En Sıcak Konular

Tarık C.

Köşe Yazarı
Tarık C.
28 Şubat 2011

300 SENE SÜRDÜ UYANMALARI. AMA 9 SENE DAHA SABIR… (1.BÖLÜM



300 SENE SÜRDÜ UYANMALARI. AMA 9 SENE DAHA SABIR… (1.BÖLÜM)

 

“BU DÜNYA HAYATI OYUN VE EĞLENCEDİR.” diyor Hazret-i Allah Kur’an’ında... Uyarıyor bizi ve “Bu oyuna gelmeyin.” diyor. Bazı insanlar bu uyarıya dikkat kesilip her türlü engelleri ve  “mıknatıs yolları” aşmaya çalışırken kimileri ise “ONLAR AHİRETİ BİLDİKLERİ HALDE, BİLEREK VE SEVEREK DÜNYAYI AHİRETE TERCİH EDERLER.” ayetine mâsadak olmayı tercih ediyorlar. Kırmızı yada mavi hap… İşte bütün mesele bu.

 Bu oyun sahası olan dünya sahnesinin açılmasının müsebbiplerinden biri kainatın en yaşlı varlıklarından biri olan Şeytan’dır. Kendine tâbi olanlarından kimini Monopoly’de, kimini onu da kuşatan satranç oyununda istihdam eder.  George Soros gibiler kimi satranç oyuncularının iyi bir elemanıdır. Ama uzmanlık alanı Monopoly’dir. Biz işin satranç kısmına bakmaya çalışacağız.

 Şeytan’ın satranç için istihdam ettiği elemanları keyif alıyorlar bu oyundan. Yürek taşıyan, can taşıyan insanların kan ve gözyaşları üzerine zalimce bir oyun sürdürüyor ve şeytanî bir haz alıyorlar… İnsanların bazılarını da ilizyonlarla, telkin ve vesveseler ile kendi kara köşelerine kara satranç taşları olarak çekiyorlar. Kimileri piyon oluyor, kimileri at, kimileri fil, kimileri kale, kimileri ise kendini vezir ve şah rollerinde buluyor. Sahte şahı korumak için bazen birçok piyon feda ediliyor.

  Göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin Rabbi olan Hazret-i Rahman ise, oyun için değil, oyundakileri kurtarmak için kendi has kullarını kurmaylar olarak satranç oyununda istihdam eder ve katından verdiği ilimler ile onları yetiştirir.  Malum, “Allah’ın da bir planı var.” ve Allah “Hayrul makirîn”dir (tuzak kuranların en hayırlısı). Tabii bu tuzak ve planlar oyun için değil; mazlumları oyundan kurtarma ve eşref-i mahlukât olan insanın onurunu muhafaza etme adına…

  Kainatta cari olan diyalektik yasa gereği hayır ve şer orduları; Rahmanî ve şeytanî güçler bu satranç tahtası üzerinde hep bir mücadele içindedirler. (Rabbim bizleri de bu masa üzerindeki Rahmanîlerden eylesin inşallah.)

  Şeytan yüzeyseldir. Gördüğü bir satıhtır ancak. Derinliklere nüfuz edemez. Algılayışı iki boyutludur. Hazret-i Adem’i gördü ve onun “suretine” takıldı gözleri. Satıhı aşamadı. Eğer ondaki cevheri; ruhu görseydi o da secde edecekti Adem’e... Suretperestliğinin, iki boyutlu görüşünün kurbanı oldu. Üstadı Şeytan olanlar; derslerini ondan alanlar için de durum farklı değil. Yoktur Şeytanîlerin dünyasında derinlik… Yoktur gönül ve ruhla irtibatları… Herşey surettir, niceliktir onlar için. “Flatland”(*) de yaşarlar onlar. Üçüncü, dördüncü, beşinci… boyutlardan habersizdirler. Belki bir gün düşünür gibi gözüken robotları olacak. Bilgisayarları var aynı şekilde… Ama ne kadar gelişirlerse gelişsinler iki boyutu aşamayacaklar. Akl-ı meaş’ın dar sınırları içinde “çamura saplanmış eşek” gibi yuvarlanacaklar (Mevlâna). Şeytan’ın en büyük projesi olan Deccal’de tek gözlü değil mi zaten… İnsan derinlik boyutunu; üçüncü boyutu, iki göz ile görür ancak… Hakikatlerin çekirdekleri olan rakamlara bakışları gematrianın dar ve çarpık alanı ile sınırlıdır. Nefis ve bedenlerinin emrinde iki boyuta mahkum zavallılar…

