En Sıcak Konular

Neden Ön-Türk Yazıtlarında Anlatılan Hususlar Sümer Tabletlerinde Yoktur?

17 Eylül 2020 08:48 tsi
Neden Ön-Türk Yazıtlarında Anlatılan Hususlar Sümer Tabletlerinde Yoktur? Dudu Bozkurt Yazdı...

Neden Ön-Türk Yazıtlarında Anlatılan Hususlar Sümer Tabletlerinde Yoktur?

Önceki yazılarımızda dünyamız insanın biyolojik ve zihinsel evrim sürecini Altı Yarıq Tigin yazılarını esas alarak birçok  öğreti ve teolojik biligilerle izah etmeye çalışmıştık. Bu yazıyla ise kafamızda oluşan bazı soruları sizlerle paylaşmak istedim.

Genel kabule göre, Sümer Devleti M.Ö 3200 tarihinde tarih sahnesine çıkmış. Her ne kadar bu tarihin Sümerler’in ilk ortaya çıkış tarihi olarak kabulünde çelişkiler olduğunu düşünsek de ortada daha çarpıcı bir çelişki görünmektedir. Ön-Türklere ait 16 bin yıl öncesine tarihlenen tamgalar Şölgentaş’da (Başkurdsitan)  bulunmuş olmakla birlikte, yine kuzeybatı Almanya’da kemiklere yazılı olarak bulunmuş  ve M.Ö 4.500 yılına  ait olduğu tespit edilmiş yazılar bulunmuştur.  Diğer bulunan bir çok Ön-Türk Yazıtları ise Karbon14 ya da vs yöntemlerle tarihlenememiş ise de, filoloji bilimi doğrultusunda en yakın M.Ö 7.500 yılına tarihlenebilmektedir. Yani Ön-Türkler ile Sümerler çağdaştır. Asıl çelişki ise şudur: Ön-Türk yazılarının bir çoğu kozmogoni, kozmoloji ve kuantum fizik ve kimyasını anımsatan tanımlamalar ve öğretiler içerirken, okunan binlerce Sümer tabletleri yalnızca Tanrıların(!) hikayelerini içermektedir.

Evet, bugün birçoğumuz Sümerlerin Türk olduğunun bilimsel kabulünden gurur duymak için hazır olda beklemekteyiz. Gerçekten de Sümerlerdeki Türk izleri yadsınamayacak sayıda olduğu bilim adamlarınca hali hazırda tespit edilmiş bulunmaktadır. Bu da Türklerin Sümer Devletindeki mevcudiyetini ortaya koymaktadır. Peki bu Sümerleri en azından Sümer tabletlerinde anlatılan Sümerleri Türk yapmaya yeterli midir? Neden binlerce Sümer tabletinde yazılan ve anlatılan öğreti bugünkü Türk anlayış ve töremize uymadığı gibi aynı dönemde farklı coğrafyalarda yaşayan Ön-Türklerin anlayış ve öğretilerine uymamaktadır?

Altı Yarıq Tiginde Mevcutluk Honorisinin Başkentine Girmiş Olan Işığa, EN-YÜCE’ye Hizmet Eden Askerlere” denilerek “EN YÜCEYE HİZMET EDEN ASKERLERDEN” bahsetmektedir. Burada var olma onurunun en merkezindeki ışığa/nousa ve en yüceye hizmet edenler kast edilmektedir. Bizim konumuz şimdi “var olma onuru tam olarak ne, En Yüce ne” değildir. Bizim konumuz yazıdaki öğretinin derinliği ve içerdiği terminoloji açısından  kapsamına dikkatleri çekmektir.

Sümer tabletlerinde Tanrıların kiminle evlendiği anlatılırken, tabletlerde insanın yaratılışı hususunda ise dünya insanın sadece biyolojik evrimi anlatılmaktadır. Öyleki insanın zihinsel evrimi dahi okunan tabletlerin konusunu teşkil etmemiştir. Oysaki, yapay zeka araştırmalarının da evrim araştırmalarının da esaslı sorununu teşkil eden biyolojik evrimden ya da mekanikten zihinsel sürecin nasıl başladığı ya da başlayacağıdır. Şuan her ne kadar yapay zekaya katkı(!) yönünden araştırmalara son hızla devam edilmekte ise de bilimimiz henüz insan türüne en yakın hayvanlara dahi olduklarından daha fazla bilinç verememiştir.

Önceki yazılarımızda Altı Yarıq Tigin’den bahsetmiştik ve orada insanın biyolojik evriminin ve zihinsel evriminin nasıl anlatıldığına kısaca değinmiştik. Detaylarına değinmediğimiz bir bölümde ise çok daha farklı türde bir evrimden bahsedilmektedir. Şöyle ki, metinde “Şuurun Kut İle Ozmasına Hizmet Eden” ibaresi geçmektedir.

ŞUURUN OZMASI”. Bu ne demektir? Biz insanın biyolojik evrimini de, zihinsel evrimini de, bir başka evrim diye nitelendirebileceğimiz ve anlatabilmek amacıyla kuantumsal evrim diyebileceğimiz bir süreci ve sürecin işleyiş mekanizmasını da biliyor ve bunu öğreti olarak nesillere aktarıyoruz demektir. 

