En Sıcak Konular

Kambaba-2

24 Temmuz 2020 17:16 tsi
Kambaba-2 Kambaba-2

Kambaba-2


 https://www.youtube.com/watch?v=g_V8w35zhRs

             

       

 Konuşmanın Deşifresi: (Konuşma birbir deşifre edilmeye çalışılmıştır, ancak referans noktası konuşmanın kendidir.)

Sahne 1 ��" Yaşam Koçu

Ömer Genç: Kambaba, Kam usta yaşam koçuna ihtiyacım var ne yapmam lazım?

Oktan Keleş: Niye sen koyun musun?

 

Sahne 2 ��" İmkansız İmkanlar

Oktan Keleş: Tanrı yüzüne bolsun, ne yapıyorsun

Ömer Genç: Eski usul, eski geleneğe göre ateş yakmaya çalışıyorum Kambaba

Oktan Keleş: Neden?

Ömer Genç: Ateşe ihtiyacım var imkânları değerlendiriyorum

Oktan Keleş: Yakabildin mi?

Ömer Genç: Yakamadım. Ne yapmam gerekiyor?

(Oktan Keleş Kibrit atar)

Ömer Genç: Sağol Kambabam sağol.

Oktan Keleş: Bunu imkânsızlıkta dene burada imkan var iken asla imkanlı olan zamanı imkansızlığı yok etme. Yani ne demek istiyoruz imkân varken zaman kaybolmayacak, pratik olacaksın. Ola ki bir gün gerekli olur bu bilgiler elinde ateş yakacak bir unsur olmaz veya buna benzer bir şey. O zaman kaybedeceğin zamanı pratik olunan şu andaki zamanla kapatmış olacaksın. Hayatı ve anı yaşa.

 

Sahne 3 ��" Randevu

Oktan Keleş: Hayırdır ne yapıyorsun?

Ömer Genç: Ezan okundu namaza yetişeceğim

Oktan Keleş: Tanrın sana randevu mu verdi bir yerde buluşmak için? O her yerde.

 

Sahne 4 ��" Ânı Okuma

Oktan Keleş: Oooh keyfe bak

Ömer Genç: Ooo Oktan baba hoş geldin Kambaba

Oktan Keleş: 2 saatten beri seni arıyorum ne yapıyorsun

Ömer Genç: Ne yapıyım Kambabam doğa sesi, kuş sesi, derenin şırıltısı kitap okuyorum

Oktan Keleş: Burada değil bu kitabı evde oku. Okuduğunun hammaddesi burada. Doğa, kuş, su, dere, nehir, hayvanlar, doğa, tabiat her şey elinin altında değil mi. Ruhunla hisset, anı oku. Kitap okumak için en güzel zaman insanın boş zamanı da yoktur. Evde olduğu kitaba ayıracağı zamandır. Şimdi doğayı içine bir çek bakalım şöyle derin derin nefes al.

Ömer Genç: Oooh

Oktan Keleş: Şu ağacı da içine çektin mi?

Ömer Genç: Oooh

Oktan Keleş: Kuş seslerini çektin mi?

Ömer Genç: Oooh

Oktan Keleş: Bak suyu unuttun

Ömer Genç: Oooh

Oktan Keleş: Anı yaşa!

Ömer Genç: Eyvallah Kambaba!

 

Sahne 5 ��" Kamlık Eğitimi

Oktan Keleş: Konsantremi olmaya çalışıyorsun kendinden geçmişsin

Ömer Genç: Evet

Oktan Keleş: Bütün duyularını kapat. Kulağın duymasın, gözün görmesin, tad alma yaşayan bir ölüden farkın olmasın ki konsantre olasın. Kamlığı öğreneceksin. Başla.

