En Sıcak Konular

Oktan Keleş



Oktan Keleş
21 Temmuz 2020

Kambaba-1



 

 https://www.youtube.com/watch?v=YFYUjD9o11k     

 

 

Konuşmanın Deşifresi: (Konuşma birbir deşifre edilmeye çalışılmıştır, ancak referans noktası konuşmanın kendidir.)

 

Kambaba

Bu ağaç şuradan bakıldığı zaman geyiğe benziyor. Üstüne çıkıyoruz oturuyoruz bu bir dalı. Dalının büyüklüğünü takdir edersiniz ki video ne kadar alır bilmiyorum ama devasa bir ağaç. Bu da gövdesi buradan bakınca da Ata ağaçlardan bir tanesi. Şuradan iki gözü adeta o efsanelerde geçen orman elf’leri. Tabi biz Türklerde Ata ağaçlar tanımını kullanırız işte görüyorsunuz umarım burası bizim için kutsal bir yer Tengri Dağlarının eteği, biz ulu dağların hepsine Tengri Dağı diyoruz. Şuradan da gösterirsem dalları hemen hemen 400-500 m2 alanı içine alacak kadar şemsiye gibi ulu ağaçlar, dev kestane ata ağaçlarımızdan kayın ağaçları var içinde adeta bir oda gibi. Bugün böyle bir çekim yapalım dedik. Ufak bir kuşlara ses verelim.

