Ey Türk Titre ve Kendine Dön

Ey Türk Titre ve Kendine Dön

Ey Türk Titre ve Kendine Dön.


5 Ağustos 2017 07:07
font boyutu küçülsün büyüsün


Ey Türk Titre ve Kendine Dön.


Titre ve kendine dön çünkü damarlarında ki asil kanda mevcut olan kudret, "Ne Mutlu Türküm" nidalarıyla tüm cihanı hatta yerleri ve göktekileri titretecek kadar muazzam bir güçtür.


Anlaşılması da anlatılması da zor şeyler yaşamış olduğumuz. Bu yaşananları çevremizdekilere  anlatmamız, bu olanlardan onları  haberdar etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Evet anlatması da anlaşılması kadar zor belki. Ama şükürler olsun ki Oktan hocamız oraya gitmeden önce yazdıkları ve anlattıkları ile bizleri o gün yaşadıklarımızı anlayabilecek bir düzeye getirmişti.Bu yüzdendir ki o gece yarısından sonra olanlar Sultanımızın yanımızda olmasından dolayı bizim için(!) sorunsuz geçti.


O kutlu güne gelmeden önce Kayseri'den yola çıkan 3 arkadaş Ankara'da Zafer hoca ile buluştuk. Ardından İzmir'e, değerli büyüğümüz Oktan Abimizle ve Kalperenlerle buluşmanın heyecanı ile köye vardık. Herkesle tek tek selamlaşıp hasret giderdik. Her zaman ki o sıcak sevgi ve saygının hissedildiği, gönüllerin birlendiği ortamda yine her zaman ki güzel sohbetler edildi. Hocamızın gönül pınarından düşen bilgileri nasibimiz yettiğince aldık. Düğün evi gibi gözükse de dışarıdan evet aslında bir düğün evi kadar mutluydu içeride bulunan Kalperenler. Sabah kahvaltı edilip ilçeye doğru büyük bir konvoyla yola çıktık. Oktan abimizin dükkanı görmeye gidilecek ardından Kopuz Ata’da geçen Tahtakale Camii görülecekti. Sonra köy evine geçip oğlak ziyafeti yapıldı.  Ardından araçlara geçip 80 kişi 22 araç konvoy halinde kamp alanına doğru yola çıktık. En önde sancağımızın bulunduğu araç Ötüken'e doğru yol almaya başladık.


Yolda çay molası için durduğumuz dağlar arasında yaklaşık 1000 metre rakım üzerinde ki göl görülmeye değerdi. Kısa süreli ama müthiş manzara eşliğinde içilen çaylardan sonra tekrar yola koyulduk. Yolda maalesef aracımızın arıza yapması sebebiyle konvoyun en arkasından gelip arkayı toplayan Bekir abi ve Zübeyir abi destek ekibi olarak yanımıza geldiler. Araçla yola devam edemediğimiz için 8 kişi Zübeyir abinin arabasında yolculuğumuza kaldığımız yerden eğlenceli bir şekilde devam ettik. Kamp alanına yaklaşınca diğer koldaşların araçları bıraktığı yere bizde aracı bırakıp çantalarımızı sırtlanıp havanın kararmasına yarım saat kadar kala dağın tırmanış için en elverişli yerinden yola koyulduk.


Bekir abinin direktifleri, Zübeyir abinin elinde elektronik nargilesi, Zafer hocanın semaveri ve hepimizin azmi ve kararlılığı içerisinde tepedeki diğer koldaşların yanında yerimizi aldık. Ben yamacı tırmandığım anda Sultanımızın elinde "Ok Yay" ile ava gittiğini gördüm. Bir süre sonra karanlıktan elinde bir tavşan ile geri döndüğünde şaşkındık,bir o kadarda şaşırmadık  aslında Okyay Kağandı sonuçta ifadesi ile etrafında toplandık Abimizin.

 

    


Av için yapılan duadan sonra koldaşlarımız eti ateşe bırakıp pişirmeye başladılar. Tavşanın iç organlarını da ileriye bırakılmasını onlarla tilki avlanacağını söyledi Sultanımız. Ocağımız kamlarından abilerim kopuz eşliğinde kam töreni yaptılar. Görülmeye değerdi, Ogün abinin kam davuluna her vuruşunda bir ürperti kopuyordu içimizde. Ayinden sonra Oktan hocam TRT için yapılacak belgeselin bir kısmı burda çekilecek demesiyle Türk'ün kadim tarihinden yine yeni bilgiler öğrendik.


