En Sıcak Konular

Kültigin Yazıtı Ve Diğer Yazıtların Tengri'nin Türkü Işığında Yeniden Okunması Denemesi

15 Kasım 2019 20:43 tsi
Kültigin Yazıtı Ve Diğer Yazıtların Tengri'nin Türkü Işığında Yeniden Okunması Denemesi Kültigin Yazıtı Ve Diğer Yazıtların Tengri'nin Türkü Işığında Yeniden Okunması Denemesi

KÜLTİGİN YAZITI ve DİĞER YAZITLARIN TENGRİ'NİN TÜRKÜ IŞIĞINDA YENİDEN OKUNMASI DENEMESİ


Uzun zamandır yapmak istediğim  ; Eski Türk Yazıtlarını ve Türklerin etkilediği bölgelerin yazılarını akademik düzeyde veya o düzeye yakın okuyabilmek ve anlamlandırabilmek idi.Baba Erenler ; Türk yazıtlarını işaret etmiş,haklı olarak sitem etmişlerdi.Bu konuları araştıran bir avuç dolusu üniversiteli akademisyen Hocamız vardı,ancak her Türk genci, ortak tarihi değeri olan yazıları en azından günümüz Türkçesi ile okumalıydı.Bu doğrultuda- Sultan Baba'mın da duasıyla- yaklaşık 1 yıl kadar eski yazı ve tamgalarımız üzerine araştırma yaptım. Şimdiye kadar Türkler tarafından görülüp okunan irili ufaklı en az 441 adet runik harfli Türkçe yazı olduğunu biliyor muydunuz?

Kazım Mirşan,Hüseyin Namık Orkun,Talat Tekin,Bahaeddin Ögel,Reha Oğuz Türkkan,Haluk Berkmen,Haluk Tarcan,Erhan Aydın'ın ve daha pek çok değerli yerli yabancı Hocaların kitaplarını inceledim.Hepsinden Allah razı olsun,Türklüğe hizmet ettiler,ediyorlar.Bu zaman zarfında öğrenme ve ilerleme şevkini ; bizlere  kendisi bizzat örnek olarak aşılayan Pirim,Sultanım,Kağanım Sn.Oktan Keleş beyefendiye huzurlarınızda bir kez daha teşekkür edeceğim.Ne kadar yazsak söylesek de,gönlümüzden geçeni kaleme ve dile dökmeye imkan yok biliyorum ama, Büyük Türkçü Oktan Keleş bizim için her şeydir.Tüm Kalperen Koldaşlarımın gönüllerinde de hep benzer duygular mevcuttur.Biz bir bütünüz.Bu yazıların yazılmasında pek çok Atabeyimin/Bacıbeyimin ,Kardeşimin de emeği katkısı vardır.Türlü türlü konular ve doğrultular göstermişlerdir.Hepsinden Allah razı olsun.Ortak Amaç; İLK ve en büyük TÜRK olan ATATÜRK'ün söylediği şu YÜCE SÖZLERLE özetlenebilir:

"Asla şüphem yoktur ki Türklüğün unutulmuş büyük medeni niteliği ve büyük medeni kabiliyeti bundan sonraki gelişmesi ile geleceğin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır."

"Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır!

Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!"

İşte ; Türklüğün unutulmuş büyük medeni niteliği ve büyük medeni kabiliyeti'ni ortaya dökmek adına , biz de iyilik duvarına  naçizane bir tuğla koyalım niyetiyle çalışmaya başladık. Yazımın hazırlanması sırasında Sn.Oktan Keleş bey ; Kuran'da geçen Türk isimlerini delilleriyle ortaya koydu:

https://www.onaltiyildiz.com/?haber,7585

Yukarıdaki linkte olan yazıyı okuduğunuzda ; bugüne kadar gizlenmiş olan, çok önemli Türk Ata bilgilerini de okumuş olacaksınız. Türklüğün unutulmuş ya da daha kesin bir ifade ile "özellikle unutturulmaya çalışılmış" ne kadar değeri varsa,tüm kalbimle inanıyorum ki,Türk balaları bu çağda Eren Babaların da duası ve rehberliği ile ortaya çıkaracaktır.

