En Sıcak Konular

Kambala 5 Üzerine Tefekkür

16 Haziran 2020 07:59 tsi
Kambala 5 Üzerine Tefekkür Bekir Öztürk Yazdı: Kambala 5 Üzerine…

Kambaladan Selamlar 5 Üzerine…

Kafesteki cenin; sohbet, bilgilendirme videosunda ilk defa duyduğumuz bir bilgi.

Bu videoda, frekans ya da daha başka teknolojik büyülerle! İnsanlığa düşman olan şerler. İnsana, hayra ve güzele, normale olan düşmanlığını görüyoruz.

Her şeyi yok etmek üzerine inşaa edilen şer, kötülük, var gücü ile bu günü değil geleceği bile yok etmek istiyor.

Bizim amacımız düşmana sed olmaktır. Kötülüğe bend olmaktır.

Onlar kendilerince çalışıyor. Biz ne yapıyoruz?

En az onlar kadar hazır olmalıyız. Türk devleti, Eren babalar ise yıkım ekibi, şerrin yıktıklarını tamir için çaba gösteriyor. Yaradan, kulunu çaresiz bırakmaz! Kul iyi olmak istesin. İyyi dilesin. İnsan kendini değiştirmezse, yaradan neden müdahale etsin ki?

Biz kendimizi değiştirirsek, O da bizim üstümüzde ki hükmü değiştirir.

Kafesteki cenine kod yükleyen, günü geldiğin de insanları saptırmak için ona yüklediği kodu aktif hale getirecek.

Bunun koruması, kültür, tarih ve inancımızda ki; türkü, mani, şiir, ninni, bizim olan hikaye, masal ve destanlarımızdadır.

Aynı zamanda toprak, tarım, doğa, hayvan ve bitki ile iletişime geçmektir. Hayat, dünyamızla içindekilerle beraber bir yaşamdır. Hepimiz birbirimizi tamamlıyoruz. Ayrıldıkça doğadan zamanla insaniyetten de çıkıyoruz.

Sultan babam cami cemaatinden bir örnek verdi. Cemaat ve saflar ayrılırken frekansa direkt açık olduğumuzu belirtiyor. Bunun daha vahimi, büyük ailelerin (anne, baba, kardeş, torun, dede, nine, amca, hala v.s ) bir ve beraber yaşarken, şimdi bireyler en fazla bir eş bir çocuk ile çekirdek aileler ile yaşamada. Çekirdek aile de bizi bu konuda savunmasız bırakıyor.

İnsan ne kadar az ise, o kadar her türlü bilinen, bilinmeyen, küçük, büyük her türlü saldırıya açıktır. Bizim gücümüz birlikteliğimiz ve aile bağlarımızın güçlü olmasıdır. Bizim aile yapımıza saldırının temeli de bu konu ile alakalıdır. Bizi her alanda bölmek istiyorlar. İlk bölücü şeytandır ve tüm bölücüler şeytan ameli işlemektedir.

Ne diyor Hünkâr Hacı BEKTAŞ; “Bir olalım, diri olalım, iri olalım.” Bunlar bizim büyüklerimiz. Söyledikleri her şey bizim için iyilik, güzellik ve bize faydalı olacak olan uyarı levhalarıdır. (selam olsun hepsine)

Onlar kafeste cenine kod koyarken. Hayrın taraftarı olan güzeller, eren babalarda kendi nesli, ekibini de, gönül ile hayır ile, bilim ile, hikmet ile donatıyorlar. Günü geldiğinde uyanması gerekenleri uyarıyorlar. (Eren babama bir zaman sormuştum; sultanım biz sizi nasıl bulduk? Diye. O da tebessüm ederek şöyle demişti; Siz bizi bulmadınız! Biz sizi bulduk! Demişti. Bu video dan sonra ne demek istediğini daha iyi anlıyorum.)

Efendimiz Hz. Muhanmed s.a.v. bir hadisin de; “ Ahir zaman da insanlar dağlara kaçacak.” Bu hadisi şeriften şunu anlıyorum ki; vahşi kapitalizm ve onun doğurduğu teknolojinin yıkıcı etkisinden kurtulmanın çarelerinden birinin doğaya çekilmek olduğu anlaşılıyor.

Doğumda kulağa okunan ezan ve kametin hikmeti ve hakikati de bu video sorasında ortaya çıkmış oluyor.

Kültürümüzde ki; lohusa hanımlara ve yeni doğan çocuklara yapılan işlemler bu tür frekans, koku, renk gibi kodları bozma üzerinemiydi acaba?