Ömer Genç: Ooommmmmm ooommmmmmm

(Oktan Keleş Arkadan vurur)

Oktan Keleş: Gözlerini aç bakalım. Sen bir Gökbörüsün. Biz Türkler Kam ayini yaparken 2 aleme de gözlerimiz ve duyularımız açıktır. Budistler gibi veya diğerleri gibi konsantre olacağız diye dünyaya gözümüzü ve duyularımızı kapatmayız. Gökbörü uyanık olur arkasından gelecek, ayağını yere bastığın bu âlemde olacak her şeye refleks içerisinde olacaksın. Tinin, ruhun da o âleme açılacak sen de arada duracaksın. Bizim farkımız bu 2 âleme de gözümüz açık. Unutma bunu bu orman engerek kaynıyor. Kıçından ısırsa emene kadar nirvanaya ulaşırsın. Emecek adam da bulamazsın. Hadi kalk.

 

Sahne 6 ��" Şükür

Ömer Genç: Kiraz bayılırım.

Kambaba hoş geldin.

Oktan Keleş: Eyvallah, ne yapıyorsun?

Ömer Genç: Ağaçtan kiraz topluyorum. Yer misin Kambaba?

Oktan Keleş: Şükrettin mi bunu yerken?

Ömer Genç: Ettim. Allaha şükrediyorum

Oktan Keleş: Ya buna şükrettin mi?

Ömer Genç: Etmedim Kambaba

Oktan Keleş: Teşekkür ettin mi ağaca, suya, tabiata, bütün varlık âlemine. Tanrıya şükür etmek kolay. Bedenine bunun eti geçiyor. Yediğimiz, içtiğimiz, bastığımız her şeyde bir hak var her şey bizle biz de onlarla bir bütünüz. Tanrıya teşekkür ettikten sonra bir de yediğin bedenine ve tinine katacağın her şey için tattığın şeylere de teşekkür et, Unutma!

Ömer Genç: Anladım Kambaba

 

Sahne 7 ��" Avlanma ve Tuğrak Kuşu

Oktan Keleş: ne yapıyorsun

Ömer Genç: Acıktım Kambaba yiyeceğim bunları

Oktan Keleş: Bırak onu bırak.

Ömer Genç: Acıktım ama Kambaba

Oktan Keleş: Sal gitsin. Türkler amaçsız hayvan öldürmez. Ya bir amaca ya da ihtiyaca binaen bunu yaparlar. Avlanmak bizim doğamızda var ancak ihtiyaç olduğu zaman. Bunu yemezsen başka şey yiyebilirsin. Sana kuşlardan bir mesele anlatıyım tarihten. Orhan Gazi’nin bir kitabesi vardır aynen şöyle söyler: Ufukların Efendisi diye başlar ufukların efendisi. Tuğrak kuşunun Çağatayca Türklerin kutsal tuğrak kuşu küllerinden yeniden doğan daha sonra literatüre Anka diye giren, Hüma diye giren, Simurg diye giren birçok adlarla anılmıştır ama tuğrak kuşu kuş motifi Türklerde önemlidir. Küllerinden yeniden doğuşu temsil eder. Osmanlıda ki tuğra geleneği de o şah diye başlayan padişahların ismi tuğraların bütün şekli kuş şeklidir. Tuğrak kuşundan öntürk adedidir aynı zamanda da sloganist bir başlangıç vardır ben şah Orhan gazi oğlu falan diye devam eder. Tuğrak kuşu devleti temsil eder bir mühür ama sloganla başlama meselesi çok önemlidir. Çağatay göreneğinde de bu vardır orada o kuş mühürlenmiştir. Öntürklerde kuş tamgaları vardır ve kuş sembolleri vardır. Devletin, milletin, budunun tekrar küllerinden doğması için. Bu imza türü de Osmanlı da uygulanmıştır. Aslında bir besmele formu değil başka bir şey değil kuştur. Öntürk geleneğidir Osmanlı da bunu birçok padişahta uygulamış tuğra çekmek kavramı demiştir. Aslında tuğra, tuğ imza tuğrak kuşu kuş motifidir baktıkları zaman göreceklerdir örneklerini de az sonra sana gösteriyim.

