En Sıcak Konular

Tebbet Sırrı - Allah (CC) Beddua Eder mi?

10 Mart 2021 07:00 tsi
Tebbet Sırrı - Allah (CC) Beddua Eder mi? Oktan Keleş açıklıyor...

Tebbet Sırrı - Allah (CC) Beddua Eder mi?

 https://www.youtube.com/watch?v=JCzdUBlE62I

 

  Konuşmanın Deşifresi: (Konuşma birebir deşifre edilmeye çalışılmıştır, ancak referans noktası konuşmanın kendidir.)  

Yener DURSUN: Sultanım zaman zaman tekrar daha önceden sorulmuş sorulardan bir tanesi ve çok merak edileni inşallah sormak istiyorum izniniz olursa. Kur’an ayetlerinde bazı beddualar var deniliyor. Bunlardan bir tanesi de Tebbet Suresi. Tebbet Suresi’ndeki beddua Rahman kitabı olan Kur’an‘da ve bunun sahibi, kelam sahibi olan Allah’ın böyle bir şeyi tezat görülerek hem meallerdeki açıklama hem de surenin kendisi olarak bu bir tezat değil mi, Allah burada Rahman sahibi değil mi diye merak edilerek bu beddua ile Kuran’ın ve Allah’ın rahmeti kelam sahibi olan Allah’ın rahmeti tezatlığı soruluyor onu tekrar bir açıklar mısınız?

Oktan KELEŞ: Tabi şimdi bir karbondioksiti mi alayım. Diyorlarmış ya nargile içerken bu konuları anlatıyorlar diye biz gülüyoruz artık. Ekşisözlüğe falan bile sokmuşlar. Biz nargile sohbetlerinde birilerinin yaptığı gibi dünyevi şeyler konuşmuyoruz, işte bu gibi tarih, maneviyat vs. bilmeyenlere söylüyorum artık alıştılar bize. Şimdi Tebbet kelimesi beddua demek dolayısı ile de rahmet kitabı Kur’an da ne arıyor böyle bir ayet mi olur diye soruyorlarmış soruyorlar bize de geliyor idi. Şimdi önce Tebbet nedir bir oku bakalım Ogün bulduysan önce bir Türkçesini Tebbet Ebu Leheb meselesi.

Ogün YAYLA: Diyanet mealini okuyorum. ‘Ebu Leheb‘in iki eli kurusun kurudu da. Malı ve kazandıkları ona fayda vermedi. O alevli bir ateşte yanacak odun taşıyıcı olarak ve boynunda hurma lifinden bükülmüş bir ip olduğu halde karısı da ateşe girer.’

Oktan KELEŞ: Şimdi burada tabi kelime kelime bunun manasına girmeden kısaca söyleyeyim. Ebu lehebi kim olduğunu biliyorsunuz söylemeye gerek var mı? Peygamber efendimize çok çektiren değil mi aynı damardan geldiği bilinen kabilenin işte amcazadeleri şu bu falan filan meselelerine girmeyelim ne yaptığı da ortada, neler yaptığı da İslam tarihinde açık bilinir. Konu şu şimdi konuyu şöyle soralım; Allah beddua yapar mı? Yaratıcı, Subhanallah diyeceksin, her şeyden münezzeh kılacaksın, noksanlıklardan tenzih edeceksin ama Allah öyle bir ayet kelam etmiş ki Tebbet beddua ile başlamış eli kurusun demiş. Şimdi bir kere biz daha önce de çalıştaylarda yapmış olduğumuz birçok konuda ayetlere bakış açımızı değiştirelim dedik değil mi ve bayağı da iltifat aldı bu konu. Kuran’a bakış metodumuzu değiştirmemiz lazım müslümanlar olarak. Yani bırak ateistin sorusunu bir ehli kitap sahibi olduğunu iddia eden Hıristiyan, Musevi dese ki sizin Allah’ınız beddua ediyor verilecek cevap Allah’tan daha mı iyi biliyorsun. Olmaz mantıklı kelam diye bir şey vardır ona doğru düzgün cevap vermek için öncelikle Kuran’ı Kerime bakış metodumuz değişecek. Kuran Allah kelamıdır hiç şüphesiz bütünlük içerisinde fakat içindeki her söz Allah’a bizatihi ait sözler değildir yani kelamlar değildir kelime oyunlarına gerek yok. Orada mesela şeytan dedi ki diyor ve şeytanın dediğini anlatıyor Kuran. Bu ayeti kerimedir. Allah bunu kelam etmiştir. Ama bu Allah’ın sözü değildir. Firavun dedi ki ‘Ve kale’ diye başladı değil mi dedi ki kim demiş firavun demiş. Şimdi firavunun orada geçen o sözleri Allah‘ın sözlerimi hayır ama kelam Allah‘ın kelamı bütünlük içerisinde baktığımız zaman. Şimdi bir kere metod meselesi önemli Kuran’a maalesef ki klasik anlamda her şey Allah‘ın kelamı sözü falan dediğin zaman işte orada zırvalamaya başlanılıyor ve buna cevap verilmiyor korkudan verilmiyor aman şimdi yanlış yaparız, küfüre düşeriz bilmem ne hocadan iyi mi biliyorsun hacıdan iyi mi biliyorsun. Onun içinde ateistler ve diğerleri sorar adama hem Subhanallah diyeceksin Allah nasıl beddua eder. Evet şimdi gelelim işin başka yönünde Allah eğer beddua ediyorsa onunda başka bir Allah’ı olması gerekir onun üzerinde de bir güç olması gerekir. Yani ALLAH o kadar çekmiş ki Ebu Lehepten baş edememiş demiş Allah belanı versin. Böyle bir şey var mı biraz da Oflu tabiriyle söylemeyeyim ama işin aslı buraya geliyor. Demek ki neymiş Allah’ın üzerinde sanki başka bir güç varmış algılatması ile bu ayeti kerimelere bakılmaz. Allah’ın sözü olmadığı için yani bizatihi sözü olmadığı için kelamıdır kelam buyurmuştur. Peki Hazreti Muhammed mi bunu söylemiş Allah belanı versin Ebu Lehep elin kurusun kurudu da şimdi içeriğine girmiyorum saatlerce bu ayeti tefsir edebiliriz ki işte rahmet kitabı ona nasıl bir rahmet nazarıyla baktığını da burada gösteririz, onun aslında ne olduğunu anlatırız ama kısaca Erenler lügatından anlatıyım hiç piyasada olmayan bir şey anlatayım.

