En Sıcak Konular

Dijital Arkeoloji

30 Aralık 2014 08:57 tsi
Dijital Arkeoloji DÜŞÜNME MEKANİZMASINI DURDURMAK DİJİTAL ARKEOLOJİ

DÜŞÜNME MEKANİZMASINI DURDURMAK DİJİTAL ARKEOLOJİ


Ne kadar kazarsan kaz daha çok kazdırıyor. Bütün bunlar bir büyüdür. Sihirbazlar “ önce kafaları boşaltırlar, sonra yeniden şekillendirirler.”


İnsanlar mutluluğu nerede arayacaklarını da, neyin mutluluk olduğunu  da bu ilizyonlarla bilmiyorlardı:

* Televizyonlardaki adı pembe, hakikati kara olan sanal karakterleri gerçek hayata uyarlamaya kalkıyorlardı. Onların mesajlarını, hallerini, tavırlarını gerçek hayatta sergilemeye çalışıyorlardı.


* Dolayısıyla o sahteliği hayatlarında yaşatıyorlar; hayatı da sihirbazların istediği gibi sahteleştiriyorlardı.

* Medyanın sembolize ettiği diva diye -haşa- ilahileştirdiği zavallıların sözlerini hayat felsefesi yapıyorlar; esprilerini moda hâline getiriyorlardı: Light erkek, maço, taş fırın vs... vs...

İlizyondan çıkmak şarttı.

* Uluslararası sihirbazlar, tüm dünyada elemanları vasıtasıyla ülkelerin siyasetine de el atmışlardır.

* İlizyon tekniklerini sembollerle, bir aldatmaca sergileyerek insanların zihinlerine istediklerini sokarak planlarını uygularlar.

* Birçok ülkede imajcılar, politik slogan kampanyaları yürüten, bu işleri büyük paralarla yapan birimler vardır.

Örneğin:

* Hangi seçimlerde hangi müziğin kullanılacağından tutun hangi sloganın hangi renklerle, hangi vaadlerle süslenerek insan zihnine x partisinin liderini sokmasından;

* Onu iyi göstermeye, duygusal insan hislerine yapılan ilizyonlarla insanı aldatmaya;

* Rakip partinin liderini, sembollerini insanların zihnine bir canavar gibi göstermeye kadar büyü yapan merkezler vardır.

Bunlar Şeytan’ın aldatmacalarını insan üzerine kullanırlar. Bir düşün dünyadaki seçim kampanyalarını...

Ne kadar ahlakîdir? Yani ne kadar Rahmanîdir, ne kadar şeytanîdir? Küçük birkaç örnek verelim:

1- Seçim kampanyalarında birbirlerine hakaretler, entrikalar, iftiralar havalarda uçuşur. Bu kimdendir? Şeytan’dan.

2- Milyonlarca dolar israf vardır. Bayraklar, dev afişler, balonlar insanların seçim kampanyalarında caddelerde ayaklarına dolaşır. Diğer israfları saymıyorum. Sen düşün: Bu ahlak kimindir? Şeytan’ın.

Yüce Kur’an buyurur:

“İSRAF YAPANLAR ŞEYTANLARDIR, KARDEŞLERİDİR.” diye.

3- Vaadlerle insanları aldatmak, ümitlendirmek...

Kimin ahlakıdır? Şeytan’ın. Yüce Kur’an bizi buna da birçok ayetinde uyarıyor:

“O ŞEYTAN ONLARA VAAD EDER. OLMADIK KURUNTULARA SEVKEDER. FAKAT ŞEYTAN ONLARA KURU BİR ALDATMACADAN BAŞKA NE VAAD EDER Kİ?” Nisa / 120

Ya onların taktiğini uygulayan insanlar?.. Bunlar güzel sözlerle insanların zihinlerine girerler. Bakın hiçbir politikacı insanlara seçim kampanyalarında kötü söz söyler mi? Buna da bir ayetten örnek verelim:

“İNSANLAR İÇİNDE ÖYLELERİ VARDIR Kİ DÜNYA HAYATI İLE İLGİLİ SÖZLERİ SENİ İMRENDİRİR. BİR DE KALBİNDEKİNE ALLAH’I ŞAHİT TUTAR. HALBUKİ O İSLAM’A DÜŞMAN OLANIN EN YAMANIDIR.” Bakara / 204

Enam / 112’de insan ve cin şeytanlarının aldatmak için birbirlerine sözün yaldızlılarını telkin ettiklerini ve Peygamberlere karşı da kullandıklarını açık açık yazar. Örnekler o kadar çoktur ki sen anla!

