En Sıcak Konular

Latin Harfleri Meselesi

7 Temmuz 2020 06:05 tsi
Latin Harfleri Meselesi İlber Ortaylı: ll. Abdülhamid de, Türk/Latin alfabesine geçecekti... ‘’

Türk tarihinin tartışmalı ve önemli dönüm noktalarından biri sayılan Latin Harflerine geçiş konusu Türk kamuoyunca bilinmektedir.

Bugün ilgili konu hakkında İlber Ortaylı’nın klasik algıyı değiştirecek açıklamaları oldu. Ortaylı, ilgili açıklamasında (https://www.yenicaggazetesi.com.tr/ilber-ortayli-osmanlinin-gizli-kalmis-gercegini-acikladi-abdulhamid-kimden-izin-alam-287951h.htm ) :

‘’ 1928 yılında ilan edilen Harf İnkılabı ile Türkçe, revize edilmiş bir Latin alfabesiyle yazılmaya başladı.  1908 yılında ise, Arnavutlar alfabeyi değiştirince, Şeyhülislam'dan izin alabilseydi, ll. Abdülhamid de, Türk/Latin alfabesine geçecekti... ‘’ diyerek bir tarihsel gerçeği açıkladığını ifade etti.

İlber Ortaylı’nın açıklamaları ve konuyu gündeme getirmesi önemlidir. Ancak Oktan Keleş ve On Altı Yıldız’ın takipçileri İlber Ortaylı’nın sanki ilk kez açıklanıyormuşçasına lanse edilen bilgilerine zaten daha önceden vakıftırlar.

Klasik tarih zihniyetini belge ve bilgiler ile yerle bir eden Oktan Keleş, ‘Latin harflerine Geçiş’ konusu hakkında da ilk kez ‘’Atatürk’e Atılan İftiralar’’ adlı kitabında önemli bilgi ve belgeleri gündeme getirmişti.

Atatürk’e Atılan İftiralar kitabından ilgili kısmını tekrar hatırlatalım:

Osmanlıca Dil Meselesi

Osmanlıca dediğimiz aslında Türkçedir. İçinde bugünkü Türkçede olduğu gibi Arapça, Farsça, İtalyanca, Fransızca gibi dillerden geçen birçok kelime vardır. Bugünden farkı Arap alfabesiyle yazılmasıdır ancak Arap alfabesinde olmayan harfler de vardır.

Osmanlı’da aslında Latin harfleri çok önceleri kullanılmaya başlanmıştı. Latin alfabesinin Osmanlı’da ilk kullanılışı, özellikle sarayda ilk kez kullanılışı III. Selim döneminde İstanbul’da gerçekleşmiştir. Bakınız III. Selim’den bahsediyoruz. II. Mahmut zaten dili değiştirmeye uğraşmış, çalışmış, denemeler yapmış vs. Abdülhamit Han’ın da alfabe değişikliğini düşündüğü söylenir.

Padişah’ın kız kardeşi III. Mustafa’nın kızı Hatice Sultan’ın Sahir Sarayı’nın Batı üslubuna göre restorasyonun yapılmasını emrettiği belgede Osmanlı arşivlerinde Latin alfabesi ilk defa kullanır. Hatice Sultan ile yazışmalarında Melling isimli Fransız mimar bunu ilk defa aldığı zaman şaşırır. Yani Fransız mimar ve ressam olan Antoine Ignace Melling ile Hatice Sultan Latin alfabesini kullanarak mektuplaşıyorlardı. Böylece Harf Devrimi'nden 125 yıl önce Latince -bugünkü kullandığımız bir dile yakın Türkçe alfabeyle yazılmış -ilk defa sarayda kullanılmıştır. Yani Osmanlıya bugünkü alfabe aslında çoktan girmişti.

Aşağıdaki Osmanlıca belgelerde Latin harflerinin kullanıldığı görülmektedir. “Gamlı İskender” veya “Şamlı İskender” de denir.  Bugünkü Latin harfleriyle yazılmıştır. Osmanlıca harfler ve nakarat bölümleri olduğu gibi Latince, Türkçedir. Yani bugünkü harflerle yazılmıştır.

Latin harfleri Osmanlı’ya daha Atatürk doğmadan önce girmiş, saraylarda, eserlerde, bazı gazete ve mecmualarda kullanılmaktaydı. Yani birçok padişah aslında alfabe devrimini yapacaktı. 