Tanrı ezan okunduğu zaman koşmuştun geçen gün. Bak doğada kuşlar, kurbağalar, birçok böcekler tabiatta ses veriyor buna niye koşmuyorsun? Aç kucağını koş.

 

Sahne 8 ��" Gergedan Böceği

Evet, Kambaba’dan size Gergedan böceği. Görmüş olduğunuz gibi bu böcekler kutsal böcek sayıyorlar Japonya’da. Ülkemizde de var bunların yakalanması, yurtdışına çıkarılması yasak. Dolarla falan satıyorlar. Bunları doğada filan görürseniz baya da büyük. Gördüğünüz gibi gergedan böceği denmesinin sebebi ağzının kafasının yapısında bildiğiniz gergedan boynuzunu andıran hatta tıpkısı minyatürü gibi bir boynuzu olması ve kulaklarını görüyorsunuz hakikaten de gergedana benziyor. Yakından bilmiyorum video ne kadar görecek bunu ama öyle baya da büyük parmaklarımdan görebilirsiniz. Bu da yine doğamızın bizim canlarımızdan bir tanesi. Çocuklarımızı böceklerden, hayvanlardan soğutmayalım, korkutmayalım. Şimdi yeni nesil arıdan korkuyor, böcekten korkuyor tabiattan korkuyor ve kopuyor. Tini, ruhu kopuyor. Dolayısıyla da bütün bu varlık âlemiyle tinimizle bir bağ var o kopartılırsa işte ruhsuz insan dediğimiz insanların çoğalmasını sağlayacağız ellerimizle. Bu yüzden anne ve babalara büyüklere çok iş düşüyor. Bunların hepsi bizim dostlarımız. Yaşam sebeplerimizden bir nüve. Evet, teşekkür ediyorum.

 

Sahne 9 ��" Güvercin Yavrusu

Şimdi görmüş olduğunuz gibi Boz dağdayız. Güvercin yavrularımızın annesini sansar yedi. Bunlar da yumurtadan çıktılar 1-2 günlükler ve beslenmesi gerekiyor. Tabii biz bunu bugün öğrendik geldik çünkü yeni geldik. Mutluhan da burada. Şırıngamız yok sipsi yardımıyla besleyeceğiz Mutluhan bunu açacak şimdi ağızlarını lapa yaptık ılık hafiften de süt koyduk. Mutluhan açıyor evet gördüğünüz gibi

 

SOHBET

Ömer Genç: Ormanda küçük bir kaplumbağa buldum Kambaba, ne yapmamı istersin?

Şimdi bunların mevsimi yumurtadan çıkma. Bu tosba kaplumbağa-tosba ayrımı vardır aslında. Bunlar kara kaplumbağaları tosbik yeni çıkmış aşağı yukarı belki de 1 ay yoktur bile 20 günlük filandır. Güzel de bir şey. Evet, bunlar uzun yaşayan hayvanlar. Türklerde de bilgeliği temsil ederler. Uzun yaşadığı için, ağır hareket ettiği için, acele etmediği için, temkinli davrandığı için ve uzun yaşarlar. Kültegin anıtlarında olsun Orkun anıtlarının altında olsun kaplumbağa figürleri bizim uç Asya’da, orta Asya’da çok bulunan figürlerimizdendir. Tabii bunlar doğada çok var fakat bunların birçoğu yaşamaz. Çok nasiplileri bunların yaşıyor. Nedeni şu: bunları kargalar, kuşlar yırtıcılar alıyor ya da tilki gibi hayvanlar çünkü henüz daha kabuğu görüyor musun yumuşak, kıkırdakımsı oluşmuyor beslenmesi vs. bu şanslı kalmış bu tosbamız. Evet, bunu doğaya tekrar salacağız. Geçen gün de büyük bir tosba bulmuştuk yoldan çekmiştik yine beraber. Bu da yavru oldu. Evet, burada çok mahlûkat var biliyorsun böceğinden her türlü yırtıcı hayvanından dün de tavşan kovaladık beraber. Yani kovaladık derken yabani tavşan işte eğlendik biraz. Bunu tekrar aldığın yere koy o yolunu bulur.