Türk geleceğinin bir evladı olarak; "Tengri'nin bizimlen" olduğunu da hissederek, inşallah Eren Babaların da duası ve himmeti ile yazmaya başlıyorum.Bu yazılar ve çözümlemelerdeki sevaplar ve faydalar sizlere, hatalar bana aittir.

Kül tigin yazıtını okurken, yazıtın Doğu yüzünde çok ilginç  ifadeli bir satıra rastladım.Rahmetli Hüseyin Namık Orkun'un 1936 yılında basılan ve bizzat Ata'mızın da gördüğü , Eski Türk Yazıtları adlı eserinde, Cumhuriyet Türkçesi ile yapılmış olan önemli çeviriler mevcuttu. Yazar; yazıtları ilk çeviren yabancı yazarlardan elbette yararlanmış,ancak pek çok yerde şerhler düşerek,kendi çıkarımlarını ifade etmişti.Peki Doğu yüz 11.satırda ne vardı da beni bu kadar heyecanlandırmıştı?

Çaylar ve nargileler hazırsa başlayalım.Dedik ya ; biz, kendimizce okuyup, Türkçe yazmaya çalışacağız...

Sizin için 11.satırı kelime kelime ayrı ayrı yazdım.İleride kullanacağımız bir metot için gerekli bu.

Kül Tigin yazıtının doğu yüzünde tam 40 satır mevcuttur.

11.SATIR'IN YAZIM VE OKUNUŞU:

Eski Türk yazıları hemen her yerde sağdan sola okunur,bazı istisnalar hariç...

Her satırın Türkçe okunuşunu ,cümle anlamı rahat anlaşılsın diye tamgaların altına soldan sağa olarak yazdım.



Elde edilen verilere göre; yazıtın dikilme tarihi muhtelif kaynaklarda az çok değişmekle birlikte 21 Ağustos 732'dir.O tarihten günümüze geçen bunca zamana rağmen, ilk okuyuşta bu satırlarda ne anlatılmak istediğini rahatça okudunuz,anladınız.Türkçenin anlam bütünlüğü on binlerce yıl dahi geçse genellikle aynı kalır.Bazı fiiller ve kelimeler uzun yıllar içinde aktif kullanımdan çıkmış olsa da,biz 11.satırı henüz hiç bir açıklama bile yapmadan okuduk.Şimdi gelelim ,bu yazıyı günümüz Türkçesi ile yazmaya.

YUKARDA TÜRK TANRISI , TÜRK'ÜN MUKADDES YERİ VE SUYU BÖYLE TANZİM ETMİŞ.

TÜRK BUDUNU YOK OLMASIN DİYE, MİLLET OLSUN DİYE, BABAM İLTERİŞ KAĞANI ,ANNEM İLBİLGE HATUNU TANRI TEPESİNDE TUTUP YUKARI GÖTÜRMÜŞ İMİŞ.

BABAM KAĞAN, ON YEDİ EREN İLE DIŞARI ÇIKMIŞ.

Hiç bir yorum yapılmadan tamamen kelimelerin ; araştırmacılar tarafından verilen akademik anlamları ile çeviri yaptık. Tekrar ediyorum ; henüz hiç bir yorum ve anlam araştırması yapmadık...

Sabır edelim , birazdan neler çıkacak inşallah.

Düz çeviri ile bile ; yazıda bakın gözümüze neler neler çarptı!

1- Türk'ün mukaddes(kutsal) yeri ve suyunun,Tengri tarafından verilmesi.Kutsal bir alan!
2- İlteriş ile İlbilge'nin Tanrı tepesinde tutulmaları.Tanrı Tepesi!
3- Yukarı götürülmeleri!
4- On yedi Eren ile dışarı çıkmaları!

