En Sıcak Konular

Bir Zamanlardan

3 Aralık 2019 09:34 tsi
Bir Zamanlardan Bir Zamanlardan

BİR ZAMANLARDAN

KALPODERE AŞKLA

Bir güzel sonbahar gecesiydi. Oturmuş  O’nu dinliyorduk. Saate bakıyordum.Duvardaki saate. Nargile dumanları sanki su buharı gibi içimi açıyordu.İçime hiç yabancı gelmeyen o huzuru duydum.O şifalı geceleri hissettim.Törede birleşmiş olanların Tek’in Birlerini dinlediği o gecelerden bir geceydi sanki. O yarı karanlık ama güvenli sokaklar. Sessizce ağaçlarda duran ama sabaha Gündüz Aydın’a seslenecek olan kuşlar,kumrular,kırlangıçlar.Sessiz,sade evler. Dedelerinde mutlaka şehitlik,gazilik olan mahalle sakinleri.Sade kendi halinde bahçeli evler.Mübarek ellerden alınıp ekilmiş tohumlardan çıkan ağaçlarla dolu o bahçe.Tek katlı o ev.İçerisi dışarıdan değil,içerisi zamandan değil.O güzel sedirler,divanlar duvarlarda kaç cengin,gazanın yadigarı pusatlar,kalkanlar.İçerinin sakin,sessiz duran yaşayan o atmosferi.Elinde sazı hem sağaltıcı hem silah.  “Tanrının sözü Hakktır hep yerine gelir.O’nu sonsuzca sev,anla bitmez,yetmez’’

Gel hadi…..

-Ne kadar zaman geçti,zaman var mıydı aslında.

‘’Yıpratır,eskitir mi O sevip yarattıklarını.Ne kaybedilir ne kazanılır aslında’’

Dememiş miydi? Ve yine dememişler miydi:’’ Sonsuz sevgisi O’nun var size karşı.Bunun tamamını anlasanız ışığın özü olur gidersiniz.Ama güzellik bereketlenmeli,yaşanılan yaşandı aslında.’’

Bir zamanlardan hatırlıyorum 

Yurdumuz taşıyla,suyuyla,nehirleriyle,gök denizleriyle,zümrüt kayalıkları ile,Kristal kent ile,içindekilerle,pek çok farklı taştan,oluştan evleri ile müzik içinde idi.Gökler nasıl dans eder,ışıklar birbiriyle nasıl dans eder.Tüm yurd müzik içinde,ışıklar müzikle geliyor.Konuşmalar ahenkli,müzikli,şiir gibi.Sadece bu kadarını anımsayabildim.Her bir sözcük içinde bulunulan anın durumuna ve konuşanın duygusuna göre anlam alırdı.Her konuşma güzel anlamlı ve çok hoştu.Her sözcük pek çok güzel duygu kokardı.İçlerinde manalar açıktı.Aleni idi gerçekler.

‘’Gel kerem eyle zahir et dildeki bu haber nedir’’(1)

Göklerimiz seven,sayan,adanmış,koruyan o yüce gönüllerin dışa vurumuydu aslında.’’İçi dışından güzel olana Veli denir oğlum’’.Veli gönüllerin bir yansıması o güzel birbiriyle dost göklerden oluşan gökyüzümüz imiş.Bunu ilk başlarda orada da anlamamıştım.

Düşmanın o çirkin göğü bizim gökyüzümüzü boğmak istediğinde başta korkmuştuk.Çünkü çok büyüktü.Fakat bizim gökyüzümüz içindeki dost göklerle büyüdü ve o çirkin göğü kendi arılığında boğmuştu.Tıpkı Yüce Atatürk’ün ‘’Düşmanı vatanın harem-i ismetinde boğacağım’’ demesi gibi.Tıpkı İzzettin Paşanın ‘’düşmanı vatanın masumiyetinde boğduk’’ demesi gibi.

Göklerimiz bizden de ışığını alırdı.Ve ne güzel ışıklardı onlar.Korkutmayan dost karanlık ama içinde masmavi ışıkla dans halinde.Masmavi ışık yol gösteren.Karanlık olmayan gece,Gündüzümüz,Tanyeri aklığı,saf beyaz-sarı ışığı.Dipdiri gönül sahibi olmanın müjdeliyicisi.

Göklerimiz bilinçli,irfanlı idi.Bizlerle konuşurlardı.Orada her şey konuşurdu.Konuştuklarını hatırlıyorum.Nasıl olduğunu bir gün nasibi veren hatırlatır umarım.

O’nun oradaki adını anımsıyorum  ama yazamayacağım. Kendimi layık görmedim.Başında güzel bir taç vardı.Birbirinden güzel hat yazılarını gözünüze getirin ve bunların hani 3 boyutlu diyorlar ya onun gibi ama karşılaştırma götürmeyecek kadar güzelini hayal edin.