“Atatürk İslam harflerini değiştirdi!” diye televizyonlarda bağıra bağıra kendilerini parçalayanlar var. İslam alfabesi diye bir alfabe yeryüzünde yoktur. Eğer varsa psikolojik söylemlerle dini terminolojiden konuştular ya şuna cevap versinler. “Inneddîne Indallâhil Islam” ayet-i kerimesi der ki “Allah indinde din İslam’dır.”  Hem de şöyle diyeceksiniz ki biz de böyle iman ettik “İsa’nın dini de Musa’nın dini de İslam’dı.”  Eyvallah amenna ve sadakna. Ama onlara gelen İncil ve Tevrat, Aramice ve Süryaniceydi. O zaman bu da İslam alfabesi diye mantık çıkar. Dolayısıyla yaptığınız psikolojik harp ahmakçadır.

Yani Atatürk’ün Kuran’ı Türkçeleştirmesinin sebebi ibadetlerin Türkçe anlaşılması içindir. Özellikle, illa Türkçe okuyun diye değildir.

Yıllardan beri Osmanlı harfleri okunamaz, edilemez, değiştirildi diye bir psikolojik söylem vardır. Bakınız işin aslı şudur. Tarihte Mirza Fetali Ahundov  diye bir kişi vardır. Bu şahıs  -Azeri asıllı olduğu söylenir- 1834’te Tiflis ve Kafkas Baş Ordusu Komutanlığına getirilir yani Rus ordusuna komutanlık yapar. Mirza Fethali Ahundov çok önemli bir şahıstır. Bu kişi İstanbul’a gelir, Rus Çarı II.Alexander bunu görevlendirir ve der ki:“Git görevli olarak Türkiye’deki alfabeyi değiştirmeye ikna et.” Bu şahıs İstanbul’da İlim Cemiyetlerine girer.

İstanbul’da 1863 yılına geldiği zaman Rus elçisinin vasıtasıyla Sadrazam Fuat Paşa’ya Farsça yazdığı bir kitabını da hediye ederek der ki: “Hekayeti-Yusif  Şah” yani Yusuf Şah’ın hikâyesi anlamında. Bir de takdim eder bu kitabı ve çalışmalarda şunu söyler: “Siz bu alfabeden vazgeçin.” İlim Cemiyeti bunu kabul etmez. Ama o gün uzun uzun tartışırlar bu konuyu o günkü gazetelerde, mecmualarda vs. İlk orada tartışmaya açılır. Fakat Türkler bu teklifi kabul etmezler ve huylanırlar bu adamdan. Rus ordusunda albay rütbesi olan Ahundov daha sonra 1873’te birçok rütbeyle görevlerde bulunmuştur.

Şimdi işin püf noktası şöyle: Ruslar Osmanlı’nın alfabesini neden değiştirmek istemişlerdir? Çünkü Ruslar Osmanlı yıkılıyor, bunlar birlik haline gelip Türkî Cumhuriyetlerle bugünkü Tataristan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Azerbaycan ile dil birliği kurabilirler demişlerdir. Biz tekrar Osmanlı alfabesine devam etmişiz. Latin alfabesine ilk geçen Azerbaycan olmuştur ve Rus egemenliği altında bağımsızlığı da yok olmuştur. Bahtiyar Vahapzade  Ahundov’u anlatır hatta ondan “Allahsız ve dinsiz bir adam” olarak bahseder.   Dil ayrımı yapıldığı zaman aynı ırktan, aynı soydan olan milletler birbirleriyle birleşemezler.

Atatürk de der ki “Biz de Latin alfabesine geçiyoruz.” Moskova şok olur. 1928’de bizde dil devrimi olduğu zaman Rusya ilk önce Azerbaycan’ın dilini değiştirir, Kiril’e döndürür. Yetinmez Özbekistan’ı, Kazakistan’ı, Kırgızistan’ı diğerlerini ayrı ayrı alfabelere sokar. Aslında Atatürk’ün Latin harflerine geçmesindeki maksat Türk dil birliğini sağlayarak birleşmenin ilk adımını atmaktı. Fakat Moskova ayrı bir alternatif sunarak bunu yapmıştır. Lütfen bunu araştırınız. Mirza Fethi Ahundov kimdir? Yazmış olduğu İlim Cemiyetindeki tutanaklarını inceleyiniz. Bakınız nasıl bilgilere ulaşacaksınız.



Bu haber 2,062 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler

    1. Kod Bir Nokta İdi

    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,564 µs