Maneviyatsız Cihazlanma Planları

Maneviyatsız  Cihazlanma Planları

Maneviyatsız Cihazlanma Planları


25 Mart 2015 22:03
font boyutu küçülsün büyüsün


EMİR YILDIZDAN-2

2.BÖLÜM

Maneviyatsız  Cihazlanma Planları

Örselenmiş kelimelerle ‘erenlerin’ karşına nasıl çıkarım? Her harfi, her kelimeyi tartarak konuşmaya çalışıyorum onların yanında.  Hata yapmaktan ödüm kopuyor. Hani halk arasında bir tabir var;  “Erenlerin sağı solu belli olmaz’ diye. Bu sebeple onlarla birlikte olduğum zaman genellikle sükût etmeyi seçiyorum. Dilime sahip olurken, kalbime de sahip olmaya çalışıyorum. Konuşmak sadece kelimelerle değil ki… Öyle değil mi?

Osman Baba’ya alışmışken, ondan ayrıldıktan sonra, derinden yaralandığımı, her ne kadar  yüzüm ve yüreğim belli etse de  söze dökmemek gerek bazı şeyleri. Yazılan, yaşanacaktır! Osman Baba; “ayrılmadık, nöbet değişimi,” demişti, ki öyledir!

Alışkanlıklarımız mı bizi bağlı kılan? Yoksa yaşananlar mı? O manevi hava, o tevekkül… Onları tanıdıkça her aşığın yüzünde kendimi görüyorum! Kendimi görüyorum birleşen gönüllerde.

Niye şimdiye kadar başıboş dolaşmışım? Ne kadar da vakit kaybetmişim? Sadece ben miyim bu durumda olan? Bizim üzerimize kırk demir kapıyı kilitlediler ama yine saklayamadılar, yok edemediler bizi.  Şükür ki, “bir el” tutup çıkardı  karanlık dehlizlerden bizi.

Artık, dudaklarımız zikre alışmış, başka kelimeler yavan gelir bize. Boş ve anlamsız gelir, gelişi güzel söylenenler, anlatılan hakikatin yanında.

Gözlerimizi  kireç gibi yakmaya çalışıyor medyaları. Şeytan belki de hiç bu kadar göz önünde olmamıştı.  Göz yaşlarımız kurudu sanal ekranlar başında, ağlamayı unuttuk! Kurtarın kendinizi bu büyük tuzaktan, kurtarın!

Yeraltına çekilmiş şehirler gibi şimdi bakışlarım! Başka türlü nasıl  temizleneceğiz! Kalbim nasıl dirilecek başka türlü…

Sağımız ve solumuz dolu iken, nasıl haberimiz yokmuş gibi davranırız?  Huzur’a nasıl böyle çıkacağız? Yüreğimizi  tertemiz yağmur suları  ile yıkamanın vakti gelmedi mi?

Beni, ben’den korumayı daha ne kadar başarabilirim?

Üzerime dua kokuları sinmiş çok şükür, çok şükür...

Heyecandan ölüyorum beni ele verecek kalbimin atışı.

Yüreğimdeki parmak izleri kimin?

Kırık cam parçalarına  çıplak ayaklarla basarak yürümek niye? Yemyeşil ovalarda hakikatin peşinde emin adımlarla koşmak varken?

Ağlama, bu da geçer…

Ağlamıyorum ki…

Ne diyordu şair: “Gözlerim nemli değil, namlu!”

Yüreğim ferahlamış bir şeklide ayrılmıştım Eskici Amcanın dükkânından. Osman Baba beni buraya emanet etmiş ve Eskici Amca ile çalışmaya başlamıştım. Artık onunla birlikte yürüyecektim. Bakalım nereye kadar?

Acaba beni daha ne sürprizler bekliyordu?  Bana anlatılan her konu ayrı bir kitap konusuydu aslında. Ama zaman dar, vakit ilerliyor, düşman yaman! Geçmişin ve geleceğin hesaplaşmalarının konularıydı yazdıklarım. Bize anlatıların; bazen çarpıtıldığını bazen ise bambaşka şekilde aktarıldığının farkına vardım. Bazen de hiç bilmediğimiz şeyler olduğunu öğreniyordum.

Türkiye, kuşkusuz yüzyıllardır  bu oyunların içinde. Tarihin hiçbir döneminde Türk’ün olmadığı bir dönem yok. Türk’ün bu devamiyetinin sebepleri olması gerekir. Biz, yüzyıllardır varlığımız nasıl devam ettirdik? Bunca savaşa, bunca entrikaya, bunca düşmana karşı?

Dışarıdan (zahiren) baktığımızda sıradan gördüğümüz insanların, batında kim bilir ne görevleri var? Ülkemizde, Allah’ın lütfettiği ne güzel insanlar var. Halkın onları bilmemesi belki daha iyi. Vazife erleri onlar. Burada vereceğiniz hiçbir rütbe onları yüceltmez, biliyorum… Rütbeye de ihtiyaçları yok ki onların... 

Zaman zaman erenler kulağımız çekerler: “Vazifenizi iyi yapın!” diyerek. Ne yaşlı başlı insanların,  canla başla nasıl çalıştıklarını gördüm. Biz kim, onlar kim? Biz hala uyuyoruz. Uyanın! Vakit geçiyor... 

Çok şükür uyumanlar da var!

Türkiye’nin ne güzel insanları var, çok şanslıyız. Onlar var diye bizler de, yani hepimiz, elbette yan yatıp gelecek değiliz. Her zaman iyilik üzerine olacağız, çalışacağız.

Bir veli şöyle demişti:

“Düşüncenizi düzeltin!”

En azından  kötü düşünmeyeceğiz, iyilik yapacağız, dua edeceğiz, çalışacağız!

Ne garip bir dünya…

Eskici Amcadan ayrıldığımdan beri birkaç ay geçmişti. Onunla son konuşmamızda benim telefonumu almış,  “gerekirse ben  seni çağırırım” demişti. Birkaç ay geçti ve nihayet bir Cuma günü akşamüzeri aramıştı:

“Eren Kardeşim, nasılsın iyi misin?” demişti.

“İyiyim efendim, Allah razı olsun, siz nasılsınız?”

“Keremine şükür, yarın işin, bir programın var mı?” diye sordu.

“Yok efendim,” dedim sevinçle.

“İyi o zaman, yarın öğlenden sonra bana uğra, bir çay içelim.”

“İnşallah,” dedim.

Ertesi günü iple çekmiştim. İçim içime sığmıyordu. Eşim, benim bu kadar heyecanlandığımı görünce; “Ne var bunda da bu kadar heyecanlanıyorsun?” demişti.

Bilmiyordu ki erenlerin sohbetini. Bilseydi, öyle der miydi?

Gece ve sabah. Uzun zamandır sabahın erken  olmasını bu kadar arzu etmemiştim. Saat bir türlü geçmek bilmiyordu sanki.  Gece boyunca salondaki guguklu saati saydım hep.

İbadet, tefekkür ve okumalar…

Vakit gelip çattı. Hazırlıkları yaptıktan sonra Eskici Amcanın dükkanın önündeydim. Ben hep Eskici Amca diyordum ama gerecek adını sormak hiç aklıma gelmemişti. Adı neydi acaba?

İşte o ahşap kapının önündeydim ve kalbim küt küt atıyordu. Sahi niye bu kadar heyecanlanıyordum?

Kapı büyük bir gıcırtıyla açıldı. İşte Eskici Amca karşımdaydı. Gözlerinin içi gülüyordu. Selamlaşma faslından sonra;

Sarıldık…

“Eren Kardeşim hoş geldin, sefalar getirdin” dedi.

“Hoş bulduk,” dedim.

Eskici Amcanın eliyle işaret ettiği koltuğa oturdum. Yine  o muhteşem eski eşya kokusu. Bu ayrı bir şey, bu sevdaya düşmeyen bilemez. Anlatsam da, yaşamadıkça benim ne demek istediğimi tam anlaşılmayacak. Bu havayı solumak gerek.

Eskici Amca havadan sudan konuşmaya başlamıştı.  Etrafta o kadar ilgimi çeken eşya var ki, bir türlü dikkatimi toparlayıp, Eskici Amcayı dinleyemiyordum.

Biraz sonra Amca, gözlerini kapamış, dalıp gitmişti. Gözlerini açınca bana:

“Koy gramofona bir taş plak da dinleyelim.” diyerek gramofonu işaret etti.

Yerimden kalkarak borulu gramofonun yanına vardım. Kutudan yeni iğne çıkarıp, iğneyi değiştirdim ve kurma kolu ile gramofonu kurdum. Yandaki taş plak kutusundaki plaklar içeresinden Hafız Burhan’ın plağını tablaya koyup, bıraktım.

Plak dönmeye başlayınca cızırıtılar  gelmeye başladı ve biraz sonra odaya Hafız Burhan’ın o tok sesi yayıldı. “Her yer karanlıııııkkkk…” 

Taş plak bitmişti. Plağı kaldırdım yerine koydum, tabla dönmeye devam ediyordu, zembereğin boşalmasını bekledim.

Eski Amca çaylarımızı koymuş, sohbete hazır bekliyordu.

Kısa bir genel sohbetten sonra Eskici Amca; “hazır mısın?” deyince, ses kayıt cihazını, kalemimi ve ajandamı hazır ederek, onu dinlemeye başladım.

Anlatmaya başladı:

 “Her şey Adnan Menderes’e giden bir teklifle kısmen açığa çıkıyordu:  RECONCİLİATİON PROJESİ. Çok dallara ayrılan bu projenin içeriğinde bir ayrıntı göz çarpıyordu. Bu proje ile İstanbul, dinlerin başkenti yapılacaktı. Vatikan benzeri statüsü olsa da daha  ileri bir teklif sunuluyordu. İstanbul projesi  Vatikan gibi  sadece bir mezhebe dayalı değil, tüm dinler, tüm mezhepler temsil edilecekti: Katolik, Ortodoks, Protestan vs. üstelik sadece Hristiyanlık değil Yahudilikte en üst düzeyde temsil edilecekti. En üst yapılanma Fener Patrikhanesi denetimine verilecekti. Bu proje sadece literatürde semavi dinleri kapsamayacak; Budizm, Hinduizm ve diğerlerini de kapsayacaktı. Tabi asıl olarak Hristiyanlık ağırlıklı olacaktı. Musevilik etkin hale getirilecek, diğer dinler, terazinin iki ağırlığı olan Hristiyanlık ve Yahudilik altında kontrol altına alınacaktı. Onların beklentileri böyleydi.

