En Sıcak Konular

Acaba Ben?

3 Ağustos 2017 08:27 tsi
Acaba Ben? Acaba Ben?

ACABA BEN …!

Acaba ben….

Acaba ben….

Ocağımız kurulduğundan bu yana Deruni Babamız, Sultanımız'ın muhabbetlerinde Allah’ın bizim için seçtiği ve kemalata erdirdiği İslam dininin hakikat damlalarını gönlümüze düşürdüğü muhabbetullahlarında bulunduğum güzide anda Atalarımızın Tengri’ye olan yakınlığını dinledikce hayıflanmadan edemedim, keşke bende o zamanda olup bu manayı yaşayabilseydim diye çok iç geçirmişimdir.

Onlar hayatın bu yakasındaki yaşamlarında Tengri buyruğunu arı ve duru yaşamışlardı.Tengri buyruğunu gündelik yaşamlarında o kadar dolu ve samimi olarak yaşamışlardı ki bu yaşamlarının örnekleri binlerce yıl sonrasına onların hikayeleri olarak efsane şeklinde bize ulaşmıştı.

Tengri her yerdeydi. Bütün yaratılmışlığı kuşatmıştı. Böylesine bir yaratıcıya, sonsuz Kudrete onun azametine yakışacak şekilde En Azametli Dağa çıkarak yakarışta bulunur,alkış ederler (överler)di.. 

Bunun için Tengri Dağı’na çıkarlardı. Sarp kayalıkların dik yokuşların üzerinden yürümeden önce canlarını kuvvetlendirmek için tıka basa değil,yeterince yemek yerler,güçlenmek için kımız içerler sarp yokuşa Tengri Dağı’nın zirvesine tırmanırlardı.Bu öylesine ciddi bir işti ki Önderlerinin sözlerini emir telakki ederler,çok muntazam bir disiplin ile uyum içerisinde sessizce hareket ederlerdi.

Yardımlaşırlar,kol kola girerler,birbirlerine destek olurlar,güç verirler,arka çıkarlar,el uzatırlar ama bunların hepsini saygı ve disiplin içerisinde yaparlardı.

Bu olay onlar için bir doğa gezisi,yeni yerlerin keşfi hiç değildi.

Evet,bir keşif yapıyorlardı,gönüllerindeki Tengri cevherini ve bu cevherin manasına ulaşmak ve ortaya çıkarmaktı amaçları.Bunun manevi zevki bu zor ve sarp yokuşun yorgunluğunu onlara unutturuyordu.

İşte bu mana onları disipline ediyor,ciddiyete bürüyordu.Artık o yokuşa çıktıklarında yemekten,içmekten ve sözden kesilirler,derin bir tefekküre dalarlardı.

Tengri buyruğunu ne kadar hayatlarına uyguladıklarının muhasebesini gök kubbenin altında her biri kandil gibi asılı yıldızları,ayı ve samanyolunu temaşa ederek acziyetlerini ortaya koyarlar,eksiklerini-hatalarını gözden geçirirler,Tengri’ye yakarışta bulunurlar,Tengri buyruklarını yeniden gönüllerinde canlandırırlar, Tengri buyruğunu aldıkları Yalvaç ile görüşürler,yeniden bir yenilenme ile mayalanır ve ergen olurlardı.


Buyrukları yaşamak için tekrar obalarına döner ve mayalarlardı.Bu ergenlik onları bütün yaratılmışlara karşı sorumluluklarını yerine getirmede yol gösterici olurdu.Tengri Dağı;uzakta da olsa tırmandıkları sarp yokuş ve taşıdığı mana her zaman gönüllerinde olduğu için gözlerinin önündeydi.Ona her baktıklarında bu mana yeniden canlanır,onları Tengri buyruğuna karşı sorumluluk bilinci içerisinde hareket etmelerini sağlardı.

Tengri Dağı’nda kondukları Ötüken’de  Yüzyıllar sonra Kalperen Ocağı’nda bu Kadim Bilgileri Gönül Sultanım ız,İslam İnancı’nın hakikat damlalarını anlatırken bu Kadim inanç töresini de bir müjde ile vakit geldiğinde bizde yaşarız inşallah diyerek anlatmıştı.