Nüzul sebepleri bellidir işte mekke ayetleri, medine ayetleri falan falan denir ya kategorileştirilir. Bu meselenin özü şudur; 1) Allah beddua eder mi? Etmez. Öyle bir kudret eder mi acizliktir değil mi beddua. Beddua yani bir dua. Eğer ediyorsa onunda üzerinde bir Allah var demektir, yaratıcı var demektir, bir tanrı var demektir, bir kudret var demektir doğru mu. Peki başka bir şey Ebu Leheb ile Allah o kadar muhatap olup cebelleşmiş ki baş edememiş bir de bu anlam çıkmıyor mu? Sarf etmiş elin kurusun kurudu da kurusun kelimesi de zaten bedduadır Tebbetin manası odur. Başka bir mesele, bunu Kuranı hani sıklıkla eleştirmeye kalkanlar şöyle derler işte bu yanlış algıdan dolayı aslında doğrularını anlatılmadığından bunu Hazreti Muhammed kafasından yazmıştır, kendi yazmıştır duyduğunu ondan bundan aldığını falan işte budur yani Allah kelamı değildir bütünlüğüne ne oluyor araz getiren bir maalesef ki faaliyet meydana çıkıyor. Yani bir unsur halbuki yok hükmünde, yok olan bir şeyi varmış gibi algılatıyor kimler müslümanlar bunu yapıyor. Şimdi Tebbeti Allah bizzat kendimi söylemiştir. İnanıyorum ki şunu yayınlayalım birçoğu ya ne demek Allah söylemedi mi, Allah kelamını değil miydi diye mügalataya düşecekler. Halbuki Kuran tabii ki Tebbet ayeti kerimedir yani bunun bir harfini dahi söküp çıkartamazsın, ekleyemezsin itikadi bir meseledir öyle değil mi. Bunda bir sıkıntı yok ama biraz önceki cihetten bakmak lazım. Şeytan dedi ki şeytanın sözü, firavun dedi ki firavunun sözü. Peki Tebbet Allah kurusun dedi kurusun diyen acaba Allah mı? Kurudu da diyeni Allah diyebiliriz bir cevap veriyor. Biri birşey söylüyor birine söylediğine karşı cevap veriyor. Şimdi böyle bakmak lazım bu metotla bakmak lazım yani Kuranı Kerim’in içerisinde karıncanın da sözü var, Süleyman kıssasına bak, cinler dedi ki diyor cinlerin de sözü var, insanların sözü var hatta kimliği belirsiz şuurlu varlıkların sözü var. Bunların hepsini Allah bizatihi mi söylemiş gibi algılatırsan islam dünyasına, böyle bir metot adına da böyle bas Sünnilik diye hadislerden takviye, İsrail yattan şuradan buradan sağlı solu çalıştırırsan insanın beynine kalbine bir türlü inmiyor ki beyin sarsıntısından bir türlü o kalbe inmiyor yani. Başka bir mesele Hazreti Muhammed mi söylemiş hem Hazreti Muhammed’e rahmet peygamberi diyeceksin değil mi güzel ahlakı tamamlamış sağ tarafıma güneş sola ayı koysanız yolumdan dönmem ve o kadar zulmedenlere bilmiyorlar yarabbi diyen bir kişi, rahmet peygamberi öyle değil mi. O mu beddua etmiş, bıkmış, bezmiş bıkar. Abduhu bir kulluk tarafı var da yani Kuranı Kerim’e bu bu şekilde girecek kadar mı olmuş. Şimdi derler ya evet o yapmış, bıkmış Ebu Lehebin yaptıklarından falan beddua etmiş. Şimdi o zaman peygamberde beddua etmiş kendi yazmış gibi bir anlamda çıkıyor değil mi. Hayır. Kelamlar daha önce bir çalıştayda yapmıştık firavunun söylediği, şeytanın söylediği işte hepsi kelam olmuş Allah onamış bunları önümüze mushafta Kur’an-ı Kerim de ayetler olarak geçmiştir değil mi. Resuletin evvelin, eskilerin masalları deyip geçersiniz vs. meseleleri ile de ilişkili. Burada ki mesele şudur; Allah beddua etmez. Çünkü Allah külli şeyin kadirdir. Bir çalışmam var orada da söylediğim gibi Allah‘ın gücü o kadar yücedir ki kudreti tasavvur edilemez ve tasavvur edilebilmesi için onun gibi denk bir eş kuvvet gerekir benzeri de eşi de yoktur ki mukayese edesin ancak varlık aleminden hissetmeye çalışırsın vs. vs. Yani Tanrı o kadar kudretlidir ki hani sorarlar ya o çalışmamda yazdım onları inşallah yakında çıkacaktır başka Allah yaratır mı Allah gücü sonsuz ya külli şeyin Kadir. Hep sorulur ya böyle şeyler işte ateistlerce başkaları hatta müslümanlar sorar. Allah’ın, Tanrının kendisine bile ihtiyacı yoktur güç açısından düşünebiliyor musun yani biraz felsefik bir söz oldu ama