Söz konusu merkez İstanbul olunca, elbette İslamiyet’te olacaktı ancak İslamiyet’in  yorumu Hristiyanlık normlarında yorumlanacak ve ruhçuluk akımı ile beslenecekti. Bu projenin başında tabii ki Mason teşkilatları ve Masonlar vardı. Sıradan  Masonlardan bahsetmiyorum Eren Bey” dedi.

Eskici Amca; elindeki notları, dergileri karıştırıyor ve zaman zaman da sinirli bir şekilde başını sallıyordu. Elinde bazı çizimler, resimler vardı. Onu dinlerken bazen Osman Baba’yı dinliyormuşum  hissine kaplıyordum. Sanırım bu hep devam edecek. Anlatanlar sanki tek kaynaktan anlatılıyor gibi. Şahıslar değişiyor  ama sistem değişmiyordu.

Hak ve Batıl savaşı devam ediyordu…

Eskici Amca kısa bir duraklamadan sonra kaldığı yerden anlatmaya devam etti:

“Menderes’e ambalajlanarak sunulan projede, şu gerekçeleri ileri sürdüler:  ‘İstanbul, kültürel anlamda dünyada saygınlık kazanacak, dinler turizmi adı altında turizm gelişecek, İstanbul ayrı bir önem kazanıp, maddi manevi kazanımlar olacak.’ Böyle diyerek bu projeyi şirin göstermeye çalışıyorlardı.  Gerçekte hepsi yalandı. Amaç başkaydı.

Öyle ki bu projenin kokusu çıkar çıkmaz; Türkiye’de bir anda ruhçuluk, ruh celseciliği, manyetizma alanında bir çok dergi ve yayın ortalığı kapladı…”

Eskici Amca, o dergilerden birini bana verdi resmini çekmem için.  

Derginin resmini çektikten sonra, tekrar anlatmaya başladı o güzel  insan: “Vatikan ve ABD  bu projeyle çok yakından ilgilendiler. ABD, Komünizmle Mücadele tabelasını,  psikolojik harp olarak bu projeye ustaca monte etti.  ABD, komünizmle mücadelenin manevi yapılanmadan geçtiğini görmüştü. Buradaki manevi yapılanma  sözde bir yapılanma. Yani onların manevi yapılanma dedikleri tabii ki İslami bir manevi yapılanma değildi.” Dedikten sonra kendi kendine söylenmeye başladı: 

“Bu Şeytaniler var ya bizi bizden daha iyi tanıyorlar.” dedi. Sinirlendiği her halinden belli oluyordu. Ben ise Eskici Amcanın sakinleşmesini bekliyordum. Limonlu çayından bir yudum aldıktan sonra derin bir iç geçirdi. Biraz sonra  tekrar konuşmaya başladı:

“Bunların felsefesi, İnsanı farklı tanımlayan; ruh ve doğa üstü güçlerin varlığı ile İslam dışı bütün inanç ve teolojilerin en uç noktasında harmanlanarak sunulmasıdır.

Üç kademe zümreye hitap edilecekti:

1- Entelektüel gayri İslami kesim, dönmeler, siyasetçiler, önemli etki alanı olan kurumların yöneticileri vs.

2- Sanatçılar, sosyete tabir edilen kesim ve zenginler kulübü zümresi vs.

3- Müslüman Türk halkı.

Bunlarında aralarında hiyerarşi oluşturulacaktı. Müslüman zümreye hitap edebilmeleri için İslam büyüklerinden; Mevlana’dan, Hacı Bektâş-ı Velî’den   ve özellikle Türkiye topraklarındaki türbeleri bulunan sahabe ve İslam büyüklerinin adları zikredilecekti. Bu plan için, özellikle sufi geleneği olmayan ekoller biçilmez kaftandı.  Kur’an devre dışı bırakılarak, Kur’an’mış gibi okunan eserler ve onların müntesiplerinin bu yolla gururları okşanacaktı. Bu eserlerde; Allah,  Peygamber ve hükümlerden çok, eseri yazanlar ön plana çıkarılarak, onların eserleri Kur’an gibi okunacaktı. Planları buydu.

Bazı kesimlerin üstad dediği kimseler; Allah’tan, Peygamberden aldığı bilgiler(!) söylemi ile vahyin önüne ilham olarak çıkarılacaktı. Böylelikle Kur’an ve hükümleri direk devre dışı kalmayacak ama Kur’an’mış gibi algılanacak; yeni söylemler ve otoriteler oluşturulacaktı. Yani bu kitaplardan birini okudun mu Kur’an okunmuş gibi kabul ettirilecekti.

Soğuk savaş dönemi ile bu iş  komünizmle mücadele guruplarından seçilmiş kişilere ihale edilecekti. Diğer zümrelerin projeye dahili zor değildi. Onlar, ruh çağırma celseleri ile zaten ikna oluyorlardı. Çağırdıkları ruhlar arasında; Mevlana’nın,  Yunus Emre’nin ruhundan tutunda, Atatürk’ün ruhuna kadar –tabii sözde - ruhlar çağrılıyor. Hazırlanan planlar ve oyunlar doğrultusunda celseciye söyletilen cevaplar  ile  kurulan bu sahte düzen tıkır tıkır işliyordu.

Bu celselerde öyle hokkabazlıklar yapılıyordu ki; özellikle  yüksek eğitimlileri inandırmak için; mesela Stalin’in ruhu çağırılıyor, Türkiye hakkında Sovyetlerin Türkiye’yi nasıl işgal edileceği planları anlatılıyor, öte yandan Atatürk’ün ruhu çağırılıyor;  İslam’a nasıl düşman olduğu, Osmanlıyı nasıl yıktığı vs. -sözde planları - anlattırılıyordu.

İstanbul cemiyetlerinde bu celseler, fısıltı gazetesi olarak ciddi olarak el altından yayılıyordu. Dini, siyasi ve diğer guruplara  verilecek mesajlar psikolojik harp olarak  kulaklara üfleniyordu. Hemen hemen herkesim bu tuzağa düşmüştü. En acısı da İslami kesimin bir kısmının bu tuzağa düşmesiydi. Onları da şöyle ikna ediyorlardı; bilgiyi getiren kişi şöyle diyordu:  ‘üstadımızı, şeyhimizi vs. celsede dinledik şöyle şöyle dedi.’ Diyorlardı. İnanmayanları inandırmak içinse önceden üstadlarının yazmış olduğu gaybi konuları irdeleyerek; ‘bak falan sayfada hazret daha önce böyle yazmıştı’ vs. diyerek anlatılanları kendilerince delillendiriyorlardı.

Böylece ne oluyordu? Olan şuydu; gizli servisler; medyada bazı yayınları maniple ederek, yazılar, haberler yazıyordu. Sistem şu şekilde işliyordu:

Gizli servisler, önceden bu cemiyetlere; Rüyada, manada, yakaza halinde üstadlarından aldıkları iddia ettikleri bilgileri - bunların tamamı yalan, uydurulmuş şeylerdi- celsede üstadlarının sözleri olarak orada bulunanlara üflüyorlar. Oysa plan baştan kurulmuştu, bu bilgileri kendi elemanları vasıtasıyla medyaya da veriyorlardı.  Celsede söylenilenler ertesi gün veya birkaç gün sonra  medyada çıkınca, ‘bak üstadın gaybi bilgileri çıktı’ diyerek güven kazanıyorlardı. Güven kazanıldıktan sonra kişiler, psikolojik telkinlere açık hale geliyorlardı.” Dedikten sonra Eskici Amca şu ilave açıklamayı yaptı.

Bunu şöyle izah edelim Eren kardeşim:  “Hani Oktan Keleş’in eserlerinde  deşifre ettiği, yazdığı ve sıklıkla uyardığı ‘Nostradamus’un kehanetlerini çıkarma görevi olan örgütler’ vardı ya, bunlarda tıpkı öyle.”  Deyince şaşırmıştım. Demek ki Eskici Amca Oktan Keleş’i ve eserlerini tanıyordu.

Bu arada dükkâna gelenler oldu. Genç bir çift gelmişti. Pikap ve plak sormuşlardı. Eski Amca onlarla ilgilenmeye başladı. Ben ise fırsattan istifade notlarımı kontrol ediyordum. Eskici Amca gelen çift ile koyu bir sohbete dalmıştı. Plakları ve özelliklerini anlatıyordu. Genç çift Eskici Amcanın sohbetine bayılmışlardı, ha bire soru soruyorlardı.  Ben ise çalışmayı bir an önce tamamlamak için sabırsızlanıyordum. Eski Amca genç çifte çay ikram etti. Adlarını sordu: Erkek olan: “Ben Uğur, bu da eşim Şengül” dedi. “Maşallah” dedi. Genç çift gittikten sonra Eskici Amca tekrar üzerinde post olan koltuğuna oturdu. Neden bu çiftin isimlerini sorduğunu merak etmiştim. Şu kısa cevabı verdi: “Onomastik.”

Konumuza kaldığı yerden devam etti:

“Eren kardeşim, yönlendirmelerin kapalı devre olduğunu belirtelim. Oldukça planlı ve stratejik çalışan bu grubun samimi İslami yapıları da hedef aldıklarını vurgulayalım. 1. ve 2. kesime ‘bunlar, yobaz, gerici’ yaftaları yeterli olurken 3. kesime ise  ‘bunlar bir makama gelseler bir şey beceremezler’ algısını üflüyorlardı kulaklara.

Toplum o yıllarda bu üst yapıyı bilmediği için, aynı el tarafından  birbirlerine de düşman olarak gösteriliyordu. Hepsinin gayesi ulviydi… Oysa üst yapı kendi ulvi emeller için çalışıyordu. Alttakiler de bu  üst yapıyı bilmedikleri için, onların değirmenine su taşıyorlardı.

