Gördüklerim, Yaşadıklarım

Gördüklerim, Yaşadıklarım

Gördüklerim, Yaşadıklarım


4 Ağustos 2017 08:21
font boyutu küçülsün büyüsün


28 Temmuz Tire gezisine gidemeyecek olmam beni çok üzüyordu.  Nasıl yapsam nasıl etsemde bu geziye katılsam diye düşünüp duruyordum. Çağrı yapılmıştı,  gitmesem olmazdı.  Ve bi şekilde nasip oldu.  28 Temmuz sabah 03:00 da Ercan havaalanına yola koyulduk ailecek.  Eşim ve üç kızım o saatte beni yolcu etmeye geliyordu Ötükene.  Dağ yolunu kullandık,  uygun bir yerde durup gökyüzünü seyre koyulduk,  tüm çıplaklığıyla oradaydı yıldızlar. Daha o andan belliymiş göksel bir şeyler yaşayacağımız. 

Sonra uçağım havalandı 06:00 da,  Türkiye semalarında henüz inişe geçmemişken bizden az yukarda parlayan bir cisim gördüm. Uçak sandım,  lakin iki tane olduklarında uçak olamıyacaklarını anladım.  Ne olduklarını bilemiyorum.

Ocağa vardığımda kimse yoktu o an.  Merdivenlere oturup beklemeye karar verdim.  O anda ılık bir esinti,  tatlı bir koku sardı etrafımı,  ve önümde bir kaç kişinin olduğunu,  bana hoşgeldin dediklerini hissettim.  Tabi ki kimse yoktu.

Bi zaman sonra Ogün,  Burak, Muhammet ve Çağrı canlar geldi ve çok geçmeden yola koyulduk,  sanki uçarak gidiyorduk sultanımıza,  Kalperen kardeşlerimize. Yolda gökyüzünde bulutlarda gördüğümüz siluetler,  yolculukta yanlız olmadığımızı bize söylüyordu.

Ve vardık sultanımızın yanına,  nede özlemişim pirimi,  koldaşlarımı. Sohbetler edildi,  yenildi,  içildi,  gelenlerle birbir hasret giderildi.  Sabah namazının ardından bir kaç saat dinlenmek için yatış pozisyonu aldık.  Canlar birbirlerinin omuzlarını yastık yaptılar.  4 göz oda iki sundurmaya 80 kişi sığdı.

Daha sonra ilçe merkezine hareketlendik.  Tahtakale camiği altında,  sultanımıza ait dükkanın önünde çaylarımızı yudumlarken,  çarşı esnafından çok tatlı bir amca,  o güzel gönlü ve sesi ile bize sefa geldiniz dostlar parçasının nakarat kısmıyla serenat yaptı.  Çok duygulandık.

Tüm hazırlıklar bittikten sonra Ötükene yola çıktık,  çok güzel yerlerden geçtik,  krater gölünde mola vererek çay keyfi yaptık,  gölde yemlenen balıkları seyreyleyerek.

Dağa doğru tırmandıkça eşsiz manzaralar gördük,  lakin birisi bizi oldukça şaşırttı.  Karşı tepe tamaçlarında ağaçların arasındaki yollar(derede olabilir,  ağaçsız kanallarda)  doğal bir IYI tamgasını bize gösterdi.

En nihayetinde araba yolculuğu sona erdi.  Artık tırmanma vakti.  Ne yalan söyleyeyim,  çıkacağımız yeri görünce emdişelenmedim değil.  Ama içimde bir güç dalgalanması oldu.  KORKMA dedi sanki biri bana.  Zaten kamp yerine ulaştığımızda hangi ara buraya geldik,  daha çıkmıyacakmıyız diye düşündüm. Bu arada tırmanma esnasında her birkaç metrede bir koca koca yılan delikleri görmemize rağmen,  kimsenin gönlüne korku düşmedi.

Kampımız kuruldu,  ateşimiz yakıldı,  bende yukarı çıkardığım teleskopla meşguldüm,  bi zaman sonra teleskopta bir sıkıntı olduğunu,  aynasının olmadığını fark ettik ve bu duruma çok üzüldük. Işıksız ortamda samanyolunu çok net göreceğimizi biliyorduk,  teleskop ile daha derinlere bakabilirdik.  İnşallah bidahaki sefere...

Bacıbeylerimizin hazırladığı sandiviçlerimizi yedik.  Sultanımız bir kaç kalperenle beraber tavşan avına çıktı,  oklarını ve yayını kuşanarak.  Ve zifiri karanlıkta kimselerin önünü bile göremediği bir noktayı nişanlayarak okunu fırtlatıp,  tavşanı indirmiş.  Bi baktık elinde tavşan geldi. Sonra Alirıza kardeşimiz ravşanı temizledi,  öncesinde sultanumızın bir ritueli oldu.  Aynı kızıl derililer ve aborjinlerin,  aldıkları canı kutsaması gibi. İçorganların ve diğer kısımların ayrı ayrı yerlere atılması söylendi sultanımız tarafından.  Biri kampın sağına ileri,  biri soluna ileri. Önümüz dik yamaç,  arkamız uçurum.

Çalgılar çalındı sohbetler edildi,  bir belgesel içim çekim bile yapıldı.  Türklüğü ve misyonu öğrenecek herkes. Ama öle ama böyle. Kam ayini ise muhteşemdi,  çok farklı bir ruh hali ile Ogün ve Alirıza ayini yaptılar. Gölgeleri yan yamaca yansıdı,  ne müthiş bir görüntü.