bana ait bir deyiş doğrusuyla yanlışıyla böyle bir yüce kuvvet Ebu Leheb‘e diyor ki Allah belanı versin, elin kurusun yani kuran mı yanlış hâşâ ayet kerime bunlar birini bile söküp çıkartamazsın harfini öyle mi başka bir şey olmalı. Şimdi Allah mantık ve felsefi açıdan, teolojik açıdan ne açıdan dersen de üstünde ki bir güç olması lazım ki beddua etsin ve sığınması lazım başka bir güce Allah belanı versin veya işte elin kurusun kendi gücü yetmiyor ama o bedduayı ediyor duayı ediyor. Böyle bir şey olur mu olmaz. Peki dönelim Hazreti Muhammed böyle bir şey yapar mı? Hayır kendi yazmamıştır ki temenni etmiş midir olabilir abduhudur. Ancak olay şudur. Bu şahıs şimdi geliyoruz ana temaya Tebbet meselesine ama şunu öncelikle istirham ederim. Kurana bakış açısı Kuranın içindeki her okunan ayeti kerime diye okuduğumuz her şey ayeti kerimedir şüphesiz ancak Allah’ın bizatihi sözü değildir. Sözleri onadığı ayetlerdir, değiştirilemez. Bunu da anladık değil mi burada şeytanın da sözü var, firavunun da sözü var, onunda sözü var, bununda sözünü var falan Allah’ın da sözü var şöyle dedik, böyle yaptık, böyle söylendi, oda böyle dedi kelam buyuruyor Allahu Teala Yaratıcı Ama şimdi buradaki mesele gibi. İşte Gökhan bir şey diyor, Doruk başka bir şey söylüyor, Ogün başka bir şey söylüyor burada bir şeyler oluyor falan ben de bütün bunları kelam buyurup onuyorum. Diyorum ki böyle dedi, şöyle dedi. Ben kelam yaptım ama sözler bana ait değil, fiiller bana ait değil. Kelamı tebliğ ettim anlatabildim mi başkanım. Burayı anlayarak şimdi gelelim bunu Erenler lügatından açıklayalım. Peki Hazreti Muhammed böyle bir şeye hayır ümmetten kısaca söylüyorum bu saatlerce sürecek kısa keselim. Çünkü müslüman dünyası bunları çoktan aşması lazımdı hep söylüyoruz değil mi burada bazen de böyle asabileştiriyor bu işler insanları çünkü ne gereği var şunlar doğru düzgün anlatılsa, Diyanet diye koskoca bir bütçesi şu kadar, bu kadar olan bir kurum çıkıp şunları anlatsa da hala insanlar Allah beddua eder mi peygamber yazmış, peygamber nasıl beddua etmiş. Mesele şu peygamber beddua eder mi edebilir kuldur yani sonuçta hani abduhu, Resulluğunun yanında abduhuluğu kulluğu vardır falan ama oda değil geliyorlar ya Resulallah bu sana o kadar çektirdi ki şöyle yaptı, böyle yaptı işte dedim ya İslam tarihinde yapılan şeyler birçok anektodu vardır Ebu Leheb‘in. Münacatda bulun şöyledir böyledir lanet et senin duan kabul olur. Resulullah der ki; ‘Ben rahmet peygamberiyim benden beddua beklemeyin.’ Duasında bile beddua bulamazsın peygamberin böyle hadis var diyenler yalancıdır o peygambere ait bir söz değildir uydurma hadistir o. Hem rahmet peygamberi diyeceksin hem de ondan hani onun için Celali ve Cemali peygamberler diye ikiye ayırırlar onlarda yaptıkları işlerini kimler Celali peygamber dersen, Musa Celaliydi niye işte denizi yardı da, öbürü dağı indirdi, Hut Salih’in devesi meselesi yani musibet gelen kavimler, felaket gelen kavimler peygamberleri anlatabiliyor muyum ama cemali peygamberler diye ayırmışlar teolojik bir ayrım olabilir ama Hazreti peygamber beddua meselesi söz konusuysa asla yanına bile yaklaşmamıştır. Tam tersi menetmiştir yapmayın, hoş değildir canınız yanmıştır, Allah’a havale edin demiştir.  Şimdi gelelim bu kelimeye Allaha havale edin teslim olun ya Resulallah şu Ebu Leheb‘in işini bitir et Allah’a bir dua Allah’a edeceği dua ne olacak ne olursun beddua yani değil mi negatif bir dua ben diyor rahmet peygamberiyim yapamam ama onlar dua ediyorlar elin kurusun şöyle olsun, böyle olsun şimdi seslendirelim oku Tebbeti Türkçesini oku yani bedduayı. Ebu Leheb‘in iki eli kurusun kurudu da bir talep var kurusun bu talebi ben yaptım okurken de sen yaptın dikkat bilerek yapıyorum ve oradan cevap geldi ve kurudu da kurududayı kim verebilir cevabı her yerde olan. Evet

