En Sıcak Konular

Türk Kültüründe Kadın

7 Mart 2021 17:36 tsi
Türk Kültüründe Kadın Fatma Kızık yazdı...

 Türk Kültüründe Kadın 


Bir toplumsal düzen, yüksek ahlak ve denge esasına göre şekillenirse medeniyet olarak yükselir ve gelişir. Tarihte Türkler için böyle olmuştur. Bu dengeleri kaybetmeye başladığımız zamanlarda devlet ve toplum olarak sarsılmalar, çözülmeler görülmüştür. Törenin Türk kadınına yüklediği bir misyon vardır. 

"Türk Milleti tarihin garip değişmelerine ve en büyük buhranlara maruz kaldığı zamanlarda, Türk kadını, ruhunun derin ve mukaddes köşelerinde Türklüğü muhafaza etmek kuvvetini bulmuştur. Türk İli, Türk Vatanı ve Türk Milletini o mukaddes kuvvet meydana getirmiştir." Çelik gibi sağlam eski Türk yasa ve töresi Türk kadının karakterinde asırlarca korunmuştur, (Abdulkadir İnan, Türk mitolojisi, Makaleler ve İncelemeler) Son asırda kurtuluş savaşında, kahraman Türk kadını analarımız, bunun emsalsiz örneğini göstermişlerdir. 

Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk;           

Dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını gibi emek verdim diyemez. Çift süren, tarlayı eken, orman odununu, keresteyi getiren ocakların dumanını tüttüren, bütün bunlarla beraber sırtıyla, kağnısıyla, kucağında ki yavrusuyla; yağmur demeyip, kış demeyip, sıcak demeyip cephenin harp malzemelerini taşıyan hep onlar, hep o yüce ilahi Anadolu kadınları olmuştur. Bundan ötürü hepimiz, bu büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı sonsuza kadar aziz ve kutsal bilelim.

İnsanlık tarihi boyunca, Türk Budunu güçlü devlet ve toplum yapısını Tengri yasası gereğince insani ve sosyal değerler üzerine kurmuştur. Orhun Yazıtlarında: Türk milleti yok olmasın diye, millet olsun diye babam İlteriş Kağan ile anam İlbilge Hatun’u Tanrı tepelerinden tutup yukarı kaldırmış.” 

Dünyada kadın erkek eşitliğinin ilk yazılı belgesi olan bu ifadeler yüksek bir medeniyetin ölçüsüdür. Ana-baba, atalar kültü içerisinde soyun ve devletin devamlılığını temsil eder. İlteriş ve İlbilge, kavramlarını unvan olarak düşündüğümüzde; Devletin milletin dış dinamiklerini koruyan İlteriş kavramı, İli toplayan bir araya getiren devlet teşkilatlanması ve düzenini sürdüren bir muhteva taşır. Bu ilin iç dinamiklerini toplumsal sosyal kültürel düzenini, işleyiş töresini koruyan il-bilge unvanını ananın-kadının görevi olarak görmekteyiz.

Ezo gelinin köyü Dokuzyol (Uruş)-Gaziantep 2013 (Küreselleşen dünyada geleneklerini koruyan yaşatan Anadolu Kadınları) 

Bu nedenle birçok asırda ve toplumda kadın, kötü, zayıf, kirli şeytani köle ve eziklik algısı içine hapsedilirken, Türklerde kadınlar, eşitlik, eşdeşlik, denklik algısı ile devlet işlerinde söz sahibi olmuş, mitolojiye, destanlara türkülere hikâyelere üstün özellikleriyle konu olmuşlardır. Daima Er'lerinin, evlatlarının yanında yer almışlardır. Yunan mitolojisinde kadın tanrıçaların hilekâr düzenbaz karakteristik özellikleri o toplumların kollektif bilinçaltının bir yansımasıdır. 

Oysa Türklerde sözlü kültür ve mitolojileri içinde olumsuz kadın tipleri nadirdir, pek görülmez. Ocağımızda öğrendiğimiz derslerde Kıymetli Sultanımızın Altay Mitolojisi ve Ak Ana (Ene) mitolojisi hakkında anlattığı bilgilerde; Ak, Ağ kelimelerinin kutsal Ruh anlamına geldiği ve kutsal sayılan isimlerin başına getirildiği bilgisi yer almaktadır. Bu bilgilere göre; Ülgen Ataya yaratma ilhamını veren Ene Katundur. Yaptım oldu de, yaptım olmadı deme sözünü derken kalpten inanarak söylemeyi olumlama yapmayı öğretir. Ak ana Ülgen ataya 3 kere yarat der. Ülgen ata Yer yaratılsın deyince Yer; Gök yaratılsın deyince Gök yaratılır. Dünya bir bakıma söz ile yaratılır. Ene Hatunun başında gücü temsil eden taç şeklinde boynuz bulunur. Cismani olmayan bir bedeni vardır. Alt kısmı balık şeklinde mavi renkle tasvir edilir. Hayatın başlangıcına dair ne varsa, ruh vererek yaşam döngüsünü başlatmıştır. Ülgen atadan daha güçlü değildir ama akıllı ve bilgedir. 

