En Sıcak Konular

Arılar, Bugonia ve Homunculus

8 Ocak 2021 11:16 tsi
Arılar, Bugonia ve Homunculus Onur Öner Yazdı...

Arılar, Bugonia ve Homunculus

Tevrat’ın Hakimler Kitabı’nın 14:14 bölümünde Samson adındaki bir kahramanın hikayesi anlatılır. Hikayede Samson, bir aslanla mücadele eder; aslanı parçalayarak öldürür ve oradan uzaklaşır. Bir müddet sonra aynı yere döndüğünde aslan iskeleti içerisine yuva yapmış arıları görür; hatta bal bile vardır [1]. Arıların hayvan leşi içerisine yuva yapması pek karşılaşılan bir durum değildir.

Ancak kadim tarihte ve ortaçağda, inek/boğa iskeletleri içerisinde arıların kendiliğinden oluştuğunu açıklayan birçok belge ve hatta kitap bulunmaktadır. Örneğin M.Ö. 1.yy’da, Romalı şair Virgil’in Georgics adlı eserinde bu gelenek eski Mısır’a dayandırılarak Bugonia kavramıyla tanıtılır. 10.yy İstanbul’unda Florentinus tarafından yazılan Geoponica adlı eserde Bugonia ritüeli şu şekilde anlatılmaktadır. “…bu evin içine 30 aylık besili bir inek koy. Genç ve kuvvetli olanlarınız sopalarla şiddetli bir şekilde vurarak ve kemiklerine kadar kırarak hayvanı öldürün ancak kanını ve göz, ağız, burun gibi parçalarını dağıtmadan bir araya toplayın. Hayvanın altına bi miktar kekik serpiştirin. Evdeki tüm kapıları, pencereleri kapatarak üzerine balçık sürün ki içeri hava ve rüzgar giremesin. 3 hafta sonra, rüzgarın sert estiği taraf hariç tüm kapıları, pencereleri açın ki ışık ve temiz hava girsin. 11 gün sonra geldiğinizde evin her tarafının küme küme arılarla dolduğunu göreceksiniz…”

Bugonia veya Bougonia [2] denen bu ritüelde arıların, ineğin iskeletinde kendiliğinde ürediğine inanılırdı. İlginçtir, eski Mısır’da boğa anlamına gelen Apis, Yunanca’da arı anlamına gelmekteydi. Arılar ve inek/boğa bağlantısına daha sonra geleceğiz şimdilik arıdan devam edelim. Mısır firavunlarının bir lakabı da Arıların Koruyucusu idi. Lahitlerin yanına ağzı mühürlü küpler içerisinde bal bırakmak bir adetti. Mısır tanriçası İsis (Semiramis-Aşera) hayatın (reenkarnasyonun) ve arıların da tanrıçasıydı. Asur inancına göre Semiramis’in kocası Nemrud’un ruhu hayata oğlu Tammuz olarak dönmüştü. Firavunların ölüm maskelerinde bile arıların izlerini görmek mümkündü.

 

Katolik Kilisesi’nde İsa Peygamber’in bir lakabı Göksel (semavi) Arı’ydı ve İsa Peygamber’in kavmi olan Esseneler’e de Kral Arılar denmekteydi. Hz.İsa’nın ölüleri diriltme yeteneğini (Ali İmran 49.ayet) göz önüne alırsak uygun bir lakap. Arıların tekrar hayat bulma ile bir ilişkisi olduğu gayet açık olarak görülüyor. Bu yüzden günümüzde dahi bu ritüeli devam ettiriyorlar. Mesela…

Masonların kullandığı önlüklerde en üstte herşeyi gören göz sembolü olur ama George Washington’un önlüğünde gözün üzerine bir arı kovanı kondurmuşlar. Amerika’nın kurucusu George Washington anısına dikilen 169m uzunluğundaki dikilitaşın önündeki yazıtta “Holiness to the Lord. Deseret” yazıyor; deseret bal arısı demek [3]. Arılar, Amerika’nın kuruluşuna bile imzalarını atmışlar.

 

Dr. Marius Schneider’a göre arılar vızıltı diyebileceğimiz düşük perdeli bir ses çıkartırken çekirgeler yüksek perdeli ses çıkarmaktadır ve bu iki ses grubu, ses spektrumunun iki ayrı kutbunu temsil etmektedir. Tevrat’ın Yeşeya kitabı 7:18 bölümünde “O gün Rab, Mısır ırmaklarının ta uçlarından sinekleri, Asur topraklarından arıları ıslıkla çağıracak” derken bir frekans ile uzaktan arılarla iletişim kurmak kastediliyor. Arıların kanat çırparken çıkardıkları titreşimin hayatın devamı ve dengesi noktasında önemli etkileri olduğu söylenir. Düşük titreşimli sesler insan sağlığına olumlu etkiler yaparken, yüksek frekanslı seslerin olumsuz etkisi biliniyor. GDO’ların, aşıların, nano çiplerin, uçaklardan püskürtülen kimyasalların içindeki metallerin vücudumuza yerleştikten sonra dışarıdan tetiklenmesi (5G gibi) ölümcül tehlikeler yaratabilir. Kadim uygarlıklarda hayatın kaynağı olarak görülen arılar acaba hayatın son bulmasına sebep olan bir sayhanın direkt veya dolaylı kaynağı olabilir mi (Hicr 83.ayet) ? Tabii ki bu başka bir yazının konusu.