Ogün YAYLA: Malı ve kazandıkları ona fayda vermedi. O alevli bir ateşte yanacak odun taşıyıcı olarak hurma lifinden bükülmüş bir ip olduğu halde karısı da onunla birlikte ateşe girecek.

 Oktan KELEŞ: Şimdi bütün mesele hani buradaki yapılan şeyler zaten ateşe atılacak bunun yaptığı hanımının yaptığı işler böyle oradaki öyle hurma lifi falan vs. hepsinin sembolik bir açıklaması vardır yani tasma takıp bu mukuha diye geçer başka develere takılan o mahiyette değil yani yaratıcı da cevap veriyor kurudu da rahatlayın. Peki şimdi gelelim neden böyle peygamber diyor ki ben söyleyemem ben beddua edemem ama Allah bu yakarışları nüzul sebepleri vardır Kuran’ın sebep iniş sebepleri yani ayetlerin nüzul sebepleri denir iniş sebebi ünzile oluyor ya onlardan bir tanesi de sözde fiiliyatın dışında kalplerin seslerine Allah’ın indirdiği ayetleri vardır islam dünyası pek bilmez. Erenlere selam olsun onlar haricinde konuşuyorum ya da bilenleri de istisna ediyoruz. Yani vızıldıyor benim içim, yanmış içim peygamberime durmadan bir sıkıntı çıkartan bir mahluk var adı da Ebu Lehep kendi de eşrafı ve akrabalık bağı var. Ben bir şey yapamıyorum diyen peygamberi rahmet peygamberi yapsam belki bana kızacak ya da gücüm yok ama buğz ediyorum. Peygambere de söylüyorum şuna birşey yaptır artık Allah’ ından anladık falan ben rahmet peygamberine içim vızıldıyor işte Allah topluca bu içi vızıldayanları  sebep kılarak içimdekileri bu ayeti kerimeyi indiriyor onların İçinin sesi ve dışının sesi kurusu bunlar ayet diye geçiyor şeytan dedi ki firavun dedi ki şimdi çeviriyoruz o zamandakiler dedi ki Resulullah da dedi ki ben yapmam siz yapın Allah cevap versin ve veriyor ve kurudu da ayet olarak Kuranı Kerim’e geçiyor ama Allah  beddua etmiyor ve peki başka bir manası ne o kadar içimiz yanmış ki müslümanların çoğu bilinçli veya bilinçsiz bu bedduayı her Kuran okuyuşunda Tebbeti bu bedduayı da yapmış oluyorlar. Şimdi başka bir meseleye de geliyoruz. Yani Allah o gönüllerin o vızıltısının, o hani hıncının diyelim yani sonuçta peygamberimize bir çile çektiren bir şahıstan bahsediyoruz ne yapmış bir şeyde yapamıyor kabul edip Kurana bu duayı ya da dua diye bildiğimiz beddua ama sizin içinizin sesiydi ayet olarak indiriyor. Peygamber diyor ki siz münacat edin. Bunlar sırlardır çok açmayayım ama Kurana yani ana tüzüğe giriyor bu, yine peygamber söylemiyor bana söylemeyin diyor ben rahmet peygamberiyim diyor. Vahşi’ye Hazreti Hamza’yı şehit ettiğinde ne dedi; ‘kalbim daralır amcam gözümün önüne geliyor uzak dur.’ Hani gözümün önünde durma Vahşi anlatır değil mi meselesinde Hazreti Hamza’yı şehit eden doğru mu. Bana diyor söylemeyin ama bu münacatı Allah müslümanların o dönemin alıyor peygamber hepimiz bizi de bağlıyor benim peygamberime kim zulüm ettiyse ben de ona dua edecek değilim. Tüzüğe girmiş Allah nasıl dua edileceğini de gösteriyor onların üzerinde yani ananı avradını Ebu Lehep senin diyemiyor bana kalsa derim yani mutluda olurum belki de çok demişimdir ama sıkıntı. Allah bir şey yapacaksanız üslubu da göstermiş ama onların vızıltılarına bu ayeti indirerek nüzul sebebi kılarak yani sözü faaliyeti soruyu değil de içindeki seslere de müslümanların şimdi ne oluyoruz biz 1400 sene sonra bu ayeti okuduğumuzda işte peygambere mi yapmıştın böyle okuyoruz. Şimdi başka bir mesele yani biz