En Sıcak Konular

Kriyojenik Beden Dondurma (Cryonics) Nedir? Nasıl Çalışır?

9 Aralık 2021 12:36 tsi
Kriyojenik Beden Dondurma (Cryonics) Nedir? Nasıl Çalışır? Kriyojenik beden dondurma veya "Cryonics", insan bedenlerini gelecekte bir gün yeniden canlandırmak umuduyla aşırı düşük sıcaklıklarda koruma uygulamasıdır. Cronics ardındaki fikir, günümüzde tedavisi olmayan bir hastalıtan mustarip olan veya ölen kişiler

Kriyojenik Beden Dondurma (Cryonics) Nedir? Nasıl Çalışır?

 

Kriyojenik beden dondurma veya "Cryonics", insan bedenlerini gelecekte bir gün yeniden canlandırmak umuduyla aşırı düşük sıcaklıklarda koruma uygulamasıdır. Cronics ardındaki fikir, günümüzde tedavisi olmayan bir hastalıtan mustarip olan veya ölen kişilerin "dondurulması" ve gelecekte, bu hastalıklara tedavi bulunduğunda kişilerin yeniden "canlandırılmasıdır". Kriyojenik beden dondurma sayesinde korunan bir kişinin, kriyonik süspansiyon hâlinde olduğu söylenir.

 

İnsan Bedeni Donduktan Sonra Yaşama Dönebilir mi?

Kriyojenik beden dondurmanın arkasındaki teknolojiyi anlamak için, buzlu bir göle düşen ve kurtarılmadan önce bir saat kadar soğuk suda kalan insanlarla ilgili duyduğunuz haberleri düşünün. Hayatta kalanlar bunu yaşadılar çünkü buzlu su vücutlarını bir tür askıya alınmış animasyon hâline soktu, metabolizmalarını ve beyin fonksiyonlarını neredeyse hiç oksijene ihtiyaç duymadıkları bir noktaya kadar yavaşlattı.


Gerçek Bir Donma ve Dirilme Vakası

20 Aralık 1980 günü, havanın -30 derece olduğu bir gece, 19 yaşındaki Jean Hilliard, karla dolu bir yolda evine ulaşmaya çalışıyordu. Her şey yolunda giderken, birden kontrolü kaybetti ve arabası bir çukura saplandı. Kazayı yaralanmadan atlatan Hilliard, kara fena halde saplanmış olan aracını kurtarmaya çalıştı; ancak tekerler boşa dönüyordu. Ne ileri ne geri gidebildi. Bir süre didindikten sonra, aşina olduğu yolda yaşadığı bir tanıdığından yardım almak üzere aracından çıkıp yürümeye başladı. 

Ne yazık ki hedefine ulaşamayacaktı. Soğuk nedeniyle daha fazla dayanamadı ve üzerine bir ağırlık çökmeye başladı. Günün yorgunluğu, karda korkarak yürüdüğü dakikaların yorgunluğu ile birleşti. "Biraz dinleneyim, yola devam ederim." diye düşünerek, olduğu yere yığıldı.


Ölüleri Diriltmek: Zombi Bilimi mi, Tıbbi Bir Olasılık mı?

6 saat sonra, sabaha karşı yoldan geçen bir kamyoncu, genç kadını donmuş halde buldu. Vücudu bir kütük gibi katıydı. Hemen polise haber verdi ve birkaç dakika içinde olay yerine ambulanslar geldi. Acil durum teknisyeni ne olur ne olmaz diye nabzınızı kontrol etti; ama öylesine donmuştu ki bir damar bulmak mümkün değildi. Bu nedenle bir cihaz yardımıyla nabzı ölçtü ve "mucize" olarak nitelendireceği bir şeyle karşılaştı: 6 saat boyunca -30 derecede donmuş halde kalmış olmasına rağmen, Hilliard'ın kalbi dakikada 6 defa atıyordu (ki normalde dakikada yaklaşık 80 defa atmalıdır). Kadın, dakikada 2-3 defa nefes alıp veriyordu. Henüz ölmemişti!