Evet, Konumuz Türklerin daha önce dünyayı nasıl defaatle yaşam alanına, hayat alanına çevirdiği. Tengri yüzümüze bolsun! Yüce Türk Kut bulsun! Türk Budunu hayat bulsun! Derler ki dünya da çeşitli zamanlar vardır. İnsan zaman zaman yok olmuş, doğa zaman zaman yok olmuş, çeşitli canlı türleri zaman zaman yok olmuş ve daha sonra tekrar değişik formlarda hayata yeniden başlamış, yeşermiş dünya gezegeni. Tabii ki bizim bilgilerimiz, bizim inancımıza göre dünyanın imarını atalarımız yapmışlardır. Daha önce çeşitli insan ırkları yer gezegen dediğimiz bu dünya gezegeninde hayat bulmuş ve yaşam sürmüşlerdir sonra yok olmuşlardır. Sonra yine dış gökten çeşitli varlıklar transfer etmişti başka ırklar. Bunlardan bazıları dinozor diye adlandırılan hayvan türleri. Yer de olanların haricinde yumurtaları, dna’ları, genleri bu gezegene dünya gezenine çağlar öncesinde taşınmıştı. Buradaki canlılık yok edilmek istendiğinden dolayı ve türemişler devasa boyutlara ulaşmışlar yer bitkisini ve diğer hayat bulan canlıları yok etmişlerdi. İnsan ırklarının dünyada bu atmosferde yaşaması mümkün değildi. Türk atalar Ilduz’dan Tengri görevlisi olarak gelip binengeçleriyle -şimdi uzay gemisi dediğiniz araçlarla- onları yok etme görevi almışlardı ve çeşitli literatürlerde şahap, ateş topu, füze, roket, lazer silahı ne derseniz deyin geçmişten günümüze anlaşılacak şekilde aslında bir yapım pusatlarla taşlanmış yani vurulmuş ışın oklarıyla, alev toplarıyla bu varlıklar dünyada yok edilmişti ki insanlar tekrar hayat bulsun yaşamları devam etsin. Türk atalar bu görevle dünyaya bir kez daha gelmiş dinozorları yok etmişti. Bilim hipotez, tez olarak bugün dünyaya göktaşı çarpmış ve dinozorların yok oluşunu böyle açıklamaya çalışmışlardır tabi karşı tezlerde bununla alakalı birçok konu gündeme yıllardan beri gelmektedir. Oysa bizde ki inanç Türk atalar tekrar dünyanın hayat bulması açısından insan ırklarının ve diğer canlıların tekrar türemesi için bu canlıları ateş toplarıyla diğer geldiğimiz gezegenden görevli olarak yok etmişlerdir ki zaten sadece dinozorlar yok olmuştu. Öyle bir göktaşı çarpmış olsaydı dünyadaki birçok hayat yok olacaktı fakat birçok canlı türü fosillerinden anlaşıldığı gibi bugün dahi süregelen hayvanlar varlığını sürdürmüştü. Eğer böyle bir göktaşı çarpsaydı sadece dinozorlar değil tamamen dünyanın birçok hayat sahibi varlığı yok olması gerekirdi. Bununla ilgili birçok şey konuşulabilir. Bugün de gizlenen birçok gerçekler yere inen Öntürk atalarımız yani dünya gezegenine gelen Öntürk atalarımız burada Ötüken’in bütün kanun ve törelerini uygulamış, yaşamı kılmış, hayatı yaşanabilir hale getirmiş, tabiata saygı duymuş, ağaca saygı duymuş, hayvanlara ve sulara varlık âleminin kendisiyle hemhal olan bütün yaratılışına bir nazarla bir gözle bakmıştır. İşte Türk’ü farklı kılan budur. Bugün de dünyamızda işte birçok hastalıkların sebebi jeolojik dönemlerde buzul çağları şunlar bunlar yanardağ patlamaları, tabiat felaket ve bunun akabinde oluşan birçok kaotik çağlarda yaşam kısmen sona ermiş bazen insanın üzerinden anılmadığı çağlar geçmiş tekrar hayat bulmuştu. Oysa Âdem ata, Adam ata denilen ata yeryüzünde tekrar hüküm DNA’larıyla onun çocukları sürse de o daha yeryüzünde belki yokken Türk Ata’lar bu gezegeni biliyorlardı. Yaşam oluşturuldu burada. Daha sonraki yaşam bu yer kayıtlarıyla devam etti bu yüzden de birçok DNA aslında bazı noktalarda, çağlarda kesilmiş yeniden başlamış. Belki insan ırklarının içerisinde de birçok birbirinden üstün birbirinden daha düşük düzeyde yaratılışlar olmuştu, kavimler oluşmuştu, topluluklar oluşmuştu fakat Türk Ata dünyaya başka yerden gelmişti. Yeryüzünün atasını Âdem Ata olarak saysanız da sayılsa da bizim inancımıza göre Âdem yokken bile yeryüzüne inilip, gezilip zaman zaman oluşu gözlemlenip birçok çağlar geçirmiş olup kutsal kitaplarda ki cinler, varlıklar melekler, ruhani yaratılışlar burada savaşlar meydana getirmişti. Daha sonra tekrar Türk Ata inmiş Âdem soyuna da yardımda bulunmuştu. Tıpkı bugün olduğu gibi. Bugün de bir virüsle dünya insanlığı korkutulmakta, inançlar sarsılmakta, insan sosyolojisi psikolojisi değiştirilmek istenmekte fakat daha önce de söylediğimiz gibi endişelenecek korkacak hiçbir şey yok. Türk töresine dönüldüğü zaman Türk’ün töresindeki bütün o tabiat varlık yaşam ve nefes alan soluk alan varlığa saygı gösterildikten o sistem kurgulandıktan uygulandıktan sonra korkacak bir şey yok. Evet, 500 milyon insan yeryüzünde bırakılması istenmekte oysa bu bir masal hikâye. Bir taşa yazılmış öyle denmiş. İşin aslı şu: insanlık -ilk defa söylüyorum bunu- 15 milyar üzerine çıkarılmak istenmekte aslında tam tersi. 