En Sıcak Konular

Kod Adı: Balık

1 Ocak 2021 09:01 tsi
Kod Adı: Balık Okuyucu tefekkürleri

Sultanımıza, Başkanımıza
Ve Kalperenlere , en içten 
Saygı ve Sevgilerimle



KOD ADI; BALIK!                    

Balığın üzerinde duran dünya sembolizmasını, pek çok farklı kültür    ve mitte görüyoruz.
Biz kendi öğretimize baktığımızda karşımıza neler çıkıyor?

Resulullah Efendimiz balık yemezdi!
Yenmesini yasaklamadı, ama kendisi 
yemedi. Nedenini soranlara cevap vermedi. Peki, neden?
Eğer zararlı olsa yasaklanırdı.
Zararı yoksa ne var?
Acaba, hürmet olabilir mi?

Dünyanın balık üzerinde olması, balığın içinde yüzdüğü deniz sembolleri   bize  ne anlatıyor?

Sembol dilinde, Balığın içinde yüzdüğü deniz, bilinçaltını ve bilincin derinliklerini temsil ediyor, aynı zamanda sonsuz gizem anlamını da taşıyor. Deniz suyu, özellikle de doğum, yaradılış ve ay ile ilişkili.

Peki, deniz suyu ile  bizim yaradılışımız arasında nasıl bir  bağ var?

Deniz Suyu denince, aklımıza gelen ilk şey tuzlu Su olur! Peki, bizim vücudumuzla alakası var mı?
İnsan beyni, beyin Suyu denen bir Suyun içinde. Bu Su, tuzlu Su!
Cenin anne rahminde plasenta içinde. Plasentadaki Su, %99 Su, %1 inorganik ve organik madde. Yani; tuz var.
Gözyaşında tuz var, terde tuz var! 
Kanda tuz var. Sanki; tatlı Su içiyoruz , ancak vücudumuzda tuzlu Suya dönüşüyor! Denize baktığımızda yada girdiğimizde rahatlıyoruz. Bizde de tuzlu Su olduğu için mi? Belki de, aramızda tam farkında olmadığımız bir bağ var.

Diğer yandan, Kuranda adı geçen 3 taş; inci, mercan, yakut! İnci, mercan denizden çıkıyor! İnci; aslında bir kum tanesi! İstiridyenin içinde, yıllarca değişime uğruyor. Sonunda inci oluyor! Mercan; her ne kadar "Mercan Taşı” olarak tanımlansa da aslında denizde yaşayan omurgasız bir canlı türü. Su altında Koloniler halinde yaşayan polipler, büyüyüp yayıldıkça mercan resiflerini oluştururlar. Mercan iskeletlerinin binlerce yıl boyunca belli bir bölgede toplanmasıyla da mercan kayalıkları meydana geliyor. Mercanlar karada taş gibidir, denizin dibinde ise bitki gibi biter ve çiçek bahçesi görünümündedirler. Suyun yüzeyinden yukarı çıkıp kuruyunca katılaşıp sertleşir. Bu sayede de işlenmeye uygun hale gelir.

Şimdi, ne görüyoruz?

Öncelikle Simya ilminin buram buram kokusu geliyor. Bütün ilimler Allah'ın indinde. O isterse; kum tanesini inciye, omurgasız polibi mercana, tatlı Suyu tuzlu Suya döndürür. Dönüşüm görüyoruz! O halde, denizlerde bu simyayı ortaya çıkaracak kudret olmalı!
Ve bu kudret ilk Yaradılıştan geliyor olmalı! Hani, Deniz Rahmani şeyleri hatırlatıyordu. Demek ki, direkt Rahman ile bağlantılı. Onun için denizleri kurutmaya çalışıyor olabilirler mi?

Balık Sembolizması Bize Ne Anlatıyor?

Kur'an'ın 14 sistemine sahip olduğu, daha önce Ehiller tarafından açıklanmıştı. 14 rakamı bizi nerelere götürüyor?
▪︎ Arap alfabesinde, 14. Harf;" NUN"
▪︎NUN; Huruf-u Mukattaa
▪︎NUN harfi; Yunus Peygamber ile bağlantılı
▪︎Kalem Suresinin başında geçiyor. Kalem Suresi 68. Sure. 6+8=14
Kalem Suresi, 1. Ayet
"NUN, kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun"
Biz biliyoruz ki; Kur'an birşeye yemin etti ise; onun Ledünni bir sırrı vardır.
Peki, başında Mukattaa Harfi var ise;
bu sır yaradılışa ait bir kod olabilir mi?Dolayısıyla, Balık yaradılışa  ait bir      kod mu?

Balık Sembolünü nerelerde görüyoruz?

Hani, Nemrut Hz İbrahim için büyük bir ateş hazırlatmıştı da; o ateş Su'ya, odunlar da balığa dönüşmüştü.

