En Sıcak Konular

Yerlig Han-Dabbe-Ant Frekansı

28 Haziran 2020 08:41 tsi
Yerlig Han-Dabbe-Ant Frekansı Dr. Hamdi Cenk Düzgit Yazdı: Yerlig Han-Dabbe-Ant Frekansı

Yerlig Han-Dabbe-Ant Frekansı

 

Neml suresi 82.Ayet: "O söz başlarına geldiği  zaman, onlara yerden bir dâbbe çıkarırız da, bu onlara insanların âyetlerimize kesin bir iman getirmemiş olduklarını söyler."

Kambala-6 videosu yayınlanalı yaklaşık 2 saat oluyor. Balkonda nargilemi yakmış, Okyay Kağan'ımın, Mu Hanlığının sırlarını bizlere,ilim ırmakları olarak çağlatmasını izledim.Bu kez video karesinin ortasında mor/mor ötesi renklerde ışıkların ardında gizlenmiş olan bir suret vardı.Sultanımız sanki özellikle kadrajın bize göre sağ tarafında durmuştu. Erol ağabey, "Okyay pusat elbisesine benziyor" diyerek,şüphelerimi doğruladı. Ortada kesinlikle sırlanmış bir şey vardı ve videoyu her izlediğimde ışıkların gerisinde duranı merak ettim. Oradan yayılan enerjiyi hissettim. Elbette Mu hanlığındaki takvime göre zamanı geldikçe, Kağanımız Oktan Keleş sayesinde daha nice güzellikleri göreceğiz inşallah.Sultan Babam; biz Sizin hakkınızı ancak,gayret ile Türk Devletine hizmet ederek ödemeyi deneyebiliriz, hakkıyla ödememize imkan olmasa da...

Var olsun Türk Devleti, Türk Ordusu ve Eren Babalar!

https://www.onaltiyildiz.com/?haber,7987/kambala-6-dabbe

"Kıymetli Budun ve Balalar! Erlig han, Dabbet-ül Arz’ dır."-Oktan Keleş.  

Peki Erlig Han yani Yerlig Han kimdir? Yazımıza bu soruya cevap bularak başlayalım...

Klasik Türk mitolojisine göre; "Altay yaratılış efsanesinde, kainatın başlangıcında sadece iki varlık vardır: Tanrı Ülgen ve Kişioğlu Erlik." (Bahaeddin Ögel Türk Mitolojisi cilt1)

Bir Altay destanında şu satırlar ile tarif edilir:

Kara mıyık sakaldü             Kara bıyıklı, kara sakallı

Kan çapkan çıraylü             Kana çalmış yüzlü

Mayma saçtü Bay Erlik      Parlak saçlı Bay Erlik

 

Yenisey Türk Yazıtlarında şu satırlarda geçer...

E-28 Altın Köl-1 yazıtında 8.satırı okuyalım:

Tört iniligü ertimiz. Bizni erklig adırtı...

Dört kardeş idik. Bizi Erklig ayırdı...

 

Mu kayıtlarında anlatıldığına göre Yerlig(Erlig), bir kişioğlundan fazlası olmalıdır.Hem hangi kişioğlu, kainatın başlangıcını Ülgen ile paylaşmış olabilir ki? Klasik mitolojideki bu kavram paradoksu bile, bu konudaki şüphelerimizi arttırmaya yeterlidir.Öyleyse biz, daha deruni araştırmaya gayret edelim.Bu anlamda kainatın başlangıcını paylaşan Yer kodlu Yerlig ile Gök kodlu Ülgen'in hikayesini Enbiya suresi 30'dan okuyalım:

"O kâfir olanlar, görmediler mi ki, göklerle yer bitişik bir halde iken biz onları ayırdık. Hayatı olan her şeyi sudan yarattık. Hâlâ inanmıyorlar mı?"