Vücut sıcaklığını ölçmeye çalıştıklarında, termometrede bir değer okuyamadılar, çünkü insanlar için üretilen cihaz o kadar düşük bir sıcaklığı ölçebilecek kadar hassas değildi. Yani vücut sıcaklığı, 26 derecenin altına düşmüş olmalıydı - ki normalde 36.5 derece civarında olmalıdır. Hemen ısıtıcılar yardımıyla vücut sıcaklığı arttırılmaya başlandı, vücuda sıvı girişi sağlandı ve metabolizmasının eski haline dönmesi için ambulansta her türlü müdahale yapıldı. Hilliard, hastanede birkaç gün yattıktan sonra, tamamen iyileşmiş bir şekilde çıkmayı başardı. Ölümden dönmeye ne kadar yaklaşılabilirse, o kadar yaklaşmış, ama ölmemişti!

Yine de kriyojenik teknolojisi, buzlu bir göle düştükten sonra diriltilmekten biraz farklıdır. Her şeyden önce, hala hayatta olan birine kriyojenik süspansiyon uygulamak yasa dışıdır. Bu prosedürden geçen kişilerin önce yasal olarak ölü olarak ilan edilmesi gerekir, yani kalplerinin atmayı bırakmış olması gerekir. Ama eğer öldülerse, nasıl diriltilebilirler? Cryonics araştırmacılarına göre, "yasal olarak ölü" ile "tamamen ölü", aynı şey değildir. Tamamen ölüm, tüm beyin fonksiyonlarının durduğu noktaya denir. Yasal ölüm ise, kalp atmayı bıraktığında gerçekleşir; ancak bazı hücresel beyin işlevleri kalır. Cryonics, kalan küçük hücre fonksiyonunu korur, böylece teorik olarak kişi gelecekte diriltilebilir.

Peki... Bunu kullanarak, kriyojeniknik hayallerimizi gerçekleştirebilir miyiz? Örneğin insan vücudunu kademeli olarak soğutsak, ama -20 dereceye değil de -196 derece seviyesine kadar? Böylece sadece faaliyeti durdurmakla kalmasak, aynı zamanda hücrelerin hepsini müthiş bir soğuklukta dondursak, bu donmuş bedenlerimizi asırlarca kontrollü bir şekilde koruyup besleyip, çok ileri bir tarihte kademeli olarak ısıtarak tekrar hayata döndürebilir miyiz? Yani Jean Hilliard'ın 6 saatlik donmasını daha da öteleyip, kontrollü şartlarda 60 yıla, 600 yıla, 6000 yıla çıkarabilir miyiz?


Kriyojenik Beden Dondurma Bilimsel Olarak Mümkün mü?

Bir önceki sorumuzun yanıtı, ne yazık ki "muhtemelen hayır". En azından şu anki bilim ve teknolojimiz sayesinde bildiklerimiz çerçevesinde bu pek mümkün gözükmemektedir. En temel sorun, donunca vücudun güzelce korunduğu fikridir. Ne var ki hücreler, donduğunda büzüşürler ve buna bağlı olarak aşırı artan tuz konsantrasyonu nedeniyle sonradan hücreyi çözseniz bile normal fonksiyonlarına dönemezler. Ayrıca hücre içinde ve arasında oluşan buz kristalleri, hücreler arası iletişimi de bozarak organların normal çalışmalarını bozar. 


Hayvanlar Dondurulabilir mi?

Açıkçası, ara ara gündeme gelse de, 1957 yılından beri bilimsel arenada memeli hayvanları tamamen dondurup da geri çözme fikri tamamen terk edilmiştir. Sadece spesifik hücreleri, dokuları ve bazı ufak organları bu şekilde dondurup çözebilmekteyiz, organizmanın tamamını bu şekilde yapamamaktayız. Organların da gerçekten ufak olması önemlidir, çünkü iri organlar donduklarında, çatlayarak kırılabilmektedirler. Benzer şekilde iri doku kütleleri de aşırı düşük sıcaklıklarda parçalanmaktadırlar. O nedenle boyut, son derece önemlidir.

