En Sıcak Konular

Gıda Üzerine

15 Haziran 2020 08:02 tsi
Gıda Üzerine Okuyucu tefekkürleri….

Gıda Üzerine

 

Uzun zamandır takipçisi olduğumuz, gönül verdiğimiz bu mecrada ilk yazımızı sizlerle paylaşacağımız için oldukça heyecanlıyız. Yazımızda gıda konusunu ele almak istedik. Fakat kapsamı çok geniş olduğu için bu konuyu odağı kaybetmeden daraltıp, bağlantılar üzerinden bazı önemli noktalara değineceğiz. Bismillah diyerek yazıya başlamak istiyoruz. Âdem Ata’nın olduğu zamana Kur’an’dan bir bakalım.

 

Araf 19: "Ey Âdem! Sen ve eşin cennette kalın. Dilediğiniz yerden yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz."


Araf 20: Derken şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: "Rabbiniz size bu ağacı ancak, melek olmayasınız, ya da (cennette) ebedî kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı."


Araf 21: "Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim" diye de onlara yemin etti.


Araf 22: Bu suretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rableri onlara, "Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?" diye seslendi.

Ayetlerde görüldüğü üzere devam eden süreçte Allah, Âdem Ata’yı yaratıyor ve Âdem Ata’nın var olan bir ağaca yaklaşmasını yasaklıyor. Âdem Ata, ayetlere göre şeytanın vesvesesiyle ağaçtan tadıyor. Buradaki önemli noktalardan biri ağaçtan tadılıyor olması. Bu konuyla ilgili her ne kadar bazı çevirilerde ağaçtaki meyveden tadıldığı yazsa da anladığımız kadarıyla çevirinin doğrusu “ağaçtan tatmak” olacaktır. Genel görüşe göre bu tadılanın elma olduğu söylenmektedir. Bunun sebeplerini düşünürken “elma” ismini ele almak istedik.

 

Elma kelimesinin harfleriyle aynı zamanda “alem”, “amel” ve “meal” kelimeleri de oluşmaktadır. Bu bağlamda Âdem Ata’nın elmayı yemesiyle yapmış olduğu bu amel sonrasında Allah’ın Âdem Ata ve eşini farklı bir aleme belki de bilinç boyutuna indirdiğini yorumlayabiliriz ki bu da olayın meali yani ortaya çıkan sonucu olmaktadır. Ayrıca yine kelimeyi El-Ma diye ayırdığımızda “Ma” sözcüğünün Arapçada “su” manasına da geldiğini görmekteyiz. Akıllara ağaçtan tadılanın Ab-ı Hayat (Ölümsüzlük Suyu) ile ilgisi olup olmadığı geliyor. Böyle bir çıkarım “ağaçtan tatmak” kavramına farklı bir bakış açısıyla yaklaşmamızı sağlayabilir mi? Bu konuda özellikle Türk mitolojisine değinmek istiyoruz.

Türk mitolojisinde Bengisu denen bir kavram vardır. İnanca göre Bengisu, Ulu Kayın Ağacı’nın köklerinden çıkmaktadır ve bu sudan içen ölümsüz olmaktadır. Ulu Kayın Ağacı, mitolojide yaşam ağacı ya da hayat ağacı olarakta geçmektedir. Türk mitolojilerinde geçen bilgilere göre yaşam ağacının gövdesinden ve tepesinden sarı renkte bir sıvı akmaktadır. Sarı renkte akan bu sıvı, ağacın öz suyudur. İnsanların ilk atası olan Âdem (Türk mitolojisindeki ismiyle Er Sogotoh) ağaçtan çıkan bu sıvıyla (öz suyuyla) beslenmiştir.Tabi gerçekte tadılan neydi en iyisini Allah bilir. Ayrıca Türk mitolojisinden yola çıkarsak Türk’ün tarihinde hayat ağacı kavramına fazlasıyla rast gelmekteyiz.

 

Uygur Devleti’ne ait Bezeklik Mağarası’nda bulunan (günümüzde Çin Turfan Bölgesi) hayat ağacı motifleri

Olay örgüsüne tekrar dönersek Araf 22. ayette bahsedildiği üzere acaba Âdem Ata ve eşi ağaçtan tattıklarından dolayı vücutlarında kimyasal değişikliklere mi uğradılar? Bu değişiklikler sonucunda bilinç yapıları değiştiği için mi avret yerleri birbilerine görünür oldu? Ve yine bu tattıklarından dolayı mı endişe, utanç gibi duyguların etkisine girip örtündüler? Ayetle birlikte düşündüğümüzde, şeytanın Âdem Ata ve eşinde var olan utanma duygusunu ve örtünme ihtiyacını günümüzde ortadan kaldırmaya yönelik çalıştığını bile söyleyebilir ve insanlığın gidişatını bu şekilde yönlendirdiğini gözlemleyebiliriz.