Kadim Türk tarihiyle kıyaslandığında bebek sayılabilecek yaştaki yunan mitolojisinde, yer altı ile özdeşleşen bir Tanrı vardır: Hades! Bu ad kesinlikle Türklerden devşirilip dönüştürülmüştür. Nasıl mı?  İzlerini zamanda geriye doğru izleyelim:

HADES---> HADE(S)---> baştaki H'yi Yunanlılar eklemiş ADE(S)--->ATAE(S)---> Kuzey Hazar ve Karadeniz kuzeyinde R ile Z/S ses değişimi vardır. Bu özellik Oguz/Ogur dönüşümünde görülür. Öyleyse ATAES--->ATAER olmalıdır. Yani ER'lerin ATA'sı! Nasıl ama? Gözümüzün önünde kelime hırsızlığı yapmışlar! Devam edelim...

ATAER/HADES'in Cerberus adı verilen ve bekçilik yapan 3 başlı köpeği vardır.Yer ve yeraltı ile direkt ilgili şeyler olduğu için ,hemen bu konuya dalıyoruz. Hoooop daldık. Önce közü tazeleyelim ama..

Daha ilk dakikadan bu mitolojik köpeğin adı bana fazlasıyla tanıdık geldi.

Resimde 3 Başlı Cerberus köpeğinin, Herkül (Heroklu-Heroglu-Eroğlu) ile mücadelesi gösterilmiş. Köpeğin her bir kafasından fırlayan ve adeta Medusayı andıran yılanlara dikkat ediniz! Bu yılanlı kafalara daha sonra tekrar değineceğiz.Köpeğe odaklanalım:

CERBERUS

CER-BERU-US

Ortalık Asyada hepimizin bildiği gibi,Türkler halen bildiğimiz Yer'e Cer(Jer) derler.(Kazak Türkleri,Altay Türkleri)

Beru ise kesinlikle Türkçe Börü'dür,yani tasvir edilen köpek değil Kurt'tur.

US/S eki de, yunan ve Latinlerde kelimeyi adeta sırlamak ve sahiplenmek  için kullanılan bir ektir.Bu eki kullanarak; Türkçe pek çok kelimeyi asimile edip, dönüştürmüşlerdir. Adeta ; Türklere ait olan her şeyi ,kendilerine ait şerli/sırlı/sihirli ekler ile alalamaya(kamufle etmeye) çalışmışlardır.  Daha önceki yazılarımdan birinde Ouroboros adlı, kendi kuyruğunu yiyen Kurt'u size deşifre etmeye çalışmıştım ve Uruğ Börü olarak savaşan Börü anlamı ile sizlere sunmuştum. Burada da aynı oyun oynanmakta, Türklere ait olan kadim sırlar, şerli sihri kullanılarak, bizlerin ve maalesef Türk akademik çevrelerinin bir kısmının gözü önünde gizlenebilmektedir.

Cerberus; YER BÖRÜSÜ demektir,yani Yer'e ait olan Börü demektir. Nasıl ki Kök(gök) Börü göğe ait ise, Yer Börü'de aynen mitolojilerde anlatıldığı gibi Yere veya Yeraltına aittir.Ne demiştik ? Türk mitolojisinde göğe ait gibi görülen Ülgen ile yere ait gibi görülen Erlig anlatılmıştı. Tevafuka bakınız ki ; Türk Yazıtlarında da Yer ve Gök kavramları pek çok satırda geçmektedir, inceleyelim ve yeri göğü iyice anlayıp Yerlig(Erlig) Hanı tanıtmaya çalışalım:

Köl Tigin anıtı Doğu yüzü 1.satırdaki "Kök Tengri ve yağız Yer" cümlesini, Doğu yüzü 22.satırdaki "Yukarıda Gök çökmezse,aşağıda Yer delinmezse" cümlesini ve Kuzey yüzü 4.satırdaki " Gök ve Yer karıştığı için düşman oldular" cümlesini iyice okuyunuz.Özellikle "Gök ve Yer karıştığı için düşman oldular" cümlesi çok anlamlıdır! Enbiya 30 ile okunabilir.Sırrını açmak haddimize değildir.