Günümüz biliminde abiyogenez [4] yaşamın kökeni, yeryüzünde yaşamın canlı olmayandan nasıl gelişebildiğinin araştırılmasıdır. Yukarıda bahsettiğim Bugonia’nın modern tarifi. İnek leşinde arıların üremesi nasıl açıklanabilir? Modern bilim bunu henüz açıklamıyor ama ısrarla inek yumurtalarına insan DNA’sı ekleyerek bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Yaptıkları işi, genetik özellikleri silinmiş boş inek yumurtalarına, insan DNA’sı ekleyerek ürettikleri embriyonlar sayesinde parkinson ve diyabet gibi hastalıklara karşi güçlü kök hücre modelleri üretmek olarak açıklıyorlar. Vatikan ise nedense Frankenştayn göndermesi yaptığı bu deneylerin yasaklanmasını istiyor [5].

Ufo Araştırmacısı Farah Yurdözü aşağıdaki [6] videonun 9:25 ile 12:15 dakikalari arasında, inek rahminde bir insanın simya işlemleri ile nasıl yaratılabileceğini (!) anlatıyor. Videoda bahsedilen homunculus simya ritüelinden ilk bahseden Paracelsus’tur [7]. “…bir adamın menisini kırk gün boyunca çürümüş at gübresi ile birlikte hava geçirmez biçimde mühürlenmiş bir şişenin içinde çürümeye bırakın ... eğer bundan sonra, her gün dikkatle ve özenle insan kanı ile beslenir ve kırk gün daha at gübresinin ısısında tutulmaya devam edilirse, belli bir sürenin sonunda hakiki ve yaşayan bir bebek haline gelecektir. Bu bebeğin bir kadından doğmuş bir bebekte bulunan tüm organları vardır, ama daha küçüktürler…”

İmam Cafer’in öğrencisi Cabir bin Hayyan da Kitab’el Ahjar adlı eserinin Tekvin kısmında benzer ritüeli anlatır. Plato’ya atfedilen İnek Kitabı (Book of Cow) da listeye eklenebilir. Günümüze kadar gelen kitaplardan biri ise 17.yy simyacısı Nicolaas Hartsoeker’a ait olan Essay de Dioptrique (Işık Testleri) kitabıdır.

 

Görülüyor ki ortaçağ simyacıları, büyücüleri bu konuyla bayağı ilgiliymişler. İneğin dışında boğa, aslan ve at gibi farkli hayvanların bu deneylerde kullanıldığı anlaşılıyor. Simyacılar kitaplarında anlattıkları sonuçlara gerçekten ulaştılar mı bilmiyorum ama günümüzde dahi söylentiler, komplo teorileri bitmiş değil. Onlardan biri ocak 2020 tarihli, Rusya merkezli President dergisinin baş editörüne ait. Yazısında [8] geçen sene Avustralya’da çıkan yangınların ülkedeki bir takım özel üretim tesislerini (!) ortadan kaldırmak için kasıtlı olarak çıkarıldığını yazıyor. Bu tesislerde bulunan ineklerin, Çinli hibrid-insan üretiminde (!) uzun süredir kullanıldığını ve hükümetin projeyi iptal kararı alması sonucunda tüm tesislerin yakılarak imha edildiğini iddia ediyor.

Bu tür iddiaları somut delillerle ispat etmek çok zor ancak arı, inek, boğa, homunculus vb örnekleriyle baştan beri anlatmaya çalıştığım bu yazının amacı sadece bir fikir oluşturmak (bu tez zaten yeni değil binlerce yıllık). En doğrusunu Allah bilir.

Sonuç olarak yaşamın ve tekrar hayata gelmenin dişil yönünü kraliçe arılar, eril yönünü ise inek/boğalar temsil ediyor. Bakara Suresi 73.ayette “Sonra, kesilen ineğin bir parçasıyla ölüye vurun dedik. Böylece Allah ölüleri diriltir ve belki akıllanırsanız diye size ayetlerini gösterir.” ifadesi bize bunu açık bir şekilde anlatıyor.

Not: Güneş, mayıs ayında Boğa Takımyıldızı’ndan geçerken erkek arılar 1 mayısta işçi bayramını kutluyorlar.

Onur Öner 

Kaynaklar:

[1]: https://tr.qaz.wiki/wiki/Samson's_riddle

[2]: https://en.wikipedia.org/wiki/Bugonia

[3]: https://archive.sltrib.com/article.php?id=57938488&itype=CMSID

[4]: https://tr.wikipedia.org/wiki/Abiyogenez

[5]: https://www.hurriyet.com.tr/dunya/yari-insan-yari-inek-8607136

[6]:https://www.youtube.com/watch?v=gWvnQUo6FJ0&ab_channel=ZEH%C4%B0RL%C4%B0M%C4%B0KROFON

[7]: http://morellonomikon.blogspot.com/2013/05/homunculus.html

[8]:https://prezident.online/2020/01/28/%d0%b2%d0%b8%d1%80%d1%83%d1%81-%d0%b2-%d0%ba%d0%b8%d1%82%d0%b0%d0%b5-%d0%b8-%d0%bf%d0%be%d0%b6%d0%b0%d1%80%d1%8b-%d0%b2-%d0%b0%d0%b2%d1%81%d1%82%d1%80%d0%b0%d0%bb%d0%b8%d0%b8-%d0%ba%d0%b0/

 



Bu haber 3,431 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    9,413 µs