Gökyüzünü izlemeye başladık ki bir süre sonra olanlar oldu… Bulunduğumuz yerin birkaç metre üstünde bir hareketlilik olduğunu fark ettik. Hemen doğrulup ne olduğunu anlamaya çalışırken tavşan ya da abinin avlayacağız dediği tilki olabileceği geldi aklıma. Ama fenerin tutulması ile toprak içerisinden çıkanları  gördüğümüzde herkes ayaklandı, ellerimiz bozkurt şeklinde hu zikrini çekmeye başladık. Tarif edilemez bir duyguydu bu. O sırada Sultanımızın tepkisini merak edip ona baktım ne oluyor anlamak için. İşte o anda hareketliliğin başladığı yere saniyeler içerisinde çıkışını izledim. Ne yapacağını merakla izlerken yanıp sönen fenerin tamamen açılması ile Kulbak Bilgenin yanı başında bulunduğunu gördük. O anlar görülmeye değer duygu yüklü anlardı. Bir süre o anları yaşarken ben Kulbak bilgenin yanında kırmızı kıyafetli bir diğer kişiyi gördüm. (Daha kimler neler vardı arka planda Oktan hocam söyledikçe öğrendik köye varınca.)


Neler olduğunu algılamaya çalışırken Kulbak Atanın asasını havaya kaldırıp selamlaması ile bu selama layık olabilme ümidiyle hep bir ağızdan huuu çekildi. O sesler şüphesiz yerde ve gökte bulunan dosta güç düşmana korku vermiştir!..

(O geceden benim için gözlerimi kapadığımda bile hala görmeye devam ettiğim o an inanın kelimelerle tarifi zor. Biz Kimiz? Kulbak Bilge bizim için ne dedi? Bizim görevimiz ne? Orda bizim bilmediğimiz ama arka planda yaşananlar neydi? gibi sorular akıllarda. İlerleyen zamanlarda cevaplarını alırız inşallah. )

Abinin aramıza gelmesi ile bize kesin ve ciddi bir şekilde verdiği komutlarla herkes yerlerine yatıp "gökte yaşanacak büyük savaşı" beklemeye başladı. Aralıklarla verdiği komutlarla bizlere bütün ışıkları kapatmamızı ses çıkarmamamızı ve yerde kalmamız gerektiğini söylüyordu. Birbirimizden ayrılmamamız ve karşımıza aniden çıkan şeyler olursa panik yapılmaması gerektiğini duyduk. Emirleri yerine getirmeye çalıştık.

Bir süre sonra Sultanımız ile birlikte aşağı doğru giden Kemal abinin dönüşte  sayıkladıkları bizleri hayrete düşürmüştü. '' Ne iğrençtiler! Her yerden iniyorlar! Yüzleri üçgen gibiydi! '' diyordu. Evet herkes tedirgindi ama emin olunan bir şey vardı ki SULTANIMIZ yanımızda, KULBAK ATAM çağlar öncesinden gelmiş, GÖKTÜRKLER  de o şerlilere karşı tedbir almışlardı. Biz olanları izlemeye devam ederken Oktan abinin içimizden birisinin Göktürkler tarafından alınıp geri getirileceği sözleri aklımızda, karşı tepelerde çok büyük projektörlerle yapılan aramaları, tepelerde ki uzay araçlarını izledik. Tam üzerimizde ise filmleri aratmayacak savaşlar yaşanıyordu. Tepelere inen araçlar ise bizleri arıyorlardı.. Daha sonra karşı tepeden gökyüzüne doğru sıçrayan kırmızı ışığın bir anda yok oluşunu izledim. Karşı tepeden haber verir gibi yanıp sönen o ışık ne anlama geliyordu? Sanki bir tür haberleşme şekliydi. Bütün bunların cevabını yakında alırız Sultanımızdan inşallah…

Ardından  abinin tekrar gidip aramıza dönmesi ile her şey hemen hemen eski seyrine dönmeye başladı. Neler yaşandığı hakkında her zaman ki gibi Sultanımızın başına  varıp onun anlatacaklarını dinlemeye başladık. Gerekenleri duyduk öğrendik. Erol Abimiz’in ‘tarihi bir ana şahitlik ettiniz bugünü yeri saati not edin’ demesi, Sultanımızın ciddiyeti yaşananların önemini dikkate alınması gerektiğinin vurgusuydu. Filmden alınmış bir sahne gibiydi yaşananlar ama orda 80 kişi canlı kanlı şahit tüm yaşananlara..!

