En Sıcak Konular

OTAĞ

14 Ağustos 2019 20:54 tsi
OTAĞ ESKİ DEFTERLER: OTAĞ

    

OTAĞ

 

Eski Defterler...   


 

    

 

 

 

 

 

 


 

Oktan Keleş

oktankeles@gmail.com  

onaltiyildiz@gmail.com 

Twitter:@oktankeles

 

                                                      METİN HALİ

 

1.SAYFA

ENSTRÜMAN SIRRI: YÖNETİM-SES-NİZAM SİSTEM BAĞLAMI


Tarih: 16 Mart 1999

Saat: 03:30

Yer: Beyazıt, Koca Sinanpaşa Medresesi

Yer insanları çoğalmaya başlayınca Ata kişi insanları bağırarak çağırıyor, topluyordu. Sesi ona hastı. Hayvanlar, doğayı taklit karışımıydı. İnsanları onun sesini tanıyordu ve bir gün öldü. İnsanları yeni Ata kişi seçtiler. Ölen Ata’nın kemiğinden ilk ses çıkaran üflemeli bir (düdük) alet yaptı yeni seçilen. Sonuçta ölen Ata kutsaldı. Bu düdük onun sesi gibiydi saydılar. Ölen Ata kişi Tengri adına çağırıyordu. Yeni ata bu adeti sürdürdü.

Toplandı insanları düdük sesini duyunca. Önemli hadiselerde bu aletin sesi ile toplanıldı. (Düdüğü) sadece lider Ata kişi taşıyabilirdi ve başka düdük yapmak ikilikti, cezası ölümdü. Herkes düdük yapsa, öttürse kaos olurdu. Bu yasaya itaat edildi.

2.SAYFA

Önemli olaylarda ve işlerde tek sesle toplanıyorlardı kabileler ve işler çoğalınca karışıklık meydana geliyordu. Av, tarım vuku bulan önemli hadiselerde savaş gibi tek sesle çağrıldığında ne için çağrıldığını bilmeyen kabile disiplinsiz ve hazırlıksız geliyorlardı. İlerleyen zamanlarda buna da bir çözüm ürettiler. Ata kişinin kemiği gömüldü. Su kamışından 3 delikli 3 ses veren alet yapıldı. Sesler kabileye öğretildi. Buna göre birinci delikten çıkacak olan sesle avcılar ve savaşçılar toplanacak, ikinci delikten çıkacak olan sesle tarım işi ve kabile işini görenler toplanacak, üçüncü delikten çıkacak olan sesle Ata kişinin çağrısına cevap verilecekti. Böylelikle ayrı bir disiplin ayrı bir yasa oluşmuştu. Üç sesli yasa ile kaos ve karmaşıklık ortadan kalkmıştı. İnsanlar artık kendi yaptıkları aletin sesini yasa saymışlar ve bu seslere kulak vermişlerdir. Su kamışına açılan üç delik tarihteki ilk notanın da atasıydı. Derken insanlar çoğaldı ve yayıldı. Tek bir üflenen kamış kulaklara sesini duyuramaz oldu. Mesafeler buna engeldi. Buna da bir çözüm bulundu. Birden fazla üç delikli kamış yapılmasına karar verildi. Seçilen kişilere dağıtıldı. Artık lider haricinde insanları toplama aletini seçilen kişilerde kullanacaktı (Tellallar gibi). Liderlerinden aldıkları emir ve yasa ilanlarını insanları toplayarak ilan edeceklerdi. Bir müddet böyle sürüp gitti derken bir gün içlerinde husumet oluştu. Ayrılanlar başka kabile kurdu onlarda kendi aletlerini yaptı. Zamansız üflemeleriyle birbirlerini yanılttılar ve kaos tekrar baş gösterdi. Buna da çözüm üretildi. Kamışa birkaç delik delinerek yasa delinmiş oldu. Fazla delikli aletten küçük armoni icat ettiler. Bu akort sisteminin de ilk icadıydı. Alete ayrı bir disiplin getirilmişti.