de peki beddua ediyoruz Kuranda ne arıyor Kuran rahmet kitabı olduğunun en güzel örneği bu anlatılmış açmıyorum ama bu kadarı yeterlidir yani ne Allah beddua ediyor ne peygamberi beddua ediyor. O vızıltılara, o içi yanmışlığa cevap olarak siz yapın müslümanlarda dinlendirsin kitabı okuyanlar. Şimdi oku Ebu Leheb‘in iki eli kurusun kurudu da. Evet malı ve kazandıkları ona fayda vermesin vermedi de tamam yeter gerek yok yani ibrette olmuş ben bu ayeti her okuduğumda onların sesiyle kuranı Kerim’i seslendirdiğim için benim de peygamberime bunu yapanın en azından ufacık bir sözüm olsun diye Allah o sözü böyle söyleyebilirsin diyor cevabı da vermiş kurusun Allah demiyor onu Allah aciz mi kurusun ol der oluverir konuşmaya gerek yok bunu bu kadar salaklığı konuşmanın anlamı yok bunu ateist sorar da bir müslümanın sorması işte gene geliyor da neyse söylemeyelim yani kurumlara bak tarikatlara bak, diyanet işlerine bak bilmem neye bak müslümana hala bu soruyu sordurabiliyor cevapta geliyor ama şimdi ben dedim ya bak benim hoşuma gidiyor ama. Şimdi Erenler bunu nasıl okuyor bunu da ilk defa söyleyelim Kuran okunurken başka ayetlerde de örnekleri vardır ilerde de yaparız şimdi onunla ilgili çalışma kitapları hazırlıyorum Allah’ın izniyle hep ayet delilli yani diyemez ki kafandan uyduruyor İmam Ali ne dedi (KeremAllahu Veche) yatırdı tam kafasını kesecekkene bu hikayeyi anlatmıyor musunuz bize tükürdü biri yüzüne bıraktı kılıcı biraz önce seni Allah için öldürecektim şimdi nefsim kabardı yüzüme tükürdün nefsim için öldürmüş gibi olurum diyor serbest bırakıyor. Nefsiyle konuşmuyor nefsiyle hareket etmiyor onlar. Burada da erenler ne yapıyor bu ayeti okurken kalbini yumuşatarak okuyor. Çünkü kitap rahmet kitabı biliyor ki Allah bu bedduayı etmedi Hazreti Muhammed’i de etmedi yani okuyan Erenin Muhammed’i de etmedi yani rahmet peygamberin içi yanmasına rağmen Allah’a bir münacatı yeterdi ya yani bir münacat yeterli değil mi işini halletmek için itikat öyle değil mi yapmadı. Eren ne diyor benim Allah’ımın demediğini benim Peygamberimin yapmadığını ben eğer ümmetinden biri kendimi kabul ediyorsam oda beni kabul edecekse ben de onu metoduyla bunu okurum kalbini yumuşatarak okuyor siniriyle okuyor ama kalbinde yine peygamberin hakkı kadar, içi yanmışların hakkı kadar sinirini döküyor okurken ayeti. Ayetleri okumanın da belli bir metodu vardır iç okuma, dış okuma sesle dille, sesli, sessiz hafi vs vs. Şimdi bu uydurukçular bir sürü hikayeler yapıyorlar şimdi şöyle mi böyle mi o konulara ilerde gireriz inşallah anlatabildim mi. Erenlerde bu ayeti okurken nasıl okuyormus kalbini yumuşatarak okuyor. Kuran okuyor çünkü kuran rahmet Allah merhametlilerin en merhametlisi ve onun peygamberi onun Muhammed’i peygamberi Muhammed öyle bizatihi ona yapılmış bir hareket ve oradakilere yapılmış hareketin müsebbibi geçiyor orada ve onların sözüne biz de bedduayı dua olarak okuyoruz ayette onlar içinden beddua ediyor eli kurusun cevap Allah’tan geliyor kurudu zaten o ateşe de atılacak yani cezasını çekecek görecek tabiri caizse söylemiyorum ama avami dille gazına almış yani değil mi boynuna hurmadan ip takılacak onun manaları var onu söylemiyorum şimdi bu kadar basitte değil de anlaşılsın diye kısa kesiyorum değil mi ama ben hala diyorum peygamberime de bunu yapmış tüzüğe girmiş böyle