Şimdi kelime anlam araştırmaları ile başlayalım bu satırları yorumlamaya...

İlk yazmak istediğim şey şu:

Eski Türk Yazıtlarında anlatılan olayların hepsi,taşa tokutuldukları(yazıldıkları) ana ait değildir,olamaz! Sultanımın pek çok sohbetinde bu minvalde açıklamaları olmuş,  Kulbak Bilge ve Tengri'nin Türkü kitaplarında da pek çok işaret verilmiştir.

Peki neye dayanarak bu kanıya vardık?

Nasıl olur? 600-700lü yıllarda yaşayan Türkler,daha kadim olan tarihlerini nasıl biliyor olabilirler? Neden bilmesinler ki?

Şu cümleye tekrar bakmanızı  istirham edeceğim:

YUKARDA TÜRK TANRISI , TÜRK'ÜN MUKADDES YERİ VE SUYU BÖYLE TANZİM ETMİŞ.

Bu cümle , tarihsel bir anlatımdan daha çok, dini bir metne ait gibi gözükmektedir. Sanki Kuran'dan bir ayet yazılı gibidir.Tanrı'nın Türk için kutsal bir yer ve su yarattığı yazılıdır.

 

 -Tengrinin Türkü-

Tengri ; kendi katında tek dinin İslam olduğunu yazmaktadır. Günümüzde anlamından sapmış,maalesef içi boşaltılmaya çalışılan İslam kavramından değil, gerçek ve zamandan mekandan beri olan İslam dininden bahsetmekteyim.

 

  Tengri'nin Türkü-Oktan Keleş

Modern Türkolog,Türk dili edebiyatı  ve tarihçileri olan Sayın Hocalarımdan  istirhamım,bu konuya çoklu disiplinsel olarak yaklaşmalarıdır. Bilimsel bakış bunu gerektirir.Nitekim,konunun uzmanları her zaman şöyle demektedirler:" Şimdiye kadar bulunan buluntu ve yazıtlara dayanarak..."

Kürenin tamamını görmek için 2 boyutlu bakmak yetmez,3 boyutlu bakmak gerekir.Hatta;bazen 3 boyutlu bakmak da yetmez,4 kapıdan birinden geçerek bakmak gerekir.(Bakınız Eski Dünya Tasviri-Oktan Keleş)

Küremiz, Türk dili ve tarihi ise; öyleyse elimizde olan her kaynağa sarılmalı ve yorumlayarak yeni kaynakları bulmalıyız.Bilmek yetmez, anlamak gerekir.Anlamak için dinlemek gerekir.


 
Eskiler dinlemek fiiline Tınlamak derlermiş. Tınlamak fiili de tınlıg kökünden gelir. Tınlıg ise canlı demektir.Tin sahibi demektir. Öyleyse dinlemek fiili yeni bir anlam kazandı değil mi?

Biz binlerce yıl içinde bu "anlamı" unuttuysak ; bu söz konusu kelime karşılığının yok olduğu anlamına gelmez! Kelimeleri öğreten Allah, anlamları da mutlaka korumuştur!
Öyleyse ; lütfen beni tingleyin.Yani, tininiz/canınız/nefesiniz ile dinleyip anlamaya çalışın.

Kül Tigin yazıtlarında yazan her cümle , o çağa ait değildir,olamaz demiştik.İşte bir ispat daha:

TÜRK BUDUNU YOK OLMASIN DİYE, MİLLET OLSUN DİYE, BABAM İLTERİŞ KAĞANI ,ANNEM İLBİLGE HATUNU TANRI TEPESİNDE TUTUP YUKARI GÖTÜRMÜŞ.

Bu cümleyi uzmanlar; İlteriş ve İlbilge'nin zor zamanda Tengri tarafından yüceltildiği,onlara  bir çeşit kut verildiği şeklinde anlamlandırmışlar.Evet, ilk okuyuşta bu mana çıkıyor,ama sanki başka bir şey daha var gibi.