Ömer Genç: Emredersiniz kambaba

Oktan Keleş: Estağfurullah, Evet Erolcuğum

Erol : Kambaba bir soru sorabilir miyim? Kutsal kitabımız Kuranı Kerimde kavimlere gelen uzay araçlarıyla ilgili bir bilgi var mıdır acaba?

Oktan Keleş: Şimdi, bu arada hilal de güzel çıkmış orada çok güzel bir hilal çıkmış. Tabii ki kutsal kitaplar özellikle İslam kitabı Kuran inananları tarafından çok okunan, irdelenen bir kitap değil sömürü aracı ya da ekollere, mezheplere, tarikatlara, cemaatlere göre cımbızla içinden alınan bazı ayetler işlerine geldiği gibi kullanılmış ki yaratıcı da bunu belirtiyor zaten aynı kitap içerisinde birçok meselede olduğu gibi. Çok bilinmiyor ya da bilinen konuları da çok basite indirgiyorlar. Örneğin şöyle diyelim hatta enteresan bir şey söyleyelim bu konuda. Hud suresi 68. Ayette bir şey var mesela. Orada işte Semud kavminden Salih’in meselesi açmayalım. Diyorlar ki rablerini inkar ettiler, inkarcı oldular Salih kavmi, Semud kavmi olarak. Fakat Neml 49’da aynı 9 kişilik çete biliyorsunuz çok irdelemiştik. Yani Türk dünyasıyla da alakalı bir konu olduğu için buraya giriyorum aslında kutsal metinleri biliyorsun yıllardan beri incelediğimiz bir konu. Ciddi anlamda irdeliyoruz birilerinin yaptığı gibi değil. Orada da Allah adına yemin ettiği söyleniyor şimdi çelişki var gibi gözüküyor. Hud 68’de Allah’ı inkâr ediyorlar, rablerini rab meselesi fakat Neml 49. Ayeti kerimede de Allah adına bu insanlar yemin ediyor. E Allah’ı inkâr edenler niye Allah adına yemin etsinler. Ayetleri isteyenler okuyabilirler. Ancak tabi bu ilgili ayeti bizim Doktor Ömer kardeşim kam adayımız açsın bize okusun burada. Orada çok önemli bir şey var sorduğun soruyla alakalı. Hem bu çelişki mi değil mi onu ifade edelim ya da istersen diğer balalara bırakalım bu meseleyi. Yani çelişki mi bu bir yerde rab bir yerde Allah geçiyor hani rab kelimesini herkese uyarlayabilir fakat ayetlerinin bütününe baktıkları zaman göreceklerdir. Sorduğun soruyla alakalı yine Neml 47. Ayette “kalu” dediler ki, dedi ki anlamında Arapça karşılığında tayran kelimesi uçan hatta işte uğursuz kuşunuz Allah indindedir diyor. Şimdi ömer kardeşim buldun mu onu? Okur musun?

Ömer Genç: Arapçasını okuyorum Kambaba. “Kalu tayyerna”…

Oktan Keleş: Tamam orada dur. O tayyerna kelimesini tekrar zikret. Uçan bir şey kuş diye çeviriyorlar, sebep diye bazıları. Şimdi Türkçesini oku onun.

Ömer Genç: Türkçesi, “dediler ki senin ve seninle birlikte olanlar yüzünden uğursuzluğa uğradık. Dedi ki hayır sizin uğursuzluğunuz Allah katında yazılıdır. Başınıza gelenler kendi küfür ve kötülüklerinize yol açmıştır. Aslında siz denenmekte olan bir kavimsiniz.”