Türkler; Gök soylu oldukları için Göğü de Yerleri de iyi biliyorlardı!

Şimdi eğer közler çaylar da geldiyse, Yer ile Yer Altı ile özdeşleştirilen ATAER(hades)/Yerlig(Erlig) Han adını inceleyelim...

"Dabbetül arz yerden çıkacak Kuran tabiriyle de. Şudur: şeytanın şerikidir. Körmez’in yani İslam lügatindeki şeytanın, şeytana şirk koşacak kişidir. Tabiri caizse Tengri’nin yeryüzüne mühürlediği casusu gibidir, ajanı gibidir diyelim. Erlik Han; Tengri’nin casusu Yeraltında"     -Oktan Keleş.

Yerlig Han; Yer Ülkesine Sahip,Yer'e ait olan Han'dır. Peki, bahsedilen bu Yer neresi olabilir? Bu soruya cevabı yine Kambala 6 videosunda sayın Oktan Keleş, kendisi veriyor:

"Evet, Erlik Han, Yerlig Han, Dabbe; arz, yerden çıkacak. Şimdi yer kavramı da İslam’da küre olarak mı kullanılır? Yoksa yedi kat yer, yedi kat semavat yani dünya, toprak üzerinde mi olur. Buradaki Dabbe yerden çıkacağı meselesi evet arz kelimesiyle ilgili olduğundan dolayı ki dünya yani bu topraktan. 1 debelenme, toprak debelenir. Verilen mana canlıya olduğu için toprağın canlıdır. O zaman toprak canlı olduğuna göre toprak ölecektir anlamı da vardır."-Oktan Keleş. 

Şimdi sizi geleceğe doğru yaptığım bir kurguya götüreceğim:

Gelecekte teknolojinin çok ilerlediğini düşünün; öyle ki, eskilere sihir gibi gelen şeyler, geleceğin insanlarının gündelik kullanıma girmiş olsun. Böyle bir dünyada(-Sin insanlarından önce-) ; Tepegöz'e bağlı bir grup Deccali insan(kodlu varlık) veya Cin(kodlu varlık) ittifak yapmış ve teknolojiyi ve kültürel hayatı çoğunlukla kontrolleri altına almış olsunlar. Günümüzde yapmaya çalıştıkları provaları da biliyoruz,bu oyunları sürekli bozan Hızır Ata ve Eren Babalara selam olsun!  Ya burada anlatılan gelecekte, Muradullah gereği olarak; çağ aşıcı(zaman aşıcı) Irkın Tepegöz denilen üretilmiş varlığı, o çağ için bile sihir kabul edilebilecek YENİ bir ENERJİ aktarım/örtme BİLİMİ ile gelse ve Deccali insanlar ile yaptığı ittifak sonucu kontrolü ele almış olsa. Ne olurdu bunun adı? Bir çeşit darbe değil mi? Tekno Darbe! Ama bir fark ile! O çağın ötesinden gelen bilim/sihir ile gözleri büyülenmiş insan toplulukları, o bilimi kuralına göre elde edip kullanabilmek için, nefislerine uyup ,bir birlerini adeta ezerek ,bilerek kontrol altına girmeye çalışırlardı değil mi? Günümüzdeki -kara cuma- kod adlı tekno alışveriş çılgınlığını göz önüne getirin.Sonrasında da aklınıza hemen şu bilim kurgu filmlerini getirin:

Star Wars film evrenindeki Güç kullanıcıları olan Jedi'ler,karanlık Lordlar.

Matrix filminde online iken matrix'in kurallarını bükebilen "uyanmış insanlar" ve "ajanlar".

Avatar filminde, sözde sonsuz hayat ağacının sırlarını bulmak için  kendilerini farklı bir vücuda sokmaya çalışan haris insan toplulukları...