Soruyorum size : Türklerin akademik çevrelerce bilinen hangi tarih diliminde ; Tengri, bir Türk Kağanı ve Hatununu -kelime anlamı ile- Tengri tepesinden yukarı götürmüştür? (Hz.Muhammedin Nur dağındaki Hira tepesine çıkması ve Hz.Musa'nın Tur dağına çıkmasını mı hatırladınız siz de?) Şimdiye kadar bulunan yazılı eserlerde,bu konular hep efsane diye geçiştirilmiştir ya da ilk anlamı ile ele alınmıştır.Türkler bu satırlarda gelecek nesillere aktararak  neyi anımsatmaya çalışmaktadırlar? Taşların tokutulduğu 732 yılında yaşayan Türkler, Tek Tengri'yi bilmiyorlar mıydı ? Biliyorlardı.Bu satırları eğlence,efsane,tarihi mizah yapmak için mi Taşlara tokutup bize, torunlarına bıraktılar? Burada sözü edilen İlteriş, Bilge Kağan ve Kül Tigin'in babası olan İlteriş midir? Yoksa buradakiler arkaik zamanların Tengir kişileri midir?

Dahası İlteriş bir isim midir? Sıfat mıdır?

İLTERİŞ
Kelime anlamı ile ;
İL veya EL =İL/ÜLKE-Halk
Ter= derlemek,toplamak,yığmak
Teril fiili= Yığılmak,toplanmak,derlenmek
İş "fiilden isim yapım" eki olarak eklenmiştir.

Topluca okursak ÜLKEYİ/HALKI DERLEYİP TOPLAYAN anlamı elde ederiz.

Peygamberler de, gönderildikleri toplumları derleyip toplayıp Allah ahlakı ile düzene sokarlar!

Ancak, Türklerde buna benzer pek çok AD da mevcuttur.Bu bakımdan ben %100 kesinlikte konuşamıyorum,ancak yazıtın D11 satırlarında sözü edilen İlteriş'in , Kül Tigin ile Bilge Kağan'ın babası olan İlteriş olup olmadığını tartışabiliriz.

Özellikle şu satırlara bakalım.

Kül Tigin yazıtının doğu 1,2.satırlarını okursak ne demek istediğimi daha iyi ifade edeceğim:


 
Üze kök Tengri asra yağız yer kılındıkta , ekin ara kişi oglı kılınmış
Kişi oglında üze eçüm apam Bumin Kagan İstemi Kagan olurmiş.
Olurıpan Türk budunun ilin törüsin tuta birmiş...

Bu satırlarda ; Türk Tarihinin çok arkaik zamanları anlatılıyor.Yani Kül Tigin'den bir kaç nesil önce  yaşamış olan Kağanlar değil. Göklerin Yerlerin yaratılışı sonrası ikisinin arasında Kişi oğlunun yaratılışı anlatılıyor.Bu satırları ; kabaca milat'tan sonra 500-700 lü yıllardaki bir Türk Kağanının tarihi olarak nitelendirmemiz,koskoca Türk tarihine haksızlık olur!  Burada sözü edilen bir yaratılış hikayesidir. Öyle değil mi? Yaratılışı ve Kişioğlunun hikayesini  aktaranlar Arkaik Türklerdir! Taşlara kazıtanlar kadim Atalarımızdır! Tekrar taşa kazıtanlar ise 730lu yıllardaki GökTürklerdir.Okumak da günümüzde bizim nesillerimize nasip olmuştur!

Sanki dini bir metini okumaya devam ediyoruz.

Hemen hatırlatayım ki Türk demek ,Tengrinin yanında olan demektir.

Eğer bu satırlar ve anlatım  bir benzetmedir,bir efsanedir diyorsanız,o zaman lütfen yine de sabır gösterip bu yazıyı okumaya devam edin diyeceğim...Çayınızı közünüzü tazeleyip gelin lütfen...