Tüm bunlardan sonra sabah erken saatlerde bu kutlu tepeden ayrılık vakti gelmişti. Gerekli hazırlıklar yapılıp düzen içerisinde tekrar köy evine dönüş yapıldı. Yolda  evlerine dönüş yapacak Kalperenler ile vedalaşıldı. Aracımızın arızası nedeniyle Oktan ani ile birlikte kalıp ondan öğreneceklerimizin sevinciyle bir gece daha orada geçirdik. Yine yeni yeni bilgilerle ufkumuzu açıp yeni kitabın müjdesini aldık. Ayrıca Oktan abimizden biz gençlere ertesi gün için tömbeki ısmarlayacağım sözü hepimizi mutlu etmişti.


 Ertesi gün tömb
eki içilmesi için ilçeye varıldı. Ayrı bir havası bulunan o kahvede tömbekiler içildi, sohbetler edildi, ilgi çekici konular her zaman ki gibi anlatıldı büyüklerimiz tarafından bizlere. Allah razı olsun hepsinden.


Ve Oktan hocamın hadi herkes araçlara demesi ile ayrılık vaktinin sesi ve hüznü duyuldu bizlerde. Dönüş yolunda ise kafamızda, Ne oldu? Neler yaşadık? Neden oradaydık? Bundan sonra neler olacak? Çıkarmamız gereken sonuçlar neler? Bunlar üzerine konuşup  Ağabeyimizden gelecek emirleri beklemek üzere evlerimize vardık.
Başta Oktan hocama, Erol abime, Kalperenlere ve o gün orada bulunan Atalarımıza,

Eren Babalara ve GökTürklere selam olsun..


TENGRİ BİZ MENEN…


Mehmet Çağlıgöncü









Bu haber 3,822 defa okundu.





Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (7)
  • Ayşecik / 11 Ağustos 2017 14:36

    .

    Yüreğine sağlık kardeşim, çok güzel özetlemişsin yaşadıklarımızı, en kısa sürede bir araya gelme duasıyla. Sevgiler
  • Savaş / 7 Ağustos 2017 10:17

    Var Ol

    İnşAllah kendimize, özümüze dönmek ümidi ile
    NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE !
    Var Ol Sağ Ol yiğit kardeşim.
    Selam ve dua ile...
  • Salih oran / 5 Ağustos 2017 21:20

    Ötüken

    Sizlerden uzak olsam da. Aranizda bulunmasam da gonlum sizinle ve hepinizi cok kiskaniyorum. İnsallah birgun tum kalperenlerle yollarimiz kesişir tanismak nasip olur
  • ibrahim / 5 Ağustos 2017 20:55

    acayip

    Neden gizlice 2 fotograf cekemediniz... 80 kisiden bir kisi bile cekmemis... dusundurucu ???
  • Vedat / 5 Ağustos 2017 19:54

    80 kisi degil, 79 kisi, cunku 1 kisi alinmisti Gokturkler tarafindan. Gittiginiz dagin ismini verseydiniz GoogleEarth'ten arastirirdik.
  • Serpil / 5 Ağustos 2017 14:01

    Kalperen

    Neye gore kalperen olunuyor. Araniza nasil katiliniyor.
  • Ali Can / 5 Ağustos 2017 12:17

    Göktürkler

    Merhaba,
    diğer arkadaşların da yazdıkları gibi,sizinde gözlemlerinizi ,ilgi ile okuduk.
    Olylar,şaman ayininden sonra başlıyor.Sizler yeryüzünde olduğunuz halde,ayinle birlikte,değişik bir boyuta açılıyorsunuz bence.Yazılarıız için teşekkürler.
    Yazınızdan,bir cümlelik alıntı yapmak istiyorum.Bu bir çok kişinin de dileği sanırım.
    ''Bütün bunların cevabını yakında alırız Sultanımızdan inşallah…''






ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

En Çok Okunanlar