Bu projenin yan kollarından en  ilginci manevi cihazlanma yapısıydı ki, etkin isimlerinden biri 33. derece mason olan İstanbul Valisi Prof. Dr.Fahrettin Kerim Gökay’dı.

Bunların yaptığı çalışmalardan birini anlatayım Eren Kardeşim: Bunlar; türbelere bakır kablolar çektirerek, türbede yatan kişiyle  manyetik bağ kurulacağı inancına sahiptiler. Bunun için gerekli çalışmaları yapmışlardı ve bu projeyi   hayata geçirmeye çalışıyorlardı. Bunun için nereyi seçmişlerdi dersin Eren kardeşim?”

Eskici Amca soruyu sorunca yazmayı bıraktım, kısa bir düşünmeden sonra: “Fatih mi?” dedim.

Hayır manasında başını salladı. “Bunun içinde merkez Eyüp Sultan’ın türbesiydi.

Manevi cihazlanma gibi yapılanmaların ismi felsefi manada algılansa da aslında işin içine bizzat cihazları da sokmuşlardı. Özellikle elektrik ile ilgili enteresan cihaz çalışmaları yapılmaktaydı.  Az önce söylediğim gibi türbelere bakır kablolar çekip, belli merkezlerde birleştirip temas alanları oluşturmak ve elektro manyetik alan oluşturarak  türbedeki mevtalarla transa geçmek gibi niyetleri vardı. Bu alanda enteresan  elektrik çizim  planları trafo vs. elektrik alanını ilgilendiren proje dokümanları bile ciddi ciddi tasarlanmıştı.” Dedikten sonra Eskici Amca elindeki dokümanları bana gösterdi resimlerini çekmem için. 

Eskici Amcanın verdiği Mason dergisinin bir sayfasındaki terimler oldukça dikkat çekiciydi: Dinamo, enerji...

Kendi matbaalarında basılmış Ruh celse çağrı pusulaları:

Küçük davet pusulaları olup, gün saat tarih ve çağıracakları ruhu elle yazıp, toplantı  mekanlarına davet için el altından ilgililere verirlerdi. Bir  ruh celsesi davet pusula örneği: ‘Yunus Emre hazaratın ruhu çağrılacaktır.’ yazmaktadır.

Yine Masonluk yayınlarından pergelle bir türbe ölçümü yapıldığını gösteren gravür resim:  

RECONCİLİATİON PROJESİ ile Vatikan ve Siyonistler zevkten dört köşeydi. Misyonerlik ve Siyonist faaliyetleri bu yapı sayesinde Müslümanlara ihale etmişlerdi. 1960 darbesi olunca tüm bu planlar sekteye uğradı…

Daha sonraki yıllarda, bazı kesimler, benzer celseler yapsa da marjinal kaldılar. Çünkü Türk Devleti; medyum ve cinci diye tabir edilen insanlara göz açtırmadı. Bu yolla vücut bulamadılar…” dedi Eskici Amca.

Alnındaki  damarlar şişmiş ve burnundan soluyarak; “Göz açtırılmadı ama onlarda  taktik değiştirdiler ve sonraki yıllarda devreye  'Herkül Projesi' girdi.” Dedi ve sustu. Bu susmak aslında binlerce kelimeye bedel bir susmaydı.

Emir Yıldızdan       
buulkem@gmail.com
Twitter:@emiryildizdan

 

Birinci Bölüm: http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=3204








Bu haber 156,189 defa okundu.





Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (90)
  • Derya Doğan / 28 Eylül 2016 22:58

    Dialogun tam zamanı

    Nûr Suresi / 11: Haberiniz olsun ki, iftirâ ile gelenler sizin içinizden bir guruptur. Onu, hakkınızda bir şer sanmayın. Belki o hakkınızda bir hayırdır. Onlardan her kişiye o vebalden kazandığı, büyüğüne girişen, Elebaşlılık yapan, ona da büyük bir azab vardır.

    İdam derhal gelmeli!
  • Dimitri Vodblyatka / 11 Ağustos 2016 17:04

    mada putin dikkat kardes

    arkadaslar ben rus ama babam turk.burda dogru var.lutfen paylas in yaziyi
  • ilkim / 29 Haziran 2016 22:19

    Umut aşıladınız

    Ülkemiz üzerinde dönen oyunlar içinde bulunduğumuz durum kendimi vatanımda ikinci sınıf hissediyordum ki...Umut oldunuz
  • Ender Kazak / 13 Nisan 2016 22:21

    Vatansever yorumlarınızı bekliyoruz!

    Yine yeni bir USS Donald Cook haberi:

    http://www.ntv.com.tr/dunya/baltik-denizinde-tehlikeli-yakinlasma,a6o7SfzbM0ieJqKYM2OIxg?_ref=infinite

  • Bilal Hasan / 11 Şubat 2016 22:41

    Bu yazıyı ve yorumları şaşkınlık içinde okudum. Süpersiniz! Burada Vatansever'e ben de bir soru sormak isterim. Einstein'ın 1916 yılında ortaya attığı teori ispatlandı, tam yüz yıl sonra, 2016. Genel görelilik teorisi! Siz yorumlarınızda bazı araştırmalardan söz ediyordunuz, anladığım kadarı ile bu araştırmaların yapılabilir olması bu teorinin ispatlanmış olmasına bağlıydı. O halde 2016'dan önce mi ispatlandı bu teori? Sadece şimdi mi açıklıyorlar ve neden şimdi? Acaba Türklerin, Kalperenlerin icatlarını ve bilimsel buluşlarını gölgelemek mi istiyorlar? Oktan Keleş komutasında ilmi dini kültürel bir seferberlik ilan edilmiş durumda. Kalperenler her yerde yepyeni tefekkür ufukları açıyorlar. Sizin de bir Oktan Keleş tutkunu olduğunuzu bir arkadaşım söyledi. Bu konuya da değerli yorumlarınızı bekliyoruz.
  • Burak Can / 28 Ocak 2016 10:27

    Vatansever'e

    Vatansever Çin ile ilgili nokta atışı paylaşımlarınız olmuştu, eğer hala bu mükemmel yazı ve yorumları okuyorsanız Çin'in yüzer nükleer santrali ile ilgili yorumlarınızı alabilir miyiz? Acaba bu santral hangi amaç için enerji üretiyor olacak? Haberin ayrıntıları için

    http://www.ntv.com.tr/dunya/cin-denizde-yuzer-nukleer-santral-insa-edecek,SNkgp81w_0SwttYtmnHMDQ

    Oktan Keleş Üstad'ın Türkiye'de ve Dünya'da ilk kez deşifre ettiği konular üzerinde kafa yorduğunuz hatta daha fazlası ile meşgul olduğunuz anlaşılıyor, acaba biraz daha açıklayıcı olabilir misiniz?

  • Okan Tanalp / 21 Ocak 2016 00:38

    Vatansever'e

    http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=4745

    Çin'in Ay'ın karanlık yüzüne gittiğine dair haber ile sizin ayla önce yaptığınız yorumlarınız arasındaki ilişkiye binaen sormak istiyorum. Bu son gelişmeleri yeniden yorumlamanız mümkün müdür?

  • Okan Tanalp / 4 Ocak 2016 11:56

    Vatansever'e

    Çin'in yeni hamlesi ABD'yi korkuttu haberini okudum bugün:

    http://www.yenisafak.com/dunya/cin-yeni-hamlesiyle-abdyi-korkuttu-2381675

    Acaba korktukları yeni uçak gemisi mi yoksa sizin sözünü ettiğiniz yeni silah mı diye düşünmeden edemedim. 12 Kasım 2015 21:20'de yaptığınız yoruma istinaden sormak isterim.
  • Murat Birkent / 29 Aralık 2015 16:35

    .......

    Eyvallah sayin Vatansever , ben tesekkür ederim, kalbi selamlar..
  • Burak Can / 29 Aralık 2015 11:21

    Vatansever'e

    19 Ekim 2015 00:17 tarih ve saatli yorumunuzu okuyunca şaşkınlığımı gizleyemedim. Ruslara oyunumuz diyordunuz o yorumunuzda ve sonrasında Oktan Keleş Sultan'ın doğum gününde Rus uçağını keklik gibi avladık. Bunu kendilerine bir doğum günü hediyesi olarak görebilir miyiz? Bir de bu onaltiyildiz sitesi okurları arasında nasıl bir kalbi bağ var, çözebilmiş değilim, sanki tek yürek atıyor gibi.
  • Vatansever / 29 Aralık 2015 10:39

    Teşekkürler Murat Bey, tuttuğunuz altın olsun!
  • Murat Birkent / 29 Aralık 2015 09:39

    Korla...

    http://www.popularmechanics.com/military/weapons/a18033/china-tests-new-mystery-missile/

    http://www.armscontrolwonk.com/archive/207415/korla-missile-test-complex/

    https://www.wikileaks.org/plusd/cables/10STATE2126_a.html

    https://www.wikileaks.org/plusd/cables/10STATE2634_a.html

    http://www.globalsecurity.org/space/world/china/korla.htm
  • Murat Birkent / 29 Aralık 2015 08:50

    Quantum deneyleri yapilabilecek labor...