 

Şeytan, Âdem Ata ve eşine yaklaşırken ağaçtan tattıklarıyla aldatması gibi günümüzde de insanları tattıkları üzerinden aldatmaktadır. Bu bağlamda şeytanın,  Âdem Ata’ya ve eşine ebediyete ulaşanlardan ve meleklerden olursunuz sözlerini fısıldaması gibi çağımızda da şeytan bazı özel gıdalar üzerinden insanlara ebediyetlik ve süper güçler kazandırma vaatleriyle kandırmaya çalışacak mıdır?

 

Görüldüğü üzere şeytan, Âdem Ata’yı ve eşini bir “ağaç” üzerinden kandırmaktadır. Sonuçta buradaki ağaç bir bitkidir. Bildiğimiz üzere canlıların ekosistemdeki temel besinleri üretici grupta yer alan bitkilere dayanmaktadır. Kısacası tükettiğimiz gıdaların özü bitkilere dayanmaktadır. Bu bağlamda ayetteki “ağaç” kavramını günümüzde bize dayatılan tüm gıdalar üzerinden düşünebiliriz.

 

Bakara 205:O, (senin yanından) ayrılınca yeryüzünde bozgunculuk yapmaya, ekin ve nesli yok etmeye çalışır. Allah ise bozgunculuğu sevmez.

 

Burada dikkat edilmesi gereken noktalardan biri, ekin kelimesinin nesil kelimesinden önce vurgulanmasıdır. Anladığımız kadarıyla neslin bozulması gıdalar üzerinden gerçekleşebilmektedir.

 

Bilindiği üzere Genetiği Değiştirilmiş Organizmalı(GDO) gıdalar her geçen gün artmaktadır. GDO’lu ürünlerin yanında ek olarak birçok katkı maddeli gıdalar da hayatımızda yer almaktadır. Allah’ın belli bir düzen içinde yarattığı besin zincirini şeytan kendince bu zararlı gıdalar üzerinden taklit ediyor diyebiliriz. İnsanlara bu zararlı gıdaların sözde faydaları fısıldanarak hemen hemen her sofraya bu gıdalar bir şekilde ulaşmaktadır. Acaba bu GDO’lu ve katkılı gıdalar fiziksel zararları yanında tıpkı Âdem Ata’da ve eşinde olduğu gibi farklı bilinç hallerine zamanla sebep olmakta ya da zihinleri belli bir amaç doğrultusunda kodlamakta mıdır? Örneğin Norveç’te bulunan Svalbard Küresel Tohum Deposu’nun (Kıyamet Ambarı) bu amaçlarla bir ilgisi var mıdır? Yukarıda bahsettiğimiz konularla ilgili GDO’nun etkisi üzerine örnek bir araştırmayı sizlerle paylaşacak olursak:

“Konya'da, Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Meram Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gürbilek ile Dr. Nejla Özer, emziren annelerin biyolojik sıvısında besin kaynaklı "mikroRNA" (miRNA) varlığı araştırması yaptı.

Konya'da yaşayan emziren gönüllü 12 anne ile yürütülen araştırmada, tüketilen gıdaların biyokimyasal farklılıkları gözlenmeye çalışıldı.

Araştırmada, bitkisel kaynaklı miRNA'ların insan hücresine intikalinden sonra DNA'nın fonksiyonuna ve karakterine etki ettiği ortaya konuldu.

Endojen RNA'ların bitki ve hayvanlarda önemli düzenleyici role sahip olduğunu anlatan Gürbilek, genetik materyal miRNA'nın tüketilen gıdalarda olduğunu dile getirdi.

Araştırmaya 12 emziren annenin katıldığını aktaran Gürbilek, "Diyetleri, beslenmelerine ilişkin annelere neler yediğini sorduk. Soya, pirinç, elma ve buğday gibi besinlerden aldıkları miRNA'ları tespit ettik. Yaptığımız çalışmada pirinç miRNA'sı insan kanında tespit edildi. Anne sütünde de görüldü. GDO'lu bir ürünse direkt çocuğa da aktarıldığını ortaya koyduk" diye konuştu.”