Boyut demişken... Kendini dondurup geri çözebilen hayvanlara bakarsanız, boyutun önemini anlayabilirsiniz: Akla ilk gelen örnek, Alaska Ağaç Kurbağaları'dır. Bu hayvanların bir fil, balina veya ayı olmadığına dikkat ediniz. Bu saydığımız iri hayvanlar, kendilerini dondurup çözmek için aşırı büyüktürler ve fiziksel ve kimyasal olarak sınırlandırılan bir özelliği biyolojik olarak evrimleşmesi imkansızdır. Ama Alaska Ağaç Kurbağaları küçük boyutları sayesinde -2 derecede tamamen donup, -6 dereceye varan sıcaklıklarda günlerce yaşamayı sürdürebilirler. Sonrasında yazın ısınan havalarla çözünüp, yaşamlarına devam ederler. Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer detay, sözünü ettiğimiz sıcaklıklardır: -30 ya da -196 dereceden söz etmemekteyiz. -2 ve -6 dereceden söz etmekteyiz. Eğer sıcaklıklar aşırı düşecek olursa, örneğin -15 derecelere inecek olursa, bu kurbağalar ölmektedir.


Kriyoprotektan Nedir?

Yine de Alaska Ağaç Kurbağaları, bizim kriyonik yoluyla milenyumlar sonrasını görme hayallerimiz için bir başlangıç olabilir. Bu ufak kurbağalar, bu ilginç davranışı sergilemek için kriyoprotektan adı verilen kimyasallar kullanırlar. Sıcaklıklar düşmeye başladığında hücreler içerisinde biriken bu moleküller, donan hücrelerin büzüşmelerine engel olarak ve buz kristalleşmesini durdurarak dokuları korur. 

Ne var ki kriyoprotektan üretiminin de sınırları vardır: Sıcaklığın aniden artması yerine, yavaş yavaş arttığında kaynadığını fark etmeyip, haşlanarak ölen kurbağa hikayesini duymuşsunuzdur. Ülkelerinde olan bitene duyarsız kalanların nihayetinde ülkelerinden olmaları gibi politik mesajlar vermek için veya şirketlerin yavaş değişimlere etkili cevaplar verememesine dikkat çekmek için motivasyonel konuşmacılar tarafından kullanılır. 19. yüzyılda yapılan bazı deneylerin bunu doğruladığı iddia edilse de, 21. yüzyıldaki deneyler bu iddiayı çürütmüştür: Soğukkanlı hayvanlar olan kurbağaların dış sıcaklığı arttıkça fiziksel aktiviteleri de artmaktadır ve nihayetinde kritik bir değer aşıldığında, kurbağa sıçrayarak sudan çıkmaktadır. 

Ama kriyoprotektanlar için durum tam tersidir: Kriyoprotektanların üretilebilmesi için, sıcaklığın çok ani bir şekilde düşmesi gerekmektedir. Eğer sıcaklık yavaş bir şekilde düşerse, kurbağalar yeterince kriyoprotektan üretemezler ve donarak ölürler. Ayrıca çözündüklerinde de vücutlarında iskemi, yani organların kan ile beslenememesi ve oksidatif stres gibi sorunlar görülmektedir. Hatta birçok kriyoprotektan madde, insan gibi diğer türler için toksik etkiye de sahiptir, yani olduğu gibi alıp kullanamayız. Yani Alaska Ağaç Kurbağaları'nın "mucizesinin" de epey katı sınırları vardır.


Gelecekte Mümkün Olabilir mi?

Elbette gelecekte biyokimya alanındaki bilgilerimiz genişler, daha etkili kriyoprotektanlar bulur, fizyoloji alanındaki bilgilerimiz ilerler, hücrelerin donmaya ve çözünmeye verdiği tepkilere daha iyi hükmeder, genetik alanındaki bilgilerimiz ilerler, soğuk direncimizi arttırabilirsek gelecekte bir şeyler mümkün olabilir. 

Ama bu defa da etik ve hukuk yolumuzu kesebilir. Örneğin daha sonradan çözünmek için dondurulmuş vücudunuzu bir firmaya sattığınızı düşünün. Bu öyle ucuz bir iş değildir, şu anda ABD'de bunu yapan firmalar her dondurma işlemi için 200.000 dolardan fazla para istemektedirler. Ama diyelim ki zenginsiniz ve bu parayı verdiniz. Firmanın yüzlerce yıl boyunca batmadan yoluna devam edebileceğini nereden bileceksiniz? Tarihte insanların bedenlerini gelecekte çözme bahanesiyle fahiş fiyatlarla satın alıp, dondurup, sonra battıkları için bedenlerden kurtulmak zorunda kalan birçok firma olmuştur. Günümüzde aktif olarak yoluna devam eden 1'i Rus, 3'ü ABD'li 4 firma bulunmaktadır. Buralarda yüzlerce beden dondurulmuş halde ve yaklaşık 1500 kişi çoktan ödemelerini yapmıştır ve ölümlerini beklemektedirler.