    http://interactive.quantumnano.at/letsgo/
  • Vatansever / 26 Aralık 2015 00:24

    Müşavir'e

    1.Sizce bunca zamandır neden bu yazının altında aktif bir yorum trafiği var? Bu yazıyı bu kadar canlı kılan ne olmuştur? Önce yazıyı tekrar okuyunuz ve sorumuza bir cevap veriniz (içinizden).
    2.Altın Boynuz ile kısmi bir ilişki sözkonusu. Asıl aranan özel bir yüzük, yüzük bulunmaya programlı, madeni bizim galaksimize de ait değil. Bu yüzüğün geldiği yıldıza dönmesi gerekiyor, onu Türkler götürecekler, bunca kanı bu yüzük için döküyorlar, aslında yüzüğün her çağda farklı yansımaları oluyor, bunu anlatmak güç. Tek çare onu geldiği yere götürmek... Yüzüğü yörünge dışına çıkartmak için gereken enerji çok fazla, günümüz roket sistemleri ile mümkün değil. Günümüz fiziği de bu konuyu anlamak için yeterli değil, sadece şu atasözümüzü tekrar düşünün: her taş yerinde ağırdır. Bu yüzüğün yerini tespit etme konusuna izninizle giremiyorum.
    3.Türk düşmanını bilir, onu görmesi, duyması gerekmez, kokusundan tanır. Kurt ile ilişkimiz bundan, Türk de çok uzaktan düşman kokusunu alır. İçiniz ferah olsun evlatlarımıza güvenin.
    4. Size cevap yazacağımdan emindiniz, mesajınızı görmezden gelmeyeceğimi biliyordunuz. Size istediğiniz o yardım yakında Allah'ın izni ile gelecek, içinizi ferah tutun. Sizden ricamız namaz abdestinizi bir zırh gibi kuşanmanız olacak sadece, ve savaşta zırhsız olmamalı insan.
  • Müşavir / 24 Aralık 2015 15:30

    Vatansever'e

    "Çin'in yapay adaları ve etrafında volta atan Amerikan savaş gemileri aradıkları şeyi bulamayacaklar" derken acaba ALTIN BOYNUZ'dan bahsediyor olabilir misiniz ?
    Ay ile ilgili kurgunun gerçekleşmesi için sanırım 3 boynuzun da Türk elinde olması gerekiyor !
  • Müşavir / 24 Aralık 2015 15:13

    Vatansever'e

    Anlattıklarınız her açıdan çok ilgi çekici !
    Bir kazak, bir çöl, bir deniz...
    Yıldız savaşları, terminatör, transformers...
    Askeri, ilmi, dini...
    Aklımızı ve inancımızı koruduğumuz sürece, Allah'ın izniyle, her daim şer güçlerin karşısında dimdik ayakta olacağız inşallah
  • İnci Eser / 24 Kasım 2015 19:44

    Vatansever öncelikle ziyaretinizden dolayı ailece duyduğumuz memnuniyeti belirtmek isteriz. Emanet artık emin ellerde. Bugün kahraman ordumuz Ruslar'a layık olduğu cevabı vermiştir. Siz de yorumlarınızda buna işaret etmiştiniz. Hoşçakalın.
  • İnci Eser / 13 Kasım 2015 22:46

    Vatansever, emaneti ne zaman isterseniz bizden alabilirsiniz. Vakit geldi her halde.
  • Vatansever / 12 Kasım 2015 21:20

    İnci Hanım bu haberi de doğru yerden yakaladınız. Yandex problem değil, ama Google aslında Yandex'in çakmasıdır. Herkes Google'a odaklandı çok az dikkatli göz Yandex'i mercek altına almış durumda. Odaklanmanız gereken asıl husus Yıldız Savaşları. Çin'in Korla şehrini biraz araştırın çok ilginç bir kapıdan acayip bir evrene gireceksiniz. Putin'in Glonass sistemini canlandırması çok önemli bir hamleydi ama anlamını yitirdi, Çin uyduları düşürecek silahını hazırladı, bu ay kullanıma hazır hale getirildi. Artık savaş yörünge üzerinde, sonra da ötesinde olacak. Ayın karanlık yüzünde bize ait büyük bir şey var, onun da ne olabileceğini düşünmenizi istiyoruz. Eğer bu suale de doğru cevap verebilirseniz gerçekten bravo. Onu oraya kim bıraktı, kim gidip çalıştıracak? Bir ipucu: Vasin-Shcherbakov teorisine ters açıdan yaklaşın...
  • İnci Eser / 12 Kasım 2015 14:57

    Vatansever, sizin dünkü yorumunuzdan sonra bugün bir haber çıktı. Çin su altında büyük bir altın rezervi bulduğunu açıklamış:

    http://m.milliyet.com.tr/deniz-dibinde-tonlarca-altin/ekonomi/detay/2146615/default.htm
  • İnci Eser / 11 Kasım 2015 22:06

    Vatansever, yandex'in Türkiye'ye gelişi de o zaman bir planın parçası diyebilir miyiz? Rus Skynet'i yandex ile mi yayılacak acaba?
  • Vatansever / 10 Kasım 2015 21:00

    İnci Hanım, gözlemlerinizde haklısınız, doğru açıdan bakıyorsunuz. Bir Sergey daha var: Sergey Skokov. Terminatör filminden bildiğiniz Skynet artık hazır! Peki yılan hikayesine dönen bu proje nasıl bitti bir anda? Cevap: Kemal Dereli... Peki bizim Ustura Kemal ne yaptı, muhteşem bir donanım ve yazılım zaafını Rus Şeytani Skynet'ine soktu. Ruslar bu problemi zor çözer! UNICUM AI Yapay Zekasını iki saniyede gerizekalı yaparız, merak etmeyin!
    USS Donald Cook haberini yakalamanız da çok dikkatli bir okur olduğunuzu gösterir. 10 tane Donald Cook bir Muavenet etmez, içimiz rahat!

    Bu arada Çin'in yapay adaları ve etrafında volta atan Amerikan savaş gemileri aradıkları şeyi bulamayacaklar, çünkü Ustura Kemal onları yanlış koordinatlara gönderiyor. Doğru koordinatlarda ise balıkçı dostlarımız bizim için birşeyler çıkartıyor yüzeye, yakında haberiniz olacak, yine haberlerin satır aralarına dikkat ederseniz elbette.
  • İnci Eser / 8 Kasım 2015 21:53

    onaltiyildiz.com farkı!

    USS Donald Cook ile ilgili güncel haber:

    http://www.ntv.com.tr/dunya/fuze-avcisi-turkiye-karasularinda,aVRVmOKeuUStCEvP46XVaQ
  • İnci Eser / 4 Kasım 2015 19:13

    Dikkat! Rus uçakları bir bir düşüyor. Bu konu ile ilgisi var mı acaba?
  • Murat Birkent / 31 Ekim 2015 00:30

    .......

    http://www.bibliotecapleyades.net/ciencia/time_travel/esp_ciencia_timetravel20.htm

    http://www.unmuseum.org/chronovisor.htm
  • Murat Birkent / 31 Ekim 2015 00:28

    .......

    http://www.bibliotecapleyades.net/ciencia/time_travel/esp_ciencia_timetravel34.htm#Casimir_Effect
  • Vatansever / 19 Ekim 2015 00:17

    USS Donald Cook savaş gemisini Karadeniz'de korkutan olay ve buna sebep olan sistemi Ruslar daha da geliştirdi. Zeki A. (Sergey A.) Kemal Dereli'nin neyi, ne kadar bildiğini görmek için gönderilmişti, aslında görevlendirildi demek lazım, zira 8 yıldır Türkiye'deydi zaten... Biz de ensesindeydik! Kemal Dereli de bizim Ruslara minik bir oyunumuz oldu elbette. onaltiyildiz bu oyunda bize mükemmel bir ortam hazırladı. Ruslar, Suriye'ye ABD ile de anlaşarak bizim için geleceklerdi. Ama onları bekleyen sürprizden haberleri yoktu... Ruslar'ın gücü de oyunu da Türk'e erişemez! İçiniz ferah olsun... İngilizler nasıl da dışarıdan izliyor! Nasıl beklemedeler! Ruslara güldüler hem de kahkahaları Belfast sokaklarından duyulacak şekilde güldüler. Şimdi İngilizlerin oyunu sahnelenecek, elbette taşeron Merkel de bu yüzden geldi. Şimdilik bu kadar bilgi bu site okurları için yeterli. Ama bu satırları unutmayın, sürprizler gizledik bu mesajımıza.
  • Nusret Atakan / 17 Ekim 2015 22:31

    Kemal Dereli Ağustos ayında yakında Ruslar acayip haberlerde karşımıza çıkacaklar diye yazmış. Gerçekten Zeki A.'nın ortadan kayboluşundan beri Dünya Rusları konuşuyor. Bu devreyi hepimiz merak ediyoruz. Bu konuda çalışmalar devam ediyor mu? Erol Abinin yayınladığı bu devrenin ülkemizde kullanımı düşünülemez mi? Bu devreyi vatan millet ve insanlık adına hayır yolunda kullanamaz mıyız? Kemal Dereli pes etmeyin, size maddi manevi yardımcı olalım...
  • Selim Turan / 3 Ekim 2015 04:25

    Tomorrowland

    Yukarıda bulunan fotoğraflardaki devreyi yapıp çalıştırdığını söyleyen Kemal Dereli ve Zeki A. geçmişten ses ve görüntü alabildiklerini yazmışlardı.

    "Tomorrowland" filmini izleyin resmen o cihazı konu edinmişler...
  • Umut Yıldırım / 21 Eylül 2015 22:30

    Kemal Dereli'ye

    Burada Zeki A. isimli yorumcunun Rus yatırımlarından bahsettiği bir yorumu gördüm. Kemal Dereli diz kandırılmış olabilirsiniz. Bakın kısa süre önce 250 milyon yıllık mikroçip bulunduğu haberi yayıldı, bulanlar Ruslarmış. Sizin bu devre çalışmanızdan sonra Rusya farklı haberlerde karşımıza tekrar tekrar çıkıyor. Bu devreyi bir çalışma grubu kurarak incelemeyi ve buradan milli istifade sağlamayı öneriyorum. Devrenin patentini aldınız mı mesela? Almadı iseniz bir an evvel alın, sonra da kaldığınız yerden çalışmalara devam edin, inzivaya çekilmek doğru değil.
  • Yusuf / 21 Eylül 2015 17:33

    Kemal Dereli'ye

    Kemal bey, Onaltıyıldız.com'da açıklanan teknolojik bilgilerin çoğunu diğerleri biliyorlar zaten. Fark şu, diğer güçler bunu kullanmaya başlamadan önce onaltıyıldız deşifre ediyor, ki "biliyoruz ve farkındayız" mesajını vermek için.