8.5 milyar olduğu söylenen dünya nüfusu 500milyona indirgenmek istendiği söylenip bir taşa atfedilmek aslında bizim şeytaniler dediğimiz ve onlarında başka gezegenlerde çağlar öncesi daha önce Başkörmez ve adamlarıyla mücadele ettiğimiz toplulukları yeryüzünde fesat ve bozgunculuk çıkarmak istenmekte fakat anlatıldığı gibi değil. Ne demek bu 500 milyona falan indirgenmek istenmiyor dünya çünkü dünyaya köle lazım. Anlaşılacağı şekilde söylüyorum. 500 milyon seçkin insan, efendi sayısına ve kontenjanına insanlığı ulaştırmak istemekteler e bunlara kölelerde lazım. 15 milyar insanlık yeryüzünde bugün küreselciler diye tabir edilen şeytanın çocukları bir nizam oluşturmak istemekte. Bazı devletlere askeri roller, bazı devletlere köle işçiler. Düşünün Çin piramitlerini veya Mısır piramitlerini Türklerin kurganlarından bahsetmiyorum Çin piramitleri derken. Türk piramitimsi kurganlar ayrıdır onları defaatle anlattık. Bunlarda çalışacak yeryüzünü imarda onların köleleliğini yapacak, işçiliğini yapacak topluluklar lazım bu da 8,5 milyar insan değil. İnsan ırkı eğer yok edilmek istenirse bu yapılır ve çokta basittir aslında. Bir virüs bir korkutma aracı olarak psikolojik, sosyolojik bir yeni düzene insanları alıştırmak için kurgulanıyor ve deney yapılıyor korkulacak hiçbir şey de yoktur daha önce Kambala videolarını da söylemiştim. Plajlar dolup taşacak, yüzeceksiniz, şehirler yine aynı hali alacak ve bugün onlar yaşanmakta. 2.dalga 3.dalga 5. Dalga ile ilgili daha önce birçok program yaptık oraya atfediyorum konumuz bu değil. 500 milyon seçkin insan istenilmekte efendi dünyayı neden sadece dünya içinde değil. Çünkü bu şeytaniler çeşitli gezegenlere gitme planları var. Evet, insanlıktan saklanıyor bu. Ay’a Mars’a Venüs’e belki galaktik dışı gezegenlere. Dolayısıyla insan gücüne ihtiyacı var. Yeryüzünde oluşturacakları yeni sistem siz ona ister deccal sistemi deyin, ister bizim tabirimizle şeytani sistem deyin Başkörmezin sistemi deyin insan gücüne ihtiyaç vardır. Aristotales demiştir ki binlerce yıl önce Aristo: “Kölelik dünyada ancak dokuma tezgâhları kendi kendine çalışırsa biter demişti” ve 18 yy. 19.yy’ın başlarında buhar makinelerinin bulunmasıyla dokuma tezgâhları makineleşti. İnsan gücü ve kuzey güney Amerikan şeytanlarının savaşı da kölelik savaşı da o dönemlere hemen hemen denk gelir. Bugün de insanlığı köle yapmak için makinelerin emrine vermek istiyorlar. Evet, o zaman kölelik kalkmıştı belki sureti anlamda ama bugün zihni anlamda tekrar daha sonraki yapacağımız video çekimlerinde söyleyeceğimiz gibi köleler oluşturmak istenmekte ve makinelerin, teknolojilerin, yapay zekâların tekrar oluşturacakları Başkörmezlerin, “Suni Başkörmezlerin” emrine vermek istenen bir nizam oluşturulmakta. 15 milyar insanlık gülünç gelmesin. Doğru düzgün bir nizamda dünya herkese yetecek pozisyonda. Oysaki başka gezegenlere gidileceğini düşünün buradaki üretecekleri insanlar orada köle olacak. Gezegenlerin imarında çalıştırılacak gel git yapılacak ve onlara belki ilerideki sistemlerde şunlar söylenecek: “Bizim istediğimiz bir varlık haline gelirseniz sizi o gezegenlerde ihya ederiz.” Dünyayı bu halde görmek istiyorlar eski ilk oluşumundan önceki hale insan deposu haline getirecekler ama hangi insan deposu köle diye tabir ettiğimiz makinelere bağlı ve oluşturdukları sisteme bağlı insanlar. Evet, Türk Budunu ve balalar bunları iyi düşünmeleri lazım. Yani aslında insanlık yok edilmek istenmiyor. Hastalıklarla, sistemin virüsleriyle, parazitleriyle, arızalarıyla dizginlenmek gemlenmek isteniyor. Bugün de yapılan budur. Bir kıta aç bırakılıyor, bir kıta ihya ediliyor, bir kıta da savaşlar ediliyor, bir kıta da başka şeyler ve dolayısıyla da işte bütün mesele bugün de olduğu gibi insanlığı dizginlemek. İnsanlık yok olursa bunlara kim hizmet edecek düşünün. 500 milyona insana indirgemek değil. 