En Sıcak Konular

Tengri'nin Türk'ü ve Su Taşı

25 Ağustos 2019 07:38 tsi
Tengri'nin Türk'ü ve Su Taşı Tengri'nin Türk'ü ve Su Taşı

Bizlere Türk olmak gibi büyük bir izzet ve şerefi bahşeden yüce Allah'a sonsuz hamd-ü senalar ederim. Selamın en güzeli en yücesi en temizi en kalbisi başta sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed Mustafa efendimiz olmak üzere bütün peygamber efendilerimize, Tengri’nin Arslanı, ilmin kapısı Hz.Ali efendimize ve tertemiz ehl-i beyte, 12 imamlara, hoca Ahmed Yesevi hazretleri başta olmak üzere bütün ululara, şehitlerimize, hakkın nizamını ayakta tutmak için mücadele veren bütün kulların üzerine olsun.

Verdiği bilgiler ile zihnimizde çığırlar açan, bizlere kim olduğumuzu ve misyonumuzu hatırlatan gönül sultanımız Okyay Kağanımızın muhteşem eseri Tengri’nin Türk'ünü okuduktan sonra, ne kadar büyük bir görevinin ve sorumluluğunun olduğunu iyice idrak ettim.

Elbette verilen bu görevi yerine getirmek için biz Kalperenlerin de üzerine düşen çok büyük ve tarihi sorumluluklar var.

Olacak olan olmuşun içinde olduracaklarımız var. Okyay kağanımızın serüvenine baktığımızda aslında bugüne kadar olan bütün mücadelenin çıkış noktasının su taşını bulmak üzerine olduğunu görüyoruz. 

SU TAŞI NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ? 

Başgörmez buyruk kendisine verilmeyince kibirlenmiş ve hayat ağacını ele geçirmeye çalışmış ama başarılı olamamıştı. Gayesi hâlâ değişmedi. Hâlâ ebedilik peşinde ve hayat ağacını ele  geçirip zannınca hayat veren olmak istiyor. 

Bu yüzden öncelikle hayat ağacının koruyucuları olan Türklere karşı yandaşları ile beraber bütün cephelerde üstünlük sağlamak zorunda. 

Yerde Türk’ün varlığını silmek ve Tengri’ye karşı bir hamle yapabilmek için gizlice yönettiği galaktik şerliler saldırı hazırlığı içindeler. Bu sebeple hem olası büyük kayıplar verebileceğimizi düşünerek hem de diğer galaksilerdeki stratejik gezegenlerde yer tutup varlığımızı devam ettirebilmek ve hakimiyet kurabilmek adına su taşı çok önem arz ediyor. Su taşını Başgörmez ele geçirirse sadece var olduğumuz galaksi ve gezegenlerde kalmış oluruz ki bu büyük bir risktir.

SU TAŞI NEDİR VE NEREDE OLABİLİR? 

Su taşının ulu baş atalar tarafından oluşturulduğunu düşünüyorum. Ötükenoz, Tengri buyruğu ile Türklerin yönetimine verilince Başgörmez burayı ele geçirmek için savaş kararı almıştı. ulu baş atalarda her ihtimale karşı, hayat ağacının ve hayatın sırlarını su taşına kayıt ettiler. Su taşı bana göre, Ötükenoz Türklerin yönetimine verildiği zaman yapıldı. Başgörmez hayat ağacına ve Ötüken’e saldırı kararı alınca her ihtimale karşı hayat ağacının ve yaşamın bilgileri kopyalandı. 

Bu bilgileri, yaratılan ilk öz su olan ve bizim bildiğimiz suya benzemeyen aynı zamanda kutsal hayat ağacının can suyu ve dış gök'ün de cevheri olan Arş suyuna kayıt edip kristalize ederek biçimlendirip kullanılır hale getirdiler. En doğrusunu Allah bilir. 

"hem o’dur ki gökleri ve yeri altı günde yarattı. Bundan önce ise arş’ı su üstünde idi. Bu kâinatı yaratması sizden hanginizin daha güzel iş ortaya koyacağını imtihan etmek içindir. Böyle iken sen onlara “öldükten sonra elbette dirileceksiniz!” dersen, o kâfirler bunu haber veren Kur’ân’ı kasdederek “Bu, aldatıcı olma yönünden, besbelli bir büyüden başka bir şey değil!” derler." (Hud, 11/7)

Münir Derman hazretleride - SU 2- kitabının " Allah her şeyi muhittir "adlı kısmında bu konuda;

" Her cisimde bir zerrecik su vardır.

"Kristalografi" 

"Her Şeyi sudan yarattık" âyet...

Kainatta su zerresi olmayan cansız, canlı bir şey mevcut değildir.