    Zeki A.'ya gelince, dediği gibi Rusyadaysa ve bilginin sınırını aşmışsa geri bırakmazlar. Bu noktaya nasıl geldiğini de araştırırlar.
  • Kemal Dereli / 23 Ağustos 2015 23:09

    Son olarak Afyon'daki bulguların arkasında Ruslar vardı, nasıl buldular sanıyorsunuz. Ruslar her yeri kazacak, her denize dalacak artık! Hem devreleri yerleştirecekler hem de nokta atışı kazı yapacaklar. Neleri aradıklarını Zeki Bey biliyordu bence, oyuna getirildim...
  • Kemal Dereli / 23 Ağustos 2015 23:03

    engin coşkun'a

    Engin Bey, iyi niyetinizi anlıyorum, devreyi yaptık, çalıştırdık, hatta çok iyi sonuçlar aldık. Siteden tanıştığım Zeki Bey ile buluştuk, bilgilerimizi paylaştık. Ancak Zeki Bey'den bir süredir haber alamıyoruz, endişelenmeye başladık. Sonra Zeki Bey bizi aradı, Rusya'da olduğunu bazı bilim adamları ile çalıştığını söyledi. İyiyim, merak etmeyin dedi. Maillerine cevap yazmayan biri ne kadar iyi olabilir, açıkçası endişelendik. Zeki Bey ile çözemediğimiz bir problem kalmıştı, bu devreleri yer kürede nerelere yerleştirmeliydik, bunu bilmiyorduk. Sanırım Ruslar bu soruya cevap buldular, hatta birini Putin yerleştirdi. Basını takip ediyorsanız ne dediğimi anlarsınız. Zeki Bey beni kullandı mı, yoksa kaçırıldı mı bilemiyorum. Ama şu bir gerçek Zeki Bey benim devre ile ilgili tüm bildiklerime vakıf olduktan sonra ortadan kalboldu, neye, kime inanacağımı bilemiyorum. Bence devre artık Rusların elinde, hatta daha da geliştirmiş olabilirler. Suriye'ye sevkettikleri Mig 31'lere bu devre monte edilmiş olabilir. Ben tüm e-posta hesaplarımı dondurdum, şu an memleketimde inzivadayım. Bu benim buradaki son mesajım, devre çalışıyor, yalan dolan yok... Rusları takip edin, bu devreyi yerkürede uygun noktalara yerleştirecekler. Sonra da dünya yörüngesi ve ay var sırada, izleyin, Ruslar çok enteresan haberler ile karşınıza çıkacaklar...
  • x / 10 Ağustos 2015 00:57

    mesala

    http://www.edebiyatdefteri.com/yazioku.asp?id=132877
  • Arzu Bozdağ / 5 Ağustos 2015 16:27

    x'e

    x, senin gibileri kandırmak çok kolay, 1 ila 24 arası makinenin oluk numaralarını göstermektedir. Ne 2001'i ne 2023'ü ne de 2024'ü temsil eder. Hiç bilen ile bilmeyen bir olur mu? Lütfen bu yazı için yazardan başkasına güvenmeyin, bir arkadaşımız da demiş, ne malum yorumlar doğru diye. Ben size söyleyeyim, yorumların tamamı uydurma, yazı trollenmiş, Erol Bey de trollendiğini biliyordur, ama çoluk çocukla uğraşmak istememiştir bence. Erol Bey rical ile görüşen bir gönül insanı. Yazıyı bir mühendislik yazısına çevirmeyin, Erol Bey Üstad denilen zatların masonik projeler olduğunu delilleri ile açıkladı işte. Daha ne arıyorsunuz?
  • x / 5 Ağustos 2015 15:54

    mesala

    1 den 24 e.. yani 2001 den 2024 e yükseliş mi düşüş mü... o anlatılmak istenmiş de olabiler.
  • Mesut Terzi / 5 Ağustos 2015 00:49

    engin coşkun, yorumlarını okuduğunuz kişilerin doğru söylediği ne malum. Belki böyle bir devre yoktur. Size tavsiyem bu yorumlarda bilmediğiniz kelimeleri internette araştırmanız, sonra takdiri size bırakıyorum. Sakın tek kuruşunuzu kimseye vermeyin. Bence doğrudan Erol Elmas Hocamızla irtibata geçin, yazı onun yazısı, araştırma onun, erenler ile görüşen o, başka kimselere sormadan ona sorun, o size devrelerin ne yaptığını açıklar.
  • engin coşkun / 1 Ağustos 2015 02:25

    gene aynı olay için

    arkadaşar bu devreyi yapan varsa ücretiyle satışa sunsun alalım nasıl kullanılacagın da anlatsın alıcısıyım eyice meraklandım
  • engin coşkun / 1 Ağustos 2015 02:20

    sonuçları merak ediyorum

    arkadaşlar butür teknik bilgilerden haberi olmayan arkadaşlarınızdan birisi olarak bana da yardım edin bu işin faydası nedir ,nasıl faydalanabiliriz ben de geçmiş sesleri duymak isterim kayıt cihazı olmadan havaya kaydedeilmiş olnları
  • Rüstem Acarkan / 28 Mayıs 2015 18:26

    Arkadaslar cok yararli bilgiler paylasmissiniz, sizin gibi elektronikci pek kalmadi. Oksitlenmeye karsi procto-glyvenol tavsiye olunur, en etkili ve ucuz cözüm. Diger tüm yazismalarinizin altina imzami atarim, süpersiniz. Ben de Marty McFly marka aki kapasitörü kullanin derim. Yolu düsenleri beklerim Kütahya Merkez'de Rüstem Acar Elektronik.
  • Zeki A. / 28 Mayıs 2015 14:29

    Oksitlenmeye karşı Nilverm var bende, olur mu? Oksidasyon oranı 45 lümen/maxwell yazıyor üzerinde, doğru oran mı acaba?
  • Kemal Dereli / 28 Mayıs 2015 12:27

    Zeki Bey, aki kapasitörünüzün iyi olmasi lazim, benim fiyat ve kalite orani düsünüldügünde tavsiyem Marty McFly ürünleri. Bu arada yazidaki sekilde 9 numarali blackhole'dan cikan kuantlar varya, iste onlar 11 nolu olandan geri dönmeli, o zaman devrenin giris empedansi 7 kgm/s oluyor ve parazitler ortadan kalkiyor. Bir de parazitler icin levamizol ile devre giris ve cikislarini oksitlenmeye karsi korumalisiniz, altin ile lehim konusu gereksiz. Kola gelsin.
  • Zeki A. / 27 Mayıs 2015 00:21

    Bendeki akı kapasitörü 80 Wb/A'lık eski bir model. Ama yeni olanlara bakıyorum, özellikle Kurzweil Technologies diye bir firmanın ürettiğini görünce dilim uçukladı. Sizin de dikkatinizi çekti mi bilemiyorum. Bir hafta ile on gün arası bir süre içerisinde bazı konuları netleştirebileceğimizi düşünüyorum. Görüntünün metamorfoz sorununu sayenizde çözdük, çok teşekkür ederiz. Ancak akı kapasitörünü alacak ekonomik gücümüz yok. Eldeki ile idare etmek zorundayız. Glonass konusunda hiç bilgim yok maalesef, Putin o konuda inanılmaz yatırım yaptı, artık yabancı üreticilerden de Glonass uyumu istiyor Ruslar. Siz devrenin uzaya gönderilmesi ihtimalini düşünerek mi Glonass dediniz? Analog elektronikçi eski tüfek bir dostumuz lehimlemeyi altın ile yaparsanız bu devreler daha iyi çalışır dedi, parazit olmaz diyor, gerçi sizin filtre çok ama çok iyi iş görüyor. Bu arada alçak geçiren yerine bandgeçiren dener misiniz 30 rad/s ile 300 rad/s arasını, bir de notch ile 1THz ile 3 THz arasını sözdürün lütfen.
  • Kemal Dereli / 26 Mayıs 2015 11:19

    Sayin Zeki A.
    Muhtesem haberler veriyorsunuz. Inanin günde en az bes kere bu sayfaya bakiyorum bir haber var mi, birileri bu devre üzerinde calisiyor mu diye. Zeki Bey, söylediklerinize katiliyorum, matematiksel olarak incelemek ile ilgili hicbir sorunumuz yok cok sükür. Devrenin ne yaptigini anladiginiz icin sunulari acikca ifade etmek isterim. Ben kuvvetlendirici kati ile mesgul oluyorum su anda, orada iyilestirme yapmak mümkün, kaos üreteci olarak kullanilabilecegini sizden duydum, incelemem lazim. Ama dediginiz gibi bu dogru ise tarihe gecebilirsiniz. Bu konuda size Goldbach Sanisini arastirmanizi tavsiye ederim, o konu bir roman havasi icinde Petros Amca ve Goldbach Sanisi baslikli bir kitapta daha anlasilabilir olarak ele alinmisti. Bu devre ile ruhlarla iletisime gececeklerini sanmislar ama aslinda duyduklari, ya da duymayi umduklari sesler gecmise ait. Devreyi GPS lokalizasyonu olarak konumlandirma da ayri bir konu, bence Glonass uyumlu da düsünmek de lazim. Eger bu bir modül olarak uzaya gönderilebilirse neler olabilecegini düsünün. Ben sadece ses konusuna odaklanmistim, hologramik görüntü konusunda söylediklerinizi burada paylasmak istemiyordum, madem konuyu actiniz, hemen ifade edeyim, evet sizin de gördükleriniz gercek, ne kadar geriye gidebildiginizi bilmiyorum? Metamorfoz süresi icin tavsiyem aki kapasitörünü nyquist frekansinin modulo 7 uyumlu ayarlamaniz. Siz hangi marka aki kapasitörü kullaniyorsunuz, bazilarinin cözünürlügü yetersiz kalabilir. Bir de yari iletken transistörlü devreler yerine vakum tüplülerle devam edin, devreler arasinda uyum sorunu yasamazsiniz. Acayip bir ise girdik, hadi hayirlisi...
  • Zeki A. / 26 Mayıs 2015 01:07