500 milyon seçkin efendi kontenjanıdır bu işin aslı budur bunu da ilk defa söylüyoruz. İyi araştırın, analizlerinizi, araştırmalarınızı eski efsanelerde bunları inanç sisteminde birçok ayrıntıda yakalayacaksınız bunu da ilk defa söylemiş olduk. Yani insanlık sistemi istenirse bugün yok edilebilir. Hastalıklarla, savaşlarla, nükleer silahlarla vs. vs. birçok biyolojik ve teknik sureti teknolojiyle yok edilebilinir fakat bu işlerine gelmez plan büyük. Sadece dünya değil gezegenlere gitmek istiyorlar o zaman oraya çalıştıracakları insanlık lazım. Üretecekler çünkü insan üremesini de bu şekilde bu sistem içerisinde kontrol altında tutmak istiyorlar. İşte söylemek istediğimiz buydu. Dinozorlar Türk Ata tarafından yok edilmişti. Çünkü insanlık âlemi tekrar yeryüzünde hayat bulsun diye. Şimdi maalesef ki bazı konular bazı dini anlayışların yanlış anlaşılması sonucunda bilim ve inançlara sıkıştırılmış akıl devre dışı bırakılmıştır. Araştırılırsa görülecektir bir tohumun yeryüzünde neler yaptığı. Bakın kestane bir tohum ulu bir ağaç bir yaşam. Buraya kurtlar geliyor, kurtları yemeye böcekler geliyor, insanlar meyvesinden gölgesinden her şeyinden bir yaşam oluşuyor faydalanıyor ve kök salıyor. Kökler kökleri getiriyor. İşte geçen bir yazı yazmıştım “Ağaç Kültü” diye. Hayat ağaçları bunlar. İnsanlıkta kök salmadı ve zaman zaman yok edildi bunlar çeşitli dıştan ve içten etkenlerle oldu fakat insanın en büyük zararı kendinedir. Bugün de aklını çalıştırmaması, çeşitli inanç kaideleriyle kendini bilime ki bilime biz karşı değiliz. İnsanlık faydasına varlık âleminin faydasına olacak bilime, bilim adamlarından bahsediyoruz bunlara ihtiyacımız var. Fakat bilim adı altında, din adı altında, inanç adı altında birbirine verdikleri zararı görün ve dolayısıyla da sistem şu anda oraya doğru gidiyor fakat bu anlattıklarım tabi çok uzun zaman alacak. Hemen bugünden yarına olacak şeyler değil. Temelleri atılıyor o zaman bu temellere Türk Budunu da virüs sokmak zorunda, parazit olmak zorunda ve planları şimdiden yok etmek zorunda. Bu da Türk töresiyle gerçekleşir Türk’ün yaşayış tarzıyla gerçekleşir. Doğaya, tabiata, hayvanlara, varlığa bakış açısını tekrar yansıtmakla yaşlılara büyüklere, yoksullara, fakirlere, gücü yetmeyenlere kol kanat germekle, tabiatı korumakla ve nefes alma vesilesini sağlayan her şeye sahip çıkmakladır. Evet, Kyoto anlaşmasından Amerika çekilmişti hatta imzalamamıştı sera gazları meselesi düşünün. Bunlar bilimsel olarak bilgiye sahip değil mi? Evet neden böyle yapıyorlar sanayileşme adına teknolojinin ilerlemesi adına dünyanın kaynaklarını kontrollü şekilde emiyorlar ve iliklerine kadar sömürüyorlar insanları fakat tekrar söylüyorum mesele şu insanlık nüfusunu azaltmak değil kontRol altına almak hatta çoğaltmak ama nitelikli bir çoğaltma ne demek bu vasıfları. Yarın öbür gün ay da bir şehir kuracaklarsa buradan köle götürüp çalıştıracaklar. Hani gurbet kavramı vardır ya Anadolu’nun çeşitli yerlerinden İstanbul’a gurbete giderler ya da işte güney illerinde otellere çalışmak için gurbete geldik derler vs. asıl o zaman gurbetler oluşacaktır nedir o dünyadan aya başka gezegene çalışmaya giden köleler. Uçuk kaçık görüyorsunuz biliyorum ama dünya kurulduğundan beri bu çağların tekerrürü hep yapıldı. Kimi zaman Tengri müdahale etti buzul çağlar yaşandı, sıcaklık yaşandı tabiat yok oldu insan üzerinden anılmayan zamanlar geçti tekrar varlık âlemine döndürüldü. Bunların hepsinin tek tek bir sırrı var. Evet, Türk Ata galaksinin her yerinde ve zamanla yere de inip çıkıyorlar. Türk milleti, Türk budunu yalnız değil fakat töresine dönmek zorunda. İşte bu küçük bilgiyi, kam bilgisini bundan sundum. Sıklıkla daha önce söylemiştim kam bilgilerini yayınlayacağız. Doğada, tabiatta, şehirde bir Türk’ün yaşam alanı zincirlerinizi kırın labirentten çıkın. Labirent zihnimize atılmış, zihnimizin köleleşmesi için kurulmuş bir tuzaktır. Dolayısıyla da şehirde yaşayan insan şehir ırkı haline döndürülmek istenmekte. Kırsalda yaşayan insan kırsal. İki tarafta aynı alanda yaşama alanına sahip olmamakla adaptasyon sorunu yaşamakta. Kırsal da yaşamaya korkan insanların en büyük gerekçeleri sağlık. Hastane yok şu yok bu yok yakınımda değil diye. Oysa hastalık köken olarak o yaşam tarzında gizli. Tabii ki de şehirde de yaşıyoruz kırsalda da yaşıyoruz fakat hayata tabiata son yaprağa dahi sahip çıkacağız. Bakın alan görmüş olduğunuz gibi zirvenin eteklerinin altındayız peki bu video tam gösteremeyecek gözle görüldüğü gibi videodaki çekimler aynı olmuyor. Fakat geceleri umutsuzluğa kapılan insanlar dünya felakete mi gidecek yok mu olacak diyenler kafasını kaldırıp gökyüzüne, yıldızlara, samanyoluna baksınlar o zaman her şeyin bir yalan olduğunu görecekler ve büyü, sihir, zihne atılmış illüzyon yok olacak bunu bir deneyin. Bu da benden size bir sır olsun.