Türk kadın isimleri içinde Arığ, Ay, Altın, Ak, Bilge kelimeleri arı duru olma ve mukaddes vasıflar için kullanılmıştır. Mitoloji içinde kadın, Umay Ana, Ene Hatun, Ak Ana Rahim tecellisi olarak kutsal bir nitelikle tasvir edilmiştir. Diğer mitolojilerde olduğu gibi dişil enerji, Tanrıça kavramıyla değil ANA kavramıyla ifade edilir. 

Kulbak Bilge sayfa 403’de Özellikle Batı ve Abd’de kasırga ya da toplumsal felaketlere verilen kadın isimleri konusu Batı algısında kadının yerini gözler önüne sermektedir. Türkler ise Han seçer kadını Arıkhan gibi (Kulbak Bilge)

Yüzyıllar içinde bu olumsuz algının sonucu; özellikle ortaçağ Avrupa’sı cadılık büyücülükle  (suçlu-suçsuz) itham edilen kadınların yakılma vakalarıyla doludur. Yine Arap toplumlarında kız çocuklarının toprağa gömülmesi, kadının köle cariye olarak alınıp satılması metalaştırılması, kadınların savaş ganimeti sayılması asırlarca sürmüştür. Kutsal kitabımız Kuran’da kadın haklarının korunması ile ilgili ayetlerle, Hazreti Peygamberimizin veda hutbesinde, kadın haklarının korunması için insanlığa seslenmesi, kadınların asırlarca hapsedildikleri olumsuz algının önemini göstermektedir. 

Oysa eski Türklerde kadın meta değil kutsal bir algı içindedir. Oğuz kağanın eşi ışıktan gelen göksel bir eştir. Sakaların kraliçesi ve komutanı Tomris Hatun, Kıpçak Türk’ü 3. Terken Hatun gibi tarihe damga vuran Alp kadınlar, Türk Töresinin bağrında yetişmişlerdir. Tomris hatunun savaş meydanında oğlunu kaybettiğinde dahi komutanlık ciddiyetini bozmadığı tarihe not olarak düşülmüştür. Hiçbir zaafa uğramaması düşmanlarını bile şaşırtmıştır. 

Terken Hatunun yedi kâtibinin olduğu, mührünün üzerinde Din ve dünyanın koruyucusu, Türklerin prensesi, bütün kadınların melikesi yazdığına dair kaynaklar vardır.

       

Ziya Gökalp, Türk Medeniyeti Tarihi adlı eserinde;

Türklerde kadın tabu olmadığından güzel tür, güçlü türün karşıtı ve onun karşısında eksik değil aksine onun eşi tamamlayıcısı olmuştur. Türklerde cinsel iş bölümü de yoktu. Çünkü cinsel iş bölümü kadının tabu olmasından ileri gelmiştir. Eski Türklerde kadın, tabu olmadığından erkeğin her çalışmasına katılırdı. Avda, savaşta, zaferde, toplantılarda ve genel dini, siyasi, ahlaki, güzel sanatlar dil ve ekonomi alanlarında kadın erkekle beraberdi. 

Bu beraberliği toplumsal bir kurum olan aile-yuva kurma ritüelleri içinde, eş seçiminde de görmekteyiz sevgiyi saygıyı esas alan evlilikler, gençlerin gönül birliğine dayanmakta, bunun için müsabakalar yarışlar düzenlenmekteydi. Sevgi kutsanmaktaydı. Özellikle genç kızlar gönlünü kaptırdığı gencin kendisini at yarışında veya ok atışında yenmesine bilinçli şekilde müsaade ederlerdi.  Sevdiğini yenen Er-bahadır onu alnından öperek Aşklarını ve yuva kurma isteklerini topluma duyurmuş olurdu. Bugün Kırgızistan’da bu müsabakalar sürmekte ve oyunlaşmış şekilde icra edilmektedir. 

Dede Korkut’ta Kan Turalı’nın evlenme isteği ve aradığı eş özellikleri (çevik olması savaşması, baş getirmesi) karşısında, babası Kanlı Koca: Oğul sen eş istemezmişsin bir cilasun bahadır istermişsin der. 

Türk inanç sistemi içinde kadının, kutsal bir alana ait gücü olduğundan bahseden, Fuzuli Bayat ise ,  “Türk Şamanlık literatüründe de, Altaylı ve Yakut Şamanları ile yaptığımız görüşmelerde, , hem tedavi hem de ritüel bağlamında kadın Şamanların özel bir yeri olduğu söylenmektedir. Bu tür güçlü kadın Şamanlara öz Türkçe “ ateşi koruyan ” anlamına gelen Utkan/udagan unvanı verilir.” 