Ve müjde günü geldiğinde 28 Temmuz 2017 bu kadim törenin yüzlerce yıl sonra Ruhumda var olan o Kadim Türk Milletinin ferdi olma manasının tekrar yaşanacak olması beni heyecanlandırıyordu.

Bugün dahi o Kadim Töre’nin az da olsa yaşandığı Bayındır Han’ın ilinin Töre ilçesine bu heyecanla vardım.Gönül Sultanımız'ın yaşadığı köydeki taş evine;ki bu evin her bir taşına bu Kadim Töre’nin manası adeta işlenmişti.Bir çok koldaşımızın ve benim de şahit olduğum Kayı Tamgası ve daha birçok tamganın üzerine kazındığı taşları gördüğümde bu mana her bakışta canlanıyordu.Bu tamga ve taşıdığı mana ilk andan itibaren nasıl bir ciddiyet ve disiplin içerisinde olmam gerektiğini bana hatırlatıyordu.

Geziye katılacak bütün koldaşlarımızla toplandığımızda sarp yokuşa çıkmadan önceki herkes adeta yoklamadaymış gibi tekmil veriyor,gelecek olan , yolda olan , eksik olan koldaşlarımız hakkında bilgiler veriyordu.

Gönül Sultanım ız,Önder’imiz, Hocamız ,Ağabey’imiz, her koldaşımızla ayrı ayrı ilgileniyor,hasbıhal ediyor,rahat ettirmek için elinden gelenin , imkanların fazlasını bizlere sunuyordu.

Mana yüklü tırmanış öncesi bilgiler veriyor,uyarılarda bulunuyor,eksiklerimiz noktasında hatırlatmalar yapıyordu.Bu köy evini aldıktan sonraki yazların bir bölümünü burada geçirir,dinlenirlerdi.Ama hiçbir zaman bu dinlenme boş bir yorgunluk atma dinlenmesi olmamıştı.Birçok çalışmalar yapıyor,yeni eserler ortaya koyuyordu,bu yaz da aynı şey olmuştu.

Yeni yazacağı kitap çalışmalarına yoğun bir şekilde köyde devam ediyordu.Kendisi “İşte bizim dinlenmemizde böyle” diyerek latife yapmıştı.Sabah vakti namazı için hazırlıklar yapılmaya başlandı,imamsız köy camiisine vakit eda edilmek için gidildi.Namaz sonrası dinlenmek için döndüğümüzde avluya sığmayan 80kişi nerede yatacak diye düşünürken “Bizim gönlümüz geniş…” cevabı bu tereddütümüzü ortadan kaldırdı.Adeta mekan genişlemiş,hiç kimse ayakta kalmamış,herkes yatmıştı bile…


ACABA BEN

keşke diyerek hayıflandığım,olmayı arzu ettiğim  Ötüken’de Atalarımın sarp yokuşa , Tengri Dağı’na  çıktıkları mananın heyecanını mı yaşıyordum?

YOKSA 

Hiç görmediğim ..... Dağlar’a çıkacağımın heyecanını mı yaşıyordum?!

ACABA BEN

Çıkacağım bu sarp yokuşa eksiklerimi gözden geçirirken Tengri Buyruğu’na ve ona olan yakınlığımın eksikliğini mi tefekkür ettim?

YOKSA

Yanıma alacağım malzemelerin eksikliğini ya da tamlığını mı düşündüm?!

ACABA BEN

Sarp yokuşun ve Tengri Dağı’nın hangi manalarına açım diye mi düşündüm?

YOKSA

Yanıma alacağım yiyeceğin açlığımı giderip gideremeyeceğini mi?!


Ne düşündüğümü hatırlıyor muyum acaba?


Bereketli bir kahvaltıdan sonra Sultanım ız bu yolculuğumuzun ehemmiyetini , önemini  , manasını anlatan bir muhabbet soru cevap şeklinde devam etti.Ve tarihi Tahtakale Camii ziyaret edilmek üzere Töre ilçesine gidildi.