Bir anda düşündüm seçim zamanlarını: Sembollerle siyasetleri, vaadleri, iki anahtar verenleri, sloganları, televizyon programlarındaki tartışmaları… Haşa; bunlar Rahmanî olamazdı. Yapılan her şey -istisnaî filler dışında- insan zihnine bir aldatmaca, vaad, ötekini düşman gösterme, israf üzerineydi ve bunlar Kur’an’da sayılan Şeytan’ın fiilleriydi.

Veysel Dede, Kur’an-ı Kerim’den bir ayet okudu ve arkasından hayli düşündürücü şu yorumu yaptı:

“HEM ONLARDAN GÜCÜN YETTİĞİNİ SESİNLE OYNAT. ATLILARINI, SÜVARİLERİNİ, PİYADELERİNİ ÜZERLERİNE YÜRÜMEN İÇİN KULLAN. MALLARINA, EVLATLARINA ORTAK OL VE ONLARA VAADLERDE BULUN. FAKAT ŞEYTAN ONLARA BİR ALDANIŞTAN BAŞKA NE VAAD EDEBİLİR Kİ?..” İsra / 64

Kur’an’da İblis’e
sesinle = seçim kampanyalarındaki dev hoparlörlerden,
atlılarınla = otobüslerinden,
piyadelerinle = konvoylarınla, taraftarlarınla vaad et. Bol bol aldat. Vaadlerde bulun. Böylelikle mallara, ihalelere, onların evlatlarına, nesillerine, istikballerine ortak olursun… Şimdi bir de bu misali şöyle düşün: Dünyaya da bir seçim için geliyoruz. Oyumuzu Rahman’a mı, Şeytan’a mı vereceğiz? Aman ha… kampanyalara dikkat dedi ve şu hadisi-i şerifi okudu:

“Aldatan bizden değildir.” Çok düşündürücüydü. Yüce seçim asıl önemli olanıydı. Aklıma şu ayet geldi:

“EY İMAN EDENLER! ŞEYTAN’IN İZİNDEN GİTMEYİN. HER KİM ŞEYTAN’IN ARDINDAN GİDERSE ŞÜPHE YOK Kİ O ŞEYTAN ÇİRKİN VE KÖTÜ ŞEYLER EMREDER...” Nur / 21

Şimdi daha iyi algılıyordum: Her şeyde bir ilizyon vardı. İnsanlık sistemlerin sihirleştirilmesiyle aldatılıyordu. Yüce seçim çok önemliydi. Dikkat şartın şartıydı. Yüce Allah (cc) iyi ve kötüyü ayırt etme kabiliyetini vermişti. Daha önce de Veysel Dede’nin gibi suçu kimseye de atamazdık. Bir kez daha bu konuya, bu kabiliyet konusuna değinmeden edemedim.

“GERÇEK ŞU Kİ SİZE RABBİNİZDEN BİRÇOK BASİRETLER (GÖNÜL GÖZLERİ. HAKİKATİ İDRAK ETME KABİLİYETLERİ) GELDİ. ARTIK GÖZÜNÜ KİM AÇARSA, HAKKI GÖRÜRSE LEHİNE; KİM DE KÖRLÜK EDERSE KENDİ ALEYHİNEDİR.” Enam / 104

“HAK İLE BATILI SEÇİP AYIRANLARA...” Mürselat / 4

“VE ONA (İNSANA) DERDİNİ ANLATMAYI VE ANLAMAYI ÖĞRETTİ...” Rahman / 4

Veysel Dede devam etti:

- Evlat! Bu mânâda oyuncular dürüst değildirler. Hissetmedikleri duyguları hissediyormuş gibi
hissettirirler... İşte Şeytanî sihirbazların -tıpkı İblis gibi- en büyük tekniklerinden biridir bu. O zaman buna karşı senin ne hissettiğin ve hissettiklerinin analizini yapman önemlidir.