    Kemal Dereli Bey,
    Devreyi dediğiniz şekilde güncelledim, gerçekten müthiş çalışıyor. 7 F'lik kapasite yerine 19 F'lik kapasite denedim, ses kalitesi düşüyor ama bandgenişliği artıyor. Galiba siz devreleri matematiksel olarak da inceleyebiliyorsunuz. Size şunu sormak isterim, çıkışa op-amp'lı akı kapasitörü takınca hologramik bir şey yakalanıyor ama metamorfoz süresi çok kısa acaba bunu farkettiniz mi? Bu süreyi uzatmak için ne yapabilirim? Bir de bir arkadaşım bu devreye zener diyotlu bir eklenti ile kaos osilartörü olarak kullanılabileceğini, devrenin çıkışında asal sayıları üretebileceğini söyledi, bu konuda bir düşünceniz var mı? Arkadaşımın iddiasına göre eğer bunu ispatlayabilirsek, insanlık tarihi kadar eski bir problemin de matematiksel çözümü bulunabilecekmiş. Bu amaç doğrultusunda birkaç elektronikçi ve matematikçi profesörden randevu aldık. Yaklaşık on gün sonra size gelişmelerden haber vermek isterim. Paylaşımlarınız için size ve sitenin de bize bu imkanı sunması dolayısı ile site yöneticilerine çok teşekkür ederiz.
  • Zeki A. / 21 Mayıs 2015 23:35

    Kemal Dereli teşekkür

    Kemal Bey teşekkür ederim, ben alaylı elektronikçiyim, o hesapları yapamadığımdan devreden randıman alamamıştım, eve gelir gelmez söylediğiniz voltaj ve frekans ile devreyi besledim, fitreyi yarın yapacağım, evde 7F'lik kapasite kalmamış. Devrenin amacını tümüyle anladığımı düşünüyorum, ama ben de sizin gibi ayrıntılara girmeyeceğim. Bu haberi yapan arkadaşımızı da canı gönülden tebrik ediyorum. Bu devrenin patentini almaları gerekiyor, farkındalar mı? Burada milyonlar değil, milyarlar değerinde bir bilgi yatıyor.
  • Kemal Dereli / 21 Mayıs 2015 12:39

    nereden buldunuz bu devreyi

    Zeki A. Bey,
    Bu siteyi düzenli izleyen bir arkadasim bu devreleri bana gösterdi, önce sacmalik zannettim, cok israrci olunca arastirmaya basladim, devreler kesinlikle dogru, sadece bir yerde hata yapmis tasarlayan, ama kesin o da sonra hatasini görmüstür diye düsünüyorum. Haftalarca ugrastim, deneye yanila bulamazsiniz o degerleri, cok ciddi denklem takimlarini cözmeniz lazim, ben de önceleri denedim ama bulunmuyor, devre denklemlerini yazip, cözünce neticeyi elde ettim. Devreyi de yaptim, zaten devre cok basit, ama onlarca yildir neden kimse görememis bunu, hayretler icinde kaldim. Siz de görmüssünüz benim gördüklerimi. 101 V ve 16,6 Hz deneyin. Mod 9 frekanslarin tamami rezonans frekansidir, devre milisaniyeler icinde kül oluyor, uzak durun. Bir de giris empedansini, L-C filtre ile regüle edin, dalgalilik azaliyor. L=40H, C=7F secebilirsiniz. Bunlari da deneye yanila bulmadim, hesaplayinca cikiyor. Devrenin amacini yukaridaki yazida az bile anlatmislar, ben kesinlikle yorum yapmak istemiyorum, inanilmaz bilgiler. Iddia ediyorum, hani derler ya sesler kaybolmuyor kainatin bir yeride depo ediliyor, bu is onunla alakali, ama devaminda kesinlikle bir faz kilitlemeli devre tasarimi ve kuvvetlendirici emilasyonu lazim gelebilir.

    Zeki A. deneyin, yorumlarinizi acil bekliyorum.
  • Selim Tezcan / 4 Mayıs 2015 12:38

    Kütahyali kardes ilklemenize cani gönülden katiliyorum. Bakalim bu oyunlarin sonu nereye varacak?
  • Zeki A. / 2 Mayıs 2015 01:32

    Prof. Aliyev haklı, devre çalışıyor, evet küçük bir hata yapmışlar, ama düzeltilebilir, ben de denedim, sorunsuz çalışıyor, yalnız hangi gerilim ve frekansa ayarlamak gerektiği bilgisi çok zor, deneye yanıla bulmak imkansız. Benim denediğim gerilim ve frekanslarda kendi sesimin 5 saniye öncesini yeniden duydum, geçmişi duydum, inanılmaz birşey bu. Ama yazıdaki amaç için gerçekten samanlıkta iğne aramak gibi birşey bu, uygun gerilim ve frekansı bulmak. Bu yazı ve yukarıdaki devre şeması ile ilgilenenler yazsın, tartışalım burada... Müthiş.
  • Prof. M. Aliyev / 29 Nisan 2015 15:28

    sistem işləyir, Çox təhlükəli məlumatlar. dövrədə kiçik bir səhv var yalnız. laboratoriyada çalıştırdım, olur
  • Dursun Ali Bayraktutan / 25 Nisan 2015 12:40

    Yazının devamını merakla bekliyoruz, burada bırakmayın bunu lütfen, eminiz ki sonunu getireceksiniz. Bazı büyüklerimiz de yazının sonunu beklememiz gerektiğini emir buyurdular, büyük bir sabır ile bekliyoruz biz de.
  • Kütahyalı Kalperen Ercan / 14 Nisan 2015 00:45

    Son zamanlarda okuduğum en güzel yazı.
    Artık bu belgeleri görüp de itiraz olmaz.
    Herkes okuyabilse bu yazıyı keşke.
    Türk milletine büyük bir armağan oldu!
    Esaret dönemi bitiyor, Kalperenler geliyor
  • Ayten Yilmaz / 10 Nisan 2015 10:25

    Mesaj alindi :) Tüm Kalperenlere hayirlar diliyorum.
  • Ayten Yilmaz / 9 Nisan 2015 14:34

    Erol Bey, yaziniz enfes. Cerceveletip duvara asmak lazim. Saygilar... Yazilarinizin devamini bekliyoruz.
  • Cengiz HAN / 6 Nisan 2015 12:42

    ATATÜRK

    Geçtiğimiz günlerde Gülen'in Mason olduğuna ilişkin belgeler yayınlayan YENİŞAFAK gazetesi bugünde ATATÜRK'ün doktorları vasıtasıyla zehirlendiğine ilişkin delil teşkil edecek bir belge yayınladı. Her ne kadar bu haberin Yenişafak gazetesinden yayınlanmasını anlayamasam da... http://www.yenisafak.com.tr/gundem/ataturku-boyle-zehirlediler-2113739
  • Aydın Durmuş / 3 Nisan 2015 14:39

    Bu gün sabit telefonuma gelen sesli mesajlardan bıktım.
    Bozuk bir aksan (ş) harflerini hiç söyleyemiyor. Kesinlikle Türk değil.
    Sanki Türkçeyi yeni öğrenmiş bir rum aksanı.
    İki de bir Mevlana vs deyip duruyor.
    Ben de telefonu kapatıyorum. Bir müddet sonra yine aynı mesaj.
    Böyle bir şey ile karşılaştınız mı?
    Selamlar.
  • Ispartalı Hakkı / 2 Nisan 2015 20:09

    Bu resimler elektrik makineleri ders notlarına ait, makinenin çalışma prensibi anlatılıyor diğerleri de doğru akım makinesinin sargı şeması.
  • Ahmet Gündoğdu / 1 Nisan 2015 00:01

    Maşallah

    Kusursuz bilgiler her zaman ki gibi.. Allah yar ve yardımcımız olsun çok zor günler yaşıyoruz,iş yoğunluğumdan ötürü pek ilgilenemesem de bugün ki nasibimiz bizi buldu elhemdülillah.. Allah iyilik,doğruluk ve sebat ile çalışan kardeşlerime yanında olacaktır şüphesiz, Hakka rakip olan zihniyetler bir bir yok olacaktır ! Kalıcı olan tek şey Cenabı Allahın sancağıdır.
  • Cem TURAN / 31 Mart 2015 18:27

    Eyvallah

    Muhteşem bir çalışma... Şeytaniler bir taşla bir sürü kuş vurmak istediler ama yine planlar sekteye uğradı ALLAH ın izniyle...

    O güzel yerlerin manevi atmosferini biz daha çok değerlendirmeliyiz... Şeytaniler farkında! Biz daha da farkında olmalıyız!
  • Mustafa Garson / 31 Mart 2015 10:55

    elektronikci kalperenler bu devreleri bir incelesinler bence cok degerli bir calisma olurdu, siz ne dersiniz? Takdir sizin.
  • Mustafa Garson / 31 Mart 2015 03:20


    İslamla, onun müesseseleri ile, evliyalar ile, erenler ile şaka olmaz, oyun olmaz! Vakit doluyor, sap ile saman birbirinden ayrılacak, millet ile dalga geçenler, onu kandıranların hesap zamanı geliyor. Az bekleyin, hesap masaya geliyor...

  • ferdi / 30 Mart 2015 11:48

    çok ilginç

    Bu yazıdan sonra fetullah gülenin mason olduğuna dair belgeler yayınlandı.
    Fatih Altaylı sormuştu Fetullah gülene
    MASONMUSUNUZ cevabı MASANLUK KÖTÜ BİRŞEY DEĞİLDİR.
    ONALTIYILDIZI TAKİBE DEVAM.
  • eyüp / 28 Mart 2015 13:49

    Mana Erenleri ne Selam..

    Onlar madde dedikçe biz Mana diyeceğiz,
    onlar zulüm dedikçe biz adalet diyeceğiz
    onlar savaş dedikçe biz zafer diyeceğiz
    onlar plan dedikçe biz Onaltıyıldız diyeceğiz
    onlar maneviyatsızlık dedikçe biz Erol ELMAS diyeceğiz.

    Emeğine sağlık Erol Ağabeyim, Allah razı olsun, selametle...
  • Rahime Kurt / 27 Mart 2015 22:19

    Sübhanallah

    Baran Aydın kardeşimin dediği gibi yorum yapamıyacağım ama Muhteşem








    Kaç kez sildim yorumlarımı bilmiyorum ama bu güzel yazıya da birşeyler söylemek istedim Erol Elmas kardeşim Allah senden razı olsun Ufkumuzu aydınlattın Harika bir yazı olmuş Hürmetler



  • Ozan Aydın / 27 Mart 2015 20:54

    YANDI BU GÖNLÜM!!