Diyeceksiniz ki, Altı Yarıq Tigin yazılarının tespit edilebilen yazım tarihi M.Ö 1500’dür. Yani Sümerlerle tarihsel zaman açısından çakışmamaktadır. O zaman örneklerimizi daha eskilerden seçerek anlatmaya devam edelim.

İsveç’te bulunan Ön-Türk Anundshög Yazıtında “UW OQ ONISIT, UW İPİN(AT) OQ/ Kutsal kuantum kozmolojisi, kutsal barış kuantumudur.”  Denilerek “kozmolojik kuantumdan”  bahsetmektedir. Yani insanın kuantumsal evrimininden de daha üst olarak nitelendirilebilecek bir olgudan bahsetmektedir. Bizler bugün bile dünyamıza ait kuantum fiziği ve kimyasını tam anlayamazken, Ön-Türk yazıtlarında “kozmolojik kuantumdan” bahsedilmektedir. Yani Ön-Türkler insanın biyolojik evrimini, zihinsel evrimini, kuantumsal evrimini ve kozmolojik evrimini bilmekte ve nesillere aktarmaktadır. (Kuantumsal ve kozmolojik evrim tasavvufi bir kavram olarak temamül ile de ifade edilebilir düşüncesindeyiz.)

Örneklendirmemize devam edelim: Gotland’da bulunan Husaby Bitigtaşını inceleyelim. Bitigtaş’ta aynen şöyle denilmektedir: “Duyulduğuna göre, canın kozmik edilişi, Tanrı kararı hükmünün cana uygulanışıdır. Liderlerin canı atılarak Tanrı Bilincindekikişi (ÖGİS) haline geçer. Bu açık bir yasadır. Bunun açıklığı canın akmak suretiyle (AQAŞ) uçarak “övünç kuantumu” haline gelmesidir.”

Bu bitigtaşı bize ne anlatıyor? Diyor ki; 1- Can kozmik, yani evren ve onun genel düzeniyle ilgili bir haldedir. Sadece dünya ile ilgili değildir. 2- Bunun nedeni Tanrı kararı olmasıdır. 3- Bunun olması için kişi, Lider(!) olmalıdır. 4- Akabinde Liderler denilen kişilerin kozmik canı Tanrı Bilincine ulaşarak Tanrı Bilincindeki Kişi olur. Yani bize kişinin kozmik olarak ozmasını, kuantumsal evrimini anlatmaktadır.

Husaby Bitigtaşının yazım tarihinin, filolojik veriler doğrultusunda  M.Ö 7.500 ile 4.500 yılı arası bir dönem olması gerekmektedir. Yani Sümerlerle ve muhtemelen Sümer tabletlerinin yazıldığı dönemle çağdaştır. Peki atalarımız bu kadar bilinç ve bilgisini taşlara aktarırken Sümerler tabletlerine neden birçok evlilik ve entrika hikayeleri yazmıştır?

Önceki yazımızda Muazzez İlmiye Çığ Hanımefendinin Babil yaratılış efsanesine ilişkin bir tespitine değinmiştik. Sayın Çığ Hanımefendi Yalnız şunu belirtmeden geçemeyeceğim; Sumerlilerin yaradılış efsanesinden biraz farklı olan Babil yaradılış efsanesinden Türklerden bir iz bulamamam oldukça ilginç” diyerek Babil yaratılış efsanesinde Türklere ait bir iz olmamasının şaşırtıcı olduğuna dikkat çekmiştir. Yine Öğretmenimiz Sayın Oktan Keleş de “Geçmişteki Gelecek” isimli son kitabının “Sümerolojinin Sırrı” başlıklı bölümünde Sümerlerin diğer çağdaşlarını nasıl obez edip devre dışı bırakmaya çalıştıklarına dikkatimizi çekmiştir.

Evet Sümer Tabletleri tarih açısından yazılı belgedir. Bir belgenin yazılı olması bu belgenin içeriğinin de kesinlikle doğru olacağı anlamına gelmeyeceği gibi, yukarıda da değindiğimiz üzere, şüphe ile yaklaşılmasını gerektirir durumlar dahi söz konusudur. Son zamanlarda bu tabletlerde yazılan hikaye ve olaylar teolojik bilgilerle kıyaslanarak sanki “yeni bir din” algısı yaratılmaya çalışılmaktadır. 

Şimdi diyeceksiniz bunu da nerden çıkardın? Buyrun ilgili haberlerden bir tanesinin linki https://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/12/151208_izlanda_sumer_dini . Haberin özeti: İki haftada 3 binden fazla İzlandalı, Sümerlerin tanrılarına inanan Zuizm hareketine üye oldu. Yani ülke nüfusunun %1'i 'din değiştirdi. Sümer tabletlerini yeni bir din algısı olarak sırf bu belgeler yazılı belge olduğu için insanlığa pompalamaktalarsa, buyursunlar insanlık için Sümerlerin anlattığından çok daha üstün bilgi, hikmet ve erdemlilik içeren Ön-Türk Yazıtlarını insanlığa anlatsınlar!

 

Dudu BOZKURT

17/09/2020

 



Bu haber 1,848 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler


    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,424 µs