Günümüzde, daha pek çok film ile, insanlar kendilerinden üstün olan süper kahramanlara özendirilmektedir. Dünyadaki pek çok genç ve  çocuğumuzun hayalinden zaman zaman süper kahraman gibi olabilmek  geçmektedir.

Meta insan,X-insan,süper insan, öte insan, in human(insan dışı) gibi adlandırmalar ile, kendilerine ait bir Irk'ı bile düşünsel/felsefi olarak yaratmışlardır! Ancak "yaradanların en hayırlısı Allah'tır".

Kambala-6'da buna karşı da şimdiden uyarıldık!

Kambala 6'yı defalarca izlerken her defasında, gelecektekilerin Yerlig Han(dabbe) tarafından uyandırılmaları konusu geldiğinde, aklıma Matrix film serisi geldi!

İnsanların gelecekte, Yapay zeka kontrollü bir zihin sanal dünyasında esir olarak, hayali yaşamlar yaşadığı; gerçekte ise, bağlı oldukları makine sistemlerine güç kaynağı(pil) olarak görev yaptıkları Matrix! Ne demişti,Oktan Kağanım melaen: gelecekte belli bir çağ sonrası toprağın ölümü gerçekleşince,insanlar Tepegöz'ün sistemine frekansına girip,ömürleri kısalacak...

 

Hani cerberus'un(YerBörü) kafasından çıkan yılanları anlatmıştım,şimdi yeri gelmişken aşağıdaki resme bakarak benzerlik kuralım.Matrix filminde geçen,insan katili olan Sentinel adı verilen mekanik yaratık.

Peki insanlar böyle bir sahte cennete ,bir frekansı duyarak nasıl koşa koşa giderler ki? Oktan Kağanım, bu frekans sayesinde insanların güneş ve ay ile kodlanan hakikatleri bile görmezden geleceklerini anlatmıştı. Kün-Ay tamgalarına selam Olsun!

Bu arada hemen bir dip not girelim: Kün ile Ay'ın birleşmesi Türklerde büyük Beylik alametlerinden birisidir! Önemli olaylardan hemen öncesinde Kün Ay sembolü kullanılır. Kün Ay hakikatini tamamen silmek , şerliler için asla mümkün olmayacaktır, çünkü Kambala-6'da anlatıldığı üzere, bu şerli frekansa kanmayıp Tengri'ye bağlı kalanlar da olacaktır! Ben naçizane, Türk Sir Budunun; burada bahsedilen ileri zaman çağında insanların bir kısmını, aynı Tonyukuk'un yaptığı gibi, esirlikten kurtaracağına inanıyorum, Allahualem. Türklerde Tonyukuk'lar bitmez!

Oktan Sultanım ne demişti?

"Ve o anda tanrılığın yok olduğuna dair insanlığa sistemler sunacaklar. Ve diyecekler ki tabii ki merhale merhale olacağı için tanrıyı seçenler, tanrıyı seçmeyenler. Bir kitabımda tanrılılar ve tanrısızlar savaşı olacak diye bahsetmiştim c planı diye."-Oktan Keleş.

İşte tam bu zamanda Yerlig Han-Tengrinin Casusu- ortaya çıkacak ve tabiri caiz ise, düşmanın tuzağını bozmak için ilk adımı atacaktır!

Çünkü Türk Töresi gereğince, şerli frekansın antisine sahip olacaktır!

Frekans ve Anti frekans derken neyi kast ediyoruz, bilimsel olarak anlatalım mı? İnsan beyni düşünce sırasında bir çeşit frekans oluşturur, bunu günümüzde biliyor ve ölçebiliyoruz. Hatta BCI(brain-computer interface adı verilen beyin bilgisayar arabirimi ile,düşünceleri ve komutları diğer cihazlara veya beyinlere yansıtabiliyoruz! Bu olayın haberleri pek çok bilim dergisi ve gazetelerde yayınlanmıştı.Dileyenler şu İngilizce makaleye de göz atabilirler.

https://journals.plos.org/plosone/article?id=10.1371/journal.pone.0105225

Düşüncelerimiz de , tüm diğer hücrelerimizdeki faaliyetler gibi enerji üretir.

