En Sıcak Konular

Yaşayan Kültürel Bellek-Manas Destanı ve Folklor İdeoloji Bağlamında Rus Baskısı

17 Ekim 2020 13:16 tsi
Yaşayan Kültürel Bellek-Manas Destanı ve Folklor İdeoloji Bağlamında Rus Baskısı Fatma Kızık Yazdı...

 

Yaşayan Kültürel Bellek-Manas Destanı ve Folklor İdeoloji Bağlamında Rus Baskısı

          Kulbak Bilge sayfa 377'de Kaman'ın Kulbak Bilge'ye hitaben; kayıp sayfaların bilgileri hafızamda yazılıdır ifadesinde, Türk Töresinden bir sır daha öğrenmiş oluyorduk.  Yazılı bilgiler haricinde bazı bilgiler sayfalarda değil insanların hafızalarında yazılı idi. (Kulbak Bilge sf 377) Türk töresinin yazılı olmayan tarihinin kayıtları insan belleğinde bir yazılıma dönüşmüş, korunmuş saklanmış zamanı geldikçe aktarılmıştır. Bir yönüyle Türkler tarihlerini törelerini insan belleğinde korumuşlardı. Bunun bilinen en büyük örneği Türk dünyasının Kırgızistan özelinde anlatılan, asırlardır çalınıp söylenen Manas destanıdır.

           Manas destanı Türk dünyasının ve tüm dünyanın bilinen en büyük doğal destanı olarak kabul edilmiştir. 1100 yaşında olan destanın mısra sayısının bir milyon beş yüz bin kadar olduğu tespit edilmiştir. Ancak derlenebilen kısmı beş yüz binin üzerindedir. Bu haliyle bile dünyada en hacimli ve en uzun destan olma özelliğini korumaktadır.  Muhteva bakımından ise sanat değeri çok yüksek bir eserdir. İçine aldığı işlediği konuların zengin örüntüleriyle dünyada ona denk bir destan bulunmamaktadır. Kaynaklarda Manas destanının, Homeros'un İlyada destanından 16 defa, Firdevsi'nin Şehname adlı eserinden 2, Finlilerin Kalavela destanından 10 defa daha büyük olduğu dikkat çekmektedir. Manas destanının günümüze kadar ulaşmasında halk ozanı Manasçıların katkıları büyük olmuştur. Asırlarca kopuz çalarak anlatılan destan, açık ve gizli olarak kuşaktan kuşağa aktarılmış 21. yüzyıla kadar ulaşmayı başarmıştır.

           Manasçılar tarafından yapılan her icra Manas'ın ruhunu tekrar canlandırmakta tarih içinde donmuş ölü bir anlatım metni olmaktan çıkarmakta ve büyük bir coşku ile kahramanlık duygularını her icrada yeniden yaşatmaktadırlar. Manas Destanı'nın herhangi bir bölümünü ezbere bilmek ve gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla küçük yaştan itibaren eğitim alan, dinleyicilerini derinden etkileyen Manasçılar, tecrübeli sanatçılar olarak kabul edilirler. Destanın anlatımı icrası sırasında vecd haliyle destanı yeni kuşaklara nakşederek adeta geçmiş ve gelecek arasında bir kuşak bağı olmaktadırlar.

Toplumda büyük saygı gösterilen Manasçılar, tüm kültürel etkinliklerde icra üsluplarıyla yer alırlar. Türk lehçeleri içinde farklı ağızlardan alınarak yazılan 35 farklı Manas Destanı 80 varyant (eş metin) tespit edilmiştir.

           Türkistan Kırgızlarından olan Cusup (Yusuf) Mamay-Manas Baba sahip olduğu 500 bin dize ile 21’inci yüzyılın en büyük Manasçılarından biri olarak kabul edilmektedir. Bu bir insanda kodlanmış devasa bir kültürel sözel bellektir. 1956 yılında hiç durmadan 12 gün boyunca destanı icra ettiği bilinmektedir.

          Manas Destanının, Türk kültürünün etnografyasını giyim-kuşam, çadır hayatı, hayvancılık, mutfak kültürü vb. Türk folklorunun gelenek ve göreneklerini, inançlarını, töresini, bozkır hayatının tüm yönlerini tüm yaşam unsurlarını içinde taşıyan bir destan olduğu kabul edilmektedir. Türk dili ve tarihini anlatan destan,  edebi yönüyle terimler, deyimler,  atasözlerinin korunduğu bir sözlük gibidir. Milli müzik ve ses kültürü icraları bakımından da eşsiz bir bilgi kaynağıdır.