3.SAYFA

Artık her kabilenin kendi armonisi vardı. Artık özgürdüler. Herkes kendi armonisini duyunca tanıyordu. Her kabile armonicisi ve alet, akort disiplini farklı olduğundan çok az kişiye ezberletiliyordu. Aletler başka kabilelerce kopya edilmesin diye seçilen kişilerce muhafaza ediliyordu. Kabilelerin bu armonileri adeta kendi İstiklal Marşları gibiydi. Başka kabileye geçmesi durumunda bu aletin muhafaza edenlerin ölümü demekti. Bir müddet birbirlerinin aletlerinin ele geçirilmesi baş gösterdi. Zira alet hangi kabilede ise iktidar ve yasa koyucu oydu. Bu yarış sürüp gitti. Armoni ile toplanan halka yasa koyucu liderleri tarafından kabilenin ne yapması gerektiği, yasaları, buyrukları, atalarının hikâyeleri vaaz edildi. Derken içlerinden biri isyan etti ve “bizi kendin için topluyorsun” dedi. İsyan etti. Bu kişi tarihteki ilk teröristti. “Kendi aletimi yapacağım, kendi içimden geleni aletimle söyleyeceğim” dedi. “Kendi yasamı (fikrimi) ilan edeceğim” dedi. 

(Pan: böylelikle Pan mitolojisi doğmuştu. Ormanda aniden yasa dışı üflemeyle insanları korkutuyordu. Bu teröristlikti ve suçtu. Bunu yapanlar lanetli varlığa dönüşüyor efsanesi otorite tarafından yayılıyordu. Pan-Panik kelimesinin kökenidir.)

Bu fikre çok kişi katıldı. Bir kez daha ikilik çıktı. Bir başkası; “Ben de alet yapıp sevdiğim kadına aletle söz söyleyeceğim, yaşamak istediklerimi anlatacağım” dedi. Bir başkası “kendi yasalarımı çocuklarıma söyleyeceğim” dedi. Bir başkası “ben de bir alet yapıp Tengri’yi anacağım” dedi (İlk ilahinin atası). Kan aktı, nizam yine bozuldu. Baş edemeyince serbest bırakıldılar. Toplanma için kuru deri, davul icat edildi.

4.SAYFA

Böylelikle yeni gelenek başladı. Derken biri “Neden hep aynı aletten, su kamışından ses çıksın ki” dedi. Ağacı kesti, ateşe tuttu, içini oydu, hayvan bağırsaklarından tel yapıp telli çalgı yaptı. Biri yay ekledi. Artık insan hem çalıp hem çığırıyordu. Bu sayede neşelerini, sevinçlerini, korkularını, hüzünlerini, yaslarını ağıtlıyordu. Su kamışı üflemeli çalgı kullananlarla, telli çalgı kullananlar arasında büyük bir husumet başladı. Çünkü su kamışı sudandı oysa telli çalgılar ağaçla, ateşle yapılmıştı. Sözde işe şeytan sesini karıştırmıştı. Üflemeli alet Rabbani sayılmıştı ve yaratıcı ilahileri üflenebilirdi. Arapçada üflemeli aletlerin tümüne “mizmor” denir. Davut peygamberin Mezmurlar kitabının açılımı, müzik aletinin sadece Tanrı sözlerini icra edilir inancı doğdu. Telliler ise sözde şeytanın davetidir. Bu inanç saçmalığı bugün dahi sürmektedir. Birçok müzik aleti zamanla doğdu. Korkut Ata "şeytan bunun neresinde*" diyerek il il dolaşıp töreyi, destanları anlattı. İnsanlar etrafında toplandı. Deflerle zikir ayinleri meclisleri toplandı. Eski Mısır’da Firavun kendi yasalarını ilan etmek için müzik aletleri icat ettirdi. Birçok uygarlık aynı yolu takip etti. Kimi aletler Tanrı’ya kimi aletlerde şerre davet sayıldı. Artık müzikte de ikilik çıkmıştı. Birçok müzik aleti günah sayılmıştı. Tarihte bilinen Lut kavmi, Lut ismindeki müzik aletini icat ederek insanları Tanrıya isyana topluyordu. Bu müzik aleti vasıtasıyla insanlar şarabında etkisiyle kendilerinden geçiyor büyük günahlar işliyorlardı. Buna Lut Yasası dendi. Dolayısıyla bu toplanmalar Tanrı için değildi ve sesle helak olmuşlardı. Lut aleti unutulmuş, birisi tarafından hatırlanmış bir benzeri lavta olarak sahneye çıkmıştı. Lavta kelimesi livata kelimesinden türemiş özellikle Osmanlı’da bu alet çok çalınmıştı. Daha sonra Ud ismini alacak formda yeni bir benzeri alet yapılmıştı. Devletler oluştukça kendi müzik ve müzik aletlerini birbirlerine empoze ediyorlardı.