  Rahmanîler ise nefis ve beden yanında kalb, ruh, sır, hafi, ahfa boyutlarına da vakıftırlar ve çok boyutlu görürler. Zira onlar “Müminin ferasetinden korkun. Zira o, Allah’ın nuru ile bakar.” sözüne mazhardırlar. Onların akıl fişleri gönül prizlerine takılı olduğu için 3,4,5,6 boyutlu görür bir akla, bir görüşe sahiptirler. “AKLEDEN KALPLERİ” vardır onların… Onların eğitildikleri satranç tahtası 6 yüzeylidir. Kabe’nin korunması bunlara emanet edilmiştir sanki. Zira Kabe 6 yüzlüdür. Şeytan ve avanesinin tek yüzeyli satrancına karşılık onlar 6 yüzeyli oynayabilecek bir donanıma sahiptirler. Gematriaya bedel cifir gibi semavî ilimler ile yetiştirilmişlerdir. Bunlar “Arifler”dir. 



Ama bu Arifler’in Şeytan ve kurmayları ile satranç masasına oturmadan evvel kendilerinin bitirmesi gereken bir başka satranç oyunu vardır. Bu oyunun oynandığı meydan Arif’in kendi enfüsüdür. Burada Şeytanîlere bedel Arif’in kendi nefsi vardır. Tabii nefsin suflörü olan Şeytan burada da aktiftir. Bu oyunun adı “Arifler’in Satrancı”dır. Bu oyunu bitirmeyen, afakta olan diğer satranç oyununa geçemez. Kurmaylardan olamaz.  Bu oyunu bitirdikten sonra 6 katlı satrancı; 6 yüzden oluşan o mübarek kübik yapının (Kabe’nin) sırlarını öğrenirler ve otururlar Şeytan ve kurmayları ile karşı karşıya… 


Şeytan’ın son amacı bu oyunda “Novus Ordo Seclorum”a; bizcesi “Karnuşşeytan”a (Şeytan Çağı) ulaşmak… Dünyanın en çok elden ele gezen materyali olan 1 doların arkasında bu oyunun şifrelerini verirler bizlere: Evi (Şeytan’ın) ve sisteminin sembolü olan tamamlanmamış bir piramit ve altında “Novus Ordo Seclorum” ve piramidin üstünde “Annuit Coeptis”; yani “başlanmışın tamamlanması” (Satrancın son hamlesi) yazılıdır. Bu tamamlanma ise, piramidin eksik kalmış üst kısmına yukarıdaki, içinde tek bir göz bulunan üçgenin oturtulması ile olacak. Bu onun kuruntusu. Ama ne yapalım, tek gözlü olduğu için ancak tek yüzeyle oynanan satrancı bilen bir oyuncu o...



Onun piramidi varsa bizim de korumamız gereken 6 yüzeyli Kabe’miz var. Kabe’nin sırlarının anlaşılması insanlığın bayrağının yeniden göndere çekileceğinin işaret ve emaresidir. Bundan sonra ki yazımızda satrancın bizcesinden ve hilâlîlerin bazı büyük satranç oyuncularından bahsedeceğiz. Bakalım Tunus, Mısır ve Libya’daki gelişmeler bu oyunda ne ifade ediyor?

Ha bir de unutmadan… Satranç tahtasında her bir oyuncunun kaçar taşı vardı?

 

 (*) Flatland: Rahip, öğretmen, okul müdürü, Shakespare ve Bacon uzmanı, dilbilim ve teoloji alanlarında ellinin üzerinde kitabın yazarı Edwin A. Abbot’ın önemli bir eseri.  

Tarık C.

tarkci@gmail.com



Bu yazı 9,259 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 28 Ekim 2018 2 Aralık 2014 Olayı
    • 20 Temmuz 2017 Ordan Burdan-15
    • 28 Haziran 2017 Ordan Burdan-14
    • 20 Haziran 2017 Ordan Burdan-13
    • 10 Mayıs 2017 Ordan Burdan-12
    • 22 Nisan 2017 Ordan Burdan-11
    • 21 Mart 2017 Ordan Burdan-10
    • 5 Mart 2017 Ordan Burdan-9
    • 8 Şubat 2017 Ordan Burdan-8
    • 25 Ocak 2017 Ordan Burdan-7
    • 28 Aralık 2016 Ordan Burdan-6
    • 25 Kasım 2016 Ordan Burdan-5
    • 28 Aralık 2015 Ordan Burdan-4
    • 5 Kasım 2015 Ordan Burdan-3
    • 5 Kasım 2015 Ordan Burdan-2
    • 10 Mart 2015 ORDAN BURDAN-1
    • 26 Kasım 2014 Surete Aldanmak
    • 14 Kasım 2014 Kalperenler
    • 1 Ekim 2014 Yol
    • 21 Ağustos 2014 Oxford’a “HAYIR!” Diyorum!

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,417 µs