bir şey olmuş onların hakkı kadar peygamberimiz kadar ben de bu ayeti o ruh hali ile okuyorum anlatabiliyor muyum. Erenler bunu yumuşak bir şekilde okuyor şimdi diyecekler ki Allah’ın rahmet etmediğine siz rahmet mi ediyorsunuz hâşâ öyle kimin yetkisi var ki mesele bu değil anlatabildim mi nüansları. İslam bu kadar rahmet dinidir rahmetini Allah tarafında olması zaten mukadderdir. Allah kaimdir onundur ama o rahmetten bizim de faydalanmamız için kuran inmiştir rahmet parçası olarak öyle değil mi başkanım o parçayı bize nüfuz ettirsin diye Muhammed’ini göndermiştir rahmet peygamberi olarak doğru mu. Peki hem Kur’an için hem peygamber için söylüyorum biz seni âlemlere rahmet olarak indirdik gönderdik veya Kur’an için de olsa peygamber ikisi de bir bütün sıkıntı yok onu tartışmayalım şimdi o rahmeti Allah bizim de duymamızı istiyor. Peki onu duydururken bu ayet önümüze geldi bu vaka böyle bir vaka var hangi ruh haliyle okuyoruz. Namussuz Ebu Lehep demek var bir de yanmışsın be oğlum bir de erenler gibi Muhammedi ruhla o günkü o şeyle Muhammedim ki münacat da bulunmamış benim ne haddime düşmüş makamsal bir algılamadır bu yanlış anlaşılmasın yani avami de okursun bunu anlatabildim mi havasi de. O makamına kalmış bir şey ama sonuçta bu ayettir okursun her türlü fakat Allah beddua etmiş mi nasıl Allah peygamberi bunu yazmış diyemezsin kardeşim bazı profesörler diyor ya şimdi bıkmış da bilmem ne olmuşda geçen ona da laf ettik geçen sene oldu beş altı ay herkese bir laf yetiştiriyoruz kime karıştırdık artık yani anlatabiliyor muyum. Tebbet meselesi budur. Allah beddua etmemiştir, peygamberi beddua etmemiştir içi yanmış mıdır o yanmışlığa nüzul sebep yanmışlık olupta tüzüğe geçmiştir onların çektiği azabı biz de dillendirerek onların hatta biz de ruhlarını bu ayeti okurken şad ediyoruz. Bu şu da değil biz ne zalimiz hala evi yansın hala diyoruz ki gözümüzün önünde Hazreti Ali’yi görerek (KeremAllahu Veche) Ya Ali düşünme senden sonra da biz de aynı şekilde içinin yandığının hissiyatını en azından şu ayeti okurken duyacağız. Ya Muhammed’im diyemiyorum hadsizlik yapmayayım içinin yanmışlığını şu ayeti okurken hissedeceğiz. Allah onu onun için koymuş yoksa Allah beddua ettiği için Hazreti Muhammed beddua ettiği için değildir ki Vahşi örneğini verdim daha uç bir örnek vahşi düşmanken ölüm emri hakkında çıkarılmışken Hazreti Hamza’yı şehit ettiği zaman Resulullah’ın arkasında namaz kılmış bir şahsiyet olmuştur anlatabiliyor muyum. Rahmet Allah merhametlilerin en merhametlisi, yaratıcımız, yaratıcı, külli şeyin kadir kitabı rahmet, peygamberi rahmet onu anlayanlar da rahmetin içerisinde gark olmuş ve şimdi sen kalkıyorsun bunu böyle anlatmazsan içinde bir sürü onun kellesi gidiyormuş da onun bilmem nesi gidiyormuş Kuran ne kadar zalim bir kitap falan doğru düzgün anlatmazsan hepsini anlatıyoruz çalışıyoruz inşallah. Hiçbiri bilindiği üzere vahşet bilmem ne falan değildir. Allah tenezzül dahi etmez. Ebu Leheb ile uğraşacak orada ona beddua edecek de Allah belanı versin senin diyecek yani böyle bir şey var mı hepsinin cevabı var hepsinin cevabı da Kur’an-ı Kerim de. Bunu bu şekilde açıklamayanlara da ithaf olunur Allah’tan korkun korkuyorsunuz bu bu kadar bilmem anlatabildim mi başkanım bir şey söyleyin anlaşıldı mı bu konu üzerine anlaşıldığını ben şey yapıyım