Kuran’ımızda ‘’ve sizler de ayetsiniz’’ diye bir ayet vardı.Ne diyeyim.

Tıpkı bir hat yazısı gibi bir taç.Asasıyla yargıda bulunurken O’nu ,hatırlıyor musun?

Orada konuşmaların müziği de içeriği de güzeldi.Bir şahit olma kayasında (bu isim birden geldi içime birini hatırlattı) oturanın gök denizlerdeki kopup gelmiş fırtınayı o su ve havanın raksını,semahını bakıp övgüyü onları yaratan Tek Tengriye söylediğini hatırlıyorum.Orada bizdik. Herkes birbirine feda olurdu. Yerimiz,göğümüz birbiri ile kucaklaşırdı.

Ağaçlarımız oldukları halde yurdumuza gelmişlerdi.Toplu halde koro olup şarkı söyleyerek büyüttüklerimiz de vardı.Bazı ağaçlarımızın boyu göklere varırdı.Bazılarının boyu çok daha küçüktü.Ağaçlarımız yaprak dökmezdi.Yapraklarda bakana o an ihtiyacı olan duygu,bilgi ne ise o olur bakan veya bakanlar onu okurdu.Yüzleri çok asil ve güzel birkaç kişinin saygıyla ağacın uzattığı yaprağı okurkenki hallerini hatırlıyorum.Kişi ağaca gider sevgi ve saygıyla onu selamlar.O ulu ağaçlar dallarını eğer yapraklarını okuturdu.Bu ağaçlarda da evi olanlar vardı.

‘’Büyük,küçük görünüyor diye düşünmeyin O’nun yarattığı bilgeliğinin yansımalarını.Her anda hangi durum,koşul olursa olsun O’nun bildiriminin kutsallığı ve büyüklüğünü anlayın diye sayısız görüntüde gösteriyor’’ demişti.

Kayalarımız parçalanamazdı.Her biri marifet için vardı.Yukarda yazdığım şahit olma kayası dışındakilerin ismini hatırlayamadım.Fakat şunu hatırladım.Her bir kaya duygusu,düşüncesi ile bambaşka bir bakış açısı verirdi.Yani o kayalarının herhangi birine çıkan yurdu bambaşka bir güzellikte görürdü.Anlam içinde anlam,Güzellik içinde güzellik. 

Kristal Kentimiz vardı.Yurdun tüm güzelliğinin bir bütün olarak yaşadığı yermiş.Bunu da oradayken O ve diğerleri öğretmişti.Salonlar vardı.Her Salon ayrı bir alem,ayrı bir bilgelik sahası,her biri ayrı bir duygu,düşünce deryası idi.O’nun salonunu hatırlıyor musun?

Her salon ayrı bir dünya.Her salon hem bir okul hem bir mutluluk yeri.Hem bir ana kucağı hem bir ata kucağı.Bir salon vardı ki sanki tüm anların Tanrı’nın bildirimini öğrenenlerin mutluluğu içinde bir alem idi.Biraz garip geldiyse bir salona giriyorsunuz içerisi bir kainat adeta.Kristal Kentin kendi müziği ,ışığı vardı.Oraya giderken o kentin kapısında merdivenler yurdumuzun sakinlerinin saygıyla yürüyüşleri sonra toplantılarımız.Salonlara girişler.O ve diğerleri.

Çok yeri yazmayı kendimi layık görmedim.Gönül Sultanımız ve O’nun gibi insanların hep dediği gibi.’’Tanrının yarattığı güzellikler anlat anlat bitmez ya O hiç sorma…...Gül ve sev kardeşim herkesi gönlü olan herkesi.Kendini bu sevgi de sil.O geri yazar seni.’’

Şimdiki kısmı kim dedi bilmiyorum ama bu konuşma oldu.

‘’Bu dünya çok korkutucu duruyor gelmesek olur  mu?’’

O:Korkmayın Tengri Biz Menen.

1-Seyyid Nesimi’nin bir mısrası.

2-Vedud Sultan Münir Derman Hoca’nın  (k.s.) bir sözü.Tam olarak değilse de az çok böyle idi.

Not:Lütfen bu yazıyı yazanı hiçbir şey sanmayın.Bunlar planlı bir yazı,kurgu,hayalgücü,tefekkür değil.İlk iki yazıda yazılanlar yüce Allah’ın izni Pirimin himmeti ile doğruymuş.Gönül Sultanımıza sormak nasip oldu.Bu yurdumuz nedir gerçekten bir fikrim,bilgim yok.Lütfen beni hiçbir şey sanmayın.Rabbimiz bizleri bir etsin.Hiç bir iddiam yok.İsmimi hiç yazmayacağım.Saygı ve sevgilerle.




Bu haber 1,519 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Yazarlar


    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,342 µs