Karadeniz bölgesinde anlatılan bir başka sözlü söylenceye göre;

Hz İbrahim"in ateş tarafından yakılmamasına çok içerleyen Nemrut,
"Ben İbrahim'in Tanrısını öldüreceğim" der. Bunun için 4 kartal avlatır. Bunları günlerce aç bırakır. Sonra bir sığır kestirir , karkasının karın boşluğuna yayını okunu alarak oturur. Karkasın 4 köşesine 4 kartalı bağlatır. Eti yemek için kartallar çokça yükselir. Ve yukarılarda sandığı Tanrıya doğru okunu fırlatır. Okun kanlı olarak geri döndüğünü gören Nemrut başardım der.
Meğerse, oka bir balık tutturulmuş. Buna karşı balık üzülerek der ki; "Yarabbi en hakir mahlukun ben mi idim
ki; Nemrut'un okuna karşı beni layık gördün" Buna cevap olarak denir ki; "Lütuf olarak sizin nevinize kıyamete dek bıçak vurulmadan yenilmeyi mübah kıldım". 

Çok ilginçtir ki; balık hariç, hiç bir hayvanın ölüsü yenmiyor! Karadenizde balıkçı aileleri arasında, canlı balığa bıçak vurulur ve yenir ise; o aileden bir kadının sakat çocuk doğuracağına dair inanç var!

Yunus Peygamber kıssası;

Yunus Peygamber, Ninova halkına gönderilmişti. Ninova, Asur Krallığının başkenti idi.Yıllarca tebliğ yaptı. Sadece 2 kişi iman etti. İlahi izin olmadan kavmini terk etti. Yolda uyarıldı geri döndü. Kendisine 40 gün daha tebliğe devam etmesi, kavmi yola gelmezse bu süre sonunda helak olacağı bildirildi. Yunus Peygamber tekrar tebliğe başladı, ancak; kavmi yine gidişatını değiştirmedi. 37. gün ilahi izin olmadan, yine kavmini terk etti. Uzaklaşmak için gemiye bindi. Gemi denizin ortasında hareketsiz kalınca, içimizde bir 
günahkar var dediler. Kura çektiler. Kura Yunus Peygambere çıktı. Ve onu denize attılar. Balık Yunus Peygamberi yuttu. Balığın karnında tevbe etti.Tevbesi kabul edildi. Karaya çıkarıldı. Kavmi , Yunus Peygamberin anlattığı belirtileri görünce tevbe edip, iman etti ve helak olmaktan kurtuldu.

Şimdi, bu kıssa ile ilgili bazı sorular sorabiliriz?

1.40 günlük süre verilmiş, 37 gün dayanmış, neden 3 gün kala terk ediyor?
2. Neden, kara yolunu değil deniz yolunu tercih ediyor?
3.Gemidekiler kim? 
Yusuf"u kuyudan çıkaranlarla, Yunus'u denize atanlar arasında bir bağ var mı? 4.Yunus' u balığın yutacağını biliyorlar mıydı?
5.Yusuf'u kurt yedi. Yunus'u balık yuttu.
Ne anlatıyor bize bu semboller?

Şimdi, biz bile 3 gün kala ilahi emri çiğnemeyiz. Yunus Peygamber niye 3 gün kala  terk ediyor? Acaba, anlatılan başka bir şey mi?

Deniz sembol dilinde; kozmostaki ilahi bilinç, enerji! Suya atılmak, denize düşmek; ilahi bilince, enerjiye bağlanmak! Yeni ve daha üst bir bilince ulaşmak! 

Peki; gemidekiler kim?
Hani, Yusuf kuyuya atıldı. Zaman çarkı ile başka bir yere gitti. Eğitim aldı. Sonra kuyucular onu çıkardı. Nihai amacına yol alması için kervana teslim etti.

Şimdi; deniz burada da başka bir boyuta açılan kapi olabilir mi?
Balık ile kodlanan Yunus Peygamberi daha üst bir bilince taşıyan üstün bir kavim ya da kişiler olabilir mi?

Şimdi, burada enteresan bir şey daha çağrışım yapıyor. "Oyuk Dünya Teorisi"
Bu teoriye göre; Dünyanın çekirdeğinde bir başka çekirdek daha var. Orada yaşayan üstün bir medeniyet var.
Bu dünyanın ayrı bir Güneşi var. Güneş ısı ve ışık kaynağıdır. Dolayısıyla buradaki Güneşi; enerji kaynağı olarak da algılayabiliriz. 

Yani; Yunus Peygamber başka bir boyutta üstün bilince sahip bazı kişiler
ile görüşmüş ve bu kişiler balık ile kodlanmış olabilir mi? Ya da bu kişiler balık kodunun sırrına vakıf olanlar olabilir mi? Tıpkı kurtta olduğu gibi!
Dolayısıyla, Zünnun; balığın sırrına sahip olan manasına da gelebilir mi?
 

Cumartesi Yasağını Çiğneyenler?

Burada da balık var. 4 gün yasağını çiğnediler. Yaşamları o balıklara bağlı iken, yasağı ihlal ettiler. Zeka geriliğine uğradılar. Üstün bir kavim iken, maymunlara dönüp helak oldular.

Şimdi, burada semboller bize ne anlatır?

Akdeniz' in altında aranan bir enerji var.
Akdeniz haritası tersten balık görünümünde. Burada, Balık; dünyanın çekirdeğindeki elektromanyetik alanı temsil ediyor olabilir mi?