          Folklor alanı içinde özellikle Kahramanlık destanlarının milli birlik beraberlik ve özgürlük ilkeleri gibi nitelikleri,  milli şuur -milli terbiye bakımından büyük öneme sahip olmaları, milletler bazında bir korkuya ve endişeye neden olmuştur.

          Bu nedenle bir toplumun yaşayan kültürel belleği olan folklor (Halk bilgisini konu alan bilim dalı; Halk Bilimi) devletler bazında soğuk savaş politikalarının ideolojik şekillendirme araçları olarak görülmüş ve yeni toplumsal yapılar oluşturmada bu alana bazı işlevler yüklenmiştir. Özellikle 18.yüzyılda başlayan Folklor çalışmaları; 20. yüzyılda Almanya İtalya gibi nasyonalist, Sovyetler, Çin gibi doğunun sosyalist ideolojilerinde geniş kitleleri kontrol etme veya yeniden dizayn etme aracı olarak kullanılmıştır.  Halk bilimi sosyal bilim araştırmaları, bu ideolojilere hizmet ettirilmeye çalışılmıştır.

          Büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, cumhuriyetimizin 10. yılında yaptığı tarihi konuşmasında geleceği öngören keskin zekâsıyla Türk Milletine bu konularda, zamanın sınırlarını aşan önemli mesajlar vermiştir:

          Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur. Fakat yarın ne olacağını kimse kestiremez. Tıpkı Osmanlı ve Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avucundan kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını iyi bilmelidir. Bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprüleri sağlam tutarak.

          Dil bir köprüdür, İnanç bir köprüdür, Tarih bir köprüdür, Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Bu bütünleşme, elbette kültürel bütünleşmedir.

          Kültürel bütünleşmenin tarihin törenin önemini bilen ve bundan korkan Ruslar,  işgal ettikleri topraklarda yaşayan Türklerin,  toplumsal dinamikleri refleksleri, iç ve dış yapılarının daha iyi anlaşılması, tanınması için yoğun çalışmalar yapmış; Rus kültürüne ve dini geleneklerine uyum sağlatmak amacıyla Türk insanının sosyal kültürel yaşamlarını kapsamlı bir araştırmaya tabi tutmuştur.  Bu amaçla Türk topluluklarının sözlü gelenekleriyle ilgili geniş çaplı ilk araştırma ve derleme çalışmaları, bilim adamları, seyyahlar, Rus memurları ve misyonerlerin de içinde olduğu heyetler tarafından gerçekleştirilmiştir. Kültürde böl ve yönet tutumu Rus ideolojik politik çevrelerinde kabul görmüş, Türkistan’da misyonerlik faaliyetlerinde bulunan gizli misyonerlerden N.P. Ostroumov Türkistan'daki Türklerin dillerini ve kültürlerini yozlaştırmaya çalışmıştır. Dil ve kültürde yapılan bu faaliyetlerle Türkçe yerine Sart dili diye bir dil geliştirilmeye, Türk toplumuna da yeni ve sahte bir kimlik olan Sart milleti adı verilmeye çalışılmıştır. Türkçenin öz kelimelerinin yok edilmeye çalışılması, Arapça ve Farsça kelimelerin daha çok kullanılmasını öneren Ostroumov vb. uyduruk bir tanım olan Sart kavmi ideolojisini oluşturmak istemiştir.

            Abdülkadir İnan Destanların toplumsal önemini, Türk kültürü düşmanlarının ve Türklerden çekinen Rusların, bu destanların yayınlanmasına şiddetle karşı çıkmalarını, kültürel belleğin gücü olarak değerlendirmiştir. Ancak 1940'lı yıllarda Almanlarla yaptıkları savaş sırasında,  Türklerden faydalanmak için Türk destanlarını, savaşçılık ruhunu yükseltmek amacıyla, kendi elleriyle yayınlamışlardır. Savaş bittikten sonra tekrar destanlar hakkında tenkitlere sansür ve yasaklara başlamışlardır. Manas destanının milli duyguları ve Türklük şuurunu canlı tutması, Sovyet hükümetini son derece rahatsız etmiştir. Bu nedenle Manas destanı 1951-1954 yılları arasında öteki Türk destanları ve Dede Korkut hikayeleri ile birlikte yeniden yasaklanmış; okunması, anlatılması, yayınlanması, basılması engellenmiştir. Öte yandan Türk folklorunun politik ve bazı ideolojik alanlarda kullanılmaya çalışılması Sovyetler birliği içinde eritilmeye çalışılan Türk kimliği ve yeni bir Sovyet kimliği yaratma çalışmalarında folklor, hem bir propaganda aracı olarak hem de yeni kimliği pekiştirecek bir itici güce dönüştürülmeye çalışılmıştır.   Zaman zaman icrasına izin verilen destanda ciddi sansür ekleme ve çıkarma yaptırmışlardır. Örneğin bazı gizli memurlar ve bilim camiasının işbirliği ile yapılan bilimsel toplantılarda Manas destanına eklenen Rusları öven ve Kahramanın (Manas) boyun eğdiği Ak Padişa (Rus hükümdar) karakterini metheden eklemeler ve değişiklikler, Milli bilinç ve bağımsızlık ülküsünü kırmaya yönelik toplumsal-psikolojik politikalardır. Destanların değişmez motifi olan Kahramanın hiç bir otorite karşısında boyun eğmeyen duruşu bu girişimlerle deforme edilmeye çalışılmıştır. Bu konuda Manas destanı devletler bazında yürütülen bu folklor ideoloji ikileminde büyük baskılara maruz kalmıştır. Yüzlerce yıllık ihtişamlı kökleriyle Türk'ün bağımsızlık destanı, yasakların ve baskıların gölgesinde Türk'ün zaferi olarak tüm engellemelere rağmen yaşatılmış, halen yaşatılmaktadır.