Oktan Keleş: Şimdi bunu 45. Ayetten itibaren al bakalım.

Ömer Genç: “Yemin olsun Semud’a da kardeşleri Salih’i şunu tebliğ etmek için gönderdik: Allaha kulluk ibadet edin. Bir de ne görelim onlar birbiriyle boğuşan 2 fırka oluvermişler.”

Oktan Keleş: Orada demek ki 2 fırka varmış Salih’in meselesinde konumuz bu değil. Sorduğun soru aslında biraz da onu açtığı için söylüyoruz bu çok irdelenen bir mesele değil. Devam et

Ömer Genç: “Salih dedi: Ey toplumum iyilikten önce kötülüğü isteme de aceleniz niye? Merhamet görebilmeniz için Allahtan af dileseniz olmaz mı?”

Oktan Keleş: O da Allaha, Tanrıya, Tengriye davet ediyor. evet,

Ömer Genç: Neml 47: “dediler sen ve beraberindekiler yüzünden başımıza uğursuzluk geldi ve beraberindekileri uğursuzluk belirtisi sayıyoruz. Dedi: uğursuzluk kuşunuz…”

Oktan Keleş: Orada dur. Uğursuzluk kuşunuz Türkçeye çevrilmesi. Çünkü tayyar tayran kelimesi de değil mi ebabil kuşlarına da bir yerden bir yere uçan konan, aslında kuş diye yorumlanıyor ama birçok manada da yorumlanabilecek yani uçan nesnelere tabi o devrin insanlarını düşünün uçan ne kelebek, kuş, böcek vs. uçak diyemezsin uzay gemisi diyemezsin falan. Şimdi konumuz tabiî ki fil suresi değil. Burada ki tekrar eder misin uğursuzluk kuşu meselesini

Ömer Genç: “Dedi: uğursuzluk kuşunuz Allah katındadır.”

Oktan Keleş: Şimdi buradaki mesele şudur. Devam et sonra

Ömer Genç: “Daha doğrusu siz imtihana çekilen bir topluluksunuz.”

Oktan Keleş: Şimdi Salih kavmine, Semud kavmi denilen bir kavim var. Hatta orada hiç yaşamamışlardır gibi daha önceki ayetlere bakarlar. Silinmişler yeryüzünden bu Semud kavmi filan. Onu Müslümanlar cevaplasınlar yani Hud suresinde Allah’ı inkar ediyor, rablerini inkar ediyor ama Neml 49’da işte Allah adına bu çete yemin ediyor. 49’a kadar oku şimdi

Ömer Genç: 48’i okuyorum şimdi. “O kentte hep bozgun çıkarıp barışa hiç yanaşmayan 9 çete vardı.”

Oktan Keleş: Hani meşhur 9’lar diye yıllar önce yazdığımız kitaplarda da, televizyon programlarında da anlattığımız mesele. Evet,

Ömer Genç: 49, “Allah adına yeminleşerek şöyle dediler. Ona ve ailesine bir gece baskını yapalım sonra da velisine şöyle diyelim: biz onların ailesinin öldürülüşüne tanık olmadık.”

Oktan Keleş: Tamam dur. Şimdi 9’lu çete önce Hud 68’i de bul. Önce Allah’ı inkar ediyorlar sonra Neml 49’da da Allah adına yemin ederek iş yapıyorlar. E inkar etmiş olan bu güruh nasıl oluyor? Bunu Müslümanlara ve balalara bırakalım. Çünkü Müslümanlar bu işte çok mahir değiller.

Ömer Genç: Hud 68’e bakıyoruz “Sanki hiç hayat sürmemişlerdi orada, dikkat edin Semud kavmi rablerine nankörlük etmişti. Dikkat Semud geri dönmez olmuştur.