Şimdi, Cumartesi yasağında ne oldu? 

Hayatta kalmaları için ihtiyaç duydukları balıkları yasak günlerde avladılar. O balıklar bir yere gidiyordu, engellediler. Halbuki, hayatta kalmaları için gereken maddeyi, balıklar gittikleri yönde bir yıldızın Suya vuran  şavkından temin ediyorlardı. Balıkların izlediği yolu değiştirdiler. 

Acaba, o zaman da yapılan şey; şu olabilir mi?
Dünyanın manyetik alan enerjisini kullanabilen üstün bir kavim idiler.
Ancak; hırslarına yenik düştüler.
Enerjiyi orantısız şekilde kullandılar.
Böylece, Dünyanın manyetik alanını bozdular.
Peki, manyetik  alan bozulur ise, 
ne olur?

Manyetik alanın kısa süreçte insanlara etkileri;
Stres, görüş alanının daralması, kalp pilinin bozulma riski, kulak çınlaması, yorgunluk hissi, konsantrasyon bozulması, baş ağrıları, işitmede geçici aksaklıklar, sersemleme vb. gibidir.


Manyetik alanın kontrolsüz ve uzun süreçte insanlara etkileri ise ciddi boyutlardadır;

Beyin hücrelerinde ölüm ve beyin tümörü riski, beyaz kan hücresi (lenfoma) kanseri, kan beyin bariyerinin zedelenmesi, kalp rahatsızlıkları, hafıza zayıflaması, kalıcı işitme bozuklukları, embriyo gelişiminin zarar görmesi, düşük riskinin artması, kan hücrelerinin bozulması.

Bu arada hani; vücudumuzda idrar, kan, ter, gözyaşı beyin Suyu hepsinde tuz vardı. Tuz eksikliğininde birçok rahatsızlığın yanında  zeka bulanıklığına neden olabilmesi de çok enteresan bir bilgi! Denizleri kuruturlarsa, bizim için hayati olan bir maddede de sıkıntı yaşar mıyız?

Peki, Neden 4 Gün?

Ay'ın, bir ayda 4 evresi var. 
Acaba, 4 gün Ay'ın 4 evresi ile bağlantılı olabilir mi? Mesela, her evrenin tamamlandığı günlerde, manyetik alanlarda farklı bir tesirat oluşuyor olabilir mi? Ay ışığı, Nur, Suya vuran yıldızın şavkı bağlantı var mı, acaba?

Yanlış Bildikleri Şey Ne Olabilir?

Acaba, çekirdekteki manyetik alan, dünyayı ayakta tutan bir başka elektromanyetik alana bağlı olabilir mi? Hani; balıklar bir yöne gidiyordu. Balıkların yönünü kendilerine çevirdiler.
Balıklar gitmesi gereken yöne gidemedi.
Acaba, iki manyetik alan arasındaki bağı kesmiş olabilirler mi? Bu durumda yaşam için gerekli döngüyü bozmaları sebebiyle, neslin devamı tehlikeye girmiş ve maruz kaldıkları manyetik alan fırtınaları sebebiyle ilkel yaratıklara dönmüş olabilirler mi?
Peki, Neden Akdeniz?

Acaba; Akdeniz in altında, dünyanın çekirdeğindeki manyetik alan ile dünyayı ayakta tutan elektromanyetik alan arasında bir geçit olabilir mi? 
Onun için, enerjiyi Akdeniz de, kullanma bilgisini de topraklarımızda arıyor olabilirler mi? 

Neden, kara değil de deniz altında bu enerji? Çünkü; Su tesiratı arttırır.

Peki; Dünyanın manyetik alan enerjisi ile çalışan, OKYAY PUSATI!
Bu teknolojinin ürünü mü?
Peki, ya Akdeniz' in hedef gösterilmesi?
Dünyanın sonunu getirebilecek bir enerjinin, TÜRK'ün koruması altına alınması olabilir mı?

İnşaAllah balık tutabilmişizdir!

Gamze Orcan

NOT
Orkun Bey, geçen yazıda" Lamı Cimi Yok" ifadesi size ne çağrıştırıyor diye sormuştu. Tekrar teşekkür ediyorum.
Ben bu ifadenin de aynı "Hayy'dan gelen Hu ya gider" ifadesinde olduğu gibi günümüzde tamamen yanlış kullanıldığını düşünüyorum.
Lam harfi, muhabbet ile özdeşleştirilir.
Cim harfi, rakam değeri 3. 
3 ise; zuhur edişin sembolü.
Ben bu ifadeyi şöyle okudum.
" Muhabbettin dilinde kesret yok"
Peki, ne var?
"Elif Lam Mim"
"Muhammed den hasıl olan muhabbettin dilinde Vahdet var"
Burada da, kesret, Vahdet, Ya Vahid, 
 Elif Lam Mim üzerinden daha derin ve daha doğru okumalar yapılabileceğini düşünüyorum. 
İnşaAllah isabet kaydedebilmişizdir      ve faydamız dokunur.

Sırlarına erebilmek temennisiyle!


Bu haber 2,115 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler


    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,665 µs