En Sıcak Konular

Oktan Keleş



Oktan Keleş
19 Ocak 2012

Yeni Mekke: İki Film Birden



Yeni Mekke: İki Film Birden

 

 

İslam dünyasının şahdamarı Beytullah yani Kâbe ve çevresi, Yahudi Suudi Kral, Suud ailesince, Şeytanilerin planı doğrultusunda karanlığa hazırlattırılıyor.

 

Zahirden bakıldığında çok korkunç şeyler oluyor. “Derin Karanlık” kelimesi  tamamen Şeytani versiyon bir isimdir.

 

“Yahudi Suudi Arabistan Kralı, Şeytanilerin planını uyguluyor,” dedik. Mekke’yi, Las Vegas haline getiren; dev alış veriş merkezleri, dünyanın en yüksek saat kulesi vs. Mekke’nin tüm ruhaniyetini yok eden bu Şeytani mimari ve kulaklara üflenen meşhur tabir: Yeni Mekke…

 

Daha önce  Hollywood film sektörünün Yahudilerin elinde olduğunu açıklamış ve demiştik ki, “dünyadaki görsel ve psikolojik savaşın üssü Hollywood’dur.”

 

Mekke’deki bu Şeytani uygulamalarla ilgili olarak, Türkiye’deki tartışmalara baktığımızda; bazı ilahiyatçılar ve âlimler, “Mekke’de bu tür yapılar yapılmalı” bazıları ise “yapılmamalı” diyor. Bu konu üzerinde birçok tartışma sürüp gidiyor…Tartışmalar devam ededursun Ebrehe Filleri ile bir kez daha Kâbe’ye yöneliyor. Bu film, tüm dünya Müslümanlarının gözleri önünde oynanıyor.

 

Yazık ki, ve acı ki, dünyada bu kadar  İslâm ülkesinin liderlerinden bir tanesi bile bir söz söylemiyor. Çünkü birbirlerine düşürülmüş durumdalar. Onlar sanal baharlar yaşaya dursun, film son sahnesine doğru hızla ilerliyor…

 

Müslüman dünyanın tepkisizliği aslında oldukça ürkütücü. Osmanlı revakları bir bir sökülürken, Şeytan, sahneye ayrı bir rolle yeni bir senaryo koyduruyor: Kâbe’deki Osmanlı revaklarının söküm işini, Suudi Kral, Allah’ın hikmeti bu ya, bir Türk firmasına veriyor. Mesaj şu: “Kendi ellerinizle yaptıklarınızı, kendi ellerinizle yıkıyorsunuz.” İlerde olası bir tepki durumunda verecekleri cevapları şimdiden hazırlamışlar: “Yapmasaydınız, yıkmasaydınız.”

 

Birçok Yahudi firma Mekke’de cirit atıyor: Mescid-i Haram yani Müslüman olmayanların girmesinin kesinlikle  haram ve  yasak olduğu bir yerde gayri Müslimler ne arıyor? Özellikle bu Yahudiler Haremeyn bölgesinde ne arıyor? Hatırlayacaksınız, Daha öncede Kâbe baskını sırasında Mescid-i Haram’a, Fransız Lejyoner askerlerini sokan da yine bu zihniyetti.

 

 

Anlayacağınız, film devam ediyor…

 

 

Kâbe civarına, bu Şeytani yapıların, “yapılması iyi oldu” diyenlerin bahanelerine bakın: Neymiş efendim, “daha çok hacı tavaf yapacakmış, konfor içersinde 7 yıldızlı otellerde kalacaklarmış.” Üslubum sert olacak, kusuruma bakmayın, çünkü söz konusu olan Kâbe. Ölü toprağı serpilmiş belki bir kısım Müslümanların uyanmasına sebep oluruz.

 

Bre alçaklar! Allah Resulü (sav) 1400 sene önce,  50-60 derece çöl sıcağında, kıyamete kadar gelecek ümmeti için Hicret ederken; yanındaki can Ebubekir (ra) ve canım devesi bu ümmet için adım atarken, ellerinde 7 yapraklı hurma dalı bile yoktu, bırakın 7 yıldızlı oteli, konforu…

 

Tepkisizlere sözüm. Bu ümmet için Hicret eden “Allah Resulü (sav), arkadaşı Ebu Bekir Sıddık (ra) ve devesi” dedik. Bari o deve kadar olalım.

