengri'nin armağanı. Tengri Biz Menen.

 

Türklerin tabiata bakışı ve “Şifa Allahtadır”

Bu da ikinci büyük balığımız yine Özge Balamız ve ailesi burada. Harun Balamız burada. Ve balığı mıncıklayacağız. Elimizle yiyeceğiz. Geçen ki gibi. Eski adetler üzerine, genelde balıkları nasıl yaparlar biliyorsunuz. Balığın yanında falan da, iyi gider derler ya. Böyle bir şey yok. Balığın yanında ne gider? Temiz bir zihniyet. Bu balığa teşekkür edeceğiz. Vücudumuza katacağız. Bir soru sormuştun sen? Bu âlemde, zarar verdiğimiz tabiat nebatat, ve varlık alemi başka bir alemde eza görür mü?

-Evet, Kam Babam.

Evet, Eş anlamlı şekilde görür, buna boyut desinler. Fakat tinsel vücudumuzla, tabiatın tini birbirine bağlı. Daha önce anlatmıştım. Burada yapacağımız her türlü zarar, oradan kendi tinimizden, bir mıncıklama gibi bir parça koparmaya benzer. Ezasını onlar çektiği gibi, kendimiz de çekeceğiz. Kendimizde çekeriz. Üstelikte bunu bir takım Müslümanların ahirette görüşürüz dediği gibi değil çoğu şey, dünyada görüşülüyor. Ama insanlar farkında değil. Öyle mi Özge?

-Evet, Kam Babam, doğrudur.

-Evet şimdi yine söylüyoruz. Biz bu balığın şifasına Tengri'nin ikramı olması cihetiyle, bunun gıdadan önce bize vereceği, bize katacağı, cevherlerine talibiz. Balığa teşekkür ediyoruz. Bizden bir parça, tini tinimizle, bulaşacak. Kendisi de suret âleminde, bizle hem hal olacak. Onun için teşekkür ediyoruz. Biz balığa tapmıyoruz. Ya da varlık âlemine değil. Biz Tengri'ye de tapmıyoruz. Dolayısıyla teşekkürlerimizi sunuyoruz ve bu unutulmuş olan Türk âdetini, kültürel olarak ve aynı zamanda da, bilgi açısından şifasına talibiz. Biz Tabii ki Tabi ki; şöyle derler. "Şifa Allah'tandır." denir değil mi? Doğru mu? Burada da bir yanlışı düzeltelim mi?

-Düzeltelim

-Şifa Allah'tan değildir. Şimdi diyecekler ki, Allah'ın "Şafi" ismi var, şu var bu var, falan Şifa Tengri'dedir. Ama Tengri, yani şifa Allah'tan değil Allah'tadır. Hani rızıkların olduğu gibi. Ve dağıtmıştır bütün varlık âlemine şifayı. Harun anladın mı?

-Anladım Kam Babam

-Yani şifa bu balıkta da olabilir. Suda olabilir. Karıncada olabilir. Bir arının balın da olabilir. Bir yaprak da olabilir. Bir tırtıl da olabilir.

-Tabiatta yani

-Aynen öyle. Bir taşta olabilir. Gökyüzüne bir bakma da olabilir. Anlatabiliyor muyum? (-evet) Yıldıza bakarak hastayım diyen bir İbrahim Atayı düşünün? Değil mi? Şifa Allah'tadır. Allah'tandır. Meselesine dikkat etsinler. Her yere şifayı yaymış. Biz buna talibiz dolayısıyla da, efendim kuru kuru dua edip, tapınma ile ilkel beyinle, daha önce de söyledim. O devirler bitti. Türk çağına girildi. Tengri'yi müşahade etme çağındayız. Bütün balalar buradan bilsin bunu. Onlar biliyor. Bilmeyenlere de söylesin, fiziki ilkel tapınma ile Tanrı'ya ulaşılmaz. O işler bitti. Zihinsel aktiviteyle, tinsel aktiviteyle ulaşılır. Buna tefekkür de. Derin düşünce de, kainatı tabiatı varlık alemini, kendin de içinde olmakla beraber müşahede etmek de. Ancak böyle ulaşabilirsin böyle muhatap olabilirsin. Aerobik yaparak değil. Şimdi efendim, ibadetimize laf mı ediyorsun? Diyebilirler. Hayır. İstersen takla at, umurumda bile değil. Ama 1 milyar 700 milyon İslam âlemi, hala Allah'ına ulaşamamış ki, burnu maalesef ki, kötü kokulardan arınmamış. Teşekkür ediyorum, balalar.

 

Avlanmanın Sırrı

Evet, Balalarım gördüğünüz gibi bir gece kelebeği görüyorsunuz şu anda. Evin tavanında ve orman kelebekleri çok nadirdir. Üzerindeki desene dikkatinizi çekmek istiyorum. Şu güzelliğe bakın. Ne desenler var. Evet, daha da yaklaştırıyorum. Ve şöyle alıyorum. Sabit tutmaya çalışıyım ki net görün. Evet, harika değil mi? Balalar nasıl?

Devamı: https://www.onaltiyildiz.com/?haber,8071/kambaba-8



Bu yazı 406 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 8 Kasım 2020 Türk Töresi
    • 6 Kasım 2020 Kambaba-12 Harut-Marut ve Büyü
    • 5 Kasım 2020 ABD Seçimi, Büyücü Savaşları
    • 26 Ekim 2020 Zan, Yaratılış ve Atom
    • 25 Ekim 2020 Şirin Çocukculuk İmamoğlu
    • 24 Ekim 2020 Sembollerle Mesaj mı?
    • 18 Ekim 2020 Kur'anca, Ne Kadar Arapça?
    • 12 Ekim 2020 Kambaba-11 (Kambaba Şehirde)
    • 12 Ekim 2020 Işıklı Korona Oyuncağı
    • 12 Ekim 2020 Milli Şehidin Anıtını Kaldırmışlar
    • 6 Ekim 2020 Türkiye Ermenistana Haddini Bildirmeli
    • 25 Eylül 2020 Mavi Vatan Kırmızı Su
    • 13 Eylül 2020 Kambala-7 (İlk Defa Açıklanan Maden Sırrı)
    • 6 Eylül 2020 Süleyman Mabedi Sırrı - Altın Elbiseli Adam, Fizik ve Metafizik Sırrı
    • 1 Eylül 2020 Yunanistanla Savaş
    • 31 Ağustos 2020 Hz. Yusuf'un Kuyusu - Altın Elbiseli Adam
    • 24 Ağustos 2020 Kambaba-10
    • 20 Ağustos 2020 Kambaba-9
    • 19 Ağustos 2020 Kambaba-8
    • 14 Ağustos 2020 Kambaba-7

    En Çok Okunan Haberler


    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,310 µs