Veysel Dede bunları dedi ve hemen arkasından: - Elektrikli semaverde bir çay demlenirse içebiliriz.

Latif Baba bu isteğini tebessümle ifade eden Veysel Dede’ye baktı. Latifeyle:

- Hele şükür... Sonunda birazcık bizi de düşün.

Evde tüp bitmişti. Onun için elektrikli semaverde çayı demledik ve içtik. Kısa bir müddet Veysel Dede kedisi Nazlı ile oynayarak onu sevdi. Daha sonra da hep beraber yatsı namazımızı kıldık. Veysel Dede’nin eski, lambalı bir radyosu vardı. Dünya ile iletişimi bu radyoydu. Açıp ajans haberlerini dinledik ve derse devam ettik.

Konu sistemlerin sihirleştirmesinden yine seçim konusuna geldi ve şöyle dedi Veysel Dede:

- Bütün bu anlattıklarımı düşün. İlizyonu bu konuda da hisset. Bunca vaad, cümbüş, şamatadan sonra insanlar bir etkiyle sandığa gidiyor ve bir kağıda mühür basılıyor. Bir de şu pencereden bak: Oylar boş mukaveleye imza atmaktır. Biri üzerini senin yerine doldurur. Doldurulanların ne
kadarı senin istediğin? Bütün yapılan ilizyon, sana pusulaya mühür bastırmak… Ondan sonra “o onu yaptı, bu şunu”, “eski böyle, yeni şöyle” hikayeleri… Sistemdeki sorunları onları yazanların, oynatanların düşünce sistemiyle çözemezsin.

Unutma:

Şeytan’ın şifresini çözmedikçe strateji geliştiremezsin. Geliştirsen de zafer elde edemezsin. Bir soru sordum:

- Bu kadar görsel, göze-kulağa hitap eden ilizyonlar varken nasıl bunları görmekten ve duymaktan kaçabiliriz ki?

Veysel Dede cevap verdi:

- Gözlerimiz ve kulaklarımız Allah’ın hizmetkarlarıdır. O’nun için duymamız, O’nun için görmemiz gerekir. Sen Allah’ın hizmetkarlarını nereye yönlendiriyorsun? Sorunun cevabı burada saklı. İlizyonlar, sihirler göz-kulak kullanılarak beyne yapılır. Bu konuda kısaca beyinden de bahsedelim:

Kainatta bir irade varsa bir beyni vardır. İnsanda da beyin çok önemlidir. İnsan beyni her dakika bir milyon ile on milyon arasında kimyasal işlem yapar. Bu kimyasal işlemleri yapabilmesi için öncelikle çok miktarda oksijene ihtiyacı vardır. Glikoza ve çok çeşitli enzimlere de ihtiyacı vardır. Oksijen çok önemlidir dedik. İnsanın yaşaması için oksijene, havaya ihtiyacı vardır. İnsan vücudunun kullandığı oksijenin en büyük oranını beyin tüketir. Eğer oksijende eksilme olursa beyin işlem yapmaz, düşünce yeteneğini çalıştıramaz ve hatta bayılır ve ölür. O an aklıma İlhami Abi’nin bana verdiği derslerden birinde söylediği cümleler gelmişti:

- Şeytanîler yeryüzündeki havayı emiyorlar. Planlarıyla ağaç katliamları, ozon ve çevre kirliliği vs... Bu da insanın aklına, beynine tecavüz oluyor. Anlayana...

Veysel Dede’nin verdiği bilgilerle İlhami Abi’nin ne demek istediğini...