    Yazılan yaşanacak!!!
    Ne güzel bir cümle ki anlam kazanmak için tek tek farklı harflerle bir olmuş!!
    Harfler ki, her birinin titreşimi ayrı, herbiri ayrı bir gönülden çıkıp, bir cümlede anlam kazanmış... Tıpkı saz gibi, ney gibi, farklı notaların aynı anda farklı titreşerek bir seste anlam kazanması gibi...
    Tek tek bütün atomlar, aynı şekilde titreşerek ELMAS ı bir eder.
    ELMAS tan çıkan herbir titreşim AN'a not düşer!!!
    Yazılan yaşanacak!!!
    Elmas gönlün bizim gönüllerimizide seninle bir eyledi abim!!
    ELMAS'ın sözleri yaktı!!!
    TURK 'UN ATEŞİ YANDI!!!
    ALLAHUEKBER!!!  

    Noldu gönlüm noldu bu gönlüm
    Derd-ü gamla doldu bu gönlüm
    Yandı bu gönlüm yandı bu gönlüm
    Yanmada derman buldu bu gönlüm

    Bayram ı Veli
  • FERMAN3 / 27 Mart 2015 05:48

    mevlanaya HAÇ TAKTILARDI

    2 YIL ÖNCE KONYADA İNFİAL OLMUŞTU DİNLERARASI DİYOLOK ADI ALTINDA 23 NİSAN KUTLAMALARI BAHANESİYLE AFİŞLERDE MEVLANA TÜRBESİNİN KUBBESİNE HAÇ YERLEŞTİRİLMİŞ RESİMLER AFİŞLER YAPMIŞLARDI TVLERDE BU HABER ÇIKINCA TUHAF SAVUNMALARA GİRDİLERDİ ŞİMDİ CUK OTURDU MEVLANA KUBBESİNE HAÇ HABERLERİNE BİR GÖZ ATIN ANLARSINIZ.
  • Baran Aydın / 27 Mart 2015 01:27

    Elmas gönüllü Büyük Hilali ye

    Yazıya dört defa yorum yapıp sildim. Ne yazsam yakıştıramadım...

    Manevi Cihazlanma denen PİSLİK yapı bugün dahi iş dünyasından medyaya, Sözde tasavvufçu geçinen yazarlar, sanatçılar, futbolcular, yayınevlerinde vs. her yerde İSİM DEĞİŞTİREREK yaşamaya devam ediyor! Gülen Cemaatinden daha TEHLİKELİ bir Odaktır ülkemizdeki bu yapılanma, ancak her nedense İSİMLERİ dahi zikredilmiyor! Hararetle çalışmaya da devam ediyorlar!

    Ama TÜRK DEVLETİ her adımlarını takipte...Erenlerden Allah razı olsun... Allah onları başımızdan eksik etmesin... Bu bağlamda Onaltıyıldız sitesi bu tip odaklara karşı en doğru yapılanmadır! Hatta TEK yapılanmadır, bu böyle biline!

    Yazının ilk kısmıyla ilgili hiç bir yorum yapamıyoruz, sadece defalarca okuyup, gönlümüzü deşiyoruz...

    Erenler, ellerinde kazma kürek bizler gibi Hamların gönüllerini kazıyor, bizlere yol açıyor, Gönüllerimizi deşiyorlar. O kadar hizmetlerinin yanında, Allah yolunda tüm insanlık için yaptıklarının yanında bizler hala DERUNİ UYKUMUZDA keyif çatıyoruz. Kendi adımıza utanıyoruz, yerin dibine geçiyoruz!...

    ELMAS GÖNÜLLÜ CANIM Ağabeyim, Allah sizden razı olsun...Dahasını yazmak isteriz, ama ham gönlümüzün dili bu kadarına dönüyor, kusurumuza bakmayın...


    ''Gönlümüz deşildi ya bir kez...Yerde DOLUNAY, Gökte HİLAL...Kafamız dumanlı...''
  • zekhan / 26 Mart 2015 20:22

    feza ve turan kagan a

    Evet doğrusu Kadyani olacak; teşekkürler. Mirza Gülam Ahmed Kadyani 1850 lerde Hindistan da yaşamış tam bir şeytani proje örneği. Aslında parapsikolojik bir tramva; ancak ehlince teşhis edilip devletçe hükmü verilmediğinden; halk nezninde en büyük ulema hatta peygamber ötesi çok kutsal şahsiyet.
    Bilmeyenler için bu konuyla alakası; bu vatandaş içinde ki biri/birileri tarafından yönlendiriyor. Dini kitaplar yazıyor ve ilham/vahiy gibi nitelendirmeler le cahil insana pazarlıyor. İşin ilginç tarafı bunu kendisine yaptırıldığını açık açık beyan ifade ediyor. Aynı konumuzda ki vatandaş gibi..
    Merak edenler okursa belki meselenin boyutu, vahamiyeti biraz daha anlaşılır.
    .....
    Yazar hakkında olumsuz bir şey söylemek istemiyorum.
    Feza nın söylediklerine katılıyorum. Ancak bence acilen Oktan Keleş okumalı :)
    En büyük iki yanlışı; 1) Şeytan yoktur şeytaniler vardır (ki aynı İhsan Eliaçık gibi ( ki Deruni baba bu konuda bu tipler için uyarmıştı))
    2) kainatta bizden başka şuurlu varlık ve insan yoktur ifadesidir.,
    Genel olarak çok anlamlı şeyler anlatan eserde dikkatli incelenirse bu tip yanılgılar görülebilir.
    .....
    Turan Kagan ın teknik yardımı için teşekkürler çok isabetli oldu.
    Selam ile.....
  • TAYFUR / 26 Mart 2015 18:19

    ŞÜPHE

    BU TÜRBE RESTORASYON ÇALIŞMALARIDA OLDUKÇA DİKKAT ÇEKİCİ.BİR ÇOK EVLİYAULLAH'IN SANDUKASI ,TAC-I ŞERİFİ KÜÇÜLTÜLDÜ.(HACI BAYRAM-I VELİHAZRETLERİ,ÜFTADE HAZRETLERİ,EMİR SULTAN HAZRETLERİ)
  • Feza / 26 Mart 2015 17:07

    Zekhan kardeş

    Bahsettiğiniz kitabı bende okudum. Oradaki isim Ahmed Kadyani olarak geçmektedir. Kitabın yazarı ile ilgili çevresinin mi yoksa kendisinin mi tercihi olarak üstad hitabının kullanılması hakkında bir fikrim yok. Kendisinden, bazı sanatçılarında istifade ettiklerini beyan etmiş olmaları v.s. gibi zahirde görünen bazı durumlar yukarıda yazanlara uysa da Batın kısmını Allah bilir. Eserleri bilimsel gelişmeler doğrultusunda sorgulayan araştıran kesimlere hitap ettiği algısını ortaya koymakta İslam'a bu çerçevede bir yaklaşım sunmaktadır.Yanlış zanlara kapılmaktan Allah'a sığınırım. Selam ve dua ile...
  • sinan yıldırım / 26 Mart 2015 16:47

    EROL AĞABEY ELİNE EMEĞİNE SAĞLIK. ALLAH CC İLMİNİZİ İLMİMİZİ ARTIRSIN.
    SELAM VE DUA İLE.
  • Turan Kagan / 26 Mart 2015 14:34

    Avustralyadan dua ile ...

    Erol abi yine guzel bir yazi Allah razi olsun konuyla alakali biri olarak teknik anlamda (muhendislik)... dunyanin evrenin tum bu nizamin icerindeki manyetik alanlar insanin kendini cevreleyen manyetik alanlar canli cansiz her yaratilan bir manyetizma icerir.. vede birbiriyle baglantilidir...

    manevi manyetik alanlar seytaniler tarafindan kontrol edilmek isteniyor bunun icin zararli dalgalarla signallerle insanin bedeni yipratiliyor..

    ayrica dunyanin manyetik enerji noktalarini block yapmak icin gok delenler binalar yukseltiyorlar

    yukardaki resimler ayarli guc regulatoru sag el kurali manyetik alan isaretlenmesinde kullanilir ve 24 oyuk 1 faz bobin semasidir

    Turbelerdeki buyuk manevi enerjiyi kontrol etmek istenmis artik ceplerimizdeki telefonlarla teknolijinin her alaninda aslinda bir nevi bu tahribata magruz kaliyoruz
  • orkun akar / 26 Mart 2015 13:29

    Oyun hep aynı...

    Selam selam....Erol ağabey, beklediğimizden de muhteşem çıkan yazın için tebrik ederiz çok aydınlatıcı bir yazı....Bu hükümetin selam çaktığı ve mirasçısı olduğunu sürekli deklare ettiği DP zamanında sadece bunlarmı oldu?Köy enstitüleri kapandı,marshall yardımı NE KARŞILIĞINDA alındı?Uçak fabrikamızı o sabık hükümet kapattı.Tasarlayıp üretime geçme aşamasında durdurulan ilk jet eğitim uçağımızın numarası neydi? TH-16....16 ya.....O hükümetle bu günkinin icraatlerinde hiç fark yok....Limanlar Telekom daha bir sürü stratejik yerler özelleştirme adıyla gitti,emasya protokolü kaldırıldı şehirler eşkıya doldu daha bir sürü....Ama seçmen de diyor yol yaptı,marmaray yaptı hastaneleri açtı vs vs....Canım onlarıda uyuyanları uyandırmamak için yaptıklarına sayalım....Daha çok denir de neyse....
  • Ahmet SOYLU / 26 Mart 2015 11:53

    Tarihin Ruh Çağırma Odası

    Bu programı neden yaptıkları şimdi anlaşıldı.
    https://www.youtube.com/watch?v=_KChXyGN8EQ
  • zekhan / 26 Mart 2015 10:14

    elhamdülillah

    Elhamdülillah ki kalbim beni yanıltmadı.
    Tutulan ışığı iyi okudum.
    Ahmed Hulusi'nin Ruh-İnsan-Cin kitabından ki Ahmed Kadrani zavallısını öğrenince anladım ki bu büyük projelerin ön çalışmalarından biriydi. (kitap da hatalar da mevcut tamamını doğru kabul etmeyin)
    Zamanımızı ve memleketimizi düşününce bu projenin çok daha büyük olanını tutulan ışıkla görmek nasip oldu.
    O kadar sıkı bir projeydi ki asla ve kata ışıksız akıl ile çözülebilecek bir proje değildi.
    Öyle ki zekasını aklını başarısını defaaten kanıtlamışlar dahi kapan da ki kuş olmuşlardı.
    Şahsımda ise kalbim bir türlü aradığını bulamıyor meseleden uzak tutuyordu. Hep sorunu kendimde aradım ; kendimce o mübarek! zatlar! gibi olmak istedim.
    Şükür Yaratana kalbime bir sigorta koymuş da o akım işlemez olmuş.
    Şimdi perdelerin kalktığını görmek nasip oldu.