Tengri'nin Türkü kitabını okuduysanız,zaten Türk'ün Atasını da ,arkaik dönem yaşayışını da okumuşsunuzdur.Lütfen söz konusu eseri alıp,inceleyin.Orada anlatılanlardan ,araştırma konusu olacak pek çok kapı açılacaktır.O kitapta anlatılanlar,araştırmacılar için merak uyandırmalıdır.Deliller ortadadır.Sadece üzerleri örtülmüştür.

Türkler ; hele hele, taşa tarih tokutacak ve bunu çinceye çevirttirecek kadar güçlü ve Ulu olan Türkler, kendi kadim tarihleriyle ilgili fantezi yapmazlardı. Çevirileri  yapan çinliler de mi geri zekalıydı canım? Neden anlatılmak isteneni değiştirmediler veya en azından alay etmediler? Hayır! O tarihin çinlileri de Türkler'e saygı ile bakarlardı.Çünkü,bizim aksimize; şerli olanlar Türklerin tarihini bizden daha iyi bilir,ancak çoğu kısmını kötü niyetle saklarlar! Yazıtların çincesini de okursanız,çevirilerde hep saygı unsuru vardır.

Ancak,bir gün bir Türk gelir, O saklı denilen şanlı tarihi gün ışığı ile buluşturur.O Türk'ün adı da Oktan Keleş'tir!

BEYAZ PİRAMİTLERDE SAKLANAN GERÇEKLER
https://www.onaltiyildiz.com/?artikel,34/
TÜRK VE DÜNYA TARİHİ AÇISINDAN ÖNEMLİ BİR KEŞİF
https://www.onaltiyildiz.com/?haber,3950
LOLAN(LÜLEN) ECE TÜRK'E KAVUŞTU
https://www.onaltiyildiz.com/?haber,5952

Yukarıda linklerini verdiğim  yazıları okuduysanız, Bu Türk'ün nasıl bir Türk olduğunu ve Yüce Atatürk'ün tam da işaret ettiği yoldan gittiğini göreceksiniz. Ortaya çıkan sırların yanında, daha pek çok sır gün yüzüne çıkmayı bekliyor zaman ile...Araştırmacılara duyurulur.

Devam edelim.

BABAM KAĞAN, ON YEDİ EREN İLE DIŞARI ÇIKMIŞ.

Pes doğrusu! Yukarı götürülen İlteriş Kağan,tam 17 Eren ile dışarı çıkmış,görev görmeye!

D11'de 17 EREN diye yazılmış iken,neden D11-12'de yetmiş Er denmiş de Eren denmemiş?

O ilk 17 EREN'in farklı olduğunu anlatmak için mi?

EN eki bilim çevreleri tarafından anlaşıldığı gibi çoğul takısı veya -len -lan anlamında mı yer almıştır?

 yoksa o yıllarda yapılan bir yazım hatası mı?

Biz Kalp erenler için cevap çok açık ortada , ama biz devam edelim.

Doğu yüzünün 12.satırını da incelerseniz,bu 17 Eren'in alelade Erler olmadıklarını göreceksiniz. Yazıta göre her biri Tengri'den güç almış,adeta Börü gücünde Erenler bunlar!
 


"Tengri küç birtük üçün akanım kagan süsi böriteg ermiş"

Günümüz Türkçesi ile okursak:

Tanrı güç verdiği için, Atam Kağanın ordusu Börü gibi imiş.

Dikkat edin burada 17 eren önce 70 er sayısına ulaşıyorlar,sonra Tanrı onlara güç veriyor.Düşmanları daha kalabalık olmasına rağmen ,İlteriş ve erleri galip geliyorlar.
Tekrar soruyorum size:

Nasıl bir 17 kişi ki bunlar, güçleri sayesinde önce 70 'e artıyorlar ve orduları perişan ediyorlar? Onlara bahşedilen ne tür bir Tengrisel Küç ? Kimi yeniyorlar ?

Yazıtlardan;  Türklerin son derece güçlü Tengri bilgisi olduğunu şu satırlardan anlıyoruz:

Sırasıyla inceleyelim.