ALLAH kelâmında:

"Benim Arşım su üstündedir."

Fakat bu su bildiğimiz su değildir.

Arş nedir?

Lâ Mekân.

Durgun, enerji kaynağı.

Bilemiyoruz..." diyerek bahseder. 

Sultan Babamız da Kulbak bilge adlı eserin 2.kısmında 25.sayfadan 28.sayfaya kadar olan kısımda "var, dış gök, kutsal ışık" kavramlarını anlatırken dış gök cevherinin su olduğunu belirtmiştir.

Sonrada bu taşı ulu atalar Tengri'nin Tek'ine verdiler.su taşı, Tengri’nin teki  tarafından al dairesi içindeki yıldızlarda öz yaşamı başlatmak için kullanıldı. Adam Ata Ötükenoz’dan yeryüzüne "birbirinize düşman olarak inin" buyruğu gereği inerken bu öz yaşam oluşturulmuş gezegenlerden bazılarında durakladı. Tengri’nin teki bu taşı adam ataya hediye etti ve adam ata Dünya'ya inene kadar bir çok gezegende öz yaşam başlatıp soy bıraktı. 

Dünya'ya inmeden çok evvel bu taşı oğlu Hun Ata'ya yani Alim'e verdi ve ondan ayrılarak Dünya'ya yerleşti. Aradan ne kadar zaman geçti bilinmez. Hun ata aniden gerçekleşen manyetik bir tufan esnasında su taşını, ayrıldığı gezegenin bilgileri ile beraber küre gemiye yükledi. Yaşadıkları gezegen yok oldu. Gemi Tengri’nin çizdiği yörüngede hakimiyet sırları ile bir hayli zaman süzüldü ve Ay’a yaklaştı.

Küre gemideki bilgiler Ay'a taşındı. Ay bilgi doldu. Daha sonra Hun Ata Tengri gemisinden aldığı bilgilerle uçan bir binek yaparak dünyaya geldiğinde Başgörmez ve ona uyanlar aya saldırdılar. hun ataya uyanların akıbeti bilinmemekle beraber küre geminin de nerede olduğu şu anda bizce bilinmiyor.(bilenler varsa selam olsun)

Hun ata'(alim)nın oğlu bizlere "kızıl elmayı arayın bulun. Yeryüzünün son nefesine kadar..." tembihini törelediğine göre elimizden geleni yapmalıyız.

ATABÖRK KAĞANI BULMAK

Kızıl elmamıza yani küre gemimize ve içinde ki hakimiyet sırları ile su taşına da ulaşabilmek için, Kulbak Bilge kitabında şöyle yol gösteriyordu bilge Okyay kağan;

"Kızıl gemide asıl bilgileri sırlar

O gökte süzülmekte

Sahiplerini bekler

Onu ele geçirmek Türkün görevi.

"ONA ULAŞMAK İÇİN YERDE YAPACAK İŞLER VAR" 

Bu işlerden en önemlisi şu anda bana göre Atabörk kağana ulaşmak. Çünkü Apa na ip ucunun onda olduğunu söylemiş ve bunun üzerine okyay kağan onu zindandan kurtarıp, düşmandan kurtulmak için zaman çarkına girmişlerdi.

Okyay kağan zaman çarkından sonok'a düşmeyi başarmış ama Atabörk çarkın içinde asılı kalmıştı. 

Kulbak bilge "atabörk dalda asılı. düşmeyi bekleyecek" dediğine göre bu çarka dışarıdan müdahale edilemiyor. Ama düştükten sonra gideceği zaman dilimini belirlemek Kulbak atanın tasarrufunda diye düşünüyorum.


Hepimizin yazgısı birbirine bağlı olduğuna göre Atabörk kağanı bulmamız lazım ve ipucunun ne olduğunu öğrenerek ona göre yapacağımız işleri planlamamız gerekiyor.

Eğer asılı olduğu yerden düştü ise zaten Okyay kağan da olduğu gibi erenler onu ait olduğu yere ulaştıracaktır. Sabırla beklemekten başka yapacak bir şeyimiz yok sanırım şu an için. 

Tefekkürümü yavaş yavaş sonlandırırken bir çift sözde şeytan ve avenesine söylemek istiyorum. 

"Bilge okyay, Ötüken'deki kırk kemerli bahçesinden seyrediyordu ANILARINI gök kurduyla. Gözlerinin önünde can bulmuştu MAZİ."

Hepiniz çoktan mazi oldunuz ve olan oldu olacak olan olmuşun içinde. Boşuna uğraşmayın. 

Tefekkürümde ki hata ve kusurlar şahsıma aittir.

Ne Mutlu Türk'üm Diyene... 

İbrahim Göktürk Gümüş 



Bu haber 1,480 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,135 µs