 

Yine bu yeni yapılanma için; “efendim çok kalabalık oluyormuş, ihtiyaçmış” diyenlere de bir çift sözüm var: Hıristiyan âleminin Vatikan’ı, kurulduğu günden bugüne kadar aynı meydana, alana sahip. Günde binlerce turistin ziyaret etmesine, senede milyonlarca turistin akmasına rağmen, onlar dahi; “Vatikan’ın kutsallığına, dokusuna zarar gelir”  diyerek, “Batılına” sahip çıkıyor da, size ne oluyor?

 

Kuran’ı Kerim’de açık Ayet var: “Hac, belli aylardadır…” İçtihat mı kalmadı da, Kuran’ın övdüğü, şehirlerin anası anlamındaki Mekke’ye saldırılmasına cevaz veriyorsunuz. Batıda kiliselerin yüksekliğinden daha yüksek bir yapı, “kiliseye saygısızlık olur” diye yapmazlar. Gökdelenler şehir dışındadır.

 

Beytullah’a yapılan bu saygısızlık, bu hakaret nedir? Yüzlerce kat yüksekliğindeki gökdelenden, otelden, hacılar aşağı, Beytullah’a bakacaklar, öyle mi?



İş makinalarına bir bakın, tıpkı Ebrehe'nin Kabe'yi yıkmaya gelen filleri gibi değil mi? Bunlarda  modern filler...


 


Hele Suud Kralı’nın sözlerine bakın: “Mekke dünyanın alışveriş merkezi, ticaret merkezi” olacakmış.  Tıpkı 1400 sene önce Ebu Cehiller’in, müşriklerin, Kâbe;  “ticaret merkezi olsun” diye yüzlerce put yaptığı gibi, bugün de “put binalar” yapılmaktadır. Ebu Cehiller aramızda…

 

Kâbe,  4 köşe duvarı, mütevazı bir örtüsüyle, dünyada Allah’a adanmış en mütevazı yapı olması da mı sizleri utandırmıyor?

 

Beytullah, teşbihte hata yok, Allah’ın evi manasında… Şuna kalkışıyorsunuz değil mi, şöyle diyorsunuz değil mi, sözüm onlara, bu işe bilmeden alet olanlara değil:

 

 “Ey Allah, senin evin bu, bak bir de bizim  yaptığımız 100 küsur katlı gökdelen evine.”

 

 Bir yerde Allah’ın evi, bir yerde sizin gökdelenleriniz, öyle mi? Bu meydan okumayı görmeyenler, “olanı biteni daha iyi anlasınlar” diye bilerek sert bir üslup kullanıyorum.

 

Geçenlerde, yurt dışından gelen bir arkadaşın yanındaki Hıristiyan misafiri gülerek şöyle demişti:

 

Yüz katlı, muazzam,  milyonlarca ışıklarla ışıklandırılmış gökdelenler varken, küçücük Kâbe’ye kim bakar, herkesin gözü, aklı bu yapılarda olur,” demişti.

 

Bu psikolojik bir algılamadır. Tavaf ederken bile herkesin gözü, ister istemez o yapılara takılacak. Bizi Hıristiyan’a, dosta düşmana güldürmekten utanmayanlar, sözüm sizlere!

 

Hele dünyanın en büyük saat kulesine ne demeli? Tıpkı Firavun’un Haman’a: “Bana bir kule yap” dediği gibi, Kuran’da geçen Ayet, bu mimarinin kimin ahlakı olduğunu açıkça beyan etmiyor mu?

 

“Gökdelen” ismine de lütfen dikkat! Yecüc ve Mecüc meselesinde anlatılan bir kıssayı hatırlayın: Yecüc ve Mecüc, her yerden dünyaya akın eder, istila eder, en sonunda başları şöyle der: “Yeryüzünü fetih ettik. Şimdi gökteki Allah’ınızı yok edeceğiz!” Eline bir ok alır ve göğe fırlatır: “İşte göğü deldim!”  der. Kıssanın devamını biliyorsunuz . Uzun uzun anlatmayayım…

 

Gökdelen’in kimin ahlakı olduğu da açıkça meydanda, değil mi?

 

Birtakım alçak Araplar, binlerce yıldan beri Türklere, Yecüc ve Mecüc demişlerdir. Kimin Yecüc Mecüc olduğu da ayan beyan ortaya çıkmıştır. En azından Yecüc Mecüc ahlakına kimlerin sahip olduğu belli olmuştur.

 

Türklerin, cennet mekân Sultanlarından 2. Abdülhamid Han, Hicaz Demiryollarını inşa ettiğinde, Medine’ye giden trenler, çok ses çıkarmasın, Habibullah (sav)’ın  ruhaniyeti müteessir olmasın diye, Medine’deki rayların altına keçe döşettirmiştir. İnceliğe, nezakete ve saygıya bakın.