Bu enerji alanı, belirli aletler tarafından ölçülebilir, aktarılabilir, yorumlanabilir.

Günümüzde,beyin frekansları ile robotik uzuvları kontrol edebiliyoruz.

Bu teknolojiden çok daha ötesi üzerinde araştırmalar yapılıyor. Bilineni tekrar etmeyeceğim.Uzun sözün kısası,demek istediğim şu: İnsan düşüncelerini,beyin frekanslarını bir şekilde okumak,yönlendirmek mümkün. Konunun meraklıları ayrıca; CIA,KGB vs. örgütler tarafından kullanılan medyumları ve metafizik istihbaratı geçmişten araştırabilirler. 2006 yıllarında çeşitli TV kanallarında bu konuları -yine ilk defa-anlatıyordu Sultan Babam. Yani artık bu konular paranormal değil "bananormal".

Bu frekanslar, günümüzde bile ölçülüp ,belirli oranlarda yönlendirilebilirken, gelecekte daha neler neler yapılacağını,Kambala-6'dan anlayabiliyoruz. Dahası ; Sultan Babam, bunun gelecekte varlıkların tümünün sahip olduğu bir çeşit enerjinin görülebilmesi ile mümkün olacağının sinyalini vermişti. Bu öyle bir enerji olmalı ki, kullanımı ile, insan ve varlıkların her birinin özü görülüp,dönüştürülebiliyor.Ve öyle bir enerji ki Kambala-6'da anlatıldığı üzere:

"Muhammet 30: ”Dileseydik sana imanlı mı imansız mı onların içlerindekini gösterirdik.”

Peygambere bile o vasfı vermemiş, yani enerji vasfını."-Oktan Keleş.

İleride ; Muradullah gereği bu vasıf, insan kullanımına sunulduğunda, nefislerin imtihanı doğru orantılı olarak artacak! Tengri'ye inanıp bu enerjiyi zaten bilip Hak yolunda kullanabilenler ile, Tengri bilgisi unutturulmuş olup Şer yolunda yaşam sürenlerin savaşı yaşanacak!

Tam bu noktada araya bir saplama yapmak istiyorum,çünkü içime öyle doğuyor:

"Oysaki bunun kainatın bir bütün olduğunu düşünürsek hani yörüngede olan gezegenlerin yüzdüğünü Kuran söyler değil mi? Yüzme tabiri vardır. Hiçbir şey boşluk yoktu bir boş zannediyoruz evreni uzayı vs. birçok alanı. Enerjidir anlaşılacak şekilde fakat enerjiyi göremiyoruz." -Oktan Keleş.

Enbiya Suresi 33.ayette geçer: Ve huvellezî halakal leyle ven nehâre veş şemse vel kamer, kullun fî felekin yesbehûn.

"O, geceyi, gündüzü, güneşi, ayı... yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler."

Felek ve Yesbehun; yörünge ve yüzmek kelimelerini yakından inceleyelim, belki aradığımız O enerjiye ait ipucu buluruz:

 

Tamga çalışmasında da görüldüğü üzere; yörünge olarak bilinen Felek, Düzenden(Muradullah) iletilen düşünce-bilgi olarak tespit edilmiştir. Yüzmek olarak bilinen yesbehun ise, yek vücut olarak Düzen ile akmak olarak bulunmuştur. Allahualem. Bulduklarımız ile okumaya çalışırsak;

"O,geceyi,gündüzü,güneşi,ayı...yaratandır.Her biri bir düzenden iletilen bilgi üzerine yekvücut olarak düzen ile akmaktadırlar."