Burayla ilgili bilgiler ve açıklamalar yaptığı esnada bizim bu ilçeye yeni geldiğimizi ve buranın halkı olmadığımızı gören bir Töre’li esnaf bizi öyle bir hoş sefa ile karşıladı ki,kendilerinden ve töreden ayrı görmeyerek “Safa Geldiniz Dostlar” diyerek karşıladı.Buranın Kadim bir kültürün korunarak Töre’nin yaşatıldığına en büyük kanıttı bu.Düşünebiliyor musunuz?! En azından yaşadığınız yeri düşünün ; çarşıda tarihi bir yeri ziyaret ediyorsunuz ve oradan biri sizi Safa geldiniz diyerek hoş bir seda ve mütesebbim bir yüzle samimi ve içten duygularla sizi selamlıyor.Hiç rastlamadığım bir olaydı,beni çok etkiledi.Onun için biz bir yabancı değildik,yaratılmıştık,insandık,Yaradan’dan ötürü yaratılanı seviyor,bu önemli Tengri Buyruğu’nu yerine getiriyordu.Bir ihtiyacımızın olup olmadığını sordu,”bir çay içer misiniz,aç mısınız?...” diye sordu.

Sakalı yoktu,sarığı,cübbesi de yoktu ama Töre İnsanıydı.Tengri Buyruğu’nu biliyor,yaşıyor ve yaşatıyordu.


ACABA BEN

Tengri Buyruğu’nu biliyor muydum,yaşıyor muydum,yaşatıyor muydum?!

YOKSA

Tengri Buyruğu’nu bilmem yetiyor muydu ?!


Vakit-saat-An yaklaşıyordu…Her bir taşında Kadim Tamga’ların manalarının fışkırdığı taştan köy evine döndük.Benim kalbim mi yumuşaktı yoksa hepimizi kucaklayan bu taş evler mi ?

Can’ımızı güçlendirmek,kuvvetimizi artırmak için Kurban niyetiyle olmayan Koç kesildi,sofra kuruldu.


ACABA BEN

Canıma kuvvet,gücüme güç olsun diye yeterince mi yedim.

YOKSA

Ben ,aç kalırım,orada yiyecek bir şey bulamam endişesi ile tıka basa yiyip eziyet mi verdim.


Sarp yokuşun başına gelmiştik.Sultanımız tekrar hassasiyetle ve önemle hatırlatmalarda bulundu,uyarılar yaptı,dikkat etmemiz gereken hususlarda talimat vererek gruplara ayırdı ve önümüze düştü.


ACABA BEN

Söylenenleri emir telakki edip,vazife sayıp ,disiplinli bir şekilde uyum içerisinde,sessizce talimatlara uydum mu?

YOKSA

Ben daha önce dağa çıkmıştım,askerlik yapmıştım,izci kampına katılmıştım,tracking yapmıştım,tecrübeliyim diyerek gayri ciddi ,dağınık ,gürültülü-patırtılı mı davrandım. 

ACABA BEN

Sultanımızın tayin ettiği Kol Başı’nın işlerini kolaylaştırdım,talimatına uyup birlikte hareket ettim mi?

YOKSA

Ondan daha tecrübeli,daha çevik,daha kuvvetli,daha hızlıyım diyerek uyumsuz,kendi başıma mı hareket ettim.

ACABA BEN

Koldaşıma güç verdim,destek oldum,yükünü hafiflettim,arka çıktım mı?

YOKSA

Ben onu görmezden geldim,”ben yapabiliyorum,o beni ilgilendirmez,ben çıkmama bakarım” mı dedim.


ACABA BEN

Sarp yokuşun taşıdığı manayı ve bu mananın hüzün ve sevincini mi yaşadım?

YOKSA

Ben güzel bir piknik yerinde geçireceğim vakti mi düşündüm?!


Sultanımızın tırmanış yerine varması ile beraber bütün koldaşların Kolbaş’larının talimatıyla uygun bir yere postlarını sermelerini söyledi.Karanlık çökmeden önce herkes postunu serdi yerleşmesini yaptı.


Atalarımızın Tengri Dağı’ndaki bu tırmanışı ve oradaki tören hakkında bilgiler verdi,tanıtımlar yaptı ve bir Av töreni düzenledi.Gece avlanma,sızma,koruma ve korunma konularında uygulamalar gösterdi.Adıyla müsemma OKYAY olduğunun kanıtına ve maharetine şahit olduğumuz zifiri karanlıkta ok ve yay ile nasıl av yapılacağını tavşan avlayarak bize gösterdi.Bu devirde tüfek icat olundu,mertlik bozuldu sözünün aksine gece karanlığında sadece ok ve yay kullanarak tek atışta tavşan avladı.