Oktan Keleş: Şimdi Semud kavmi rablerine -orada rabbihi kelimesi de geçiyor- inkar ediyor. Ama Allahlarına tanrılarına inandıklarına inkar ediyor, 49 Neml’de de onun adına yemin ediyor bi çelişki gibi bir şey var. Şimdi buraya bir dikkat çekelim. Balalara özellikle atalım Çünkü Müslümanlara dinini bizim balalar iyi öğretecek. Yani iddialı bir kelime oldu ama bunca zaman işte ortada durum. Biz Türkçüler Tengri’nin yanında olanız ve dolayısıyla da tabiat ayetlerini, buyruklarını görüyoruz, görmeliyiz, görmek gerekir. Onlarla beraber yaşadıkları için. Konumuz bu değil. Neml 47’yi tekrar oku

Ömer Genç: “dediler sen ve beraberindekiler yüzünden başımıza uğursuzluk geldi ve beraberindekileri uğursuzluk belirtisi sayıyoruz. Dedi: uğursuzluk kuşunuz Allah katındadır.”

Oktan Keleş: şimdi burada dur. Ne deniyor uğursuzluk kuşunuz yani tayyerna orijinal tayyerna, tayran’dan akıllarına gelsin. Uçan bir kuştan bahsediyor.

Erol Elmas: Tayyare de oradan geliyor

Oktan Keleş: Tayyare kelimesi de tabi uçak eski biliyorsunuz Osmanlı’da kullanılan bir tabir tayyare uçan. Ama burada bir canlı nesneye de belki atıf var gibi ama o dönem ne anlatır anlaşılır uğursuzluk kuşu. Kuş diye bir şey uçuyor. Şimdi dolayısıyla böyle olunca bu kuş mudur başka bir şey midir o dönemin insanı kuş diye çevirir. Birçok ayette de çeviri yani bu ayetin meallerinde de çeviriye sebep olarak da söylerler. Hatırla Zülkarneyn’e sebep verdik, kıldık sebep. Ama burada tayyerna ve tayran çok dikkat edilmeli uçan bir ve kuş diye doğru. Kuş diye çevrilebilinir. Tabi bunu mealciler, meal çevirenler başka anlamda da parantezlerle orijinalini çevirmiyorlar çünkü neden uğursuzluk kuşu Allah’ın yanında ne arıyor? Allah uğursuzluk kuşu mu besliyor? Çünkü söyleyen Salih peygamber öyle mi? yani o zaman Allah uğursuzluk kuşu mu gönderiyor? Ya da kinaye, mecaz mı var? Şimdi buralara girmeyeceğiz ama Erol beyin, dostum Erol’un Sorusuyla çıktı bu mesele. Şimdi, bizim biliyorsun orada 40 tane 40!a yakın bir kuşumuz var orada yavru kuşlar var yumurtalardan getir.

Ömer Genç: Getiriyim mi Kambaba?

Oktan Keleş: Getir, Hem görmüş olsunlar. Evet, şimdi biz bunun çekimlerini de yapmıştık Kemal ile. Bunu el ile besledik biz. Bizim çok ufaktı bunun annesini babasını sansar almıştı. İkiz kardeşi de var bunun büyüdü bu kuş. An be an çekimlerini yapıyoruz el ile besledik. Sipsi koyduk ağzına. Mutluhan da şey yapmıştı daha sonra Kemal hemen hemen her gün beraber baktık. Sonra bakıcı kuş anneler edindi. Enteresan hayvanlar âlemi diyorsun kuşlar sahiplendi ve onlar bakıyor. Güvercin besleyenler bilir bakıcı kuş diye tabir vardır. Başka kuşlar yavru kuşlara bakar bu da öyle. Şimdi tayran dediğiniz zaman uçan bir şey tayyare. Ne denir buna uçacak bir bebeğimiz bu bizim bunu tekrar yerine götürelim.