Mesela bir çocuk dünyaya geleceği haberi alındığı zaman, aile bireyleri doğacak olan çocuklar için, özellikle yünlerden eğrilen ipliklerle rengarenk; patik, çorap, elbise, kazak örerler. Bu renkler ve yün iplikler hep doğal yollarla elde edilirdi. Bu renk bir frekans bozucumu? Bence evet.

Doğum sonrası lohusa anneye, lohusa şerbeti verilir. Güzel kokulu, doğal bitkilerden elde edilen şerbetler. (Kültürümüzde onlarca çeşit şerbetler var.) Yeni nesil şerbet, ayran yerine gazlı içecekler içerek kolaya kaçıyorlar. Bu gazlı içecekler sağlıksız ve de doğamızı bozacak kod ve frekansa kapı açar mı? Evet acar. Hatta çok ağır şeker, kanser gibi hastalıklara sebep olur.

Bebeklere nazar boncuğu takılır. Altın takılır. Nazar boncuğu genelde mavi tonlarda olur. Renklerin de insan üzerin de birçok etkisi vardır. Altın ile gözü, gönlü zengin olsun. Gözü dışarda olmasın diye altın takılır. Günümüz insanının en büyük hastalığı doyumsuzluğu ve mal, mülk düşkünlüğü. Gözü aç olanın her türlü yolsuzluğa, yanlışa bulaşması çok kolay olabiliyor.

Büyüklerin sevgisi ve duası, bizi birçok şeyden korur. Şimdi çekirdek aile ve bu ailelerde anne, baba çalışıyor hali ile çocuklarla ilgilenen olmuyor.

Oysaki büyük aileler olsa, her çocuğa yeterince sevgi gösterecek birileri olur. Bizler yaş olarak bu tür aile ortamında yetiştik. Anne ilgi göstermese, baba ilgi gösterir. O ilgi göstermezse, dede var, nine var, amca, dayı, var. Yani, var oğlu var. (Şimdi o güzel günler gözümde canlandı.)

Ameliyat ve sezaryen ile yapılan doğumların sakıncasını doktor koldaşlarımız mutlaka yazacaktır. Anne ile bebeğin normal olmayan, sezaryen doğumlarda bağının kopacağı kesindir. Şefkat ve annelik duygusunda azalma olabilir. Ya da bu güzel içten gelen duygulara en azından zarar verir.

Evladın anneye olan yakinliği ve düşkünlüğü daha farklı olabilir. Doğumdaki bağ, dışardan yapılan müdahale ile zarar görebilir. Çocuğun anneye olan sevgi, sadakat ve bağlılığı daha az olabilir.

Yeni doğan çocuğun, kulağına, ezan, kamet ile beraber güzel manalı bir ismin bebeğin kulağına fısıldanması da bir frekans bozucu TÜRK kültür ve geleneğidir. Şimdiler de bunları hafife alanlar. Çocuk, hayırsız çıktı diyor. Oysa çocuklarımızı her şartta korumalıyız. Korumazsak, çocuklarımız her türlü; fizik, metafizik saldırıya açıktır.

Oysa ki, atalarımızın yaptıkları, çocuğa geleneksel bir koruma kalkanı oluşturmakmış. Geç kalmış değiliz. Geçte olsa eksik yaptığımız işlemler varsa yapalım inşallah.

Akika kurbanı, kırklama, beşiğine al renk bağlama, göbek bağını güzel bir yere, temiz bir insanın gömmesi, diş çıkarınca, ilk yürümeye başlamasında. Daha neler neler.

Her biri, biz anlamasak ta çocuğa manevi bir koruma olduğunu sultan babamın; “Çare, TÜRK töresin de” demesinde.

O adetlerimize, bakışım şimdi yerine oturdu. Bizlerde, kocakarı adeti, batıl inanç diyerek, güldük geçtik. Oysa hepsinin bir hakikati, hikmeti varmış. Bu hakikatı bize gösterene sonsuz teşekkür ediyorum. Ellerinden öpüyorum.

“Bir Türk dünyaya bedeldir.” O bir Türk’e selam olsun…

Türk varsa umut hep vardır…

Sevgi, saygı, selam ve dualarımla…

Bu konuda koldaşlarımız daha güzel, daha bilimsel çok yazı yazacaktır. Sultanım balalarıma dediği için! Emir telakki ederek bu satırları affınıza sığınarak bir şeyler kaleme aldık. Eksik ve kusurlarımız için şimdiden af ediniz.

Başta sultan babamı, Erol abimi, ve tüm koldaş, kardeşlerimi hasret ile selamlıyorum. Tüm uzak, yakın koldaşlarımızın herkesin, herkese çok çok selamları var. Üzerimde kalmasın.

Bekir ÖZTÜRK

 



Bu haber 1,681 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,056 µs