          Bu baskılar altında Manas anlatıcıları, ozan Manasçılar şüphelendikleri Rus memur ve ajanlarının yanında Milli sır niteliği taşıyan bölümleri gizlemişler ve kendi içlerinde çalıp söylemeye devam etmişledir. Manas destanına karşı Sovyetlerin bu politikaları, zulümleri Mar Bayciyev'in Manas Destanı Kalbimin Ağrısıdır makalesinde etraflıca anlatılmıştır. 1930'lu yıllarda Manas destanının yayınlanmasını teklif eden akademisyenlerin tutuklanması, destanı yayınlayanların kurşuna dizilmeleri gibi insanlık dışı yaptırımlar Türk milletinin yaşayan belleğini, kültürünü töresini yok etmek amacıyla yapılan saldırılardır. Buna rağmen mücadeleden asla vazgeçilmemiştir. Destan, içinde anlatılan kahramanlıklara yakışır şekilde çok zor koşullarda Manas destanı korunmuş, asırları aşan sesi günümüze kadar yankısını sürdürmüştür. Kırgız edebiyatının ünlü yazarı Cengiz Aytmatov konunun önemine uygun, Yıldırım Sesli Manas öyküsünde hiç bir zaman kendi kültürünün mitlerinden destanlarından sözlü geleneğinden kopmadığını göstermiş, yazdıklarında hep bu konuya, Türk folklorunun etkisine vurgu yapmıştır.

           Sovyetlerin yaptığını Çinlilerde Mao döneminde kültür devrimi adı altında yapmış, 1940’lı yıllarda Manas destanı yasaklanmıştır. Bölgede yapılan baskılar sonucu yüzlerce Manasçı ozan, bu tarihlerden sonra yok olma noktasına gelmiştir. 40 yıllık bir süreç içeresinde 1980' den sonra yapılan tespitlere göre çok az Manasçının hayatta kaldığı kayıtlara geçmiştir. Manas destanını yaşatmak ve unutturmamak adına bu uğurda yaşamlarını kaybetmiş, her türlü baskı ve zulme karşı mücadele etmiş, Türk dünyasının kutlu atalarını, ozanlarını derin bir minnet ve rahmetle yad ediyoruz. Ulu Tinleri Kut Bulsun.

          Kalperenler Balalar olarak, atalarımızın bizlere emanet ettiği bu eşsiz kültürel miraslara dikkat çekmek,  duyarlı olmak, vefa göstermek Milli kimliğimizin ve boynumuzun borcudur. Turan'da birleştiğimiz o kutlu günün hayali ve özlemiyle bu uğurda mücadele eden herkese, başta Okyay kağanım ve Onaltıyıldız ailesine, kıymetli koldaşlarıma sevgi saygı hürmetle...

Tengri Biz Menen

 Fatma KIZIK

 

Emine Gürsoy Naskali: Bozkırdan Bağımsızlığa Manas (Bildriler), 1995 Ankara

Hasan Geyikoğlu: Tarih Açısından Manas Destanı ve Sovyetler Birliğindeki Türklerin Milli Duygularına Etkisi,  Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, 2001 Erzurum

Mar Bayciyev:Manas Destanı Kalbimin Ağrısıdır (Manas destanının üç ciltlik yayınının son sözü) Kırgızistan Halk Yazarı, Çev: Doğan Gürpınar, Kazakistan Türkiye Manas Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2004.

Abdulkadir İnan: Manas destanı. MEB Yayınları, 1992 İstanbul.

Abdulkadir İnan: Makaleler ve İncelemeler I-II cilt 1987 Ankara

https://dergipark.org.tr/tr/pub/karefad/issue/31613/335349



Bu haber 1,641 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,912 µs