Evet, toparlayalım dinozorları Türk atalar yok etmiştir. Gök taşları dedikleri odur. Yoksa bildiğimiz göktaşları falan düşüpte ki düşmüştür dünyaya da onları yok etmemiştir. Yaşamı sıklıkla sağlanmıştır bunların daha sonra derin konularına da temasta bulunacağım. Aynı zamanda 500 milyar insan nüfusu yapılmak değil tam tersi nüfus kontrolünü nitelikli bir şekilde arttırmak istiyorlar ona göre bir sistem uyarlanmak isteniyor ve köleleştirilmek isteniyor. Şimdi bunu iyi düşünmek lazım tabii bu günden temelleri atılıyor teknolojiyle paralel olarak. Yoksa kandırılıyorsunuz virüsler bugün falan virüs yarın falan virüs filan virüs devamlı çıkartacaklar insanın psikolojisini kandırarak yarı biyonik insana çevirecekler daha sonra ruhsuz insanlar ve tasarım yaratılmış insanlar oluşturacaklar. Evet, yaratım insanlar diyorum bunlar ruhsuz insanlar. Daha önce kitaplarımızda vs. birçok konuda bahsettiğimiz meseleler aslında ama şu anda konuyu biraz daha genişletiyoruz. Demek ki 500 milyon insan değil 500 milyon efendi seçilecek. Ve diğer insanlar bunlara hizmet ettirilecek ve sadece dünya değil istedikleri gezegenlerin imarı için misyonları o ki insan nüfusu adeta çiftlik gibi. İlk yaratılıştan önce söyleyelim yaratılışta galaktik uygarlıkların bilinç düzeyi şöyleydi: biz hayvanlara nasıl bakıyoruz hayvan bilinci, hayvanları bir tür olarak içlerinde hiyerarşik olarak ayırsak da hayvan hayvandır diyoruz. Onlar da insanlığa o bilinçte bakıyorlardı yüksek bilinçte uzayda gezen atalar. Fakat bunlar Türk atalar değil. Daha sonra insan uygarlığı yeryüzünde çeşitli ırklara bölünüp çeşitli bilinçler ve çeşitli yükselişler elde ettikleri zaman kendi aralarında değer kazandı ondan sonra insanın ismi anılmaya, dikkate alınmaya başlandı. Aslında insan yok olmamıştı bir nüvesi duruyordu fakat form değiştirdi. Buna evrim demeyin bu mana da evrimden bahsetmiyorum. Evrimle başka bir şey tabiat evriliyor her şey evriliyor aslında. Fakat bunu sanki bir tanrı karşıtıymış gibi düşünmeyin iyi incelerseniz aslında her şeyin bir şekilde insanın eliyle evrildiğini de göreceksiniz. Dış etken ve iç etken konularını ayırıyorum. İnsan anılmaya başladı ve artık uzaydan bakanlar da dedi ki bunlar insanlar. Biz nasıl hayvanlara hayvanlar diyorduk insan bilincini de öyle görüyorlardı insan türü bunlar deniyordu. Şimdi ciddiye alınmaya başlandı. İrtibat halinde olan insanlar var ama bu teknolojiyi dahi çok abartmayın aslında bütün bu .... sırrı var. Yani dünyadaki gördüğümüz görüntülerin arkasındaki hakikatler var bunları da zamanı geldikçe açacağız.