Yener DURSUN: Estağfurullah Sultanım. Şimdi ilk başta da buyurduğunuz o sebeplerle birlikte not almaya çalıştım. Şüphesiz ki çok güzel tarif ettiniz yani Allah aciz olacak ki kendinden üstün başka bir Allah’a müracaat etmesi lazım haşa öyle bir şey olur mu Sultanım.

Oktan KELEŞ: Ya da yok da kendinin de gücü yetmiyor ne yapayım benden bu kadar diyor.

Yener DURSUN: Öyle bir şey de değil bu. Peygamber efendimiz de buyurduğunuz gibi zaten kayıtlı âlemlere rahmet olarak gönderilmiş rahmet peygamberi çok güzel anlaşıldı. Yani bir kötülüğü gücünüz yetiyorsa eliyle, yetmiyorsa diliyle, yetmiyorsa kalben buğz deniliyor. O gün peygamber efendimizin o rahmetinden büyüklüğü öldüremez miydi öldürürdü, öldürtemez miydim öldürtür.

Oktan KELEŞ: Hiçbir şey yapmasa bir duasıyla işi tamam hani belki tarihsel vaka o zamanki devir şuydu da Mekke’de güçsüzlerde bilmem ne de bir ton zırva sayarlar ama bir duaya bakar.

Yener DURSUN: O günkü ümmetin, ashabın, arkadaşların çektikleri o söylediğiniz kalbi yanmalarını, iç acımaları peygamberimize karşı yapılanlar, ona inananlarla beraber onlara yapılanları çektikleri acı kalbi dua olarak nüzul sebebi olarak inmiş. Dua olarak gitmiş, nüzul sebebi olarak gelmiş.

Oktan KELEŞ: Eyvallah demek ki burada ne sır var Allah faaliyetlere, hadiselere göre ayet indirdiği gibi nuzül sebep, gönüldeki iç seslere göre bile ayet indirmiş. Görebilen, duyabilene selam olsun yani anlatabildim mi. Orada duruyor Kuranlar, orada Kuranı Kerimler var da onun için öyle yapıyoruz yani görmeyenler şey yaparlar da rahlenin üzerinde yani mesele bu ve beddua değil bunun üzerinden Ebu Lehep bir sembol oluyor bize. Ebu Lehep gibi Allah‘ın Resul’ünün ümmetini, masum birini, bugün masum birini hatta onun ümmetinden olmayıp da yine masum birine zülüm yapanlara zalimlik yapanları Ebu Lehep koduyla devamlı kıyamete kadar lanet ederler size çıkar buğz edenler size çıkar gücü yetmeyenlerin ne kadar kötü bir ifşası olduğunu Allahu Teala işte ayet yaparak tabela gibi koymuş, Yok Allah bedduamı edermiş, peygamberi bilmem ne böyle saçma sapan bilmiyorsan sus ya izliyorum orada bakıyorum ne cevap vermiş diye sen Allah’tan daha mı iyi biliyorsun öyle demiştir sen ne dediğinin farkında mısın Subhanallah dediğin külli şeyin kadire acziyet veriyorsun, merhamet peygamberi dediğin Hazreti Muhammed Mustafa Habibullah diyeceksin, sevgili diyeceksin ona Habibullah sonradan verilen şeydir de Allah’ın sevgilisi ikisine bak ya böyle bir şey böyle bir şey der mi der adam ya karşı taraf bunu diyecek yani ama boşuna uğraşıyorlar Allah’ın izniyle. Şimdi artık şu zımbırtılar çıktı telefonlar bilmem neler bildiğimiz doğruları inşallah anlatacağız bu kadar basit anlatıyoruz da yıllardan beridir alan alır bakan bakar doğru bildiklerimizi yanılıyor da olabiliriz bizi düzeltsinler.

Yener DURSUN: Allah razı olsun ikinci bir şey olarak da çok güzel bir açıklama oldu Allah razı olsun Sultanım. Hani onların iç yakarışları münacatlarına diyor ki yani anladığım anlattığınızdan notlar da aldım. Allah indinde zaman mekan yok yani siz böyle yapıyorsunuz ama dönüş zaten bize bize de döndü o zaten diyor yani zaman mekan olmadığı için kurudu da diyor yani siz merak etmeyin. Bu iç sesinizi dindirin sakin olun böyle not aldım açıklamanızda yani ben anladıysam herkes anlamıştır.