Evet, şimdi Erol dostum burada bir kuş meselesi geçiyor ayette açık tayyerna diyerek ve uğursuzluk kuşu. Şimdi demek ki Tengri’nin Türk’ünü hatırlayın bir robotik bir gemi çizmiştim orada da. Dolaşıyordu evreni, kainatı orada Tengri’yi işte Galaktikada ki, galaksi dışındaki veya uzay dediğimiz yerdeki çeşitli ırkları da kadimden çağlar öncesinden e uyarıyordu o gemi. Şimdi uçan bir şey bu kavme geldiği zaman onlar bunu uğursuzluk sayıyor. Bu kutsal kitap Kuranda da anlatılan mesele aslında bu. Tengri’nin sistemini anlatan yine Türkler olmak kaydıyla hatta öyle ki peygamberlerine dahi ders veren. Şimdi derler ki peygambere ders veren… Evet, var kutsal kitap Kuran da Müslümanlar iyice baksın Musa denen peygambere ismi belirli olmayan, kullarımızdan Salih bir kul hani Hızır diye adledilen bir kulun ders verdiği değil mi? Buna ilmi ledün denir vs yıllarca programlarını yaptığımız için bunları anlatmaya gerek yok açmaya gerek yok. Soru Erol kardeşimin sorduğu bu gemi işte tayran. Dolayısıyla o gün kuş diye bu gün bile kuş diye çeviriyorlar ama Allahın yanında uğursuzluk kuşu niye olsun? Tuğrak kuşundan bahsetmiştik. Tuğrak kuşu; Türklerin kutsal kuşu Anka formuna döner Hüma olur, Simurg olur. Demek ki kutsal kitapta tayran, tayyeran veya işte uçan bu ayette Neml 47’de çok açıkça Tengri’nin yanında bu ve gönderiliyor. Tengri kimi gönderir Türkleri gönderir Göktürkleri gönderir. Onunla ilgili de ayetleri gösterebiliriz yani. Bütün metinlerde bunlar vardır ama Müslümanlar kendi kitabını bilmedikleri için bir Kamdan öğrenecekler bundan sonra bazı soruların cevaplarını ki iddia etmiyoruz yanlış anlaşılmasın. Çünkü bu soruları ilahiyatçılara şunlara bunlara sordukları zaman kuş, sebep vs. diye çeviriyorlar ama ne soruluyor mesele Hud 68’de rabbini inkâr eden kavim Neml 49’da onun adına yemin ediyor. Ne diyorlar o zaman bunda bir çelişki var doğru mu? Bunların bile cevabını vermekten acizler var. Bu yüzden neyse konumuz bunlar değil. Şimdi dolayısıyla anlaşıldı mı demek ki şerli bir topluma bugün dahi bi yerlerden bir gemi gelirse o geminin vasfıda önemli kul yapısı mı? Tengri bilgisiyle yapılmış bir yapı mı? Ya da Ok-Oz’dan maliklerin yani güçlülerin, bilginlerin, bilgelerin yapmış olduğu bir misyon gemisi mi? Bir şey hatırlatacak. Bugün de gelip gitmedeler. Kuran’dan bakmak isteyen Müslümanlar görürler dolayısıyla orada da bu geçiyor başka yerlerde de geçiyor ama dediğim gibi mesela Fil suresi Tayran, konay, koldan kola işte uçan meselesi farklı ama burada çok açık Tengri’nin yanında, Allah’ın yanında uğursuzluk kuşundan bahsediyor. Uğursuzluk kuşu o zaman tanrı uğursuz kuşlar mı besliyor değil mi? Gibi bir şey düşünülebilir oysaki değil bu çok büyük bir mesele. Demek ki bir uçan bir şey nesne bir kavmin üzerine de gelme fiili var yani sıradan bir uçma da değil. Çünkü o kavim onu görüyor ve diyor ki bu senin yüzünden geldi uğursuzluk meselesi seninle beraber bizim başımıza geldi o da diyor ki evet o Allah’ın yanındadır yani Tengri’nin yanındadır diyor yaratıcının yanındadır diyor vs. ben