Sultanımız hepimizin uzanıp yıldızları seyre koyulmamızı söyledi,  ışıklar söndürüldü,  sesler kesildı.  Hafiften Hu zikrine başladık,  o arada Cenk ve Burak kardeşimiz kopuzlarını çalıyordu.  Sultanımız ayaklandı,  kopuzları daha hızlı çalmalarını söyledi ve önümüzdeki alana ışık tuttu.  Herkes artık oturur pozisyonda karşıya bakıyordu.  Bir çift göz parladı otların arasında,  tilki sandığım şey yavaş yavaş büyüdü,  kahverengi insani biri.  Daha sonra uzun simsiyah düz saçlı,  beyaz yüzlü biri belirdi.  Topraktan çıkıyordu bu zadlar.  O arada sultanımız yukarı çıkmıştı.  Elindeki ışık bir yanıyor bir sönüyordu.  En son yandığında Kulbak bilgemizi gördük.  Ne kadarda heybetli.  Havada rüzgar fazla olmamasına rağmen o aksaçlar nasılda dalgalanıyordu. Hu zikrimiz artık kurt ulumasına dönmüştü.  80 kurt yeri göğü inletiyordu. O esnada bir gözüm gökteydi ve ordaki hareketlilik artmıştı. O ana kadar arada sırada havada dolaşan uçak sandığım cisimler her yandan belirmeye başladı.  Bir tanesi çok yakın uçarak dibimizdeki tepeyenin orda kayboldu.  Sultanımız yanımıza geldiğinde,  birazdan müthiş bir savaş olacak gökte,  uzanın,  ışık yakmayın,  ses çıkarmayın ve herkes yanındakine her daim temasta bulunsun dedi.  Uzandık tekrar ve havada uçuşup duran cisimleri takibe koyulduk. Resmen havada it dalaşları oluyordu,  onlarca cisim havada.  İlerki dağ zirvesinde yoğunlaştılar ve ışıklar perlamaya başladı.  Cisimler aldıkları her darbede ışıklar saçıyordu etrafa. Belliki çok yoğun bi savaş oluyordu. Sultanımız Kemal kardeşimizle karanlığa yol aldı.  Geldiklerinde Kemal şokta gibiydi.  Her yerden iniyorlar,  bir görünüp bir kayboluyorlar,  zırh gibi elbiseler üçgen yüzleri vardı diyordu. Sultan herkese tekrar tembihledi.  Sessiizliği,  ışık yakmamayı ve birbirimizden ayrılmamayı. Aramızdan birini alabileceklerini,  kormamızı,  alınan olsa bile geri geleceğini söyledi sultanım.  Ben gözümü aşağı vadiye ve tepe sırtlara çevirdim. Karanlıkta emin olamadığım bazı hareketler gördüm.  Aynı zamanda göktede cisimler dolanmaya devam ediyordu. Ara ara metoorlar giriyordu atmosfere, ben onları meteor sanıyordum.   Ta ki birisi düşme esnasında yön değiştirene kadar.

Tehlike uzaklaştı sıgara serbest dediğinde sultanımız,  peşpeşe sıgaraları sıraladım.  Bi zaman sonra vadide bi uşık belirdi.  Sultanımız hedef küçültün hemen dedi.  Güçlü bi projektörle sağa sola bakınan bir araçtı.  Kısa süre sonra kayboldu. Karşı tepede bir iki ışık daha parladıktan sonra ortam sakinledi.  Herkes şoktaydı.  Bir şekilde sabah oldu ve inişe geçtik.  İnmek çıkmaktan zor geldi.  Acaba ordan hiç ayrılmak istemeyişimden mi? Sordum sultanımıza,  bu gördüklerimizin ne kadarını anlatabilecez çevremize diye.  Ruhsat sınırsızdı.  Arkadaşlarım akıl sağlığımdan şüphe ettiklerini hissediyorum.

Allaha şükürler olsun ki,  orada bulunup nasiplendik.  Önümüzdeki günler dahada yoğun geçecek.  İnşallah bizlere güvenenlerin yüzünü kara çıkarmayız.

Selam ve dua ile.

Murat Ateş 








Bu haber 2,145 defa okundu.





Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (5)
  • Kıbrıs Fatihi / 7 Ağustos 2017 20:02

    Yunus çav kardeşime

    Kıbrıs ufak yer, illaki bir gün karşılaşır muhabbet ederiz. Sosyal medya üzerinden birbirimize ulaşabiliriz. Zaten profil resmi ayen beyan ortadadır. Selam ve dua ile.
  • Yunus Çav / 6 Ağustos 2017 06:32

    Dua ve sevgi ile

    Murat ateş ağabeyim yazınızı bir nefeste okudum lakin tatmin olmadığımdan değil sürçi lisan etmek istemem ama bunu kıbrısta yüzyüze konuşmamız bir kere dahi olsa bana şahsen anlatmaniz mümkün müdür acaba istifade etmek isterim saygilarimla. Ben size ulaşamasam dahi sizin ulaşabilmenizi canı gönülden beklerim.
  • Günnur / 5 Ağustos 2017 21:02

    Ötüken'de olmak

    Kalperen sevdalısı olarak bende orda olmayı çok isterdim , yüreğim hep orda :( , imkanım olmadığı için aranıza katılamıyorum.. Lütfen başka şehirlere de derneklerinizi açın, aranızda olmak onur verici olur benim için..
  • alaca / 5 Ağustos 2017 00:23

    Teşekkür..

    Bu aydınlatıcı ve samimi duygularla yalın bir şekilde fakat bir o kadar da gerçekçi anlatım için çok teşekkür ederiz.
  • Savaş / 4 Ağustos 2017 12:38

    Kıbrıs

    Kıbrıs Fatihi koldaşım. duana canı gönülden ALLAH ALLAH

    Selam ve dua ile...






ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

En Çok Okunanlar