Burada haddim olmayarak yaptığım bu çalışmanın amacı, söz konusu enerjiye ait olan ipuçlarına erişmekti. Bulduklarımız arasında kilit kelime şudur: "YEKVÜCUT"

Evreni boşluk olarak zannediyoruz,maddelerin iç yüzünü beynimiz nasıl algılıyorsa o şekilde görüyoruz,halbuki boşluk yoktur,her şey enerjidir mealinde konuşmuştu Sultanımız. Çalışmamız ile enerjiye ait anlatımları Kuran'da görmüş/bulmuş olduk.(Orada duruyorlardı,çoktan görenlere Selam Olsun!)

Kadim Türklerin  boşluk anlamında kullandıkları kelime ise ,kalıg'tır. Dünyaya değen hava boşluğu anlamında kullanmışlardır. Gök ile aynı şey değildir.Dünya içindeki bir yapıdır. Semada uçan kuşlara Kalıg kuşları derlerdi. Türk Atalarımız Atmosfer ile Göklerin farkını da gayet iyi biliyorlardı!

Konumuza dönelim...

Gelecekte ; Yekvücut olarak her şeyi sarmalayan enerjiyi buldular. Onu kullanmayı öğrendiler. Dahası, Ötüken'den çıkmayın yoksa ölürsünüz dedikleri şey de Tek Tengri'nin yekvücut olarak her şeyi sarmalasın diye yarattığı enerjinin, Türk Töresince anlaşıldığı,kabul gördüğü halinin Kanunuydu. Allahualem, Ötüken ile kodlanan Töre/Bilgi/Kan  geçmişimizi de geleceğimizi de kurtaracak!

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur"-ATATÜRK!

 

Yerlig Han, şerli frekansına karşı Anti-frekansı(ANT-Frekansını-kafesteki cenin yazımdaki ANT genini hatırlayın) sisteme soktuğunda, bu ses,Matrix'te dalgalanmaya neden olacak ve en sonunda, pişman olmuş ama çoktan insanlıktan silinmiş olan varlıklar uyanacaktır.

ANT Frekansı Bilgisi! Tengri'nin casusu Yerlig Hana emanet, toprakta beklemektedir. Ne ilginç ; konu konuyu açıyor ama, yabancılar toprakta yaşayıp,toprağın içinde yuvalar tüneller kazan karıncaya da ANT demektedirler! Tevafuk olsa gerek. Karıncalar feromon(aynı türün üyeleri arasındaki sosyal ilişkileri düzenleyen kimyasal madde) adı verilen koku bazlı sinyalleri algılayarak hareket ederler.Belki de ,Yerlig Han ANT frekansı ile , şerli frekansı kabul edenleri buna benzer şekilde uyandıracaktır.

Belki de bu onların(sistemden silinenlerin) Kıyametidir(ayağa kalkışıdır)?

Şu ayeti okursak belki de tefekkürümüze yardımcı olur:

Zuhruf suresi 85.ayet'e dikkatini çekerim: "Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah´ın şanı yücedir. Kıyâmet saatinin bilgisi de yalnız onun yanındadır. Siz sadece O´na döndürüleceksiniz."

Türk Kadim tarihinde çok iyi bilinen Gökler,yerler yine karşımıza çıktı değil mi? Siz,sadece O'na döndürüleceksiniz derken , acaba insanlıktan silinmemiş olanlar(Tengriyi bilenler) mı kast edilmektedir. Çünkü, silinenler (Tengrisizler) için artık çok geçtir. Zürriyetlerinden söz alınmamış olanlar ile Ruhundan üflemedikleri, şerli frekansı kabul edebilenlerdir belki de...

Yazıma burada son verirken; başta Oktan Keleş Sultanım olmak üzere, tüm Eren Babalara, Koldaşlarımın Kalperenlerin tümüne çok teşekkür ediyorum. Gök Atalara ve bize bıraktıkları Mu Hanlığının Sırlarını taşıyanlara selam olsun! Tengri bizmenen!

Yedi Yeri Bil-Oktan Keleş (Kulbak Bilge)

 

Dr. Hamdi Cenk Düzgit

 



Bu haber 3,475 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler


    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,910 µs