 

Evet, Kâbe’nin dibine, dev gibi bir saat inşa edilmiştir. Ahir zamanın adeta kıyamet alametleri gibi .



 

Kuran’da hitap buyrulduğu gibi: (KIYAMET SAATİ YAKLAŞTIRILDI.)

 

Yine Yahudi Suud Kralı’nı savunanlar, şöyle diyorlar: “Ne var canım bunda, Müslümanların konforu” düşünülüyor. Peki sormazlar mı adama: “Arafat’a çıkan yollar niye bozuk, etraf niye pislik içinde?” İlk vahiy inen mağaranın yolu bile yok, maymunlar orada cirit atıyor. Maymunların sırrını da  size açıklayayım;  belgesellerde Hindistan’daki Budist tapınaklarındaki maymunları görmüşsünüzdür. Bu maymunlar, yollarda her yerdedirler. Gelen turistlerin çantalarını çalar, ısırır, zarar verirler. Birçok kişi bu yüzden korkar, oralara gitmezler.


 


 


  Aynı durum Mekke’de de yaşanmaktadır. Özellikle bayan hacı adayları, yaşlılar, çocuklar bu maymunlardan korktukları için, o kutlu yerlere yaklaşmazlar. Burada yaklaştırmama görevini dolaylı olarak maymunlar üstlenmiştir.



 

Hiç düşünmez misiniz, orda maymunların işi ne, nasıl o kadar üremişler, çoğalmışlar?

 

 Maymunlar orada ilk ne zaman görülmüştür? Osmanlı halifesine ilk kılıç çeken, alçak Şerif Hüseyin’in ikinci kuşaktan torunu İbni Abdullah… (devamını getirmiyorum.) Kendisine Yahudilerce hediye edilen bir çift maymunu, bilinçli olarak oraya salmıştır. Bunlar hep bilinçli bir şekilde, bugünkü manzaralar yaşansın diye yapılmıştır.

 

Yabancı film klasiği olan “Maymunlar Cehennemi” Mekke’deki hacılarca, her mevsim seyredilmektedir. Hacıların konforunu düşünüyorsanız, önce maymunları oradan temizleyiniz. Fakat bunu yapmazlar, çünkü asıl maymun Suudi Kralı. Maymun diyoruz, çünkü efendilerinin yani Şeytanilerin taklidini yaptığından dolayı. Bildiğiniz gibi maymun taklitçi bir hayvandır. Maymunların ne günahı var? Asıl o “maymun kral”  gitmelidir!

 

Hep söylemişimdir: İnsan maymundan gelmez, ama maymunların birçoğu insandan geldiğine şüphem yok. Kuran’da buyrulduğu gibi: ONLARI MAYMUNLARA ÇEVİRİVERDİK.

 

Bilindiği üzere Hac’da Şeytan taşlama yeri vardır. Bence Müslümanlar, bu saat kulesini taşlasınlar. Daha hayırlı bir iş yapmış olurlar.

 

Peki ya şuna demeli: İslam büyükleri, Hazreti Hatice’den tutun da Ebu Bekir (ra) ve daha birçok sahabenin evini bu maymun kralın sülalesi yıktırmıştır.Hele iki cihan Serveri (sav)nin evini yıkan alçaklara ne demeli? Birileri çıkmış şöyle diyor, “zaten o ev çoktan yıkılmış, arsası kalmış.” Bre utanmazlar, oradaki alana, arsaya da mı saygınız yok! Yecüc Mecüc  dediğiniz Türkler, Medine’de Hicret yıllarında Hz. Peygamber (sav)’in evinde kaldığı Hz. Eyüp El Ensari’nin İstanbul’daki makamına olan saygılarına baksınlar da utansınlar.

 

Ümmetin şimdi ayağa kalkması gerekmiyor muydu? Benim de sorduğum soruya bak .Bosna’da, Irak’ta, Filistin’de, Afganistan’da  milyonlarca Müslüman’ın kanı akılırken, kadınlarına tecavüz edilirken, ayağa mı kalkmışlardı? O gün nerdeyseler bugün de aynı yerdeler.

 

 En azından Türkiye’de dindar bir yönetim var, asıl ONE MİNUTE şimdi denmeli değil mi? Denmiyormuş meğer. Hadi bundan da geçtik,Türkiye’deki tarikatların, cemaatlerin ayağa kalkması gerekmiyor mu? Ama yazık ki, birkaç cılız ses dışında İslâm hep garip.

