En Sıcak Konular

Tarık C.

Köşe Yazarı
Tarık C.
4 Temmuz 2012

Fütüvvet Kahramanları



Aşağıdaki yazının sahibi olan e.b’yi Oktan Keleş’in kitaplarını okuyanlar hatırlayacaklardır. Kalemi gibi gönlü de nezih bir sanatkar... Bir gönül insanı...     Tarık C.

*Lügatte yiğitlik ve mertlik anlamına gelen “fütüvvet” kavram olarak:

Kendini değil halkını düşünmek, nefsi için istediğini fazlasıyla başkaları için de is­temek, kimseye düşman olma­mak, kimseden mürüvvet (iyilik) ve insaf bekle­memek fakat herkese karşı mürüvvet ve insaf sa­hibi olmak demektir.

 

 

Latif Baba’ma,  bütün Hilâlîlere, dünya meydanında adam gibi adam olarak yaşayanlara… Allah’ın rahmetiyle kabirlerinde toprağın sarmaladığı, ölümün taçlandırdığı bedenlere…            

 

 

 

 

                                                     Fütüvvet Kahramanları

 

 

Emir alır; umut dağıtır başkalarına. Nuruyla “Nur Sahibi”nin sevgisini ışır.

O, göklerin yiğidi. Kendini unutur, kendisi yoktur dünyasında.

Emir aldığından bu yana göğsünde bir kor ateş; döner, döner durur. İsm-i Vedud’u haykırır.

Toprakta filizdir, yaşamda sevgi… Nereye dokunsa fethedilir zerre, sıcak aydınlığında…

Çünkü güneş bir fütüvvet kahramanıdır.

 

 

Yağ denir, yağar. Zerreleriyle koşar arza. Yiğidi meydanında görmek gerek.

Yol uzun; ama baş dönmez. Sadece bölünür canında. İnerken bölünür, bölünürken iner.

Öylesine kendinden azalır ki…  Damla damla konar dala, yaprağa; incitmez.

Rengi yoktur; üzerinde ism-i Rahim’in kokusu mis gibi...

Rahmet olmak için asırlardır yağar, yağar varlığa… Su değer değmez kapılar açılır…

Çünkü yağmur bir fütüvvet kahramanıdır.

 

 

Ufuklara verir yelelerini. Aslanlar gibi kükrer şafaklara. Hazineler saklı sinesinden duygularını döker.

Ne zaman gün doğar üstünden, ne zaman batar?  Hep öylesine dimdik.  Akar içinden membalar.

Dilinde ism-i Kayyum; çağları anlatırken başka çağlara, kendi adına konuşmaz.

Sümbüller döker hüznünü. Hüznün heybetinde lavlar fışkırır. Yanar, yanar…

Yandıkça erir içindeki taşlar, madene dönüşürken…

Çünkü dağlar bir fütüvvet kahramanıdır.

 

 

Balını toplarken mesafeler kat eder. Topraktan zambak da biter, diken de. Gül de kokar hava, gübre de...

Hangi hikmet şeridinde yol alır ki, hep doğru olanı bulur. “Yolunu çizen”e itaat eder ve balın sırrı bu teslimiyette…

Teslim olana teslim edilir bahçeler…

Çünkü arı bir fütüvvet kahramanıdır.

 

 

Nereden alır bunca gücü? Koşar, koşar yorulmaz. Yeleleri mi, binicisi mi vardır üzerinde; ağırlık hissetmez.

Her dalgalanışında dörtnala… yepyeni fatihler doğar bedeninden.

Ölüm ne de güzel yakışır. Kahramanlar şelalesinden deryaya bir fetih daha katılır…

Çünkü küheylan bir fütüvvet kahramanıdır.

 

Kainatın özünde “Fütüvvet dilleri” sadece vazifelerini dillendirir Allah adına. Mefkureleri birer bayrak gibi dalgalanır varlıklarından.

Bu kahramanların gayesi Yaradan’ın Kudreti’ni, Rahmeti’ni, San’atı’nı, Sevgisi’ni, gözünün nuru “Habibi”ni, Kelamı’nı… duyurmakta sadece ses olmak...    

 

Allah’ım!

Güneş güneşçe, dağ dağca, yağmur yağmurca; her varlık kendince Senin için canlarını koymuşlar bu davaya…

Ya bütün kainatı hizmetine verdiğin insanın ne yapıyor şu anda?  Dünya cümbüşüne nasıl verilir bunca sayısız nimet? Ötelerde Sevgili Nebi’ni ağlatmak, yakışır mı kullarına?