Cryonics Firmaları Bedeninizi Nasıl Donduruyor?

Eğer öldükten sonra kriyojenik süspansiyona alınmak istiyorsanız, öncelikle bir cryonics tesisine üye olmanız ve yıllık üyelik ücreti ödemeniz gerekmektedir (bu, genelde yılda 400 dolar civarındadır). Ardından, kalbiniz durduğunda ve "yasal olarak ölü" olduğunuz ilân edildiğinde, tesisten bir acil müdahale ekibi harekete geçecektir. Ekip, siz süspansiyon tesisine nakledilene kadar minimum işlevi korumak için beyninize yeterli oksijen ve kan sağlayarak vücudunuzu stabilize edecektir. Bu nokta sonra vücudunuz buzla doldurulur ve yolculuk sırasında kanınızın pıhtılaşmasını önlemek için heparin (bir pıhtılaşma önleyici) enjekte edilir. Bu sırada bir tıbbi ekip, vücudunuzun cryonics tesisine gelmesini bekler.

Kriyojenik tesisine nakledildikten sonra, gerçek "donma" işlemi başlar. Cryonics tesislerde hastaları bir sıvı nitrojen fıçısına koyamazlar; çünkü bu, hücrelerinin içindeki suyu donduracaktır. Su donduğunda genleşir ve bu, hücrelerin parçalanmasına neden olur. Cryonics ekibi önce hücrelerinizdeki suyu çıkarmalı ve yerine (yukarıda izah ettiğimiz) kriyoprotektan adı verilen gliserol bazlı bir kimyasal karışım, yani bir tür "hayvan antifrizi" koymalıdır. Amaç, organları ve dokuları aşırı düşük sıcaklıklarda buz kristalleri oluşturmaktan korumaktır. Vitrifikasyon (donmaksızın derin soğutma) adı verilen bu işlem, hücreleri askıya alınmış bir animasyon durumuna sokar.

Vücudunuzdaki su, kriyoprotektan ile değiştirildiğinde, vücudunuz -130 santigrat dereceye ulaşana kadar bir kuru buz yatağında soğutulur ve vitrifikasyon işlemi tamamlanır. Bir sonraki adım, vücudunuzu, yaklaşık -196 santigrat derece sıcaklıkta sıvı nitrojen ile doldurulmuş büyük bir metal tanka yerleştirilen ayrı bir kaba yerleştirmektir. Vücudunuz baş aşağı saklanır; bu sayede tankta bir sızıntı olursa, beyniniz dondurucu sıvının içinde kalır.

Cryonics uygulaması hiç de ucuz değildir: Tüm vücudunuzu korumak, 150.000 dolara mal olabilir. Ancak daha tutumlu fütüristler için, sadece 50.000 dolara, beyninizi sonsuza kadar koruyan nörosüspansiyon olarak bilinen bir seçenek de vardır. Tabii bu şekilde korunanlar için, vücudun geri kalanını klonlamanın veya yenilemenin bir yolunun bulunması gerekecektir.


Daha Önce Cryonics Kullanarak Korunan Olmuş Mudur?

Bahsettiğimiz gibi yüzlerce beden, şu anda kriyojenik tesislerinde saklanmaktadır. Muhtemelen en ünlüsü, beyzbol efsanesi Ted Williams'tır. Ancak bugüne kadar hiç kimse hayata döndürülmemiştir, çünkü bunu yapacak teknoloji hala mevcut değildir.

Eleştirmenler, kriyojenik şirketlerinin, teslim edemeyecekleri bir ölümsüzlük vaadiyle insanları paralarından mahrum ettiklerini söylemektedir. Cryonics araştırmacıları bile, kimseyi başarıyla hayata döndürmediklerine dikkat çekmektedirler ve yakın gelecekte bunu yapmayı da beklememektedirler. 