    Allah tüm samimi kardeşlerime bu oyunu görmeyi ve uyanmayı nasip etsin.
  • E.ERTUĞRUL ERGEN / 26 Mart 2015 10:12

    Yerine Oturan Taşlar

    Yakın tarihimizle ilgili (Satır Aralarında) Ne çok TAŞlar yerine oturuyor..!?
    Olmuşları ve OLCAKları ALGIlamamıZda.. ne de GÜZEL REHBERlik ediyorsunuZ.!!!
    Devamını ÖZlemle.. bekliyoruZ..
    ŞÜKRANlarımıZla..
  • Mümin AKIL / 26 Mart 2015 09:24

    Projeleri batsın...

    Yüreğine sağlık Erol Abi. Sayende kalbinin derinlerinden çıkardığın incilerden ve Erenlerin sohbetinden nasiplendik ALLAH'a çok şükür. ALLAH Sizleri başımızdan eksik etmesin.
  • Harkonnen Savaşçısı / 26 Mart 2015 09:03

    Erol Abi eline sağlık, Allah yardımcın olsun.






    Perdenin erenlerce aralanması hoş bir şey.



    Bir argo vardır: "söylemekten ağzımız "göz" oldu diye... Yıllardır söylüyorlar ancak saftirik, şapşik insanımız inanıyor ne yaparsın...



    Mehdiyet bir avuç samimi insan ile olacak.. O yüzden bu site de Mehdiyet'in ileri karakollarından, sınır komutanlıklarından... Kıymeti kırat niteliğinde...



    Selam ola...
  • Mehmet Eray Çakır / 26 Mart 2015 07:54

    Yine tarihin tozlu raflarında kalmış bir konu

    Yine tarihin tozlu raflarında kalmış bir konuya değindiniz. Kimselerin bilmediği belki bilenlerinde çoğunun hayatta olmadığı bir konu. Yakın tarihimize tutulan bir fener oldunuz. Onaltıyıldız olmasaydı bu konulardan kimselerin haberi olmayacaktı. Konuyu biraz daha açmanız dileğiyle. Ellerinizesağlık. Sağolun varolun...
  • Bekir ÖZTÜRK / 26 Mart 2015 07:52

    herkül: gollon

    din adına çıkan yapı ve adamlari kitaplar yukardaki anlatılan konu ile alakalı olarak hep allanmış.
    erol abimizin anlattığı olayın bu günkü karşılığı,
    1- dinler arası diyalog
    2- ılımlı islam
    Bu konuyu da şişirilmiş, kerameti kendinden sözde din alimleri eliyle yapmaya çalıştılar.
    Tarikat ve cemaatlerin yapılanmaları 80/90 vee 2000 sonrası ticaret (banka, holding), medya ve yayın alanın da
    artırılmasının nedeni bu yazıdan sonra aşikar oluyor.
    Herkül projesi ancak kendi gibi olan sanılan bir yapı ile yıkılabilinirdi. Günümüzdeki çekişme her iki zararlı yapının tasfiyesi ile son bulaçaktır. İnşaALLAH. yoksa başka türlü olsa halk desteği bulamadan devletin itibarı halk nezdin de çok kötü olaçaktı.
    Velhasıl; "Bizim şer bildiklerimizden hayır çıkaçak" İnşallah..
    Büyük ustad denilenin, herkül projesinin ne olduğu nu aslın da hepimiz biliyoruz artık. Faş etmeye de gerek yok. açığa çıktılar.
    Rahmetli Erbakan Hocamız. Dünyanın başkenti derken, Tarihin en şerefli milleti derken oysa ki birilerine PLANLARINIZI BİLİYOR ve size rest çekiyorum dermiş, oysa
    İslambol bizim sahip çıkalım.
    N eden istanbul? Tarihin en eski kadim şehri, HAK adına kurulan ilk devletin baş kenti. Hak yolunun ilk şehidinin yattığı yer. Hızır a.s IN MEKANI
    Mana ve maddenin başkenti
    Teşekkürler Osman baba, Eskici baba, EREN BÜYÜKLERİMİZ, OKTAN SULTANIMIZ, ONALTIYILDIZIMIZ ve EROL abimiz.
    ALLAH C.C. YARDIMCINIZ OLSUN
    Şimdilik DUALARIMIZLA yarın bir fiil görev verilirse fiilen yanınızdayız....
    BozTÜRK
  • Bekir ÖZTÜRK / 26 Mart 2015 07:29

    kalbimizden sizi sevmek geçiyor.

    “Erenlerin sağı solu belli olmaz’ diye. Bunun sebeple onlarla birlikte olduğum zaman genellikle sükût etmeyi seçiyorum. Dilime sahip olurken, kalbime de sahip olmaya çalışıyorum. Konuşmak sadece kelimelerle değil ki… Öyle değil mi?
    EVET EROL ABİM, kalbimden geçen hangi düşünce beni mahcup eder diye siz değerli büyüklerimin yanın da düşüncelerimi bile sürekli düzenlemeye çalışıyorum. İnsanız yapımızda var her an en olmaz düşünceye düşüyoruz. Blmeden bilerek düşeceğimiz hatalı düşüncelerden yanlışlardan dolayı bizleri yok saymayın.
    Bize doğru düşünmeyi, kalbimizi kontrol altına almayı da öğretin siz değerli büyüklerim
    Sizi seviyor ve dua ediyoruz.
    ALLAH yardımcımız, Hızır a.s. yoldaşımız olsun..
  • Melih Kölük / 26 Mart 2015 07:09

    C*

    Erol Abicim Allah razi olsun, yuregine saglik. Cok onemli bilgiler. Bu millete yapilan manevi saldirilarin birbirlerinin devami niteliginde olmasini anlamamiz, batilin ayni kaynaktan beslendigini unutmamamiz acisindan ibret alinacak cok sey var yazida. Sultanimin ve sizin ellerinizden opuyorum...
  • karahmet2@gmail.com / 26 Mart 2015 02:53

    Yardım

    ''Niye şimdiye kadar başıboş dolaşmışım? Ne kadar da vakit kaybetmişim? Sadece ben miyim bu durumda olan? ''

    Şimdi de başıboş dolaşan gençler var. Vakit kaybeden. Bir el uzanmasını bekleyen gençler var. Onlara ne zaman uzanacak bu el ? Daha fazla batmadan kalpler daha da kararmadan uzatın bizim gibi başıboş kalmış hakikati,doğruyu arayan gençlere. Faydalanın gençliğimizden gençlikte elden gitmeden.
  • Selim Turan / 26 Mart 2015 01:38

    60 Darbesi...

    Geçen gün Baran Aydın kalperenimizin Ay Yıldız Teşkilatı kitabını okuduktan sonra nedensizce birden aklıma 60 darbesi olmasaydı acaba ne olurdu gibi bir düşünce geldi. Kısa sürdü fazla üstünde durmadım ve aşağıdaki satırları okuyunca kafama o an gelen darbe yine dank etti...

    "RECONCİLİATİON PROJESİ ile Vatikan ve Siyonistler zevkten dört köşeydi. Misyonerlik ve Siyonist faaliyetleri bu yapı sayesinde Müslümanlara ihale etmişlerdi. 1960 darbesi tüm planları alt üst etti…"

  • alaca / 26 Mart 2015 01:31

    ..

    Onomostik kelimesi bizim dikkatimizi çekti. demek ki isimlerin de mertebeleri var ve o isimler insanlara etki yapıyor olabilir. her ne kadar kelime özel ad bilimi yada yer isimleri bilimi gibi geçse de bunun cevabında ki yüksek perdeden çıkan "Maşallah" kelimesi bir şeyin onayını anlatıyor sanki.
    yazıdan anladığımız kadarıyla Herkül Projesinin ilk tohumu da herhalde 1958- 59'da atılmış olabilir. suyu da 2014-15 yıllarında çıkmış oldu. demek ki o zamanın dindarlarının içine sızılmış ve onların bir uzantısı gibiymiş gibi hareket edilmiş. bizim dikkatimizi çeken nokta sürekli bir örümcek ağı örülüyor. Dokümanlar da ilginçmiş. ilk şekilde bir altın oran kokusu alınıyor sanki ama tabi bundan anlayanlar daha iyi anlar..
  • cbk / 26 Mart 2015 00:28

    HERKUL

    Herkül projeside 1960 dan sonra topluluk bulmaya başlayan bir hareketi anımsatıyor.
  • Kıbrıs Fatihi / 25 Mart 2015 23:55

    eyvallah

    var olasın erol abim. emeğine, yüreğine sağlık. Allah razı olsun sizlerden. Selam ola sizlere ve tüm erenlere.HU
  • Kamil Türk / 25 Mart 2015 23:54

    Erenlerin yolundan ayırmasın Allah ım.Erol abi yine çok farklı bir konuyla bilgilendirdin bizi Allah razı olsun.
  • Abdal´in 1´i / 25 Mart 2015 23:44

    ...


    Uyandik...

    Yüreginize saglik Erol Hocam.
  • Serdalia / 25 Mart 2015 23:16

    Harika

    Hergun saat basi siteyi kontrol ediyorum yeni,ozel haber varmi diye bu haberi heycanla okuyacagim.






ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

En Çok Okunanlar