Bu av töreninin Kadim Ötüken Kültüründe birçok manası olmakla birlikte,bir manası da Kağan’ın Budun’una ,Budun’un da Kağan’a duyduğu özgüveni yaşatmaktı.Ve kendilerinde olan cevherin farkına vardırarak açığa çıkartmaktı.Bir Deruni manası da buydu.

ACABA BEN

Bu Deruni manayı yani; göremediğim nefsimi adeta gece karanlığında tavşanı fark edip avladıkları gibi nefsimi avlayabilmenin maharetini mi taşıyorum.

YOKSA

Ben sadece tavşanı görmekle iyi bir avcı olduğumu mu zannediyorum.


Gece yarısına doğruydu…Kadim Ötüken yaşamında var olan bir çok konunun şifacısı olan Kam’ların yaptığı Kam Töreni yapıldı.Kopuzlar eşliğinde Boy Boylanıp Soy Soylandı.Yükseklerin sözleri tekrarlandı.Manalar çağlayan misali akıyordu.Sultanımız ın işareti ile herkesin sırt üstü uzanıp göğe bakarak tefekkür etmesini söylemesiyle yattığımız yerden tefekküre başladık.Tıpkı Atalarımızın Ötüken’de Tengri Dağı’nda Gök Tengri’nin sonsuz büyüklüğünü tefekkür ettikleri gibi…

Yer ve gök arasında Adem’i yaratmıştı Kök Tengri.Sonsuz büyüklükteki Kök Tengri’ye yakışır en ulu,en yüce,en yalın Tengri Dağı’nın zirvesinde göğe baktıklarında bulundukları yer çevre dağlar adeta kubbesi yer ve gök olmuş bir ibadet yeri gibiydi.Gök,dağların zirvesinden eteklerine doğru bir kurganın şeffaf kubbesi gibiydi.Değişik büyüklükte,yakınlıkta ve uzaklıkta sonsuzluğu yaşatan yıldızlar,ay ve samanyolu,Yaratıcının da sonsuz büyüklüğü içinde bize acziyetimizi haykırıyordu.Ben Kimim? Beni Kim Yarattı? Niçin Yaratıldım? Bu sonsuz büyüklük, güç,kuvvet ve kudret  karşısında ne kadar acizim? Beni Yaratan Benden Ne İstiyor? Ne Yapmalıyım? Nasıl Yapmalıyım? Niçin Yapmalıyım? Ne Zaman Yapmalıyım? Bu soruları niçin unutmuştum,acziyetimi bana unutturan şey neydi?

Göğe kafamı kaldırıp tefekkür etmemi engelleyen şey neydi? Eksiklerim,hatalarım,göz ardı ettiklerim,kulak arkası ettiklerim,bir anda her bir yıldızın üzerinde yazılıydı sanki.Hüzün kapladı içimi.Tengri buyruklarını hatırlamaya başladım.Aklımdan gönlüme bir yol açılmıştı,samanyolunu görünce bu hüzün yerini umuda bırakmıştı.Yerde de gökte de Kök Tengri’ye ulaşacak yollar vardı.Samanyolu bunun delili gibi umudumu yeşertti,aydınlattı.Sultanımız ın Kök Tengri’yi anmasıyla hep bir ağızdan ve gönülden  Huu diyerek O’na yakarışımız başladı.


ACABA BEN

Sırt üstü yatıp göğe baktığımda Sonsuz büyüklük içerisindeki acziyetimi mi tefekkür ettim?

YOKSA

Ben “hiç bu kadar yıldızı bir arada görmedim” diye mi düşündüm?!

ACABA BEN

Samanyolunu gördüğümde Allah’a giden,O’nun hoşnutluğunu kazanacak ,bir ömür boyu izlenecek yollar olduğunu mu tefekkür ettim?

YOKSA

Şarkılara isim olmuş ne güzel mehtaplı bir gece diye mi düşündüm?!

ACABA BEN

şeffaf bir kubbesi olan yeryüzünde ve gökyüzünde ; yüzümü nereye dönersem döneyim O’nun benimle olduğunu hatırlayıp tefekkür mü ettim?

YOKSA

Yüzümü yere çevirdiğimde O’nun benimle olduğunu unutuyor muyum?!