Kadının ateşin koruyucusu olması fikrinin, temel kaynağını aile kurumu içinde buluruz. Çünkü aile toplumda bir bütünlük birlik ve dirlik anlayışı içinde kutsal bir kurum olarak görülür. Türk kültüründe ailenin var olması  “ocak” kavramıyla özdeştir. Ailenin ocak olmasında kadının büyük bir rolü vardır.  Ocağı yakan erkek, onu sürdüren ve koruyan kadındır. Kadın, yaşamın devamı için ateşi, insanı ve insan için gerekli olan hayvanları koruyan bir ruh veya kutsal bir kişi olarak algılanmıştır. Aile ocak kavramı Türk Toplumunda Milli Kültürü taşıyan bir fonksiyon görevi görür.

Soyun devamı ocağa bağlıdır. Çocuğu olmayan aileler için kullanılan "Kör ocak" deyiminin kökeni burayı dayanır. Çocuğun yetişmesi ve terbiyesinde anne babanın rolü çok önemlidir, ancak çocuk annenin bünyesine meydana gelip onunla daha çok vakit geçirdiği için duyduğu ilk ses, nefes anneye aittir. 

Dede Korkut’ta Türk töresine sahip bir kadın, “evin dayağı-direği olarak misafirperverlik kavramı ile anlatılır: Ozan; evün dayağı o dur ki yazıdan yabandan eve bir konuk gelse, er adam evde olmasa, onu yedürür içürür ağırlar azizler gönderür. (Muharrem Ergin, Dede  Korkut Kitabı) 

İbni Batuta, Fazlan, Marko Polo gibi yabancı seyyahların notları arasında Türk kadınlarının bu üstün vasıfları övülmüş ve tüm dünyaya duyurulmuştur.

 Hayatın her alanında Türk kadını irfanı ve dirayeti ile var olmuştur. Dede Korkut’ta Kazan Hanın eşi Burla Hatun, eşini ve oğlunu kurtarmak için sefer düzenler. Kırk ince belli kızı yanına alır. Kara atına biner. Kara kılıcını kuşanır. Kocasının ve oğlunun izini sürmeye başlar. Erkeği Kazan Han, düşman karşında yenilmek üzereyken yetişir,                

Bunalmışsın sana ne olmuş

Çal kılıcını yetiştim kazan, diye savaş meydanında gürler, Kazan Han’a güç verir.

Günümüzde ise ne yazık ki temel Milli değerlerin, toplumsal düzenin hızla yozlaştığı, bir süreçten geçmekteyiz. Bu olumsuzluklardan en çok zarar gören kesim yine kadınlar ve çocuklar olmaktadır. Kendisini güçlü, kadını zayıf gören zihniyet her türlü şiddeti meşrulaştırma eğilimindedir. Özellikle kadın cinayetlerine Töre cinayeti diyerek Türk töresine gizli bir hakaret ve müdahale söz konusudur. Aksine Töreden kopmakla,  küresel akımların, medya ve dijital dünyanın olumsuz figürlerinin yönlendirdiği, kadın ve erkeklerin kimlik -kişilik arayışları ve buhranlarıyla baskıların, eğitimsizliğin, sevgisizliğin yok ettiği hayatlar söz konusudur. 

Bu nedenle kadınlar üzerinden yapılan her akım ve hareket samimiyetsiz ve sevimsizdir. Çünkü zaten Batının kendisi asırlarca kadını değersiz görmüştür. 8 Mart dünya kadınlar günü 1917 yılında Sovyet Rusya’da kadınların oy hakkı kazanmasıyla resmi bayram olarak kutlanmaya başlandı. 1967 yıllarından sonra feminist hareketlerin sahip çıktığı bir akım oldu. Bu tarihlere kadar sosyalist hareketler ve komünist ülkeler tarafından benimsenmiştir. (bkz.wikipedia) Son yıllarda ülkemizde de gerçekleştirilen feminist gece yürüyüşü adı altında bazı grupların, kadın derneklerinin desteklediği kutlama adı altında kendi argümanlarını empoze ettikleri ve yine kadını sömürdükleri akımlardan biridir. Anneler günü sevgililer günü, babalar günü gibi kapitalizmin de bulaştığı gün ve kutlamalar tamamen yapay suni bir tüketim toplumu yaratmanın araçlarındandır. Çoğunlukla İnsan ilişkilerini beklenti ve zorunluluk ikileminde zedeleyen boyutları vardır. 

Anadolu ve Türk tarihinin derinliklerinde, Türk Töresinde kadın erkek denktir, Eşit’tir. Yaşamın bir günü değil her An’ı birlik ve beraberlik duygusuyla toplumun her kesiminin ortak katılımı, paylaşımı, sevinci, coşkusuyla kutlanır ve kucaklanır. Müjde O dur ki; Türk Töresinin insan fıtratına ve yaratılışına en uygun sistem olduğunun anlaşılacağı Çağ, Türk Çağı başlamıştır.

Kötülüğün zaferi gibi görünen aşırı yozlaşma, değişimin ve dönüşümün habercisidir.

(Ebedi Dönüş Mitosu)

Selam ve Dua ile…

Fatma Kızık



Bu haber 2,439 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler


    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,455 µs