5.SAYFA

Mesela 13.yy’da Türk-İslam çağının altın günlerinde, Türk âlimi Farabi’ye bir müzik aleti yaptırılmıştı. Balkan, Arap ve Asya coğrafyasının halklarına sentez bir ses, onları toparlayacak, ruhlarını bir araya getirecek, ülkülerinde birleştirecek ve yasa halini alacak bir alet. Farabi kendi akort ve disiplini içinde bu aleti yaptı. Adına da Kanun (Yasa) dendi. Uzun süre insanlar arasında kabul gördü ve görmektedir. Telli ve yaylı aletleri yapanlara Luthier adı verildi. İlk başlarda Ata kişinin düdüğü insanların kendisini çağırırken artık ruhunu çağırıyordu. Ama nereye? Kimin yasasına? Kimin sözlerine? Kimin fikrine ve ideolojisine? Tartışmalarda buradan çıkıyordu. Ruhlar Tanrı için mi toplanıyor, O’nun yasasına mı toplanıyorlardı? Yoksa şeytan için mi? Onun davetine mi? Bugün de yobazlarca tartışılan bir konu. Bazı müzik aletlerinin yasak edilişi, kökeni bu bilgiye dayanıyor. Üflemeli su kamışından yapılan müzik aletleri cahilce Rabbani sayılırken telli, yaylı musiki geleneği şeytanca sayılıyor. Tabii ki bu bir saçmalık. Orta yol aranıyor bazı Âlimlerce musiki aşığın aşkını, fasığın fiskınını arttırır. Mevlana ise “Dinle neyden ne hikaye etmede” deyip ney sesinin Tanrıyla ilişkisinin kurar. Hasret, vuslat sembolizmasında tasavvufta konu olur. Kuran’da “Ben sizin Rabbiniz değil miyim? Ayetiyle ruhların o güzel sesi aramasında musikinin doğuşunu ilişkilendirirler. Kambar Ata (Kamber) “Dutar” isimli sazın mucididir. Bütün Türk toylarında ve düğünlerinde vazgeçilmez eğlence kaynağıydı. Bu yüzden “Kambersiz Düğün olmaz” sözü günümüzde hala kullanılır. Yine müzik aletleri savaşta asker toplamak için kullanılmıştır. İlk askeri bando tarihte Türkler tarafından kurulmuştur. Yine Türkler Osmanlı’da Mehteranı kurmuşlardır. Dünyada tarih öncesi müzik aletleri artınca egemen güç kendi müziğini ve müzik aletini empoze eder dedik. Uzun yıllar süren savaşlarda yenişememeleri müzik aletlerinin beraber çalınma kararını aldırmıştır insanlığa. İlk korolar böyle kurulmuştur. Müziğin kültürlere bölünmesi ve evrenselleştirilmesi görülmüştür. Kültürel kibir insanlık ailesinde ilk, din ve müzikle kendini göstermiştir. Mehteran bölüğünün batı Kültürü’nün müzik aletlerini alması ve lağvedilmesi yüzlerce örnekten bir tanesidir (Egemen güç empozesi). Müzik aletleri bir yasa, toplumu toparlayan, sürükleyen unsur olarak doğmuştu. Çobanın koyun sürüsü yönetimindeki kaval bunun bir sembolü oldu. Orta çağda Fareli köyün kavalcısı da toplumu sürükleyen çocukları kaçıran, toplayan otorite karşıtı betimlemedir. Kavalı kimin için çalacağı, hangi yasa için üfleneceği tartışması.