Sultanımızın O’nun adını ayakta anmasıyla hep birlikte ayağa kalktık,Sultanımız ın baktığı yöne odaklanarak coşkun bir şekilde anmamız devam etti.Bir şey olacak hissi ve heyecanı uyanmıştı.Ne oluyordu?

Sultanımızın gece karanlığında karşımızda yaklaşık 30adım uzaklıktaki yamaca tırmandı ve An içinde An,Zaman içinde Zaman,Mekan içinde Mekan gerçek oluyordu.

Tengri Dağı’ndaydık ve Yalvaçla görüşme başlamıştı.Kulbak Ata,Yalvaç kişi topraktan dirilircesine kalkıyordu ve karşımızdaydı.Tıpkı Tengri Dağı’nda Yalvaç ile Kağan’ın buluşması gibi Tengri Buyruğu alındı,sözleşildi.Tarih canlanıyor,yeniden yazılıyordu ve hatırlama yaşanıyordu.Kalperenler Kut almıştı.Kulbak Ata,kalperenleri elini havaya kaldırarak Asasıyla selamladı.Dağ,taş Kalperenlerin Huu zikrine eşlik ediyordu.Ayaklarımız yere basmıyor,gönlümüz coşuyordu.Muhteşem buluşmanın tarif edilemez duygusu içerisinde mekan,zaman silinmişti adeta.Geçmiş zamana mı ışınlandık,geçmiş zaman günümüze mi geldi? Ne yaşıyorduk?! Bu efsane değil miydi? Anlatılan bir masal değil miydi? Film hiç olamazdı… Yoksa İlahi bir filmin içinde miydim? Her nasıl adlandırılırsa adlandırılsın gerçek karşımda duruyordu.Niçin şaşırıyorum ki?! Sultanımızın 2 yıllık muhabbetlerinde bu anı düşünüp özlememiş,içinde olmayı dilememiş,Tengri’ye yakarmamış mıydım? O beni duymuyor muydu? 

Gönüllerin birliği gerçekleşmişti,Tengri yakarışımızı kabul etmişti ve lütfuyla bizleri sevindirmişti.


Bu bir Milattı.Yeni bir dönemin başlangıcı,yeni bir görevin verilişi,yeniden Türk’ün,Yüce Türk Devleti’nin ve onun ayrılmaz parçası Yüce Türk Milletinin ,Dünya hakimiyetinin işaret fişeği idi.TENGRİ BİZ MENEN.!

Kulbak Ata,Sultanımızla kucaklaşmış,ona bazı bilgiler vermiş ve uyarılarda bulunmuştu.Yanına birkaç koldaşımızı alıp bir buluşma için topluluktan biraz uzaklaşıp yeni bilgiler ve uyarılarda bulunmak için yanımıza dönmüştü.Bunlar birer emir ve talimat niteliğindeydi.

Kalperen koldaşlarımız öğretilmiş,gizli tutulmuş, sınırlanmış ve hapsolunmuş sistemin dışında bilgi ve gerçeğe göre Sultan’ımızın önderliğinde yetiştiklerinden söylenen bilgiler karşısında hiç şaşırmayacak,tereddüt etmeyecek donanımdaydılar ve derhal talimatları tıpkı Atalarının Tengri Dağı’ndaki disiplini,uyumu ve sadakati ile hareket ettiler.

Başkörmez ve yandaşları insana olan düşmanlıklarını ve kurmayı planladıkları köle düzenini gerçekleştirmek için kendilerine tek engel olarak Yüce Türk Devleti’ni ve Milletini gördükleri için bu buluşmadan son derece rahatsız oldular ve bir saldırı düzenlemek istemişlerdi.

Ancak Türk’ün , GökTürkler’in gücünü ve Tengri’nin Türk’e olan yardımını göz ardı etmişlerdi.Her zaman olduğu gibi yine hüsrana uğrayacaklardı ve öyle de oldu.Müthiş bir savaş başlamıştı.Gökte ve yerde yine hüsrana uğradılar.Tengri,Türk’ü,Türk Devleti’ni ve Türk Milletini korudu.Savaş GökTürk’lerin şeytanileri püskürtüp,hüsrana uğratmasıyla bitti.Kalperenler çok iyi biliyorlar ki şeytaniler yeni bir deneme ile her alanda bu savaşı sürdürecekler.Gaflet ve delalet içerisinde bulunanlardan kendilerine iş birlikçi aramaya kadar ileri gidecekler.Ama Yüce Türk Devlet’i ve Milleti tarihte örnekleri olduğu gibi gaflet ve delalet içindeki hainleri ortaya çıkarıp bertaraf etmiştir.


