En Sıcak Konular

Vaktini Bekleyen ADGUK Öğretisi

21 Şubat 2022 15:57 tsi
Vaktini Bekleyen ADGUK Öğretisi Hazel Bayraktar Yazdı: Zamansızlık ve Zaman Örtüsünde Sessizce En Yalın Haliyle Vaktini Bekleyen ADGUK Öğretisi

 

 Zamansızlık ve Zaman Örtüsünde Sessizce En Yalın Haliyle Vaktini Bekleyen ADGUK Öğretisi

 

Okudukça ruhumuzu dinlendiren, her okuduğumuzda güzel duygular kazandıran ve hayata bakış açımızı geliştiren öğretidir.https://www.onaltiyildiz.com/?haber,8890

 

Adeta ufkumuza pencere açan manzara resimleri gibidir. Her okuduğumuzda kendimizi yepyeni farklı manzaralar içinde buluyoruz. O kadar ilginç ki; okuduğumuz aynı, içinde bulunduğumuz manzaralar farklı.

 

Öyle ki bu öğretide bizlerin bilimsel terimlerle adlandırarak daralttığımız; psikoloji, sosyoloji, din, bilim, felsefe, kişisel gelişim, toplum, birey gibi kavramlar öyle ustaca birbirine iliştirilmiş ki adeta ilmek ilmek dokunarak kendine has bir desen oluşturmuş.

 

ADGUK deseni desek mi kıymetli hocam :)

 

Bu desen evrende var olan, bizlerin anlamakta zorlandığı Tanrı hakikatinden olan yüce bilinç, inanıyorum ki öğretinin devamında bunu daha iyi anlayacağız, o desendeki her ilmeğin kıymetini bileceğiz. Ve en önemlisi bu bilinçle yaşama sahip çıkacağız.

 

O zaman, desendeki her ilmeği hatırlayıp yüce bilinçle bir olabilmek dileğiyle.

Kapana memelerinden akan iki pınar.

 

Ak-temiz soy ZEG

Kara-kötü soy ZAG

 

Öğretide:

 

"Zag ve zeg'in kaynağı da bir, memelerin sahibi de bir Kapana. Türeyişler aşağı yukarı hep zig zag çizerler."

 

Enerjinin belirli frekanslarıyla dalgalar halinde yayılması gibi.

 

"ADGUK Öğretisine göre karapınardan soy başlangıçta buradan içtiği için, işin sonunda tekrar buradan içecektir diye bir şey yok."

 

Burada artık bir döngünün içinde buluyoruz kendimizi. Hayatın her sonu hep başa bağladığı, her olguda bir döngü ve her döngüde bir bilgi vardır.

 

Bu bilgileri alıp, anlayabilecek ve yaşantımıza geçirebilecek kadar zihnimizin açık olması dileğiyle kendi döngümüzü hakkını vererek tamamlayabilelim.

Her okuduğumuzda farklı hisler uyandıran ADGUK aşağıdaki satırlarda beni bu günün bilimsel kavramlarına götürdü.

 

Özümüz bir, sözümüz değil

Özden akanlar ses oldu

Bu sesler birbirine karıştı

Havuzlarda söz oldu

Zag ve zeg aktı da aktı

Soylardan soya ulaştı da ulaştı

Söze kılıf gerekti

Tin'e ten

Tinler hep aynıydı

Ama tenler hep değişti.

 

Evrenin yaradılışı hala bir teori. İlk canlılığın varoluşu da öyle. Bugün canlılığın ilk formunun ne olduğunun kanıtı olmasa da devamı için iki yeteneğinin olması gerektiği kesin. Birisi çoğaltabilme (Replikasyon) diğeri ise protein üretebilme (Sentez).

 

Bugün bu yeteneğe sahip RNA molekülüdür. DNA molekülünün emrinde çalışır. Her ne kadar eksi (-) yüklü öz çamurdaki su birikintisinde atomlar artı yükleriyle (+) yüklü ilk nukeotidlerin sentezlendiği A, G, U, C (Adenin, Guanin, Urasil. Sitozin) ve zamanla "Zaman var mıydı bu hükümde?" RNA oluşumu ile protein sentezi ile canlılığın başladığı varsayılsa da ortada teorilerden başka bir şey yoktur.

 

Hangi koşullarda RNA ve DNA molekülleri oluştu ve can buldu bilinmez... Belki de yüce Yaradanımız sırlarını bu küçük yapılara sakladı.

 

Bu dizeleri okurken sanki;

 

 

Ortaokul fen bilgisi veya lise biyoloji ders kitaplarında bu temel dizilimi hepimiz görmüşüzdür.

 

Burada muhteşem bir tasarım var-gen. Bu tasarımı keşfetmek ve kullanabilmek adına yeni sayılan bilim dalı kurulmuştur. -Moleküler Biyoloji ve Genetik Mühendisliği.

 

Gen, nesillerden nesile türün özelliklerini aktara aktara adeta bir sonsuz yolcusu. Sessizce çalışan baştakini sona, sondakini başa getiren bir yapı.

 

"Tinler hep aynıydı

ama tenler hep değişti."

 

Bu satırlar üzerinde biraz daha çalışılırsa henüz bilinmeyen sırlar ortaya çıkabilir. Nasip olsun duasıyla...

 

ADGUK Öğretisinde iz bırakan ve uzunca bir süre düşüncelerimizi meşgul edecek bir konuda "hakikat"imize yüklenen programdır.