Kriyojenik süspansiyondaki insanlar henüz diriltilmemiş olsa da, canlı organizmalar ölü ya da neredeyse ölü bir halden geri getirilebilir ve getirildi. Defibrilatörler ve kalp masajı, neredeyse her gün kaza ve kalp krizi mağdurlarını ölümden döndürür. Beyin cerrahları genellikle hastaların vücutlarını soğuturlar, böylece anevrizmalar yani beyindeki genişlemiş kan damarlarına zarar vermeden veya yırtılmadan ameliyat edebilirler. Doğurganlık kliniklerinde dondurulan, çözülen ve anne rahmine yerleştirilen insan embriyoları vardır ve süreç sonunda tamamen normal insanlara dönüşebilirler.

Kriyobiyologlar, nanoteknoloji adı verilen yeni bir teknolojinin bir gün yeniden canlanmayı gerçeğe dönüştüreceğinden umutludur. Nanoteknoloji, insan hücreleri ve dokuları da dahil olmak üzere neredeyse her şeyi inşa etmek veya onarmak için tek atomları yani bir organizmanın en küçük birimlerini manipüle etmek için mikroskobik makineler kullanır. Umulan şey, bir gün nanoteknolojinin sadece donma sürecinin neden olduğu hücresel hasarı değil, aynı zamanda yaşlanma ve hastalığın neden olduğu hasarı da onarılabilinecek olunmasıdır. Bazı kriyobiyologlar, ilk kriyonik canlanmanın 2040 yılı civarında gerçekleşebileceğini tahmin etmektedir.


Ünlü Bir Beyzbol Oyuncusu Zamanda Dondu

2002'deki ölümünden bu yana, beyzbol efsanesi Ted Williams, dünyanın en büyük kriyonik tesisi olan Arizona'daki Alcor Life Extension Foundation'da 10 metrelik, paslanmaz çelik bir kapta saklanmaktadır. Kafasının ayrı bir kapta saklandığı bildirilmektedir.

Ama hikaye burada bitmiyor. Ölümünden sonra ünlü sporcu, oldukça tuhaf bir velayet savaşına karıştı. Kızı Bobby-Jo Williams Ferrell, babasının cesedini geri almak için mahkemede savaştı, böylece onu yaktı ve külleri, isteği olduğunu iddia ettiği Florida Keys'in üzerine serpti. Üvey kardeşi John-Henry Williams'ı, ünlü DNA'sından faydalanabilmesi için babalarının cesedini korumak istemekle suçladı. Ancak John Henry ve kız kardeşi Claudia, 2000 yılında babalarıyla tüm kalıntılarının dondurulacağına dair bir anlaşma imzaladıklarını söyledi. Üç kardeş sonunda bir anlaşmaya vardılar ve Ted Williams'ın olduğu yerde kalmasına izin verildi ve John-Henry, babasının DNA'sını satmayacağına söz verdi.

Yani kriyojenik hayalleri, aile kavgalarını çözemiyor gibi gözüküyor.


Cryonics Tarihi

Kriyojenik olarak dondurulan ilk kişi, 1967'de açığa alınan 73 yaşındaki psikolog Dr. James Bedford'du. Vücudunun Alcor Life Extension Foundation'da bulunduğu ve hala iyi durumda olduğu bildirilmektedir.

Teknoloji yeterince geliştikten sonra bir kişinin dondurulup hayata döndürülebileceği fikri, 1964 yılında fizik öğretmeni Robert Ettinger tarafından yazılan "Ölümsüzlük Beklentisi" adlı kitapla ortaya çıkmıştır. Ayrıca "cryonics" kelimesi Yunanca "soğuk" kelimesinden gelmektedir.

1970'lerin sonunda, Amerika Birleşik Devletleri'nde yaklaşık 6 kriyonik şirketi vardı. Ancak her bir bedeni süresiz olarak korumak ve daha sonra bakımını yapmak çok pahalıydı. Bu sebepten bu şirketlerin çoğu, takip eden on yıllar içinde battı.

Bugün, Arizona'daki Alcor Life Extension Foundation ve Michigan'daki Cryonics Institute dahil olmak üzere, yalnızca birkaç şirket tam kriyosüspansiyon hizmetleri sunmaktadır. 2004'ün başlarında Alcor'un 650'den fazla üyesi ve kriyoprezervasyonda 59 hastası vardı. 

 

Haber: evrimagaci.org 



Bu haber 526 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler


    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,966 µs