 

 

“... Eğer (O'ndan) yüz çevirirseniz, sizi, sizin gibi olmayacak bir toplumla değiştirir.”

                                                                                                                              Muhammed/38

 

Ey insan! Nerede senin balın? Nerede senin yolun?

 

Ama yine de Allah’ım!

Ömür yaprakları arasından “fütüvvet çiçeği”ni bulanlar da var bu dünyada.

Hep taze, hep diri; solmak bilmeyen. Yaşına yaş eklenen; ama ihtiyarlamayan. Bal, bu çiçeğin özündedir diyenler de var.

 

Balı bulan, deva bulur. Deva bulan, dava peşinde koşturur. Her adım bir fetih, her harf bir renktir dilinde. Her yerde Efendimiz (sav)’in adı filiz verir; Şafi’yi, Fettah’ı, Mahbub’u gösterir her kelime…

 

Çok şükür Allah’ım!

Seni, Efendim (sav)’i duyurmaktan başka derdim yoktur diyenlerin gönül tellerinden fetihler inliyor. Kulluk destanında gözyaşı abideleri dikiliyor yine de.

Öyle engin vicdanların var ki… Sineleri genişledikçe ve aynı güneş gibi yandıkça içleri, yanardağlar gibi kavruldukça bedenleri, cehennem ateşinden cennet güllerini çiziyorlar.       

 

 

Yoksa mevsim, o mevsim mi Allah’ım? Geldi mi meleklerin ruhlara fısıldadığı “vakt-i merhun”un?

 

 

“Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse bilsin ki, Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler. Onlar müminlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı onurlu ve zorludurlar. Allah yolunda cihad ederler, hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar. Bu, Allah’ın bir lütfudur, onu dilediğine verir. Allah vâsi ve alîm’dir (Lütfu geniştir, her şeyi hakkıyla bilir.)

Maide/ 54

 

 

Başaklara yürüyor gayret; tohum verecek gayelerin sevdası. Konulacak sofralara; somunlar bölüşülecek.

Bu sofra, başka sofra insanlığa. Unu göklerden elenmiş, suyu damlalarla gelmiş.

Dimağlar dönüyor değirmen gibi, öğütülüyor düşünceler. Çile zamana dolanmış, mânâdemlenmiş ve sabrın usaresinden “Firdevsî sözler” dökülüyor dua dua.

 

Çağ, o çağ mı Allah’ım?

Mis gibi… muhabbetin, şefkatin dağılıyor dünyaya. Himmet ekmeğinin saf kokusuyla bayram edecek maddî, manevî açlar, yetimler, öksüzler, garipler… Açılsın kapılar! Zaman, davet zamanıdır.

 

 

Bedeni dillendiren damarlarındaki kan.

Kanı şahlandıransa “dava”ya işlenen can.

Gözünü yumma Âdem! Ufuk aydınlanacak.

Eğme aziz başını! Çağ senle uyanacak.

 

Ve sen!

Milletimin ruhu. İmanımın, insanlığımın, ufuklarımın fütüvvet dili olan kahraman!

Sen sevgide güneş. Merhamette yağmur. Sebatta dağ gibisin. Hakikatte arı. Mesafelerde küheylan…

e.b



Bu yazı 6,970 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 28 Ekim 2018 2 Aralık 2014 Olayı
    • 20 Temmuz 2017 Ordan Burdan-15
    • 28 Haziran 2017 Ordan Burdan-14
    • 20 Haziran 2017 Ordan Burdan-13
    • 10 Mayıs 2017 Ordan Burdan-12
    • 22 Nisan 2017 Ordan Burdan-11
    • 21 Mart 2017 Ordan Burdan-10
    • 5 Mart 2017 Ordan Burdan-9
    • 8 Şubat 2017 Ordan Burdan-8
    • 25 Ocak 2017 Ordan Burdan-7
    • 28 Aralık 2016 Ordan Burdan-6
    • 25 Kasım 2016 Ordan Burdan-5
    • 28 Aralık 2015 Ordan Burdan-4
    • 5 Kasım 2015 Ordan Burdan-3
    • 5 Kasım 2015 Ordan Burdan-2
    • 10 Mart 2015 ORDAN BURDAN-1
    • 26 Kasım 2014 Surete Aldanmak
    • 14 Kasım 2014 Kalperenler
    • 1 Ekim 2014 Yol
    • 21 Ağustos 2014 Oxford’a “HAYIR!” Diyorum!

    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    10,331 µs