 

ADGUK'da:

 

"Tek hakikat bilgisi, bütün varlıkta var olana, yaratılmışta yaratılmışlığın yarattığında ve onlarında soylarında en sonuncu veya en küçük atoma kadar vardır ve bu program yüklenmiştir. Tıpkı insan oğlunda olduğu gibi."

 

Tüm kainat muazzam bir tasarımdır ve canlılar arasında en üst düzey tasarım insandır. Tek hakikat bilgisi ve hakikata ulaşma yolculuğu hala aklımda, gönlümde, kalbimde dönüp duruyor. Öğretinin işaret etiklerini, düşünce aleminde değil de, içimizde bulunan çok daha derin boyutta, bulma ve hissetmek nasip olsun. İçimizdeki huzuru bulma dileğiyle...

 

Hakikate insan programı yüklendi ise; bu programı çalıştıran araçlar, donanımlar vardır; zihin, akıl, nefis (ego), algı, sezgiler, duygular vb.

 

Program araçlarını anlama ve kullanabilme yeteneğimiz "Hakikat" yolculuğumuzu kolaylaştırır ya da zorlaştırır. Belki de en büyük yanılgımız programın donanımlarında takılı kalıp kendimizi zihnimiz zannetmemizdir. Zihnimizin bizleri ele geçirmesidir. Onun esareti altında kendimizi unutuyoruz. Kullanmak için verilen araç artık bizi kullanmaya başlamıştır. Zihnimiz çoğunlukla geçmiş deneyimlerle meşgul olur ya da kendi ürettikleriyle gelecek olanı bekler durur. Çok nadiren anda kalıyor olabiliriz. Değişen duygularımızın, geçmiş ve gelecek ile meşgul olan zihnimizin altında belki de "Hakikat"in kendisi yatıyor. Hiç bir şey geçmişte vuku bulmamıştır, o şimdiki anda vuku bulmuştur. Hiçbir şey gelecekte vuku bulmayacaktır, o şimdiki anda vuku bulacaktır. Anda kalabilmek belki de "Hakikat"e giden giriş kapısıdır.

ADGUK öğretisinde geçen "Zamansızlık sırrı" belki de anda kalabilme ustalığıdır.

"O zaman sen kafanı ne sağa ne sola çevir. Ariflerin yaptığı gibi yüzün gözün tek yönde olsun. Gözün şaşmasın, yüzün dönmesin. Sen seni bil. Kapana'nın gözleri şaşmadan sana bakıyor. Sen sana bakıyorsun. Baktığın kendinsin kendini bil.

Zihnimizle beraber egomuz yaşantımızı yönettiği sürece huzur içinde olamayız. Burada nefsimiz doymak bilmiyor ve sürekli beslenmeye ihtiyaç duyuyor. Ve kendine kimlik arıyor; mal, mülk, iş, toplumsal statü, itibar, fiziksel görünüm, ilişkiler vb. Bunların hiç biri özümüz değildir.

Farkında değiliz ama, son zamanlarda zihnimiz ve nefsimiz eşya ve makamlara kimlik tanımlama yapmasına alışkanlık haline getirdi. Gittikçe "Hakikat"imizden uzaklaştırmayı bırak, adeta savurmaya başladı. Arabam, evim, giysilerin, mevkim... Kendi kimliklerimizi nesneler aracılığıyla bulmaya çalışıyoruz ve buda hiç bir işe yaramıyor. Ne acıdır ki yaşantımız nesnelere karşı takıntılı bir ilgi ile geçiyor. Gerçek bir olan hayatı hissedemediğimizde yaşamı nesnelerle doldurmaya çalışıyoruz. Ruh maddede tutsak kalmıştır.

Kanunlar, emirler, kurallar, tüzükler, kendi özlerinden uzaklaşanlar için geçerlidir. Kurumsal kanunların asıl amacı egonun aşırı uçlara kaymasını engellenmektedir. Ama bunu bile yapamamaktadır.

Var olan "Kendin hakikatine" insan denilen programla ulaşabiliriz. Program ve donanımları anlayabilmemiz, yaşantımıza geçirip "Hakikat" merkezimizi yakalayabilmemiz dileğiyle, Oktan Hocam ne güzel sıralara dökmüş, "ADGUK Öğretisi, akıllara kapı açtığı gibi, hislere ve kalplerin anlayışına da kapı açar."

Yazabildiklerim ADGUK Öğretisinde geçen bilgilerden sadece bir zerresidir. Okudukça, düşündükçe, anladıkça devamının gelmesi dileğiyle...

Hayat başı sona, sonu başa bağlar ya... Yazımın sonuna yaklaşırken, öğretinin başındaki kıymetli hocamın sözlerine bağlamak istiyorum. "Kalemimi yayıma ok yaptım, atıyorum karanlığa, karanlık akla. Ve davet ediyorum tüm balaları bu cenge. Karanlığa ışık olacak yorumları ile şimdilik GAKGUK'a karşılık ADGUK."

İyi ki bu cenge bizleri attınız kıymetli hocam aslında bu kendimizle olan cengimizdir. İnsanın kendisiyle olan cengi ne kadar uzun sürerse yenilgisi de o kadar büyük oluyor. Yenilgilerden karakter doğuyor, kendini anlama çabasından ise karakterin mucizeleri. Belki de evren insan bilincinden ayrılmayan ve insan bilincine göre davranan başka bir candır.

Hazel Bayraktar 



Bu haber 4,203 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler


    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,043 µs