 

 İslamcı kanallar olarak bilinenlerin televizyonlarında, manken gibi spikerler, ağırladıkları erkek konuklara gülücükler dağıtarak, haberler sunuyorlar. Bu durum bana 28 Şubat’taki bir manzarayı hatırlattı: Aynı cenah, 28 Şubat döneminde şöyle demiyor muydu: “Laiklerin kanallarına bakın, süslü süslü kadınlar” deyip hakaret ediyorlardı. Haşa ben hakaret falan edemem. Onların hepsine saygım var. Ben yapılan çifte standardı vurgulamaya çalışıyorum. Dün eleştirdiklerinizi bugün siz niye yapıyorsunuz?

 

Ya şuna ne demeli: Yine bu İslami kanallarda; kadınların mahrem olan hallerinin gereksinimi olan ped, reklamlarda ellerde bayrak gibi sallanıyor: “Hey pediniz yok mu?” Ya faizli banka reklamların ne demeli? Örnekler daha da çoğaltılabilir…

 

En tuhafıma gidense, 28 Şubat’ta şöyle diyen bir cenah: “Laik Devlet, şeyhlere komplo kurup, koyunlarına kadın soktu.” Eee şimdi olanlara ne demeli?

 

Hani 28 Şubat’ta; “kahrolsun İsrail, Vatikan Şeytan’dır” diyenler? En azından sloganlar böyleydi.

 

 Bizim gönül Kâbe’miz çoktan yıkılmış…Tüm İslâm dünyası kendine gelmelidir! Hepimiz!

 

Vin Diesel’in başrollerini oynadığı “Derin Karanlık ve Riddick Günlükleri” filmlerinde  işlenen tema, gökdelenlerle inşa edilmiş YENİ MEKKE. Filmdeki diyalog aynen şöyle:

 

Filmin kahramanlarından birisi, Las Vegas görünümlü Mekke’ye şöyle diyor: “Yeni Mekke’ye gidiyorum!”

 

Tabir aynen böyle: YENİ MEKKE. Yazının ismi, Yeni Mekke, iki film birden dememizdeki gaye buydu.

 

Hollywood üssünde 2000 yılında Şeytanilerce  sahneye film olarak konuluyor ve bugünse gerçeği oynanıyor.

 

Efendileri emrediyor, maymunlar yapıyor.

 

Araplardan kastım, hepsi kesinlikle değildir. Türk Milleti bu konuda tepkisini ortaya koymalıdır. Fakat şu da unutulmamalıdır, her karanlığın sonu aydınlıktır. Allah’ın da bir planı vardır.

 

Kâbe’yi yıkmaya gelen Ebreheler’i ve yıkacak olan Habeşli köleyi, içimizde arayalım.

 

Şimdi soru şu: Tüm bu olumsuzlukları ahir zamanda yaşarken, yarın Hakk’ın Divan’ında sorguya çekilirken, vereceğimiz cevap bu mu olacak:



DUYMADIM, GÖRMEDİM,  BİLMİYORUM.

 

Yazı sert olduysa, şimdiden hakkınız helal edin.

 

Saygılarımla.

 

Oktan Keleş

 

oktankeles@gmail.com

onaltiyildiz@gmail.com

 

 

17 Aralık 2011








Bu yazı 12,949 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 12 Kasım 2019 KUR'AN'DA TÜRK İSİMLERİ
    • 7 Kasım 2019 Siyaset Eşeği
    • 4 Kasım 2019 Cumhurbaşkanı Gitmemeli!
    • 8 Ekim 2019 Trump Ürür, Türk Ordusu Vurur
    • 24 Ağustos 2019 Akdeniz Nükleer Tuzak mı?
    • 23 Mayıs 2019 Derin Analiz S-400, F-35 Meselesi
    • 31 Mart 2019 TERÖRİST BATI MEDENİYETİ VE ATEİZM
    • 19 Şubat 2019 ESKİ DÜNYA TASVİRİ
    • 4 Ocak 2019 Yapay Casus Zekalı Kulak Hırsızı
    • 30 Aralık 2018 Büyük Marketler Hastalık saçıyor
    • 27 Kasım 2018 Ata'ya Şikayet
    • 17 Kasım 2018 Bir Soru Bir Cevap
    • 26 Ekim 2018 Cemal Kaşıkçı Mesajı
    • 4 Eylül 2018 Gündem Değerlendirmesi
    • 27 Haziran 2018 Seçim Özel
    • 21 Haziran 2018 Çökerken
    • 7 Haziran 2018 Siyonizmin Trolleri, Üst Akılcılar
    • 24 Mayıs 2018 İşte Bu
    • 15 Mayıs 2018 Makariosun Çocuğu Mustafa Akıncı
    • 11 Nisan 2018 Kahrolsun Suudi Arabistancılık

    En Çok Okunan Haberler


    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,426 µs