6 VE 7.SAYFA

Tarih boyunca dinsel gerekçelerle ve otorite yasalarına isyan gerekçesiyle birçok müzik aleti ve müzik türü yasaklanmıştır. Müzik adamları da lanetlenmiştir. Bu müzikle kendi düşüncelerini, ideolojilerini ve yasalarını yaymak ve ilan etmek için daha çok hırs yaptırmıştır. Birçok müzik türü ortaya çıkarmıştır. Müzik insanı türetmiştir. Metal, Protest müzik bazı örneklerdir. Pir Sultan Abdallar, Bob Marleyler vs. Türklerde tarih boyunca Ozanlık, Abdallık Korkut Ata makamıyla müesseseleşmiştir. Birçok destanlar, tarihi hikâyeler, hadiseler çalınıp çığırılmıştır. Türkü adı üzerinde Türk’e ait demektir. Bu musiki türü de Türk’ün dünyaya gönül empozesidir. Büyük bir değer olarak insanlığa kattığıdır. Türk Bektaşi geleneğinde deyişler, ilahi hakikatler, kopuz geleneğinin bir parçasıdır. Bu deyişlerde yine Tanrı kutsalları, Uluları anılır ve milyonlarca gönül bir olur, toplanır. Ata kişinin düdüğü başlangıçta Tengri için üflenirdi ve insanlar bu sesle toplanırdı. Birçok dinde toplanma yasası müzik aletidir. Yahudilerde boynuz şofor ve diğer dinlerdeki çan vs. gibi. İslam’da da Tanrı için toparlanma yine bir sesledir. Fakat bu ses, insan sesi Müslümanları ibadet için toparlama vesilesi tartışılmış ve kabul edilmişti. Tartışma esnasında boynuz, çan, davul teklif edilmiş, Yahudi, Hristiyan ve diğer dinlerin toparlanma aleti olduğu için kabul görmemiştir. Bilal Habeşi, Habeşistan’ın Aksum krallığının zengin ailelerinden birine mensup soylu bir kişiydi. Mekke’ye ticaret yaparken kervana saldıran dönemin Araplarınca köle alınmıştı. Daha sonraki hikâyesi malumdur. Ezanla ilişkisi malumdur. İlk ezanı okuyan mübarektir. Ezan, insan sesiyle Allah’a çağırma, Allah için toparlanmaya davettir. Ezan kelimesi Arapça ezin kelimesine dönmüş çağır, çağırmak anlamındadır. Fakat ezan kelimesinin asıl müsebbibi, Habeş kralı. Habeşistan’da ki Aksum kralı, kral Ezana’dan gelir. Kral Ezana vaftiz edildikten sonra Abreha ismini alır ve Hristiyanlığı ses ile ilan eder. Bu oradaki bir gelenektir (Meşhur Ebrehe). Bu geleneği bilen insan sesi ile çağırmayı teklif etmiş ve kabul görmüştür. Yanındaki başka bir Habeşli, Peygambere bu teklifi sunmuştur. Bilal Habeşi’nin sesinin çok güzel olduğu, telli bir müzik aleti çaldığı bilinir. Fakat bugün ezan sesi elektronik cihazla yani mikrofonla okunmakta. Bilimsel olarak da bir gerçektir ki cihazdan çıkan ses, insan sesi değildir. Burada, cihazda bir müzik aletine dönüşmüştür. Bu tartışılması gereken bir konudur. Özellikle geçtiğimiz yüzyıldan itibaren birçok sanal, dijital ses, insanlık âleminin kulağına sokulmaktadır. Hegemon güçler bunu Müslüman âlemi başta olmak üzere insanlığa kabul ettirmiştir. Alarmlar, siren sesleri, dijital bir ses, dijital müzik aletleri, elektronik müzik aletleri ve çıkardığı sesler milyonları etkilemekte, fıtratı ritim duygusundan etmekte, yüz binlerce kişiyi aynı anda stadyumlarda, konserlerde toplamaktadırlar. Rus Profesör Leon Theremin 1928’ de yeni çağın müzik aleti iddiasıyla bir müzik aleti icat etmişti. Aletin özelliği alete hiç el değmeden çalınabilmesiydi. Havadaki frekanslarla, el hareketleriyle icra ediliyordu. İsmi Theremindi. Korku filmlerinin jenerik müziği gözdesiydi. Bu empoze de ciddi sonuçlar vermiştir. Müzik aletine dokunmadan çalmak bir devrimdi. Milyonlarca insanı sinemalarda toplamışlardı. Şimdi sır gibi saklanan yeni müzik aleti ise hiç sesi duyulmayan, beyin nöronlarına gönderilecek, kişiye özel frekanslarla çalınan ruh çalan aleti. Bu alet sadece seçilen insanların duyabileceği ve onları toparlayacak bir alet. İsmi Amel. Sanal müzik aleti seçtiği insan beynini hüznü, duygusallığı, ve bütün hisleri teşhis edebilen ve ona göre frekans gönderen yapay zeka ürünü. Besteler yapay zeka tarafından yapılmakta. Namı diğer şeytanın düdüğü, deccal’in nefesi. Acaba kimin yasalarını ilan edecek? Ve seçtiği milyonları ne için toplayacak? Hangi şerri çağıracak? Yobazlar müzik haramdır deyip Ramazanda müzik eşliğinde ayet, hadis okuyup şov yaparlar. Ahkâm keseceklerine, bilimle uğraşsalar deccal‘in nefesine belki çare bulurlar.

Kamlar; Frekans kesiciler. Kötü frekansları pozitife çevirenler, Kam davuluna ve bilgisine bu yüzyılda çok ihtiyaç olacak. İnsan fıtratı, rüzgar sesi, yağmur, hayvan, ateş, su ve tabii sesler duymak istiyor. MU-SU-KITA. Musiki, “Mu”dan gelen. 

Bundan sonraki bölüm; kimler etkilenir? Kimler etkilenmez? Sebepleri nedir? Son müzik aleti Sur’a üflenmeden kimin düdüğünü çaldığımızı bilmek lazım…

OKTAN KELEŞ




Bu haber 9,772 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,784 µs