 
Öd Tengri yasar, kişi oglı kop ölügli törümüş

Zamanı Tanrı yaşar , kişioğlu hep ölümlü türemiş

Kuran'daki adı ile Baki

Baki ismi “Varlığının sonu olmayan, ebedi olan” anlamlarına gelmektedir. Bâki, süreklilik sâhibi, sonsuza kadar kalan, sonsuz.

Bunun gibi çok yazı mevcut,başka yazıların konusu olacaklar.Devam edelim.

KİŞİ KAVRAMI

Kişi kavramı Türklere özgü bir kavramdır.Önce kişi kavramını açalım ki ,sonrasında İlteriş ile İlbilge'nin hikayesine daha rahat geri dönebilelim:

Kişi ne demektir? Çeşitli kaynaklardan yazalım.

Bahaeddin Ögel' göre;


 
Kişi; insan,adam,canlı varlık,adam,kadın olarak çevrilmiş. Kelimenin etimolojik kayıtlarına baktığımızda,konunun uzmanları kökenini tam olarak

çıklayamıyorlar.İnsan yerine kullanıldığı konusunda ortak görüşe varmışlar.Cinsiyet belirtmediği konusunda hem fikirler çünkü pek çok yazıda kişinin başına ayrıca tişi(dişi) sıfatını getirerek bayan anlamını vermişler.Hanımlara Tişi Kişi demişler zaman zaman. Netice itibariyle, Kişi kavramını sadece insan olarak açıklamak bence  yine de yetersiz kalıyor.Peki nedir kimdir bu kişi?

Kül Tigin yazıtının doğu 1,2.satırlarını tekrar  okursak ne demek istediğimi daha iyi ifade edeceğim:


 
Üze kök Tengri asra yağız yer kılındıkta , ekin ara kişi oglı kılınmış
Kişi oglında üze eçüm apam Bumin Kagan İstemi Kagan olurmiş.
Olurıpan Türk budunun ilin törüsin tuta birmiş...

Anlamını,akademik olarak nasıl çevrildiyse öyle yazalım:

Üstte mavi gök  altta kara yer yaratılınca ,ikisinin arasında kişi oğlu yaratılmış.
Kişi oğulları üzerine  ecdadım Bumin Kağan,İstemi Kağan oturmuş.
Oturarak, Türk Milletini İlini ve Töresini idare,tanzim etmiş.

Oktan Keleş o Kişi kavramını bize tarif etti Tengri'nin Türkünde. Kişi ve Kişioğlu çok net anlaşılır.Bu kavramlar Adem ve Adem oğullarından çok öncelerine aittir.Kafaların karıştığı yer burasıdır.Çoğunluk ; Kişi'nin ve Kişi oğlunun başlangıcını Adem ile yapmaya çalıştığı için bir yerde tıkanıp kalıyorlar.

Önce Kişi'yi tamgalar ile okuyalım:


 
Konuşma şeklinde ; neredeyse her çağda "Kişi-Kisi" olarak ses çıkarttığı için biz şöyle yazalım:

İKi İSi = İkili Ruhlu/Canlı

Burada Kişi denirken onun Ruhundaki bir farklılık mı anlatılmaktadır? Hemen Kuran'a dönelim:

İsra 85 : Ve yes’elûneke anir rûh kulir rûhu min emri rabbî ve mâ ûtîtum minel ilmi illâ kalîlâ.

Ey Muhammed! Sana ruhtan soruyorlar. De ki: «Ruh Rabbimin bildiği bir iştir ve size ilimden ancak az bir şey verilmiştir.»

Dikkatli okursak ayeti ; burada soruyu soranlara hitaben " mâ ûtîtum minel ilmi illâ kalîlâ." yani size ilimden ancak az bir şey verilmiştir deniyor. Yani,Ruh ilmine sahip olmayanlar,az sahip olanlar ve o ilme sahip olanlar var anlamı çıkar AKIL EDEBİLİRSEK!