ACABA BEN

Tengri Buyruğu’nu söyleyen er kişiyi,Yalvaç’ın söylediklerini mi dikkate aldım?

YOKSA

Tarihi bir şahsiyeti görmenin heyecanını mı yaşadım?!

ACABA BEN

Bu Kut’un manasını mı tefekkür edip sorumluluğumun farkına mı vardım?

YOKSA

Taltif edilmenin kuru sevincini yaşayarak “vay bee,ben neymişim” mi dedim ?!

ACABA BEN

Yeryüzünde ve gökyüzünde Tengri Buyruğu’nu yüklenmenin sorumluluğunu mu tefekkür ettim?

YOKSA

Benim için amaç Yalvaç’ı görmek miydi?

ACABA BEN

Kağan’ın sözlerini emir telakki edip yerine mi getirdim?

YOKSA

Karanlıkta kimse beni farketmez,yapmasam da olur,duymam yeterli diye mi hareket ettim ?!

ACABA BEN

Almış olduğum Tengri Buyruğu’nun sorumluluğunu hatırlayıp yaşadım mı?

YOKSA

Ben sadece olayın muhteşemliğine mi takıldım?!


Gün aydınlanıyordu,Sultanımız toplanma emrini vermiş ve toparlanma başlamıştı.Artık Tengri Dağı’ndan iniş başlarken hayatın bu yakasındaki yaşamda bana perde olan,ağırlık veren,tefekkürden uzaklaştıran eksiklerim,hatalarım,yanlışlarım burada kalacaktı.

Yeni bir diriliş,yeni bir uyanış,Tengri Buyruğu’nu yerine getirme bilinç ve sorumluluğuyla bu sarp yokuş bana adeta düz bir ovada yürür gibi kolaylaşmıştı.Umudumuz tazelenmiş,güç ve kuvvetimiz artmış,farkındalık kazanmış,kendimize olan güvenimiz tazelenmişti.Yine Sultan’ımızdan talimatlar geldi; disiplinli olmamız,sorumluluk bilinciyle hareket etmemiz,tedbirli olmamız,nefsi hareket etmememiz,Tengri’ye güvenerek Kut’umuzun mübarek olması dileği ile madden ve manen ayağımızın kaymaması  duasıyla inişimizi tamamladık.

Çalışan koldaşlarımız ertesi gün mesai başlayacağı için saat 16.00 da evlerine dönmek için yola çıkmışlardı.Sultanımız tek tek  herkesle kucaklaştı,hayır dualarla uğurladı.Kalan 23 koldaşımızla birlikte yine Töre ilçesine tarihi Yanık Konak nargile evine gittik.2-3 saatlik sohbetten sonra Sultanımız ın müsaadesiyle yola çıkmak için ayaklanmıştık ki,hoş bir seda ile karşılandığımız gibi Töre’li bir büyüğümüz yanımıza yaklaştı “hayırdır,bir cemiyet mi var” diye sorduktan sonra “yardımcı olacağım bir şey var mı ?” diye sordu.Köyde kalacak koldaşımız “ arkadaşlarımızı uğurluyoruz “ diye cevap verince “öyleyse sizlere uğurlar olsun,yolunuz açık olsun”diyerek bizleri uğurladı.


Töre devam ediyordu…

ACABA BEN

Bu çıkışın manasını mı yaşadım ?

YOKSA

Olaylara mı takıldım?!

ACABA BEN

Bu yaşadığım olayın manasını mı yaşayıp anlatacağım?

YOKSA

Ben kişi ve olayların suretlerini mi anlatacağım?!

ACABA BEN

Yüce Türk Devleti ve Milleti’nin her alanda gelişmesi için ortak bir bilinç,ortak bir şuur sorumluluğu içinde hareket eden örnek biri mi olacağım?

YOKSA

Bu olayları yaşamış biri olarak mı kalacağım?!

ACABA BEN

Tengri Buyruğu’nu ve Kağan’ın yolunu mu izleyeceğim?

YOKSA…


ACABA BEN KİMİM ?!

Yener Dursun

 




Bu haber 5,037 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    11677 µs