Türk lügatinden konuşacağım artık ama tabi ki bütün o kutsal metinlerde ki meseleleri de hatırlatmak babında bu literatürü de söylüyoruz ki yok diye hemen inkar etmesinler. Çağımız artık Türk çağıdır daha önce de söyledik ve kutsal metin heba edilmemelidir baksınlar bütün kavimlere bunlar gelmiş daha önce. Ve konular kuşla, böcekle anlatılacak indirgenecek meseleler değil. Bir kavime bir kuş geliyor uğursuzluk kuşu. Mecaz ve kinaye olsa o zaman hemen şöyle eleştiri yapılması gerekiyor Allah uğursuz kuş besliyor. E her şeyden beridir diyorsun ama bir kavime kinaye ve mecaz olsa bir peygamber bunu niye söylesin uğursuzluk uçanı veya sebebi. Uçan, dolaşan şimdi bunu bir sürü mesele ile yorarlar işte gökyüzünde muallâkta falan. Açık ayetin orijinalinde de uçan bir şeyden bahsediyor kuş diye Türkçeye çevriliyor ama mesele nedir? Biz işte güvercini yavrusunu elimize aldık bir sürü güvercin var burada keklik var hepsi uçuyor. Yabani ördekler de uçuyor dolayısıyla bu kavime gelse ne olur gelmese ne olur. Şimdi derler kş çekirge de geliyor. Ama kuş uçan bir şey niye çekirge diye yormuyor orada kuş diye yoruyor dikkat! Niye kelebek diye, yusufçuk diye başka uçan böcekler babında o literatürü kullanıp yoruluyor. Çünkü kavim ciddiye alması için bir ilahi kitapta bahsediyorsa mesele büyük doğru mu? Aslında ebabil kuşlarını daha önce yapmıştık bir çalıştay da o da anlatıldığı bilindiği gibi olmadığını söylemiştik, incelemiştik ve çok irdelemiştik. Şimdi burada da Erolcuğum bilmem anlatabildim mi mesele çok açık. İnsanlara insanlığa bugün bir şey yediriyorlar inançları kutsaliyeti ve aynı zaman da besin diye inorganik, antiorganik, sentetik işte GDO’sundan tutalım başka meselelerinden tutalım birçok mesele de yutturulduğu besin haline getirildiği gibi birçok meselede de dini konuda, tarihi konuda da kandırılıyor ve sistem var 9’lu çete bu. Şimdi de bu 9’lu çete Türk çağında helak olacaktır. Gemi hazırlanmıştır orada duruyor bunu ehilleri biliyor ama maalesef ki bizim içimizdeki bazı inançlı olanlar bunu bilmiyor. Ha ne zaman gelir? Tengri ne zaman Türk’ü görevlendirirse, Göktürkleri ve hatta yerdeki Türkleri. Ama bir de yer Türkler var yer Türkler onlardan bahsetmiyoruz. İşte mesele böyle bak orada 2 tane tarladan domates koparttık. Bir tanesi bizim orijinal domates getir onu bir tanesi. Bu bizim orijinal domatesimiz mis gibi değil mi. Bu da çarşıdan aldığımız domates. Şimdi insanlık karar verecek bak Erol görüyor musun? Şuraya bak forma bak ne hale gelmiş. Şimdi bunu bile birileri bize gösteriyor bu GDO’lu ama Tengri diyor ki: Açın gözünüzü Türkler! ya bunu yersiniz ya bunu yersiniz kararı siz verin.

Teşekkür ediyorum cevap olmuştur inşallah

Erol : Biz Teşekkür ediyoruz sağol, ağzına sağlık abi

Tengri yüzümüze bolsun. 

 Not: Videoyu yayına hazırlayan Fatih Erdoğan ve Konuşmayı deşifre eden Fatih Yıldız'a teşekkür ederiz.

  



Bu haber 4,327 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler

    1. Kod Bir Nokta İdi

    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,160 µs