Oktan KELEŞ: Burada Ebu Leheb üzerinden mal mülk biriktirenlere, kamu hakkı yiyenlere, yetim hakkı yiyenlere yani illa isminin Ebu Lehep olması gerekmiyor. Bak eli kuruyor. O mal mülk fayda etmiyor anlatabiliyor muyum yani inanıyorum diyen bir zati zevatta olabilir böyle yani bunu sade sanki Allaha inanmıyormuş düzleminden ele almamak gerekiyor. Yani Allah’a inansa ne olur inanmasa ne olur yani ayrı konu yaptığı zülüm ama yaparken bir şey diyor mal mülk biriktirirken bunları yapıyor orada kodları var değil mi ayeti saatlerce anlatırız burada nitekim anlattığımız sabahlara kadar ayet oluyor burada küçücük bir ayetin bir kelimesini dört beş saat burada konu ediyoruz yani o kadar basit değil meal tefsir hemen yap uydur uydur kaydır oradan risaleten öyle değil manaları var ama kısaca sordunuz lütuf ettiniz tenezzül ettiniz yani hakkınızı helal edin. Bazen de böyle asabi oluyoruz ama işte  insanın gözünün önüne geliyor hala bu soruyu sorduran müesseseler varsa ayıp onlarındır yani Kuranı, İslam’ı terörizmle müntesipleri zaten işte görüyoruz yaptıkları pislikleri maalesef ki o onları bağlar yani ne dini bağlar ne Allah’ı bağlar ne hazreti peygamberi bağlar bizim hatamız bizimdir ya anlatabiliyor muyum. Allah adına konuşturmak ne Allah’ı konuşturmayan zümresinin adı bugün Müslüman. Müslüman kimdir diye tanımını yap istisnaları tenzih ediyorum mümini falan onları zaten konu etmiyoruz da yani müslüman kimdir Allah’ı konuşturmayan adama Müslüman denir. Yeni bir tanım Made in Oktan KELEŞ. Bitti yani günahı da benim olsun. Allah böyle dedi diyorsun benim şeyhim böyle dedi Allah böyle dedi diyorsun Kuran’ı açıyorsun evet ama bunu yaşadık değil mi burada imamına da müftüsü ne de bilmem zühtüsüne de. Demek sen Allah’ın konuşmasından rahatsızsan heva ve hevesinden konuşacaksın işine geldiği gibi konuşacaksın, kayırmacılık yapacaksın, eşine dostuna falan falanlarla sonra da Allah‘ın ayeti için Allah böyle buyuruyor eşine dostuna yardım et diye hâşâ Allah’ı o işe alet edeceksin karşı tarafta sizin dininiz bu dediği zamanda iki kelam edemeyeceksin gidince görürsün kafir diyeceksin bunun adı da din mi oluyor yani bu mu sonra utanmadan biz burada nargile  sohbet yaparken bu gibi konuları değişik zamanlarda yayınlanıyor işte oda bizim sağ olsun dostlarımız falan çok istiyorlar yurtiçi, yurtdışıdaki dostlarımız konuşuluyor ediliyor hepsine gönül dolusu, kucak dolusu sevgiler Balalara, Kalperen kardeşlerime ve diğerlerine tenezzül bulunan bütün gönüllere ondan böyle şeyler oluyor. Efendim orada nargile içiliyor işte falan filan yapma ya sen bırak nargileyi konuşulanlara bak kardeş! Evet başka bir şey söylemek isteyen var mı? Bu konuyla ilgili anlaşılmayan bir şey var mı anlaşılmayan bir şey var mı yoktur inşallah evet buyrun Başkanım siz bitirin siz noktalayın.

Yener DURSUN: Estağfurullah bunun üzerine başka bir şey söyleyipte bu tadı bozmayalım teşekkür ediyoruz. Allah razı olsun. Hani biz de artık en son nokta oluyoruz herhalde sorular soruluyor soruluyor hiç bir yerden cevap alınamıyor en son bize geliyor galiba çıkış noktası, mutmainlik noktası burası oluyor. Seviniyoruz ama bir yerde de üzülüyoruz. Biraz önce buyurduğunuz gibi çok akademik kurum, kurumsal şahsiyet olmasına rağmen, Diyanet İşleri olmasına rağmen en son cevap alınacak yer olarak en önemli yer olarak gördüler. Teşekkür ediyoruz tenezzül buyuruyorlar biz de size soruyoruz. Allah razı olsun.

Oktan KELEŞ: Allah razı olsun yani bu Pandemi çoktan bitti. İnsanlar kandırılıyor ama tabi devletimizin yasaları olduğu için bunu yapıyoruz sosyal mesafemiz var görüldüğü gibi. Bunu da kilot gibi maskeleri milletin ağzına takıyorlar müftüler imamlar camilerde bunların teknik nasıl takılacağını anlatacaklarına Kuran’ın rahmet kitabı, peygamberinin de rahmet peygamber olduğunu anlatsınlar. Hani bir de hani hükmü şehitlik vardı ya işte Allah için yaşarsın da denizde boğulursun, yangında ölürsün, hastalıktan ölenler hükmü şehittir hani şehidi hakiki şehidi hükmü. Nedense ben bakıyorum bu hacı hoca takımı istisnaları tenzih ediyorum aşırı derecede coronadan korkuyorlar ölmekten ya şehit olacaksınız baba ne istiyorsunuz. Hani şehidin hükmü vardı ya bunları yıllarca anlatmadınız mı? Şimdi ölmemek için değil mi ağzını kapa. Ağzımı kapatsanız Gönlümü kapatamıyorum. Selam olsun herkese.

Konuşmayı deşifre eden Kazım Kubilay'a teşekkür ederiz. 



Bu haber 3,927 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler


    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,775 µs