Veysel Dede devam etti:

- Bütün planlar beyne olduğuna göre beynin bloke edilmesi gerekir. Beyin bloke edilince, mekanizması normal akışında işlemezse aldatmak, yönlendirmek kolay olur. İlhami Abi bir gün şöyle demişti:

- Her insanın bir “ana fıtratı” vardır. Bir de Yaradan’ın ona verdiği “ikinci fıtrat”.

Ana fıtrat: Her insan Allah’ı bilmekle programlıdır özünde.

İkinci fıtrat: Huy cihetinden imtihana dönüktür.

Örneğin: Kimi insanın fıtratı celâlî, cemâlî, korkak, ürkek, cesaretli vs... vs... Bu ikinci fıtrattır. Şeytan’ın istediği, önce insan aklını bloke etmek ki din akla gelmiştir; sonra bu vasıtayla ana fıtratını…

Şimdi kafamda yeni bir şeyler çakıyordu. Veysel Dede daha sonra şunları anlattı:

- İnsan beyni az bir kapasitesini çalıştırır derler bilim adamları. Ben de diyorum ki madem Yaradan çok büyük kapasiteli bir beyin vermiş; demek ki bu beynin tam kapasiteyle çalışmasına müdahaleler var. Sistemler, ideolojiler bir müdahale biçimidir. İnsanı programlayıp beyinlerini belli bir kapasitede tutarlar. Düşün daha neler var... O zaman beynin çalışma kapasitesini arttırmak şart. Bu kapasiteyi düşüren unsurlardan uzak kalmak gerekir. Haberlerde çıkan ve not aldığım bir bilgiyi düşündüm o an: Beyin kapasitesinin zayıflamasının en büyük etkenleri hakkında Alman Beyin Antreman Kurumu Başkanı B. Fishner şöyle diyordu:

- Beynin birkaç saat uyarımdan uzak kalması insanın düşünce yeteneğini büyük zaafa uğratır. Bu kaybı geri kazanmak için en az birkaç hafta zihin egzersizleri yapılması gerekir. Ve zihin kaybına, beyin kapasitesinin kaybına yol açan etkenleri de şöyle sıralıyordu:

* Televizyon seyretmek.

* Cinsel imgelere odaklanmak.

Cinsel imgelere odaklanarak, onlarla ilgili resimleri zihninde tekrarlayan beyinde cinselliğin yönetildiği hipotalamus çalışmaya başlar. Beyin çalışmaktadır; ama beynin düşünme mekanizması durmaktadır. Bu bilimsel tespite İmam-ı Şafii de “Harama bakmak unutkanlık verir.” diyor.

Bilgisayarı ayrı değerlendirmişti Veysel Dede:

- İnternet ve bu tip teknoloji insanı hipnoz eder; içeriğiyle insanı yerinden kaldırmaz. Tek kültüre ait oyunlar, mesajlar üfler.

Ve şöyle bir kavram kullandı: Dijital Arkeoloji.

- Ne kadar kazarsan kaz daha çok kazdırıyor. Bütün bunlar bir büyüdür. Sihirbazlar “önce kafaları boşaltırlar, sonra yeniden şekillendirirler.” Tabii istedikleri plan doğrultusunda. Veysel Dede bunları dedikten sonra sustu. Bulunduğu yerden önündeki tomarları aldı eline ve onlara göz atmaya başladı.

Bu arada Latif Baba şöyle dedi:

- Tüm bu anlatılanlardan şu çıkıyor:

Ceset ayrı ölür, ruh ayrı ölür. Bütün yapılanlar ruhu cesede ezdirmedir.

Latif Baba’nın bu tasavvufî tespiti için

Veysel dede:

- Aferin Latif. Söylediğin konuşulanların özeti gibi oldu. Bir de bana takılırsın felsefeci diye tebessüm etti.

Latif Baba mukabeleyle:

- Hocam kim dedi.

Veysel Dede bu sefer bana dönerek:

- Bunları iyi öğren dedi. Bunları bilmezsen ilizyonla mücadele edemezsin. Olur ya yarın, öbür gün lazım olur bu bilgiler. 

Oktan Keleş

ASA Kitabı (sh305-312) 



Bu haber 27,970 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler


    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,254 µs