Türkler;  bence Ruh ilmine sahiplerdi! Nereden mi biliyorum?

Türkler Ruha ne ad vermişler......TIN/TİN

Ayrıca Türkler ATA dediklerinde, Tengriye kavuşmuş Ruhu da kast ederlerdi.

Şu yazıtları okuyalım:


ONGİN YAZITI CEPHE TARAFI:


 
...Bu Tabgaçın(Çinin) yarısına dek Oğuz arasında yedi Eren düşman olmuş.Atam(Babam) Baga Tenriken Yin(?) anda(orada) yürümüş.İşini gücünü vermiş...
Bu satırlarda karşımıza Tenriken kelimesi çıktı.Nedir bu Tenriken ve Ruh/Tin ile ilgisi nedir?
 
Tengriken

Kaşgarlı Mahmuda göre ;
 
Ken eki; bildiğimiz üzere isimden isim ve yer üreten bir ektir.Ötüken örneğinde -ken eki yer belirtir.Öyleyse ; nasıl olur da Tanrıya tapan anlamı çıkar?

Türkler zaten Tengriyi çok iyi bilirler.

Tengriyi bilen,anlayabilen  denilebilir mi? evet olabilir.

Bir çeşit sıfat olarak kullanıldığını düşünüyorum.Yer belirtiyor olamaz çünkü satırların devamında da Tenriken geçiyor ve kişi belirtiyor.

Kuran'a dönelim ve İlim sahiplerini düşünelim

Al-i İmran 18.ayet : Şehidallâhu ennehû lâ ilâhe illâ huve, vel melâiketu ve ulûl ilmi kâimen bil kıst(kıstı), lâ ilâhe illâ huvel azîzul hakîm(hakîmu).
Allah şehadet eyledi şu gerçeğe ki, başka tanrı yok, ancak O vardır. Bütün melekler ve ilim uluları da dosdoğru olarak buna şahittir ki, başka tanrı yok, ancak O aziz, O hakîm vardır.

Ayette geçen İLİM ULULARI tanımı dikkatinizi çekti değil mi ?

Tenriken ; ayetteki İlim Uluları olabilir mi?

Ne demiştik ? Ruh ilmine sahip olmayanlar, biraz sahip olanlar ve sahip olanlar vardı.
Bu ayetteki İLİM ULULARI, Ruh ilmine sahip olanlar olarak düşünülebilir mi? Bence evet.Tüm Melek kodlu varlıkların ve İlim Ulularının şahitlik ettiği şey; O'ndan başka tanrı olmadığı,O'nun aziz ve hakim olduğudur.

Öyleyse İLİM ULULARI'nı Tenriken ile özdeşleştirip ; Tengrinin Türküne doğru bir yolculuk yaparak bu bölümü sonlandıralım.Bir sonraki bölümde Kültigin D11'deki Gök Türk şifreli yazısını inşallah ele alacağız.


 
  Tengrinin Türkü-Oktan Keleş
Ulu Baş Atalar......
 
Tüm bu satırlar ; Türk Tarihini ,hak ettiği biçimde ele alabilmek için yazıldı. Dileğim odur ki ; araştırmacılar dini metinleri,efsaneleri,yazıtları birlikte inceleyip konuyu derinleştirirler.

Türk Devleti sanıldığından çok daha büyüktür.Araştıranlar,aradıklarını Türk Devletinin gücüyle eninde sonunda bulacaklar ve yeni yazıtları okuyacaklardır.Moral bozmanın,ense karartmanın zamanı yeri değildir. Konuyla ilgili tüm hocalarımız bir kat daha şevk ile Türk Devleti ile dirsek temasında "ilgili yazıtları" bulup okumalıdır.Şu anda bile Moğolistan coğrafyasında arkeolojik kazılar devam etmektedir.Bunlar bilinenleridir...

Diğer bölümde inşallah görüşmek üzere Selam ve Dua ile...


Hamdi Cenk Düzgit





Bu haber 4,721 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Yazarlar


    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,258 µs