Görülüyor ki GDO’lu gıdaların geliştirilmesi ve insana tesiri ile hedeflenen genler üzerinde istenilen etkiler oluşturulabilmektedir. Bir başka deyişle kalıtsal yapı programlanmakta ve nesiller değiştirilmeye çalışılmaktadır.

 

En’am 121: Üzerlerine Allah'ın ismi anılmamış olanlardan yemeyin, çünkü onu yemek yoldan çıkmaktır. Şeytanlar, dostlarına, sizinle mücadele etmeleri için telkinde bulunurlar. Eğer onlara uyarsanız, muhakkak ki, Allah'a ortak koşanlardan olursunuz.

Nahl 115:O, size ancak ölüyü, kanı, domuz etini, bir de Allah'tan başkasının adına kesileni yasakladı. Her kim de çaresiz kalırsa, başkasına saldırmaksızın ve sınırı aşmaksızın yiyebilir; artık şüphe yok ki, Allah, çok bağışlayıcıdır, merhamet sahibidir.”

 

Taha 81: "Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz ve helal olanlarından yiyin. Bu konuda aşırı da gitmeyin, yoksa üzerinize gazabım iner. Gazabım da kimin üzerine inerse, o muhakkak helak olmuş demektir."

 

Müminun 51: Ey Resuller! Helâl ve hoş şeylerden yiyin ve güzel işler yapın, çünkü ben ne yaparsanız tamamen bilirim

Kur’an’daki ayetlerde görüldüğü üzere haram gıdalardan uzak durulması, aşırıya gidenlerden olunmaması gerektiği belirtilmiştir ve yine Allah’ın adının anılıp yenilmesi gerektiği yoksa yoldan çıkılacağı vurgulanmıştır. Ayrıca Müminun 51. ayeti  incelediğimizde helal ve hoş şeyler yiyin sözü güzel işler yapın sözünden önce vurgulanmaktadır. Bu sırayı dikkate alırsak temiz ve helal gıdalar tüketilmezse güzel işler yapılması da güçleşmektedir ki Allah resulüne önce helal şeylerden yemesini sonra güzel işler yapmasını belirtiyor. Bu konuyla ilgili Mevlana’nın bir sözünü paylaşmak istiyoruz: 

“Bu seher benden ilham kesildi. Anladım ki vücuduma şüpheli birkaç lokma girdi!

Bilgi de hikmet de helâl lokmadan doğar. Aşk da merhamet de helâl lokmadan doğar.

Eğer bir lokmadan gaflet meydana gelirse, bil ki o lokma, şüpheli veya haramdır.

Nur ve kemâli artıran lokma, helâl kazançtan elde edilen lokmadır.”

Demek ki vücuda giren gıda bu kadar önemli. Bu konuya paralel olarak Oktan Abi, deruni sohbetlerin birinde “O yediğin yiyecek senin zahiri batıni ve mana alemine dahi etki eder.” demişti. Tüketilen gıdaların etkisi bu kadar fazlayken, şeytanilerin GDO ve benzeri çalışmalar üzerinden insanoğlunu hedef almasına şaşırmamak lazım. Bu konuda yetkili kişilerin bir an önce daha ciddi önlemler almasını temenni ediyoruz.

Yazımızda yanlışlıklar ve eksiklikler varsa affola. Yazıyı Ulu Ata’mızın sözüyle bitirmek istiyoruz:

Kılıç ve saban. Bu iki fatihten birincisi ikincisine daima mağlup oldu. Tarihin bütün vakaları ve hadiseleri, hayatın bütün müşahadeleri bunu teyit ediyor. Milletimiz çok büyük elemler, mağlubiyetler, facialar görmüştür. Bütün bu olanlardan sonra yine bu topraklarda bulunuyorsa, bunun hikmeti aslisi şudur; çünkü Türk çiftçisi bir eliyle kılıcını kullanıyorken, öteki eliyle sabanla topraktan ayrılmadı. Eğer milletimizin büyük çoğunluğu çiftçi olmasaydı, biz bu gün dünya üzerinde olmayacaktık.”

Mustafa Kemal Atatürk

 

Orbay ŞEKERCİOĞLU

Kamercan BEŞİKCİ

 



Bu haber 1,645 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,370 µs