Teşekkür ediyorum.

Bütün balalara selamlarımı, yüce Türk budununa sevgilerimi saygılarımı sunuyorum

Tengri biz menen

 Not: Videoyu yayına hazırlayan Fatih Erdoğan ve Konuşmayı deşifre eden Fatih Yıldız'a teşekkür ederiz.

 https://www.onaltiyildiz.com/?haber,8027/kambaba-1



Bu yazı 383 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 1 Eylül 2020 Yunanistanla Savaş
    • 31 Ağustos 2020 Hz. Yusuf'un Kuyusu - Altın Elbiseli Adam
    • 24 Ağustos 2020 Kambaba-10
    • 20 Ağustos 2020 Kambaba-9
    • 19 Ağustos 2020 Kambaba-8
    • 14 Ağustos 2020 Kambaba-7
    • 4 Ağustos 2020 Kambaba-6
    • 1 Ağustos 2020 Kambaba-5
    • 29 Temmuz 2020 Kambaba-4
    • 27 Temmuz 2020 Kambaba-3
    • 24 Temmuz 2020 Kambaba-2
    • 21 Temmuz 2020 Kambaba-1
    • 4 Temmuz 2020 Göbeklitepe Kam Mimarisi
    • 29 Haziran 2020 Portrenin Sırrı
    • 25 Haziran 2020 Kambala-6: Dabbe
    • 17 Haziran 2020 Nerden Nereye...
    • 15 Haziran 2020 Kambala-5 Kafesteki Cenin
    • 28 Mayıs 2020 Gök Taşı mı NASA?
    • 21 Mayıs 2020 Kambaladan Selamlar-4
    • 7 Mayıs 2020 Kambaladan Selamlar-3

    En Çok Okunan Haberler


    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,050 µs